Kategori: Hukuki Makaleler

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası, Etkin Pişmanlık, Daha Fazla Cezayı Gerektiren Nitelikli Haller, Adana Ceza Avukatı, Yargıtay kararları

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 109. maddesinde düzenlenmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile korunan hukuki değer hiç şüphesiz ki, fertlerin diledikleri gibi hareket etme özgürlüğüdür.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesine göre; 

Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur.
Bu suçun;
a) Silahla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

  • Kişinin bir yere kapatılması, bir yere götürülmesi veya bir yere gitmesine izin verilmemesi halleri kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamındadır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezası  bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Temel ceza bu şekilde olmakla birlikte, suçun nitelikli hallerinde ceza ağırlaştırılır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kast ile işlenebilen bir suçtur.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu mütemadi suçlardandır. Dolayısıyla ani suçlardan farklı olarak, bu suça temadinin sona erdiği anda yürürlükte bulunan ceza kanunu uygulanır. Zamanaşımı temadinin bitmesinden itibaren işlemeye başlar. Davaya bakmak yetkisi de temadinin bittiği yer mahkemesindedir.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda teşebbüs mümkündür. Suç mağdurun hürriyetinden yoksun bırakılması ile tamamlanacağından, bu zamana dek gerçekleştirilen hareketler teşebbüs kapsamında kalır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkündür. (m.110)
  • Suç savcılık tarafından re’en soruşturulur.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Nitelikli Haller

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cezası artırılmasını gerektiren nitelikli unsurlar 109.maddenin 2 ve devamı fıkralarında düzenlenmiştir.

Düzenlemeye göre kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cebir, tehdit, hile veya silahla işlenmesi hali cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hallerdendir. (m.109/2)

Suçun silahla işlenmesi veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi de suçun temel şekline nazaran cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir unsurdur. (m.109/3-a, m.109/3-b) Suçun failinin kamu görevlisi olması ve görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle suç işlemesi halinde ceza artırılır. (m.109/3-d) Yine faille mağdur arasındaki akrabalık ilişkisi (altsoy, üstsoy ve eşe karşı işlenmesi bakımından) de cezayı ağırlaştıran nitelikli hallerdendir. (m.109/3-e) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun çocuğa veya beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişilere karşı işlenmesi hali de daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hallerdendir. (m.109/3-f) 

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir zarara uğramasına neden olması da suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halidir. Buna örnek olarak mağdurun hürriyetinden yoksun kaldığı süre içinde iş kaybı yaşaması verilebilir. Bu durumda faile hapis cezasının yanında ayrıca bir de bin güne kadar adli para cezası verilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cinsel amaçla işlenmesi halinde de ceza artırılır. (m.109/5) Bu durumda fail cinsel arzularını tatmin etmek amacıyla mağduru hürriyetinden yoksun bırakmaktadır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Etkin Pişmanlık

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma etkin pişmanlık Türk Ceza Kanunu‘nun 110. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre; suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi şu şartlara bağlıdır;

  • Fail mağduru kendi hür iradesiyle serbest bırakmış olmalıdır.
  • Fail mağdura herhangi bir zarar vermemiş olmalıdır.
  • Fail mağduru henüz soruşturmaya başlamadan önce serbest bırakmalıdır.
  • Fail mağduru güvenli bir yerde serbest bırakmalıdır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Yargıtay Kararları

“…Mahkemece, sanığın olay günü babalarının gönderdiği parayı annelerine vermek için kendisini evlerine götürmeleri bahanesiyle kardeş olan mağdurlardan M.’in motorsikletine binmesini istediği, onun binmesinden sonra da diğer mağdur S.’yi kollarından tutup motorsikletine aldığının oluşa uygun olarak kabul edilmesi karşısında, mağdurların hürriyetini açıklanan hileli hareketiyle kısıtlayan sanığın eyleminin her bir mağdura karşı ayrı ayrı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu…”  YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2012/985, Karar Numarası: 2013/10324, Karar Tarihi: 08.10.2013

“…Ancak; Sanık İ.’in üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla işlediği ve bu suçu sanık O.la birlikte gerçekleştirdikleri anlaşıldığı halde, sanık O. hakkında TCK.nın 109/5. maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayini, kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 29.05.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi…” YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/3499, Karar Numarası: 2014/7168, Karar Tarihi: 29.05.2014

