Kategori: Memur Disiplin Hukuku

Sendikal Eylem Nedeniyle Disiplin Cezası Verilemez

Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi emsal karar niteliğindeki sendikal eylem nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceğine karar vermiştir. Kararda davacı bağlı bulunduğu sendikanın aldığı karar doğrultusunda iş bırakma eylemine katılmış, bir gün işe gelmemiş ve bu nedenle kendisine sendikal eylem nedeniyle disiplin soruşturması başlatılmış ve sonucunda aylıktan kesme disiplin cezası verilmiştir. Açılan iptal davası sonucu verilen kararda ise, davacının bir gün işe gelmemek şeklindeki eyleminin sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, anayasa ve sözleşmelerce güvence altına alınan bir hakkın kullanımı nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceğine karar verilmiştir. Dolayısıyla sendikal eylem disiplin cezası na konu edilemeyecektir. Nitekim kararda da, memurun üyesi bulunduğu sendikanın aldığı karar doğrultusunda hareket etmesi halinde disiplin suçunun söz konusu olmayacağına vurgu yapılmıştır.

Sendikal Eylem Nedeniyle Disiplin Cezası Verilemez

ERZURUM BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
3. İDARİ DAVA DAİRESİ
Esas Numarası: 2018/1592
Karar Numarası: 2020/223
Karar Tarihi: 09.06.2020

SENDİKANIN ALDIĞI KARAR İLE İŞ BIRAKMA EYLEMİNE KATILAN MEMURUN EYLEMİNİN ANAYASAL BİR HAKKA DAYANDIĞINDAN DİSİPLİN SUÇU TEŞKİL ETMEDİĞİ

Özeti: Davacının, bir devlet okulunda öğretmen olduğu ve kamu görevlisi sıfatıyla üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan bir günlük iş bırakma eylemi çağrısına uyarak o tarihte göreve gelmediği, bu fiilin çalışma hayatında, gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse ulusal mevzuatta yerini bulan sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, zira eylem daha önce duyurulduğu halde idarece eyleme katılmanın, millî güvenliğe, kamu düzenine, suç işlenmesinin önlenmesine, genel sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına zarar vereceği şeklinde herhangi bir itirazın yapılmadığı, söz konusu sendika kararının suç teşkil ettiği veya yasaklanan bir faaliyete ilişkin olduğu yönünde adli veya idari makamlarca alınmış bir kararın bulunmadığı, eylemden sonra verilen disiplin cezası gerekçesinde de bu hususların üzerinde durulmadığı görülmüş olup, bu durumda üyesi bulunduğu sendika ve konfederasyonun aldığı karar doğrultusunda hareket eden davacı açısından özürsüz olarak işe gelmeme eyleminden söz edilemeyeceğinden, niteliği ve süresi de dikkate alındığında Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bir hakkın kullanımı çerçevesinde disiplin suçu teşkil etmeyen fiili nedeniyle davacı hakkında aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

İSTEMİN ÖZETİ : Davacı tarafından; Muş ilinde öğretmen olarak görev yapmakta iken hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde 29/12/2015 tarihinde özürsüz olarak göreve gelmediğinin tespit edildiğinden bahisle, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Muş Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 19/01/2017 tarih ve E.783122 Sayılı işleminin iptali ile aylığından yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; “Bu durumda; yukarıda belirtilen Yönetmelik hükmü gereğince, davacının disiplin amiri konumunda bulunmayan İl Milli Eğitim Müdürü tarafından, davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan; Anayasanın 125. maddesi hükmü uyarınca idarenin hukuka aykırı işleminden dolayı davacının aylığından yapılan kesintinin davalı idarece ödenmesi gerekmektedir.” gerekçesiyle “dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 17/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine” karar veren Van 2. İdare Mahkemesi’nin 28/12/2017 tarih ve E:2017/2172, K:2017/3290 Sayılı kararının; eylemin sendikal eylem olmaktan uzak siyasi nitelikte bir eylem olduğunun sarih olduğu öne sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : İstinaf aşamasında savunma dilekçesi verilmemiştir.

Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:

KARAR : İstinaf istemine konu Mahkeme kararında dava konusu işlemin yetkisiz makamca tesis edildiği gerekçesine dayanılmış ise de; Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin 4. maddesinde yer alan “Ek listede gösterilen üst disiplin amirleri, sıralamada kendinden önce gelen amire bağlanmış olan bütün personelin aynı zamanda ilk disiplin amiri sıfatına haizdir.” hükmü uyarınca il milli eğitim müdürünün dava konusu işlemi tesis etmeye yetkili olduğu sonucuna varıldığından, Mahkeme kararının gerekçesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, “sendika kurma hakkı” başlıklı 51. maddesinde; ”Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.” hükmü, 90. maddesinin son fıkrasında ise; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü yer almıştır.

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun l.maddesinde; “Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” düzenlemesine, 3/f.maddesinde de; sendikanın, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları ifade edeceği düzenlemesine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, Türkiye’nin de onayladığı 87 numaralı ILO Sözleşmesi’nin 3/1. maddesinde; çalışan ve işveren örgütlerinin, tüzük ve yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahip oldukları, 8/2. maddesinde; yasaların, sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte olamayacağı veya zarar verecek şekilde uygulanamayacağı belirtilmiş, 151 numaralı ILO Sözleşmesi’nin 3. maddesinde; Sözleşmenin uygulanması bakımından “kamu görevlileri örgütü” deyiminin; amacı kamu görevlilerinin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olan örgüt anlamına geldiği, maddenin devamında ise, kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği belirtilmiş, 4/2-b maddesinde de; bir kamu görevlisini, kamu görevlileri örgütüne üyeliği veya böyle bir örgütün normal faaliyetine katılması nedenleri ile işten çıkarmanın veya ona zarar vermenin, sendikal örgütlenme özgürlüğünün ihlali olduğu vurgulanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü” başlıklı 11. maddesinde; “1) Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. 2) Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.” hükmü bulunmaktadır.

