Kategori: Ceza Hukuku

ühür bozma suçu, mühür bozma cezası, yargıtay kararıı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, adana ceza avukatı, savunma, suçunun unsurları

Mühür Bozma Suçu

Mühür bozma suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 203. maddeside, kamu güvenine karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. Mühür bozma cezası ile korunan hukuki değer mührü koyan devlet kurumunun korunmasıdır. Bu makalemizde mühür bozma suçunu Yargıtay kararları ile inceleyeceğiz.

Mühür Bozma Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 203. maddesine göre; 

Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Düzenlemeye göre mührün kırılması, bozulması vb durumlarda mühür bozma suçu oluşur. Suç mührü bozmak, mührü sökmek, mührü kırmak gibi seçimlik hareketlerle işlenebileceği gibi mührü tutan telin kopartılması halinde de suç oluşur. Yine mühür bozma suçu sanığın mührü bozmadan konuluş amacına aykırı olarak müdahale etmesi halinde de oluşacaktır. Suç mührün bozulduğu anda tamamlanır. Mühür bozma suçu savcılık tarafından re’sen soruşturulur.

Mühür bozma cezası ise altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Mühür bozma suçunun faili herkes olabilir. Uygulamada mührün kim tarafından söküldüğünün tespiti zor olmakltadır. Diğer yandan suçun failinin kamu görevlisi olması halinde Türk Ceza Kanunu’nun 266. maddesine göre; mühür bozma cezası artırılır. Düzenlemeye göre; “Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.”

Mühür Bozma Suçunun Unsurları

Mühür bozma suçunun unsurlarına değinmenin de suçun oluşumunun değerlendirilmesinde faydalı olacağı kanaatindeyiz.

  1. TCK’nun 203. maddesinde bahsi geçen mühür, kamu kurum ve kuruluşlarını temsil eden onaylayıcı ve belgeleyici mühürdür. Kanunun 202. maddesinin konusunu oluşturan mühür, damga vb işaretler bu kapsamda değildir.
  2. Mühür konmasındaki amaç eşyanın mevcut haliyle korunmasıdır. Bu nedenle eşyaya mühür konmuş olmalıdır. dolayısıyla mühürleme yapıldığına dair tutanak yeterli değildir. Fiilen kanuna uygun biçimde mühürleme yapılmış olmalıdır. Ayrıca mühürleme  de kanunun öngördüğü yasal şekil ve şartlara uygun biçimde yapılmalıdır. Yasaya uygun biçimde konulan bir mührün varlığı mühür bozma suçunun ön koşuludur.
  3. Mühür yetkili makamların emri ile veya kanun gereği olarak konulmuş olmalıdır.

Mühür Bozma Yargıtay Kararı

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2012/20111, Karar Numarası: 2013/16913, Karar Tarihi: 14.11.2013

“…İşyeri açma ve çalışma ruhsatı olmaması nedeni ile işyerinin mühürlenmesine rağmen, yapılan kontrolde, sanığın mührü bozarak işyerini çalıştırmaya devam ettiğinin iddia olunması karşısında; suç tarihini mührün bozulduğunun belirlendiği tarih olarak kabulü ile yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.” 

YARGITAY CEZA GENEL KURULU, Esas Numarası: 2013/11-218, Karar Numarası: 2013/370, Karar Tarihi: 17.09.2013

“…Sanığın, borcu sebebiyle 12 kez mühürlenmesine rağmen her defasında su sayacındaki mührü bozarak su kullanmaya devam ettiği sabit olan olayda, dosya kapsamından katılan kurum görevlilerinin mühürleme işlemi yaparken conta, aparat, kör tıpa, tel, mühür gibi malzemeler kullandığının ve sanığın da mührü bozarken katılan kurum tarafından takılan bu conta, kör tıpa ve diğer malzemeleri sökerek, çıkararak veya kırarak bir şekilde su kullanmaya devam ettiğinin anlaşılması karşısında, katılan kurum tarafından mühürleme işlemleri sırasında kullanılan malzemelerin bedeliyle açma kapama masrafları da dahil olmak üzere toplam 198,24 Liranın, doğrudan suçtan kaynaklanan maddi zarar olduğunun kabulü gerekmektedir. Bununla birlikte sanığın, aşamalarda zararı karşılayacağına dair herhangi bir savunmada bulunmadığı gibi, zararı ödeme yönünde bir irade de ortaya koymadığı, dolayısıyla olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif şartlarından birisi olan mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartı yerine getirilmemiştir.” 

YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 273/336, Karar Tarihi: 12.10.1981

“…Mühürlemenin haksız ve usulsüz olduğu kanısı uyanmışsa; yetkili mercilerce vaz olunan mührü kendiliğinden fek etmek yerine, yasal mercilere başvurmak sureti ile, haksızlığın giderilmesine çalışılması gerekirdi. Sanığın, böyle bir kanaatle de olsa, vaz olunan mührü sökerek, kapatılan gazinoda normal faaliyetine devam etmesi, yasa önünde suçluluğu ortadan kaldırmaz.”

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2004/12562, Karar Numarası: 2006/14230, Karar Tarihi: 20.09.2006

“…Sanığın elektriğinin borcundan dolayı kesilmesi sırasında yöntemince mühürleme yapılıp yapılmadığının katılan idareden araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle beraat hükmü kurulması..”

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneği, soruşturma izni itiraz dilekçesi, adana idare hukuku avukatı, adana ceza avukatı, 4483 Kanun memur suçu

Soruşturma İzni Verilmesi İtiraz Dilekçesi

Bu makalemizde soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneği paylaşılmaktadır.

