Kategori: Ceza Hukuku

sınava başkasını sokmak suçu, sınava başkasını sokmak yargıtay kararları, emsal karar, beraat, sınava kendisi yerine başkasını sokmak, adana ceza avukatı

Sınava Başkasını Sokmak Suçu

Bu makalemizde sınava başkasını sokmak suçu hakkında Yargıtay kararları doğrultusunda genel bilgi vereceğiz. Sınava başkasını sokmak suçu Türk Ceza Kanunu‘nda ayrıca düzenlenmiş bir suç değildir. Suçun işleniş biçimine göre “Resmi Belgede Sahtecilik” veya “Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan” suçları söz konusu olabilecektir.

Sınava Başkasını Sokmak Suçu

Sınava başkasını sokmak suçu, sınav giriş belgesinde değişiklik yapılması suretiyle işlenebileceği gibi, sınav giriş belgesinde değişiklik yapılmadan sınava girecek kişiye benzer birinin kullanılması  gibi farklı şekillerde işlenmektedir. Dolayısıyla somut olayda duruma göre “Resmi Belgede Sahtecilik” veya “Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan” suçları söz konusu olabilecektir.

Türk Ceza Kanunu’nun “Resmi Belgede Sahtecilik” başlıklı 204. maddesine göre; “Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır. hükmüne amirdir.

Türk Ceza Kanunu’nun “Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” başlıklı 205. maddesine göre; “Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” hükmüne amirdir.

Türk Ceza Kanunu’nun “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” başlıklı 206. maddesine göre; “Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmüne amirdir.

Sınava Başkasını Sokmak Suçu İle İlgili Yargıtay Kararları

“…Sanığın kendisi yerine bir başkasını sınava soktuğunun sınavın başlangıcında görevlilerce yapılan kimlik kontrolü aşamasında anlaşılması ve herhangi bir belgenin düzenlenmemiş olması nedeniyle, eylem henüz hazırlık hareketi safhasında kaldığından, unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine sanığın mahkumiyetine karar verilmesi …..uyarınca BOZULMASINA”  YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2013/11429, Karar Numarası: 2015/26243, Karar Tarihi: 11.05.2015

“…Heyetimizce resimler üzerinde yapılan incelemede, 28.11.2010 tarihli sınava giren kişinin fotoğrafının tamamen farklı şahsa ait olduğu gibi bu sınavdaki başarı sırası ve puanının sanığın önceki dönemlerde girdiği sınavlarda aldığı başarı sırası ve puanına göre bariz şekilde yükseliş gösterdiği ve bu sonuca göre sanığın atamasının yapıldığının anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, 28.11.2010 tarihli sınav cevap kağıdı üzerinde yer alan imzanın sanığa aidiyeti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra yukarıda belirtilen hususlar da nazara alınarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeler ile beraat kararı verilmesi …. BOZULMASINA” YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2017/11260, Karar Numarası: 2018/9395, Karar Tarihi: 22.11.2018

“…Salon aday yoklama listesi ile cevap kağıdının doldurularak sınav salonunda görevli olan salon başkanı ve sınav gözetmenine teslim edilip sanık adına meçhul kişi tarafından imzalanmasından ibaret eyleminin TCK.nun 204/1. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı” YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2013/25377, Karar Numarası: 2015/31627, Karar Tarihi: 08.12.2015

“…Yapılan inceleme sonucunda, salon aday yoklama listesinde sanıklar adına atılan imzaların, sanıklara ait olmadığının 09/02/2012 tarihli Kriminal raporla belgelendiği anlaşılmakla; sürücü adaylığı yazılı sınavına girmeyip yerlerine başka kişileri sokan sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerinin sabit olduğu gözetilmeden mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,” YARGITAY CEZA DAİRESİ ,Esas Numarası: 2014/12221, Karar Numarası: 2016/2315, Karar Tarihi: 15.03.2016

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yetkisizlik kararına itiraz dilekçesi örneği, ceza mahkemesi yetkisizlik kararına itiraz dilekçesi nasıl yazılır, adana ceza avukatı, ceza yetki itirazı

Yetkisizlik Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde yetkisizlik kararına itiraz dilekçesi örneği ne yer vereceğiz. Yer verilen yetkisizlik kararına itiraz dilekçesi örnek mukabilinde olup, dilekçe içeriğinin somut olaya göre uyarlanması gerekir. Ceza Mahkemelerinin verdiği yetkisizlik kararına itiraz halinde örnek dilekçeden faydalanılabilir.

Yetkisizlik Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği

ADANA … AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
ADANA … AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

Dosya No         : 20../…. Esas 20../…. Karar

YETKİSİZLİK KARARINA İTİRAZ EDEN
SANIK              : ……………………..

VEKİLİ              : Av. Selce MARAŞ BÜKEN
Kurtuluş Mah. Atatürk Cad. No:95/101 Seyhan/ADANA

KONU              : Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20../…. Esas sayılı dosyasından haksız ve hukuka aykırı biçimde, hatalı olarak verilen yetkisizlik kararına karşı itiraz dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20../…. Esas sayılı dosyası ile “………” suçunu işlediği iddiası ile yargılanan müvekkilin, “Suç yerinin ………. olduğu” gerekçesiyle; YETKİSİZLİK kararı verilmiş ve dosyanın yetkili ………. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE GÖNDERİLMESİNE karar verilmiştir. Verilen karar usule, yasaya ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırıdır. Bu nedenle iş bu yetkisizlik kararına itiraz dilekçesi sunmak zorunluluğumuz doğmuştur. Şöyle ki;

SOMUT OLAYDA HAKSIZ MENFAATİN ELDE EDİLDİĞİ YERİN ADANA İLİ SINIRLARI İÇİNDE KALDIĞI TARTIŞMASIZDIR. DOLAYISIYLA YETKİLİ MAHKEMELER ADANA AĞIR CEZA MAHKEMELERİDİR.

Öncelikle dolandırıcılık suçlarında menfaatin elde edildiği yer suçun tamamlandığı yerdir. Konuyla ilgili güncel Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Bu kapsamda olmak üzere konuyla ilgisi olması bakımından; Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 2016/8280 Esas, 2016/8862 Karar sayılı 17/10/2016 tarihli, Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2016/4983 Esas, 2017/5516 Karar sayılı 06/02/2017 tarihli, Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/34458 Esas, 2018/602 Karar sayılı 05/02/2018 tarihli, Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2015/15021 Esas, 2015/29798 Karar sayılı 12/10/2015 tarihli, karar özetleri aşağıya alınmıştır.

“…Dolandırıcılık suçlarında suç yerinin haksız menfaatin fiilen elde edildiği yer olduğu, somut olayda ise hileli hareketler ile iradesi fesata uğratılan şikayetçi tarafından yatırılan paranın şüpheli kişi veya kişiler tarafından İstanbul ilinde bulunan bir bankamatikten çekildiği anlaşılmakla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıığının yetkili olması ve mahkemece Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının yetkili olması CMK’nın 309.maddesi gereğince bozmayı gerektirmiştir. ” (Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 2016/8280 Esas, 2016/8862 Karar sayılı 17/10/2016 tarihli kararı)

“…Dosya kapsamına göre, … 15. Ceza Dairesinin 06/04/2015 tarihli ve 2015/4473 esas, 2015/23011 sayılı ilâmı ve daha birçok kararında da belirtildiği üzere, dolandırıcılık suçunda iradesi fesada uğratılan kişinin yatırmış olduğu paranın fail tarafından çekildiği anda tamamlanacak olması nedeniyle suç yerinin de menfaatin temin edileceği yer olacağından hareketle, suç yerinin haksız menfaatin temin edildiği yer olan Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının yargı çevresinde kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden… “ (Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2016/4983 Esas, 2017/5516 Karar sayılı 06/02/2017 tarihli kararı)

“…Dairemizin 06.04.2015 tarih ve 2015/4473-23011 sayılı ilâmı ve daha birçok kararında da belirtildiği üzere, dolandırıcılık suçunun, iradesi fesada uğratılan kişinin yatırmış olduğu paranın fail tarafından çekildiği anda tamamlanacak olması nedeniyle suç yerinin de menfaatin temin edileceği yer olacağından hareketle…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2015/15021 Esas, 2015/29798 Karar sayılı 12/10/2015 tarihli kararı)

Yukarıya alınan ve CMK 309 maddesi gereğince verilen Yargıtay kararları dikkate alındığında eylemin tamamlandığı yerin haksız menfaatin elde edildiği yer olduğu açıkça belirtilmektedir. Suçlarda menfaatin elde edilmesi, paranın harcanması, bankadan çekilmesi veya bankaya yatırılması ve böylece şüphelinin veya sanığın hesabına geçmesi arasında bir fark yoktur.