Dolayısıyla sendika hakkı, iç hukuk ve uluslararası hukukta güvence altına alınmış olmakla birlikte gerekli durumlarda sınırlanabileceği kabul edilmiş, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak, hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açık olup, sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetiminde, Anayasa’nın 51. maddesi kapsamında Anayasa’nın 13. maddesi ve ülkemizin taraf olduğu sözleşme hükümlerindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 26. maddesinde; “Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipte Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır.” kuralına yer verilmiş, 125/C-b maddesinde ise; “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” aylıktan kesme cezasını gerektiren eylemler arasında sayılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; öğretmen olan davacının üyesi bulunduğu sendikanın Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bazı il, ilçe ve mahallelerde uygulanan sokağa çıkma yasağını protesto etmek amacıyla aldığı 22/12/2015 tarih ve 92 Sayılı karara uyarak 29/12/2015 tarihinde özürsüz olarak işe gelmediğinden bahisle hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma sonucu sübuta erdiği belirtilen fiili karşılığı 657 Sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nun 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması yönünde teklif getirildiği, anılan teklif doğrultusunda davacının dava konusu işlemle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, davacının göreve gitmediği hususunda ihtilaf bulunmamasına karşın, üyesi bulunduğu sendikanın çağrısı üzerine göreve gitmemesinin 657 Sayılı Kanun’un 125. maddesinde belirtilen “özürsüz olarak gitmeme” olarak sayılıp sayılamayacağı, diğer bir ifadeyle sendikal faaliyet olarak belirtilen eylemin anılan madde kapsamında mazeret olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışılması gerekmekte olup, bu tartışma somut olayda, sendika hakkının sınırlandırılabilir olup olmadığını belirleme açısından önem kazanmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına bakıldığında, Mahkemece; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin nitelikli haklar olarak adlandırılan 8-11. maddelerinin ikinci paragraflarında yer bulan haklara yönelik sınırlama veya hakka müdahale, kanunla düzenlenip düzenlenmediği (yasallık) açısından irdelendikten sonra meşru bir amaca yönelik sınırlamanın, demokratik toplumda gerekli olup olmadığı hususu sıkı bir şekilde denetlenmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Handyside/İngiltere davasında uygulanan “demokratik toplumda gerekli olma” testinde, “gereklilik” kavramının “faydalı” ya da “istenilir” olma kavramları gibi esnek olmadığı, “zorlayıcı bir toplumsal neden”i karşılaması gerektiği, demokrasinin yapıtaşlarının çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik olduğu, hakka yönelik herhangi bir sınırlamanın hedeflenen meşru amaçla ölçülü olması gerektiği vurgulanmış, Stankov ve Ilinden Birleşik Makedonyalılar Örgütü /Bulgaristan kararında da, Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinin hakka müdahale ve hakkı sınırlamayla ilgili ikinci fıkralarında geçen “gereklilik” kavramının “zorlayıcı bir toplumsal neden”i ifade ettiği, bu durumda sendika hakkına yargısal veya idari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıp karşılamadığına bakılması gerektiği, bu çerçevede meşru amaçla orantılı olması yanında müdahalenin haklılığı için kamu makamlarının gösterdiği gerekçelerin konuyla ilgili ve yeterli olmasının zorunlu bulunduğu belirtilmiştir.

Anayasa Mahkemesine yapılan başvurularda da, Mahkemece, müdahaleye neden olan gerekçelerin sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük” ilkesine uygun olduğunun inandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı değerlendirilmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından; Kaya ve Seyhan/Türkiye davasında; Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, KESK’in çağrısına uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle 11/12/2003 tarihinde göreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının “acil bir sosyal ihtiyaca” tekâbül etmediği ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı belirtilmek suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinin ihlal edildiği yönünde hüküm kurulduğu görülmektedir.

Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından incelenen Satılmış ve diğerleri/Türkiye davasında; KESK, kamu sektöründe çalışan personele ilişkin kanunun Meclis gündemine taşınması nedeniyle 2 Mart 1998 tarihinde ulusal düzeyde bir eylem yapma kararı almış, 07.00-15.00 saatleri arası ile 15.00-23.00 saatleri arası çalışan başvuranlardan iki grup, çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla iş yavaşlatma eylemi çerçevesinde üç saat süreyle görev yerlerini terk etmişler, bu eylem sırasında araçlar gişelerden para ödemeden geçmiştir. Devamında, idare eylem nedeniyle uğradığı zararı tazmin için başvuranlara dava açmış ve aleyhlerine hukuk mahkemesinde tazminata hükmedilmiştir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinin hangi koşullarda grev hakkı tanıdığı ve bu madde çerçevesinde bu hakkın tanımının ne olacağı hususlarına değinmeksizin başvuranların işlerini üç saat süreyle yavaşlatmalarının, sendikal hakların kullanımı bağlamında toplu eylem olarak değerlendirilebileceğine kanaat getirmiş ve alınan tedbirin örgütlenme özgürlüğüne müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin; 06/01/2015 tarihli, 2013/8516 başvuru numaralı ”M. Çağdaş Serttaş” kararında; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıfta bulunularak; sendikal faaliyet kapsamında bir gün iş bırakma eylemi nedeniyle verilen uyarı cezasının, “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan” kaynaklanmaması nedeniyle “demokratik toplumda gerekli olmadığı” sonucuna varıldığı, bu sebeple başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar verildiği, 18/09/2014 tarihli, 2013/8463 başvuru numaralı T. C. kararında ise; Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılmakta olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması ve Tasarı’nın geri çekilmesini sağlamak amacıyla, üyesi olduğu Eğitim Sen Yönetim Kurulu kararına uyarak, 28/29 Mart 2012 günlerinde tüm Türkiye’de 2 günlük işe gelmeme eylemine katılması sonucu verilen uyarma cezasıyla ilgili olarak; başvurucunun sendika faaliyetleri çerçevesinde işe gelmemek şeklindeki eylemine verilen disiplin cezası nedeniyle müdahale edilen sendika hakkı ile disiplin cezası ile ulaşılmak istenen kamu yararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezası verilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkin gerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucuna varılabileceği vurgusu yapıldıktan sonra, gerek idarenin olağan uygulamasında ve gerekse de idari yargının yerleşmiş içtihatlarında başvuru konusu olayda olduğu gibi sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini kullandığı kabul edildiği ve disiplin soruşturması açılmadığı, ne var ki sendika üyelerinin sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinli sayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına rağmen, idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak mevzuat düzenlemelerinin bulunmadığı, başvurucunun bir devlet okulunda öğretmen olduğu göz önüne alındığında devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrum bırakılamayacaklarını da not etmek gerektiği, bununla birlikte, demokratik bir toplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazı sektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesinin mümkün olduğu, başvurucunun bu türden sınırlamalara tabi tutulmasını gerektirecek bir görevde bulunduğunun ileri sürülmediği, her ne kadar hafif bir ceza olsa da şikâyet edilen uyarma cezasının “toplumsal bir ihtiyaç baskısına” tekabül etmemesi nedeniyle “demokratik toplumda gerekli olmadığı” sonucuna varıldığı, bu sebeple başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar verildiği görülmektedir.

Yukarıda değinilen açıklamalara göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından sendika hakkına müdahalenin sınırı dar bir şekilde çizilmiş, “demokratik toplumda gereklilik” kriterini taşımayan sınırlama ve müdahalelerin hak ihlali oluşturduğu yönünde kararlar verilmiştir.

