Kategori: Ceza Hukuku

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara KYOK İtiraz Dilekçesi örneği nedir, kyok itiraz dilekçesi nereye verilir, nasıl yazılır, takipsizlik kararına itiraz dilekçesi nedir

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) İtiraz Dilekçesi

Bu makalemizde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara (KYOK) itiraz dilekçesi örneğini paylaşacağız. KYOK itiraz dilekçesi, ilgili Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi üzerine, ilgili Sulh Ceza Hakimliği’ne verilir. Uygulamada takipsizlik kararına itiraz dilekçesi olarak da bilinen KYOK itiraz dilekçesi örneği makalemizin sonunda yer almaktadır.

KYOK İtiraz Dilekçesi Nedir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesinin 1. fıkrasına göre; Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Yine Kanun’a göre; Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. Bu bağlamda kyok itiraz dilekçesi nereye verilir sorusunun cevabını Kanun vermiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz dilekçesi Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine hitaben yazılır. KYOK itiraz dilekçesi vermek için 15 günlük bir süre vardır, bu sürenin aşılması alinde KYOK itiraz dilekçesi verilemez, Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kesinleşir.

Etkin bir soruşturma yapılmaması, talep edilen ve gereken delillerin tümünün toplanmaması KYOK itiraz dilekçesi ne konu edilebilir aykırılıklardır.  Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2015/5895 Esas, 2015/6460 Karar sayılı bir kararında eksik soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın reddedilmesi isabetsiz olduğuna karar vermiştir. Kararda özetle; “…S.’e ait cep telefonunun puk kodu ve güvenlik kodunun araştırılması, gerektiğinde ölenin yakınlarının tekrar beyanlarının alınması, yeterli teknik bilgi ve donanıma sahip olan başka bir kurumdan cep telefonunda yer alan kayıt ve bilgilerin temin edildikten sonra sonucuna göre kamu davası açılıp açılmayacağına karar verilmesi yerine, eksik soruşturma sonucu “kovuşturmaya yer olmadığına” ilişkin karar verilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın reddedilmesi isabetsizdir.” denilmiştir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) İtiraz Dilekçesi

ADANA SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE
Gönderilmek Üzere
ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

SORUŞTURMA NO : ………./………
KARAR NO : ………./………

KYOK KARARINA İTİRAZ EDEN : ……………………. (TC: …………………….)

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

ŞÜPHELİLER :
1. …………………….
2. …………………….

KONU : Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) İtiraz Dilekçesidir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Somut olayda yaşananlar özetle; ……………………………………………………………………………………….

……………………………………………………………………………………………………………………………….

2. Müvekkilin alacağı olarak yatan parayı şüphelilere vermeye yanaşmaması üzerine …/…./….. tarihinde sabah saat …:…. de şüpheliler müvekkilin ikametine gelmişler, kelimenin tam anlamıyla baskın yapmışlardır. Şüpheliler ……………………. ve ……………………. müvekkilin evine girip kendisini ve eşini tehdit etmişlerdir. Bu konuya müvekkilin eşi ve ismini bildirdiğimiz komşuları ……………………. ve ……………………. şahittir. Bu sırada çıkan tartışma sırasında müvekkili zorla yanlarında getirdikleri araca bindirerek, şirketin ……………………….. adresine getirmiş, müvekkile baskı yapmışlar, müvekkili tehdite ve şantaja devam etmişlerdir. Şüpheli ……………………. Müvekkili tutarken diğer şüpheli ……………………. müvekkili darp etmiştir Bu sırada orada bulunanlar araya girmiş ve müvekkili şüphelilerin elinden kurtarmışlardır. Yaşananlar üzerine müvekkil şüphelilerden şikayetçi olmuş, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ……………../………………. sayılı dosyası ile soruşturma başlatılmıştır. Ve ancak Savcılık makamı tarafından haksız ve kanuna aykırı biçimde “….Olay anına dair herhangi bir kamera kaydı ve tanığın da bulunmadığı anlaşılmakla…” kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu nedenle söz konusu karara karşı itiraz etmek zorululuğumuz hasıl olmuştur.

3. 25/10/2018 TARİHLİ DİLEKÇEMİZ İLE GÖRGÜ TANIKLARI BİLDİRİLMİŞTİR. ANCAK BUNA RAĞMEN TANIKLARIMIZ DİNLENMEMİŞ, ÜSTÜNE ÜSTLÜK SOMUT OLAYDA TANIK BULUNMADIĞINDAN TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİR. Her ne kadar Adana CBS tarafından, olay anına dair herhangi bir kamera kaydı ve tanığın da bulunmadığı sebebiyle takipsizlik kararı verilmiş ise de, …./…./……. tarihli dilekçemiz ile müvekkilin şüpheliler tarafından evinden alarak yaka paça …… adresine götürüldüğüne dair SOMUT OLAYA müvekkilin KOMŞULARININ ve EŞİNİN TANIK OLDUĞU BİLDİRİLMİŞ, tanıkların isim soyisim ve adresleri bildirilmiştir. Bildirilen tanıklar ……………………., …………………….ve ……………………. dinlenmeden, somut olayda tanık bulunmadığı sebebiyle verilen takipsizlik kararı kanuna aykırıdır.

