Etiket: av. selce maraş büken

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi nasıl yazılmalıdır, akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi ve adana boşanma avukatı yargıtay kararları avukat

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Dilekçesi

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasını daha önce incelemiştik. Ancak akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi konusuna geçmeden önce konu ile ilgili kısaca bilgi vermeyi faydalı buluyoruz. Ayrıntılı bilgi için makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Akıl hastalığı Türk Medeni Kanunu‘na göre bir boşanma nedenidir. Kanun’un 165. maddesinde eşlerden birinin akıl hastası olması nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesi halinde, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının sağlık raporuyla tespit edilmesi halini boşanma nedeni olarak saymıştır. Dolayısıyla akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi içeriğinde davalı eşin sağlık durumundan bahsedilmeli ve mahkemeden eşin durumunun sağlık raporu ile tespit edilmesi istenmelidir. Ayrıca akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi nde diğer eşin akıl hastalığı iyileşebilir durumda değilse davacının hayatını ne gibi sebepler dahilinde çekilmez hale getirdiğinin de anlatılması gerekir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Dilekçesi

…………….… NÖBETÇİ AİLE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI                                  : ………..………….…

VEKİLİ                                   : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI                                  : ………..………….…

KONU                                    : Akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi nin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

1.Müvekkil davalı ile ../../….. tarihinden bu yana evli olup, bu evlilikten … çocukları vardır. Taraflar … yıldır evli olmalarına rağmen, davalının son .. yıldır hal ve davranışları değişiklik göstermeye başlamış, bunun üzerine kendisine …/…/….. tarihinde şizofreni tanısı konmuştur. (Ek-1: Doktor raporu)

2. Müvekkil davalının sorumluluğunu üzerinde hissederek bakımı ve tedavisi ile ilgilenmiş ise de, davalının akıl hastalığı iyileşebilir durumda değildir. Davalının söz konusu akıl hastalığı iyileşmesi imkansız olmasının yanı sıra, müvekkilin ve çocuklarının hayatını çekilmez hale getirmiştir. Bu doğrultuda davalının hastalığı nedeniyle yaşanan ve müvekkilin hayatını çekilmez hale getiren, ortak çocukları …..’nın da psikolojisini alt üst eden olaylar dilekçemiz devamında ayrıntıları ile anlatılmaktadır.

3. …………………………………………………………………………………………………………………………

4. …………………………………………………………………………………………………………………………

HUKUKİ DELİLLER :

  1. Nüfus kayıtları,
  2. Hastane raporları
  3. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması,
  4. Tanık,
  5. Yemin,
  6. Uzman İncelemesi,
  7. Yargılamanın işine yarayacak her tür kanıt.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edildiği üzere;

  1. Tarafların TMK 165. maddesi gereği BOŞANMALARINA;
  2. Müşterek çocuk …….. doğumlu ……. ‘nın GEÇİCİ VELAYETİNİN VE DAVA SONUNDA VELAYETİNİN MÜVEKKİLE VERİLMESİNE,
  3. Müvekkil için, davalı aleyhine ………… TL MANEVİ TAZMİNATA hükmedilmesine;
  4. Dava sonucunda, YARGILAMA GİDERLERİ VE, AVUKATLIK ÜCRETİNİN DAHİ DAVALIYA YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Hukuk sistemimizde avukat ile temsilin zorunlu olmamakla birlikte boşanma davasında, adana boşanma avukatı ndan hukuki danışma hizmeti almanız en büyük tavsiyemizdir.

Boşanmada eşlerin birbirinden maddi tazminat veya manevi tazminat talepleri de olabilir. Boşanma davalarında, tazminatın belirlenmesinde eşlerin kusur durumu ve eşlerin maddi güçlerinin tam olarak ortaya konması önem arz ettiğinden bir adana boşanma avukatı aracılığıyla takip edilmesinde hukuki yarar olduğu görüşündeyiz.

İcra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi, ilamsız icra takibinde yetkili icra müdürlüğü ve yetkiye itiraz nasıl yapılır, yetkiye itiraz dilekçe örneği, adana icra avukatı

İcra Takibinde Yetkiye İtiraz Dilekçesi

İcra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi, takibin yapıldığı ilgili icra müdürlüğüne hitaben yazılır. Ancak icra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi örneği ne geçmede önce, yetkili icra müdürlüğü nasıl belirlenir sorusuna cevap vermek istiyoruz. İlamsız icra takibinde yetki genel hükümlere göre belirlenir. Nitekim İcra İflas Kanunu’nun 50. maddesine göre; “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.” Buna göre; ilamsız icra t10akiplerinin borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu icra müdürlüğünde yapılması gerekir. Aksi halde icra takibi yetkisiz icra müdürlüğünde yapılmış olacağından, icra takibinde yetkiye itiraz yani icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilebilir. İcra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi, tıpkı borca itiraz dilekçesi gibi ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 gün içinde verilmelidir.