“…Sanığın 15 yaşından küçük mağdureyi evlenmek amacıyla rızasıyla kaçırıp yakın başka bir ildeki akrabalarının evine götürerek orada bir müddet alıkoyduğu somut olayda, mağdurenin rızası hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka dair olmadığından hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Dolayısıyla 15 yaşından küçük mağdurenin rızasıyla bile gerçekleşmiş olsa bu eylem T.C.K.nun 109/1,109/3-f. 109/5. maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün, Özel Dairece mağdurenin sanıkla gönüllü olarak kaçması, sanığın mağdureye yönelik hukuka aykırı herhangi bir eyleminin olmaması gerekçeleriyle eylemin çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğundan bahisle bozulmasına karar verilmesi isabetli değildir…” YARGITAY CEZA GENEL KURULU, Esas Numarası: 2014/14-307, Karar Numarası: 2015/8, Karar Tarihi: 17.02.2015

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İş davalarında çelişkili tanık beyanları yani tanıkların beyanları arasında çelişki bulunması, adana iş avukatı, tanık beyanı ile diğer delillerin çelişmesi

İş Davalarında Çelişkili Tanık Beyanları

İş davalarında çelişkili tanık beyanları yani tanıkların beyanları arasında çelişki bulunması hali sıkça karşımıza çıkmaktadır. Örneğin fazla mesai konusunda dinlenen tanıkların birbirinden farklı beyanlar vermesi veya tanıklardan birinin resmi tatillerde çalıştığını beyan ederken bir diğerinin çalışmadığını beyan etmesi gibi durumlarda çelişkinin varlığından söz edilebilir. Bu gibi hallerde tanık beyanları arasında çelişki mevcuttur. Bir diğer durum da tanık beyanları ile dosyada mevcut diğer deliller arasında çelişki bulunması halidir. Her halükarda, ister tanık beyanları arasında çelişki ister tanık beyanı ile diğer deliller arasında çelişki bulunması halinde, iş davalarında çelişkili tanık beyanları na değer verilemez. Bu gibi durumlarda sadece çelişkili tanık beyanlarını esas alarak hüküm tesis edilemez.

İş Davalarında Çelişkili Tanık Beyanları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/1774 E, 2018/1318 K, 04.07.2018 T

“…Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece, davalı işyerinde 21.01.2003-31.10.2008 tarihleri arasında terzi olarak çalışan davacının fazla çalışma ücreti, tanık beyanları uyarınca haftanın altı günü bir buçuk saat ara dinlenmesi ile 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı dolayısıyla haftalık on sekiz saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplanan bilirkişi raporuna itibarla hüküm altına alınmıştır.

Davacı tanığı …, işyerinde 08.00-19.30 saatleri arasında çalıştığını, davacının kendisinin işten ayrılmasından sonra da çalışmaya devam ettiğini. Davacı tanığı … davacının haftanın altı günü saat 08.00 ile 20.00 veya 21.00 saatleri arasında çalıştığını. Davacı tanığı … ise işyerinde haftanın altı günü 08.00-18.00 saatleri arasında çalışıldığını, bazen fazla çalışma da yapıldığını belirtmiştir.

Bu durumda, yapılan işin niteliği ile davacı tanığı …’ın işin bitiş saatini 20.00 veya 21.00 olarak bildirmesi ve özellikle davacı tanığı …’ın kendisinin saat 19.30’da işten çıkarken davacının çalışmaya devam ettiğini beyan etmesi karşısında davacının işten çıkış saatinin 20.00 olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Buna göre, davacının haftanın altı günü bir buçuk saat ara dinlenmesi ile 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı ve haftada on sekiz saat fazla çalışma yaptığı anlaşılmaktadır…”

İş davalarında çelişkili tanık beyanları nın varlığı halinde bu çelişki giderilidir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2017/9672 E, 2018/8905 K, 17.04.2018 T.