4. MÜVEKKİL OLAY GÜNÜ EVİNDEN ZORLA ALINIP GÖTÜRÜLMÜŞ OLUP, BU DURUM BAŞLI BAŞINA SUÇ NİTELİĞİNDEDİR. Müvekkilin evinden zorla alınarak götürülmesi tek başına suç konusudur. Ve görgü tanıkları mevcuttur. Kaldı ki delil toplamak, somut olaya ilişkin görgüsü bulunan kişileri tespit etmek Sayın Savcılığın görevi ve yetkisindedir. Olay mahali müvekkilin evinin önü olup, müvekkilin evine şüpheliler tarafından zorla girildiğine ve müvekkilin zorla alınıp götürüldüğüne mahalle sakinlerinin şahit olabileceği izahtan varestedir. Ancak Sayın Savcılık tarafından tanık bulunup bulunmadığına dair hiçbir araştırma yapılmaksızın takipsizlik kararı verilmesi başlı başına kanuna aykırı iken, bir de tarafımızca tanıkların bildirilmiş olmasına bu tanıklar dinlenmeden takipsizlik kararı verimiş olması kabul edilemez niteliktedir.

5. MÜVEKKİLİN DARP EDİLDİĞİ OLAY MAHALİ İŞLEK BİR CADDEDİR. BU HUSUSTA KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİN ELDE EDİLMESİ NOKTASINDA YETERLİ ARAŞTIRMA YAPILMAMIŞTIR. Ayrıca müvekkil,. …………………….. adresine getirilmiş ve burada darp edilmiştir. Söz konusu adres ………..’nın en işlek caddelerinden birinde bulunmakta olup, burada bulunan mobese ve diğer çevre işyeri kamera görüntülerinin alınması halinde müvekkilin şüpheliler tarafından DARP EDİLDİĞİ ortaya çıkacaktır. Ve ancak Savcılık tarafından bu hususta gerekli araştırma yapılmamıştır.

SONUÇ OLARAK;
Olaya tek yönlü bakılmış, sadece yaralama suçu yönünden araştırma yapılmıştır.
Müvekkilin evinden zorla alınıp götürüldüğüne ilişkin beyanı değerlendirilmemiştir.
Müvekkilin evine zorla girildiğini, bu sırada tehdit ve hakarete uğradığına dair pek çok tanık mevcuttur. Tanıklar …../…../……… tarihli dilekçemiz ile bildirilmiş olmasına rağmen dinlenmemiştir.
Müvekkilin yaralandığı mahal ilimizin en işlek caddelerinden birinin üzerinde olup, etrafta pek çok mobese ve işyeri kamerası mevcuttur. Bu hususta yeterli araştırma yapılmamıştır.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …./…../…….. tarih ve ……./……. soruşturma ve ……./……. karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına ve şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Şikayetçi Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

HAGB kararına itiraz dilekçesi, örneği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz dilekçesi örneği, adana ceza avukatı, HAGB kararina itiraz

HAGB Kararına İtiraz Dilekçesi

Bu makalemizde HAGB kararına itiraz dilekçesi örneği ne yer vereceğiz. Ancak önce HAGB yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedir sorusunu cevaplamakta fayda görüyoruz. Ceza mahkemesi, mahkumiyet kararı vermekle birlikte, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde sayılan şartlar sanık nezdinde gerçekleşmiş ise bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yani HAGB kararı ile birlikte sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.  Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbirlerine hükmedilebilir. Sanık denetim süresi içinde yeni bir suç işlemez ve öngörülen tedbirlere uygun davranırsa, düşme kararı verilir. Ayrıntılı bilgi için buradan ilgili makalemizi okuyabilirsiniz.

HAGB kararı verilmesi halinde kararın istinaf edilmesi mümkün değildir. Ancak HAGB kararına itiraz edilmesi mümkündür. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/12. maddesine göre; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. HAGB kararına itiraz dilekçe ile yapılır. HAGB kararına itiraz dilekçesi için makalemizin devamında yer verdiğimiz dilekçe örneği kullanılabilir.

HAGB Kararına İtiraz Dilekçesi

……….. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
…………………………….. MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO : …../…… Esas  …../……. Karar

SANIK: …………………………

MÜDAFİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : …………. Mahkemesinin …../…… Esas  …../……. Karar …/…/…… tarihli duruşmasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz dilekçemizdir. 

AÇIKLAMALARIMIZ

……… Ceza Mahkemesi’nin …./…… Esasa kayıtlı görülen dosyasında, …/…./……. tarihli duruşmada müvekkil sanığın üzerine “……………” suçu dolayısıyla CEZALANDIRILMASINA karar verilmiştir. Müvekkil hakkında verilen ceza, kendisinin şahsi ve sosyal durumu, suç tarihinde sabıkasız oluşu, maddi zararın giderilmiş oluşu göz önüne alınarak CMK’nın 231/5. maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA ve 5 YIL SÜREYLE DENETİME TABİ TUTULMASINA karar verilmiştir. Verilen karar tarafımıza tefhim edilmiş olup, bu nedenle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Şöyle ki;

  1. ……………………………………………………………………………………………………………………………………
  2. ……………………………………………………………………………………………………………………………………
  3. ……………………………………………………………………………………………………………………………………

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde, müvekkil sanık hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararına karşı itirazlarımızın kabulüne karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz.

Sanık Müdafi
Av. Selce MARAŞ BÜKEN


Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

ceza hukukunda gizli soruşturmacı, gizli soruşturmacı cmk, gizli soruşturmacı nedir, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, adana ceza avukatı, tanık olarak dinlenmesi

Gizli Soruşturmacı Nedir?

Bu makalemizde ceza hukukunda gizli soruşturmacı konusunu ele alacağız. Gizli soruşturmacı CMK‘na göre sadece belli durumlarda başvurulabilen bir delil elde etme yöntemidir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 139. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir...” hükmüne amirdir. Dolayısıyla gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ile  kamu görevlisinin kimliğinin saklanması ve suç örgütünün izlenmesi bu doğrultuda delil toplanması amaçlanır.

