Kategori: İdare Hukuku

Naklen atamada idarenin takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekleri, emsal karar, naklen atama işleminin iptali, adana idare avukatı

Naklen Atamada İdarenin Takdir Yetkisi

Bu makalemizde naklen atamada idarenin takdir yetkisi nin ele alındığı bir Danıştay kararına yer vereceğiz. Bilindiği üzere naklen atama işlemi kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun biçimde yapılmalıdır. Bu doğrultuda naklen atamada idarenin takdir yetkisi olduğunu ancak bu takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun biçimde kullanılması gerektiğini söylemek mümkündür. Bu bağlamda naklen atamada idarenin takdir yetkisi kullanılırken, kamu hizmetinin etkin ve verimli işlemesi amacı dışında bir başka amacın bulunmaması, memurun kadro derecesini gözetmesi ve atama işlemlerinin bir ALT CEZA GİBİ uygulanmaması gerekmektedir. Aksi halde açılacak dava ile naklen atama işleminin iptali söz konusu olacaktır. Bu hususta naklen atama işleminin iptali ile ilgili aldığımız emsal karara buradan ulaşabilirsiniz.

Danıştay 2. Dairesinin kamu hizmet ve gerekleri göz ardı edilmeksizin memurların naklen atamasında idarenin takdir yetkisinin bulunduğu yönündeki 2021/3370 Esas, 2021/741 Karar sayılı kararının özet kısmını makalemizin devamında yer verilmiştir.

Naklen Atamada İdarenin Takdir Yetkisi

DANIŞTAY
2. DAİRE
Esas Numarası: 2021/3370
Karar Numarası: 2021/741
Karar Tarihi: 18.03.2021

KAMU HİZMET VE GEREKLERİ GÖZ ARDI EDİLMEKSİZİN MEMURLARIN NAKLEN ATANMADA İDARENİN TAKDİR YETKİSİ NE SAHİP OLDUĞU

Özeti: Dava İl Emniyet Müdürlüğünde emniyet amiri olarak görev yapan çalışanın farklı İl Emniyet Müdürlüğü emrine naklen atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır. Emniyet amirinin atama gerekçesini oluşturan soruşturma raporunda; İlçe Emniyet Müdürlüğü personelinin hak etmiş oldukları özlük hakları ile ilgili olarak banka maaş protokolü için aralarında emniyet amirinin de bulunduğu ihale komisyonu oluşturulduğu görülmüştür. İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliğinde görevli personelin maaş ödemeleri ile ilgili olarak ihale yapıldığı, isteklilerden bankanın üç yıl için belirli miktarlı teklifinin, beş yıllık teklifinden ekonomik olarak daha avantajlı olmasına rağmen, beş yıllık promosyon bedelini onaylamak suretiyle görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama suçunu işleyerek devleti ve kişileri zarara uğrattıkları belirtilmiştir. Emniyet amirinin Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün ilgili maddesi gereğince üç günlük aylık kesimi cezası ile tecziye edilmesine dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu işleminin tesis edildiği ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davada İdare Mahkemesi’nin kararıyla davanın reddine karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği görülmüştür. Emniyet amiri hakkında Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin ilgili maddesi uyarınca farklı İl Emniyet Müdürlüğü emrine naklen atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiş olup, idarenin temyiz isteminin kabulü gerekmektedir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir; İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

İhraçtan iade olan memurun maaşlarının faizi ödenir mi, ihraçta geçen sürede yoksun kalınan maaşları geri ödenirken de faizi ile ödenmesi, idari dava avukat

İhraçtan İade Olan Memurun Maaşlarının Faizi

İhraç edilip de iade olan memurun maaşlarının faizi ödenir mi sorusu ile sıklıkla karşılaşmaktayız. İhraçtan iade olan memurun maaşlarının faizi konusunda, idareler memurun ihraçta geçirdiği sürede alması gereken maaşını ödese de, maaşlarının faizini çoğunlukla ödememektedir. Bu uygulama nedeniyle ihraç edilip de iade olan memurun maaşlarının faizinin ödenmemesi neticesinde alamadıkları maaşları değer kaybına uğramaktadır. Bu doğrultuda iade olan memurun maaşlarının faizi nin ödenip ödenmeyeceği konusunda İzmir Bölge İdare Mahkemesi emsal bir karar vermiştir.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi kararında gerek maaş alacaklarının gerekse bunlara ilişkin faiz talebinin mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, bu nedenle ihraçta geçen sürede yoksun kalınan maaşları geri ödenirken de faizi ile ödenmesi gerektiğini, aksi halde maaşlarının değer kaybına uğrayacağı ve bunun da mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceğine karar vermiştir. Kararda ödenen maaşların faizinin de ödenmesi gerektiği, ödenen maaşların faizinin her ay için ayrı ayrı yasal faiz oranında hesaplanması gerektiğine hükmetmiştir.

İhraçtan İade Olan Memurun Maaşlarının Faizi

İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
2. İDARİ DAVA DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/980
Karar Numarası: 2020/1587
Karar Tarihi: 26.11.2020

……

Davacının, istinaf başvurusuna gelince:

7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun‘un “Kararların uygulanması” başlıklı 10. maddesinde; “(1) (Değişik: 25/7/2018-7145/22 md.) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, …bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır….Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar……İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz” hükmüne yer verilmiştir.