Uyuşmazlık konusu olayda; davacının, bir devlet okulunda öğretmen olduğu ve kamu görevlisi sıfatıyla üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan bir günlük iş bırakma eylemi çağrısına uyarak 29/12/2015 tarihinde göreve gelmediği, bu fiilin çalışma hayatında, gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse ulusal mevzuatta yerini bulan sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, zira eylem daha önce duyurulduğu halde idarece eyleme katılmanın, millî güvenliğe, kamu düzenine, suç işlenmesinin önlenmesine, genel sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına zarar vereceği şeklinde herhangi bir itirazın yapılmadığı, söz konusu sendika kararının suç teşkil ettiği veya yasaklanan bir faaliyete ilişkin olduğu yönünde adli veya idari makamlarca alınmış bir kararın bulunmadığı, eylemden sonra verilen disiplin cezası gerekçesinde de bu hususların üzerinde durulmadığı görülmüş olup, bu durumda üyesi bulunduğu sendika ve konfederasyonun aldığı karar doğrultusunda hareket eden davacı açısından özürsüz olarak işe gelmeme eyleminden söz edilemeyeceğinden, niteliği ve süresi de dikkate alındığında Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bir hakkın kullanımı çerçevesinde disiplin suçu teşkil etmeyen fiili nedeniyle davacı hakkında aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, istinafa konu mahkeme kararının gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, dava konusu işlemin iptaline ve tazminat isteminin kabulüne ilişkin anılan kararda sonucu itibariyle isabetsizlik görülmediğinden istinaf isteminin reddi gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesine göre yapılan inceleme sonucunda, mezkur karar sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE, posta giderinden ibaret olan 63,75.-TL yargılama giderinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davacının yatırdığı posta avansından harcanan 14,00.-TL’nin davalı idarece davacıya ödenmesine, posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesince re’sen yatırana iadesine, 2577 Sayılı Kanun’un 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 09.06.2020 tarihinde oy çoğunluğuyla karar verildi.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki Değişiklikler, 2021 devlet memurları disiplin yönetmeliği, yeni disiplin yönetmeliği, adana idari dava avukatı

Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki Değişiklikler

30.04.2021 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği ile Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. Bu makalemizde de devlet memurları disiplin yönetmeliğindeki değişiklikler hakkında kısa bir bilgilendirme yapmayı uygun gördük. Yayınlanan yeni yönetmelik ile disiplin mevzuatında pek çok olumlu olumsuz değişiklik yapılmıştır. Makalemiz devamında 2021 Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki değişiklikler hakkında kısa başlıklar altında bilgi verilecektir.

Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki Değişiklikler

Yönetmeliğin bazı maddelerinde zaten hali hazırda var olan düzenlemelere yeniden değinilmiş, bazı maddeleri ile köklü değişiklikler yapılmıştır. Devlet memurları disiplin yönetmeliğindeki değişiklikler dendiğinde en dikkat çekeni Yönetmeliğin “Disiplin Amirleri” başlıklı 5. maddesi ile  657 sayılı Kanun ve bu Yönetmelik kapsamında disiplin hükümlerinin uygulanması bakımından Cumhurbaşkanının tüm kamu idarelerinin disiplin amiri olmasıdır. (m.5/1-a) Soruşturma yapılmadan disiplin cezası verilemez kuralı Yönetmelikte vurgulanmıştır. (m. 28/1) Yine başkaca Kanunlarda da düzenlenen isimsiz imzasız, belli bir konuyu içermeyen dilekçelerin işleme konulamayacağı kuralına da bu Yönetmelikte yer verilmiştir. (m.38)

Disiplin Amirleri

Disiplin amirlerine eski Yönetmelikte de olduğu gibi mevzuatta belirtilen süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatmak ve gerekli cezayı uygulayarak disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek yükümlülüğü de yinelenmiş, disiplin amirliği yetkisinin devredilemez bir yetki olduğu eski Yönetmelikten farklı olarak açıkça düzenlenmiştir. (m. 7/5)

Yine yönetmeliğe göre  uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını vermeye disiplin amirleri yetkilidir.  Disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme disiplin cezasına karşı yapılan itirazın disiplin kurulu tarafından kabulü hâlinde, kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilme veya tamamen kaldırabilme yetkisine da sahiptir. (m.7) Yine disipline aykırı fiil veya hâlin işlendiği sırada memurun görev yerindeki disiplin amiri uyarma, kınama ve aylıktan kesme disiplin cezası gerektiren fiil veya hâli bulunan memurlar hakkında disiplin soruşturmasını açmaya ve ceza verilmesi yetkisine sahiptir. (m.24)

Disiplin Kurulları ve Yüksek Disiplin Kurulları

Disiplin kurulları ise kademe ilerlemesinin durdurulması cezası teklifini değerlendirecek; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye yetkilidir. Disiplin kurullarının ayrı bir ceza tayinine yetkisi olmadığı Yönetmelikte vurgulanmıştır. Yine disiplin kurulları kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının özlük dosyasından çıkarılması talepleri hakkında mütalaa vermeye de yetkili kılınmıştır. (m.14) Disipline aykırı fiil veya hâlin işlendiği sırada memurun görev yerindeki disiplin kurulu kademe ilerlemesinin durdurulması cezası teklifini ve uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye yetkilidir. (m. 25)

Yüksek disiplin kurulları ise Devlet memurluğundan çıkarma cezasını vermeye ve Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye yetkilidir. Yüksek Disiplin Kurullarının da tıpkı Disiplin Kurulları gibi ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. (m.18) Memurun bağlı bulunduğu kamu idaresinin yüksek disiplin kurulu,  Devlet memurluğundan çıkarma cezasını vermeye ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye yetkilidir. (m.26/1)

Ancak devlet memurları disiplin yönetmeliğindeki değişiklikler kapsamında,  Belediyelerde çalışan kamu personeli için Devlet memurluğundan çıkarma cezası Belediye Disiplin Kurulu tarafından verilirken, yeni Yönetmeliğe göre artık bu cezayı vermeye İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kurulu yetkilidir. (m.26/2)

Muhakkik ve Muhakkikin Çalışma Usul ve Esasları

Yine muhakkikin hakkında soruşturma yapacağı memurdan hiyerarşik olarak alt seviyede olamayacağı kuralı da Yönetmelikte yerini bulmuştur. (m.28/3) Muhakkikin çalışma usul ve esasları ile ilgili de genel bir düzenleme Yönetmelikte düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre muhakkik, savunma isteme ve disiplin cezası verme yetkisi hariç olmak üzere soruşturma konusuyla sınırlı olarak kendisini görevlendiren disiplin amirinin bütün yetkilerini haiz olup bu kapsamda her türlü evrakı incelemeye, hakkında inceleme yapılan memurun ifadesini almaya, memur tarafından gösterilen veya bilgisi olabileceğini değerlendirdiği kişilerden bilgi istemeye ve/veya bunları dinlemeye yetkilidir. Muhakkik, soruşturma konusu fiil veya hâl dışında disipline aykırı yeni bir fiil veya hâl tespit ederse kendiliğinden soruşturma yapamaz. Durumu disiplin amirine yazılı olarak bildirir. Kendisine yazılı olarak ek soruşturma görevi verildiği takdirde bu konularda da soruşturma yapabilir. Muhakkik, “Giriş bilgileri”, “Maddi delil ve belgeler”, “İfade ve bilgisine başvurulanlar”, “Konuya ilişkin mevzuat”, “Değerlendirme ve kanaat” ile ihtiyaca göre oluşturulan diğer bölümlerden ibaret bir “Muhakkik Raporu” düzenler ve gizli yazıyla kendisini görevlendiren disiplin amirine sunar. Muhakkik, hazırladığı raporda atıf yaptığı belgelerin asıllarını ya da onaylı örneklerini eksiksiz olarak soruşturma dosyasına ekler. Dosyadaki her sayfa ve belgeyi numaralandırarak dizi pusulası hazırlar.