Ceza Hukukunda Gizli Soruşturmacı

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre gizli soruşturmacı şartları ancak Kanun’un 139. maddesinin 7. fıkrasında yer alan suç tipleri için ve yalnızca soruşturma aşamasında görevlendirilebilir. Dolayısıyla TCK’nın 220. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan “örgüt kurma” ve “örgütü yönetme” suçlarında görevlendirilebilir. Yine örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması şartıyla 139. maddede sınırlı olarak sayılan diğer suçlar için gizli soruşturmacı görevlendirilebilir. Ayrıca 139. maddenin 1. fıkrasında da işaret edildiği gibi gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi de şarttır. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi sulh ceza hakimi kararı ile olur.

Gizli soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür. Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz.

Gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kişi adlî kolluk görevlisi değil ise; delil toplama yetkisi bulunmadığından, elde ettiği deliller ve bu bağlamda düzenlediği rapor veya tutanak “hukuka aykırı” delil niteliğinde olup hükme esas alınamaz. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2014/1 Esas, 2014/5430 K, 11.07.2014 T)

Gizli Soruşturmacının Tanık Olarak Dinlenmesi

Soruşturmacı, kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması halinde, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9. maddesi hükmü kıyasen uygulanır.

Gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi ile ilgili olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2014/1 Esas, 2014/5430 K sayılı kararında şu şekilde içtihatta bulunmuştur. “Sanık, gizli soruşturmacı tarafından düzenlenen rapor veya tutanağa itiraz etmiş olup da, bu rapor veya tutanak dışında sanık aleyhinde mahkûmiyetini gerektirecek delil yoksa. gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi ve düzenlediği rapor veya tutanağa uygun beyanda bulunması durumunda sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi muhtemel ise, gizli soruşturmacı tanık olarak dinlenmelidir. Gizli soruşturmacı CMK’nın 58. maddesi uyarınca ve kimliği mutlaka gizli tutularak dinlenmelidir. Dinleme sırasında sanık ve müdafiine soru sorma olanağı tanınmalıdır. Duruşmada dinlenmeyen gizli soruşturmacının düzenlediği rapor veya tutanak hükme esas alınamaz. Sanık, gizli soruşturmacı tarafından düzenlenen rapor veya tutanağın doğru olduğunu söylemiş ise ya da bu rapor veya tutanak dışındaki deliller sübut için yeterli ise; gizli soruşturmacının dinlenmesine gerek yoktur. Gizli soruşturmacının, düzenlediği rapor veya tutanağa uygun olarak beyanda bulunması halinde bile, sübutun varlığı kabul edilmeyecek ise; sonuca etkisi olmayacağı için gizli soruşturmacının dinlenmesine gerek yoktur.”


Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

duruşmanın gizli yapılması talebi, duruşmanın gizli yapılması talebi dilekçe örneği duruşmanın kapalı yapılması cmk ceza mahkemesi, genel ahlak, kamu düzeni

Duruşmanın Gizli Yapılması Talebi

Duruşmanın gizli yapılması talebi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 182 ve devamı maddelerine göre Mahkemeden istenebilir. Duruşmanın gizli yapılması talebi cmk ile genel ahlakın veya kamu güvenliği nedeniyle duruşmaların bir kısmının ya da tamamının kapalı yapılabilmesi mümkündür.

Duruşmanın gizli yapılması talebi ile ilgili olarakCeza Muhakemesi Kanunu’nun 182. maddesine göre; duruşmalar kural olarak herkese açıktır. Bu durum Anayasamızın 141. maddesinin de bir gereğidir. Zira Anayasa’ya göre de Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir. Bu doğrultuda Ceza Muhakemesi Kanununda da Anayasamıza uygun bir düzenleme yapılmış ve 182. maddenin 2. fıkrasında genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verileceği düzenlenmiştir.

Duruşmanın kapalı yapılması talebi yargılamayı gerçekleştiren mahkeme tarafından değerlendirilir. Duruşmanın gizli yapılması talebinin kabul veya reddi konusunda takdir mahkemenindir. Ancak mahkeme duruşmanın gizli yapılması talebi ne ilişkin kararını gerekçeli biçimde duruşmada açıklamalıdır. Duruşmanın gizli yapılması talebi dilekçesi örneği aşağıdadır.

Duruşmanın Gizli Yapılması Talebi

……. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

………

DOSYA NO:…../…..

MÜŞTEKİ:

VEKİLİ: Av. Selce MARAŞ BÜKEN

SANIK:

KONU                          : Duruşmanın gizli yapılması talebimizi içerir dilekçemizin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

Sayın Mahkemenizin yukarıda esas numarası verilen dosyasında Sanık …………, müvekkile yönelik gerçekleştirdiği ……………… suçlarından dolayı yargılanmaktadır. Sayın Mahkemenizin …/…./…… tarihli tensip zaptının …. nolu ara kararı ile ilk duruşmanın …./…./….. günü saat …..:……’da görülmesine karar verilmiştir. Sanığın yaşı küçük olan müvekkile yönelik olarak işlediği suçlar mahiyetleri gereği genel ahlaka, kamu düzenine aykırı niteliktedir Bu doğrultuda söz konusu suçlar nedeniyle müvekkilin onur, şeref ve haysiyetinin zarar görmesi söz konusudur.