Uyuşmazlıkta, davacıya görevinden ayrı kaldığı süre için hesaplanan maaş tutarının ödendiği, ancak ödenen bu tutara faiz işletilmediği ve davacının da 09/04/2019 tarihli başvuru dilekçesinde bu ödenen maaş tutarına işletilecek yasal faizin de hesaplanarak ödenmesi talebinin bulunduğu, bu istemin dava konusu işlemle reddedildiği, ancak mahkeme kararında bu konuda hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının gerek maaş alacaklarının, gerekse de bunlara ilişkin faiz talebinin mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, faiz talebinin ödenen maaşların feri alacağı niteliğinde olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmaya dayalı bir tazminat olarak değerlendirilemeyeceği, davacının ihraçta geçirdiği süreçte maaşlarından yoksun kaldığı ve maaşları geri ödenirken de faizlerinin ödenmemesi nedeniyle maaşlarının değer kaybına uğratıldığı, bir başka deyişle davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiği, bu nedenle ödenen maaşlarının faizinin de davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği açık olup, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Öte yandan, davacının ödenen maaşlarına yasal faiz ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinden, davacıya ödenen maaşların faizinin her ay için ayrı ayrı olmak üzere ödenmesi gereken tarihlerden itibaren hesaplanacak yasal faiz tutarının davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği tabidir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı olarak iade olan memurun maaşlarının faizi davası kapsamında da hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti kapsamında  hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

İhale komisyonu kararında başvuru yolu ve dava açma süresinin belirtilmemesi, emsal danıştay kararı, dava açma süresi, adana idari dava avukatı, iptal dava

İhale Komisyonu Kararında Başvuru Yolu ve Dava Açma Süresinin Belirtilmemesi

Danıştay 13. Dairesi, 2020/3779 Esas, 2020/4013 Karar sayılı kararında ihale komisyonu kararında başvuru yolu ve dava açma süresinin belirtilmemesi halinde dava açma süresinin işlemin tebliği tarihinde başlamayacağına karar vermiştir. Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunluluğunun vurgulandığı kararın tam metni aşağıdaki gibidir.

İhale Komisyonu Kararında Başvuru Yolu ve Dava Açma Süresinin Belirtilmemesi

DANIŞTAY
13. DAİRE
Esas Numarası: 2020/3779
Karar Numarası: 2020/4013
Karar Tarihi: 29.12.2020

DAVACININ İHALE DIŞI KALMASINA İLİŞKİN OLARAK GÖNDERİLEN İHALE KOMİSYONU KARARINDA DAVACININ HANGİ KANUN YOLLARINA VE MERCİLERE BAŞVURABİLECEĞİ VE DAVA AÇMA SÜRESİ BELİRTİLMEDİĞİNDEN DAVA AÇMA SÜRESİNİN İŞLEMİN TEBLİĞ EDİLDİĞİ TARİHTE İŞLEMEYE BAŞLAMADIĞI

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Hatay ili, Antakya, İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinde 2676 araçlık yol üstü oto park alanlarının işletme hakkının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulü (açık arttırmalı) ile 24 ay süreyle kiralanmasına ilişkin 24/07/2020 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; dava açma süresinin, dava konusu ihale sonucunun davacı şirkete bildirimine ilişkin komisyon kararının tebliğ tarihi olan 04/08/2020 tarihinden itibaren başladığı ve davanın ivedi yargılama usulüne tâbi olması nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca yapılan başvuru veya itirazların dava açma süresini durdurmayacağı; bu durumda, 04/08/2020 tarihinde başlayan dava açma süresinin son günü olan 03/09/2020 tarihine kadar davanın açılması gerekirken, bu tarih geçirildikten sonra 28/09/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı sebebiyle esasının incelenmesine imkân bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ihale komisyonu kararının 04/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 07/08/2020 tarihinde bu karara itiraz edildiği, idarece herhangi bir cevap verilmemesi üzerine hak kaybına uğramamak adına süresinde davanın açıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Hatay ili, Antakya, İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinde 2676 araçlık yol üstü oto park alanlarının işletme hakkının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulü (açık arttırmalı) ile 24 ay süreyle kiralanmasına ilişkin ihale 24/07/2020 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

Söz konusu ihaleye katılan davacının teklif, banka referans ve geçici teminat mektubunu ayrı bir zarfta sunmadığının, 937 araçlık iş bitirme belgesi sunması gerekirken 703 araçlık iş bitirme belgesi sunduğunun ve davacıya vekâleten ihaleye katılan kişinin sabıka kaydının sunulmadığının anlaşıldığından bahisle ihale dışı bırakılmasına ilişkin 28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararının 04/08/2020 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, davacı tarafından anılan ihalenin iptali istenilmiştir.

28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararı ile bu kararın bildirilmesine ilişkin olarak davacıya gönderilen davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısında, davacının hangi kanun yollarına ve mercilere başvurabileceği ve dava açma süresi belirtilmemiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasa’nın “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesine, 03/10/2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Anayasa’nın 40. maddesine eklenen 2. fıkranın gerekçesinde, bu değişikliğin, bireylerin yargı ya da idarî makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk hâline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir.

Anayasal düzenlemeler ve değinilen gerekçeden; Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idarî makamlar ile başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk hâline getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasa’nın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları sonucuna ulaşılmaktadır.