Bilindiği üzere4483 Sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9. Maddesinin 2 Fıkrası; “…Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi, izin vermeye yetkili merciler tarafından verilen işleme koymama kararına karşı da şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür…” hükmüne amirdir. Dolayısıyla hakkında soruşturma izni verilen memur bu karara karşı on gün içinde itiraz edebilir. Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi bağlı bulunan Bölge İdare Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Kaymakamlık veya Valiliğe verilir.

Soruşturma İzni Verilmesi İtiraz Dilekçesi Örneği

…. BÖLGE İDARE MAHKEMESİ’NE

Gönderilmek Üzere

T.C. ….. KAYMAKAMLIĞI’NA

İTİRAZ EDEN                                : …….

VEKİLİ                                             : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

TEBLİĞ TARİHİ                            : …….

KONU                                              : …… Kaymakamlığı’nın ….. Tarihli ve ….. Karar sayılı soruşturma izni verilmesine dair karara itirazlarımızı içerir söz konusu soruşturma izninin iptali talepli dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkil, ……..’da …………… olarak görev yapmıştır. Müvekkil ve diğer ilgililer hakkında Valilik Makamının ……… tarih ve …………. sayılı onayı ile ön inceleme yapılmıştır. Ön inceleme sonucu düzenlenen ………. tarihli ve …….. sayılı ön inceleme raporu doğrultusunda, ……Kaymakamlığı’nın ………. Tarihli ……… Karar sayılı kararı ile müvekkil ve diğer ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir. 

……….. Kaymakamlığı’nın ….. Tarihli ve ……… Karar sayılı soruşturma izni verilmesine dair kararı müvekkile ……… tarihinde tebliğ edildiğinden yasal süresi içinde itiraz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Nitekim söz konusu karar meslek hayatı boyunca soruşturma bile geçirmemiş, sicili tertemiz müvekkil bakımından haksızlık niteliğindedir.

  1. İlgili karara ulaşılırken yapılan ön incelemede müvekkilin ifadesi usulüne uygun biçimde alınmadığı gibi, 4483 sayılı Kanun’un emredici hükümlerine aykırı davranılmıştır.
  2. Ayrıca soruşturma izni kararında birden fazla hakkında ön inceleme yapılan memur varken bu kişilerin eylemleri tek tek açıklanmamıştır. Raporda diğer soruşturulan memurların ortaya koyduğu iddia edilen eylemlerden müvekkil de sorumlu tutulmuştur. Bu şekilde cezaların şahsiliği ilkesine aykırı davranılmıştır.
  3. Diğer yandan, müvekkil ………… tarihleri arasında ……….’da görevli iken, kurumla ilişiğinin tamamen kesildiği …………… tarihi sonrası olaylardan da sorumlu tutulduğu göze çarpmaktadır.
  4. Bu gibi durumların müvekkil bakımından şüphe doğurduğu açıktır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca şüphe perdesi tam olarak kalkmadan ceza teklifi dahi mümkün değildir. Dolayısıyla eldeki dosyada ancak ve ancak ALANINDA UZMAN BİLİRKİŞİ NİTELİĞİNE HAİZ BİLİŞİM UZMANLARI TARAFINDAN incelenmesi halinde atılı suçun gerçekten müvekkil tarafından işlenip işlenmediği ortaya konabilecekken bu yapılmamış, müvekkilin üzerindeki şüphe perdesi aralanmamıştır.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usul 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir.

Kanunun emredici hükümlerinin kesin biçimde uygulanmaması halinde, oldukça ağır müeyyideler bağlanan memur suçlarının doğru ve maddi ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı biçimde yürütülmesi sonucunu doğuracaktır. Nitekim somut olayda da 4483 sayılı kanunun emredici hükümleri doğru biçimde uygulanmamış, usulü pek çok düzenleme ihlal edilmiş, müvekkilin savunma hakkı kısıtlanmıştır.

4483 Sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 6. Maddesinin 1. Fıkrası; “Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir.” hükmüne amirdir.

 

  • Ancak somut olayda müvekkilin ifadesinin alınması işleminde, yeminli bir yazman temin edilmeden ifade alınması işlemi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca müvekkilin ifadesinin alınması sırasında, ihsas-ı rey içeren açıklamalar ve suçlamalar doğrultusunda ifadesi alınmıştır. Müfettişler müvekkile “biz ne olduğunu biliyoruz” diyerek ifadeye giriş yapmış, akabinde müvekkili neredeyse tamamen suçlar biçimde ifadesini almışlardır.

4483 Sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 6. Maddesinin 2. Fıkrası ise; “Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir.  Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur.” hükmüne amirdir.

 

………… Kaymakamlığı’nın ………. Tarihli ve ……….. Karar sayılı kararının Kanunun 6. Maddesinin 2. Fıkrasında tarif edildiğinden çok uzakta olduğu bellidir.