ARZ EDİLEN YARGITAY İÇTİHATLARI DOĞRULTUSUNDA YARGILAMAYA ADANAAĞIRCEZA MAHKEMESİ’NDE DEVAM EDİLMESİ GEREKİRKEN, YETKİSİZLİK KARARI VERİLEBİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Nitekim gerek TCK ve CMK tarafından gerekse Yargıtay içtihatlarınca soruşturma ve kovuşturmanın ancak ve ancak suçun işlendiği yerde yapılabileceği, dolandırıcılık suçunda ise suçun işlendiği yerin haksız menfaatin elde edildiği yer olduğu açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda görülmektedir ki; Adana …. Ağır Ceza Mahkemesi görevli ve yetkili olduğu yargılama hakkında haksız şekilde ve yetersiz gerekçe ile yetkisizlik kararı vermiştir.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, yetkisizlik kararına itiraz dilekçesi nin kabulü ile, Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20../…. Esas 20../…. Karar sayılı yetkisizlik kararına itirazlarımızın kabulüne, yargılamanın görevli ve yetkili Adana Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından yapılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Sanık …………… Müdafi
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Polis memuruna hakaret suçu emsal yargıtay kararı, ağır eleştiri ve kaba hitap tarzı, polis memuruna hakaret beraat emsal karar, adana ceza avukatı

Polis Memuruna Hakaret Suçu

Bu makalemizde polis memuruna hakaret suçu nu örnek bir yargıtay kararı ile birlikte inceleyeceğiz. Tüm hakaret suçlarında olduğu gibi polis memuruna hakaret suçu nda da ağır eleştiri hakaret ayrımının net olarak yapılması gerekir. Özellikle polis memuruna hakaret suçu beraat kararının söz konusu olabilmesi için, sarf edilen sözlerin ağır eleştiri mi yoksa hakaret boyutunda mı olduğunun tetkiki gerekir. Konuyu Türk Ceza Kanunu kapsamında ele aldıktan sonra, dilekçemizin sonunda verdiğimiz polis memuruna hakaret emsal yargıtay kararı nın ağır eleştiri ve kaba hitap tarzı kavramını somutlaştıracağı kanaatindeyiz.

Polis Memuruna Hakaret Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin 1. fıkrasında hakaret suçu “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…) (1) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” olarak yer bulmuştur.

Yine Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin 2. fıkrasında ise polis memuruna hakaret suçu için de geçerli olan suçun nitelikli hali düzenlenmiştir. Maddeye göre; “Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı … işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.”

Dolayısıyla görevi başındaki kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı bit yıldan az olamaz. Polis memuruna hakaret suçu nda da eğer suç polis memuruna görevinden dolayı yapılan bir hakaretten kaynaklanıyorsa bu maddenin tatbiki gerekir.

Polis Memuruna Hakaret Suçu Emsal Yargıtay Kararı

Ancak hakaret suçunun tüm hallerinde olduğu gibi, polis memuruna hakaret suçunda da sarf edilen sözlerin hakaret mi yoksa ağır eleştiri mi olduğunun değerlendirilmesi gerekir. Aşağıda yer verdiğimiz Yargıtay 18. Ceza Dairesi‘nin kararında, sanığın, müşteki polis memurlarına söylediği kabul edilen “dışarıda kedi gibi oluyorsunuz, üniformayı giyince aslan kesiliyorsunuz siz zaten polis olmasaydınız bir işe yaramazdınız” şeklinde, ağır eleştiri ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinde hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına karar verilmiştir. Dolayısıyla sanık hakkında polis memuruna hakaret suçu beraat kararı verilmiştir.

Polis Memuruna Hakaret Suçunda Ağır Eleştiri

YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ
2015/38958 ESAS
2017/10366 KARAR
05/10/2017 TARİH

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi

SUÇ : Hakaret

HÜKÜM : Mahkumiyet

KARAR :

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak; Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.

Olay günü sanığın, müşteki polis memurlarına söylediği kabul edilen “dışarıda kedi gibi oluyorsunuz, üniformayı giyince aslan kesiliyorsunuz siz zaten polis olmasaydınız bir işe yaramazdınız” şeklinde, ağır eleştiri ve kaba hitap tarzı niteliğindeki sözlerinde hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi,

Kanuna aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Adana Ceza Avukatı olarak kaleme aldığımız “Hakaret Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği”ne buradan, “Facebook Üzerinden Hakaret Suçu”nun incelendiği makalemize buradan ulaşabilirsiniz

Sokağa Çıkma Yasağı Cezasının İptali Emsal Karar

Sokağa çıkma yasağının ihlali halinde Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 282. maddesine göre idari para cezası verilebilmektedir. Sokağa çıkma yasağının ihlali sebebiyle kesilen idari para cezasının iptaline dair emsal karar bu makalemizde paylaşılmaktadır. Sokağa çıkma yasağı cezasının iptali emsal karar da Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği, Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2020/4354 Esas, 2020/14250 Karar ve KYB-2020/75964 tebliğname numaralı 09.11.2020 tarihli kararından hareketle, sokağa çıkma yasağı tedbirinin Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda düzenlenen tedbirlerden olmadığı, dolayısıyla bu Kanun’a göre ceza tesis edilemeyeceğine karar vermiştir. Sokağa çıkma yasağı cezasının iptali emsal karar aşağıda yer almaktadır. Söz konusu emsal kararın verilmesinde emeği bulunan meslektaşlarımıza bir teşekkürü borç biliriz.

Sokağa Çıkma Yasağı Cezasının İptali Emsal Karar

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

şikayetten vazgeçme dilekçesi, şikayetten vazgeçme halinde verilecek karar, dilekçe örneği, nasıl yapılır, şikayetten vazgeçme nasıl yapılır

Şikayetten Vazgeçme Dilekçesi

Şikayetten vazgeçme en basit anlatımıyla sanık veya şüpheli hakkındaki şikayetin geri alınmasıdır. Şikayetten vazgeçme dilekçesi ile yapılabileceği gibi dilekçe yerine soruşturma aşamasında kolluk vasıtasıyla verilecek bir beyan ile veya kovuşturma aşamasında mahkemeye verilecek bir beyan ile de yapılabilir. Ancak şikayetten vazgeçme dilekçesi vermeden önce şikayetten vazgeçmeden sonra yeniden şikayetçi olunamayacağının iyi değerlendirilmesi gerekir. Soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçme dilekçesi verilmesi veya şikayetten vazgeçme beyanında bulunulması halinde şüpheli hakkındaki soruşturma sona erer. Kovuşturma aşamasında ise şikayetten vazgeçme dilekçesi sanık hakkındaki kamu davasının şikayet yokluğu sebebiyle düşme kararı verilmesini sağlar.