Anayasal düzenlemeler, kural olarak doğrudan uygulanacak hükümlerden olmayıp, kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılarak yaşama geçirilirler. Ancak, öğretide ve Anayasa Mahkemesi’nin kimi kararlarında, yürürlüğe konulması gereken yasal düzenlemede yer verilmesi gereken konuların Anayasa metninde açıkça kurala bağlandığı durumlarda, bir özel kanun ya da yürürlükteki kanunlarda uygun değişiklik yapılması gerekmeksizin Anayasa hükümlerinin doğrudan uygulanacağı kabul edilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrasının doğrudan uygulanması gerektiğini, 08/12/2004 tarih ve E:2004/84, K:2004/124 sayılı kararında; 5225 sayılı Kanun’da, başvurulacak kanun yolu ve süresinin özel olarak düzenlenmemiş olmasının, Anayasa’nın 40. maddesine aykırılık oluşturmadığını belirterek benimsemiş ve kararında; bireyler hakkında kurulan işlemlere karşı kanun yolları, başvurulacak merciler ile sürelerin belirtilmesi yönünden Devlete verilen görevin bir zorunluluk içerdiğine, bu zorunluluk nedeniyle her kanunda özel bir düzenleme yapılması gerekmediğine değinerek, Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrasının doğrudan uygulanır nitelik taşıdığını kabul etmiştir.

Devletin, işlemlerinde, bireylerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu düzenleyen Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrasının, ayrı bir yasal düzenlemenin varlığını gerektirmeyen, doğrudan uygulanabilir nitelik taşımasından dolayı, yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak idarî mercileri ve kanun yolları ile sürelerini belirtmeleri zorunludur.

Bu kapsamda, Anayasa’nın 125. maddesinin 3. fıkrası ile 40. maddesinin 2. fıkrasının birbirleriyle olan ilişkisine de değinmek gerekmektedir.

Anayasa’da yer alan düzenlemeler, normlar hiyerarşisinde aynı düzeyde yer aldığından bu kuralların birbirine üstünlüklerinden söz etmek mümkün olmamakla birlikte, Anayasal normlar değerlendirilirken normun kabul edildiği tarihe bakılarak yorum yapılabilmesi mümkündür. Bu kapsamda, her ne kadar Anayasa’nın 125. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmiş ise de; 40. maddeye eklenen fıkrayla, idarî işlemlerde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının ve sürelerinin belirtilmesi zorunluluğu getirildiğinden, kişilere bildirilen idarî işlemlerde başvuru süresi ve başvuru yerinin de gösterilmesi gerekmektedir. Dava açma süresini başlatacak olan bildirim, Anayasa’nın amir hükmü gereğince başvuru mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirimdir. Bunun dışındaki yazılı bildirimler, Anayasa’nın 40. maddesinin amir hükmüne uygun olmadığından, dava açma süresini başlatmayacaktır.

Bu itibarla, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu öngören Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeye rağmen, 28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararı ile bu kararın bildirilmesine ilişkin olarak davacıya gönderilen davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısında, davacının hangi kanun yolları ve mercilere başvurabileceği ve dava açma süresi belirtilmediğinden, idarenin doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve hak arama özgürlüğünün ihlâl edilmiş olması karşısında, söz konusu işlemin tebliğ edildiği tarihte dava açma süresinin işlemeye başlamadığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;

2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,

4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,

5. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 29/12/2020 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı olarak ihale komisyonu kararının iptali davası da dahil olmak üzere idari davalarda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti kapsamında hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Bu makalemizde polis memurlarının rütbe terfi davaları ve emniyet teşkilatında rütbe terfi işlemleri hakkında emsal Danıştay kararları doğrultusunda kısa bir bilgilendirme yapacağız. Polis memurlarının rütbe terfi davaları iptal davasına konu edilir. Açılacak iptal davasında işlemin tebliğinden itibaren başlayacak 60 günlük dava açma süresine uyulması hayati öneme sahiptir. Bu genel bilgilendirmeyi yaptıktan sonra polis memurlarının rütbe terfi davaları nasıl açılır, polis memurlarının rütbe terfi işlemlerinde idarenin takdir yetkisi nasıl değerlendirilir, Merkez Değerlendirme Kurulu kararının iptali nasıl sağlanır,  emniyet teşkilatında rütbe terfi işlemleri nasıl yapılır gibi sorulara emsal Danıştay kararları doğrultusunda geçecek olursak;

Polis Memurlarının Rütbe Terfi Davaları

Bu makalemizde polis memurlarının rütbe terfi davaları ve emniyet teşkilatında rütbe terfi işlemleri hakkında emsal Danıştay kararları doğrultusunda kısa bir bilgilendirme yapacağız. Polis memurlarının rütbe terfi davaları iptal davasına konu edilir. Açılacak iptal davasında işlemin tebliğinden itibaren başlayacak 60 günlük dava açma süresine uyulması hayati öneme sahiptir. Bu genel bilgilendirmeyi yaptıktan sonra polis memurlarının rütbe terfi davaları nasıl açılır, polis memurlarının rütbe terfi işlemlerinde idarenin takdir yetkisi nasıl değerlendirilir, Merkez Değerlendirme Kurulu kararının iptali nasıl sağlanır,  emniyet teşkilatında rütbe terfi işlemleri nasıl yapılır gibi sorulara emsal Danıştay kararları doğrultusunda geçecek olursak;

Polis Memurlarının Rütbe Terfi Davaları

Emniyet teşkilatında rütbe terfi davaları incelenirken Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmeliğin irdelenmesi gerekir. Polis memurlarının rütbe terfi işlemleri için; Yönetmeliğin 4. maddesinde; “Kıdem”, bir rütbede geçen fiili çalışma süresi; “liyakat” ise, personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnamesi, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmiş hizmetlerinde almış olduğu cezalar, geçirdiği ve devam eden soruşturmaların niteliğine göre belirlenecek terfi yeterliliği olarak tanımlanmış, 8. ve devamı maddelerde rütbelere terfi ve kıdem esaslar sayılmış, 9. maddesinde, polis amirlerinin rütbelere terfilerinin bu Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla kıdem ve liyakata göre yapılacağı vurgulanmış olup, 16. maddesinde de kıdem sırasının tespitinde nelerin belirleyici olduğu kurallara bağlanmıştır.