  • Öncelikle kararda olay tarihleri belirsizdir, “…. yılları” denilerek oldukça afaki ve soyut ayrıca çok uzun bir dönem olay tarihi olarak gösterilmiştir.
  • Diğer yandan söz konusu ön incelemede, hakkında işlem yapılan ……. kişi bulunmasına rağmen, bu kişilere işledikleri fiiller tek tek izafe edilmeyerek, birinin yaptığından herkes sorumlu tutulmuştur, bu durumun suçta ve cezada şahsilik ilkesine aykırıdır. Müvekkilin şahsına bizzat izafe edilen bir suçlama bulunmadığı açıkça görülmekteyken, “kurunun yanında yaş da yanar” anlayışı ile, diğer kişilerin yaptığı işlemlerden sorumlu tutulmuştur.
  • Kaldı ki afaki biçimde ele alınan “suç tarihi” müvekkili töhmet altında bırakmıştır. Halbuki müvekkil ……………  tarihinde göreve başladığı görevinden ……. tarihinde ilişiği tamamen kesilmiştir.  Bu tarihten sonra yaşanan bir olay varsa bu olayların görevli bulunmayan müvekkile yüklenmesi ve görevli olmadığı dönem dolayısıyla suçlanması kabul edilebilir değildir.
  • Ayrıca kanunda soruşturma izni verilmesine dair kararın muhakkak gerekçeli olması gerektiği hüküm altına alınmışken, eldeki ………….. Kaymakamlığı’nın ……… Tarihli ve ………. Karar sayılı kararı somut ve yasal gerekçeden yoksundur.

SONUÇ  ve İSTEM                                     : Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle ve resen göz önüne alınacak sebeplerle ………… Kaymakamlığı’nın ………. Tarihli ve ……….. Karar sayılı soruşturma izni verilmesine dair karara itirazlarımızın kabulü ile ilgili kararın kaldırılmasına  karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

                                                                                                          İtiraz Eden Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneği kısaca bu şekildedir. Sunulan dilekçe genel bir örnek niteliğinde olup, somut olayın şartlarına özgü bir dilekçe ile müracaat edilmesi gerekmektedir.

Büken Hukuk ve Danışmanlık Bürosu adana ceza avukatı ve adana idare hukuku avukatı olarak memur suçlarından kaynaklanan ceza davalarında, idari dava ve uyuşmazlıklarda görev yapmaktadır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Facebook üzerinden hakaret, sosyal medyada hakaret manevi tazminat, facebookta hakaret suçu, hakaret içeren mesaj, yorum, paylaşım adana ceza avukatı

Facebook Üzerinden Hakaret

Sosyal medya kullanımının hızla arttığı günümüzde, sosyal medya örneğin instagram, twitter, facebook üzerinden hakaret suçunun sık sık işlendiğine şahit oluyoruz. Maalesef internet üzerinden işlenen hakaret suçlarında, kişiler yüz yüze gelmedikleri için suç olmayacakmış gibi serbest hareket edildiği görülmektedir. Sosyal paylaşım sitelerinde hakaret suçu gönderilen mesajlarla olabileceği gibi yapılan yorum vb etkileşimlerle ya da paylaşım yaparak gerçekleştirilebilir. Facebook üzerinden hakaret genellikle sahte hesaplar açarak vb yollarla işlenmektedir. Sosyal medya, facebook üzerinden hakaret suçunda sahte hesap da açılsa suçu gerçekte kimin işlediği tespit edilebilmektedir.

Facebook üzerinden hakaret edilmesi hem Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca hakaret suçunu oluşturmaktadır, hem de mağdur manevi tazminat talep edebilecektir. Nitekim hakaret başlı başına bir haksız eylemdir. Mağdur kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle sosyal medyada hakaret nedeniyle manevi tazminat talep edebilir.

Facebook Üzerinden Hakaret Suçu

Facebook gibi sosyal medya hesapları üzerinden işlenen hakaret suçu ile ilgili Yargıtay kararları şu şekildedir.

T.C. YARGITAY
18. CEZA DAİRESİ 

ESAS NO: 2015/27677
KARAR NO: 2016/12506
TARİH: 07.06.2016

…Katılan beyanında, sanık ile birlikte çalıştıkları kurumdaki şahısların kendisine haber vermesi üzerine sanığın facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde kendisi hakkında iddianamedeki belirten hakaret içerikli sözleri yazdığını öğrendiğini belirtmesi karşısında, katılanın sanığın facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde arkadaşı olmayıp sayfasının da herkese açık olmaması nedeniyle katılanın beyanında belirten şahısların açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilip, tanık sıfatıyla dinlenmesi ve sanığın bu sayfasının kaç kişiye açık olduğu tespit edilerek sonucuna göre hakaret suçunun ihtilat öğesinin oluştuğu kanıtlarıyla birlikte açıklanıp tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi. Kanuna aykırı ve katılan …’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine”

T.C. YARGITAY
18. CEZA DAİRESİ 

ESAS NO: 2015/41672
KARAR NO: 2017/13629
TARİH: 27.11.2017

… Sanığın facebook üzerinden hakaretleri kendisinin yapmadığına ilişkin savunması karşısında, suça konu mesajların yazıldığı, facebook isimli web sitesinde sanığın ad ve soyadı ile profil oluşturan internet kullanıcısına ait IP numarasının tespitine ilişkin araştırma yapılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi.

Sanığın, adına kayıtlı facebook isimli sosyal paylaşım sitesindeki hesabından 4.10.2014 – 23.10.2014 tarihleri arasında hakaret içerikli mesajlar attıktan sonra 24.10.2014 tarihinde ise katılana ait dükkana giderek tanıklar huzurunda hakaret ettiği şeklinde iddianamede anlatılan ve mahkemece kabul edilen eylemi sonucu, katılana yönelik olarak aynı kasıt altında aynı suçu birden fazla işlemesi nedeniyle tek hüküm kurulup TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca cezasında arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden, facebook üzerinden mesaj atmak suretiyle işlenen hakaret suçu ve yüzyüze işlenen hakaret suçundan ayrı ayrı ceza verilmesi, Kknuna aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA…”

Facebook Üzerinden Hakaret Manevi Tazminat

Sosyal medyada hakaret nedeniyle açılan manevi tazminat istemli davada Yargıtay 4. Hukuk Dairesi şu şekilde karar vermiştir.