Bu nedenler doğrultusunda, Sayın Mahkemenizden duruşmanın kapalı yapılması talebi mizin kabulü ile  duruşmanın gizli yapılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Müşteki Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN


Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

şüpheden sanık yararlanır ilkesi yargıtay kararları, şüpheden sanık yararlanır yargıtay kararı, uyuşturucu madde, adana ceza avukatı, beraat, bozma kararı

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Yargıtay Kararları

Bu makalemizde ceza hukukunda temel ilke olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi yargıtay kararları na yer vereceğiz. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi bilindiği üzere şüphenin sanık lehine yorumlanmasıdır. Gerek Anayasamız gerek AİHS gerekse yargıtay kararları şüpheden sanık yararlanır ilkesini ispat için şüphenin yenilme zorunluluğu olarak tanımlamaktadır. Karineye göre kişinin suçlu kabul edilebilmesi için fiilin ispatlanması, yani şüphenin bertaraf edilmesi gerekmektedir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Bu makalemizde şüpheden sanık yararlanır ilkesi ile ilgili yargıtay kararları nı inceleyeceğiz.

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Yargıtay Kararları

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/783 E. 2015/353 K.

“…Tanık … …’nın 07.08.2007 tarihinde çalınan kamyonunun bulunduğu yerde, hurdacılık yapan sanığın daha önce parçaladığı başka kamyonlara ait parçalar ele geçirilmiş ise de, bu parçaların katılanın bir yıl önce çalınan kamyonuna ait olduğuna ilişkin herhangi bir tespit ve delil bulunmaması, katılanın olaydan yaklaşık bir yıl sonra tanık …’in kamyonunun etrafında başka kamyon parçalarının bulunması üzerine verdiği ifadesinde; kamyonunun çalınmasından beş saat önce sanığı yanında iki kişi ile birlikte kamyonunun yanında gördüğünü, şüphelendiğini, kim olduklarını araştırdığını ve polise haber vermeyi düşündüğünü beyan etmesine rağmen, kamyonunun çalınmasından sonra yaptığı ilk müracaatında böyle bir durumdan bahsetmemesi, ayrıca mahkemede kamyonu çalınmadan önce gördüğü şahıslardan birinin sanık olduğunu kesin olarak teşhis edememesi ve sanığın aşamalarda suçu işlemediği yolundaki istikrarlı savunması karşısında; sanığın katılanın kamyonunu çaldığı iddiasının sabit olmadığı ve şüphe boyutunda kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, sanığın hırsızlık suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden atılı suçtan beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir….”

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Çocuğun Cinsel İstismarı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/783 E. 2015/353 K.

“Sanığın tüm aşamalarda istikrarlı olarak mağdurun anüsüne ve ağzına cinsel organını sokmadığını sadece cinsel organının mağdurun bacaklarının arasına sürterek boşaldığını savunması, adli tıp raporunda sanığın bu savunmasını doğrular biçimde mağdurun anüs muayenesinde fiili livatanın maddi delilleri olan ekimoz, çatlak, sıyrık ve bunlara ait skatris bulgularına rastlanmadığının belirtilmesi, mağdurun da açıkça sanığın cinsel organını vücuduna soktuğuna ilişkin bir beyanının bulunmaması karşısında, sanığın sabit kabul edilen cinsel istismrar eyleminin “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca 5237 sayılı TCK’nun 103/1. maddesi kapsamında basit cinsel istismar aşamasında kaldığının kabulü gerekmektedir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/6-569 E. 2015/342 K.

“Görgü tanığı bulunmayan olayda, sanık aleyhine değerlendirilebilecek tek delil, suça konu hayvanların arabaya yüklendiği tahmin edilen yerde bulunan plastik kutunun üzerindeki kahverengi numuneden alınan profil örneğinin, sanığın kan örneği ile uyumlu olduğuna dair Adli Tıp Kurumunca tanzim olunan rapordur. Ancak olay yerinden alınan insan dışkısı, ağız ve dışkı temizliğinde kullanılan peçeteler ile sigara izmaritlerinden elde edilen örnekler, gerek sanık, gerek haklarında beraat kararı verilip incelemeye konu olmayan diğer sanıklar, gerekse hakkında aynı suç nedeniyle verilen mahkûmiyet kararı onanmak suretiyle kesinleşen sanık … ile uyumlu değildir. Hayvan alım satımı ile uğraşan ve olaydan iki gün önce de katılanlardan hayvan satın alan sanığın, söz konusu delillerin bulunduğu yerden geçmesi ve anılan mahalde kendisine ait profil örneklerinin bulunmasının mümkün olması ve sanığın aksi ispatlanamayan savunmasının hayatın olağan akışına da uygun bulunması karşısında, somut başka bir delille desteklenmeyen söz konusu rapora dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesine imkan bulunmamaktadır.”

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Uyuşturucu Madde Ticareti ve Kullanmak Amacıyla Uyuşturucu Bulundurmak Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2011/10-387 E.2012/75 K.

“…Evinde yapılan arama sonucunda ele geçen uyuşturucu madde dışında, sanığın uyuşturucu maddeyi sattığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında belirtilen günlük kullanım miktarı dikkate alındığında, bilirkişi raporunda belirtilen 276 gramlık uyuşturucu madde miktarının iki aylık kişisel kullanım sınırları içinde olması, sanığın tüm aşamalarda evinde bulunan uyuşturucu maddeyi satmak için değil, kullanmak için bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır.  … Bu nedenle, yerel mahkemece, sübuta eren eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle suç niteliğinin hatalı belirlenmesi isabetsizdir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2009/1-240 E. 2010/54 K.

“…Bu durumda, sanık T. B.’nin; “kendi evinde badana yapacağı için boya almak üzere evden çıktığını, yolda eşinin akrabası olan sanıklarla karşılaştığını, sanıkların kendisinden eşya taşıyacakları için yardım istediklerini, kendisinin bu amaçla kamyonetin kasasına bindiğini, olayın meydana gelmesi üzerine ise olay yerinden kaçtığını” dile getirdiği savunması ile T.’nin annesi olan E. B.’nin onu doğrulayan ifadesine itibar etmek gerekmiştir. Şu halde; N., D.ve K.’yle birlikte kamyonetin kasasında olay yerine gelmek dışında, olaya tam olarak ne şekilde karıştığı tanıklarca açıklanamayan, elinde tüfek veya sopa bulunduğuna dair inandırıcı bir delil elde edilemeyen, maktûlle de herhangi bir husumeti saptanamayan sanığın; savunmasının aksine, suçun işlenmesine katıldığını ve yardım ettiğini gösteren her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatına karar verilmesi isabetlidir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2009/11-214 E, 2010/23 K.