Şikayetten vazgeçme dilekçesi ancak takibi şikayete bağlı olan suçlarda sonuç doğurur. Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.

Şikayetten vazgeçme kabule bağlı mı dediğimiz zaman şikayetten vazgeçme dilekçesi nin sonuç doğurmasının sanığın kabulüne bağlı olduğunu söyleyebiliriz Yani sanık şikayetten vazgeçmeyi kabul ederse düşme kararı verilir, ancak sanık vazgeçmeyi kabul etmez davaya devam olunarak masumiyetinin ispatlanmasını ve beraat kararı verilmesini isterse şikayetten vazgeçmeye rağmen yargılamaya devam edilir.

Şikayetten Vazgeçme Dilekçesi

ADANA … ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

ŞİKAYETÇİ : ………………………………

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

SANIK : ………………………………

KONU : Şikayetten vazgeçme dilekçesi nin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

Sayın Mahkemenizin yukarıda esas numarası verilen dosyasında her ne kadar sanık …………… hakkında müvekkilin şikayeti üzerine ……………….. suçundan yargılaması devam etmekteyse de, müvekkilin bu husustaki talimatı ve yetkilendirmesi doğrultusunda şikayetimizden vazgeçiyoruz.  İstemimiz doğrultusunda işlem yapılmasını saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Şikayetçi Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Polis maske takmama cezası veremez, Yargıtay 19. Ceza Dairesi, emsal karar, maske cezası karar tam metin, adana ceza avukatı, maske cezasını kim verir

Polis Maske Takmama Cezası Veremez

Bu makalemizde son günlerde gündem olan Yargıtay 19. Ceza Dairesi‘nin polis maske takmama cezası veremez olarak özetlenebilecek kararının ta metnine yer vereceğiz. Yargıtay 19. Ceza Dairesi ilgili kararında polis maske takmama cezası veremez derken aynı zamanda Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gereği kararların icra yetkisinin Valilerde olduğunu, bu nedenle maske takmama cezasının ancak Vali tarafından tesis edilebileceğine hükmetmiş, yetkili idari mercii de göstermiştir.

Polis Maske Takmama Cezası Veremez

YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/4354
Karar Numarası: 2020/14250
Karar Tarihi: 09.11.2020

MASKE TAKMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNE UYMAMAK SURETİYLE GERÇEKLEŞEN EMRE AYKIRI DAVRANIŞ KABAHATİ NEDENİYLE ANCAK VALİ TARAFINDAN İDARİ YAPTIRIM KARARI TESİS EDİLEBİLECEĞİ

Özeti: Kabahatler Kanunu’nun ilgili maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere, emre aykırı davranış kabahati dolayısıyla verilecek idari para cezasına ancak emri veren makamca karar verilebilir. İdare hukukunda yetki, kamu düzenine ilişkin bir konudur. İdareye kanunlarla verilen karar alma yetkisinin bir başka kurum veya kişiye devredilmesi, ancak ve yine Kanunun açıkça izin verdiği konular hakkında ve kanunda gösterilen usul ve esaslar çerçevesinde yapılabileceği kabul edilmektedir Öte yandan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun ilgili maddesinde, Umumi Hıfzıssıhha Meclislerince alınacak kararların icra yetkisi Valilere verilmiştir. Bu nedenlerle; kanun yararına bozmaya konu somut uyuşmazlık açısından, maske takma tedbirine/yükümlülüğüne uymamak suretiyle gerçekleşen emre aykırı davranış kabahati nedeniyle ancak Vali tarafından idari yaptırım kararı tesis edilebileceği değerlendirilmiştir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesine aykırı davranmak eyleminden dolayı K1 hakkında 392,00 Türk Lirası idari para cezası uygulanmasına dair Bolu İl Emniyet Müdürlüğünün 20/05/2020 tarihli ve 2020/898 sayılı idari yaptırım kararına karşı yapılan başvurunun kabulü ile idari para cezasının kaldırılmasına ilişkin Bolu Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.06.2020 tarihli ve 2020/1604 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı’nın 25.08.2020 gün ve 2020 – 10393 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2020 gün ve KYB. 2020/75964 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, somut olayda Ankara ilinde yaşayan kabahatlinin ailesini ziyaret etmek amacıyla gittiği Bolu ilinde Bolu Valiliği önünden İzzet Baysal Caddesine giriş yapmak istediği sırada bekçiler tarafından durdurularak maskesiz sokağa çıktığı gerekçesiyle hakkında düzenlenen idari yaptırım kararına karşı maske takma zorunluluğu olduğunu bilmediği, bu konuda kendisine herhangi bir uyarı da yapılamadığından bahisle yapmış olduğu itiraz üzerine, Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda ”Anayasanın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasının düzenlendiği, yine Anayasanın 19. maddesinde kişi hürriyeti ve güvenliğinin düzenlendiği, hiç kimsenin hürriyeti ve güvenliği mahkeme kararı olmadan kısıtlanamayacağı, zorunlu hallerde kısıtlansa bile 24 saat içinde hakim onayına sunulması gerektiğinin düzenlendiği, 1593 sayılı Umumi Hıfzı Kanununun 64. maddesinde salgın hastalıklara ilişkin tedbirlerin düzenlendiği, bu tedbirlerin hiçbirinde maske takma zorunluluğunun olmadığı, böyle bir zorunluluk olduğu kabul edilse bile Anayasamızın 2. Maddesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sosyal hukuk devleti olduğunu öngördüğü, sosyal devlet olma ilkesinin ise ekonomik olarak bir yükümlülük getirildiğinde bu yükümlülüğün devletçe karşılanmasını gerektirdiği, yine Anayasamızın 56. maddesi sağlığın korunmasını devletin ödevi olarak gösterdiği, maske takmanın amacına uygun olarak kullanılması halinde 4 saat süre ile aynı maskenin kullanılabileceği dolayısıyla ortalama bir insanın günde ev dışında 3 tane maske değiştirmesi gerektiği bunun da kişiye belirli bir maliyet külfet getirdiği, yine Anayasanın 73. maddesi gereği mali yükümlülüklerin ancak kanunla konulup kanunla kaldırılabileceği, hem sosyal devlet olma ilkesi, hem de getirilen zorunluluğun mali külfet getirmesi gereği devletin kişi başına her gün üç tane maske sağlama zorunluluğu olduğu, anılan Anayasa ve yasa maddeleri gereği olduğu” gerekçesi ile Kabahatler Kanununun 28. maddesinin 8/b bendi uyarınca itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 66/1. maddesinde ” İl genel kurulu veya idare kurulları yahut en büyük mülkiye amirleri tarafından kanunların verdiği yetkiye istinaden ittihaz ve usulen tebliğ veya ilan olunan karar ve tedbirlerin tatbik ve icrasına muhalefet eden veya müşkülat gösterenler veya riayet etmeyenler, mahallî mülkî amir tarafından Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi hükmü uyarınca cezalandırılır.” ve 11/C maddesinde yer alan” İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır. Bu hususta alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymıyanlar hakkında 66 ncı madde hükmü uygulanır” ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesinde yer alan, ” Yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.” ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 64. maddesinde ” 57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır.” ve 282. maddesinde, “Bu Kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlara, fiilleri ayrıca suç oluşturmadığı takdirde, ikiyüzelli Türk Lirasından bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.” şeklindeki düzenlemeler ile,