T.C. YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2016/16612
KARAR NO: 2019/1233
TARİH: 26.03.2019

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 17/01/2012 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 02/07/2013 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Davacı vekili; müvekkiline ait facebook sayfasına davalılar tarafından sinkaflı sözler içeren mesajlar gönderildiğini, suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğunu, bu hakaret ve küfürler nedeniyle yapılan yargılamada davalıların cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkilinin bu haksız eylem neticesinde kişilik hakkının zedelendiğini belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalılar; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davalıların davacıyı hiç tanımıyor olmaları, sosyal, fiziki olarak aralarında manevi tazminata konu eylemi işlemelerini gerektirir bir ilişkinin olmaması, davalıların kişiliği, yapmış oldukları meslek her iki davalınında birbirini tanımamaları birlikte değerlendirildiğinde; manevi tazminata konu fiilin davalılar tarafından işlendiği hususunda yeterli kanıya ulaşılmadığı, ceza mahkemesince davalı hakkında verilen HAGB kararının hukuk hakimini bağlamayacağı, diğer davalı hakkında ise verilen kesin hükmün Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleştiği, bu davalı yönünden verilen hükmün de hukuk hakimini bağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararı davacı temyiz etmiştir.

Dosya kapsamından; davacının facebook sayfasına sinkaflı sözler içeren mesajlar gönderildiği, suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğu, davacının e-posta ve facebook adreslerine mail ve mesaj atıldığı saatlerde, mailin ve mesajın bırakıldığı mail adresine davalıların internete çıkış yaptıkları IP adresi üzerinden bağlantı yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu mesajların gönderilmesinden hat sahibi davalılar sorumludur.

Bu nedenle; gönderilen mesajlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her iki davalının da yazılan mesajlardan sorumlu olduğu kabul edilmeli ve uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmelidir. Bu yön gözetilmeden yanılgılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/03/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Görüldüğü üzere facebook üzerinden hakaret suçunda ve manevi tazminat talepli davalarda, haksız fiili işleyenin kim olduğu IP adresinden ortaya çıkarılabilmektedir. IP adresinden Bu nedenle bu tip durumlarda alanında uzman bir adana bilişim avukatı ndan hukuki danışma almanız en büyük tavsiyemizdir. Yine aynı şekilde söz konusu fiil suç teşkil ettiğinden adana ceza avukatı ndan yardım almanız da faydalı olacaktır.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlar kapsamında tüm işlemlere ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yargı Paketi Fetö

Yargı Paketi Fetö Davaları

Yargı paketi Fetö yü kapsar mı sorusu son günlerde gündemi meşgul etmekteydi. 7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun bugün tarihli Resmi gazetede yayınlandı. Peki yargı paketi Fetö davalarını nasıl etkiliyor?

7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 29. maddesine göre;

5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

  1. a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
  2. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
  3. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
  4. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
  5. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
  6. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
  7. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
  8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
  9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
  10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),
  11. Silâhlı örgüt (madde 314),
  12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),

suçları

b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.

c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.”

Yargı reformu fetö davalarını nasıl etkiler? Görüldüğü üzere söz konusu değişiklikle silahlı örgüt kapsamındaki suçlar temyiz edilebilir hale gelmiştir. Kanun değişikliği istinaf edilmekle kesinleşmiş, 5 yılın altında hapis cezası verilmesine dair fetö kararlarına da temyiz yolu açılmış oldu.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Adli Sicil Kaydının SilinmesiAdli Sicil Kaydının Silinmesi

Adli Sicil Kaydının Silinmesi

Adli sicil kaydının silinmesi konusunda bilgi vermeden önce adli sicil kaydı nedir, HAGB kararı adli sicile işler mi ve adli sicile kaydedilmeyen kararlar nelerdir gibi sorulara cevap bulmaya çalışacağız

Adli Sicil Kaydı Nedir?

Adli sicil kaydı kesinleşmiş hapis cezası ve güvenlik önemlerine dair cezaların toplanıp sınıflandırıldığı sistem olarak özetlenebilir. 5352 s. Adli Sicil Kanunu’nun 4. maddesine göre;Türk mahkemeleri tarafından vatandaş veya yabancı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri adlî sicile kaydedilir. Halk arasında adli sicil kaydı, sabıka kaydı olarak da bilinir. Ceza hükmü içeren bir kararın adli sicil kaydına işlenebilmesi için kararın kesinleşmiş olması gerekir. Henüz kesinleşmemiş cezalandırma kararları adli sicil kaydına işlenemez.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Adli Sicil Kaydına İşler mi?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir  Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak için Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Nedir başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.

Adli Sicile Kaydedilmeyen Kararlar Nelerdir?

Hangi kararların adli sicil ve adli arşiv kayıtlarında yer alamayacağı 5352 s. Adli Sicil Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre;Disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri adli sicile işlemez. Yine aynı şekilde disiplin hapsi ve tazyik hapsine dair mahkumiyet hükümleri adli sicile işlemeyecektir. İdari para cezasına dair kararlar da adli sicile kaydedilmez. Ayrıca Ceza Muhakamesi Kanunu’nun 231/13. maddesi uyarınca Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar ise adli sicil kaydına işlenmez, bu kararlar ayrı bir sicile kaydedilirler.