“…Somut uyuşmazlıkta davacı dava dilekçesinde, işyerindeki çalışma düzenini ve çalışma süresini, ‘günlük 08.00-19.00 saatleri arasında toplam on bir saat, ayrıca ayda dört pazar 05.30-19.00 saatleri arasında onüç buçuk saat, ayda ortalama beş gün özel davetler için 08.30-24.00 saatleri arasında, ramazan ayının tamamında haftada bir gün tatil olmak üzere yine 08.30-24.00 saatleri arasında’ olarak açıklamıştır. Mahkemece tanık beyanları ve bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ilki 05.30-16.00, ikincisi 08.30-19.00 saatleri arasında olmak üzere iki vardiya şeklinde çalıştığı, ayrıca cumartesi veya pazar günlerinden birinde 05.00-19.00 saatleri arasında da çalışarak, ara dinlenme sürelerinden sonra toplam 60 saat çalıştığı, haftalık fazla çalışma süresinin 15 saat olduğu kanaatine varılarak, fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmıştır. Mahkemenin kabul ettiği vardiyalı çalışma düzeni, davacının dava dilekçesinde bildirdiği günlük çalışma düzeni ile bağdaşmamaktadır. Hal böyle olunca, davacının bildirdiği çalışma süreleri ile tanık anlatımları ve diğer deliller arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur.

Ayrıca davacının, … 3. İş Mahkemesinin 2013/677 esas sayılı dosyasında tanık olarak beyanına başvurulduğu anlaşılmakta olup, davacının tanık sıfatıyla verdiği beyanın içeriği de dava dilekçesi içeriğinden farklıdır. Bu itibarla, 6100 sayılı Kanun’un 31. maddesi kapsamında davacı asil çağrılmak suretiyle, dava dilekçesindeki beyanı davacıya sorularak ve diğer dosyadaki tanık sıfatıyla beyanı da okunarak, işyerinde vardiyalı sistemde çalışma yapılıp yapılmadığı, davacının hangi vardiyada çalıştığı, vardiya değişim zamanı gibi hususlar açıklığa kavuşturulmak suretiyle bir sonuca varılması gerekmektedir.

Mahkemece yapılacak araştırma sırasında dosya içinde mevcut 10.12.2012 tarihli Teftiş Tutanağına ilişkin diğer belgeler ve varsa müfettiş raporu da getirtildikten sonra, gerek davacı asilin beyanı gerekse diğer tüm deliller bir arada değerlendirildikten sonra varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece bu husus göz önüne alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir…”

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2012/39525 E, 2014/31113 K, 27.10.2014 T.

“…Mahkemece, davacının hafta tatili günlerinde çalıştığı gerekçesiyle talebin kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacı tanıklarından A.. Y.., davacının Pazar günleri çalışmadığını beyan ederken, diğer tanık ise iki haftada bir Pazar günü tatil yapıldığını beyan etmiştir. Davalı tanıkları ise haftanın 5 günü çalışıldığını söylemişlerdir.Bu durumda davacı tanık beyanları çelişkili olup, davacının hafta tatilinde çalıştığını ispatladığı söylenemez. O halde, mahkemece, hafta tatili alacağının reddi gerekirken kabulü hatalıdır…”

İşçilik alacakları hesaplamalarının alanında uzman avukatlar nezdinde yapılması ve açılması muhtemel davanın bir adana iş avukatı ile takibi önem arz etmektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararına itiraz dilekçesi, yd red kararına itiraz, yd red itiraz dilekçesi, adana idare avukatı, idari dava avukatı.

Yürütmenin Durdurulması İsteminin Reddi Kararına İtiraz

Bu makalemizde yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararına itiraz dilekçesine yer verilecektir. Yürütmenin durdurulmasının reddi kararına itiraz İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre, idare mahkemesi telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının varlığı halinde idari işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilir. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar hakkında, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. İdare mahkemeleri tarafından verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararına itiraz Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılır. Yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararına itirazyd red itiraz dilekçesi makalemizin devamında yer almaktadır.

Yürütmenin Durdurulması İsteminin Reddi Kararına İtiraz Dilekçesi

…. BÖLGE İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
SUNULMAK ÜZERE
…. İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO: 201../…. Esas

YD RED KARARINA İTİRAZ EDEN DAVACI: ……….

VEKİLİ: Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI: ……. Üniversitesi Rektörlüğü

KONU: …… İdare Mahkemesi’nin tarafıma …/…/…. tarihinde tebliğ edilen …/…/….. tarih ve 20…/…. Esas sayılı yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararına itiraz dilekçemizin arzı ve söz konusu yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararının kaldırılmasına ve dava konusu idari işlemle ilgili yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ:

Davalı …. Üniversitesi ….. Dekanlığı’nın …/…/…. tarih ve …. sayılı 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle, …… İdare Mahkemesi’nin 201../…. esasına kayden iptal davası açılmıştır. Ancak Mahkeme tarafından  …/…/….. tarih ve 20…/…. Esas sayılı kararla işlemin yürütmesinin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.