İsimsiz İmzasız, Somut Bir Konu İçermeyen, Somut Delile Dayanmayan Dilekçeler

Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki değişiklikler den bir diğeri de  Başbakanlığın 15/11/2002 tarih ve 2002/51 sayılı Genelgesi ileMemurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılan ihbar ve şikayetlerde, soyut ve genel nitelikte olanlar, somut olay veya kişi belirtmeyenler, isim ve imzası bulunmayan veya hayali isim ve imza taşıyan ihbar veya şikayet dilekçelerinin işleme alınmaması”  hususundaki düzenlemeye yer verilmiş olmasıdır. Yönetmeliğin  “İşleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler” başlıklı 38. maddesinin 1 fıkrasında;  belirli bir konuyu içermeyen veya somut delile dayanmayan Başvuru sahibinin adı, soyadı, imzası ve adresi bulunmayan, daha önceden şikâyet konusu yapılıp sonuçlanan hususlarda yeni delil içermeyen,  Akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alınanlar veya henüz vesayet altına alınmamış olmakla birlikte bu hastalığa dûçar oldukları sağlık kurulu raporu ile belirlenenlerce verilmiş olan ihbar ve şikayetlerin işleme konulmayacağı düzenlenmiştir.

Buna göre yetkili amirlerce, kendilerine intikal eden dilekçeler öncelikle şekil yönünden incelenmelidir. Soyut ve genel nitelikte olduğu, somut olay ve kişi belirtilmediği açıkça görülen, isim ve imza bulunmayan veya hayali isim imza taşıdığı anlaşılan ihbar veya şikâyet dilekçeleri işleme konulmamalıdır. Aksi durum anayasal bir hak niteliği taşıyan şikâyet hakkının kötüye kullanılmasına sebebiyet verecek, yine anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali söz konusu olacaktır. Ancak maddenin 2. fıkrasında her ne kadar başvuru sahibinin adı, soyadı, imzası ve adresi bulunmayan dilekçelerde yer alan ihbar ve şikayetlerin somut delillere dayanması durumunda konu hakkında disiplin soruşturmasına başlanacağına da yer verilerek bu hususta önemli bir istisna getirilmiştir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Disiplin soruşturmasında savunma süresi, Disiplin soruşturması savunma süresi ne kadardır, süre verilmezse ne olur, muhakkik, adana idari dava avukatı

Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi

Bu makalemizde disiplin soruşturmasında savunma süresi konusunu inceleyeceğiz. Disiplin soruşturması savunma süresi ne kadardır? disiplin soruşturmasında savunma süresi verilmezse ne olur gibi sorulara Danıştay kararları çerçevesinde cevap arayacağız.

Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi

Disiplin soruşturmasında savunma süresi verilmesi, Anayasal bir hak olan “Savunma Hakkı”nın en temel görünümlerinden biridir.  Anayasa’nın 129’uncu maddesinin 2’inci fıkrasında;‘Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.” düzenlemesi ile disiplin soruşturmalarında memura savunma hakkı tanınması Anayasal bir düzenlemeye tabi tutulmuştur.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 130.maddesinde; “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla memura disiplin soruşturmasında savunma süresi tanınmaması halinde disiplin cezası verilemez. Veya tanınan savunma süresinin 7 günden az olması halinde verilen disiplin cezası hukuka uyarlı değildir. Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez konulu emsal karara ulaşmak için buradan ilgili makalemize ulaşabilirsiniz.

Disiplin soruşturmasında savunma süresi bazı özel kanunlarda da düzenlenmiştir. Örneğin 2547 sayılı Kanun’da savunma süresi  “Soruşturulana, iddialar hakkında savunma imkânı tanınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte geçerli bir mazereti olmaksızın savunmasını yapmayan, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.” hükmü ile düzenlenmiştir. Yine savunma süresi 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 40. maddesinde “İsnat olunan hususlar ile savunma için verilen süre açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirilir. Üç iş gününden az ve on iş gününden fazla olmamak üzere verilecek süre içinde savunmasını yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Savunması istenen kişinin talebi hâlinde, toplamda on iş gününü geçmeyecek şekilde savunma için ilave süre verilebilir.” düzenlemesi ile yer bulmuştur.

Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi Danıştay Kararları

Danıştay 10. Daire, 1984/943 Esas, 1985/405 Karar, 05.03.1985 Tarihli kararında bu duruma dikkat çekilmiş ve verilen soruşturmacı tarafından davacıya 7 günden az olmamak üzere savunma süresi verilmemesi nedeniyle disiplin cezası iptal edilmiştir: “….Dosyada mevcut belgelerin incelenmesinden disiplin kovuşturması sırasında gerek soruşturmacı gerekse disiplin cezasını vermeye yetkili disiplin kurulunca, yukarıda hükmü yazılı maddeye uygun olarak davacının yedi günden az olmamak üzere süre verilmek suretiyle yazılı savunmasının alınması yoluna gidilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle, davacı hakkında yasaya aykırı olarak verilmiş bulunan disiplin cezasına ilişkin kararın iptaline karar verildi.”

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2007/1846 Esas, 2011/66 Karar, 11.10.2016 Tarihli kararında; “…Davalı idare tarafından, davacının savunmasının istenilmesine ilişkin yazının bilinen adresine tebliğ edilmeye çalışılmasına karşın tebliğ edilemediği, bu nedenle idarenin savunma hakkı tanınması konusunda üzerine düşen görevi yaptığı ileri sürülmekte ise de, verilen disiplin cezasının bildirilmesine ilişkin davalı idare yazısının çok kısa bir süre sonra aynı adrese tebliğ edilmiş olduğu anlaşıldığından davalı idarenin bu iddiasına itibar edilmemiştir. … Bu durumda, savunma alınmadan verildiği anlaşılan disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Aylıktan kesme cezası iptal davası nasıl açılır, aylıktan kesme cezası iptal davası örnek dilekçe dava dilekçesi, adana idari dava avukatı, adana avukat

Aylıktan Kesme Cezası İptal Davası

Daha önceki makalemizde aylıktan kesme cezası ile ilgili genel bir bilgi vermiştir. Aylıktan kesme cezası iptal davası ise bu makalemizde ele alınacaktır. Ancak aylıktan kesme cezası iptal davası dilekçe örneği konusuna geçmeden önce kısa bir bilgilendirme yapmayı faydalı buluyoruz.

Aylıktan kesme cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125 maddesinde sıralanan disiplin cezalarından biridir. Aylıktan kesme cezası memurun brüt aylığının 1/30’u ila 1/8’i arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezası gerektiren haller Kanun’nun 125/C maddesinde sıralanmıştır. Ancak Kanun’da sayılan fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verileceği de unutulmamalıdır.

Aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Yine cezanın tebliğinden itibaren 60 günlük süre içinde aylıktan kesme cezası iptal davası açılmalıdır. Süresinde idari başvuru yoluna gidilmemesi veya idari başvuru yoluna (aylıktan kesme cezasına itiraz) gidilmesine rağmen 60 günlük süre içinde iptal davası açılmaması halinde aylıktan kesme cezası iptal davası reddedilecektir.

Aylıktan Kesme Cezası İptal Davası

…………….. İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI : …………………………

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : …………………………

KONU : Davalı idarenin …/…./…… tarih ve…….. sayılı yazısı ile müvekkile bildirilen; müvekkile “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle tecziye edilen 1/8 ORANINDA AYLIKTAN KESME cezasının İPTALİ talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkil …………….., davalı idarenin ……………..,’nde …………….., olarak görev yapmaktadır. Meslek hayatı boyunca hakkında tek bir şikayet dahi bulunmayan müvekkil sicili temiz ve yılda iki defa kademe ilerlemesi alacak kadar başarılı bir personeldir.

2. Müvekkil hakkında, …………….., ve …………….., günlerinde izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gitmediği iddiası ile müvekkilin husumetli olduğu amiri ……………..,’nin bildirimi üzerine davalı idare tarafından disiplin soruşturması başlatılmıştır. Soruşturma sırasında cereyan eden müvekkilin savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelen pek çok usul hatası sonucunda, davalı idare tarafından en üst hadden ceza öngörülerek müvekkile “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle 1/8 ORANINDA AYLIKTAN KESME cezası tecziye edilmiştir. Disiplin cezasının tecziyesine ilişkin davalı idarenin …/…/…….. tarih ve …………….., sayılı yazısı ekte arz edilmektedir.

3. Ortaya konan idari işlemde müvekkilin savunma hakkının kısıtlanması, 7 günden az olmamak üzere savunma süresi verilmemesi, müvekkilin özürsüz olarak işe gelmediğini, hasta olduğunu, hastaneye gittiğini, doktor raporu bulunduğunu, kaldı ki o günlerde hastaneye gitmek için izin talebinde bulunduğunu, izin talebinin …/…/….. günü mesai bitiminden hemen sonra reddedildiğini, mesai bitiminde reddedilen izin talebinden haberdar olmadığını ve izinli olduğunu düşünerek geçerli özür/mazereti de bulunduğundan …/…/…… ve …/…./…… günlerinde işe gitmediğini, yapılan işlemin kendisine kurulan bir komplo olduğunu, ……. kayıtlarının incelenmesini istediğine ve amiri ile husumetli olduğuna dair savunmaları hiç değerlendirilmeden cezanın tecziyesi sırasında “ölçülülük ilkesi”ne riayet edilmeden en yüksek hadden ceza verilmesi ve dilekçemiz devamında açıklayacağımız nedenler dahlinde dava açılması gerekmiştir.

4. …………………………………………………………………………………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

5. …………………………………………………………………………………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

HUKUKİ DELİLLER :

  1. Müvekkilin özlük dosyası,
  2. Müvekkilin olumlu sicil raporları,
  3. Müvekkilin disiplin soruşturması dosyası,
  4. Müvekkilin husumetli amir ……….. ile ilgili şikayet dilekçeleri,
  5. Personel izin defterinin kayıtları,
  6. Soruşturma Raporu,
  7. Savunma yazıları,
  8. Davalı idarenin …/…/….. tarih ve ……………. sayılı yazısı,
  9. Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenler ve Sayın Mahkemeniz’ce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, davalı idarenin, …/…/….. tarih ve ……………. sayılı yazısı ile müvekkile bildirilen; müvekkile “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle tecziye edilen 1/8 ORANINDA AYLIKTAN KESME cezasının İPTALİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye tahmiline, karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Disiplin soruşturmasında bir alt ceza uygulaması, memura iyi hal indirimi, disiplin cezası alt ceza uygulaması, emsal danıştay kararı adana idare avukatı

Disiplin Soruşturmasında Bir Alt Ceza Uygulaması

Disiplin soruşturmasında bir alt ceza uygulaması hukuki dayanağını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesinin 3. Fıkrasından alır. Maddeye göre; “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir.” Disiplin soruşturmasında bir alt ceza uygulaması konusundaki en büyük yanılgı, bu uygulamanın zorunlu bir uygulama olarak düşünülmesindedir. Disiplin cezası bir alt ceza uygulaması hususunda idarenin takdir yetkisi vardır.

Disiplin Soruşturmasında Bir Alt Ceza Uygulaması

Kanunun gereği olan disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulların ilgilinin geçmiş hizmetleri ile sicil durumlarına göre bir alt ceza ile cezalandırılıp cezalandırılmayacağı konusunda bir değerlendirme yapmaları ve geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için bir derece hafif disiplin cezası uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirmesinin yapılması, eğer bir derece hafif disiplin cezası uygulanmayacaksa bunun gerekçelendirilmesidir. Dolayısıyla bu durumdaki bir personele disiplin soruşturmasında bir alt ceza uygulaması, ceza verecek makam veya kurulların takdirine bırakılmıştır. Ancak takdir yetkisi keyfi ve mutlak bir yetki değildir. İdari yargı mercilerinde bu yetkinin yerinde kullanılıp kullanılmadığı denetlenebilmektedir.

Danıştay’ın yerleşik kararlarına göre; geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan yönetici ve öğretim elemanları ile memurlar ve diğer personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir. Bununla birlikte, Danıştay’a göre; idare, bu koşulları sağlayan ilgili hakkında söz konusu hafifletici nedeni uygulamaması halinde, bunun gerekçesini göstermek zorundadır.

ÖNEMLİ OLAN İYİ HAL HUSUSUNDA DEĞERLEDİRME YAPILMASI VE NEDEN BİR ALT CEZA VERİLDİĞİNİN VEYA VERİLMEDİĞİNİN AÇIKLANMASIDIR. Zira Danıştay yerleşik kararlarında, “başarılı ve sicili temiz olan görevlilere bir alt ceza uygulamama nedeninin açıklanması gerektiği” gerekçesiyle buna riayet edilmeden verilen disiplin cezası kararlarını bozmaktadır.