Bu doğrultuda polis memurlarının rütbe terfi işlemlerini değerlendiren Merkez Değerlendirme Kurulunun yapması gereken disiplin ve hiyerarşiyi bozmadan, mevcut boş kadrolara en kıdemli ve liyakatliyi tespit ederek  terfi işlemlerini değerlendirmektir. Polis amirlerinin bir üst rütbeye atanmalarında öncelikle kıdemin esas olduğu ancak, bulundukları rütbedeki en az bekleme sürelerini dolduranların da, liyakat esasına göre yasa ve yönetmelikte yer alan diğer hususların değerlendirilmesi sonucu bir üst rütbeye atanabilecekleri açıktır. Aksi yöndeki Merkez Değerlendirme Kurulu kararının iptali için yukarıda açıkladığımız gibi iptal davası açılabilir.

Polis Memurlarının Rütbe Terfi Davaları Danıştay’ın Emsal İptal Kararları

Dolayısıyla polis memurlarının rütbe terfi davaları nda, işlemin kıdem ve liyakat ilkelerine uygun biçimde yapılıp yapılmadığı hususunun özellikle değerlendirilmesi gerekir. Yine aynı şekilde polis memurlarının rütbe terfi işlemlerinde idarenin takdir yetkisi nin sınırlarının belirlenmesi de önemlidir. Danıştay’ın polis memurlarının rütbe terfi davaları emsal iptal kararları ile ilgili kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse şu kararlarına dikkat çekmek gerekir;

Danıştay 12. Dairesi 2008/4082 Esas 2011/4264 Karar sayılı kararında 2007 yılı terfi döneminde 1. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada, davacının ceza mahkemesinde mahkumiyet kararları bulunması nedeniyle işlemin iptali yönünde verilen Yerel Mahkeme kararını bozmuştur. Kararda özetle; “3201 sayılı Yasa’nın 55. maddesi uyarınca, bu kadrolara yapılan atamalarda idarenin kişileri kıdem ve liyakata göre değerlendirmeye tabi tutarak atarken kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olarak takdir yetkisini kullanabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde ve davacının kıdem sıralamasında terfi edecek ilk 110 kişi arasına giremeyerek 154. sırada yer alması, sicil ortalamasının ve takdir-taltif sayısının terfi eden personelin büyük bölümüne göre düşük kalması, bir önceki rütbede olsa bile ceza mahkemesi tarafından 2 ayrı davada mahkumiyetine hükmedilmiş olması, hapis cezası almasına neden olan fiillerin niteliği dikkate alındığında; 1. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine yükseltilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından, dava konusu işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.”

KIDEM VE LİYAKAT AÇISINDAN BİR ÜST RÜTBEYE TERFİSİNE ENGEL BİR DURUMU BULUNMAYAN DAVACI HAKKINDA TESİS EDİLEN İŞLEMDE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI

Danıştay 12. Dairesi 2007/2883 Esas 2008/2480 Karar sayılı başka bir kararında ise “2. sınıf emniyet müdürü olan davacının, sicil notu ortalamasının 96 puan olmasına, 5 takdirinin bulunmasına ve kendisinden daha alt sıralarda olanlar yükseltilmesine rağmen; sıralamada 100. olduğu, bu yılda 80 kişinin yükseltildiğinden bahisle, 2006 yılında bir üst rütbeye yükseltilmemesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediği” ne karar vermiştir.

DAVACIDAN SONRA GELİP TERFİ EDENLERİN BULUNMUŞ OLMASI TAKDİR YETKİSİNİN SINIRLARININ AŞILMAMASI KAYDIYLA DAVACININ DA BİR ÜST RÜTBEYE TERFİ ETTİRİLMESİNİ ZORUNLU KILMADIĞI

Danıştay 12. Dairesi 2012/9260 Esas 2014/1791 Karar sayılı başka bir kararında disiplin cezası bulunan polis memurunun terfi ettirilmemesi yolunda tesis edilen işlemde idarenin takdir yetkisi yönünden değerlendirme yapmıştır. Kararda; “Davacıdan daha kıdemsiz ve liyakatsiz olanların davalı idarece bir üst rütbeye terfi ettirildiği dolayısıyla davacının da terfi ettirilmesi gerektiği yönünde bir gerekçeye yer verilmiş ise de; davacıdan sonra gelip terfi edenlerin bulunmuş olması, takdir yetkisinin sınırlarının aşılmaması kaydıyla, davacının da bir üst rütbeye terfi ettirilmesini zorunlu kılmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, yukarda metnine yer verilen mevzuat uyarınca, personelini terfi ettirme konusunda takdir yetkisi bulunan davalı idareyi: disiplin cezaları bulunan davacıyı terfi ettirme konusunda yargı kararıyla zorlamak mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda: davacının, liyakat yönünden yapılan değerlendirme sonucunda terfi ettirilmemesinde hukuka aykırılık, davaya konu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.”

