Kategori: Genel

Boşanma sonrası fiilen yaşam ölüm aylığı iadesi, boşandığı eşiyle fiili yaşama devam edilmesi nedeniyle ödenen ölüm aylığının tahsili, delil

Boşandığı Eşiyle Fiili Yaşama Devam Edilmesi Nedeniyle Ödenen Ölüm Aylığının Tahsili

Boşanma sonrası ölüm aylığı kesilmemesi için eşlerin fiilen yaşam a devam ettiği sıklıkla gözlemlenmektedir. Bu şekilde, ölüm aylığı almak için muvazaalı boşanmalara Kanun izin vermemektedir. Kurum boşandığı eşiyle fiili yaşama devam edilmesi nedeniyle ödenen ölüm aylığının tahsili amaçlı dava açabilmekte ve icra takibi yapabilmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2020/1602 Esas, 2020/6026 Karar, 14/10/2020 Tarihli kararında boşandığı eşiyle fiili yaşama devam edilmesi nedeniyle ödenen ölüm aylığının tahsili amaçlı açılan davada toplanması gereken deliller ile ilgili önemli bir karar vermiştir.

Boşandığı Eşiyle Fiili Yaşama Devam Edilmesi Nedeniyle Ödenen Ölüm Aylığının Tahsili

YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
ESAS NUMARASI: 2020/1602
KARAR NUMARASI: 2020/6026
KARAR TARİHİ: 14.10.2020

Boşandığı Eşiyle Fiili Yaşama Devam Edilmesi Nedeniyle Ödenen Ölüm Aylığının Tahsili Amacıyla Yapılan İcra Takibine Vaki İtirazın İptali Ve İcra İnkar Tazminatı İstemi

Özeti: Hakkında verilen boşanma kararı kesinleşen davacıya, hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davacı Kurumca kesildiği anlaşılmaktadır. Davalı ve boşandığı eşinin aynı tarihte Tıp Merkezinde aynı hekime muayene oldukları ve adlarına aynı hekim tarafından ilaç reçete edildiği, söz konusu ilaçları aynı eczaneden satın aldıkları, yine bozma sonrası boşanılan eşin boşandıktan sonra Trabzon adresinde yapılan emniyet araştırmasında gerek davalının gerekse eşinin 2003 yılından sonra bir daha bu adrese gelmedikleri dolayısıyla eşin bu adreste oturmadığının tespit edildiği, yine davalı ve eşinin “… Mah. …. Sok. No:21/1 ….” adresini 2009 yılına kadar her ikisinin de beyan etmiş olması, Kuruma ihbarda bulunan ve Mahkemece dinlenenin ihbar dilekçesindeki imzayı inkar etmemiş olması öte yandan Kuruma ihbardan sonra Mahkemedeki beyanını sonradan değiştirmesinin olağan olmadığı hususu da gözetilerek; Mahkemece, Kurum inceleme raporu ve eklerinin tamamı Kurumdan celbedilmeli, raporda soruşturma adresinde beyanı alındığı belirtilen ancak rapor ekleri mevcut olmadığından yazılı, imzalı beyanı alınıp alınmadığı anlaşılamayan kişinin imzalı beyanı olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle tüm bu delillerin değerlendirilmesi neticesinde hüküm kurulmalıdır.

Dava, hak sahibi konumundaki davalıya boşandığı eşiyle fiili birlikteliğine devam etmesi nedeniyle yersiz ödenen ölüm aylığının tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Hakkında verilen boşanma kararı 09.05.2003 tarihinde kesinleşen davacıya, hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan ölüm aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davacı Kurumca kesildiği anlaşılmakta olup, Mahkemece yapılan yargılama sonunda yazılı biçimde hüküm tesis edilmiştir.

Eldeki davada, dava konusu dönem olan 17.10.2008-17.09.2012 arası döneme ilişkin olmak üzere, bozma sonrası dosya içine alınan davalı ve boşandığı eşine ait medula kayıtlarına göre, davalı ve boşandığı eşinin 05.11.2008 tarihinde Ö. Tıp Merkezinde aynı hekime muayene oldukları ve adlarına aynı hekim tarafından ilaç reçete edildiği, söz konusu ilaçları aynı eczaneden satın aldıkları, yine bozma sonrası boşanılan eş …’ın boşandıktan sonra 02.12.2009-17.09.2012 tarihleri arasında oturduğunu beyan ettiği Trabzon adresinde yapılan emniyet araştırmasında gerek davalının gerekse eşinin 2003 yılından sonra bir daha bu adrese gelmedikleri dolayısıyla eşin bu adreste oturmadığının tespit edildiği, yine davalı ve eşinin “… Mah. …. Sok. No:21/1 ….” adresini 2009 yılına kadar her ikisinin de beyan etmiş olması, Kuruma ihbarda bulunan ve Mahkemece dinlenen …’nin ihbar dilekçesindeki imzayı inkar etmemiş olması öte yandan Kuruma ihbardan sonra Mahkemedeki beyanını sonradan değiştirmesinin olağan olmadığı hususu da gözetilerek; Mahkemece, Kurum inceleme raporu ve eklerinin tamamı Kurumdan celbedilmeli, raporda soruşturma adresinde beyanı alındığı belirtilen ancak rapor ekleri mevcut olmadığından yazılı, imzalı beyanı alınıp alınmadığı anlaşılamayan G.D. isimli kişinin imzalı beyanı olup olmadığı da değerlendirilmek suretiyle tüm bu delillerin değerlendirilmesi neticesinde hüküm kurulmalıdır.

