Kategori: Genel

Tekrar Yayım Cezası ve İptal Davası

Tekrar Yayım Cezası ve İptal Davası

Bu makalemizde tekrar yayım cezası ve iptal davası konusunu inceleyeceğiz. Tekrar yayım yani bir diğer ismiyle mükerrer yayım etik ihlali türlerinden biridir. Tekrar yayım cezasının iptali davası ve tekrar yayım cezasının iptali davasında elde ettiğimiz emsal karara da makalemizin sonunda yer verilmiştir.

Tekrar Yayım Nedir?

Tekrar yayım etik ihlali türlerinden bir tanesidir. Yayın etiği ihlallerinden en çok karşılaşılan tür olan tekrar yayımYönerge‘de “Mükerrer yayınlarını akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak” olarak tanım bulmuştur. Görüldüğü üzere Yönerge tanımı çok kısa ve özet nitelikte olmakla birlikte, bir yayının bir diğerinin tekrar yayımı olup olmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekir.

Tekrar Yayım Cezası

Haksız yazarlık cezası ise 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemeye göre, mükerrer yayınlarını akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak fiili kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirir. Öğretim elemanları için kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ise yükseköğretim kurumlarında görev yapanlar için bulundukları kademedeki ilerlemelerinin fiilin ağırlık derecesine göre bir ila üç yıl arasında durdurulması; vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapanlar için ise üç ila altı ay süreyle brüt ücretinden 1/30 ila 1/8 arasında kesintiye gidilmesidir.

Tekrar Yayım Cezasının İptali Davası

Görüldüğü üzere tekrar yayım cezasının karşılığı kişinin durumuna göre kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıdır. Dolayısıyla tekrar yayım cezasının iptali davası nda da talep edilen temel olarak verilen bu aylıktan kesme cezasının iptalidir. Tekrar yayım sıklıkla karşılaşılan bir etik ihlali (yayın ihlali) türü olsa da her olay kendine özgü değerlendirilmesi, bir yayının diğerinin tekrarı niteliğinde olup olmadığı kendine özgü bilimsel veriler ışığında değerlendirilmelidir.  Zira bilimsel araştırmalar özü gereği kendisinden öncenin tekrarı ve yeniden denenmesi anlamına gelebileceği gibi, farklı metotların kullanılması veya farklı sonuçlara ulaşılması gibi hususlar tekrar yayım noktasında özellikle değerlendirilmelidir. Bu anlamda açılacak iptal davasında bilirkişi incelemesi talep edilebilir, yargılamada alınacak bilirkişi raporu ile tekrar yayım özelliği olup olmadığı değerlendirilebilir.

Ayrıca söz konusu tekrar yayım cezası temelinde bir disiplin cezası olduğundan, disiplin soruşturmasının usulüne uygun biçimde yürütülmesi de bir diğer önemli husustur. Tekrar yayım etik ihlali soruşturmalarının çoğu zaman usulüne uygun biçimde yürütülmediğini veya usule uygun biçimde yürütülen bir soruşturma olsa da özellikle tekrar yayım cezasında ispat şartının sağlanamadığını, bu nedenle verilen tekrar yayım cezasının iptali davası başarı ile sonuçlandırılabilmektedir.

Tekrar Yayım Cezasının İptali Emsal Karar

Aşağıda tekrar yayım cezası nedeniyle kademe ilermesinin durdurulması cezası tecziye edilen bir müvekkilimizin başarı ile sonuçlandırdığımız kararına emsal olarak yer veriyoruz. Somut olayda tekrar yayım fiili sübut bulmadığı ispatlanarak tekrar yayım cezasının iptali sağlanmış olup, ayrıntıları kararda mevcuttur.

emsal111
emsal22
emsal33

Akademik Davalar İle İlgili Bilgi Yazılarımız

Büken Hukuk ve Danışmanlık Bürosu ve idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde

  • Haksız yazarlık cezası ile ilgili olarak burada,
  • Profesörlük kadrosuna atama yapılmaması ile ilgili karara burada,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada,.
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye burada,
  • Öretim üyesi ataması iptal davası ile ilgili makalemize burada,ulaşabilirsiniz.
  • Daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararına burada,
  • Öğretim görevlisi atamasında yürütmenin durdurulması ile ilgili bir kararımıza buradaki yazımızda yer vermiştik.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Üniversitede mobbing uygulayan rektör ile ilgili danıştay kararı, öğretim görevlisine mobbing, disiplin soruşturması, kadroya atamama, şikayet, ceza davası

Üniversitede Mobbing Uygulayan Rektör (Emsal Karar)

Üniversitede mobbing uygulayan rektör başlığı ile vermeyi uygun bulduğumuz Danıştay kararına geçmeden önce mobbing uygulaması ve görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirmesine geçmeden önce idari yargıda mobbing konusuna kısaca değinmek istiyoruz. Kamu görevlisi tarafından uygulanan mobbing aynı zamanda görevi kötüye kullanma suçunu içereceğini daha önceki makalelerimizde dile getirmiştik. Bu kapsamda kamu görevlisine mobbing uygulanmasının en tipik örneği amirin nüfuzunu kullanmasıdır. Üniversitede mobbing uygulayan rektör olabileceği gibi diğer amirler eliyle de öğretim görevlileri mobbing maruz kalabilir. Hatta kamu kurumlarında mobbing diyince akla gelen ilk yer maalesef üniversiteler olmakta, üniversitede mobbing iddiası ile çok sık karşılaşılmaktadır. 

Bu amaçla yapılan bezdiride, memura kötü muamele, diğer memurlardan ayırmak, görev yerini değiştirmek, disiplin soruşturması açmak ve ceza vermek gibi eylem ve kararlarla olabilir. Üniversitede mobbing uygulaması amirler eliyle sistematik biçimde yersiz disiplin soruşturmasına maruz bırakılma veya görevden alma, görev yerini değiştirme, atamasının yapılmaması, atamasının bekletilmesi gibi işlemlere tabi tutulan öğretim görevlileri tarafından iddia edilmektedir. Ancak üniversitede mobbing ve görevi kötüye kullanma suçu değerlendirmesini yapabilmemiz için bu eylemlerin sistematik olarak tekrarlanması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. Üniversitede mobbing ile ilgili emsal danıştay kararı olarak paylaştığımız karar incelendiğinde, davacı hakkında pek çok kez disiplin soruşturması açıldığı, yer değişikliği yapıldığı ve iftiraya uğradığı görülecektir.