İcra Takibinde Yetkiye İtiraz Dilekçesi

………… İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE

DOSYA NO : ……./………

BORÇLU GÖRÜNEN : …………………………………..

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : Müdürlüğünüzün yukarıda esas numarası verilen icra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi nin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müdürlüğünüzün ……./……… sayılı ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emri müvekkile …/…./….. tarihinde tebliğ edilmiş olup; yetkisiz icra müdürlüğünde yapılan icra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi ni arz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

ZİRA AÇILAN TAKİPTE …………….. İCRA MÜDÜRLÜKLERİ YETKİSİZDİR. BU NEDENLE YETKİYE İTİRAZ EDİYORUZ.

Müdürlüğünüzün ……./……… sayılı icra takibi ilamsız nitelikte olup, söz konusu icra takibinde borçlunun, Türk Medeni Kanun gereğince ikametgahı sayılan yerdeki icra daireleri görevli ve yetkilidir. Nitekim müvekkilin ikametgah adresi “……………………………….. Seyhan/ADANA” adresi olup, takibe yetkili icra müdürlüğü ADANA İCRA MÜDÜRLÜKLERİDİR. Müvekkil, hayatının hiçbir döneminde İzmir İcra Müdürlüklerinin yargı çevresi içinde yerleşimi olmamıştır, dolayısıyla takibin İzmir İcra Müdürlüklerinde başlatılabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu icra takibi yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılmış olup, bu nedenle icra takibinde yetkiye itiraz ediyoruz.

Borçlu Vekili
Av. SELCE MARAŞ BÜKEN

Borca itirazın süresinde ve usulüne uygun biçimde yapılmasında, bir adana icra avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Usulsüz tebligat nedir, usulsüz tebligat öğrenme tarihi, usulsüz tebligatın ispatı, tanıkla ispat, yazılı delil ile ispat, adana avukat selce maraş büken

Usulsüz Tebligat Nedir?

Tebligatın Kanun‘da belirtilen usullere uygun biçimde yapılması gerekir. Zira tebligat işlemlerinin usulsüz biçimde yapılması hak kayıplarına sebebiyet verebilir, hak arama özgürlüğünün ihlali anlamına gelebilir. Dolayısıyla usulsüz tebligat yani tebligat kurallarına uygun biçimde yapılmayan tebliğ halinde ilgilinin buna itiraz hakkı vardır. Bu makalemizde usulsüz tebligat nedir, usulsüz tebligatın ispatı nasıl yapılır, usulsüz tebligat tanık ile ispat edilebilir mi gibi soruları cevaplamaya çalışacağız.

Usulsüz Tebligat Nedir?

Usulsüz tebligat nedir sorusunun cevabı en basit anlatımıyla, tebligat kurallarına uygun yapılmayan tebligattır. Usulsüz tebligat kural olarak geçersizdir. Usulsüz tebligat halinde ilgilisine tebliğ yapılmamış sayılır.

Ancak tebligat usulsüz olsa dahi, ilgili kişi tebliği öğrenmiş yani muttali olmuş ise tebligat geçerli sayılır. Bu doğrultuda usulsüz tebligat halinde ilgilisinin usulsüz tebliği öğrenme tarihi, öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak esas alınır. Nitekim Tebligat Kanunu’nun 32. maddesine göre de; usulsüz tebligat öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak esas alınır. Düzenlemeye göre;Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.

Yine Tebligat Kanunu Yönetmeliği’nin 53. maddesinde usulsüz tebligat ile ilgili Kanun’a paralel bir düzenleme yapılmıştır. Düzenlemeye göre;  Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliği öğrenmiş ise geçerlidir. Aksi takdirde tebligat yapılmamış sayılır. Muhatap, her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alırsa ya da bunların içeriğini öğrenirse tebliği öğrenmiş sayılır. Muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Tebliğin usulüne aykırı yapılmış olması halinde, muhatabın tebliği öğrendiğinin ve bunun tarihinin iddia ve ispatı mümkün değildir. 

Usulsüz Tebligatın İspatı

Usulsüz tebligatın ispatı ancak yazılı delille mümkündür. Usulsüz tebligatın ispatı konusunda tanık dinlenemez.