O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Kısa çalışma ödeneği şartları ve kısa çalışma ödeneği ödenme süresi ile ilgili, adana iş avukatı, kısa çalışma ödeneği ne kadar, şikayet

Kısa Çalışma Ödeneği Şartları Nelerdir?

Kısa çalışma ödeneği şartları, kısa çalışma ödeneğinin özellikle ekonomik kriz, pandemi vb durumlarda işçiye sınırlı da olsa gelir güvencesi sağlanması bakımından önemlidir. Kısa çalışma ödeneği sadece İş Kanunu kapsamına giren işçileri değil Basın İş Kanunu ve Deniz İş Kanunu kapsamındaki işçileri de kapsar. Bu bağlamda kısa çalışma ödeneği şartları da, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneğine İlişkin Yönetmelik‘te düzenlenmiştir.

Kısa Çalışma Nedir?

Kısa çalışma ödeneği şartları konusuna geçmeden önce kısa çalışma nedir sorusunu cevaplamakta fayda görüyoruzKısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneğine İlişkin Yönetmelik‘e göre kısa çalışma: Üç ayı geçmemek üzere işyerinde uygulanan çalışma süresinin, işyerinin tamamında veya bir bölümünde geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılmasını veya süreklilik koşulu aranmaksızın en az dört hafta süreyle faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulmasını ifade eder. Dolayısıyla kısa çalışma ancak işverenin genel ekonomik kriz, sektörel veya bölgesel kriz ve zorlayıcı sebepler halinde söz konusu olur. Pandemi hali de zorlayıcı sebeplerden sayılmaktadır.

Kısa Çalışama Ödeneği Şartları

Kısa çalışmaya geçilmesi halinde işçilere çalışmadıkları süre için kısa çalışma ödeneği verilir. Kısa çalışma ödeneği şartları kısaca şu şekildedir.

  • İşverenin kısa çalışma talebinin Türkiye İş Kurumu tarafından uygun bulunması,
  • Kısa çalışmanın başladığı tarihte İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 50. maddesine göre işçilerin, çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanmış olması,
  • İşçinin kısa çalışma ödeneği isteğinde bulunması gerekir.

Kısa çalışma ödeneği şartları yerine geldiği durumda, kısa çalışma ödeneği süresi üç ayı aşamaz. Ancak üç aylık kısa çalışma ödeneği süresi Bakanlar Kurulu tarafından altı aya kadar uzatılabilir.

Adana iş avukatı olarak diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ziynet eşyalarının iadesi dava dilekçesi, ziynet eşyalarının iadesi davası dilekçe örneği, altınların iadesi davası dilekçe, adana boşanma avukatı

Ziynet Eşyalarının İadesi Dava Dilekçesi

Bu makalemizde ziynet eşyalarının iadesi dava dilekçesi ne yer vereceğiz. Ziynet eşyalarının iadesi ayni olarak yapılabileceği gibi eşyaların elde bulunmaması durumunda nakdi olarak da yapılabilir. Bu makalemizde verilen ziynet eşyalarının iadesi dava dilekçesi, düğünde takılan altınların aynen iadesi, ziynet eşyalarının iadesi aynen sağlanamıyorsa bedelinin ödenmesi talebine ilişkindir.

Ziynet Eşyalarının İadesi Dava Dilekçesi

ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI                                 :  ………………………….

VEKİLİ                                   : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI                                 : ………………………….

D.KONUSU                            :Düğünde takılan ziynet eşyalarının iadesi dava dilekçesi arzıdır.

ALACAK MİKTARI                :  …………..-TL

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Davalı ile müvekkil …/…./…. tarihinde evlenmiş olup, müvekkilin sürekli olarak davalının maddi ve manevi şiddetine maruz kalmıştır. Evlilik hayatı boyunca bir gün dahi mutluluğu yakalayamayan müvekkil en son olarak davalının kendisini darp etmesi üzerine, …/…/…… tarihinde polisi aramıştır. Olay yerine gelen polis ekipleri olayı tutanağa bağlamış ve Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu kapsamında korumaya alınmıştır.