Üniversitede Mobbing Uygulayan Rektör (Emsal Karar)

Danıştay üniversitede mobbing uygulamasına ilişkin emsal kararında, “Şikayetçi hakkında haksız ve mesnetsiz olarak rüşvet aldığı yolunda ithamda bulunulup bu iddia bahane edilmek suretiyle şikayetçinin üniversite atamasının iptal edilmesi ve 15 gün içerisinde belediyedeki görevine başlaması yolunda işlem tesis edilmesi ve mahkeme kararını etkisizleştirmek amacıyla yargı kararı gereğince göreve iade edilen şikayetçiyi farklı meslek yüksek okullarında görevlendirilmesinin bezdiri amacı taşıdığı” hususuna dikkat çekmiştir. Danıştay kararında üniversitede mobbing uygulayan rektör hakkında ceza yargılaması yapılması gerektiğine hükmedilmiştir.

Danıştay 1. Dairesi 2021/588 Esas, 2022/580 Karar sayılı kararında “…Şikayetçi hakkında haksız ve mesnetsiz olarak rüşvet aldığı yolunda ithamda bulunulduğu, bu iddia bahane edilerek şikayetçinin … Üniversitesine atamasının iptal edildiği ve 15 gün içerisinde … Belediyesindeki görevine başlaması yolunda işlem tesis edildiği, Mahkeme kararını etkisizleştirmek amacıyla yargı kararı gereğince göreve iade edilen şikayetçiyi bir gün sonra bir ay süreyle … Meslek Yüksekokulunda, buradaki görev süresinin bitmesi üzerine de bir ay süreyle … Meslek Yüksekokulunda görevlendirildiği, görevlendirme işlemlerinin ve disiplin cezalarının iptali istemiyle şikayetçinin pek çok dava açmasına neden olunduğu, söz konusu görevlendirmelerin ve disiplin cezalarının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yargı kararlarıyla iptal edildiği, bu kararların dahi şikayetçi hakkında keyfi olarak işlem tesis edildiğine delil teşkil ettiği, kaldı ki, Rektörün şikayetçinin unvanını ve mesleki itibarını dikkate almayarak şikayetçiyi itibarsızlaştırdığı, görevinden ve Üniversiteden ayrılması için bezdirmeye ve yıldırmaya çalıştığı, hizmetine ihtiyaç olmayan yerlerde ve görevlerde geçici olarak görevlendirerek, pek çok ceza ve disiplin soruşturmaları açarak, dokuz disiplin cezası verilmesini sağlayarak şikayetçiye bezdiri uyguladığı, birçok dava açmasına neden olduğu, maddi ve manevi olarak yıprattığı, bu işlemlerin hukuka aykırılıklarının yargı kararlarıyla ortaya konulduğu, psikolojisinin ve sağlığının bozulmasına sebep olduğu, şüphelinin sistematik şekilde şikayetçiye bezdiri uyguladığı ve yargı kararlarına rağmen bu bezdiri eylemlerine devam ettiği sonucuna ulaşılarak delillerin takdiri ceza mahkemesine ait olmak üzere” üniversitede mobbing uygulayan Rektör hakkında görevi kötüye kullanma suçu bakımından lüzum-u muhakeme kararı vermiştir.

İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

İdari yargıda mobbing konusunda adana mobbing avukatı olarak kaleme aldığımız;

  • Mobbing nasıl ispatlanır konulu makalemize buradan,
  • Mobbing davası nedir konulu makalemize buradan,
  • Kamu görevlisine mobbing uygulanması ile ilgili makalemize buradan,
  • Mobbing suçu ile ilgili makalemize buradan, ulaşabilirsiniz

 

Haksız Yazarlık Cezası ve İptal Davası

Bu makalemizde etik ihlali türlerinden biri olan haksız yazarlık cezası ve iptal davası konusunu inceleyeceğiz. Haksız yazarlık en çok karşılaşılan etik ihlali türlerinden biri olmakla birlikte maalesef ki ispat şartları bakımından haksız yazarlık cezası ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Haksız yazarlık cezasının iptali davası ve haksız yazarlık cezasının iptali davasında elde ettiğimiz emsal karara da makalemizin sonunda yer verilmiştir.

Haksız Yazarlık Nedir?

Haksız yazarlık nedir sorusunun cevabı Yükseköğretim Kurulu Bilimsel Araştırma Ve Yayın Etiği Yönergesi’nde verilmiştir. Yönerge’ye göre haksız yazarlık aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dâhil etmek veya olan kişileri dâhil etmemek, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olmayan bir biçimde değiştirmek, aktif katkısı olanların isimlerini sonraki baskılarda eserden çıkartmak, aktif katkısı olmadığı halde nüfuzunu kullanarak ismini yazarlar arasına dâhil ettirmek olarak tanımlanmıştır.

Haksız Yazarlık Cezası

Haksız yazarlık cezası ise 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemeye göre, aktif katkısı olmayan kişileri yazarlar arasına dâhil etmek veya olan kişileri dâhil etmemek, yazar sıralamasını gerekçesiz ve uygun olmayan bir biçimde değiştirmek, aktif katkısı olanların isimlerini sonraki baskılarda eserden çıkartmak, aktif katkısı olmadığı hâlde nüfuzunu kullanarak ismini yazarlar arasına dâhil ettirmek fiili aylıktan kesme cezasını gerektirir. Aylıktan kesme cezası ile ilgili ayrıntılı bilgi için buradan ilgili makalemize ulaşabilirsiniz.