“…Olay tarihinde Ayvalık Sulh Ceza Mahkemesi hakimi olan sanık V..Ş… ile aynı mahkemenin zabıt katibi olan sanık A…S…’ın, katılanın hakaret suçundan sanık olarak yargılandığı Ayvalık Sulh Ceza Mahkemesindeki davanın 20.06.2006 tarihli oturumuna adliye koridorunda ve baro odasında beklemekte olan katılanı çağırmadan, katılmış gibi duruşma tutanağı düzenledikleri, kendisi söylemiş gibi bazı beyanları tutanağa geçirdikleri ve böylece resmi belge niteliğindeki duruşma tutanağını sahte olarak düzenledikleri hususu sübuta ermediğinden, Özel Dairenin sanıklar hakkında CYY’nın 223/1-e maddesi uyarınca “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı gereği vermiş olduğu beraat kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.  Bu itibarla, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Özel Daire beraat kararının onanmasına karar verilmelidir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2008/1-150 E, 2008/192 K.

“…Somut olaya dönüldüğünde; pencerenin önünde hareket eden cismin sincap olduğunu zannederek ateş ettiği kabul edilen sanığın eylemi sırasında; suçun konusu ile ilgili olarak hataya düşmesi nedeniyle doğrudan kastla, orada bir insan olduğunu öngörmediği kanaati hasıl olduğundan da olası kast veya bilinçli taksirle hareket ettiği söylenemez. Buna karşılık; sanık, gerekli dikkat ve özeni göstermiş olsa idi ya da başka bir deyişle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmemiş olsaydı kardeşinin ölümü şeklinde gerçekleşen neticeyi öngörebilirdi. Şu durumda; yorgun olarak eve gelip, aydınlık olan dış ortamdan karanlık olan ev ortamına giren sanığın, sincaplarla ilgili olarak daha önceden meydana gelmiş olan olayların da etkisiyle, pencerenin önünde hareket eden canlıyı sincap zannedip, gerekli dikkat ve özeni göstermeden av tüfeği ile ateş etmek suretiyle pencerenin önünde bulunan kardeşini vurmaktan ibaret eylemi, hem 765 sayılı Yasa açısından, hem de 5237 sayılı Yasa yönünden “taksirle öldürme” suçunu oluşturacağından Yerel Mahkemenin direnme kararı yerinde değildir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Mala Zarar Verme Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2006/9-337 E, 2007/69 K.

“…Mala zarar verme suçu kasten işlenebilecek bir suç olup, dosyada sanığın söz konusu ceviz ağacını başkasının malına zarar verme kastı ile kestiği veya yıktığı konusunda katılanın iddiasından başkaca bir kanıt bulunmamaktadır. Kaldı ki ağacın mülkiyetinin dahi ihtilaflı olduğu, el atmanın önlenmesi davasında keşif sonrasında düzenlenen krokide dahi katılanın payına düşen taşınmaz içinde yer almadığı nazara alındığında, sanığın kasıtlı davrandığı konusunda kuşku doğmaktadır. Amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de “kuşkudan sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Yerel Mahkemece kuşkunun sanık lehine değerlendirilerek, beraat kararı verilmesi isabetlidir.”


Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

ses ve görüntü kayıtlarının ispat değeri, ses kaydı görüntü kaydı ceza mahkemesi, delil sayılır mı, ses kaydı ceza delil, adana ceza avukatı

Ceza Yargılamasında Ses ve Görüntü Kayıtlarının Delil Değeri

Bu makalemizde ceza yargılamasında ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri konusu değerlendireceğiz.

Ceza Yargılamasında Ses ve Görüntü Kayıtlarının Delil Değeri

Ceza yargılamasında geçerli olan vicdani delil sistemine göre hukuka uygun olmak kaydıyla her türlü şey delil sayılır. Ancak ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri konusu tartışmalıdır. Ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri ancak bir yan delil ile destekleniyorsa kabul edilebileceği söylenebilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 1835/2346 sayılı 05/10/1984 tarihli eski bir kararında ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri konusunda, bu kayıtların tek başına delil olamayacağına karar vermiştir. Kararda özetle; “Teyp bandlarının tek başına delil vasfını haiz olamayacağı düşünülmeden ve dosyada sanıkların suç konusu sözleri sarf ettiklerine dair banttan başka hiçbir delil bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.” denmiştir.

Ses ve Görüntü Kaydı Delil Sayılır Mı?

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/37160 Esas, 2014/21301 Karar ve 11/06/2014 tarihli kararında; “…Dairemizce benimsenen YCGK’nın 21.05.2013 tarih ve 2012/5 esas 2013/248 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur.” şeklinde karar vermiştir. Dolayısıyla ani gelişen ve başka türlü delil elde etme olanağı olmayan durumlarda alınan ses ve görüntü kayıtları hukuka uygundur. Vicdani delil sistemi çerçevesinde  ses kaydı ceza davasında delil olur mu, ses ve görüntü kaydı delil sayılır mı sorularına evet cevabı verilebilir.