2. Müvekkil ortak konuttan bu şekilde apar topar ayrılmış, bu olaydan sonra da davalıya karşı Adana … Aile Mahkemesi’nin …../……. Esas sayılı dosyası ile boşanma davası açmıştır. Ancak kişisel eşyası dahil hiçbir eşyasını almadan evden ayrılmak zorunda kalan müvekkil mağdur olmuştur.  Müvekkile düğün esnasında … adet çeyrek altın, … adet yarım altın, … adet tam altın, …. adet set takılmıştır. Söz konusu ziynet eşyaları davalıda kaldığından, ziynet eşyalarının iadesi için iş bu davayı açmış bulunmaktayız.

HUKUKİ DELİLLER    : 

  1. …./…./….. tarihli polis tutanakları,
  2. Adana … Aile Mahkemesi’nin …../……. Esas sayılı dosyası
  3. Düğün cdsi,
  4. Düğün fotoğrafları
  5. Nüfus kayıtları
  6. Tanık, Bilirkişi, Yemin ve sair her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere, yukarıda cins ve kıymeti yer alan ziynet eşyalarının müvekkile aynen iadesine, ziynetlerin bulunmaması halinde bedeli olan ….TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekâleten talep ederim.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Hukuk sistemimizde avukat ile temsilin zorunlu olmamakla birlikte boşanma davasında, adana boşanma avukatı ndan hukuki danışma hizmeti almanız en büyük tavsiyemizdir.

Boşanmada eşlerin birbirinden maddi tazminat veya manevi tazminat talepleri de olabilir. Boşanma davalarında, tazminatın belirlenmesinde eşlerin kusur durumu ve eşlerin maddi güçlerinin tam olarak ortaya konması önem arz ettiğinden bir adana boşanma avukatı aracılığıyla takip edilmesinde hukuki yarar olduğu görüşündeyiz.

Tasarrufun iptali davasında iptali istenen tasarruf ile ilgili bilgi belge ibraz edilmemesi, adana avukat, tasarrufun iptali yargıtay kararı, emsal karar

Tasarrufun İptali Davasında İptali İstenen Tasarruf İle İlgili Bilgi Belge İbraz Edilmemesi

Buradaki makalemizde ayrıntılı biçimde izah ettiğimiz üzere, tasarrufun iptali davası, alacağını borçludan tahsil edemeyen ve borçlu hakkında elinde aciz vesikası olan alacaklının; borçlunun mal kaçırmak amacıyla yaptığı son 5 yıl içindeki hukuki işlemlerin iptalini sağlamak amacıyla açtığı davadır.  Tasarrufun iptali davası yargıtay kararı olarak son tarihte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/2489 Esas, 2020/5841 Karar tarihli kararında, tasarrufun iptali davasında iptali istenen tasarruf ile ilgili bilgi belge ibraz edilmemesi halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine karar vermiştir. Kararda, borcun kaynağı diğer alacaklar olarak belirtildiği, borcun ne zaman doğduğuna ilişkin bir bilgiye yer verilmediği, sonrasında da bu konuda bilgi ve belge ibraz edilmediği hususları vurgulanmıştır.

Tasarrufun İptali Davasında İptali İstenen Tasarruf İle İlgili Bilgi Belge İbraz Edilmemesi

YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NUMARASI: 2019/2489
KARAR NUMARASI: 2020/5841
KARAR TARİHİ: 20.10.2020

TASARRUFUN İPTALİ DAVASINDA İCRA DOSYASINA BORÇ İLE İLGİLİ BİLGİ VE BELGE İBRAZ EDİLMEDİĞİ HUSUSUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ

Özeti: Dava koşulları yönünden somut olaya bakıldığında, iptali istenilen tasarrufun 15.10.2014 tarihinde yapıldığı davanın beş yıllık süre içinde açıldığı, takibin kesinleştiği sadece İcra Müdürlüğünün takip dosyasında haciz yapıldığı görülmüştür. İcra Müdürlüğünün takip dosyalarında borcun kaynağı diğer alacaklar olarak belirtilmiş, borcun ne zaman doğduğuna ilişkin bir bilgiye yer verilmemiş, sonrasında da bu konuda bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. Yapılacak iş, borcun dayanağı olan belgenin getirtilerek, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılıp yapılmadığının tesbit edilmesi, sonrasında tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleştiğinin saptanması halinde, davanın şimdiki gibi kabulüne aksi durumda reddine karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şeklinde verilen kararı usul ve yasaya aykırıdır.