Haksız Yazarlık Cezasının İptali Davası

Tüm bu açıklamalar ışığında etik ihlali türlerinden biri olan haksız yazarlık fiilinin karşılık cezası kişinin aylığından 1/30 ila 1/8’i oranında kesinti yapılmasıdır. Dolayısıyla haksız yazarlık cezasının iptali davası nda da talep edilen temel olarak verilen bu aylıktan kesme cezasının iptalidir. Haksız yazarlık isnadı ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Ancak haksız yazarlık cezası verilebilmesi için söz konusu bilimsel eserde kişinin gerçekten katkısının olmadığının kesin bir ispatı gerekir. Aynı zamanda disiplin soruşturmasının usulüne uygun biçimde yürütülmesi de bir diğer önemli husustur. Haksız yazarlık etik ihlali soruşturmalarının çoğu zaman usulüne uygun biçimde yürütülmediğini veya usule uygun biçimde yürütülen bir soruşturma olsa da özellikle haksız yazarlık cezasında kesin ispat şartının sağlanamadığını, bu nedenle verilen haksız yazarlık cezasının iptali davası başarı ile sonuçlandırılabilmektedir.

Haksız Yazarlık Cezasının İptali Emsal Karar

Aşağıda haksız yazarlık cezası nedeniyle aylıktan kesme cezası tecziye edilen bir müvekkilimizin başarı ile sonuçlandırdığımız kararına emsal olarak yer veriyoruz. Somut olayda Yönerge’ye uygun biçimde soruşturma yapılmaksızın verilen haksız yazarlık cezasının iptali sağlanmış olup, ayrıntıları kararda mevcuttur. (Kararda müvekkilimize ilişkin özel bilgiler yer alması nedeniyle kararın bir kısmı yayınlanmamıştır)

haksız yazarlık cezası 1
haksız yazarlık cezası 2
haksız yazarlık cezası 3

 

Konu ile ilgili olarak “İntihal suçu nedir?” başlıklı makalemize buradan, “İntihal soruşturması savunma örneği”ne buradan, “İntihal nedeniyle tazminat davası” ile ilgili bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

ÖĞRETİM GÖREVLİSİ BİLİM SINAVI İPTAL DAVASI EMSAL KARAR

Öğretim Görevlisi Kadrosunda Bilim Sınavı İptal Davası

Bu makalemizde başarı ile sonuçlandırdığımız öğretim görevlisi kadrosunda bilim sınavı iptal davası elde ettiğimiz bir emsal karar doğrultusunda öğretim görevlisi bilim sınavını kazanamayan adaylar bakımından nasıl iptal davası açılabileceğini ve bu davaların hangi şartlarda kabul edileceğini değerlendirmeye çalışacağız. Öğretim görevlisi bilim sınavı iptal davası çoğunlukla Üniversite tarafından gerçekleştirilen bilim sınavının veya bilim sınavının notlandırmasının şüpheli bulunduğu durumlarda açılmaktadır. Bu şekilde yapılan öğretim görevlisi bilim sınavına karşı dava açmak mümkündür.

Nitekim Yönetmeliğin 12. maddesine göre “Sınav jürisinin değerlendirmesinde; bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki öğretim görevlisi kadrolarında, meslek yüksekokullarında bu kadrolarda istihdam edilecekler de dâhil olmak üzere ALES puanının %30’unu, lisans mezuniyet notunun %10’unu, yabancı dil puanının %30’unu ve giriş sınavı notunun %30’unu; bu Yönetmelik kapsamındaki diğer kadrolarda ALES puanının %30’unu, lisans mezuniyet notunun %30’unu, yabancı dil puanının %10’unu ve giriş sınavı notunun %30’unu; meslek yüksekokullarında ise ALES notunun %35’ini, lisans mezuniyet notunun %30’unu ve giriş sınavı notunun %35’ini hesaplayarak ilan edilen kadro sayısı kadar adayı başarı sırasına göre belirler. Değerlendirme puanı 65 puanın altında olanlar sınavlarda başarısız sayılır. Adayların değerlendirmede dikkate alınan puanları ile lisans mezuniyet notları, kadro ilanında belirtilen internet adresinde ilan edilir.” hükmüne amirdir. Dolayısıyla bilim sınavı sonuçları belirleyici olmakta, öğretim görevlisi sınavı iptal davası da yapılan bilim sınavının ve bilim sınavının notlandırmasının değerlendirilmesi sağlanmaktadır.

Öğretim Görevlisi Bilim Sınavı İptal Davası

Bu yazımızda da bir Üniversite’nin öğretim görevlisi kadrosu için yapılan bilim sınavında düşük puan verilerek elenen müvekkilimiz adına yürüttüğümüz davanın sonucuna aşağıda yer veriyoruz. Öğretim görevlisi bilim sınavı iptal davası olarak açtığımız dava ve yapılan yargılama sonucunda müvekkilin haklılığı tespit edilmiş, yapılan araştırma neticesinde bölüm başkanının akrabası olan adayın aslında kadroya atanacak yeterlilikte olmadığı ortaya çıkmıştır. Böylece kişiye özel akademik kadro ilanı uygulamasının da bir anlamda önüne geçilmiştir. Verilen karar ile bilim sınavına verilen cevaplar objektif değerlendirildiğinde atanan adayın değil müvekkilin puan ortalamalarının daha yüksek olacağı, dolayısıyla müvekkilin kadroya atanması gerektiği ortaya konmuştur. (Kararda müvekkilimize ilişkin özel bilgiler yer alması nedeniyle kararın bir kısmı yayınlanmamıştır)

1
3
2

Büken Hukuk ve Danışmanlık Bürosu ve idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada detaylı bilgi vermiştik. Yine akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan , öğretim üyesi ataması iptal davası ile ilgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Buradaki yazımızda ise daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararını paylaşmıştık.

Profesörlük Kadrosuna Atamanın Yapılmaması ve İptal Davası

Profesörlük Kadrosuna Atamanın Yapılmaması ve İptal Davası

Bu makalemizde profesörlük kadrosuna atamanın yapılmaması halinde açılabilecek iptal davasını tartışacağız. Profesörlük kadrosuna atamanın yapılmaması çoğunlukla olumsuz jüri raporu nedeniyle olmaktadır. Ancak profesörlük kadrolarına başvurabilmek için öncelikle, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun, 26. maddesinde sayılan şartları sağlamış olmak gerekir. Bu şartları taşımayan kişiler de profesörlük kadrosuna atamanın yapılmaması durumu ile karşılaşabilirler. Ayrıca bilindiği üzere profesörlük kadrosu jürisi oluşturulurken yine aynı madde gereği  en az üçü başka üniversitelerden veya yüksek teknoloji enstitülerinden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesörün seçilmesi gerekir. Profesörlük kadrosu jürisi olarak seçilenler adayın durumunu ve bilimsel niteliğini tespit amacıyla ayrı ayrı raporlar yazarlar. İşte bu raporlardan çoğunluğunun olumsuz olması halinde profesörlük kadrosuna atamanın yapılmaması durumunda neler yapılabileceğini bu makalemizde ele alacağız. 