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı olarak polis memurlarının rütbe terfi davaları kapsamında da hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti kapsamında  hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Aylıktan kesme cezasının iptali emsal karar, belediye disiplin kurulu aylıktan kesme cezası, idari dava avukatı, iptal davası, işlemin iptali

Aylıktan Kesme Cezasının İptali Emsal Karar

Bu makalemizde aylıktan kesme cezasının iptali emsal karar a yer vereceğiz. Hukuk büromuz tarafından açılıp yürütülen davada, idare mahkemesi tarafından aylıktan kesme cezasının iptali yolunda hüküm kurulmuştur. Makalemizin sonunda yer vereceğimiz aylıktan kesme cezasının iptali emsal karar konusuna geçmeden önce aylıktan kesme cezası nedir sorusunu kısaca cevaplandırmanın faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Aylıktan kesme cezası 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin c bendinde düzenlenmiştir. Buna göre aylıktan kesme cezasının verilmesi halinde memurun brüt aylığından 1/30 – 1/8 oranında kesinti yapılır. Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 126. maddesine göre, Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından verilir.

Ayrıntılı bilgi almak için “Aylıktan Kesme Cezası Nedir?” başlıklı makalemize buradan, “Aylıktan Kesme Cezası İptal Davası” başlıklı makalemize ise buradan ulaşabilirsiniz.

Aylıktan kesme cezasının iptali emsal karar olarak verdiğimiz somut uyuşmazlıkta ise. …… Belediyesinde mimar olarak çalışan davacı müvekkilimize Belediye Disiplin Kurulu Kararı ile verilen aylıktan kesme cezasının iptaline karar verilmiştir. Tecziye edilen aylıktan kesme cezası iptal davası açılmış ve tahkikat sonucunda haklı davamızın kabulüne karar verilmiştir. Aylıktan kesme cezasının iptali yönünde verilen emsal kararda, aylıktan kesme cezası vermeye yetkisi bulunmayan Belediye Disiplin Kurulunca davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C maddesi gereğince aylıktan kesme cezası verilmesi işleminde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla belediye disiplin kurulu aylıktan kesme cezası vermeye yetkili olmayıp, aylıktan kesme cezasını vermeye yetkili makam disiplin amiridir.

Aylıktan Kesme Cezasının İptali Emsal Karar

ak1
ak2

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

Başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi, taahhüt ve teminat senedinin iptali davası, atamanın iptali

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedi

Bu makalemizde başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi ve taahhüt ve teminat senedinin iptali ile atama işleminin iptali davası hakkında hakkında bilgilendirme yapacağız.

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedi Hukuki Dayanağı

Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi hukuki dayanağını “Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmelik”ten alır. Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasında araştırma görevlilerin taahhüt ve teminat senedi hakkında düzenleme yapılmıştır. Araştırma görevlisi kadrosunda olup, başka bir üniversiteye lisansüstü eğitim yapmak üzere görevlendirilen araştırma görevlilerinin eğitim-öğretim süresi kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir araştırma görevlilerinden taahhüt ve kefalet senedi alınması anılan Yönetmelik hükmü ile öngörülmüştür.

Düzenlemeye göre; “Görevlendirme veya atama işleminden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde 2547 Sayılı Kanunun 35 inci maddesi şartları içinde lisansüstü eğitim-öğretim süresi (tatiller dahil) kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınır. Bu senette ilgili araştırma görevlilerinin lisansüstü eğitim- öğretimlerinin tamamlanmasından ne kadar süre sonra kadroyu tahsis eden üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne döneceğini belirten bir hüküm de yer alır.”

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedi İçeriği

Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi içeriği oldukça ağır sonuçlar doğurmaktadır. Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi ile eğitimde başarısız olunması veya yarım bırakılması durumunda araştırma görevlisinin kadrodan çıkarılacağı ve tüm masrafların  faiziyle birlikte tahsil edileceği belirtilmektedir. Yine başka bir üniversitede alınan bu eğitimin tamamlanmasından sonra araştırma görevlisinin kendi üniversitesine döneceği, bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda da yine aynı şekilde yapılan masrafların faiziyle geri ödeneceği verilen taahhütler arasındadır.

Mecburi hizmet yükümlülüğü bakımından 2547 sayılı Yasanın 35. maddesinin de değerlendirilmesi gerekir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2008/3482 Esas, 2013/1167 Karar sayılı kararında öğretim elemanı yetiştirilmek üzere başka bir üniversitede lisansüstü eğitim-öğretim yapmak üzere görevlendirilen araştırma görevlileri için anılan Yasada ve Yönetmelikte mecburi hizmet yükümlülüğünün öngörüldüğüne, 657 sayılı Kanuna 4160 sayılı Kanunla eklenen Ek 35. maddesinin, başka bir üniversitede eğitim-öğretim gören araştırma görevlilerini kapsamadığı hususu vurgulanmıştır.

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedinin İptali Davası

Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedinin iptali davası üzerinde durmakta fayda görüyoruz. Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedinin iptali davalarında imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin hukuki niteliği konusunda zaman içinde yargı yerlerince farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak Uyuşmazlık Mahkemesinin 09/04/2012 günlü, E:2012/6, K:2012/66 sayılı kararıyla açılacak araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedinin iptali davası için görevli yargı yerinin adli yargı mercileri olduğuna karar verilmiştir. Ancak başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi kapsamında yeniden atanması yani araştırma görevlisinin taahhüt ve teminat senedi kapsamında atanmasına dair işlemlerin iptali için görevli yargı yeri idari yargı merciidir.

İdari Dava Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Yine idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada bilgi vermiştik. Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan, öğretim üyesi ataması iptal davası ile ilgili bilgiye buradaki makalemizden ulaşabilirsiniz. Buradaki yazımızda ise daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararını paylaşmıştık.