Ancak, dava dosyasındaki belgelerin bir kez daha incelenmesi sonucu anlaşılacağı üzere, olayda İdari Yargılama Usulü Kanununun 27/2. maddesinde öngörülen şartlar gerçekleşmiştir. Dolayısıyla yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararı verilmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Bu nedenle söz konusu yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararının kaldırılmasını teminen iş bu itirazın yapılması zorunluluğu hasıl olmuştur.

Şöyle ki; ………………………………………………………………………………………………………

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde, …… İdare Mahkemesi’nin  …/…/….. tarih ve 20…/…. Esas sayılı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararının kaldırılmasına ve dava konusu idari işlemle ilgili yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Sisiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

İcra genel sorgu haciz talebi, icra sorgu ve haciz talebi, genel haciz talebi örneği, icra müdürlüğünün borçlu malvarlığı sorgulama talebi, adana avukat

İcra Genel Sorgu Haciz Talebi

Bu makalemizde icra genel sorgu haciz talebi ni paylaşıyoruz. İcra genel sorgu haciz talebi ile kesinleşen icra takibinde borçluların malvarlıklarının icra müdürlüğü tarafından sorgulanması, sorgulama neticesinde borçlu adına kayıtlı araç, taşınmaz, posta çeki hesabı, alacaklı olduğu icra dosya bulunması halinde haczi talep edilebilecektir. Yine sistem üzerinden yapılan icra genel sorgu ve haciz talebi ile genel haciz talebi gönderilerek sistem üzerinden borçlunun bir işyerinde maaşlı olarak çalışıp çalışmadığı görülebilecek, çalıştığının tespit edilmesi halinde maaş haczi yapılabilecektir.

İcra Genel Sorgu Haciz Talebi

ADANA …. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ

DOSYA NO: 201../…..

Yukarıda numarası yazılı dosyada ödeme emri borçlulara tebliğ edilmiş, icra takibi kesinleşmiştir. Bu doğrultuda yapılacak sorgulama sonucunda;

  1. Borçlular adına kayıtlı varsa tüm Türkiye genelinde adına kayıtlı ARAÇ/LAR bulunması halinde üzerine haciz konulmasını ve takyidatlarının çıkartılmasını,
  2. Borçlular adına kayıtlı varsa tüm Türkiye genelinde adına kayıtlı AKTİF VE PASİF TAPU KAYITLARININ çıkarılmasını ve taşınmaz/lara haciz konulmasını
  3. SGK sorgulaması sonucunda aktif sigortalı çalışıp çalışmadığının sorgulanmasını, aktif sigortalı çalışma tespiti halinde, dosya kapak hesabının yapılmasına müteakip, ilgili işyerine maaş haczi müzekkeresi gönderilmesini,
  4. GIB-VUKUATLI AİLE NÜFUS KAYDInın çıkarılmasını
  5. ADLİYE BAZINDA SORGULAMA YAPILARAK ALACAKLI OLDUĞU DOSYALARIN çıkarılmasını, haciz müzekkeresi yazılarak borçlunun alacaklarına haciz konmasını,
  6. POSTA ÇEKİ HESABI sorgulaması sonucu varsa bu hesaplara haciz konulması yönünde ilgili müdürlüğe müzekkere yazılmasını talep ederim.

Alacaklı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Emekli maaşı üzerinden kredi kesintisi yapılması, kredi borcu nedeniyle maaş bloke edilmesi, Yargıtay 13. HD 2016/7598 E, 2019/8829 K ve 25.09.2019 .. adana

Emekli Maaşı Üzerinden Kredi Kesintisi Yapılması

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/7598 E, 2019/8829 K ve 25.09.2019 tarihli kararında bankadan alınan emekli maaşı üzerinden kredi kesintisi yapılması ilişkin olarak açılan davada şu şekilde karar vermiştir. Dava, bankadan alınan emekli maaşının, aynı bankadan kullanılan kredi borcu ile kredi kartı borcunun ödenmediğinden bahisle bloke edildiğinde, işlemin haksız ve dayanaksız olduğu iddiasına ilişkindir. Bu durumda yüksek mahkeme dava konusu gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, emekli maaşı üzerinden kredi kesintisi yapılması nın mümkün olduğu şeklinde değerlendirmiştir.