Adli Sicil Kaydının Silinmesi

Adli sicil kaydının silinmesi, 352 s. Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesinde düzenlenmiştir. Adli sicil kaydı cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması halinde silinerek arşiv kaydına alınır. Aynı şekilde şikayetten vazgeçme, etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması ve genel af halinde de adli sicil kaydı silinir. Adli arşiv kaydı ise üzerinden 5 yıl geçmekle silinir.

Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçesi

Adli sicil kaydı yukarıda arz ettiğimiz şekilde silinir. Cezanın infaz edilmiş olmasına veya örneğin ceza mahkumiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık gibi hallere rağmen adli sicil kaydınız silinmediyse. Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçe Örneği ile  Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne başvurarak adli sicil kaydınızın silinmesini isteyebilirsiniz.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

ADLİ SİCİL KAYDININ SİLİNMESİ DİLEKÇE ÖRNEĞİ

Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçe Örneği

Adli sicil kaydının silinmesi dilekçe örneği makalemizin sonunda paylaşılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için adli sicil kaydının silinmesi makalemizi buradan okuyabilirsiniz.  Adli sicil kaydı cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması halinde silinerek arşiv kaydına alınır. Cezanın infazının tamamlanmasına rağmen silinmeyen adli sicil kaydı için sunduğumuz adli sicil kaydının silinmesi dilekçe örneği ile başvuru yapılabilir.

Adli Sicil Kaydının Silinmesi Dilekçe Örneği

ADLİ SİCİL İSTATİSTİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ADLİ SİCİL BÜROSU’NA

BAŞVURAN                      : (Ad, Soyad, TC, Adres)

VEKİLİ                               : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU                               : Müvekkile ait adli sicil kaydının silinmesi talebidir.

CEZALAR                          : 1. …….. Ceza Mahkemesinin …/…/… tarih ve E. …/… K. …/… sayılı kararı.

   2. …….. Ceza Mahkemesinin …/…/… tarih ve E. …/… K. …/… sayılı kararı.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkilim, yukarıda belirtilen dosyalarda yargılanmış ve ……… yıl hapis cezası mahkumiyetine karar verilmiştir. Müvekkil bakımından mahkumiyetlerin adli sicil kaydından silinmesi için gerekli olan süreler dolmuştur. Bu kayıtlar halen müvekkilin sabıka kaydında görülmekte, müvekkil iş başvurularında ve başka hususlarda bu kayıtlar hak kaybına neden olmaktadır.

2. Müvekkil bakımından adli sicil kaydının silinmesi için gerekli koşullar gerçekleşmiştir. Belirtilen nedenlerle, müvekkilin adli sicil kaydının mümkün olan en kısa zamanda silinmesini talep etme gereği hasıl olmuştur.

DELİLLER                             : Mahkumiyet kararları, adli sicil kaydı ve her tür yasal delil.

HUKUKİ SEBEPLER            : Adli Sicil Kanunu ve sair ilgili mevzuat.

SONUÇ ve İSTEM               : Yukarıda belirtilen nedenler dahilinde mümkün olan en kısa sürede müvekkile ait adli sicil kaydının silinmesini ve sonucundan tarafımıza bilgi verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. …/…/…..

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu,TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

ADANA BAHİS AVUKAT

Yasadışı Bahis Suçu

Yasadışı bahis suçu, 7258 sayılı Kanun ile düzenlenmiş olup, halk arasında kaçak bahis olarak da bilinmektedir. İnternetten bahis cezası, internet bahis siteleri yasal mı gibi sorulara bu makalemizde cevap bulmaya çalışacağız. Kanun koyucu özetle sanal kumarla ilgili internet siteleri üzerinden oynanan bahis ve şans oyunlarının devletin ruhsat ve gözetimine bağlanmasını amaçlamıştır. Bu doğrultuda 7258 sayılı Kanun ile düzenlenen bahis suçları birkaç farklı görünüm arz etmektedir. Ayrıca 7258 sayılı Kanun’un 5/1-d maddesinde spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatma eylemi kabahat olarak düzenlenmiş ve bu eyleme karşılık idari para cezası öngörülmüştür.

Görüldüğü üzere Zira söz konusu yetki Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı, tüzel kişiliği haiz Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’na aittir. Dolayısıyla Spor Toto Teşkilatı Başkanlığı’na haiz olan bu yetki dışında, yetkisiz kişilerce oynatılan internet bahis siteleri yasal mı sorusunun cevabı olumsuzdur.

Yasadışı Bahis Suçu

7258 sayılı Kanun uyarınca bahis suçları ilgili kanunun 5. maddesinde spor müsabakalarına dayalı bahis ve şans oyunlarını oynatma, oynanmasına yer veya imkan sağlama, yurtdışında oynatılan bahis ve şans oyunlarının oynanmasına imkan sağlama, para nakline aracılık etme ve bahis ve şans oyunlarını oynamaya teşvik etme suçları düzenlenmiştir.