Bolu Valiliği Umumi Hıfzıssıhha Meclisinin 03/04/2020 tarihli ve 20 sayılı kararının 8. maddesinde ”Sosyal hareketliliği azaltmak suretiyle pandemi yayılım hızını düşürmek üçün alınan tedbirler kapsamında, ilimizin en işlek caddelerinden olan İzzet Baysal caddesi, Cumhuriyet caddesi gibi yayaların daha fazla bulunduğu yerlerde, kolluk kuvvetleri ve belediye zabıtası marifetiyle caddelerin başlangıç ve sonlarında personel, yine cadde boyunca devriye bulundurularak denetlemek suretiyle, yürüyüş gezinti vb amaçlı giriş ve çıkışların 15 gün süreyle durdurulmasına, sadece zorunlu (şahsen günlük takip edilmesi gerekli işlerinin takibi ve ihtiyaçlarının karşılanması gibi) işi olanların giriş çıkış yapmasına müsaade edilmesine, giriş çıkış yapanların mutlaka maske takmalarının sağlanmasına, Sağlık Müdürlüğünce ilgili kurumlarla koordineli olarak caddelerin iki ucunda ateş ölçer cihazların bulundurulmasına ve kullanılmasına, ” şeklinde yer alan düzenleme uyarınca söz konusu cadde üzerinde giriş çıkış yapanların mutlaka maske takmalarının sağlanmasına ve bu kararların uygulanmasında ihmal ve kusurlu görülenlere Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282. maddesi gereğince idari para cezası verilmesi şeklinde işlem yapılması gerektiğinin düzenlendiği,

Anılan kanuni düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kamu güvenliği ve genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun olarak verilen emir ve kararlara aykırı hareket edenler hakkında 5326 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanacağı, bu kapsamda il sınırları içinde kamu sağlığının korunması için vatandaşlar hakkında maske takılması da dahil olmak üzere maddi külfet getiren düzenlemelerin de bu kapsamda yapılabileceği gözetilmeden, Bolu Sulh Ceza Hakimliğince yapılan inceleme sonucunda maske takmanın amacına uygun olarak kullanılması halinde 4 saat süre ile aynı maskenin kullanılabileceği, dolayısıyla ortalama bir insanın günde ev dışında 3 tane maske değiştirmesi gerektiği, bunun da kişiye belirli bir mali külfet getirdiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Hakimlik gerekçesinin herhangi bir bilimsel veriye dayanmayan soyut değerlendirmeden ibaret olduğu, bu yöndeki bir yorumun benzer bir olaya ilişkin olarak inceleme yapan farklı hakimlere göre de günlük bir ya da daha fazla maske takılması gerektiği şeklinde subjektif değerlendirmelere sebebiyet verebileceği anlaşılmakla, idari para cezası karar tutanağına karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Kanun yararına bozmaya konu edilen karara esas somut uyuşmazlıkta; 20.05.2020 tarihinde, Bolu İli İzzet Baysal Caddesi G. Pasajı önünde, maske takma zorunluluğunu ihlal ettiği iddia edilen başvuran hakkında, 03.04.2020 tarihli 20 sayılı İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi Kararı’nın 8. maddesi ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi gereğince, kolluk görevlileri tarafından 392,00 TL idari para cezası uygulanmıştır.

Başvuranın dilekçesinde; Bolu iline ailesini ziyaret için misafir olarak Ankara’dan geldiğini, İzzet Baysal Caddesi’nde yürürken durdurulduğunu, maskesi olmadığı için bir uyarı yapmadan ceza kesildiğini, keza bu caddeye girerken de maske takma zorunluluğunu belirten bir uyarı görmediğini beyanla idari para cezasının iptalini istediği görülmektedir.

Bolu Sulh Ceza Hakimliğince, İl Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak idari yaptırıma dair dosya ve tebliğ evrak istenmesi, ilgili idarece olay (kabahat) tutanağı, idari yaptırım karar tutanağı ve eklerinin gönderilmesi üzerine; dosya üzerinden verilen kararda (özetle);

Anayasa’nın 13. maddesi gereği temel hak ve hürriyetlerin, Anayasa’nın ilgili maddelerinde yazılı sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabileceği, buna göre; maske takma zorunluluğuna dayanak olarak gösterilen 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda yer alan yasakların içerisinde maske takma zorunluluğunun bulunmadığı, öte yandan sağlığın korunmasının Anayasa’nın 56. maddesine göre devletin ödevi olduğu, maske takma zorunluluğunun hukuki dayanağı var kabul edilse bile, bilimsel olarak bir kişinin tek kullanımlık bir maskeyi en fazla 4 saat süreyle takabileceği, Anayasa’nın 2. maddesinde yazılı olduğu üzere, sosyal hukuk devleti olmanın gereği olarak kişilere ekonomik külfet yükleyen maske takma tedbirine hükmeden devletin, herkese günde üç adet maske temin etme zorunluluğu olduğundan bahisle idari para cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir.

I-) İLGİLİ MEVZUAT

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 27. maddesi;

“Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.”

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 28. maddesi; “Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazifeler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur.”

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun “Memleket dahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadele” başlıklı 57. maddesi;

“Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi – paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) – bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddıtifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak’ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir.”

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 64. maddesi;

“57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır.”

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 72. maddesi;

“57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur:

1- Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz’ı.

2- Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.

3- Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri.

4- Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı.

5- Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi ve eşyalarının tathiri.

6- Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men’i.

7- Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi.”

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun “Ceza hükümleri” başlıklı 282. maddesi;

“(Değişik: 23/1/2008-5728/48 md.) Bu Kanunda yazılı olan yasaklara aykırı hareket edenler veya zorunluluklara uymayanlara, fiilleri ayrıca suç oluşturmadığı takdirde, ikiyüzelli Türk Lirasından bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.”

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Emre aykırı davranış” başlıklı 32. maddesi;

“(1) Yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.

(2) Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir.

(3) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine diğer kanunlarda yapılan yollamalar, bu maddeye yapılmış sayılır.” 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun “I – Valilerin hukuki durumları, görev ve yetkileri” başlıklı 9. maddesi;

“(Değişik birinci fıkra: 2/7/2018 – KHK/703/138 md.) Vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Bu sıfatla: …

…Ç) (Değişik: 2/7/2018 — KHK/703/138 md.) Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve diğer mevzuatın verdiği yetkiyi kullanmak ve bunların yüklediği ödevleri yerine getirmek için valiler genel emirler çıkarabilir ve bunları ilan ederler.”

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 66/1. maddesi;

“(Değişik: 23/1/2008-5728/125 md.)İl genel kurulu veya idare kurulları yahut en büyük mülkiye amirleri tarafından kanunların verdiği yetkiye istinaden ittihaz ve usulen tebliğ veya ilan olunan karar ve tedbirlerin tatbik ve icrasına muhalefet eden veya müşkülat gösterenler veya riayet etmeyenler, mahallî mülkî amir tarafından Kabahatler Kanununun 32 nci maddesi hükmü uyarınca cezalandırılır. (Ek cümle: 27/3/2015 – 6638/16 md.) Ancak, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi hâlinde vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan ve usulüne göre ilan olunan karar ve tedbirlere aykırı davrananlar, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” hükümlerini içermektedir.

II-) GEREKÇE

Koronavirüsün sebep olduğu COVID-19 hastalığının; Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından tüm dünyada yaygın bir şekilde insan sağlığını tehdit eden boyutlarda görülmesi üzerine pandemi ilan edilmesine neden olduğu, 2020 yılı Mart ayından bugüne kadar da hemen hemen tüm Türkiye’de bulaşıcı ve salgın hastalık olarak kabul ve ilan edildiği maddi bir vak’adır. Hastalığa yol açan koronavirüsün insandan insana solunum yoluyla ve kısa süreli temaslarda dahi hızla bulaşması nedeniyle, tüm dünyada ve ülkemizde insanların bir arada bulunduğu kapalı veya açık ortamlarda, hastalığın bulaşıcılığının azaltılması veya ortadan kaldırılması amacıyla pek çok değişik önlem ve tedbirlerin alındığı da bilinmektedir.