Emekli Maaşı Üzerinden Kredi Kesintisi Yapılması

Kredi Borcu Nedeniyle Bankanın Maaş Blokesi

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2019/7598
Karar Numarası: 2019/8829
Karar Tarihi: 25.09.2019

Davacı, davalı bankadan aldığı emekli maaşının, davalı bankadan kullanılan kredi borcu ile kredi kartı borcunun ödenmediğinden bahisle bloke edildiğini, işlemin haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek; blokenin iptali ile kesintilerin iadesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının maaşından yapılan kesintinin kullanılan tüketici kredisine ilişkin olduğunu, sözleşme ve ayrıca alınan taahhütname kapsamında davacının rızası ile kesintilerin yapıldığını savunarak; davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile, 5.686,42 TL’nin tahsiline, maaş hesabına konulan blokenin iptaline karar verilmiş; davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı bankadan kullandığı muaccel hale gelmiş kredi taksitlerinin emekli maaşından alınıp alınamayacağı, ödenen bedellerin geri istenip istenemeyeceğine ilişkindir. Bilindiği üzere, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı yasanın 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı yasanın 93. maddesinde “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” hükmü bulunmaktadır.

İİK’nun 83/a maddesindeki “İİK’nun 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.” hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanun’un 32. maddesi ile değişik 5510 Sayılı SGK’nun 93/1. maddesinde, “bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği” düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu hükmün İİK’nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 Sayılı Yasa’nın 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkân sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan, 4721 sayılı TMK’nun 2.maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı hüküm altına alınmıştır. Sözleşme ile kabul edilip, taahhütname ile teyit edilerek yapılan maaş kesintileri nedeniyle, sözleşmenin ilgili maddelerinin haksız şart kapsamında değerlendirilmesi imkanı da bulunmamaktadır.

Somut olayda, mahkemece, dairenin yukarıda sözü edilen yerleşik uygulaması ve belirtilen ilke ve esaslar kapsamında, uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Dava dosyasının işlemden kaldırılması ve sonuçları, davanın açılmamış sayılması, davanın yenilenmesi, adana avukat, mazeretin reddi, harçsız yenileme

Dava Dosyasının İşlemden Kaldırılması

Dava dosyasının işlemden kaldırılması hali Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. maddesinde düzenlenmiştir. Bu makalemizde dava dosyasının işlemden kaldırılması ve sonuçlarını kısaca incelemeye çalışacağız.

Dava Dosyasının İşlemden Kaldırılması Nedir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. maddesine göre; “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir
veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır” 
hükmüne amirdir. Dolayısıyla dava dosyasının işlemden kaldırılması birden farklı şekilde ortaya çıkabilir.

Dava Dosyasının İşlemden Kaldırılması Halleri

  • Bunlardan birincisi davanın her iki tarafının, hem davacının hem davalının duruşmaya gelmemesidir. Bu durumda dava dosyasının işlemden kaldırılması kararı verilir. Bu sırada, davacı duruşmaya katılmama nedenini açıklayan bir mazeret dilekçesi verebilir. Bu durumda mahkeme mazeretin kabulüne karar verirse, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermez, yeni bir duruşma günü verilir. Eğer mahkeme mazereti reddederse dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verir
  • Taraflardan birinin duruşmaya gelip diğerinin gelmemesi halinde, duruşmaya gelen taraf davayı takip etmeyeceğini bildirirse dava dosyası işlemden kaldırılır.
  • Her iki taraf da duruşmaya katılıp davayı takip etmeyeceklerini bildirirlerse bu durumda da dava dosyası işlemden kaldırılır.
  • Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.

Dava Dosyasının İşlemden Kaldırılmasının
Sonuçları

Dava dosyasının işlemden kaldırılması kararı ile birlikte hemen dava açılmamış sayılmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150/4. maddesine göre; dava bu kararın verilmesinden itibaren 3 ay daha derdest kalmaya devam eder. Dolayısıyla açılan davayla ortaya çıkan zamanaşımının kesilmesi hali üç ay daha devam eder. Yine hak düşürücü süre de üç ay daha korunur.