Taraflar arasındaki yapılan tasarrufun iptali davası yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … hakkında takip yaptıklarını, takibin semeresiz kaldığını, borçlunun alacaklılarından mal kaçırma amacı, dava konusu taşınmazlarını diğer davalı çocukları … ve …’e sattığını belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar, satışlarda muvazaa olmadığını, …’nın borçlarını ödemek karşılığında taşınmazların devredildiğini belirterek, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, icra takibinden sonra alt soy olan çocuklarına mal devri yapmış olmakla bu kanun gereği bağış niteliğinde olup aksini ispat yükü davalıya düştüğü, davalının da duruşmadaki beyanında durumu ikrar ettiği, karine aksinin ispatlanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

Bu davalar da amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Dava koşulları yönünden somut olaya bakıldığında, iptali istenilen tasarrufun 15.10.2014 tarihinde yapıldığı davanın 14.04.2016 tarihinde 5 yıllık süre içinde açıldığı, takibin kesinleştiği sadece … İcra Müdürlüğünün 2015/661 sayılı takip dosyasında haciz yapıldığı görülmüştür. … İcra Müdürlüğünün 2015/661-2015/707 sayılı takip dosyalarında borcun kaynağı diğer alacaklar olarak belirtilmiş, borcun ne zaman doğduğuna ilişkin bir bilgiye yer verilmemiş, sonrasında da bu konuda bilgi ve belge ibraz edilmemiştir.

Yapılacak iş, borcun dayanağı olan belgenin getirtilerek, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılıp yapılmadığının tesbit edilmesi, sonrasında tasarrufun borcun doğmundan sonra gerçekleştiğinin saptanması halinde, davanın şimdiki gibi kabulüne aksi durumda reddine karar verilmesinden ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şeklinde verilen kararı usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 20.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tasarrufun iptali davası ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için buradan ilgili makalemize ulaşabilirsiniz. Tasarrufun iptali davasında haciz tutanağının aciz belgesi niteliği ile ilgili makalemize ise buradan ulaşabilirsiniz.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Askerdeyken Memurluğa Atanma Emsal Karar

Askerdeyken memurluğa atanma her zaman mümkün olmamaktadır. Askerdeyken memurluğa atanma durumunda 657 sayılı  Devlet Memurları Kanunu’nun 48/6 maddesine göre, bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira maddeye göre askerdeyken memurluğa atanmak mümkün değildir. Bu konuyu “Askerlik Nedeniyle Atama Yapılmaması” başlıklı makalemizde ayrıntılı olarak incelemiştir. Bu makalemizde ise askerdeyken memurluğa atanma emsal karar paylaşılmaktadır.

Askerdeyken Memurluğa Atanma Emsal Karar

Daha önceki bilgilendirme makalelerimizde askerlik görevini yaparken atananların durumu yani atama hakkını kazanmış olmasına rağmen henüz devlet memurluğuna ataması yapılmadan silah altına alınan kişilerin durumu ile ilgili ne 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda hüküm bulunmadığını belirtmiştik. Bu durumda yargı mercileri u durumdaki kişilerin kazandığı atama hakkının saklı tutulması ve askerlik görevinin bitiminde diğer şartları taşıması halinde göreve başlatılması gerektiği yönünde karar vermektedir.

Aşağıda verdiğimiz askerdeyken memurluğa atanma emsal karar ında, Ankara 4. İdare Mahkemesi de benzer nitelikte hüküm kurmuştur. Mahkeme kararında; “Buna göre, davacının yerine getirdiği askerlik hizmetinin Anayasa’dan kaynaklanan zorunlu bir kamu hizmeti olduğu ve askerlik planlamasının şahsın iradesinden ziyade idare tarafından belirlendiği, askerlik vazifesinden kaynaklanan makul bir mazeret nedeniyle görevine başlayamadığı, askerliğini yapmakta iken, kamu görevine yerleştirilenlerin askerlik hizmeti sonrası göreve başlatılmalarını engelleyen bir düzenlemenin bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının diğer şartları da taşıması hâlinde atamasının yapılması gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” diyerek askerdeyken memurluğa atanmanın mümkün olduğunu belirtmiştir.

1

Google

2

Google

3

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;
  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

İhtiyati haciz dilekçesi örneği, ihtiyati haciz talep dilekçesi, ihtiyati haciz dilekçesi nasıl yazılır, adana avukat, ihtiyati haciz için başvuru dilekçesi örneği

İhtiyati Haciz Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde ihtiyati haciz dilekçesi örneği ne yer veriyoruz. İhtiyati haciz başvuru dilekçesi olarak makalemizde verilen ihtiyati haciz dilekçesi örnek niteliğinde olduğunun ve mutlaka somut olaya uyarlanması gerektiğinin altını önemle çizmek isteriz.

İhtiyati Haciz Dilekçesi Örneği

ADANA NÖBETÇİ ………….. MAHKEMESİ’NE

İHTİYATİ HACİZ

TALEP EDEN-ALACAKLI   :  ………………………….

VEKİLİ                                   : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KARŞI TARAF-BORÇLU      : ………………………….