Disiplin Cezası Bir Alt Ceza Uygulaması Danıştay Kararı

Danıştay 8. Dairesi, 1991/1399 Esas, 1991/1677 Karar sayılı kararında; “…Dosyanın incelenmesinden davacının gereksiz yere silah etmek suçundan yargılandığı ceza mahkemesinde, sabıkasının olmaması ve başka suç işlemeyeceği kanısına varılarak verilen hafif para cezasının ertelendiği, İl Polis Disiplin Kurulunun davacının durumunu 15. madde yönünden hiç değerlendirmediği, Yüksek Disiplin Kurulunun ise herhangi bir açıklama yapmadan bu madde kuralından yararlanamayacağını belirttiği anlaşılmıştır. Tüzüğün 15. maddesi ile getirilen olanaktan suç işleyen kişinin yararlandırıp yararlandırılamaması idarenin takdirine ilişkin ise de, maddedeki koşulları sağlayanların yararlandırılmaması nedenlerini açıklaması gerekir. Davacı kararın verildiği güne kadar üç adet takdirnamesi olduğunu, geçmiş hizmetlerin olumlu ve sicilinin de temiz olduğunu öne sürdüğünden, dosyada da aksi yönde bir bilgi ve belge bulunmaması karşısında durumunun 15. madde yönünden değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerektiğinin davacının üzerine atılı suçu işlediğinin yargı kararı ile de kanıtlandığı ve idarenin tüzüğün 15. maddesinin uygulama zorunluluğu olmadığı gerekçesiyle davayı reddeden idare mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.”

ÖZETLE; BAŞARILI VEYA ÇALIŞMALARI OLUMLU OLAN GÖREVLİLERE, DİSİPLİN SORUŞTURMASINDA BİR ALT CEZA UYGULANMASI ZORUNLU OLMAYIP, UYGULAMAMA NEDENİNİN AÇIKLANMASI ZORUNLUDUR.


Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usul

 

İntihal soruşturması savunma örneği, etik kuruluna savunma, etik kurul savunma örneği, etik soruşturmasında savunma, adana avukat, etik soruşturması avukat yardımı.

İntihal Soruşturması Savunma Örneği

Bu makalemizde üniversitelerdeki intihal soruşturması savunması ve etik kuruluna yapılacak savunmanın nasıl olması gerektiğinden bahsedeceğiz. Makalemizin başlığında yer alan üniversite etik kurul savunma örneği yani intihal soruşturması savunma örneği olarak kullanılabilecek dilekçe makalemizin devamında yer almaktadır.

Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Ve Yayın Etiği Yönergesiüniversitelerdeki etik kurulların (Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurullarının) oluşumu, görevleri, çalışma usul ve esaslarını düzenler. Yönergeye göre; Yükseköğretim kurumlarında etik kurulları sosyal ve beşeri bilimler, sağlık bilimleri ve fen ve mühendislik bilimleri alanlarında oluşturulur. Etik ihlali bulunduğunun bildirilmesi halinde, bu iddiaları incelemek de etik kurulun görevidir. Etik iddiasını incelemek; inceleme sırasında bilirkişi veya uzman görüşü almak, ilgili kişi ve kurumlarla yazışmalar yapmak, bilgi istemek ve inceleme kapsamında gerekli diğer işlemleri yapmak da kurulun görevlerindendir.

İntihal Soruşturmasında Etik Kuruluna Savunma Örneği

Yukarıda yaptığımız açıklamalar doğrultusunda görüldüğü üzere; Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Ve Yayın Etiği Yönergesi ise bilimsel araştırma, çalışma, yayın ve etkinliklerde uyulması gereken etik kurallarını ve yükseköğretim kurumlarının kendi bünyelerinde oluşturacakları bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarının görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını belirlemek amacıyla hazırlanmış yasal bir mevzuattır.

Üniversite etik kurul savunma konusunda da Yönerge’de özel bir düzenleme mevcuttur. Etik ihlalinin varlığı veya yokluğu konusunda bir karar almadan önce etik kurul savunma almak zorundadır. Zira, Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Ve Yayın Etiği Yönergesi’nin “Etik Kurullarına Başvuru ve Kurulların Çalışma Esasları” başlığını taşıyan 9. Maddesinin 5. Fıkrası; “Etik ihlali iddiası sebebiyle hakkında inceleme başlatılan kişilerden iddialara ilişkin olarak gerekli bilgi ve belgelerle birlikte yazılı savunmaları istenir. İlgili kişiler, savunma talep yazısının kendilerine ulaştığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde savunmalarını vermedikleri takdirde, bu durumun savunma istem yazısında belirtilmesi koşuluyla kurul, diğer bilgi ve kanıtlara dayalı olarak karar verebilir. Hakkında inceleme başlatılanlar, yazılı savunmalarını sunmak üzere iddiaları içeren evrakların bir örneğinin kendilerine verilmesini talep etmeleri halinde, incelemeyi yürüten ilgili kurulca savunma istenmesi yönünde bir karar alınmaksızın da doğrudan yazılı savunmalarını sunabilirler. Ancak bu halde bu kişilerden yeniden yazılı savunma istenmeden de incelemeye devam edilebilmesi için, iddiaları içeren evrakların teslimine ilişkin tutanakta, teslim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde savunmasını vermedikleri takdirde diğer bilgi ve kanıtlara dayalı olarak karar verileceğinin açıkça belirtilmesi şarttır. Gerekli görülen hallerde savunma sözlü olarak da alınabilir.” hükmüne amirdir.

Bu kapsamda etik soruşturmalarında ilk incelemeyi yapacak olan kurum olan Etik Kurulunun; iddia edildiği gibi gerçekte bir etik ihlali bulunup bulunmadığı konusunda karar vermeden önce soruşturulan kişinin savunmasını alması gerekmektedir. Nitekim bir ceza soruşturması gibi işleyen disiplin soruşturmalarında ve özellikle de etik soruşturmalarında; tıpkı ceza soruşturmasında olduğu gibi soruşturulan kişiye neden soruşturulduğunun bildirilmesi savunma hakkının en temel taşıdır.

İntihal de etik ihlali türlerinden biridir. Dolayısıyla intihal iddiasının bulunması halinde etik kurulu soruşturma yapacak, intihal soruşturması savunması alacaktır. İntihal soruşturması savunma örneği aşağıda mevcuttur. Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için “İntihal Nedir?” başlıklı makalemizi buradan inceleyebilirsiniz.

İntihal Soruşturması Savunma Örneği

Üniversite etik kuruluna intihal soruşturması savunma örneği şu şekilde olabilir. Ancak belirtmek gerekir ki, söz konusu intihal soruşturması savunma örneği örnek mukabilinde olup, somut olayın şartlarına göre uyarlanması gerekir.

………………………………… ÜNİVERSİTESİ
Sosyal ve Beşerî Bilimler Araştırma Etik Kurulu Başkanlığı’na

İlgi: …/…/…… tarih ve …….. sayılı yazınız.

Üniversitemiz Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Etiği Kurulu tarafından gönderilen…/…./…….. tarihli çağrı yazınızda tarafıma; “…………………………..” başlıklı ……………. tezimde “Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinin” 4/1-a maddesi ve “……………… Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinin” …….. maddesi gereğince şikayetçi ……………… tarafından etik ihlali iddialarının bulunduğu ve bu hususta savunmalarımı sunmam istenmiştir.

…/…./…… tarih ve ……………… sayılı yazınız tarafıma …./…/….. tarihinde tebliğ edilmiş olup, süresi içinde savunmalarımı sunmak zorunluluğum doğmuştur. İş bu dilekçe ile tüm savunmalarımı ve eklerini ibraz ettiğimi belirtir, ayrıca sözlü savunma vermeyeceği bildiririm. Açılan intihal soruşturmasına savunma şu şekildedir.