Uulsüz tebligatın tanıkla ispatı mümkün değildir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2011/96 Esas, 2011/15379 Karar sayılı kararında da bu duruma değinilmiştir. Kararda özetle; “…H.G.K.’nun 12.2.1964 tarih ve 1967/172-107 Sayılı kararında da benimsendiği üzere öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez. Öte yandan satış ilanı tebliğ edilmeyen şikayetçinin dava açma süresi belirlenirken ihaleden haberdar olma durumu tanık dinleme yolu ile saptanamaz. ( HGK’nun 25.3.1998 tarih ve 1998/12-233-248 K. ). Tebligat Kanun’un 32. maddesinin uygulanabilmesi için öncesinde ilgilisine bir tebligat yapılması veya tebligat çıkarılmasına rağmen tebliğ edilemeden iade edilmesi gerekir. Somut olayda şikayetçiye satış ilanı tebliğe çıkarılmadığı için 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinin uygulanma imkanı da bulunmamaktadır. Bir başka mahkeme dosyasında icra müdürlüğünün tanıklığı doğrultusunda şikayetçinin ihale gününden haberdar olduğu gerekçesiyle istemin reddine de karar verilemez.” 

Ancak usulsüz tebligatın ispatı yani ilgilinin usulsüz tebligat muttali olduğu iddiası yazılı delil ile ispat olunabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2010/20009 Esas, 2011/1885 Karar sayılı kararında bu duruma değinmiş ve kararında özetle; “…7201 Sayılı Tebligat Kanununun 32. maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılır. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez. Bu durumda mahkemece tanık beyanları esas alınarak borçlunun satıştan haberdar olduğunun kabulü doğru değildir.”

Tebligat Hukuku ile ilgili olarak “21/2 Tebligat Nedir?” başlıklı makalemize buradan, “İlanen Tebligat Nedir?” başlıklı makalemize ise buradan ulaşabilirsiniz. Borçlunun Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesi uyarınca yapılacak mernis adresine tebligat talebine buradan ulaşabilirsiniz. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Mirasçılık belgesinin iptali dava dilekçesi örneği veraset ilamının iptali davasında kullanılabilecek dilekçe örneği makalemizde mevcuttur. Adana boşanma miras avukatı

Mirasçılık Belgesinin İptali Dava Dilekçesi

Bu makalemizde mirasçılık belgesinin iptali dava dilekçesi örneği paylaşılmaktadır. Makalemizdeki örnek dilekçe mirasçılık belgesinin iptali yani veraset ilamının iptali dava dilekçesi olarak kullanılabilecek niteliktedir. Ancak açılacak davalarda mirasçılık belgesinin iptali dava dilekçesi somut olayın özelliklerine göre uyarlanmalı ve o olaya özel olarak hazırlanmalıdır.

Mirasçılık Belgesinin İptali Dava Dilekçesi

ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI                                                 :

VEKİLİ                                                  : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI                                                :

KONU                                                  : Müvekkilin annesi mirasbırakan ………’nın davalıların biyolojik annesi olmaması nedeniyle Adana ….. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ……. Esas,……. Karar sayılı kararı ile çıkarılan VERASET İLAMININ İPTALİ ile YENİDEN MİRASÇILIK BELGESİ DÜZENLENMESİ talebimizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müteveffa ………….. (TC: ………….) …/…./…….. tarihinde vefat etmiş olup, müvekkilin annesidir. Müteveffanın müvekkil dışında isimleri ……………. ve ………………. olmak üzere toplam 3 biyolojik çocuğu bulunmaktadır. Müteveffa Adana ….. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ……. Esas ……. Karar sayılı kararı ile çıkarılan veraset ilamında geriye mirasçı olarak sadece çocukları kaldığı ancak 3 değil, 5 adet mirasçısının bulunduğu görülmüştür. (Ek-1)

Bu doğrultuda, müteveffanın ilk eşinin önceki gayriresmi eşi ……..’dan olma çocukları davalılar …… ve ……….’in de müteveffanın nüfusuna kaydedildiği fark edilmiştir. Bu nedenlerle Adana ….. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ……. Esas ……. Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali için Sayın Mahkemenizde iş bu davayı açmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Zira her ne kadar söz konusu mirasçılık belgesinde müteveffanın 5 -mirasçısı var olarak görünmekte ve miras da bu doğrultuda 5 paya ayrılmaktaysa da, bu durum nüfus kayıtlarında yapılan bir hata nedeniyle ortaya çıkmıştır. Bu hususta nüfus kaydının düzeltilmesi için Adana … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/….. Esas sayılı dosyasında dava açılmış ve devam etmektedir.