D.KONUSU                            :  İHTİYATİ HACİZ KARARI TALEBİDİR.

ALACAK MİKTARI                :  …………..-TL

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkil ile karşı yan arasında akdedilen …/…/….. tarihli sözleşmeye istinaden adı geçen müvekkile borçlanmıştır. Müvekkilin tüm ısrar ve ihtarlarına rağmen borcunu ödemeyen karşı yan hakkında alacağın tahsilini temin için Adana …. İcra müdürlüğünün …../……. E. sayılı dosyasından Genel haciz yoluyla icra takibine geçilmiştir.

Bu anlamda; ………….TL.’na ulaşan müvekkil alacağı teminatsız olup, borçlunun mallarını kaçırma girişimi içinde olması nedeniyle, muaccel olduğu belli olan ve ancak teminatsız bulunan işbu alacağımızın tahsilini temin için ihtiyati haciz kararı istemek zorunda kalınmıştır.

HUKUKİ NEDENLER             :  İİK.257.Mad.v.s.ilgili mevzuat.

DELİLLERİMİZ                       :  Sözleşme, Adana …. İcra Müdürlüğü’nün ……/……… E.sayılı dosyası, ihtarname

NETİCE VE TALEP        :  Yukarıda kısaca arz edilen nedenlerle, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak üzere, muaccel olan ve teminatsız durumda bulunan müvekkilin alacağının tahsilini temin etmek üzere, takdir edilecek teminat karşılığında, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin borçluya  tahmiline karar verilmesini vekaleten saygıyla arz ve talep ederim.

İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN VEKİLİ
AV. SELCE MARAŞ BÜKEN

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Geçici teminatın gelir kaydedilmesi, geçici teminatın irat kaydı, geçici teminatın yüzde 3'ten fazlası gelir kaydedilemez, adana idari dava avukatı, danıştay kararı, kik

Geçici Teminatın Gelir Kaydedilmesi

Bu makalemizde ihalelerde geçici teminatın gelir kaydedilmesi durumundan bahsedeceğiz. Kamu İhale Kanunu’na göre kamu idarelerinin, ihale sürecini, doğru ve kesintisiz bir şekilde yönetme görev ve sorumluluğu vardır. Kamu idarelerine  ihalelere katılanların mevzuata uygun hareket etmemesi halinde bu kişileri ihalelerden yasaklama ve geçici teminatların gelir kaydedilmesi gibi bazı yaptırım yetkileri verilmiştir. Ancak kamu idarelerinin geçici teminatın gelir kaydedilmesi (geçici teminatın irat kaydedilmesi) yetkisi sınırsız değildir.

Geçici Teminatın Gelir Kaydedilmesi

Kamu İhale Kanunu’nun “Geçici Teminat” başlıklı 33. Maddesi “İhalelerde, teklif edilen bedelin % 3’ünden az olmamak üzere, istekli tarafından verilecek tutarda geçici teminat alınır.” hükmüne amirdir.   İhaleye katılan isteklilerden geçici teminat istenmesi, işi yapabilecek nitelikteki ciddi isteklilerin ihaleye katılımını sağlamak ve ihale üzerinde bırakılan isteklinin sözleşme yapmaması halinde o ana kadar ortaya çıkabilecek muhtemel idare zararının da karşılanmasını temin etmek amaçlanmaktadır.

Ve fakat, geçici teminat gelir kaydedilirken, istekli tarafından verilen teklifin %3’üne denk gelen kısmın iade mi edileceği gelir mi kaydedileceği hususlarında idarelerin çeşitli yaptırımlara gittiğine şahit olunmaktadır. Yine kısmi teklife açık ihalelerde geçici teminatın gelir kaydedilmesi durumlarında farklı yaklaşımlar olabilmektedir.

Ancak, geçici teminatın irat kaydedilmesi durumunda, isteklinin geçici teminat miktarının sadece %3’ünün irat kaydedilmesi, %3’ü aşan kısmının ise iade edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla geçici teminatın yüzde üçten fazlası gelir kaydedilemez.

Geçici Teminatın Gelir Kaydedilmesi İle İlgili Danıştay Kararı

Danıştay 13. Dairesinin 12.12.2013 tarihli 2011/4467 E., 2013/3636 K. Sayılı kararında teklif edilen bedelin %3 den fazla kısma tekabül eden miktarın irad kaydedilme işlemi ni hukuka aykırı bulunduğu hususu vurgulanmıştır. Kararda özetle;