Ceza Mahkemesinin Ses ve Görüntü Kayıtlarının Hükme Esas Alınması

Ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri ile ilgili bir diğer husus da bu kayıtların güvenirlik ve orjinalliklerinin kesin olarak belirlenmesidir. Ceza yargılamasında ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri bakımından bu kayıtlar üzerinde oynama yapıldığından şüphe duyuluyorsa teknik inceleme yapılmalı, bu hususta bilirkişi raporu alınmalıdır. Kaydın güvenilirliği konusunda şüphenin giderilememesi halinde, ses ve görüntü kaydına delil değeri tanınamaz. Ancak teknik inceleme ile kaydın güvenilir olduğu ispatlanırsa ve kayıt somut olay ile uyumluysa ses ve görüntü kaydı hükmün oluşturulmasında yeterli kabul edilebilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8652/3617 sayılı, 01/05/2007 tarihli kararında; “Dosyada mevcut CD çözüm tutanaklarının içeriğine göre, olay tarihinde düzenlenen festivalde silahlı terör örgütü lehine sloganlar atarak pankart açan grubun içinde yer alıp 17/06/2005 tarihinde silahlı çatışma sonucu ölü ele geçen örgüt mensupları kastedilerek “katil devlet hesap verecek”, “devrim şehitleri ölümsüzdür” şeklinde sloganlar attığı tespit edilen sanığın eyleminin 3713 sayılı Yasanın 7/2 maddesindeki tanımlanan suçu oluşturduğu, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi…” şeklinde karar vererek somut olaydaki görüntü kaydının delil niteliği bulunduğuna hükmetmiştir.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Disiplin soruşturması ifade tutanağı örneği, disiplin soruşturmasında ifade tutanağı nasıl hazırlanır, disiplin soruşturması sanık ifade tutanağı

Disiplin Soruşturması İfade Tutanağı

Bu makalemizde disiplin soruşturması ifade tutanağı örneği ne yer verilecektir. 657 sayılı Kanun‘a göre memurlar hakkında yapılan disiplin soruşturmalarında ilgilinin usulüne uygun biçimde savunmasının alınması zorunludur. Daha önceki makalemizde memura savunma istem yazısı tebliğ edilmesi gerektiğini ve en az 7 gün savunma süresi verilmesi gerektiğini belirtmiştik. İlgili makalemize, savunma istem yazısı örneği için buradan ulaşabilirsiniz.  Disiplin soruşturması sanık ifade tutanağı nda ise hakkında soruşturma yapılan memura yapılan isnatlara öznel bir görüş eklenmeden, somut ve tarafsız biçimde ele alınmalıdır. Memurun ifadesinde sunduğu delilleri de ifade tutanağına, varsa tanıkları da ifadeye çağrılmalı ve ifadeleri alınmalıdır.  Disiplin soruşturması ifade tutanağı nda ilgilinin beyanları, savunmaları ve delilleri soruşturma raporunda değerlendirilmelidir. Soruşturma raporu örneği için buraya tıklayabilirsiniz.

Disiplin soruşturması sanık ifade tutanağı düzenlendiği sırada, eğer sunmak istediğiniz delillerinizi (tanık vb) soruşturmacı ifadenize eklemek istemiyor, delillere yer vermekten kaçınıyorsa ya da ifadelerinizi olduğu gibi tutanağa geçmiyorsa bu durumda ifade tutanağını şerh koyarak imzalayabilir, imza vermekten kaçınabilir ve ilgili soruşturmacının görevden alınması için disiplin amirinize başvuruda bulunabilirsiniz. 

Disiplin soruşturması ifade tutanağı örneği şu şekildedir:

Disiplin Soruşturması İfade Tutanağı

Disiplin Soruşturması İfade Tutanağı Örneği

………………………

İFADESİ ALINANIN:
1. Adı Soyadı: ………………………………..
2. Doğum yeri ve tarihi: ………………………………..
3. Ana adı: ……………………………….. Baba adı: ………………………………..
4. Görevi veya unvanı: ………………………………..
5. Görevli olduğu birim: ………………………………..
6. İkametgah adresi: ………………………………..

İFADENİN ALINDIĞI YER: ………………………………..

İFADE TARİHİ: …./…./…….

Yukarıda açık kimliği yazılı ……………………………….. hakkında ……………………………….. soruşturma konusu olay açıklanarak soruldu:

SORU 1: ……………………………………………………………………………………………………………………………………..

CEVAP 1: …………………………………………………………………………………………………………………………………….

SORU 2: ……………………………………………………………………………………………………………………………………..

CEVAP 2: …………………………………………………………………………………………………………………………………….

Sorulacak başka husus kalmadığı görülmekle, ifade tutanağı okunarak hep birlikte imzalandı.

İFADEYİ ALAN                                   İFADEYİ YAZAN                                 İFADEYİ VEREN

SORUŞTURMACI                                      KATİP                                                 SANIK

………………………                                ………………………                                    ………………………


Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ile ilgili yargıtay kararları adana ceza avukatı, çocuk kaçırma suçu

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 234. maddesinde düzenlenmiştir. Bu makalemizde çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nu ana hatlarıyla incelemeye çalışacağız. Makalemizin sonunda ayrıca  çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ile ilgili yargıtay kararları paylaşıyoruz.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesine göre; 

Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nu düzenleyen 234. maddenin birinci fıkrasında on altı yaşını bitirmemiş çocuğun cebir veya tehdit kullanılmaksızın kaçırılması veya alıkonulması düzenlenmiştir. Kaçırma ve alıkoymanın cebir veya tehdit ile işlenmesi hali maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olup, bu durumda ceza bir katı oranında artırılacaktır. Yine kaçırılan veya alıkonulan çocuğun on iki yaşını bitirmemiş olması halinde de ceza bir katı oranında artırılır. Maddenin üçüncü fıkrasında ise evi terk eden çocuğu nezdinde bulunduranlara yetkili makamları veya ailesini durumdan haberdar etmek yükümlülüğü getirilmiş, bu yükümlülüğün ihlali halinde üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmüştür.
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu faili velayet yetkisi elinden alınmış ebeveyni veya üçüncü derece dahil kan hısımlarıdır. Bu kişiler dışındaki kişilerin çocuğu kaçırması ve alıkoyması halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşur.
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nda çocuk on iki yaşını bitirmemişse bu durumda ceza bir katına kadar artırılır. Yine aynı şekilde çocuğun kaçırılması ve alıkonulması nda cebir veya tehdit söz konusuysa bu durumda da ceza bir kat artırılır.
  • Çocuğun on altı yaşını doldurmuşsa ve çocuğun kaçırma veya alıkoymaya rızası varsa bu durumda suç oluşmaz. Ancak on altı yaşını doldurmamış çocukların rızası kabul edilmez, fiili hukuka uygun hale getirmez.
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nun soruşturması re’sen yapılır. Ancak suçun 3. fıkrasındaki evi terk eden çocuğu nezdinde bulunduranlara yetkili makamları veya ailesini durumdan haberdar etmek yükümlülüğü bakımından şikayet koşulu aranmaktadır. Ayrıca suç uzlaşma ya tabidir.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Yargıtay Kararları

Sanığın işlediği iddia olunan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nun 5560 sayılı Kanun ile değişik CMK.nın 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında kaldığı ve kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğinden öncelikle atılı suçtan CMK.nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma girişiminde bulunularak olumsuz sonuçlanması halinde, TCK.nın 234/3. maddesinde düzenlenen suç mağdurunun kaçırılan ya da alıkonulan çocuğun kanuni temsilcisi olduğu ve onaylı nüfus kaydına göre suç tarihinde 16 yaşı içerisinde bulunan mağdurenin rızasıyla da olsa ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan sanığın eyleminin sübut bulduğu gözetilerek sanığın hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,  Kanuna aykırı olup,  hükmün BOZULMASI gerekmektedir. YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2013/5154, Karar Numarası: 2015/132, Karar Tarihi: 13.01.2015

Sanığa isnat edilip TCK’nın 234/1. maddesinde düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu uzlaşma ya tabi olmakla birlikte takibinin şikayete bağlı olmadığı ve kovuşturma evresinde şikayetinden vazgeçip nüfus kaydına göre de hükümden sonra sanıkla tekrar evlendiği anlaşılan müştekinin soruşturma evresinde uzlaşmak istemediğini belirttiği gözetilmeden sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup,  hükmün BOZULMASI gerekmektedir. YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2013/8778, Karar Numarası: 2015/6013, Karar Tarihi: 04.05.2015

Mağdurenin cebir, tehdit veya hile kullanılmaksızın sanıkla gönüllü olarak birlikte kaçması, sanığın mağdureye yönelik hukuka aykırı herhangi bir eyleminin bulunmaması ve soruşturmanın mağdurenin babası müşteki (M.A.)’ın ihbarı üzerine başladığının anlaşılması karşısında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları oluşmayıp, eylemin TCK.nın 234/3. maddesine düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nu oluşturduğunun gözetilmemesi, yasaya aykırıdır. YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2011/15673, Karar Numarası: 2013/11409, Karar Tarihi: 12.11.2013

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nun henüz 12 yaşını bitirmemiş çocuklara dair olarak cebir veya tehditle işlenmemiş olsa dahi sanık hakkında 2. fıkrada düzenlenen artırımın uygulanacağı gözetilerek nüfus kaydına göre 30.3.2001 doğumlu olup olay tarihinde 8 yaş içerisinde bulunduğu anlaşılan ve daha önce kesinleşmiş mahkeme kararıyla sanıkla müşteki B. K. (B.)’ın boşanmaları üzerine velayeti anneye verilen müşterek çocuk A. K.’ü boşanma ilamındaki babayla şahsi münasebet tesisine dair olan zamanın dışındaki suç tarihinde müştekinin aşamalardaki anlatımına ve dosya içeriğine göre müşteki üzerinde tehditle baskı kurmak suretiyle kaçırdığı anlaşılıp T.C.K.nun 234/1-2 maddesinde yazılan suçun oluştuğu anlaşıldığı halde mahkumiyet yerine olaya uygun düşmeyen gerekçeyle beraat kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2011/17826, Karar Numarası: 2011/1346, Karar Tarihi: 26.10.2011

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası, Etkin Pişmanlık, Daha Fazla Cezayı Gerektiren Nitelikli Haller, Adana Ceza Avukatı, Yargıtay kararları

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 109. maddesinde düzenlenmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile korunan hukuki değer hiç şüphesiz ki, fertlerin diledikleri gibi hareket etme özgürlüğüdür.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesine göre; 

Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur.
Bu suçun;
a) Silahla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

  • Kişinin bir yere kapatılması, bir yere götürülmesi veya bir yere gitmesine izin verilmemesi halleri kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamındadır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezası  bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Temel ceza bu şekilde olmakla birlikte, suçun nitelikli hallerinde ceza ağırlaştırılır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kast ile işlenebilen bir suçtur.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu mütemadi suçlardandır. Dolayısıyla ani suçlardan farklı olarak, bu suça temadinin sona erdiği anda yürürlükte bulunan ceza kanunu uygulanır. Zamanaşımı temadinin bitmesinden itibaren işlemeye başlar. Davaya bakmak yetkisi de temadinin bittiği yer mahkemesindedir.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda teşebbüs mümkündür. Suç mağdurun hürriyetinden yoksun bırakılması ile tamamlanacağından, bu zamana dek gerçekleştirilen hareketler teşebbüs kapsamında kalır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkündür. (m.110)
  • Suç savcılık tarafından re’en soruşturulur.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Nitelikli Haller

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cezası artırılmasını gerektiren nitelikli unsurlar 109.maddenin 2 ve devamı fıkralarında düzenlenmiştir.