Danıştay'ın emsal mobbing kararı, sistematik yersiz disiplin soruşturması yapılan memur, görevden alma, kamu görevlisine mobbing, mobbing davası, tazminat

Danıştay’ın Emsal Mobbing Kararı

Bu makalemizde Danıştay’ın emsal mobbing kararı na yer vereceğiz. Danıştay 2. Dairesi ‘ın emsal sayılabilecek kararı makalemizin sonunda yer almaktadır. Danıştay’ın emsal mobbing kararı içeriğinde özetle; davacı ile davalı idare arasında yaşanan ve yargıya intikal eden ve etmeyen hukuki süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece davacıya belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan işlemler tesis edildiği, sürekli yerinin değiştirildiği, davacının yersiz soruşturmalara maruz bırakılıp haksız disiplin cezaları verildiği, bu haliyle davacıya manevi taciz (mobbing) uygulandığı, bu durumun ise davacıyı manevi olarak elem ve kedere uğrattığı ve yıprattığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulü yolunda Mahkemece verilen karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusu kesin olarak reddedilmiştir.

Danıştay’ın emsal mobbing kararı ile sistematik biçimde yersiz disiplin soruşturması na maruz kalan ve/veya görevden alma işlemine tabi tatulan memurun, kamu görevlisine mobbing uygulandığı anlamına geleceğini ve bu durumda mobbing davası açma hakkı olduğunun bir kez daha altı çizilmiştir. Danıştay 2. Dairesi’nin 2020/516 Esas, 2020/3123 Karar sayılı emsal mobbing kararının “Hukuki Değerlendirme” kısmı şu şekildedir.

Danıştay’ın Emsal Mobbing Kararı

“…Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu yönetim kurulu kararı ve idarece sunulan savunma dilekçesinde davacının, işlediği iddia edilen disiplinsiz davranışlarından bahisle işlemin tesis edildiği ileri sürülmüş ise de; davacı hakkında Rektörün eşinin İslami İlimler Akademisine atanmasına ilişkin resmi yazıyı basına sızdırarak, basında ve sosyal medyada üniversitenin iç işleyişiyle ilgili olarak uygun olmayan gündem oluşturduğu gerekçesiyle 657 sayılı Kanunun 125/B-a maddesi ve 2547 sayılı Kanunun 53/b-1/b maddesinde düzenlenen fiilleri işlediğinden bahisle 2547 sayılı Kanunun 53/D maddesi uyarınca verilen uyarma cezasının, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile; basına sızdırıldığı iddia edilen isnada konu 10/05/2017 tarihli atama işlemine ilişkin resmi yazının davacı veya maiyetindeki elemanlar tarafından basına sızdırıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delilin bulunmadığı, hatta bu hususun davalı idarece yaptırılan soruşturma sonucu hazırlanan soruşturma raporunda da belirtildiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile davalı idarenin istinaf başvurusu reddedilerek kesinleştiği; yine … Meslek Yüksekokulu ve … Meslek Yüksekokulu’na yapılan görevlendirmeleri kapsamında hazırladığı fizibilite raporlarının ciddiyetten uzak ve özensiz olduğu gerekçesiyle başlatılan soruşturma neticesinde; 657 sayılı Kanun’un 125/A-a maddesi uyarınca verilen uyarma cezasının ise … İdare Mahkemesinin … günlü, E: …, K:… sayılı kararı ile; disiplin cezasına konu görevin davacının görev tanımına uymadığı, yapılan görevlendirme kapsamında istenen fizibilite raporlarının şablonunun ve hangi kriterlere göre hazırlanması gerektiğinin belirtilmediği, yine de davacının elinden geldiği ve bilgisi elverdiği ölçüde çalışmasını yaparak verilen süre içerisinde istenen fizibilite raporlarını hazırlayarak idareye sunduğu, bu haliyle davacının üzerine atılı fiillerin sübut bulmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… kararı ile davalı idarenin istinaf başvurusu reddedilerek kesinleştiği; ayrıca davacı hakkında soruşturma konusu yapılan, … Meslek Yüksekokuluna görevlendirilmesine ilişkin yazıyı basına sızdırdığı; davalı idarece tahkik edilen bir yolsuzluk soruşturmasında sanık tarafından daha önceki ifadesinin davacının baskısıyla verildiği; bir öğretim üyesinin 2547 sayılı Yasa hükümlerine uygun olmayan şekilde bir yıl süreyle yurtdışında görevlendirilmesine sebep olduğu iddiaları hakkında başlatılan soruşturmalarla ilgili olarak ise; disiplin cezası verilmesine gerek görülmediği, davacının görevinde başarısız ve verimsiz olduğu yönünde başkaca somut, nesnel ve hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.

Öte yandan, davacı tarafından kendisine mobbing uygulandığından bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık olmak üzere 1.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacıya geçici görevlendirmeleri kapsamında geçici görev yolluğu ödenmediğinden davacının 1,000,00-TL maddi tazminat isteminin kabulü; davacının ifa ettiği kamu görevinin niteliği ve davacı ile davalı idare arasında yaşanan ve yargıya intikal eden ve etmeyen hukuki süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece davacıya belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan işlemler tesis edildiği, sürekli yerinin değiştirildiği, davacının yersiz soruşturmalara maruz bırakılıp haksız disiplin cezaları verildiği, bu haliyle davacıya manevi taciz (mobbing) uygulandığı, bu durumun ise davacıyı manevi olarak elem ve kedere uğrattığı ve yıprattığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin 10.000,00-TL’lik kısmının kabulü yolunda … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E…., K…. sayılı karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusu … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesinin … günlü, E…., K…. sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

Bu durumda, davacının görevinden alınmasını gerektirecek, görevinde yetersiz ve verimsiz olduğuna ilişkin hukuken geçerli somut bir bilgi ve belgenin davalı idarece sunulamaması karşısında, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının genel sekreterlik görevinden alınarak enstitü sekreteri olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.”