Davanın Yenilenmesi Talebi

Dava dosyasının işlemden kaldırılması kararı verilmesi halinde, davaya devam edilebilmesi için davanın yenilenmesi gerekir. Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren bir ay içinde yenileme talebinde bulunulursa yeniden harç alınmaz. Ancak bir aylık süre geçtikten sonra yenileme yapılırsa bu durumda yeniden harç alınması gerekir.

İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır.

İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Dolayısıyla bir dava dosyası ikinci defa yenilendikten sonra tekrar takipsiz bırakılırsa dava açılmamış sayılır. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak için “Davanın Açılmamış Sayılması Nedir?” başlıklı makalemizi buradan inceleyebilirsiniz.

Diğer makalelerimize adana avukat buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.1

Ceza istinaf dilekçesi örneği, ceza mahkemesi kararına karşı istinaf dilekçesi, cmk istinaf dilekçesi örneği, bölge adliye mahkemesi, adana ceza avukatı

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

Ceza istinaf dilekçesi örneği bu makalemizde yer verilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272 ve devamı maddelerinde istinaf yoluna başvuru düzenlenmiştir.

Düzenlemeye göre;  İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. Ancak;hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,  üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi suretiyle yapılır. Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar. Mahkemeye makalemizin devamında sunduğumuz ceza istinaf dilekçesi örneği ile başvurulabilir.

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
ADANA …. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DURUŞMA TALEPLİDİR.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN
SANIK : …………………

MÜDAFİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : Adana 17…. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/… Esas, 2019/… Karar sayılı ilamına ilişkin istinaf başvuru dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1.

2.

3.

SONUÇ ve İSTEM :  Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Daireniz’ce re’sen göz önünde bulundurulacak nedenler dahilinde, Adana … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/…. E, 2019/…. K sayılı kararının incelenerek KALDIRILMASINA, Yerel Mahkemece usule ilişkin pek çok kurala aykırı davranıldığı ve savunma hakkının kısıtlandığı göz önünde bulundurularak, delillerin değerlendirilmesi amacıyla 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-c maddesi uyarınca DAVANIN YENİDEN GÖRÜLMESİNE ve DURUŞMA HAZIRLIĞI İŞLEMLERİNE BAŞLANMASINA KARAR VERİLMESİNİ, istinaf başvurumuzun DURUŞMALI olarak incelenmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Sanık Müdafi
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Tasarrufun iptali davası nedir? Tasarrufun iptali davasında yetkili ve görevli mahkeme, davanın tarafları, tasarrufun iptali davası muvazaa, yargıtay karar.

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun iptali davası İcra İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, en basit tanımıyla alacağını borçludan tahsil edemeyen ve borçlu hakkında elinde aciz vesikası olan alacaklının; borçlunun mal kaçırmak amacıyla yaptığı son 5 yıl içindeki hukuki işlemlerin iptalini sağlamak amacıyla açtığı davadır.

Tasarrufun iptali davasında davacının amacı, elde edemediği alacağını tahsil edebilmek için yapılan bu tip işlemlerin kendisi yönünden geçersizliğini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değerle ilgili ise, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmin eder.

Tasarrufun İptali Davası Açabilme Şartları

Tasarrufun iptali davası açabilmek için;

  • Alacaklı ile borçlu arasında gerçek bir hukuki ilişki bulunması, alacaklının icra takibine geçmiş ve icra takibinin kesinleşmiş olması gerekir.
  • İptali istenen tasarruf takibe konu borcun doğduğu tarihten önce yapılmış olmalıdır.
  • Alacaklının elinde borçlu hakkında kati veya geçici aciz vesikasının  bulunması gerekir. Ancak aciz vesikası, sonradan ikame edilebilen dava şartlarındandır. Alacaklının elinde davayı açarken aciz vesikası bulunmuyor dahi olsa, dava sonuna dek bu eksikliği giderebilir, aciz vesikasını sonradan dosyaya sunabilir.

Tasarrufun İptali Davasında Taraflar

Tasarrufun iptali davasının davacısı elinde borçlu hakkında aciz vesikası bulunan alacaklıdır. Davalılar ise doğal olarak iptale tabi tasarrufu yapan borçlu ve davaya konu malı/hakkı elinde bulunduran üçüncü kişidir.