HUKUKİ DELİLLER    :Adana ….. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ……. Esas ……. Karar sayılı sayılı kararı ile çıkarılan veraset ilamı, Kolluk araştırılması, Nüfus kayıt örnekleri, Hastane raporları, Keşif, Bilirkişi incelemesi, Tanık, Yemin, Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM     : Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, DAVAMIZIN KABULÜ ile, Müvekkilin annesi mirasbırakan ………’ın davalılar ……… ve ………..’in biyolojik annesi olmaması nedeniyle Adana ….. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ……. Esas ……. Karar sayılı kararı ile çıkarılan VERASET İLAMININ İPTALİ ile YENİDEN MİRASÇILIK BELGESİ DÜZENLENMESİNE; yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara tahminiline karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Terditli dava dilekçesi nasıl yazılır, terditli dava nedir, dava dilekçesi içinde neler yer almalıdır, terditli dava dilekçesi örneği makalemizde yer almaktadır, adana avukat

Terditli Dava Dilekçesi Örneği

Terditli dava hukuk sistemimizde sıklıkla kullanılan bir dava türüdür. Kısa ve öz bir tanımını yapmak gerekise terditli dava, davacı aynı davalılara karşı ileri süreceği iki ayrı talebini tek bir davada dile getirmesidir. Dolayısıyla aynı terditli dava dilekçesi içinde iki ayrı talep mevcuttur. Birincil talebin yerine getirilmesinin imkansız olduğunun anlaşılması durumunda devreye girecek ikincil bir talep de davaya eklenir. Bu makalemizde terditli dava dilekçesi örneğine yer almaktadır. Söz konusu dilekçe örnek mukabilinde, terditli dava dilekçesi nasıl yazılır sorusuna genel bir cevap olabilecek niteliktedir. Bu nedenle açılacak terditli dava dilekçesi somut olayın özelliklerine göre uyarlanarak özel olarak hazırlanmalıdır.

Terditli Dava Dilekçesi Örneği

ADANA …………….. MAHKEMESİ’NE

DAVACI                                                 :

VEKİLİ                                                  :

DAVALI                                                :

KONU                                                  : Davalıdan satın alınan ……….’nın müvekkile teslimine; bunun mümkün olmaması halinde satış bedeli olarak ödenen ……….. TL’nin ödeme tarihi olan …/…./….’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebimizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkil davalı …………………….’dan ……… marka ………… model  ……….. satın almıştır. (Ek-1: Satış Sözleşmesi) Satış bedeli olarak ………. TL .…/…./…….. tarihinde banka kanalı ile ödenmiştir. (Ek-2: Dekont) Davalı Ek-1’de sunulan sözleşmede de sabit olduğu üzere; satın alınan ürünü müvekkile 15 gün içinde teslim edeceğini bildirmiş ancak geçen sürede teslimat gerçekleştirilmemiştir. Davalı müvekkili bir süre oyalamış, daha sonrasında ise telefonlarına dahi çıkmamaya başlamıştır. Bu nedenle, davalıdan satın alınan ……….’nın müvekkile teslimine; bunun mümkün olmaması halinde satış bedeli olarak ödenen ……….. TL’nin ödeme tarihi olan …/…./….’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili için iş bu davayı açmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER    :  …/…/……. Tarihli satış sözleşmesi, …./…./……. Tarihli ödeme dekondu, banka kayıtları, tanık, bilirkişi incelemesi, yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM     :Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıdan satın alınan ……….………’nın müvekkile teslimine; bu mümkün satış bedeli olarak ödenen ………….. TL’nin ödeme tarihi olan …/…./….’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
……………………………..

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında makalemizdeki örnek nüfus kaydının düzeltilmesi dilekçesi somut olaya uyarlanarak kullanılabilir, adana avukat

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Dilekçesi

Bu makalemizde nüfus kaydının düzeltilmesi dilekçesi örneğine yer veriyoruz. Bilindiği üzere nüfus kaydının düzeltilmesi davalarının uygulama alanı oldukça geniştir. Dolayısıyla makalemiz devamında verilen nüfus kaydının düzeltilmesi örnek dilekçe niteliğinde olup, açılacak davada somut olayın özelliklerine göre yorumlanmalı uyarlanmalıdır. Verilen dilekçe yaş küçültme talebine ilişkindir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davaları ile ilgili ayrıntılı bilgi için buradan ilgili makalemizi inceleyebilirsiniz.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Dilekçesi

…………….… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI                                  : ………..………….…

VEKİLİ                                   : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI                                  : 

KONU                                     : Müvekkilin yaşının düzeltilmesine ilişkin nüfus kaydının düzeltilmesi talebimizi içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkilimiz …………………… …/…./…… tarihinde ……………. ili/ilçesi ………….. köyünde evde doğum sonucu dünyaya gelmiştir. Müvekkilin ailesi köy yerinde yaşamakta olduğundan, o dönemki maddi imkansızlıklardan ötürü nüfus kaydı oldukça geç yapılmıştır. Müvekkilin evde doğması ve nüfus kaydının geç yapılması nedeniyle gerçek doğum tarihi …/…./…… olmasına rağmen kayıtlarda …/…./…… tarihi olarak işlenmiş dolayısıyla müvekkil gerçek yaşından … yaş küçük görünmektedir.