Profesörlük kadrosuna atamanın yapılmaması ve profesörlük kadrosunda olumsuz jüri raporu uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durum olmaması nedeniyle neler yapılabileceği konusunda bilginin eksik olduğunu gözlemliyoruz. Unutulmamalıdır ki, profesörlük kadrosuna atamanın yapılmaması halinde, iptal davası açılarak işlemin iptali ve atamanın yapılması sağlanabilir. Nitekim profesörlük kadrosunda olumsuz jüri raporu nedeniyle atama yapılmaması da bir idari işlemdir ve tüm idari işlemler gibi iptale tabidir.

Profesörlük Kadrosuna Atamanın Yapılmaması ve İptal Davası

Bu doğrultuda jüri raporları olumsuz geldiği için profesörlük kadrosuna ataması yapılmayan müvekkilimiz adına açtığımız bir davada elde ettiğimiz olumlu sonucu emsal karar olarak paylaşmak gereği duyuyoruz. Somut olayda müvekkilin başvurduğu profesörlük kadrosunda olumsuz jüri raporu nedeniyle ataması yapılmamış, bunun üzerine idari işlemin iptali için dava açılmıştır. Dava sürecinde müvekkilin durumunu ve bilimsel niteliğini tespit amacıyla bilirkişi kurulu oluşturulmuştur. Bilirkişi kurulu tarafından müvekkilin dosyası incelenmiş ve müvekkilin söz konusu profesörlük kadrosuna hak kazandığı ortaya konmuştur. Bu şekilde profesörlük dosyasına olumsuz jüri raporları nedeniyle ataması yapılmayan müvekkilin haklılığı sübut bulabilmiştir.

Kararda müvekkilimize ilişkin özel bilgiler yer alması nedeniyle kararın bir kısmı yayınlanmamış-sansürlenmiş olup, profesörlük kadrosunda atamanın yapılmaması ve iptal davası konusunda ayrıntılı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Profesörlük Kadrosuna Atamanın Yapılmaması ve İptal Davası 1
Profesörlük Kadrosuna Atamanın Yapılmaması ve İptal Davası
Profesörlük Kadrosuna Atamanın Yapılmaması ve İptal Davası

Büken Hukuk ve Danışmanlık Bürosu ve idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada detaylı bilgi vermiştik. Yine akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan , öğretim üyesi ataması iptal davası ile ilgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Buradaki yazımızda ise daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararını paylaşmış, buradaki yazımızda ise öğretim görevlisi atamasında yürütmenin durdurulması ile ilgili bir kararımıza yer vermiştik.

Öğretim Görevlisi Ataması Yürütmenin Durdurulması

Öğretim Görevlisi Ataması Yürütmenin Durdurulması

Bu makalemizde takip ettiğimiz bir iptal davasında aldığımız öğretim görevlisi ataması yürütmenin durdurulması kararını emsal karar olarak paylaşacağız. Paylaştığımız kararda, bilim sınavında düşük not verilerek elenen adayın açtığı dava sırasında yapılan atamanın yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Nitekim, öğretim görevlisi ataması işlemleri de her idari işlem gibi idari davaya konu edilebilir. Uygulamada liyakat ilkesine aykırı şekilde yapılan öğretim görevlisi ataması yürütmenin durdurulması kararı ile engellenebilmektedir. Bilim sınavında yapılan haksız notlandırmalar sonucunda daha yetkin durumdaki adayların elenerek, istenen adayın (!) öğretim görevlisi kadrosuna yerleştirildiği işlemler elenen aday tarafından iptal davasına konu edilebilir. Açılan davada bu şekilde usulsüz yapılan öğretim görevlisi ataması yürütmenin durdurulması kararı ile ivedilikle  engellenebilir.

Büken Hukuk ve Danışmanlık Bürosu ve idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada detaylı bilgi vermiştik. Yine akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan , öğretim üyesi ataması iptal davası ile ilgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Buradaki yazımızda ise daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararını paylaşmıştık.

Öğretim Görevlisi Ataması Yürütmenin Durdurulması

Bu yazımızda ise …. Üniversitesi’nde yapılan bilim sınavında düşük puan verilerek elenen müvekkilimiz adına yürüttüğümüz davada yapılan tahkikat neticesinde asil adayın öğretim görevlisi ataması yürütmenin durdurulması kararına yer veriyoruz. Yapılan tahkikat neticesinde alınan bilirkişi raporu ile müvekkilimizin bilim sınavına verdiği cevapların düşük, atanan adayın ise yüksek puanlandığı anlaşılmıştır. Kararda, “…Bu durumda, davacının bilim sınavına ilişkin cevap kağıdına jüri tarafından verilen puanın 58 olarak düşük belirlendiği, davacının hak ettiği puanın 81 olması gerektiği, bu tespite göre davacının asil olarak öğretim görevlisi kadrosuna atanabileceği, müdahilin ise yedek olarak belirlenebileceği, yapılan bu yanlış değerlendirmenin davacının asil değil yedek olarak belirlenmesine sebebiyet verdiği anlaşıldığından, davacının davalı idarece gerçekleştirilen bilim sınavı sonucunda 58 puan verilerek yedek olarak belirlenmesine ve ….. isimli adayın 85 puan verilerek asil olarak belirlenmesine dair dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır” denilerek öğretim görevlisi ataması yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir.

Yerel Mahkeme tarafından verilen öğretim görevlisi ataması yürütmenin durdurulması kararı, Konya Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi tarafından itiraz incelemesinden geçmiş ve kesinleşmiştir.

Kararda müvekkilimize ilişkin özel bilgiler yer alması nedeniyle kararın bir kısmı yayınlanmamış-sansürlenmiştir.