1.Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; her zaman akademik ilke ve kurallara bağlı biçimde çalıştım. Akademik hayatımda hakkımda bugüne değin hiçbir şikayet olmadı. Bu doğrultuda söz konusu intihal iddialarını kabul etmem mümkün değildir. Bugüne dek akademik hayata kazandırdığım tüm çalışmalarında özgün fikirlerimi, metotlarımı, verilerimi ve eserlerimi ortaya koydum. Ancak şikayetçi tarafından “çamur at izi kalsın” mantığı ile hazırlanmış  etik ihlali iddiaları hakkında açıklama yapmam gerekirse;

2. Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinin 4/1-a maddesi “İNTİHAL” kavramını “Başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermekolarak tanımlanmış olup Üniversitemiz Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinin” …….. maddesi de aynı tanımlamayı içermektedir.

3. Ancak intihal  iddiaları ile ilgili şunları özellikle belirtmek gerekir ki;

  • İNTİHAL SUÇU anca KASTEN işlenebilen bir suç olup, ÖZENSİZLİK NİTELİĞİNDEKİ ATIF HATALARI BU SUÇU OLUŞTURMAZ.

  • Yapılan alıntıların DİPNOTLAR ve KAYNAKÇA bölümünde gösterilmesi halinde İNTİHAL SUÇU OLUŞMAZ.

  • BİLİMSEL BİR GERÇEK NİTELİĞİNDEKİ BİLGİNİN ESERDE KULLANILMIŞ OLMASI İNTİHAL SUÇUNU OLUŞTURMAZ.

4. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………

5. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………

İSİM-SOYİSİM
İMZA


Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Disiplin Cezasında Tekerrür

Disiplin Cezasında Tekerrür

Bu yazımızda, disiplin cezasında tekerrür uygulaması, disiplin cezasının tekerrürü nedir, disiplin suçunda tekerrür uygulaması nasıl yapılır gibi sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

Disiplin Cezasında Tekerrür Nedir?

Tekerrür sözlük anlamı olarak tekrarlanma anlamına gelir. Disipin cezasında tekerrür ise, disiplin suçunun tekrarlanması anlamına gelir ve kanun koyucu tarafından tekrarlanan disiplin fiili için ayrı bir düzenleme yapılmıştır.

Disiplin hukukunda tekerrür düzenlemesinin amacı kamu görevlisinin uslandırılmasıdır. Nitekim disiplin suçunda tekerrür uygulaması memurun uslanmadığını, verilen cezanın caydırıcı olmadığını göstermektedir. Bu nedenle cezanın belli oranlarda artırılması öngörülmüştür.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesine göre;

Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.

Görüldüğü üzere disiplin suçunda tekerrür uygulaması için cezaların özlük dosyasından çıkarılmasına ilişkin süre içinde aynı fiill veya halin tekrarı gereklidir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 133. maddesinde ise disiplin cezalarının özlük dosyalarından silinme süresi düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre;

Devlet memurluğundan çıkarma cezasından başka bir disiplin cezasına çarptırılmış olan memur uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından 5 sene. diğer cezaların uygulanmasından 10 sene sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir

 

Disiplin Suçunda Tekerrür Uygulaması

Buna göre, örneğin göreve geç kalan ve bu nedenle uyarma cezası alan bir memur. cezanın silinme süresi olan 5 yıl içinde göreve tekrar geç kalması halinde tekerrür nedeniyle kınama cezası verilecektir. Ancak sonradan işlenen suç farklı bir fiil ise tekerrür söz konusu olamaz. Bu durumda sadece bu suçun karlılığı olan ceza verilir.

Danıştay kararları göre; disiplin cezası af nedeniyle ortadan kalksa bile disiplin cezasında tekerrür değerlendirilir.

Aynı miktarda cezayı gerektiren, ancak işlenen fiil veya halin farklı olduğu suçların üçüncü defa işlenmesi halinde de ceza bir derece ağır olarak uygulanır. Örneğin, amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak fiili nedeniyle daha önce iki defa kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan memura.10 yıl içinde “ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak” fiili nedeniyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası erilmesi durumu söz konusu olursa, bu cezanın bir derece ağırı olan devlet memurluğundan çıkarma cezası verilir.

Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan,  memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan okuyabilirsiniz. 

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması faydalı olacaktır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

devlet memurluğundan çıkarma cezası

Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası Nedir?

Devlet memurluğundan çıkarılma, bir daha devlet memuru olamayacak şekilde memurluktan çıkarılmaktır. Disiplin cezaları içinde en ağır disiplin cezası olan devlet memurluğundan çıkarma cezası verilebilecek haller 657 sayılı Kanun‘un 125/E maddesinde düzenlenmiştir. Kanunun 125/E maddesinde sayılan fiiller dışında tekerrür nedeniyle memuriyetten çıkarma cezası verilebilmesi de mümkündür.

Süreç en basit haliyle şu şekilde özetlenebilir; disiplin amiri tarafından devlet memurluğundan çıkarma cezası yönündeki teklifinin yüksek disiplin kuruluna iletilmesi üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile memuriyetten çıkarma cezası verilir. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı savunma vermeye, ya da teklif edilen disiplin cezasına karşı avukatı vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.

Devlet Memurluğundan Çıkarma Nedenleri Nelerdir?

Devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektiren fiil ve haller 657 sayılı Kanun‘un 125/E maddesinde düzenlenmiştir.Buna göre;

  1. İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,
  2. Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,
  3. Siyasi partiye girmek,
  4. Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,
  5. Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,
  6. Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak,
  7. Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,
  8. Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,
  9. Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,
  10. Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,
  11. 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.
  12. Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak hallerinden memuriyetten çıkarma cezası verilebilir.

Tekerrür Nedeniyle Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası

Kanunun 125/E maddesinde sayılan bu haller dışında tekerrür halinde de devlet memurluğundan çıkarma cezası verilebilir. Zira 657 sayılı Kanun‘un 125. maddesinin 2. fıkrasına göre; “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.” 

Dolayısıyla örneğin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren bir fiilin üçüncü defa işlenmesi halinde de tekerrür nedeniyle devlet memurluğundan çıkarma cezası verilebilir. Ve ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki; Danıştay kararlarıyla istikrar kazandığı üzere, tekerrür hükümlerinin amacı ıslah olmayan personelin cezalandırılmasıdır. Kanunda cezaların tekerrüründen değil, disiplin cezalarının verilmesine sebep olmuş bir “fiil veya halin” tekerrürü halinden bahsedilmiştir. Dolayısıyla tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için fiil tarihlerinin belirgin olması ayrıca önceki disiplin cezalarının da kesinleşmiş olması gerekir kanaatindeyiz.

Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası Kim Tarafından Verilir?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 126. maddesinde; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararına dayanan hallerde valiler tarafından verileceği, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının ise, amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu doğrultuda, memurlara devlet memurluğundan çıkarma cezası verilebilmesi için amirlerin bu yönde isteğinin olmasının işlemin ön şartı niteliğindedir. Ancak ceza disiplin amiri tarafından değil bağlı bulunulan kurumun yüksek disiplin kurulu tarafından verilir. Yüksek disiplin kurulu memurun bağlı olduğu kuruma göre değişir, örneğin üniversite öğretim görevlileri için memuriyetten çıkarma cezası YÖK (Yükseköğretim Kurulu) Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilecektir.

Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.

Memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir. Dolayısıyla Yüksek Disiplin Kurulu karşısında yapılacak bu savunmada tanık dinletilebilir. Ayrıca bu savunmada da avukat ile temsil mümkündür.

Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezasına İtiraz ve İptal Davası

Devlet memurluğundan çıkarma cezası için itiraz yolu yoktur. Dolayısıyla ceza verilmesi halinde, kararın memura tebliğ edilmesinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde iptal davası açılmalıdır. Açılacak davada yürütmenin durdurulması istenebilir. Ancak dava açarak memurluktan çıkarma cezasının iptali sağlabilir. İdari işlemin iptali davası ile ilgili ayrıntılı bilgi için makalemizi buradan okuyabilirsiniz.

Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan,  memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan okuyabilirsiniz. 

Devlet memurluğundan çıkarma cezasının ağır ve telafisi imkansız sonuçlar doğurması nedeniyle, gerek yüksek disiplin kurulunda yapılacak savunmada gerekse açılacak iptal davasında bir avukat ile temsil en önemli tavsiyemizdir. İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması faydalı olacaktır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İptal Davası Dilekçe Örneği

İptal Davası Dilekçe Örneği

İptal davası dilekçe örneği konusundan önce kısaca iptal davası nedir sorusuna cevap vermeyi faydalı buluyoruz. İdari işlemin iptali davası, idare hukukunda, idari işlemin yetki, sebep, konu ve maksat yönlerinden birisi nedeniyle hukuka aykırı olması nedeniyle açılan davalardır. İptal davasıancak ve ancak idari işlem dolayısıyla menfaati ihlal edilen kişi tarafından açılabilir.İptal davasıile idari işlem ve kararların hukuka uygun olup olmadığının denetimi sağlanmaktadır. Dava sonunda hukuka aykırı olduğu tespit edilen idari işlemin iptali kararı verilmesi ile idari işlem yapıldığı andan itibaren hükümsüz hale gelmektedir.

İptal Davası Dava Dilekçesi

İptal davası görevli ve yetkili mahkemeye verilecek dava dilekçesi ile açılır. Yazılan dilekçenin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. ve 5. maddesine uygun nitelikte olmalıdır. Aksi halde dava dilekçesi ön şartlar yönünden reddedilir ve dilekçe ret kararı verilir. Dilekçe red kararı üzerine, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde dava dilekçesinde bulunan eksiklikler düzeltilerek yeniden yargı yerine başvurulabilir.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

İptal davasının incelendiği makalemize buradan, Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan, Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan,  memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan okuyabilirsiniz. İptal davası dilekçe örneği şu şekildedir:

İPTAL DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİ

DİSİPLİN CEZASI İPTAL DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİ

………….. İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

Yürütmenin Durdurulması Talebi Vardır.

DAVACI: ……….. (Ad soyad, TC Kimlik Numarası ve adresi)

DAVALI: ……….. Üniversitesi Rektörlüğü – Adres

KONU: ……….. Üniversitesi ……….. Dekanlığı’nın …/…/20.. tarih ve ……….. sayılı 1/30 oranında aylıktan kesme cezası işleminin YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI ve İPTALİ istemidir.

İDARİ İŞLEMİN TEBLİĞ TARİHİ: ………..

OLAYLAR:

  1. ……….. nedeniyle davalı ……….. Üniversitesi ……….. Dekanlığı’nca yapılan soruşturma sonucunda dava konusu …/…/20… tarih ve ……….. sayılı 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir. Verilen ceza ………………… nedenleriyle haksız ve Yönetmeliğe aykırıdır.
  2. …/…/20… tarihli dilekçe ile cezanın kaldırılması için davalı Üniversite Rektörlüğü’ne itirazda bulunmama rağmen bu itirazım kabul görmemiştir.
  3. …………. nedenleriyle iş bu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER: İYUK, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği, sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER:  Soruşturma dosyası, sicil dosyası, yazışmalar, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle, davalı idarenin ../…/20.. tarih ve ……….. sayılı disiplin cezası verilmesine ilişkin işleminin öncelikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA ve sonuç olarak İPTALİNE, yargılama giderlerinin davalı kuruma yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.

…/…/20…

Davacı (ad soyad, imza)

 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Disiplin Cezasına İtiraz Dilekçesi Örneği

Disiplin Cezasına İtiraz Dilekçesi Örneği

Disiplin cezasına itiraz dilekçesi örneği konusundan önce kısaca şu hatırlatmayı yapmakta yarar görüyoruz.  Disiplin cezasına itiraz disiplin cezası veren amirin üstünde başka bir üst makam varsa, idari başvuru yani idari itiraz kural olarak bu makama yapılır.  Disiplin cezasına itiraz 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 135. maddesinde düzenlenmiştir.  Buna göre; Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. Disiplin cezasında itiraz süresi kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. 

Disiplin cezasına itiraz süresi çok önemlidir. Zira süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.  Bu nedenle disiplin cezası itirazı süresinde yapılmalıdır. Aksi halde telafisi imkansız hak kayıpları ortaya çıkabilecektir.

Süresinde idari başvuru yoluna gidilmemesi veya idari başvuru yoluna gidilmesine rağmen davanın 60 günlük süresi içinde açılmaması halinde disiplin cezası iptal davası reddedilecektir. İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan,  memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan okuyabilirsiniz. Disiplin cezasına itiraz dilekçesi örneği şu şekildedir:

DİSİPLİN CEZASINA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

 

…………… ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ’NE

…/…/20…

……… Fakültesi Dekanlığı’nın …/…/20… tarih ve ……. sayılı yazısı ile …….. eyleminde bulunduğum gerekçesiyle tarafıma Disiplin Yönetmeliğinin …. maddesi gereğince 1/30 oranında aylıktan esme cezası verildiğini …/…/20… tarihinde öğrenmiş bulunuyorum.

Suçum olmadığı/suçu işleyenin başkası olduğu/suçu işlediğime dair delil bulunmadığı/eylemin disiplin suç teşkil etmediği (buraya hangi sebep uyuyorsa o itiraz sebebi ve varsa diğer sebepler yazılabilir) halde tarafıma ceza verilmiştir. Savunmamda belirttiğim üzere tüm bu hususlar dikkate alınmamıştır. Bu nedenle hakkımda verilen disiplin cezasına itiraz ediyorum.

Tarafıma usul ve esasa aykırı biçimde verilen disiplin cezasının kaldırılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.

İtiraz Eden  ………………..

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.