Müvekkil yaşının küçük görünmesi sebebiyle maddi manevi pek çok zorluk yaşamaktadır.

Türk Medeni Kanunu‘nun 39. maddesi “Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz” hükmüne amirdir. Bu nedenlerle, müvekkilin yaşıtları ile birlikte hareket edebilmesi, aynı duyguları aynı zamanda ve derecede yaşayabilmesi için müvekkilin yaşının ……. olarak düzeltilmesini talep etmek zorunluluğumuz doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER       : Türk Medeni Kanunu

HUKUKİ DELİLLER          : Nüfus kayıtları, hastane raporları, tanık, yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ ve İSTEM             : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde müvekkilin gerçek doğum tarihi …/…/…… olduğundan nüfus kaydındaki yaşının …. olarak düzeltilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukatı olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, deliller, babalık davası aile mahkemesi asliye hukuk DNA testi, tanık, nüfus kaydının anne açısından düzeltilmesi, adana avukat

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Nedir?

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası Türk Medeni Kanunu’nun 39. maddesi uyarınca açılan davalardır. Nitekim Kanun’a göre; Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. Bu nedenle nüfus kaydındaki değişiklerin dava yoluyla yapılması gerekir. Bu durumda nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılabilir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davası çocukların gerçek anne babası dışındaki kişilerin nüfusuna kaydedilmesi veya sicilde yapılan hata nedeniyle farklı kişilerin nüfusuna kaydedilmesi gibi hallerde karşımıza çıkmaktadır. Nüfus kaydının yanlış tutulması hem nüfus kaydı yanlış tutulan kişi hem de karşı tarafın mirasçıları bakımından önemli hak kayıplarına sebebiyet verebilmektedir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasını Kimler Açabilir?

Çocuğun anne ve/veya babası haricindeki kişilerin nüfus siciline kaydedilmesi halinde nüfus sicilinin düzeltilmesi davası, ilgili resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları, nüfusa yanlış kaydedilen çocuk veya mirasçıları, biyolojik anne ve/veya baba veya bu kişilerin mirasçıları, nüfusta anne ve/veya baba olarak kayıtlı bulunan kişiler veya bunların mirasçıları tarafından açılabilir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Kime Karşı Açılır?

Davalı tarafında ise Nüfus Müdürlüğü, nüfusta anne ve/veya baba olarak kayıtlı bulunan kişiler ile onların mirasçıları, biyolojik anne ve/veya biyolojik baba veya onların mirasçıları, nüfusa yanlış kaydedilen çocuk veya mirasçıları olabilir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası nda davacının yerleşim yerinde bulunan asliye hukuk mahkemeleri yetkili ve görevlidir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasında Deliller

Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında deliller her türlü olabilir. Davada davacı iddiasını kanuna uygun olan her türlü delil ile ispat edebilir. Hastane doğumu olması halinde doğum raporu veya doğum protokol defterleri önemli bir delil aracıdır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davası nda en çok başvurulan delillerden biri de tanıkların ifadesidir. Çocuğun gerçek anne babasının ortaya çıkarılması bakımından bu hususta bilgi sahibi olan tanıkların dinlenmesi davaya katkı sağlayacaktır. Nüfusuna kaydedilen anne-baba ile çocuk arasında afaki yaş farklarının bulunması hali de Yargıtay tarafından delil olarak ele alınmaktadır.Yine sıklıkla kullanılan delillerden biri de elbette DNA testidir.

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası ile İlgili Yargıtay Kararları

“…Maddi olayı açıklamak taraflara hukuki niteleme ise hakime ait olup somut olayda istem gerçeği yansıtmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğundan ve Türk Medeni Yasası’nın 291. maddesinde belirtilen soybağının reddi ile bir ilgisi bulunmadığından, davacının mevcut nüfus kaydı sebebiyle mirasçılıktan kaynaklanan hakları zedeleneceğinden böyle bir davayı açmaya hakkı bulunmaktadır. Ancak eldeki davada miras hukukundan doğan hakları etkilenecek diğer mirasçıların tespit edilip davaya dahil edilmesi ile tarafların kabulleri ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.” (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2014/10730 E, 2014/15092 K)

“Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararında; davalı Beşir, evlilik dışı birliktelik yaşadığı kadından olan çocuğunu nüfusta resmi nikahlı eşi Bediha’nın üzerine kaydettirmiş, daha sonra taraflar boşanmış ve bir süre sonra da Bediha ölmüştür. Bediha’nın mirasçıları dava açarak nüfus sicilinin düzeltilmesini talep etmiştir. Yargıtay kararında; tarafların boşanma davasında müşterek çocuklarının bulunmadığına ilişkin beyanlarına, hastane doğum protokol defterinde çocuğun anne adının Yasime olarak yazılıp, üstünün çizilip Bediha isminin yazılmasını, çocuğun doğum tarihi itibariyle Bediha’nın 49 yaşında olmasını ve bu yaşta bir kadının doğum yapmasının pek varit görülmeyeceği yönündeki Adli Tıp Kurumu raporuna istinaden sicilin düzeltilmesi yönünde karar vermiştir. (ÖKTEM ÇEVİK, 2016; HATEMİ/KALKAN OĞUZTÜRK, 2015)”

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası

“…Soybağına ilişkin hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 282. maddesi ve devamında düzenlenmiş olup Aile Mahkemelerinin görevi kapsamındadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinde düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesi davalarına ise asliye hukuk mahkemesinde bakılır.

Asliye Hukuk Mahkemesi, genel nitelikli mahkeme olup, aksine bir düzenleme bulunmadıkça, dava konusunun miktar ve değerine bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davaları görmekle görevlidir. Aile Mahkemesi ise özel kanununda kendisine verilen davalara bakmakla görevli özel nitelikli bir mahkemedir. Genel nitelikli bir mahkeme ile özel nitelikli bir mahkemede görülmesi gereken iki ayrı davanın birlikte açılması halinde, her iki davanın birlikte görülmesi gerekli ise, özel nitelikli mahkemede davaların görülüp sonuçlandırılması gerektiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.03.2012 tarih ve 2011/2-775-116 sayılı içtihadı ile benimsenmiştir.

O halde, her iki davanın birlikte açılması halinde, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi değil Aile Mahkemesi olacağından, kamu düzenine ilişkin olan bu hususun re’sen dikkate alınarak mahkemece davaya aile mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası incelenerek davanın kabulü doğru görülmemiştir.” YARGITAY 18.HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2013/15197, Karar Numarası: 2013/15520, Karar Tarihi: 14.11.2013

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu makalemizde çocuğun velayeti nasıl alınır, velayet her zaman anneye verilir mi, çalışmayan kadına velayet verilir mi, velayet babaya verilebilir mi sorularına cevap bulmaya çalıştık.

Çocuğun Velayeti Nasıl Alınır?

Bu makalemizde özetle çocuğun velayeti nasıl alınır sorusuna cevap bulmaya çalışacağız. Boşanma davalarında en sık karşılaştığımız sorun hem annenin hem babanın ortak çocuklarının velayetinin kendisine verilmesini istemesidir. Bu durumda çocuklar da boşanma davasının çekişme konularından biri haline gelmekte, her iki taraf da çocuğun velayeti nasıl alınır sorusunu sormaktadır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, çocuğun velayeti nasıl alınır sorusunun cevabı anne veya babanın özelinde değildir. Önemli olan çocuğun hangi ebeveyninin yanında bilişsel ve maddi varlığını daha iyi idame edeceğidir. Bu noktada da daha önceki makalelerimizde sıklıkla üzerinde durduğumuz çocuğun üstün yararı ilkesi ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla çocuğun velayeti nasıl alınır sorusu teknik olarak yanlış bir sorudur, zira çocuğun velayeti alınmaz; çocuk üstün yararı hangi ebeveyninin yanında kalmasını gerektiriyorsa velayet ona verilir. Bu hususta ayrıntılı bilgi almak için adana boşanma avukatı olarak kaleme aldığımız diğer makaleleri inceleyebilirsiniz.

Velayet Hakkı Nedir?

Velayet hakkı evlilik devam ettiği sürece hem anne hem baba tarafından kullanılan, evlilik sona erdikten sonra da çocuğun korunması bakılması vb ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için eşlerden birine tanınan bir haktır. Yine boşanma davasında veya boşanma davasından sonra da ortak velayet şeklinde velayet hakkının devam ettirilmesi mümkündür. Bu durumda velayet hakkı sadece anneye veya babaya verilmez. Ortak velayet kararı verilmesi halinde çocuğun velayet hakkını anne baba tıpkı evlilik birliği devam ederken olduğu gibi birlikte kullanırlar. Boşanma davasında ortak velayet hususunda ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Çocuğun Velayeti Nasıl Alınır?