Tasarrufun İptali Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Tasarrufun iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel yetki kuralına göre belirlenir. Dava davalı borçlunun veya davalı üçüncü kişinin yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesinde açılabilir. İptali istenen tasarruf bir taşınmaza ilişkin ise taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi de görevlidir.

Tasarrufun İptali Davası İle İlgili Yargıtay Kararları

BORÇLUNUN ÖDEME EMRİNİ İCRA DAİRESİNDE TESLİM ALMASI

YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ E. 2007/20801 K. 2008/14834 T. 25.9.2008 kararı “Borçlunun ödeme emrini icra müdürlüğüne gidip elden tebliğ alması, lehine işleyecek yasal sürelerden feragat etmesi, bu şekilde kesinleşen takipte borçluya ait malların haczedilerek satışa çıkartılması ve alacağına mahsuben alacaklıya ihale edilmesi, sonrasında malların borçluya kiraya verilmiş olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, başlatılan icra takibinin danışıklı işlem olduğunu göstermektedir.”

SENEDE DAYALI TİCARİ İLİŞKİNİN VARLIĞININ İSPATI

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2013/7947 K. 2014/15062 kararı “Dava; muvazaalı senet ve bu senede dayalı olarak yapılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı boşanma davası sonucu hükmedilen nafaka ve tazminat alacağının tahsilinin imkansız hale getirmek için davalının bedelsiz senet tanzim ettiğini belirtmiştir. Muvazaalı olduğu iddia edilen senedin davacı alacağından sonra düzenlendiği, davalı tarafından senedin takibe konulduğu ve borçlu hakkındaki takibin zamanaşımına uğramasına rağmen itirazsız kesinleştiği, DAVAYA KONU SENEDE DAİR DAVALILAR ARASINDA TİCARİ İLİŞKİ OLDUĞUNUN İDDİA VE İSPATLANAMADIĞI; maddi ve hukuki olgulardan davalılar arasındaki senedin ve bu senede istinaden yapılan icra takibinin muvazaalı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüyle davaya konu senedin ve icra takibinin davacıların alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerekir.”

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2004/16879 K. 2005/475 T. 27.1.2005 tarihli kararında “Dava, muvazaaya dayalı iptal istemine ilişkindir. İcra dayanağı bononun her zaman düzenlenmesinin ve istenilen tarihte vade konulmasının mümkün olması karşısında davalılar arasındaki bono tanzimi ve icra takibi işlemlerinin davacıların alacağını etkisiz bırakmaya yönelik ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır.”

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, 2002/6-618 Esas, 2002/659 Karar sayılı, 02/10/2002 tarihli kararı“Görünüşteki işlemin geçerliliği ve ispatı bir şekle bağlı bulunsa bile, üçüncü kişiler muvazaa iddiasını tanık da dâhil olmak üzere her türlü delille ispat edebilirler. Esasen, üçüncü kişiye, tarafı olmadığı bir sözleşmedeki muvazaa olgusunu yazılı delille kanıtlama yükümü getirilmesine hukuken olanak da yoktur.”

 YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ, 2010/5337 Esas, 2010/8808 Karar, 26.10.2010 Tarihli kararı “Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Alacaklı davacının yaptığı icra takibinin etkisiz bırakılması amacı ile borçlu davalının danışıklı olarak aralarında organik bağ bulunan diğer şirkete borçlanmış gibi gösterilerek yapılan icra takibinin iptalinin istendiği durumda, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir.” 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Uyarma cezasına itiraz dilekçesi örneği, itiraz süresi, uyarma cezasına karşı itiraz nasıl yapılır, adana idare avukatı, uyarma cezası iptal davası

Uyarma Cezasına İtiraz Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde uyarma cezasına itiraz dilekçesi örneği yer almaktadır. Uyarma cezası 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre; memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasının uygulanmasından 5 sene sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesi istenebilir.

Uyarma Cezası Verilen Haller

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,
b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek,
c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek,
d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak,
e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,
f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,
g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak,
h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak

Uyarma Cezasına İtiraz

Uyarma cezasına itiraz 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 135. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre disiplin amirleri tarafından verilen uyarma cezasına karşı disiplin kuruluna itiraz edilebilir. Uyarma cezasına itiraz süresi yedi gündür. Süre cezanın memura tebliği ile başlar. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşeceğinden uyarma  cezasına itiraz süresi çok önemlidir. Aksi halde telafisi imkansız hak kayıpları ortaya çıkabilecektir.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan,  memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan okuyabilirsiniz. Uyarma cezasına itiraz dilekçesi örneği şu şekildedir.