Öğretim Görevlisi Ataması Yürütmenin Durdurulması
Öğretim Görevlisi Ataması Yürütmenin Durdurulması 2
Öğretim Görevlisi Ataması Yürütmenin Durdurulması 3

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Memuriyetten Çıkarılanların Emekli İkramiyesi

Memuriyetten çıkarılanların emekli ikramiyesi alıp alamayacağı konusu Sosyal Güvenlik Kurumu‘nun farklı uygulamaları sebebiyle bir sorun haline geldiğini görüyoruz. Memuriyetten çıkarılanların emekli ikramiyesi alamaması yönünde uygulama yapan SGK’nın pek çok kararı açtığımız davalar sonucunda iptal edilmekte memuriyetten çıkarılanlar emekli ikramiyesi alabilmektedir. Özellikle hizmet birleştirmesi yapan memuriyetten çıkarılanlar emekli ikramiyesi ödemesinde sorun yaşamaktadır. Makalemizin devamında bu konuda kazandığımız davalardan örnek mahkeme kararları yer almakta olup, açtığımız davalar neticesinde müvekkillerimiz kamu görevinden çıkarılmış olsalar da emekli ikramiyelerini alabilmişlerdir. SGK’nın memuriyetten çıkarılanlara emekli ikramiyesi ödenmemesi dair uygulamasına ve buna ilişkin açılacak iptal davasına geçmeden önce, öncelikle memuriyetten çıkarma nedir, hangi durumlarda söz konusu olur gibi sorulara cevap arayalım.

Memuriyetten Çıkarma Nedir?

Devlet memurluğundan çıkarma pek çok sebeple tezahür edebilen bir durumdur. “Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası Nedir?” başlıklı makalemizde memuriyetten çıkarma durumunu ayrıntılarıyla ele almıştık. Özetlemek gerekirse, 657 sayılı Kanunun 125/E maddesine göre;

  1. İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükün ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,
  2. Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,
  3. Siyasi partiye girmek,
  4. Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,
  5. Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,
  6. Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak,
  7. Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,
  8. Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,
  9. Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,
  10. Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,
  11. 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.
  12. Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak hallerinden memuriyetten çıkarma cezası verilebilir.

Memuriyetten Çıkarılanların Emekli İkramiyesi

Sosyal Güvenlik Kurumu memuriyetten çıkarılanların emekli ikramiyesi konusunda birbirinden farklı uygulamalar yürütmektedir. En büyük sorun hizmet birleştirmesi nedeniyle yaşanmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu özellikle mülga 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden tarafına emekli aylığı bağlanan ve ancak memuriyetten çıkarılanların emekli ikramiyesi ödemesini yapmamaktadır. Kurum, buna gerekçe olarak Emekli Sandığına tabi hizmetin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermemesini göstermekte; bu nedenle memuriyetten çıkarılanların emekli ikramiyesi ödemesini yapmamaktadır.

Birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli maaşı bağlanan ve ancak Emekli Sandığına tabi hizmetin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermemesi sebebiyle emekli ikramiyesi ödenmeyeceğine dair Sosyal Güvenlik Kurumu kararları açılacak iptal davası ile iptal edilebilmektedir. Ancak bunun için de  Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresinin tek başına Sandıktan aylık bağlanmaya yeterli olması gerekmektedir.

Memuriyetten Çıkarılanların Emekli İkramiyesi Ödenmezse Dava Açılabilir Mi?

Memuriyetten çıkarılanlara emekli ikramiyesi ödenmemesi de idari bir işlemdir. Dolayısıyla idarenin hukukla bağlılığı ilkesi gereğince her idari işlem gibi SGK’nın ihraç olanlara emekli ikramiyesi ödememesi işlemi de dava edilebilir. Bu dava da idari davalarda geçerli olan sürelere tabi olup, kurum işleminin tebliğinden veya kurumun zımnen red tarihinden itibaren 60 gün içinde iptal davası açılmalıdır.

Makalemizin başında da izah ettiğimiz üzere SGK’nın emekli ikramiyesi ödememesine ilişkin kararları açılan davalar neticesinde iptal edilebilmekte,  memuriyetten çıkarılanlar da emekli ikramiyesi alabilmektedir.  Açılan davalar neticesinde sadece memuriyetten çıkarılanların emekli ikramiyesi ödemesi yapılmamakta ayrıca emekli ikramiyesinin, Anayasa’nın 125. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi de sağlanmaktadır.

Memuriyetten Çıkarılanların Emekli İkramiyesi Emsal Karar

Aşağıda sonuç kısmına yer verdiğimiz Ankara 14. İdare Mahkemesi memuriyetten çıkarılan müvekkilimize emekli ikramiyesi ödenmemesine dair Kurum işlemini iptal etmiştir. Verilen kararda,  Sandığa tabi hizmetinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermediğinden bahisle ikramiyeden yoksun bırakılmasının, 2829 sayılı Kanun’un amacına, eşitliğe ve hakkaniyete aykırılık oluşturacağına dikkat çekilmiş ve memuriyetten çıkarılan müvekkilimize emekli ikramiyesi ödenmesine ve başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.

Kararda müvekkilimize ilişkin özel bilgiler yer alması nedeniyle kararın bir kısmı yayınlanmamış-sansürlenmiş olup, memuriyetten çıkarılanların emekli ikramiyesi konusunda ayrıntılı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

200522 2
200522 1

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

 

Danıştay 8. Dairesi, ÖSYM'nin yaptığı YDS sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali, araştırma görevlisi, adana idare hukuku avukatı, idari avukat

Sınav Sonucunun Geçersiz Sayılması İşlemin İptali

Danıştay 8. Dairesi 2021/5181 Esas, 2021/3776 Karar sayılı kararında görülen davada davacının ÖSYM’nin yaptığı YDS sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali yönünde karar vermiştir. Kararda,  davacının geçersiz sayılan sınavında kopya çektiğine veya herhangi bir usulsüzlüğe müracaat ettiğine dair bir delil bulunmadığına ilişkin olup bu gerekçenin de davaya konu işlemin mevzuat ile uyumlu olmadığı görülmekle birlikte karar sonucu itibariyle yerinde olduğu belirtilmiştir. Bu şekilde sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali kararı onanmıştır. Kararın tam metni aşağıdaki gibidir.