“…Dava; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz İkmal Merkezi Komutanlığı tarafından 02.11.2009 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan “2 Kısım 2 Kalem Seyyar Yangın Motopompu Malzemesi Alımı” ihalesine ilişkin olarak davacı şirketin uhdesinde kalmayan ihalenin 1. kısmına ilişkin geçici teminatın irat kaydedilmesi yönündeki idari işlemle ilgili olarak yaptığı itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin Kamu İhale Kurulu’nun 26.01.2010 tarih ve 2010/UM.II-313 sayılı kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi’nce; davacı şirketin, ihalede 1. kısım için 712.080,00-TL ve 2. kısım için 362.900,00-TL olmak üzere toplam olarak 1.074.980,00-TL teklifte bulunduğu, bu toplam teklif miktarının %3’ünü aşar nitelikte … Bankası A.Ş.’nin Mecidiyeköy Şubesinden aldığı 30.04.2010 tarihine kadar geçerliliği bulunan 37.500,00-TL bedelli geçici teminat mektubu sunduğu, üzerinde kalan ihalenin ikinci kısmı için sözleşme imzalamaması üzerine 1. kısım ve 2. kısım için verdiği tüm geçici teminatın irat kaydedildiğinin görüldüğü, bu durumda; ilgili mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; kısmi teklife konu 2 kısım mal alımı için ayrı ayrı teklifte bulunan ve ihalenin her iki kısmı için toplam teklif bedeli karşılayacak şekilde düzenlenmiş geçici teminat mektubu sunan davacı şirketin, sunmuş olduğu geçici teminat mektubunun, iki kalem için teklif ettiği toplam miktarın tamamı için verildiğinden, ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif olarak belirlendiği ihalenin 1. kısmına tekabül eden miktarın, ihalesi üzerinde kalan isteklinin idare ile sözleşme imzalaması sonrasında davacı şirkete iade edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, geçici teminatın tamamının irat kaydedilmesi gerektiği yönündeki dava konusu Kamu İhale Kurulu kararında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar taraflarca temyiz edilmiştir. … anılan Mahkeme kararının onanmasına; dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Ceza davalarında tanık beyanı ile ilgili bazı Yargıtay kararları, ceza muhakemesinde tanık, ceza davalarında tanıklık, kamu görevi, adana ceza avukatı

Ceza Davalarında Tanık Beyanı

Bu makalemizde ceza davalarında tanık beyanı ile ilgili bazı Yargıtay kararlarına yer vereceğiz. Ceza muhakemesinde tanık üçüncü kişi konumundaki herkes olabilir. Ceza davalarında tanık beyanı davanın özelliğine göre oldukça önemli bir delil olabilir. Yine şunu da belirtmek gerekir ki ceza davalarında tanık lık bir kamu görevidir. Dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nda sayılan özel haller dışında tanıklık yapmak zorunludur. Yine yalan yere tanıklık yapmak Türk Ceza Kanunu’nun 272. maddesine göre suçtur. Bu makalemizde ise ceza davalarında tanık beyanı ve tanık beyanının önemine ilişkin bazı Yargıtay kararlarına yer vereceğiz.

Ceza Davalarında Tanık Beyanı

Özet: Olay yerinde olduğu anlaşılan bütün tanıklar dinlenmelidir.

“…Sanık M.A.B.’nin müşteki M.D.’ye karşı kahvehanede gerçekleştirdiği yoklukta hakaret eyleminin, yalnızca tanıklar Ç.D. ve M.A. tarafından doğrulanması karşısında, olay yerinde olduğu anlaşılan S.K. tanık sıfatıyla mahkemeye çağrılıp dinlenmeden ve suçun üç kişiyle ihtilat öğesinin ne suretle oluştuğu açıklanıp gösterilmeden, eksik soruşturma ve varsayıma dayalı gerekçeyle adı geçen sanık hakkına mahkumiyet hükmü kurulması …. yasaya aykırıdır.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/14517 Esas, 2012/14353 Karar, 13.06.2012 Tarih)

Özet: Kolluk araştırmasında bilgisi olduğu tespit edilen tanık dinlenmelidir. Tanığın dinlenmesinden önce kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte sorulara yanıt vermekten çekinme hakkı olduğu hatırlatılmalıdır.

“…Aboneliği sanığın babası adına olan meskende kaçak elektrik kullanıldığına dair düzenlenen tutanakta “kullanıcının abonenin oğlu olduğunun” belirtilmesi, sanığın suç tarihinde tutanağa konu evde kiracı olarak tanık H.O.’nun oturduğunu savunmasına rağmen, 22.11.2016 ve 23.01.2017 tarihli kolluk araştırma tutanalarında, sanığın gerek kolluk görevlililerince gerek muhar tarafından iyi tanınıp bilindiğinin ve 15 yıldan beri tutanağa konu evde ailesiyle birlikte oturduğunun belirtilmesi karşısında; kolluk araştırmasında bilgisine başvurulan muhtar M.Ç. tanık olarak dinlendikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu, tutanağa konu evde suç tarihinde kendisinin oturduğunu söyleyen ve ifadesi hükme esas alınan tanık H.O’ya CYY’nin 48. maddesi uyarınca kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikteki sorulara cevap vermekten çekinme hakkı bulunduğunun önceden açıklanarak bildirilmesi gerektiği de gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi … yasaya aykırıdır.” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2020/9787 Esas, 2011/38629 Karar, 15.11.2011 Tarih)

Özet: Tanıkların sırf katılana yakın olmaları beyanlarına itibar edilmemesini gerektirmez.