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

İdari yargıda mobbing konusunda adana mobbing avukatı olarak kaleme aldığımız;

  • Mobbing nasıl ispatlanır konulu makalemize buradan,
  • Mobbing davası nedir konulu makalemize buradan
  • Kamu görevlisine mobbing uygulanması ile ilgili makalemize buradan,
  • Mobbing suçu ile ilgili makalemize buradan, ulaşabilirsiniz

İşçilik alacakları hesaplamalarının alanında uzman avukatlar nezdinde yapılması ve açılması muhtemel davanın bir adana iş avukatı ile takibi önem arz etmektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İntihal nedeniyle tazminat davası, maddi tazminat, manevi tazminat, FSEK, intihal tazminat emsal karar, adana idari dava avukatı, intihal mağdurunun hakları

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası

Bu makalemizde intihal nedeniyle tazminat davası açılıp açılamayacağı konusu yargı kararı çerçevesinde değerlendirilecektir. Öncelikle genel bilgilendirme açısından “İntihal Suçu Nedir?” başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz. İntihal “başkalarına ait özgün fikir, metot, veri veya eserleri bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisine ait gibi göstermek” olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda intihal suçunun mağduru konumunda olan kişi yani kendi özgün fikri, metodu, verisi veya eseri/eserleri kullanılan kişi intihal nedeniyle tazminat davası açabilecektir.

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası

Nitekim Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 70. maddesine göre de intihal nedeniyle tazminat davası açılması mümkündür. Kanuna göre; “Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir. Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir.” Dolayısıyla intihal nedeniyle tazminat davası, intihal mağdurunun hakları ndan biri olup, iki çeşittir. Mağdurun uğradığı zarara göre intihal nedeniyle maddi tazminat davası açılabileceği gibi intihal nedeniyle manevi tazminat davası da açılabilir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2018/1663 Esas, 2021/700 Karar sayılı kararına da intihal nedeniyle tazminat davası konu olmuştur. Karara konu somut olayda, davacıya ait kitabın belli sayfaları Türkiye çapında dağıtılan ve internette de yayınlanan günlük gazetede, davacının ismine yer verilmeksizin yayınlanmıştır. Davacı da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 70. maddesi kapsamında davalı … Gazetesi’ne maddi ve manevi tazminat ile yazının tekrar müvekkilinin ismine yer verilerek yayınlanmasını talep ettiği intihal nedeniyle tazminat davası açmıştır. Yargılama sonucunda Mahkemece 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat talebinin kabulüne, sair istemlerin reddine karar verilmiş, davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Karar hakkında davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ilgili kararında özeti aşağıda verildiği üzere intihal nedeniyle tazminat davası konusundaki istinaf başvurusunu reddetmiştir:

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası Emsal Karar

“…Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin kitabının belirtilen sayfalarının izinsiz olarak ve müvekkilinin adına yer verilmeksizin, anılan isimli gazetesinde aynen yayınlandığını beyanla, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ayrıca yazının tekrar müvekkilinin ismine yer verilerek yayınlanmasını talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalılar vekili, istinaf dilekçesinde davacının kitabının eser vasfında olmadığını ve intihal bulunmadığını ileri sürmüşse de mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda da isabetli bir şekilde, davaya konu kitabın, coğrafi yerlerin isimlerinin değiştirilmesi süreci ve amacına yönelik belirli bir sistematik ve üslupla hazırlanmış kitap olduğu ve bu özellikleri sebebiyle yazı ve dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğu tespit edilmiştir. Davalının kitabının veri tabanı mahiyetinde bulunmadığı, sahibinin hususiyetini yansıtan belirli bir üslup ve sistematikle hazırlandığı, anılan isimli gazetesinde ve internet sitesinde, davacının kitabının 17 sayfasının aynen, davacının izni alınmadan ismine yer verilmeden alıntılandığı, intihal bulunduğu, intihal kastının ayrıca araştırılmasına gerek olmadığı, alıntı miktarı, gazetenin Türkiye çapında dağıtılan ve internette de yayınlanan günlük gazete olduğu göz önüne alındığında, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olmadığı, dosya kapsamına uygun bulunduğu kanaatiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2018/1663 Esas, 2021/700 Karar, 02.04.2021 Tarih)

Adana avukat, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu olarak, diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilir, 0507 057 53 35 nolu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Görevden alma işleminin iptali, görevden alma işleminin iptali somut neden bulunmaması, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı, idari dava avukatı adana

Görevden Alma İşleminin İptali Somut Neden

Danıştay 2. Dairesi, genel müdür yardımcılığı görevinden alınarak mühendis olarak atanan davacının, yapılan görevden alma işleminin iptali somut neden aranması gerektiğine karar vermiştir. Görevden alma işleminin iptali somut neden kavramının irdelendiği kararda; davacının görevinden alınmasını gerektirecek somut bir tespitin davalı idarece sunulamaması karşısında, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının genel müdür yardımcılığı görevinden alınarak mühendis olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık görülmemiştir. Kararın “Hukuki Değerlendirme” kısmı makalemizin devamında yer almaktadır.