Sınav Sonucunun Geçersiz Sayılması İşlemin İptali

DANIŞTAY
8. DAİRE
Esas Numarası: 2021/5181
Karar Numarası: 2021/3776
Karar Tarihi: 14.09.2021

ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ OLARAK GÖREV YAPAN DAVACININ SINAV SONUCUNUN GEÇERSİZ SAYILMASI İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİNDE DAVACININ ALDIĞI PUANIN OLAĞANDIŞI OLDUĞUNUN BELİRLENDİĞİNDEN BAHİSLE SINAV SONUCUNUN GEÇERSİZ SAYILMASI YÖNÜNDE TESİS OLUNAN İŞLEMDE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI

Özeti: Davada araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle ÖSYM Yönetim Kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağırılması üzerine, eşdeğer sınav kapsamında katılmış olduğu e YDS 2018 sonucuna göre yapılan değerlendirme sonucu 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali istenilmiştir. Davacının eşdeğer sınav kapsamında katıldığı e YDS formatının sınav sonucuna etki edebileceği yönünde bir gerekçeye yer vermiş ise de sınavların adaylara aynı veya farklı sorularla aynı anda veya farklı zamanlarda, basılı veya elektronik ortamda uygulanabileceği hususunda davalı idareye takdir yetkisi tanımakta olup söz konusu gerekçenin yasal düzenleme gereği idari işlemin iptaline dayanak olamayacağı açıktır. İptal kararına konu diğer bir gerekçe ise, davacının geçersiz sayılan sınavında kopya çektiğine veya herhangi bir usulsüzlüğe müracaat ettiğine dair bir delil bulunmadığına ilişkin olup bu gerekçenin de davaya konu işlemin mevzuat ile uyumlu olmadığı görülmekle birlikte karar sonucu itibariyle yerindedir.

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: … Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle … tarihli ve … sayılı ÖSYM Yönetim Kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağırılması üzerine, eşdeğer sınav kapsamında katılmış olduğu e-YDS 2018/06 sınav sonucuna göre yapılan değerlendirme sonucu 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararında; davacının geçersiz olduğu kararlaştırılan sınava katılım tarihi (2013 yılı) ile bu sınava eşdeğer olduğundan bahisle katılımının sağlandığı sınavın tarihi (2018 yılı) arasında yaklaşık beş yıl gibi uzun bir süre bulunduğu; özellikle yabancı dil bilgisi hakimiyetine ve kelime haznesi genişliğine bağlı olarak başarı durumunun belirlendiği yabancı dil sınavlarında beş yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra bir önceki sınavda alınan puandan farklı bir sonuç alınmasının doğrudan ilk alınan puanın geçersiz olduğu sonucunu doğurmayacağı, kaldı ki; davacıya eşdeğer sınava katılım için üç ay gibi kısa bir süre tanındığı ve bilgilerini tazelemesine fırsat verilmediği, ayrıca geçersiz sayılan sınavın fiziksel bir ortamda ve kağıda basılı şekilde gerçekleştirilmesine karşın buna eşdeğer bulunduğu kabul edilen sınavın elektronik ortamda yapılmış olmasının da sınav sonucuna etki edebileceğinin kabulü gerektiği, diğer yandan dava dilekçesine ekli belgelerden davacının eşdeğer sınav sonrasında kendi isteğiyle; 04/10/2018 tarihinde katılım sağladığı 2018 YDS Sonbahar sınavından 53.75, 12/12/2018 tarihinde katılım sağladığı 2018 YDS/3.Dönem sınavından 58.75, 11/12/2019 tarihinde katılım sağladığı 2019-YDS/3.Dönem sınavından ise 63.75 puan aldığı ve son olarak da davacının geçersiz sayılan sınavında kopya çektiğine ya da herhangi bir usulsüzlüğe müracaat ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve net bir bilgi ve belge de bulunmadığı hususları bir bütün olarak beraberce değerlendirildiğinde, davacının 2013 YDS Sonbahar sınav sonucundan aldığı puanın olağandışı olduğunun belirlendiğinden bahisle sınav sonucunun geçersiz sayılması yönünde tesis olunan davaya konu Yönetim Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı; esasa ilişkin olarak ise, Eşdeğer Sınav Sonuçlarını Değerlendirme Komisyonunca hazırlanan raporda, adayın şüpheli bulunan sınavı ile eşdeğer sınavdan alınan puan arasındaki farkın bu sınavlara ait ölçmenin standart hataları toplamından daha yüksek olduğu görüldüğünden, 2013 YDS Sonbahar sınavından alınan puanın olağandışı olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu rapor üzerine dava konusu işlem tesis edilerek adayın 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun geçersiz sayılmasına karar verildiği, davacının eşdeğer sınav sonrası katılım sağladığı diğer sınav sonuçlarının dava konusu işlemin iptaline dayanak alınamayacağı ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların herhangi bir maddi delile dayanmayan bilimsellikten uzak iddialar olduğu, eşdeğer sınav kapsamında girdiği e-YDS sınav formatının biçimsel olarak farklı olduğu, bu sınavdan sonra fiziksel ortamda girdiği YDS ve YÖKDİL sınavlarından başarılı sonuçlar elde ettiği, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığı yolundaki süre itirazı yerinde görülmeyerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/B maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :

ÖSYM’ye gönderilen bir ihbar mektubunda, dilekçede adı geçen kişilerin 2004-2014 yılları arasında yapılan ALES ve yabancı dil sınavlarında FETÖ/PDY terör örgütüne mensup oldukları için yüksek puan alarak yüksek lisans ve doktora yapmaya hak kazandırıldıkları iddiası üzerine iddiaların araştırılması için dilekçenin İhbar Değerlendirme Komisyonu’na gönderildiği, Komisyon tarafından … tarihinde tanzim edilen … tutanak numaralı raporda, davacının 5 kez katıldığı ALES sonuçları üzerinden yapılan incelemede şüphe uyandırıcı herhangi bir bulguya rastlanılmadığı; 4 kez katıldığı yabancı dil sınavlarında ise 16-68 aralığında puan aldığı, en yüksek iki sınavı arasındaki puan farkının 37.5 olup katılım sağladığı 4 sınavın 1’inde sınavın genel ortalamasını geçtiği, 32,5 puan ortalamasına sahip bir adayın sadece bir dönemde (yaklaşık 6 ay) puanını 31,25’ten (2013-YDS İlkbahar) 68,75’e (2013-YDS Sonbahar) çıkarmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönündeki görüşün bildirilmesi üzerine ÖSYM Yönetim Kurulu’nun 12/03/2018 tarihli ve 2018/11.05 sayılı kararı ile davacının eşdeğer sınava çağrıldığı, adayın katılım sağladığı eşdeğer sınav hükmünde olan 09/06/2018 tarihinde yapılan e-YDS 2018/06 sınavından 37,5 puan aldığı, bunun üzerine Eşdeğer Sınav Sonuçlarını Değerlendirme Komisyonu’nca hazırlanan raporda, şüpheli bulunan sınav ile eşdeğer sınavdan alınan puanlar arasındaki farkın bu sınavlara ait ölçmenin standart hataları toplamından daha yüksek olduğu yönünde yapılan tespit ile 2013 YDS Sonbahar sınavından alınan puanın olağandışı olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu rapor üzerine dava konusu işlem tesis edilerek adayın 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun geçersiz sayılmasına karar verildiği, söz konusu işlemin ÖSYM Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın … tarihli ve … sayılı yazısı ile davacıya bildirilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İNCELEME VE GEREKÇE :