“…CMK’nın 217/2. maddesi gereğince sanığa yüklenen suçun, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delille ispatının mümkün olduğu ceza yargılamasında, bir delilin reddedilmesi için CMK’nın 206/2. maddesinde sayılan durumların dışında delilin, akla, mantığa, bilimsel verilere, fizik kurallarına, herkesçe bilinen somut duruma, hayatın olağan akışı içinde gündelik yaşamdan edinilen karine niteliğindeki bilgilere aykırı olması ya da tanığın yalan söylediğinin ortaya çıkması gibi reddi için haklı, makul ve kabul edilebilir hukuki gerekçelerin gösterilmesinin zorunlu olduğu, tanıkların, katılanın babası ve halası olmasının anlatımlarının reddedilmesinin tek haklı ve yasal gerekçesi olamayacağı gözetilmeden “katılanın yakınları olması dikkate alınarak beyanlarına itibar edilmemiştir” şeklindeki yasaya aykırı ve hukuka uygun olmayan gerekçelerle savunmaya itibarla hüküm kurulması … yasaya aykırıdır.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2009/26494 Esas, 2012/3767 Karar, 27.02.2012 Tarih)

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İşe iade ihtarname örneği, işe iade ihtarnamesi nasıl düzenlenmeli, işe iade kararı sonrası yapılacak işlemler ihtarname, adana iş avukatı, işe iade avukatı

İşe İade İhtarname Örneği

Bu makalemizde işe iade ihtarname örneği ne yer vereceğiz. Önceki makalelerimizde de açıkladığımız üzere işe iade davasının kesinleşmesi üzerine işçinin işverene başvurması zorunludur.  4857 sayılı İş Kanunu’nun 21/6. maddesi; işe iade kararı sonrası işçiye kesinleşmeden itibaren 10 işgünü içinde işverene başvurma yükümlülüğü getirmektedir. Söz konusu başvuruda işe iade ihtarname örneği kullanılabilir. İşe iade ihtarnamesi nin noter kanalıyla gönderilmesi ispat açısından kolaylık sağlayacaktır. İşe iade kararı sonrası yapılacak işlemler ayrıntılı biçimde ele aldığımız makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

İşe iade ihtarnamesi nin önemi şudur ki; işçi işe iade kararı sonrası 10 işgünü içinde işverene işe iade talebini iletmelidir. İşe iade ihtarname örneği işe iade kararının kesinleşmesinden sonra gönderilmelidir. İşçinin, kesinleşen işe iade kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işverene başvurmaması halinde boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatı hakkı doğmamış sayılacaktır.

“İşe İade Davası Nedir?” başlıklı makalemize buradan, İşe iade davasında arabuluculuk ile ilgili makalemize buradan, işe iade dava dilekçesi örneği için buradan bilgi alabilirsiniz.

Adana iş avukatı olarak diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İşe İade İhtarname Örneği

İHTAR EDEN                                 : ………………….
TC                                                     : ………………….
ADRES                                             : ………………….

VEKİLİ                                             : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

MUHATAP                                      : ………………….
TC                                                     : ………………….
ADRES                                             : ………………….

Sayın Muhatap;

İşverenliğinizce …/…/……. tarihinde yapılan iş akdinin feshi işlemi, Adana …. İş Mahkemesi’nin … E., … K. sayılı 17.11.2009 tarihli kararı ile geçersiz sayılmış ve müvekkilin işe iadesine karar verilmiştir. Verilen karar Yargıtay … Hukuk Dairesi’nin … tarih … E. ve … K. sayılı ilamı ile …/…./…… tarihinde kesinleşmiştir.

Verilen kararda ayrıca boşta geçen 4 aylık ücret ve diğer haklarının müvekkile ödenmesine ve yasal süresi içerisinde başvurmasına rağmen işe başlatılmaması durumunda 4 aylık brüt ücreti tutarında tazminatın tarafına ödenmesine karar verilmiştir. 

Bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, kesinleşen mahkeme kararına istinaden müvekkilin daha önce çalıştığı …….. pozisyonunda çalışmak üzere işe başlama talebini bildiririz.