Yasadışı Bahis Oynatma veya Oynanmasına Yer veya İmkan Sağlama Suçu

7258 sayılı Kanunun 5/1-a maddesi göre spor müsabakalarına dayalı bahis ve şans oyunlarını oynatan veya oynanmasına yer veya imkan sağlayanlar için 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Kanun maddesinde düzenlenen iki eylem vardır. Bunlardan biri bahis ve şans oyunlarını oynatma diğeri oynanmasına yer veya imkan sağlamaktır. Suçun oluşabilmesi için gereken şartlar ise şu şekildedir;

  1. Eylemi gerçekleştiren failin yetkili olmaması yani kanunun verdiği yetkiye dayalı olmadan fiili işlemesi gerekir.
  2. Suça konu bahis veya şans oyunlarının spor müsabakalarına dayalı olması gerekir. Spor müsabakaları harici bir durumda (horoz dövüşü vb) anılan suç oluşmaz.
  3. Son olarak kanunun 5/1-a maddesindeki suçun oluşabilmesi için eylemin ülke içinde gerçekleşmesi gerekir. Yani söz konusu internet sitesinin ülkemz içinde yayın yapan bir site olduğunun tespit edilmesi halinde 7258 s. K 5/1-a maddesinde ifade edilen suç oluşabilir

İnternet Üzerinden Yurt Dışında Bahis Oynanmasına İmkan Sağlama Suçu

7258 sayılı Kanun’un 5/1-b maddesi göre yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı bahis yada şans oyunlarının, Türkiye’den oynanmasına internet veya başka bir şekilde erişim sağlayanlara 4 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Bu suçun oluşması için gereken şartlar ise şu şekildedir;

  1. Bahis veya şans oyunu tıplı 5/1-a maddesindeki suç tipindeki gibi spor müsabakalarına ilişkin olmalıdır.
  2. Bahis veya şans oyunu hali hazırda yurt dışında oynatılıyor olmalıdır.
  3. İnternet veya başka bir şekilde yurt dışında oynatılan bahis veya şans oyununa erişim sağlanmalıdır.
  4. Söz konusu erişimle yurt dışında oynatılan bahis veya şans oyununun Türkiye’den de oynanmasına imkan sağlanmalıdır.

Bölge Adliye Mahkemelerinin istikrar kazanan kararlarında hangi bahis sitesinden bahis oynandığının, sitenin yabancı bağlantılı olup olmadığının suçun oluşumunda önemli olduğu dile getirilmektedir. (İstanbul BAM 15. CD 2017/249 E 2017/653 K 10/03/2017 T) Yine Yargıtay‘ın süreklilik kazanan kararlarında erişim sağlanan bahis oyunlarının yurt dışında oynatılan bahis oyunları olup olmadığının tespitinin gerektiği ve bu hususta bilirkişi raporu aldırılması gerektiği vurgulanmaktadır. (Yargıtay 19. CD 2015/33125 E, 2018/985 K, 06/02/2018 T)

Para Nakline Aracılık Etme Suçu

7258 sayılı Kanun’un 5/1-c maddesi göre spor müsabakalarına dayalı bahis ya da şans oyunlarıyla bağlantılı para nakline aracılık edenlerin 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılması öngörülmüştür.

Bahis sitelerinde para nakline aracılık eden kişiler yani banka hesap numarası ve kimlik bilgilerinin bu bahis siteleri üzerinden para nakli yapılması amacıyla banka hesaplarını kullanılmasına izin veren kişiler, bu suçu işlemiş olacaktır.

Bahis parasına aracılık etme suçu için şu unsurların varlığı gerekmektedir;

  1. Bahis veya şans oyunu tıplı 5/1-a maddesindeki suç tipindeki gibi spor müsabakalarına ilişkin olmalıdır.
  2. Yetki olmaksızın bahis veya şans oyunu oynatılmalıdır.
  3. Bahis veya şans oyunlarıyla bağlantılı para nakline aracılık edilmelidir.

Bu suçun işlenmesi halinde, elde edilen mal varlığı değerinin müsaderesi yapılır.

Yasadışı Bahis ve Şans Oyunlarını Teşvik Etme Suçu

7258 sayılı Kanun’un 5/1-c maddesi göre bu oyunları oynamaya teşvik edenler 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır hükmüne amirdir. Bu suçun oluşumu için reklam verilmesi veya başka bir şekilde teşvik edilmesi yeterlidir. Teşvik eden failin bahis veya şans oyunu oynuyor olması zorunlu değildir.

Yasadışı Bahis Suçu İle İlgili Yargıtay Kararları

“…Dosyada mevcut, kovuşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda, sanığın 7258 sayılı Kanuna aykırı bir şekilde bahis oynattığı kabul edilen www.noktabet.com internet sitesinin, tespit edilebilen bilgilere göre, İstanbul’da yerleşik olduğunun, bahis işlemlerinin gerçekte hangi site üzerinden yapıldığının ise programa girilemediğinden tespit edilemediğinin bildirilmesi karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, sanığın eyleminin, 7258 sayılı Kanun’un 5/1.a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun’un 5/1.b maddesi kapsamında kabul edilerek, fazla ceza tayini..” (Yargıtay 19 CD’nin 2016/2979 E, 2018/12124 K, 20/11/2018 T. sayılı kararı)

“Aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunmayan sanılar Mİ ve Aİ ile sanık AP hakkındaki yargılamanın birlikte yapılıp savunma hakları kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması … Bozulmasına…” (Yargıtay 19. CD’nin 2015/32506 E, 2017/1899 K 02/03/2017 T sayılı kararı)

“Cezada ölçülülük prensibi gereğince verilen cezanın eylem ile orantılı şekilde bireyselleştirilmesi, uygulama gerekçesi olarak da yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerektiği gözetilmeden ve yine herhangi bir yasal gerekçe gösterilmeksizin sanık Fırat hakkında alt sınırdan uzaklaşılması sureti ile TCK’nın 3. Ve 61. Maddeslerine aykırı davranılması… Bozulmasına…” (Yargıtay 19. CD’nin 2015/11462 E, 2017/2143 K ve 13/03/2017 T sayılı kararı)

Yasadışı Bahis Suçu İle İlgili BAM Kararları

Suç tarihi ve öncesinde bahis şirketleri ile bağlantılı hesabının bulunup bulunmadığı, varsa ilgili hesaplardaki hareket ve yoğunluğun tespitinden sonra cezanın bireyselleştirilmesi gerekir.