Çocuğun velayetini alabilme en önemli şartı çocuğun üstün menfaatinin velayetini isteyen ebeveyninin yanında kalmasını gerektirmesidir. Dolayısıyla çocuğun velayeti nasıl alınır sorusunun cevabı tarafların boşanma davası sırasında çekişme konusu yaptıkları olaylar değildir. Yani evlilik birliği devam ettiği sırada anne ve baba arasında yaşanan olumsuz olaylar, tarafların kusur durumu, zina vb hususların çocuğun velayetinin değerlendirilmesinde etkisi yoktur. Ancak elbette her somut olay birbirinden farklı özellikler taşığı için her dosyanın münferit değerlendirilmesi, somut olayın şartlarına göre yorum yapılması gerekir. Normalde eşlerin birbirlerine karşı yönelttikleri fiiller, kusur durumu vb velayet davasında dikkate alınmazken; bu kusurlu davranışlar çocuğa da sirayet ediyorsa bu durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Velayet Her Zaman Anneye Mi Verilir?

Yine velayet davalarında sıklıkla karşımıza çıkan ve özellikle babalar tarafından sorulan sorulardan biri velayet her zaman anneye mi verilir sorusudur. Yargıtay’a göre küçük yaştaki çocuğun anne bakım ve şefkatine muhtaç olacaktır. Bu nedenle yüksek yararı aksini gerektirmediği sürece yaşı küçük olan çocuğun velayeti anneye bırakılmalıdır.  Ancak elbette bu durum kati bir kural anlamına gelmemektedir. Örneğin alkol veya uyuşturucu bağımlılığı olan dolayısıyla çocuğa bakamayacak durumdaki anneye veya çocuklarını terk eden anneye velayet hakkının tanınması çocuğun üstün yararı ilkesine uygun düşmez. Dolayısıyla çocuğun velayetinin anneye verilmediği durumlar da söz konusu olabilmektedir.

Velayet Babaya Verilebilir Mi?

Velayet her zaman anneye mi verilir sorusunun altında da belirttiğimiz gibi, velayetin babaya verilmesi de mümkündür. Çocuğun üstün menfaati babasının yanında kalmasını gerektiriyorsa velayet babaya verilebilir. Yine idrak kabiliyetini kazanmış çocuğa kimin yanında kalmak istediği de sorulabilir. Çocuğun babası ile kalmak istediğini söylemesi, çocuğun babası ile kalmasının daha menfaatine olması, annenin çocuğa bakamayacak durumda olması veya çocuğun velayetini istememesi vb durumlarda velayet hakkı babaya verilebilir.

Çalışmayan Kadına Velayet Verilir Mi?

Velayet davasında mühim olan çocuğun yararı ve çocuğun korunmasıdır. İnceleme konusu yapılan husus çocuğun hangi ebeveyninin yanında bedensel ve ruhsal gelişimini daha iyi sağlayacağıdır. Bu bağlamda velayeti alacak tarafın maddi durumundan ziyade çocuğa nasıl bakacağı önemlidir. Dolayısıyla çalışmayan kadına velayet verilir mi sorusunun cevabı da evet olabilmektedir. Zira çocuğun bakım ve yetiştirilme yükümlülüğü çalışmayan kadına yüklense de, velayeti alamayan babanın da çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğü devam etmektedir. Kadın çalışmıyor olsa bile evliliğin sona ermesi nedeniyle yoksulluğa düşecekse kendisi için yoksulluk nafakası çocuğu için de iştirak nafakası talep edebilir.

Velayetin Değiştirilmesi Davası Açılarak Çocuğun Velayeti Alınabilir Mi?

Dolayısıyla çocuğun velayetini alan tarafın çocuğun menfaatine aykırı hareket etmesi halinde velayetin değiştirilmesi davası mümkündür.  Velayet Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesinde düzenlenmiştir. Yani boşanma davasından sonra velayeti alamayan eşin daha sonra velayetin değiştirilmesi davası açması mümkündür. Velayetin değiştirilmesi dava dilekçesi örneğine buradan ulaşabilirsiniz.

Her velayet davasının da boşanma davasının da kendi somut şartları içinde değerlendirilmesi gerekir. Velayet ve boşanma hususunda mahkemeler birçok etkeni değerlendirmekte, birçok konuya dikkat etmektedirler. Adana velayet avukatı hakimlerin velayet davalarında değerlendirdikleri birçok kıstas ve konuları bildikleri için başarılı davalar yürütebilmektedirler.