İlgili Mevzuat:

6114 sayılı Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun’un “Sınav güvenliği” başlıklı 9. maddesinin 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun’un 71. maddesi ile eklenen 8. fıkrasında, “Sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması halinde adaylar, maliyeti Başkanlık tarafından karşılanmak üzere Yönetim Kurulu kararı ile eşdeğer sınava çağrılabilir. Adayın sınavının geçerli sayılıp sayılmayacağına eşdeğer sınav sonuçlarına bakılarak Yönetim Kurulu tarafından karar verilir. Çağrıya rağmen eşdeğer sınava katılmayan adayın sınavı geçersiz sayılır.” hükmüne yer verilmiş; Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Başkan, Başkan yardımcıları ve Yönetim Kurulu” başlıklı 348. maddesinin 6. fıkrasının (d) bendinde ise, “Gerekli hâllerde sınavların kısmen veya tamamen iptaline, ertelenmesine, adayların eşdeğer sınavlara alınmasına veya aday işlemlerinin geçersiz sayılmasına ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin başlatılmasına karar vermek”, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Dava konusu işleme dayanak 6114 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 8. fıkrası, davalı idarenin sınav güvenliğini sağlamak, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde adaylara fırsat eşitliği sağlama ve haksız kazancın önüne geçmek amacıyla gerek adli soruşturmalar ve gerekse kurum içinde yapılan analizlerde sınav sonucu kuşkulu bulunan adayların eşdeğer sınava tabi tutulması amacıyla öngörülmüş olup esasen davalı idarece ülke çapında uygulanan sınav iş ve işlemlerinde kamu yararının ve kamu düzeninin etkin bir biçimde sağlanması amacıyla getirilmiş bir düzenleme niteliğine sahiptir.

Bu kapsamda, anılan düzenlemeyle sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması hâlinde adayların Yönetim Kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağrılabilecekleri hususunda davalı idareye takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmakta olup; adayın eşdeğer sınava çağrılabilmesi için sınav sonuçlarında olağandışı bulgulara rastlanılmış olmasının yeterli olduğu, bunun dışında adayın kopya çektiğine yahut kendisi yerine bir başka adayın sınava girdiğine yönelik herhangi bir tespitte bulunulmasının gerekli olmadığı görülmektedir. Zira düzenlemeyle sınavlarda olağandışı bulgulara rastlanılması durumunda bu olağandışı bulguların bertaraf edilmesi amaçlanmaktadır. Davalı idareye tanınan bu takdir yetkisinin yasanın yukarıda belirtilen getiriliş amacına ve kamu yararına uygun olarak kullanılması, yetkinin amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının denetiminde ise yargı mercilerince idari işlemin dayandırıldığı maddi ve hukuki olayların işlemin tesis edilmesini gerektirecek düzeyde olup olmadığının araştırılması gerektiği açıktır.

Olayda, dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra davacının katılım sağladığı sınavlardan sırasıyla 09/09/2018 tarihinde yapılan 2018-YDS Sonbahar Dönemi sınavından 53,75; 02/12/2018 tarihinde yapılan 2018-YDS 3. Dönem sınavından 58,75; 01/12/2019 tarihinde yapılan 2019-YDS 3. Dönem sınavından 63,75 puan aldığı anlaşılmaktadır.

6114 sayılı Kanunun 9/8. maddesi ile getirilen düzenlemede nihai amaç, tespit edilen olağandışı bulguların bertaraf edilmesi olduğuna göre davacının eşdeğer sınav hükmünde katılmış olduğu e-YDS 2018/06 sınavından kısa bir zaman sonra katılım sağladığı diğer sınavların da olağandışılık tespitinin denetiminde dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim davacının eşdeğer sınava çağrılması konusunda davalı idare, şüpheli bulunan sınav sonucu ile 2012 ila 2013 yılları arasında katıldığı diğer sınav sonuçlarını mukayese ederek bir sonuca varmıştır. Buna göre, davacının sonradan katılım sağladığı sınavlarda elde ettiği sonuçların inceleme konusu 2012-2013 aralığında katılmış olduğu diğer sınavların ortalamasından yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, davacının şüpheli bulunan 2013-YDS Sonbahar sınavına ÖYP kapsamında araştırma görevlisi olarak atanmak üzere katılım sağladığı anlaşılmakta olup … Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’ne atamasının yapıldığı 2014 yılına ilişkin ÖYP Usul ve Esasların “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (h) bendinde ÖYP Puanının lisans genel not ortalamasının %25’i, ALES puanının %60’ı ve varsa yabancı dil puanının %15’i alınarak hesaplanacağı yönündeki kural da dikkate alındığında eşdeğer sınav tarihinden sonra elde edilen sınav sonuçlarının yeterli düzeyde yabancı dil puanına işaret ettiği görülmektedir.