İhtar Eden Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Güvenlik görevlisinin mesai saatleri içinde uyuması haklı fesih sebebidir, güvenlik görevlisi işçilik alacağı davası, adana iş avukatı, haklı fesih

Güvenlik Görevlisinin Mesai Saatleri İçinde Uyuması Haklı Fesih Sebebidir

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2016/22424 Esas, 2020/4653 Karar ve 02.06.2020 Tarihli kararında güvenlik görevlisinin mesai saatleri içinde uyuması haklı fesih sebebidir kararını vermiştir. Kararda özetle; “Davacı işçi savunmasında 23/08/2013 gecesi saat 03.30’da tespit edilen “uyuma” eylemini kabul etmiş, bunu havanın sıcak olmasına bağlamıştır. Davalı işverenin fesih nedeni yaptığı diğer sebepler varit değil ve haklı fesih nedeni oluşturmasa dahi güvenlik görevlisinin nöbetinde uyuma eylemi iş güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden başlı başına haklı fesih sebebidir. Uyuma eylemi davacının ikrarı ile sabit olup, işverenin süresinde yaptığı fesih haklı nedene dayandığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” denmiştir.

Güvenlik Görevlisinin Mesai Saatleri İçinde Uyuması Haklı Fesih Sebebidir

YARGITAY
9.HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2016/22424
Karar Numarası: 2020/4653
Karar Tarihi: 02.06.2020

GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN MESAİ SAATLERİ İÇERİSİNDE UYUMASI HAKLI FESİH SEBEBİDİR

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı … Güvenlik Hizmetleri A.Ş. şirketine bağlı olarak diğer davalı … Boya ve Kimya San. Tic. A.Ş. şirketinde 04/09/2007 ile 25/11/2013 tarihleri arasında çalıştığını, davalı iş yeri yetkilisinin davacıyı arayarak iş akdinin feshedildiğini bildirdiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, genel tatil, yıllık izin ücreti alacakları ile kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı … Plastik Boya ve Kimya San. Tic. A.Ş. Cevabının Özeti: Davalı vekili, müvekkili firmanın asıl işi dışında olan bir kısım işlerin sözleşmelerle yüklenici firmalara verdiğini, davacının yüklenici diğer davalı şirketin çalışanı olduğunu, davacının taleplerinden diğer davalı şirketin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

C) Davalı … Güvenlik hizmetleri A.Ş. Cevabının Özeti: Davalı vekili, Davacının 04/09/2007-03/09/2013 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının en son Ultra şirketi projesinde çalıştığını, yapılan denetimlerde aksaklık tespit edildiğini, davacının 17-20 Ağustos 2013 tarihlerinde devriyeye çıkmadığının tespit edildiğini, bu olaylar dışında da tüm uyarılara rağmen çeşitli zamanlarda işverenin güvenliğini zedelediğini, bunun üzerine davacının savunmasının alındığını, savunmasının yetersiz görülmesi ve iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi nedenlerinden iş akdine haklı nedenle son verildiğini, davacının ücretinin bordrolardaki gibi olduğunu, fazla çalışmalarının ve genel tatil ücretlerinin ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırıldığını, iş akdinin kötü niyetle feshedilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

D) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

E) Temyiz: Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

F) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının hizmet akdi 03/09/2013 tarihli fesih bildirimi ile bir kaç değişik nedenle birlikte 23/08/2013 günü saat 03.30’da yapılan kontrolde uyuduğunun tespit edilmesi nedeniyle feshedilmiştir.

Davacı işçi savunmasında 23/08/2013 gecesi saat 03.30’da tespit edilen “uyuma” eylemini kabul etmiş, bunu havanın sıcak olmasına bağlamıştır.

Davalı işverenin fesih nedeni yaptığı diğer sebepler varit değil ve haklı fesih nedeni oluşturmasa dahi güvenlik görevlisinin nöbetinde uyuma eylemi iş güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden başlı başına haklı fesih sebebidir. Uyuma eylemi davacının ikrarı ile sabit olup, işverenin süresinde yaptığı fesih haklı nedene dayandığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

3- Kabule göre; Davacı, davalı … Güvenlik Hizmetleri A.Ş. nin işçisi olup şirket nezdinde 04/09/2007-03/09/2013 tarihleri arasında çalıştığı sabit olmakla birlikte davalı … Plastik Boya ve Kimya San. Tic. A.Ş. asıl işveren konumundadır. Asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumluluğu kendi emrinde çalışılan süre ile sınırlıdır. Mahkemece davacının asıl işveren … Plastik Boya ve Kimya San. Tic. A.Ş. nezdindeki çalışma süresi saptanıp … Plastik Boya ve Kimya San. Tic. A.Ş. nin sorumluluğunun sınırlandırılmaması da hatalıdır.

G) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Adana İş Avukatı

İşçilik alacakları hesaplamalarının alanında uzman avukatlar nezdinde yapılması ve açılması muhtemel davanın bir adana iş avukatı ile takibi önem arz etmektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için 0507 057 53 35 nolu telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.