Uyarma Cezasına İtiraz Dilekçesi Örneği

……… DİSİPLİN KURULU’NA

…/…/20…

……………’nın …/…/20… tarih ve ……. sayılı yazısı ile …….. eyleminde bulunduğum gerekçesiyle tarafıma Disiplin Yönetmeliğinin …. maddesi gereğince uyarma cezası verildiğini …/…/20… tarihinde öğrenmiş bulunuyorum.

Suçum olmadığı/suçu işleyenin başkası olduğu/suçu işlediğime dair delil bulunmadığı/eylemin disiplin suç teşkil etmediği (buraya hangi sebep uyuyorsa o itiraz sebebi ve varsa diğer sebepler yazılabilir) halde tarafıma ceza verilmiştir. Bu nedenle hakkımda verilen disiplin cezasına itiraz ediyorum.

Tarafıma usul ve esasa aykırı biçimde verilen disiplin cezasının kaldırılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.

İtiraz Eden  ………………..

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Nafaka borcunu ödememe cezası, nafaka yükümlülüğünün ihlali, nafaka ödememe şikayeti, Nafaka borcunu ödememe cezası tazyik hapsi, adana avukat

Nafaka Borcunu Ödememe Cezası

Nafaka borcunu ödememe yani nafaka yükümlülüğünün ihlali Türk Hukuk Sisteminde tazyik hapsi uygulanması öngörülen bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu doğrultuda makalemizde nafaka borcunu ödememe cezası, nafaka yükümlülüğünün ihlali, nafaka borcunu ödememe şikayeti gibi konulara değinmeye çalışacağız.

Nafaka Nedir?

Nafaka en basit tabirle para ödeme zorunluluğudur. Türk Hukuk Siteminde iştirak nafakası, tedbir nafakası, yardım nafakası ve yoksulluk nafakası olarak dört tür nafaka vardır. İştirak nafakası ile ayrıntılı bilgi almak için “İştirak Nafakası Nedir?”  başlıklı makalemizi buradan; yardım nafakası ile ilgili makalemizi buradan, yoksulluk nafakası ile ilgili bilgi almak için “Yoksulluk Nafakası Şartları Nelerdir?” başlıklı makalemizi buradan, tedbir nafakası ile ilgili makalemizi ise buradan okuyabilirsiniz.

Nafaka Borcunu Ödememe Cezası

Nafaka borcu hem ahlaki hem de toplumsal nedenlerden ötürü adi bir borç değildir. Nafaka borçlusu herhangi bir işte çalışmıyor dahi olsa mahkeme kararı ile hükmedilen nafaka miktarını her ay nafaka alacaklısına ödemekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yani nafaka yükümlülüğünün ihlali halinde ise borçlunun tazyik hapsine mahkum edilmesi mümkündür. Nafaka borcunu ödememe cezası İİK’nun 344.maddesinde düzenlenmiştir.

İcra İflas Kanunun 344. maddesine göre;

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.
Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

Nafaka borçlusunun bu şekilde şikayet edilerek, tazyik hapsine zorlanabilmesi için; her şeyden önce nafakaya ilişkin mahkeme kararı bulunması, bu kararın icraya konması ve icra takibinin de kesinleştirilmesi gerekir. Şikayet için zamanaşımı süresi üç aydır. Dolayısıyla birikmiş nafaka alacakları için şikayette bulunmak mümkün değilse de, son üç aya ilişkin ödenmeyen nafaka alacakları için nafaka borcunu ödememe şikayet dilekçesi ile şikayette bulunulabilir. Dava icra ceza mahkemesinde görülür.

Düzenlemeden de açıkça anlaşıldığı üzere, nafaka alacaklısının şikayeti ile borcunu ödemeyen nafaka borçlusunun üç aya kadar tazyik hapsine mahkum edilmesi mümkündür. Nafaka ödememe cezası tazyik hapsidir yani zorlama hapsidir. Yani borçlu borcunu öderse tahliye edilir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak boşanma, velayet, nafaka, tazminat  işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.