Kategori: Ceza Hukuku

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası, Etkin Pişmanlık, Daha Fazla Cezayı Gerektiren Nitelikli Haller, Adana Ceza Avukatı, Yargıtay kararları

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 109. maddesinde düzenlenmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile korunan hukuki değer hiç şüphesiz ki, fertlerin diledikleri gibi hareket etme özgürlüğüdür.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesine göre; 

Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur.
Bu suçun;
a) Silahla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

  • Kişinin bir yere kapatılması, bir yere götürülmesi veya bir yere gitmesine izin verilmemesi halleri kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamındadır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezası  bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Temel ceza bu şekilde olmakla birlikte, suçun nitelikli hallerinde ceza ağırlaştırılır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kast ile işlenebilen bir suçtur.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu mütemadi suçlardandır. Dolayısıyla ani suçlardan farklı olarak, bu suça temadinin sona erdiği anda yürürlükte bulunan ceza kanunu uygulanır. Zamanaşımı temadinin bitmesinden itibaren işlemeye başlar. Davaya bakmak yetkisi de temadinin bittiği yer mahkemesindedir.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda teşebbüs mümkündür. Suç mağdurun hürriyetinden yoksun bırakılması ile tamamlanacağından, bu zamana dek gerçekleştirilen hareketler teşebbüs kapsamında kalır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkündür. (m.110)
  • Suç savcılık tarafından re’en soruşturulur.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Nitelikli Haller

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cezası artırılmasını gerektiren nitelikli unsurlar 109.maddenin 2 ve devamı fıkralarında düzenlenmiştir.

Düzenlemeye göre kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cebir, tehdit, hile veya silahla işlenmesi hali cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hallerdendir. (m.109/2)

Suçun silahla işlenmesi veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi de suçun temel şekline nazaran cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir unsurdur. (m.109/3-a, m.109/3-b) Suçun failinin kamu görevlisi olması ve görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle suç işlemesi halinde ceza artırılır. (m.109/3-d) Yine faille mağdur arasındaki akrabalık ilişkisi (altsoy, üstsoy ve eşe karşı işlenmesi bakımından) de cezayı ağırlaştıran nitelikli hallerdendir. (m.109/3-e) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun çocuğa veya beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişilere karşı işlenmesi hali de daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hallerdendir. (m.109/3-f) 

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir zarara uğramasına neden olması da suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halidir. Buna örnek olarak mağdurun hürriyetinden yoksun kaldığı süre içinde iş kaybı yaşaması verilebilir. Bu durumda faile hapis cezasının yanında ayrıca bir de bin güne kadar adli para cezası verilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cinsel amaçla işlenmesi halinde de ceza artırılır. (m.109/5) Bu durumda fail cinsel arzularını tatmin etmek amacıyla mağduru hürriyetinden yoksun bırakmaktadır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Etkin Pişmanlık

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma etkin pişmanlık Türk Ceza Kanunu‘nun 110. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre; suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi şu şartlara bağlıdır;

  • Fail mağduru kendi hür iradesiyle serbest bırakmış olmalıdır.
  • Fail mağdura herhangi bir zarar vermemiş olmalıdır.
  • Fail mağduru henüz soruşturmaya başlamadan önce serbest bırakmalıdır.
  • Fail mağduru güvenli bir yerde serbest bırakmalıdır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Yargıtay Kararları

“…Mahkemece, sanığın olay günü babalarının gönderdiği parayı annelerine vermek için kendisini evlerine götürmeleri bahanesiyle kardeş olan mağdurlardan M.’in motorsikletine binmesini istediği, onun binmesinden sonra da diğer mağdur S.’yi kollarından tutup motorsikletine aldığının oluşa uygun olarak kabul edilmesi karşısında, mağdurların hürriyetini açıklanan hileli hareketiyle kısıtlayan sanığın eyleminin her bir mağdura karşı ayrı ayrı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu…”  YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2012/985, Karar Numarası: 2013/10324, Karar Tarihi: 08.10.2013

“…Ancak; Sanık İ.’in üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla işlediği ve bu suçu sanık O.la birlikte gerçekleştirdikleri anlaşıldığı halde, sanık O. hakkında TCK.nın 109/5. maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayini, kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 29.05.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi…” YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/3499, Karar Numarası: 2014/7168, Karar Tarihi: 29.05.2014