Vasi tayini dilekçe örneği ne makalemizde yer veriyoruz. Vasi tayini dava dilekçesi örneği olarak da bilinen dilekçe örneği içeriğimizde, adana avukat

Vasi Tayini Dilekçe Örneği

Vasi tayini dilekçe örneği ne makalemizin devamında yer verilmektedir. Vesayet yani  yaş küçüklüğü ve kısıtlılık nedeniyle kişiye vasi atanması Türk Medeni Kanunu’na göre mümkündür. Vesayet davasında yargılama usulü  Medeni Kanunun 409. ve 410. maddesinde düzenlenmiştir. Vesayet davasında görevli ve yetkili mahkeme kısıtlının yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için “Vesayet Nedir?” başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz. Açılacak vesayet davasında makalemizde yer verdiğimiz vasi tayini dilekçe örneği yani vasi tayini dava dilekçesi kullanılabilir.

Vasi Tayini Dilekçe Örneği

…………….… SULH HUKUK MAHKEMESİ’NE

VASİ TAYİNİ TALEP EDEN   : ………..………….…

VEKİLİ                                   : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU                                     : Müvekkilin oğlu/eşi/annesi ……………….’ne vasi tayini talebimizi içerir dilekçemizdir. 

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkilin oğlu/eşi/annesi  ……………….. TC kimlik numaralı …./…../….  Doğum  tarihli ………………… hakkında ……………………. tarafından düzenlenen ekli sağlık kurulu raporu ile ……. Oranında engelli olduğu tespit edilmiştir. Müvekkilin oğlu/eşi/annesi  …… engeli nedeniyle günlük hayatını idame ettirememekte, zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Bu nedenle müvekkilin ……………….’e vasi tayin edilmesi için iş bu davayı açmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur. nedeni ile günlük yaşam içinde zaruri ihtiyaçlarını tek başına gidermesi mümkün olmadığından, huzurdaki iş bu davanın açılması zarureti doğmuştur.

HUKUKİ DELİLLER                           :  ……… Hastanesinden alınan …./…./…… tarihli sağlık raporu, hastane kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM                            : Müvekkilin ……………….. TC kimlik numaralı …./…../….  Doğum  tarihli …………………’ın tasarrufları yapabilmesi için müvekkilin  vasi olarak tayin edilmesini  saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Vesayet davası iyi takip edilmesi gereken teknik bilgi ve birikim isteyen davalardır. Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat, boşanma, velayet, nafaka, tazminat, vesayet  işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

HAGB kararına itiraz dilekçesi, örneği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz dilekçesi örneği, adana ceza avukatı, HAGB kararina itiraz

HAGB Kararına İtiraz Dilekçesi

Bu makalemizde HAGB kararına itiraz dilekçesi örneği ne yer vereceğiz. Ancak önce HAGB yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedir sorusunu cevaplamakta fayda görüyoruz. Ceza mahkemesi, mahkumiyet kararı vermekle birlikte, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde sayılan şartlar sanık nezdinde gerçekleşmiş ise bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yani HAGB kararı ile birlikte sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.  Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbirlerine hükmedilebilir. Sanık denetim süresi içinde yeni bir suç işlemez ve öngörülen tedbirlere uygun davranırsa, düşme kararı verilir. Ayrıntılı bilgi için buradan ilgili makalemizi okuyabilirsiniz.

HAGB kararı verilmesi halinde kararın istinaf edilmesi mümkün değildir. Ancak HAGB kararına itiraz edilmesi mümkündür. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/12. maddesine göre; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. HAGB kararına itiraz dilekçe ile yapılır. HAGB kararına itiraz dilekçesi için makalemizin devamında yer verdiğimiz dilekçe örneği kullanılabilir.

HAGB Kararına İtiraz Dilekçesi

……….. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
…………………………….. MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO : …../…… Esas  …../……. Karar

SANIK: …………………………

MÜDAFİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : …………. Mahkemesinin …../…… Esas  …../……. Karar …/…/…… tarihli duruşmasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz dilekçemizdir. 

AÇIKLAMALARIMIZ

……… Ceza Mahkemesi’nin …./…… Esasa kayıtlı görülen dosyasında, …/…./……. tarihli duruşmada müvekkil sanığın üzerine “……………” suçu dolayısıyla CEZALANDIRILMASINA karar verilmiştir. Müvekkil hakkında verilen ceza, kendisinin şahsi ve sosyal durumu, suç tarihinde sabıkasız oluşu, maddi zararın giderilmiş oluşu göz önüne alınarak CMK’nın 231/5. maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA ve 5 YIL SÜREYLE DENETİME TABİ TUTULMASINA karar verilmiştir. Verilen karar tarafımıza tefhim edilmiş olup, bu nedenle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Şöyle ki;

  1. ……………………………………………………………………………………………………………………………………
  2. ……………………………………………………………………………………………………………………………………
  3. ……………………………………………………………………………………………………………………………………

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde, müvekkil sanık hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararına karşı itirazlarımızın kabulüne karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz.

Sanık Müdafi
Av. Selce MARAŞ BÜKEN


Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.