Ülkemizde toplum sağlığının korunması ile bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadele amacıyla hazırlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, 06.05.1930 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 1593 sayılı Kanun, tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla, gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken kuralları, alınacak tedbirleri düzenleyen temel bir kanun olmakla birlikte gerek ülke genelinde gerekse yerelde yetkili makamlarca alınacak tedbirlerin tüm muhataplar tarafındannuygulanmasında mer’idir.

Genel bir salgın tehlikesi gösteren COVID-19 hastalığı konusunda alınacak tedbirlerin ve bu meyanda tedbirlere uyulmaması halinde uygulanacak cezai yaptırımların neler olduğunu açıklamak için öncelikle özel norm (lex specialis) mahiyetinde hükümler içeren 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na bakılması gerekmekle birlikte;

1593 sayılı Kanun’un 57. maddesinde; ülke genelinde görüldüğünde ihbar edilmesi zorunlu salgın ve bulaşıcı hastalıkların tek tek sayılmak suretiyle (numerus clausus) açıkça yazıldığı, madde metninde “gibi, ve benzeri” şeklinde ifadelere yer verilmediği görülmektedir. Ancak aynı Kanun’un 64. maddesinde, 57. maddede sayılanlar dışında (başkaca) bir salgın veya bulaşıcı hastalık baş göstermesi halinde, bu hastalığın da salgın ve bulaşıcı bir hastalık olarak ilan edilmesi ve bu hastalığa karşı, yine aynı Kanun’da açıkça yazılı tedbirlerin alınması hususunda Sağlık Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmektedir.

1593 sayılı Kanun’un 72. maddesinde, salgın ve bulaşıcı hastalıklardan birinin görülmesi veya şüphelenilmesi halinde uygulanabilecek tedbirler, yine sınırlı sayıda sayılmak suretiyle (numerus clausus) düzenlenmiştir. Ancak bu tedbirler arasında “maske takma tedbiri/yükümlülüğü” bulunmamaktadır.

1593 sayılı Kanun’un 282. maddesinde; bu Kanun’da yazılı yasaklara aykırı hareket edenlere veya zorunluluklara uymayanlara idari para cezası uygulanacağı düzenlenmiştir.

Dolayısıyla, salgın ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında alınacak “maske takma tedbiri/yükümlülüğü”, 1593 sayılı Kanun’da açıkça düzenlenen bir zorunluluk olmadığı gibi bu tedbire aykırı hareket edilmesi de bu Kanunda sayılan bir yasak veya zorunluluk olmadığından;

“maske takma tedbirine aykırılık” eylemi nedeniyle 1593 sayılı Kanun’un 282. maddesinin uygulanması mümkün görülmemiştir.

Yukarıda izah edildiği üzere; dünya genelinde ve ülkemizde de salgın ve bulaşıcı bir hastalık olarak kabul ve ilan edilen COVID-19 hastalığına karşı alınacak “maske takma tedbirine/yükümlülüğüne” uyulmaması halinde buna aykırı davranan kişilere idari yaptırım uygulanıp uygulanamayacağına gelince;

1593 sayılı Kanun’un 27. maddesi kapsamında, Valinin başkanlığında toplanan ve yasal bir heyet olan il umumi hıfzıssıhha meclisleri, il genelinde genel sağlığı tehdit eden sakıncaların giderilmesi amacıyla gerek kamunun gerekse gerçek ve tüzel kişilerin salgınla mücadelede uyması gereken tedbirleri almaya yetkilidir.

1593 sayılı Kanun’da, İl Umumi Hıfzıssıhha Meclislerinin genel sağlığı tehdit eden sakıncaları gidermek için alabilecekleri tedbirlerin; Kanun’un 72. maddesinde sınırlı sayıda yazılı tedbir türleriyle sınırlandırılmadığı, ancak alınacak tedbirlerin Kanun’da yazılı çerçevede genel sağılığı tehdit eden sakıncaları gidermek maksadıyla tesis edilebileceği açıktır.

 

Bir il genelinde, solunum yoluyla çok hızlı şekilde insandan insana bulaşan COVID-19 hastalığının tespit edilmesi halinde, genel sağlığı tehdit eden sakıncalı bir durumla karşı karşıya kalındığının, dolayısıyla bu sakıncalı durumun giderilmesi amacıyla “maske takma yükümlülüğü” gibi tedbirlerin, Valinin başkanlığında toplanan il umumi hıfzıssıhha meclisleri tarafından alınabilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.

1593 sayılı Kanun’un 28. maddesi kapsamında, il umumi hıfzıssıhha meclisleri tarafından alınan bu kararların il genelinde icra edilmesi görevi illerde Valilere verilmiştir.

Valilerin, 1593 sayılı Kanun’un 28. maddesi ile kendilerine verilen icra görevini yerine getirmek ve bulaşıcı ve salgın hastalıkla mücadelede etmek amacıyla il umumi hıfzıssıhha meclisleri tarafından alınan tedbirleri ve bu tedbirlere uyulmaması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesinin uygulanacağını, gerek ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına gerekse il genelinde yaşayan halka usulüne uygun şekilde ilan etmesi – duyurması gerekmektedir.

5442 sayılı Kanun’un 66/1. maddesinde Valilerce kanunların verdiği yetkiye istinaden çıkarılan emirlere riayet etmeyenler hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi gereği idari para cezası uygulanacağı da açıkça hüküm altına alınmıştır.

Bu nedenlerle; il umumi hıfzıssıhha meclisi tarafından genel sağlığı tehdit eden sakıncaların giderilmesi maksadıyla alınmış olan “maske takma yükümlülüğü/ tedbirinin” Valiliklerce il genelinde icra edilmesi maksadıyla usulüne uygun şekilde duyurulması halinde;

“maske takma tedbiri/yükümlülüğüne” aykırı davrananlar hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında “emre aykırı davranış” nedeniyle idari yaptırım uygulanmasının hukuken mümkün olduğu değerlendirilmiştir.

Uyuşmazlığa konu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, kabahat tarihinden 20.05.2020) önce, Bolu Valiliğince il umumi hıfzıssıhha meclisinin almış olduğu “maske takma tedbiri”nin ve buna uymayanların Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi çerçevesinde cezalandırılacağı hususlarının, il genelinde icra edilmesi maksadıyla usulüne uygun şekilde duyurulup duyurulmadığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, Sulh Ceza Hakimliğince bu husustaki ilanı ispata yarayan evrakların, Valilik makamından sorulmasıyla dosyaya konulması gerekmektedir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesinde yazılı idari para cezası kararını kimlerin vermesi gerektiği hususuna gelince;

5326 sayılı Kanun’un 32. maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere, emre aykırı davranış kabahati dolayısıyla verilecek idari para cezasına ancak emri veren makamca karar verilebilir. İdare hukukunda yetki, kamu düzenine ilişkin bir konudur. İdareye kanunlarla verilen karar alma yetkisinin bir başka kurum veya kişiye devredilmesi, ancak ve yine Kanunun açıkça izin verdiği konular hakkında ve kanunda gösterilen usul ve esaslar çerçevesinde yapılabileceği kabul edilmektedir. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2009/918 E. 2013/2369 K. sayılı kararı) Öte yandan 1593 sayılı Kanun’un 28. maddesinde, Umumi Hıfzıssıhha Meclislerince alınacak kararların icra yetkisi Valilere verilmiştir. Bu nedenlerle; kanun yararına bozmaya konu somut uyuşmazlık açısından, “maske takma tedbirine/yükümlülüğüne” uymamak suretiyle gerçekleşen “emre aykırı davranış” kabahati nedeniyle ancak Vali tarafından idari yaptırım kararı tesis edilebileceği değerlendirilmiştir.