“…Sanığın 15 yaşından küçük mağdureyi evlenmek amacıyla rızasıyla kaçırıp yakın başka bir ildeki akrabalarının evine götürerek orada bir müddet alıkoyduğu somut olayda, mağdurenin rızası hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka dair olmadığından hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Dolayısıyla 15 yaşından küçük mağdurenin rızasıyla bile gerçekleşmiş olsa bu eylem T.C.K.nun 109/1,109/3-f. 109/5. maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün, Özel Dairece mağdurenin sanıkla gönüllü olarak kaçması, sanığın mağdureye yönelik hukuka aykırı herhangi bir eyleminin olmaması gerekçeleriyle eylemin çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğundan bahisle bozulmasına karar verilmesi isabetli değildir…” YARGITAY CEZA GENEL KURULU, Esas Numarası: 2014/14-307, Karar Numarası: 2015/8, Karar Tarihi: 17.02.2015

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ceza istinaf dilekçesi örneği, ceza mahkemesi kararına karşı istinaf dilekçesi, cmk istinaf dilekçesi örneği, bölge adliye mahkemesi, adana ceza avukatı

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

Ceza istinaf dilekçesi örneği bu makalemizde yer verilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272 ve devamı maddelerinde istinaf yoluna başvuru düzenlenmiştir.

Düzenlemeye göre;  İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. Ancak;hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,  üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi suretiyle yapılır. Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar. Mahkemeye makalemizin devamında sunduğumuz ceza istinaf dilekçesi örneği ile başvurulabilir.

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
ADANA …. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DURUŞMA TALEPLİDİR.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN
SANIK : …………………

MÜDAFİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : Adana 17…. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/… Esas, 2019/… Karar sayılı ilamına ilişkin istinaf başvuru dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1.

2.

3.

SONUÇ ve İSTEM :  Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Daireniz’ce re’sen göz önünde bulundurulacak nedenler dahilinde, Adana … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/…. E, 2019/…. K sayılı kararının incelenerek KALDIRILMASINA, Yerel Mahkemece usule ilişkin pek çok kurala aykırı davranıldığı ve savunma hakkının kısıtlandığı göz önünde bulundurularak, delillerin değerlendirilmesi amacıyla 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-c maddesi uyarınca DAVANIN YENİDEN GÖRÜLMESİNE ve DURUŞMA HAZIRLIĞI İŞLEMLERİNE BAŞLANMASINA KARAR VERİLMESİNİ, istinaf başvurumuzun DURUŞMALI olarak incelenmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Sanık Müdafi
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Kime Ödenir? Beraat Eden Sanık Vekalet Ücreti Kime Ait? Anayasa Mahkemesi, adana avukat

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Kime Ödenir?

Siz değerli okurlarımızda gelen yoğun soru ve istek üzerine beraat eden sanık lehine vekalet ücreti kime ödenir sorusuna ayrı bir makalede yanıt vermek gereksinimi duyduk. Okurlarımızdan gelen sorulardan hükmedilen vekalet ücretinin sanığın kendisine ait olduğu yönünde yanlış bir izlenimin var olduğunu gördük. Bu doğrultuda hem sorulara toplu bir cevap olması hem de yanlış anlaşılmanın düzeltilmesi adına bu makaleyi kaleme almakta yarar gördük.

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Kime Ödenir?

Daha önce de belirttiğimiz üzere beraat eden sanık lehine takdir edilen vekalet ücreti avukatının hakkıdır. Burada bahsedilen ücret, avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan avukatlık ücreti değildir. Buradaki ücret Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen vekâlet ücretidir.

Davada haklı çıkan taraf lehine hükmedilen ve yargılama giderlerinden olan vekâlet ücreti, avukatın taraf olmadığı, sadece taraflardan birini hukuki yardım amacıyla temsil ettiği davada, bizzat taraf yararına hükmedilebilmesi usul hukuku kurallarından kaynaklanan bir zorunluluğa dayanmaktadır. Dolayısıyla “…. vekalet ücretinin sanığa ödenmesi” şeklinde kurulan hüküm usuli bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır.

Vekâlet ücreti, savunma hakkının en önemli parçası olan hukuki danışmanlık görevinin, konunun uzmanı hukukçular tarafından yapılmasının doğal bir sonucudur.