İdare Mahkemesi temyize konu kararında, davacının eşdeğer sınav kapsamında katıldığı e-YDS formatının sınav sonucuna etki edebileceği yönünde bir gerekçeye yer vermiş ise de, 6114 sayılı Kanun’un 7/3. maddesinin birinci cümlesi, sınavların adaylara aynı veya farklı sorularla aynı anda veya farklı zamanlarda, basılı veya elektronik ortamda uygulanabileceği hususunda davalı idareye takdir yetkisi tanımakta olup söz konusu gerekçenin yasal düzenleme gereği idari işlemin iptaline dayanak olamayacağı açıktır. İptal kararına konu diğer bir gerekçe ise, davacının geçersiz sayılan sınavında kopya çektiğine veya herhangi bir usulsüzlüğe müracaat ettiğine dair bir delil bulunmadığına ilişkin olup bu gerekçenin de davaya konu işlemin dayanağı Yasa maddesinin getiriliş ve düzenleniş amacıyla uyumlu olmadığı görülmekle birlikte karar sonucu itibariyle yerindedir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,

2. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,

3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanun’un 20/B maddesi uyarınca kesin olarak, 14/09/2021 tarihinde esasta oybirliği; gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir; İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

icra takibinin haricen tahsil edilmesi vekalet ücreti, Yargıtay kararı, icra vekalet ücretini bu haricen tahsil anlaşması, adana avukat

İcra Takibinin Haricen Tahsil Edilmesi Vekalet Ücreti

Bu makalemizde icra takibinin haricen tahsil edilmesi vekalet ücreti konusunun ne olacağını bir Yargıtay kararı doğrultusunda inceleyeceğiz. Vekil eliyle başlatılan icra takiplerinde alacaklı ile borçlu kendi aralarında anlaşarak icra takibinin haricen tahsilini sağlayabilmektedir. Alacaklı ve borçlu bu tip haricen tahsil anlaşmalarında dosyada bir avukat olduğunu her nasılsa unutmaktadır(!). Bu durumda çoğunlukla vekilin tahsil halinde hak edeceği icra vekalet ücretini bu haricen tahsil anlaşmasına yansımamaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2014/15576 E. , 2014/18161 K sayılı kararında icra takibinin haricen tahsil edilmesi vekalet ücreti konusunun iç ilişki içinde çözülmesi gerektiğine karar vermiştir. Kararda özetle; icra vekalet ücretinin vekil ile asil arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiğini ve icra takibinin haricen tahsil edilmesi halinde icra vekalet ücreti ni tahsili, alacaklı (müvekkili) ile arasındaki iç ilişki gereğince çözümlenmesi gerektiğine karar vermiştir.

İcra Takibinin Haricen Tahsil Edilmesi Vekalet Ücreti

YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2014/15576
Karar Numarası: 2014/18161
Karar Tarihi: 13.03.2014

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. . tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapılmış, alacaklı 26.11.2013 tarihli dilekçesiyle alacağı haricen tahsil ettiğini belirterek borçlunun malları ve maaşı üzerindeki hacizlerin kaldırılması için yazı yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı vekili ise aynı tarihli dilekçesiyle, vekalet ücretinin tahsil edilmediğini, bu sebeple hacizlerin kaldırılmaması gerektiğini ileri sürmüş, icra müdürlüğünce alacaklı vekilinin talebi doğrultusunda alacaklının hacizlerin kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi üzerine borçlu tarafından icra müdürlüğü işleminin iptali için şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurulmuş, mahkemece icra müdürlüğü işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikayet reddedilmiştir.

HMK.nun 323/ğ maddesinde avukatlık ücreti, yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Aynı Yasanın 330. maddesinde de yargılama gideri olarak hükmolunan avukatlık ücretinin, ancak yargılamanın tarafları arasında geçerli olacağı belirtilmiştir. 1136 Sayılı Avukatlık Yasası’nın 164/son maddesinde; “dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir” hükmüne yer verilmiş ise de, bu hüküm vekil ile müvekkil arasında çıkacak iç ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkları düzenlemek amacıyla öngörülmüştür (HGK. 07.04.2004 Tarih ve 2004/12-213E.-2004/215K.).
Yukarıda açıklandığı üzere icra vekalet ücreti, vekil ile asil arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiğinden ve icra vekalet ücreti alacağı, takip konusu alacak kapsamında olup, takip alacaklısı asile ait olduğundan, somut olayda alacaklının alacağın haricen tahsil edildiğine ilişkin beyanı karşısında, vekilin, icra vekalet ücretini tahsili, alacaklı (müvekkili) ile arasındaki iç ilişki gereğince çözümlenmelidir.

O halde mahkemece istemin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Geçici teminatın gelir kaydedilmesi emsal karar, geçici teminatın irat kaydı, danıştay kararları, emsal danıştay, adana idare hukuku avukatı,

Geçici Teminatın Gelir Kaydedilmesi Emsal Karar

Daha önceki makalelerimizde geçici teminatın gelir kaydedilmesi konusu ele almıştık. İlgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Bu makalemizde ise geçici teminatın gelir kaydedilmesi emsal karar paylaşıyoruz. İlgili makalemizde özellikle kısmi teklife açık ihalelerde geçici teminatın gelir kaydedilmesi durumlarında farklı yaklaşımlar olabildiğini belirtmiştik. Geçici teminatın gelir kaydedilmesi Danıştay kararlarında %3’ünün irat kaydedilmesi, %3’ü aşan kısmının ise iade edilmesi yönünde görüş bildirmektedir. Makalemizde sunduğumuz geçici teminatın gelir kaydedilmesi emsal karar da aynı yönde karar verilmiştir.

Zira 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Geçici Teminat” başlıklı 33’üncü  maddesinde “ihalelerde, teklif edilen bedelin %3’ünden az olmamak üzere, istekli tarafından verilecek tutarda geçici teminat alınır. İhale dokümanında belirtilmesi şartıyla, danışmanlık hizmeti ihalelerinde geçici teminat alınması zorunlu değildir.” hükmü yer almakta

Geçici teminatın gelir kaydedilmesi emsal kararda özetle “Bu durumda, davacının sunduğu geçici teminatın, üzerinde kalan 8 kısım sebze ihalesinden 2 kısma, 5 kısım meyve ihalesinden 1 kısma ilişkin teklifinin % 3’ünü aşan kısmının iade edilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.” denilerek işlemin iptaline karar verilmiştir.

Geçici Teminatın Gelir Kaydedilmesi Emsal Karar

ramsey1
ramsey2
ramsey3
ramsey4
ramsey5

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.