III-) SONUÇ

Yukarıda yazılı mevzuat ve yapılan değerlendirmeler çerçevesinde; ilgili Sulh Ceza Mahkemesi tarafından Valilik makamına maske takma tedbiri/yükümlülüğüne dair ilan evraklarının sorulmasıyla verilecek cevaba istinaden;

a-) Bolu Valiliği tarafından, il umumi hıfzıssıhha    meclisince      1593    sayılı Kanun’un 27. maddesi çerçevesinde alınmış olan “maske takma tedbiri/yükümlülüğü”ne dair kararın Kanun’un 28. maddesiyle verilen icra yetkisi kapsamında 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun    66/1.    maddesi çerçevesinde Valilik tarafından usulüne uygun şekilde ilan edilmemiş olması halinde; idari para cezası karar tutanağında zikredilen karara istinaden uygulanan idari para cezasının şartları oluşmadığından ortadan kaldırılmasına,

b-) Bolu Valiliği tarafından,  il umumi hıfzıssıhha    meclisince      1593    sayılı Kanun’un 27. maddesi çerçevesinde alınmış olan “maske takma tedbiri/yükümlülüğü”ne dair kararın Kanun’un 28. maddesiyle verilen icra yetkisi kapsamında 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 66/1.maddesi çerçevesinde Valilik tarafından usulüne uygun şekilde ilan edilmiş olması halinde ise; bu kez de idari para cezası kararının Vali tarafından tesis edilmesi gerekirken sadece kabahat (olay) tutanağını tutmakla görevli olan idari kolluk yetkilileri tarafından tesis edilmiş olması nedeniyle ortadan kaldırılmasına ve bu hususta süresi içinde yetkili Valilik  tarafından idari yaptırım işlemi uygulanması amacıyla kararın ve tutanağın ilgili idareye gönderilmesine,

Karar verilmesi gerekirken,

Sulh Ceza Hakimliğince, eksik incelemeye matuf subjektif değerlendirme ve yanılgılı gerekçelerle idari para cezasının iptaline karar verildiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği, yukarıda yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden, Bolu Sulh Ceza Hâkimliğinin 29.06.2020 tarihli ve 2020/1604 değişik iş sayılı kararının, Sulh Ceza Hakimliğince kabahat tarihinden (20.05.2020) önce yazılı emir ve idari para cezası kararını vermeye yetkili makam ve merciler açısından araştırma yapma yükümlülüğünden hareketle, CMK’nın 309/4-a. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre, kararı veren Sulh Ceza Hakimliği tarafından, gerekli inceleme ve araştırma sonucu müteakip işlemlerin yapılarak yukarıda yazılı sonuç başlığındaki ihtimallere göre yeni bir karar verilmesine, 09.11.2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Adana Avukat

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Hakaret suçu dilekçe örneği, hakaret suçu şikayet dilekçesi, alenen hakaret, hakaret suçu nereye şikayet edilir, hakaret dilekçe örneği, nasıl yazılır

Hakaret Suçu Şikayet Dilekçesi

Hakaret suçu şikayet dilekçesi makalemizin sonunda verilecektir. Hakaret suçu şikayet dilekçesi örneği ne yer vermeden hakaret suçu nedir sorusuna kısa bir cevap vermekte fayda görüyoruz. Zira hakaret suçu şikayet dilekçesi nde suçun nitelikli halleri bakımından suçun nasıl işlendiği açıkça anlatılmalıdır. Yine hakaret suçu şikayet dilekçesi şikayetçi suçun işlendiğinin ispatına yarar tanık, kamera kayıtları, telefon kayıtları, mesaj kayıtları vb delillerini de dilekçesinde belirtmelidir.

Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde basit hakaret suçu tanımlanmıştır. Kanun’a göre Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak olarak tanımlanmıştır. Bu durumda fail üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatler nedeniyle veya kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Yine alenen hakaret edilmesi durumunda ceza altıda biri oranında artırılır.

Hakaret suçu şikayet dilekçesi ilgili yerin Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben yazılır ve  hakaret şikayet dilekçesi içeriğinde suçun nasıl işlendiğinin eksiksiz, duru ve somut bir anlatımla ele alınması oldukça önemlidir.

Hakaret Suçu Şikayet Dilekçesi

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

ŞİKAYETÇİ : ………………………………

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

ŞÜPHELİ : ………………………………

KONU : Hakaret suçu şikayet dilekçemizin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

1.Müvekkil …….. adresinde eşi ve iki çocuğu ile ikamet etmektedir. Çocuklarından …………, …. yaşında diğeri ………… ise …. yaşındadır.

2. Müvekkil …/…/…… tarihinde evinde 2 saat kadar süren bir tadilat yaptırmış, tadilat işleri öğleden sonra 15:00 da başlamış 17:00 suları sona ermiştir. Tadilat işlemleri bittikten sonra evinde ailesi ile oturmakta olan müvekkilin kapısı çalmış, bir yandan zile basıp bir yandan kapıyı yumruklayan, alt kat komşusu ……….. tabir-i caizse müvekkilin evini basmıştır.

3. Şüpheli ………… müvekkilin kapıyı açmasıyla bağırarak içeri dalmış, müvekkilin küçük yaşta olan çocukları oldukça korkmuş ve ağlamaya başlamıştır. Müvekkil ve ailesi şüpheli …………’nın tadilattan rahatsız olduğunu insani biçimde değil küfür ve hakaretlerle anlatmaya başlaması üzerine neye uğradıklarını şaşırmıştır. Şüpheli müvekkile yönelik “.o…. çocuğu, bir daha o makine çalışırsa seni de çocuklarını da yaşatmam, ş…siz herif” gibi laflarla hakaret suçunu işlemiştir.

5. Şüphelinin hakaretlerini neredeyse tüm apartman duymuş olup, tanıklarımız aşağıda arz edildiği gibidir.

TANIKLARIMIZ: 

İsim soyisim – (TC: ………………) – Adres

İsim soyisim – (TC: ………………) – Adres

6. ………………………………………………………………………………………………………………………… Bu nedenler dahilinde Müvekkilin hem itibarına  hem de kişiliğine yapılan bu iftira nedeniyle  şüpheli  hakkında iş bu şikayette bulunmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda arz edilen ve re’sen ön görülecek hususlar neticesinde şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak cezalandırılmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Şikayetçi Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İftira suçu şikayet dilekçesi örneği, iftira suç duyurusu dilekçesi nasıl yazılır, iftira suçu nedir, adana ceza avukatı, adana iftira suçu avukat yardımı

İftira Suçu Şikayet Dilekçesi

İftira suçu şikayet dilekçesi bu suçtan ve iftiraya uğramaktan mağdur olan kişilerin sıklıkla yaptığı bir aramadır. Ancak iftira suçu şikayet dilekçesi örneği konusuna geçmeden önce, iftira suçu ile ilgili kısaca bilgi vermeyi daha sağlıklı görüyoruz. Daha ayrıntılı bilgilendirme yaptığımız “İftira Suçu Nedir?” başlıklı makalemizi buradan inceleyebilirsiniz. İftira suç duyurusu dilekçesi olarak kullanılabilecek örnek dilekçe makalemizin devamında yer almaktadır.