Danıştay 2. Dairesi’nin son tarihli kararlarında, görevden alma işleminin iptali davalarında somut neden ve kamu yararı ve hizmet gereklerine uygunluk kavramlarının irdelendiğini görmekteyiz. Danıştay 2. Dairesi’nin buradaki makalemizde yer verdiğimiz yakın tarihli başka bir kararında da görevden alma işleminin iptali nde tesis edilen işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Görevden Alma İşleminin İptali Somut Neden

DANIŞTAY
2.
 DAİRE
Esas Numarası: 2020/2368
Karar Numarası: 2021/77
Karar Tarihi: 07.01.2021

İDARECE DAVACININ GÖREVİNDEN ALINMASINI GEREKTİRECEK SOMUT BİR TESPİT SUNULMADIĞINDAN DAVACININ GENEL MÜDÜR YARDIMCILIĞI GÖREVİNDEN ALINARAK MÜHENDİS OLARAK ATANMASINA İLİŞKİN DAVA KONUSU İŞLEMLERDE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Dava dosyasının incelenmesinden; memuriyete 15/12/1995 tarihinde DSİ … Bölge Müdürlüğünde mühendis olarak başlayan davacının, görevine 29/11/1996 tarihinden itibaren DSİ … Bölge Müdürlüğünde devam ettiği, 18/12/2015 tarihinde kurumlar arası nakil yolu ile Trabzon İl Özel İdaresine mühendis olarak atandığı, 08/11/2006 tarihinde İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı olarak çalışmaya başladığı, Trabzon İl Özel İdaresinin 6360 sayılı Kanun uyarınca tüzel kişiliğinin kaldırılması sonucu Trabzon Büyükşehir Belediyesine genel sekreter yardımcısı unvanı ile devredilen davacının, … günlü, … sayılı personel hareketleri onayı ile davalı idare bünyesine genel müdür yardımcısı olarak atandığı, dava konusu işlemler ile genel müdür yardımcılığı görevinin sonlandırılması ve 1. derece mühendis kadrosuna atanması üzerine, anılan işlemlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen hükümlerden anlaşılacağı üzere, kamu görevlilerinin sınıflarının da değiştirilmesi suretiyle görevlerini ve görev yerlerini değiştirme konusunda idareye takdir yetkisi tanınmakta ise de, bu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız bir yetki olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu ve bu yönüyle de yargı denetimine tabi bulunduğu tartışmasızdır.

Uyuşmazlık konusu olayda, davacının geçmiş hizmetlerinin değerlendirilmesinde, davalı İdareye devredilmesinden önce de uzun yıllar yöneticilik yaptığı, davalı İdare bünyesinde beş yıl genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı; bu süre zarfında, söz konusu görevi ile ilgili olarak hakkında hiçbir adli ve idari soruşturma açılmadığı gibi, disiplin cezası da almadığı ve görevinde başarısız veya yetersiz olduğu yönünde de nesnel ve hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı görülmektedir.

Bu durumda, davacının görevinden alınmasını gerektirecek somut bir tespitin davalı idarece sunulamaması karşısında, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının genel müdür yardımcılığı görevinden alınarak mühendis olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddi yolunda verilen … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,

2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,

3. Aynı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/01/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Naklen atamada kadro derecesi gözetilmesi gerekliliği, bir derece aşağı kadroya naklen atama, emsal karar, naklen atama işleminin iptali, adana idare avukat

Naklen Atamada Kadro Derecesi

Naklen atamada kadro derecesi sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır. Bu makalemizde naklen atamada bir derece aşağı kadroya atanan memurun hakları konusunda emsal bir Danıştay kararı doğrultusunda bilgi vermeye çalışacağız.

Naklen Atamada Kadro Derecesi

Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76/1 maddesine göre kurumların görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar dahilinde daha üst kurum içinde veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri hükme bağlanmıştır. Maddenin 2. fıkrasında da, memurların istekleri ile, kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka yerlerdeki kadrolara atanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla Kanun’un 76/1 maddesi kapsamında yapılan naklen atamada kadro derecesi gözetilmeli, memur bulunduğu kadro derecesine eşit bir kadroya atanmalıdır. Aksi halde naklen atama işleminin iptali söz konusu olabilecektir.

Danıştay 2. Dairesi kararında naklen atamada kadro derecesi gözetilmediğinden yapılan naklen atama işleminin iptali yönünde karar vermiştir. Danıştay 2. Dairesi, 2020/839 Esas, 2020/3111 Karar sayılı ve 22.10.2020 tarihli kararında; “Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca, memurların naklen atanmaları konusunda idarelerin sahip olduğu takdir yetkisi doğrultusunda, kamu hizmetinin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla, davacının Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü görevinden alınarak sağlık teknikeri kadrosuna atandığı ve dava konusu olayda davalı idarenin, kanunla kendisine tanınmış olan takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında keyfi kullandığı ve özel nedenlere dayandırdığı noktasında dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı açık ise de. (1.) derece kadroda (1.) derecenin (4.) kademesi kazanılmış hak aylığı ile görev yapan davacının, dava konusu işlemle, isteği olmaksızın, bulunduğu kadro derecesinin altındaki (5.) dereceli kadroya atamasının yapılması suretiyle kadro derecesinin gözetilmediği anlaşılmış olup, anılan işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle, naklen atamada kadro derecesi konusuna açıklık getirmiş, kadro derecesi gözetilmeden yapılan naklen atama işlemi hakkında iptal kararı vermiştir.

Naklen atama işleminin iptali emsal karar olarak paylaştığımız başkaca bir iptal kararına buradan ulaşabilirsiniz.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir; İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.