“…5237 s. TCK’nun 61. Ve 3/1 maddeleri ve cezada ölçülülük prensibi göz önüne alınarak, suçun işleniş biçimi ve işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı. failin kastı ve elde ettiği menfaat ile orantılı olacak şekilde alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda sanığın hesap hareketleri incelenerek. suç tarihi ve öncesinde bahis şirketleri ile bağlantılı hesabının bulunup bulunmadığı, varsa ilgili hesaplardaki hareket ve yoğunluğun tespitinden sonra cezanın bireyselleştirilmesi gerekirken eksik araştırma neticesinde alt sınırdan ceza uygulandığı,…” (ADANA BAM 10. CD 2017/604 E, 2018/80 K, 08/01/2018 T. )

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Beraat eden sanık lehine vekalet ücreti talep dilekçesi

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Talep Dilekçesi

Beraat eden sanık lehine vekalet ücreti talep dilekçesi örneği makalemiz devamında sunulmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 327. maddesine göre; Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir hükmüne amirdir. Dolayısıyla beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, CMK’nın 324/1, 327/2 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi kanunun bir gereğidir.

Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hükmedilecek vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa ödenmesine karar verilir ve beraat eden sanık lehine vekalet ücreti talep dilekçesi karar kesinleştikten sonra ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İdari İşler Müdürlüğü‘ne gönderilir.

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Talep Dilekçesi

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI İDARİ İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ’NE

İTİRAZ EDEN               :(Ad, Soyad, TC, Adres)

VEKİLİ                          : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU                          : Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı kararında beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren müvekkilimiz yararına hükmedilen vekalet ücretinin tarafımıza ödenmesi istemine ilişkindir.

AÇIKLAMALARIMIZ

  1. Müvekkilimiz …… hakkında yapılan yargılama sonucunda, Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı ile müvekkilimiz hakkında beraat kararı verilmiş; verilen beraat kararı istinaf incelemesine gitmeyerek …/…/…. tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararının ve kesinleşme şerhinin onaylı örneklerini ekte sunuyoruz. (Ek-1)
  2. Müvekkilimiz hakkında verilen karar …/…/…. tarihinde kesinleştiğinden hazine aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin tarafımıza ödenmesi gerekmektedir.
  3. Bu sebeple hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin tarafımıza ödenmesi için …… Bankası …… Şubesi’nin TR………… IBAN numarasılı hesabına ödemelerin aktarılması için iş bu dilekçeyi yazma zorunluluğu doğmuştur.

SONUÇ VE İSTEM                                    : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı kararı ile müvekkilimiz hakkında verilen ve kesinleşen beraat hükmü gereğince hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin …… Bankası …… Şubesi’nin TR………… IBAN numarasına ödenmesini saygılarımızla talep ederiz.

Beraat Eden Sanık Müdafi

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

EKLER                                            :

Ek-1: Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı kararının onaylı örneği,

Ek-2: Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı kararının kesinleşme şerhinin onaylı örneği,

Ek-3: …/…/…. tarih ve …… sayılı serbest hizmet makbuzu aslı

Ek-4: Onaylanmış vekaletname örneği

Ek-5: Vekalet harcı makbuzu

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Denetimli Serbestlik İhlali Kararına İtiraz Dilekçesi

Denetimli Serbestlik İhlali Kararına İtiraz Dilekçesi

Denetimli Serbestlik İhlali Kararına İtiraz Dilekçesi örneği makalemiz sonunda sunulmaktadır.

Denetimli serbestlik müdürlüğünde; şüpheli, sanık veya hükümlüler hakkında verilen kararları ve bu kararların yerine getirilmesine ilişkin hususlar ile komisyona yapılan başvuruları değerlendirmek ve bu konuda karar vermek üzere, müdürün veya müdürün görevlendireceği müdür yardımcısının başkanlığında, değerlendirme ve planlama, infaz, eğitim ve iyileştirme ile denetim bürolarında görevli birer personelin katılımıyla infaz işlemleri değerlendirme komisyonu oluşturulur. İnfaz işlemleri değerlendirme komisyonu kararı, katılanların oy çokluğu ile alınır, oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafa üstünlük tanınır.

İnfaz işlemleri değerlendirme komisyonunun kararlarına aşağıda arz edilen Denetimli Serbestlik İhlali Kararına İtiraz Dilekçesi örneği ile itiraz edilebilir.

İnfaz işlemleri değerlendirme komisyonunun görevleri Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 32. maddesinde düzenlenmiştir.

DENETİMLİ SERBESTLİK İHLALİ KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

ADANA NÖBETÇİ İNFAZ HAKİMLİĞİ’NE

İTİRAZ EDEN               :(Ad, Soyad, TC, Adres)

VEKİLİ                          : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU                          : Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun 02/07/2019 tarih ve 2019/……… İİDK sayılı kararına karşı itirazlarımızı içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkil hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02/07/2019 tarih ve ……..  sayılı kararı ile 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmiştir. Verilen karar ………  olan müvekkilin yurtdışında olması nedeniyle ……. tarihine kadar ertelenmiştir.