İftira suçu şikayet dilekçesi yazılmadan önce suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını incelemekte fayda vardır. Dolayısıyla suçun kanuni tanımına bakmak gerekir. Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesine göre; “Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

İftira şikayet dilekçesi verilebilmesi için suçun unsurlarının vuku bulmuş olması gerekir. Örneğin mağdura isnat edilen fiilin belirli ve somut veriler içermesi gerekir, aksi halde suç oluşmaz. Ya da failin, mağdurun suçsuz olduğu bildiği halde suç isnat etmesi gerekir. Eğer fail mağdurun suçsuz olduğunu bilmiyor veya bilebilecek durumda değilse suç oluşmaz. İftira suçu şikayet dilekçesi ilgili yerin Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben yazılır ve iftira şikayet dilekçesi içeriğinde iftira suçunun fail tarafından nasıl işlendiğinin eksiksiz, duru ve somut bir anlatımla ele alınması oldukça önemlidir.

İftira Suçu Şikayet Dilekçesi

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

ŞİKAYETÇİ : ………………………………

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

ŞÜPHELİ : ………………………………

KONU : İftira suçu şikayet dilekçemizin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

  1. Şüpheli müvekkil ile husumetlidir. Husumete neden olan olayları kısaca arz etmek gerekirse; ………………………………………………………………………………………………………………………
  2. Şüpheli güttüğü husumet nedeniyle müvekkili  …………………………………..…. iddialarıyla  şikayet etmiş ve müvekkil hakkında  sahtecilik, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçları hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Halbuki şüpheli kendisinin de bizzat içinde olduğu bu olayda müvekkilin bu suçları işlemediğini bilmektedir.
  3. Müvekkili iftirası ile itibarsızlaştırmaya çalışan şüpheli, müvekkil hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasına sebebiyet vermiştir.
  4. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20…./…….. sayılı soruşturması neticesinde maalesef ki iddianame düzenlenerek yargılamaya başlanmıştır. (Ek-1) Adana …. Ağır Ceza Mahkemesi’nin  20…/……. Esas sayılı dosyası ile müvekkilin yargılaması yapılmış ve kovuşturma neticesinde müvekkilin beraatine karar verilmiştir. (Ek-2) Müvekkil hakkındaki hakkındaki beraat …/…/… tarihinde de kesinleşmiştir. (Ek-3)
  5. Müvekkilin hem itibarına  hem de kişiliğine yapılan bu iftira nedeniyle  şüpheli  hakkında iş bu şikayette bulunmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda arz edilen ve re’sen ön görülecek hususlar neticesinde müvekkil hakkında asılsız isnatta bulunarak suç işleyen şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak cezalandırılmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Şikayetçi Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ceza davalarında tanık beyanı ile ilgili bazı Yargıtay kararları, ceza muhakemesinde tanık, ceza davalarında tanıklık, kamu görevi, adana ceza avukatı

Ceza Davalarında Tanık Beyanı

Bu makalemizde ceza davalarında tanık beyanı ile ilgili bazı Yargıtay kararlarına yer vereceğiz. Ceza muhakemesinde tanık üçüncü kişi konumundaki herkes olabilir. Ceza davalarında tanık beyanı davanın özelliğine göre oldukça önemli bir delil olabilir. Yine şunu da belirtmek gerekir ki ceza davalarında tanık lık bir kamu görevidir. Dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nda sayılan özel haller dışında tanıklık yapmak zorunludur. Yine yalan yere tanıklık yapmak Türk Ceza Kanunu’nun 272. maddesine göre suçtur. Bu makalemizde ise ceza davalarında tanık beyanı ve tanık beyanının önemine ilişkin bazı Yargıtay kararlarına yer vereceğiz.

Ceza Davalarında Tanık Beyanı

Özet: Olay yerinde olduğu anlaşılan bütün tanıklar dinlenmelidir.

“…Sanık M.A.B.’nin müşteki M.D.’ye karşı kahvehanede gerçekleştirdiği yoklukta hakaret eyleminin, yalnızca tanıklar Ç.D. ve M.A. tarafından doğrulanması karşısında, olay yerinde olduğu anlaşılan S.K. tanık sıfatıyla mahkemeye çağrılıp dinlenmeden ve suçun üç kişiyle ihtilat öğesinin ne suretle oluştuğu açıklanıp gösterilmeden, eksik soruşturma ve varsayıma dayalı gerekçeyle adı geçen sanık hakkına mahkumiyet hükmü kurulması …. yasaya aykırıdır.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/14517 Esas, 2012/14353 Karar, 13.06.2012 Tarih)

Özet: Kolluk araştırmasında bilgisi olduğu tespit edilen tanık dinlenmelidir. Tanığın dinlenmesinden önce kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte sorulara yanıt vermekten çekinme hakkı olduğu hatırlatılmalıdır.

“…Aboneliği sanığın babası adına olan meskende kaçak elektrik kullanıldığına dair düzenlenen tutanakta “kullanıcının abonenin oğlu olduğunun” belirtilmesi, sanığın suç tarihinde tutanağa konu evde kiracı olarak tanık H.O.’nun oturduğunu savunmasına rağmen, 22.11.2016 ve 23.01.2017 tarihli kolluk araştırma tutanalarında, sanığın gerek kolluk görevlililerince gerek muhar tarafından iyi tanınıp bilindiğinin ve 15 yıldan beri tutanağa konu evde ailesiyle birlikte oturduğunun belirtilmesi karşısında; kolluk araştırmasında bilgisine başvurulan muhtar M.Ç. tanık olarak dinlendikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu, tutanağa konu evde suç tarihinde kendisinin oturduğunu söyleyen ve ifadesi hükme esas alınan tanık H.O’ya CYY’nin 48. maddesi uyarınca kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikteki sorulara cevap vermekten çekinme hakkı bulunduğunun önceden açıklanarak bildirilmesi gerektiği de gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi … yasaya aykırıdır.” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2020/9787 Esas, 2011/38629 Karar, 15.11.2011 Tarih)

Özet: Tanıkların sırf katılana yakın olmaları beyanlarına itibar edilmemesini gerektirmez.

“…CMK’nın 217/2. maddesi gereğince sanığa yüklenen suçun, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delille ispatının mümkün olduğu ceza yargılamasında, bir delilin reddedilmesi için CMK’nın 206/2. maddesinde sayılan durumların dışında delilin, akla, mantığa, bilimsel verilere, fizik kurallarına, herkesçe bilinen somut duruma, hayatın olağan akışı içinde gündelik yaşamdan edinilen karine niteliğindeki bilgilere aykırı olması ya da tanığın yalan söylediğinin ortaya çıkması gibi reddi için haklı, makul ve kabul edilebilir hukuki gerekçelerin gösterilmesinin zorunlu olduğu, tanıkların, katılanın babası ve halası olmasının anlatımlarının reddedilmesinin tek haklı ve yasal gerekçesi olamayacağı gözetilmeden “katılanın yakınları olması dikkate alınarak beyanlarına itibar edilmemiştir” şeklindeki yasaya aykırı ve hukuka uygun olmayan gerekçelerle savunmaya itibarla hüküm kurulması … yasaya aykırıdır.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2009/26494 Esas, 2012/3767 Karar, 27.02.2012 Tarih)

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara KYOK İtiraz Dilekçesi örneği nedir, kyok itiraz dilekçesi nereye verilir, nasıl yazılır, takipsizlik kararına itiraz dilekçesi nedir

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) İtiraz Dilekçesi

Bu makalemizde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara (KYOK) itiraz dilekçesi örneğini paylaşacağız. KYOK itiraz dilekçesi, ilgili Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi üzerine, ilgili Sulh Ceza Hakimliği’ne verilir. Uygulamada takipsizlik kararına itiraz dilekçesi olarak da bilinen KYOK itiraz dilekçesi örneği makalemizin sonunda yer almaktadır.