Düzenlemeye göre kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cebir, tehdit, hile veya silahla işlenmesi hali cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hallerdendir. (m.109/2)

Suçun silahla işlenmesi veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi de suçun temel şekline nazaran cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir unsurdur. (m.109/3-a, m.109/3-b) Suçun failinin kamu görevlisi olması ve görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle suç işlemesi halinde ceza artırılır. (m.109/3-d) Yine faille mağdur arasındaki akrabalık ilişkisi (altsoy, üstsoy ve eşe karşı işlenmesi bakımından) de cezayı ağırlaştıran nitelikli hallerdendir. (m.109/3-e) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun çocuğa veya beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişilere karşı işlenmesi hali de daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hallerdendir. (m.109/3-f) 

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir zarara uğramasına neden olması da suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halidir. Buna örnek olarak mağdurun hürriyetinden yoksun kaldığı süre içinde iş kaybı yaşaması verilebilir. Bu durumda faile hapis cezasının yanında ayrıca bir de bin güne kadar adli para cezası verilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cinsel amaçla işlenmesi halinde de ceza artırılır. (m.109/5) Bu durumda fail cinsel arzularını tatmin etmek amacıyla mağduru hürriyetinden yoksun bırakmaktadır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Etkin Pişmanlık

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma etkin pişmanlık Türk Ceza Kanunu‘nun 110. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre; suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi şu şartlara bağlıdır;

  • Fail mağduru kendi hür iradesiyle serbest bırakmış olmalıdır.
  • Fail mağdura herhangi bir zarar vermemiş olmalıdır.
  • Fail mağduru henüz soruşturmaya başlamadan önce serbest bırakmalıdır.
  • Fail mağduru güvenli bir yerde serbest bırakmalıdır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Yargıtay Kararları

“…Mahkemece, sanığın olay günü babalarının gönderdiği parayı annelerine vermek için kendisini evlerine götürmeleri bahanesiyle kardeş olan mağdurlardan M.’in motorsikletine binmesini istediği, onun binmesinden sonra da diğer mağdur S.’yi kollarından tutup motorsikletine aldığının oluşa uygun olarak kabul edilmesi karşısında, mağdurların hürriyetini açıklanan hileli hareketiyle kısıtlayan sanığın eyleminin her bir mağdura karşı ayrı ayrı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu…”  YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2012/985, Karar Numarası: 2013/10324, Karar Tarihi: 08.10.2013

“…Ancak; Sanık İ.’in üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla işlediği ve bu suçu sanık O.la birlikte gerçekleştirdikleri anlaşıldığı halde, sanık O. hakkında TCK.nın 109/5. maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayini, kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 29.05.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi…” YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/3499, Karar Numarası: 2014/7168, Karar Tarihi: 29.05.2014

“…Sanığın 15 yaşından küçük mağdureyi evlenmek amacıyla rızasıyla kaçırıp yakın başka bir ildeki akrabalarının evine götürerek orada bir müddet alıkoyduğu somut olayda, mağdurenin rızası hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka dair olmadığından hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Dolayısıyla 15 yaşından küçük mağdurenin rızasıyla bile gerçekleşmiş olsa bu eylem T.C.K.nun 109/1,109/3-f. 109/5. maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün, Özel Dairece mağdurenin sanıkla gönüllü olarak kaçması, sanığın mağdureye yönelik hukuka aykırı herhangi bir eyleminin olmaması gerekçeleriyle eylemin çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğundan bahisle bozulmasına karar verilmesi isabetli değildir…” YARGITAY CEZA GENEL KURULU, Esas Numarası: 2014/14-307, Karar Numarası: 2015/8, Karar Tarihi: 17.02.2015

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ceza istinaf dilekçesi örneği, ceza mahkemesi kararına karşı istinaf dilekçesi, cmk istinaf dilekçesi örneği, bölge adliye mahkemesi, adana ceza avukatı

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

Ceza istinaf dilekçesi örneği bu makalemizde yer verilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272 ve devamı maddelerinde istinaf yoluna başvuru düzenlenmiştir.

Düzenlemeye göre;  İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. Ancak;hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,  üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi suretiyle yapılır. Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar. Mahkemeye makalemizin devamında sunduğumuz ceza istinaf dilekçesi örneği ile başvurulabilir.

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
ADANA …. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DURUŞMA TALEPLİDİR.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN
SANIK : …………………

MÜDAFİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : Adana …. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/… Esas, 2019/… Karar sayılı ilamına ilişkin istinaf başvuru dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1.

2.

3.

SONUÇ ve İSTEM :  Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Daireniz’ce re’sen göz önünde bulundurulacak nedenler dahilinde, Adana … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/…. E, 2019/…. K sayılı kararının incelenerek KALDIRILMASINA, Yerel Mahkemece usule ilişkin pek çok kurala aykırı davranıldığı ve savunma hakkının kısıtlandığı göz önünde bulundurularak, delillerin değerlendirilmesi amacıyla 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-c maddesi uyarınca DAVANIN YENİDEN GÖRÜLMESİNE ve DURUŞMA HAZIRLIĞI İŞLEMLERİNE BAŞLANMASINA KARAR VERİLMESİNİ, istinaf başvurumuzun DURUŞMALI olarak incelenmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Sanık Müdafi
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.