Bu sırada …………  tarihinde Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun …… tarih ve 2019/…… İİDK sayılı kararı ile; müvekkilin erteleme süresinin sonunda müdürlüğe müracaat etmesi gerektiği, ancak bu müracaatı gerçekleştirmediği nedeniyle yükümlülüğünü ihlal ettiğine karar verilmiştir. Karar neticesinde müvekkilin Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 44/1’inci maddesi gereğinde uyarılmasına karar verilmiş, bir yıl içinde yeni bir ihlal durumunun tespiti halinde tekrar uyarı yapılmadan dosyanın gereği için kararı veren ilgili mercie gönderileceği hususunun ihtarına karar verilmiştir.

Verilen karar usul ve yasaya aykırıdır, Şöyle ki;

1.MÜVEKKİL HAKKINDA VERİLEN TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK KARARININ ERTELENMESİ 01/07/2019 TARİHİNDE BİTMEKTE YÜKÜMLÜLÜĞÜ 02/07/2019 TARİHİNDE BAŞLAMAKTADIR.

Nitekim müvekkilin 01/07/2019 tarihten sonra Türkiye’ye geleceği hususu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne bildirilmiştir. Dolayısıyla müvekkilin müdürlüğe müracaat edebileceği tarih 02/07/2019 tarihi olup, bu tarihte müracaatı beklenmeksizin ihlal kararı verilmiştir.

2. DİĞER YANDAN KARARDA MÜVEKKİLİN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİNE AİT MAZERETİNİN OLMADIĞINA YER VERİLMİŞSE DE BU HUSUS DOĞRU DEĞİLDİR. ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN 2019/…… SAYILI DOSYASINA, 01/07/2019 TARİHİNDE MAZERETLERİMİZİ BİLDİRİR DİLEKÇEMİZ …….. İŞ EMİR NUMARASI İLE GÖNDERİLMİŞTİR. 

İş bu dilekçemizde de bildirdiğimiz üzere müvekkil gemi kaptanıdır. Kaptanlık belgesi ve diğer tüm belgeler dilekçemiz ekinde mevcuttur. 01/07/2019 tarihinde …… firması ile imzaladığı kontrat nedeniyle yeniden yurtdışına çıkmıştır. Ekte yer olan 01/07/2019 tarihli Gemiadamı İş Akdi gereği işveren ……. bünyesinde 12 ay boyunca gemi üzerinde olacaktır.

Dolayısıyla müvekkilin …/…./2020 tarihine kadar yurt dışında bulunacak olması nedeniyle verilen karara uygun davranamayacağı, erteleme süresi 02/07/2019 tarihinde bittiğinden, söz konusu mazeretimizi bildirmek, ileride arz edileceği şekilde belgelendirmek ve müvekkil hakkındaki infaz işlemlerinin ilgili Yönetmelik gereğince ertelenmesini talep etmek amacıyla ekte yer alan 01/07/2019 tarihli dilekçemiz Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/….. sayılı dosyasına arz edilmiştir. Kararda ifade edildiği gibi yükümlülüğün ihlaline ilişkin herhangi bir mazeret bildirilmediği hususu doğru değildir.

Bu nedenlerle, tarafımıza ………… tarihinde e-tebligat olarak tebliğ edilen Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun 02/07/2019 tarih ve 2019/…….. İİDK sayılı kararına karşı itiraz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER     : Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/…… sayılı dosyası, Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 2019/…… sayılı dosyası.

SONUÇ ve İSTEM      : Yukarıda arz edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun 02/07/2019 tarih ve 2019/…… İİDK sayılı kararının kaldırılmasını saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İnfaz Hakimliğine İtiraz Dilekçesi Örneği

İnfaz Hakimliğine İtiraz Dilekçesi Örneği

İnfaz hakimliğine itiraz dilekçesi örneği, makalemizin devamında paylaşılmaktadır. Ancak bundan önce infaz hakimliği nedir, infaz hakimliğine itiraz nasıl yapılır, infaz hakimliğine şikayet nedir gibi sorulara kısaca cevap vermenin faydalı olacağı kanaatindeyiz.

 İnfaz hakimliği ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikayetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan mahkemelerdir. İnfaz hakimliği görevine adli yargı hakim veya cumhuriyet savcıları arasından atama yapılabilir veya o yerdeki hakimlerden birine de infaz hakimliği yetkisi verilebilir. İnfaz hakimliklerinin görevleri 4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 4. Maddesinde düzenlenmiştir.

İnfaz Hakimliğine İtiraz 

İnfaz hakimliğine itiraz ve infaz hakimliğine şikayet yolu mümkündür. Düzenlemeye göre hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, her halde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir. Başvuru aşağıda belirtilen infaz hakimliğine itiraz dilekçesi örneği ile yapılabilir.

Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç  üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.

Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir.

Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

İNFAZ HAKİMLİĞİNE İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

ADANA NÖBETÇİ İNFAZ HAKİMLİĞİ’NE

İTİRAZ EDEN               :(Ad, Soyad, TC, Adres)

VEKİLİ                          : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU                          : Müvekkil hakkında verilen ………………. kararına karşı itirazlarımızı içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

  1. ………………………………………………………………………………………. (Bu kısımları durumunuza uygun biçimde izah ediniz)
  2. ………………………………………………………………………………………. (Bu kısımları durumunuza uygun biçimde izah ediniz)
  3. Bu nedenlerle, tarafımıza ……….. tarihinde ……… tebliğ edilen ……….. kararına karşı itiraz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş ………… kararının kaldırılmasını saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.