KYOK İtiraz Dilekçesi Nedir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesinin 1. fıkrasına göre; Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Yine Kanun’a göre; Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. Bu bağlamda kyok itiraz dilekçesi nereye verilir sorusunun cevabını Kanun vermiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz dilekçesi Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine hitaben yazılır. KYOK itiraz dilekçesi vermek için 15 günlük bir süre vardır, bu sürenin aşılması alinde KYOK itiraz dilekçesi verilemez, Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kesinleşir.

Etkin bir soruşturma yapılmaması, talep edilen ve gereken delillerin tümünün toplanmaması KYOK itiraz dilekçesi ne konu edilebilir aykırılıklardır.  Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2015/5895 Esas, 2015/6460 Karar sayılı bir kararında eksik soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın reddedilmesi isabetsiz olduğuna karar vermiştir. Kararda özetle; “…S.’e ait cep telefonunun puk kodu ve güvenlik kodunun araştırılması, gerektiğinde ölenin yakınlarının tekrar beyanlarının alınması, yeterli teknik bilgi ve donanıma sahip olan başka bir kurumdan cep telefonunda yer alan kayıt ve bilgilerin temin edildikten sonra sonucuna göre kamu davası açılıp açılmayacağına karar verilmesi yerine, eksik soruşturma sonucu “kovuşturmaya yer olmadığına” ilişkin karar verilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın reddedilmesi isabetsizdir.” denilmiştir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) İtiraz Dilekçesi

ADANA SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE
Gönderilmek Üzere
ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

SORUŞTURMA NO : ………./………
KARAR NO : ………./………

KYOK KARARINA İTİRAZ EDEN : ……………………. (TC: …………………….)

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

ŞÜPHELİLER :
1. …………………….
2. …………………….

KONU : Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) İtiraz Dilekçesidir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Somut olayda yaşananlar özetle; ……………………………………………………………………………………….

……………………………………………………………………………………………………………………………….

2. Müvekkilin alacağı olarak yatan parayı şüphelilere vermeye yanaşmaması üzerine …/…./….. tarihinde sabah saat …:…. de şüpheliler müvekkilin ikametine gelmişler, kelimenin tam anlamıyla baskın yapmışlardır. Şüpheliler ……………………. ve ……………………. müvekkilin evine girip kendisini ve eşini tehdit etmişlerdir. Bu konuya müvekkilin eşi ve ismini bildirdiğimiz komşuları ……………………. ve ……………………. şahittir. Bu sırada çıkan tartışma sırasında müvekkili zorla yanlarında getirdikleri araca bindirerek, şirketin ……………………….. adresine getirmiş, müvekkile baskı yapmışlar, müvekkili tehdite ve şantaja devam etmişlerdir. Şüpheli ……………………. Müvekkili tutarken diğer şüpheli ……………………. müvekkili darp etmiştir Bu sırada orada bulunanlar araya girmiş ve müvekkili şüphelilerin elinden kurtarmışlardır. Yaşananlar üzerine müvekkil şüphelilerden şikayetçi olmuş, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ……………../………………. sayılı dosyası ile soruşturma başlatılmıştır. Ve ancak Savcılık makamı tarafından haksız ve kanuna aykırı biçimde “….Olay anına dair herhangi bir kamera kaydı ve tanığın da bulunmadığı anlaşılmakla…” kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu nedenle söz konusu karara karşı itiraz etmek zorululuğumuz hasıl olmuştur.

3. 25/10/2018 TARİHLİ DİLEKÇEMİZ İLE GÖRGÜ TANIKLARI BİLDİRİLMİŞTİR. ANCAK BUNA RAĞMEN TANIKLARIMIZ DİNLENMEMİŞ, ÜSTÜNE ÜSTLÜK SOMUT OLAYDA TANIK BULUNMADIĞINDAN TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİR. Her ne kadar Adana CBS tarafından, olay anına dair herhangi bir kamera kaydı ve tanığın da bulunmadığı sebebiyle takipsizlik kararı verilmiş ise de, …./…./……. tarihli dilekçemiz ile müvekkilin şüpheliler tarafından evinden alarak yaka paça …… adresine götürüldüğüne dair SOMUT OLAYA müvekkilin KOMŞULARININ ve EŞİNİN TANIK OLDUĞU BİLDİRİLMİŞ, tanıkların isim soyisim ve adresleri bildirilmiştir. Bildirilen tanıklar ……………………., …………………….ve ……………………. dinlenmeden, somut olayda tanık bulunmadığı sebebiyle verilen takipsizlik kararı kanuna aykırıdır.

4. MÜVEKKİL OLAY GÜNÜ EVİNDEN ZORLA ALINIP GÖTÜRÜLMÜŞ OLUP, BU DURUM BAŞLI BAŞINA SUÇ NİTELİĞİNDEDİR. Müvekkilin evinden zorla alınarak götürülmesi tek başına suç konusudur. Ve görgü tanıkları mevcuttur. Kaldı ki delil toplamak, somut olaya ilişkin görgüsü bulunan kişileri tespit etmek Sayın Savcılığın görevi ve yetkisindedir. Olay mahali müvekkilin evinin önü olup, müvekkilin evine şüpheliler tarafından zorla girildiğine ve müvekkilin zorla alınıp götürüldüğüne mahalle sakinlerinin şahit olabileceği izahtan varestedir. Ancak Sayın Savcılık tarafından tanık bulunup bulunmadığına dair hiçbir araştırma yapılmaksızın takipsizlik kararı verilmesi başlı başına kanuna aykırı iken, bir de tarafımızca tanıkların bildirilmiş olmasına bu tanıklar dinlenmeden takipsizlik kararı verimiş olması kabul edilemez niteliktedir.

5. MÜVEKKİLİN DARP EDİLDİĞİ OLAY MAHALİ İŞLEK BİR CADDEDİR. BU HUSUSTA KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİN ELDE EDİLMESİ NOKTASINDA YETERLİ ARAŞTIRMA YAPILMAMIŞTIR. Ayrıca müvekkil,. …………………….. adresine getirilmiş ve burada darp edilmiştir. Söz konusu adres ………..’nın en işlek caddelerinden birinde bulunmakta olup, burada bulunan mobese ve diğer çevre işyeri kamera görüntülerinin alınması halinde müvekkilin şüpheliler tarafından DARP EDİLDİĞİ ortaya çıkacaktır. Ve ancak Savcılık tarafından bu hususta gerekli araştırma yapılmamıştır.

SONUÇ OLARAK;
Olaya tek yönlü bakılmış, sadece yaralama suçu yönünden araştırma yapılmıştır.
Müvekkilin evinden zorla alınıp götürüldüğüne ilişkin beyanı değerlendirilmemiştir.
Müvekkilin evine zorla girildiğini, bu sırada tehdit ve hakarete uğradığına dair pek çok tanık mevcuttur. Tanıklar …../…../……… tarihli dilekçemiz ile bildirilmiş olmasına rağmen dinlenmemiştir.
Müvekkilin yaralandığı mahal ilimizin en işlek caddelerinden birinin üzerinde olup, etrafta pek çok mobese ve işyeri kamerası mevcuttur. Bu hususta yeterli araştırma yapılmamıştır.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …./…../…….. tarih ve ……./……. soruşturma ve ……./……. karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına ve şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Şikayetçi Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.