Anayasa Mahkemesi‘nin 10/4/2019 tarihinde E.2017/154 numaralı dosyasında, dava sonunda mahkeme kararıyla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olmasının hüküm altına alınmasının Anayasa’ya aykırı olduğuna yönelik itirazın reddine karar vermiştir. İlgili karara ilişkin basın duyurusunu buradan inceleyebilir. kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Çocuğun cinsel istismarı yargıtay kararları mağdurun samimi beyanları, sanık ve mağdurun evlenmesi, sanığa iftira atılması, beraat, adana ceza avukatı

Çocuğun Cinsel İstismarı Yargıtay Kararları

Çocuğun Cinsel İstismarı Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre  Cinsel istismar On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış veya diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak
gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır. Bu makalemizde çocuğun cinsel istismarı yargıtay kararları doğrultusunda irdelenecektir.

Çocuğun Cinsel İstismarı Yargıtay Kararları

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Sanık ve Mağdurun Evlenmesi

“Sanık ile olay tarihinde onbeş yaşını doldurmayan mağdurenin, 19.02.2011 günü ailelerin bilgisi dahilinde düğün yaparak evlenip aynı gece cinsel ilişkiye girmelerinin ardından birlikte yaşamaya devam ettikleri tüm dosya kapsamından anlaşıldığından. Mevcut haliyle sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyeti yerine dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde mağdurenin yaşı konusunda hataya düşüldüğü gerekçesiyle beraatine karar verilmesi Kanuna aykırıdır.” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2015/1298 E, 2018/279 K, 15/01/2018 T.)

Mağdurun İstikarlı ve Samimi Beyanları

“Mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ve samimi beyanları, olayın intikal şekli ile süresi. sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında. sanığın, olay günü yanında çalışan mağdureyle işyerinde yalnız kaldıkları sırada. sarıldığı mağdurenin direnerek kendisini itmesine rağmen eylemine devam ederek onu öpmesinin ardından işyerinden ayrılan mağdurenin. Durumu teyzesine anlattıktan sonra aynı gün kolluğa müracaatta bulunduğu anlaşıldığından. Mmevcut haliyle sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkumiyeti yerine oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi Kanuna aykırıdır.”  (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/10628 E, 2017/4977 K, 24/10/2017 T.)

Mağdurun Sanığa İftira Atmasını Gerektirecek Neden ve Husumet Bulunmaması

“Sanıkla arasında iftira atmasını gerektirecek bir neden ve husumet iddiası bulunmayan mağdurun. olayın ardından polis merkezi amirliğine başvurarak ihbar etmesiyle başlatılan soruşturma üzerine. aşamalardaki özünde istikrarlı anlatımları. bu beyanları destekleyen annesi… ile tanık…’in beyanları ve tüm dosya içeriğine göre sanığın, “gel sana bir şey göstereceğim” diyerek boş bir inşaata götürdüğü. mağdurun cinsel organını çıkartarak oynama ve ağzına alma şeklinde gerçekleştirdiği. eylemleri nedeniyle çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyeti yerine. yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi Kanuna aykırıdır.”  (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/9367 E, 2017/4488 K, 03/10/2017 T.)

Çocuğun cinsel istismarı yargıtay kararları konusunda örnekler çoğaltılabilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun incelendiği makalemizi buradan okuyabilirsiniz.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun cezası, savunma, onsekiz yaşından küçük kişiyle cinsel ilişki cezası, yaşta yanılma ve hata, adana ceza avukatı,

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 104. maddesinde düzenlenmiştir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu tck düzenlenmesi ile korunmak istenen hukuki değer onbeş yaşını doldurmuş ancak onsekiz yaşını doldurmamış olan kişinin cinsel dokunulmazlığının koruma altına alınmasıdır. Bu makalemizde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile ilgili yargıtay kararları ile incelenecektir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ve Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesine göre; 

Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

  • Mağdur olan çocuğun cinsiyetinin suçun oluşumuna bir etkisi yoktur. Hem erkek hem kız çocuklar bu suçun mağduru olabilir.
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, onbeş yaşını bitirmiş ancak onsekiz yaşından küçük kişiyle cinsel ilişki cezalandırılır. Bu halde çocuğun ilişkiye rızası vardır. Ancak çocuğun rızası suçu ortadan kaldırmaz. Eğer çocuğun rızası yoksa, bu durumda reşit olmayanla cinsel ilişki suçu değil, çocuğun cinsel istismarı suçu söz konusu olur.
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kast ile işlenebilen bir suçtur.
  • Fail ile mağdur birden fazla kez ilişkiye girmişlerse zincirleme suç hükümleri uygulanır.
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikayet üzerine soruşturulur. Şikayet hakkı doğrudan mağdurun kendisine aittir.
  • Mağdur şikayet hakkını fiili ve faili öğrendiği andan itibaren altı ay içinde kullanmalıdır.
  • Üstsoy ile altsoy arasında, kardeşler arasında evlenme yasağı vardır. Aynı şekilde amca, dayı, hala, teyze ile yeğenleri arasında evlilik yasaktır. Evlilik sona ermiş dahi olsa eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında, evlat edinenle evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme yasağı vardır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun arasında evlenme yasağı bulunan bu kişilerce işlenmesi halinde fail TCK’nun 104/2 maddesine göre cezalandırılacaktır. Bu durumda mağdurun şikayeti aranmaz.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Yaşta Yanılma ve Hata

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kast ile işlenebilen bir suçtur. Dolayısıyla failin mağdurun yaşı konusunda yanıltılması veya yaşı konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmesi halinde kast yoktur. Bu durumda fail hakkında TCK’nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması söz konusu olabilir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda failin yaşta hataya düştüğü savunması kapsamında, fail ile mağdurun ne kadar zamandır tanıştığı, aralarında akrabalık, yakın arkadaşlık vb ilişkilerin olup olmadığı önem arz eder. Zira fail ile mağdur uzun zamandır tanışıyorsa failin mağdurun onsekiz yaşından küçük olduğunu bilmemesi mümkün değildir.

Yine mağdurun fiziksel görünüşü itibariyle kaç yaşında gösterdiği de önemlidir. Mahkeme tarafından  mağdurun konuşma şekli ve fiziki görüntüsü itibariyle karar yerinde değerlendirilmek üzere gözlemlenebilir. Mağdurun hastanede doğup doğmadığı, hastanede doğmamışsa ve mağdurun yaşı hakkında şüphe uyandıran bir durum varsa kemik yaşı hesaplanarak gerçek yaşının tespit edilmesi gerekir.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

iftira suçu ve cezası, iftira suçunun unsurları, nitelikli hal, iftira suçu tck etkin pişmanlık, iftiradan dönme, yargıtay kararları, adana ceza avukatı

İftira Suçu

 İftira suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 267 ila 269 maddeleri arasında, adliyeye karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. İftira suçu tck düzenlenmesi ile korunmak istenen hukuki değerler esasında masum olan kişinin cezai işlemlere uğramaması ve adliyenin masum olan kişilere karşı cezai işlem uygulamamasıdır. Bu makalemizde iftira suçu ile ilgili yargıtay kararları ile incelenecektir.

İftira Suçu ve Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesine göre; 

Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İftira Suçunun Unsurları

  • Sadece cezai yaptırım gerektiren suç isnatları değil, idari yaptırım gerektirecek suç isnatları da iftira suçuna dahildir. Yani iftira suçu sadece ceza soruşturması veya kovuşturması değil, idari yaptırım (örneğin idari disiplin cezası) gerektirebilecek gerçeğe aykırı isnatları da kapsar. Bu nedenle özellikle iftira nedeniyle disiplin soruşturması geçirilmesi halinde de iftira suçunun söz konusu olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
  • İftira suçu ihbar, şikayet veya basın ve yayın yoluyla işlenebilir.
  • Aslı bulunmayan suç isnadı konu ile ilgili idari yaptırımı uygulayacak idari makama veya soruşturma-kovuşturma makamlarına yapılmalıdır.
  • İftira suçunun oluşabilmesi için isnat edilen fiilin belirli ve somut veriler içermesi gerekir. Belirsiz, genel ve soyut ifadelerle yapılan şikayetler oluşturmaz.
  • Yine failin, mağdurun suçsuz olduğu bildiği halde suç isnat etmesi gerekir. Bu doğrultuda, fail mağdurun suçsuz olduğunu bilmiyor veya bilebilecek durumda değilse suç oluşmaz.
  • İftira suçu asılsız isnadın  idari makama veya soruşturma-kovuşturma makamlarına ulaşması anında tamamlanır.
  • Dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.
  • Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.

İftira Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Nitelikli Haller

  • İftira suçuna esas delillerin uydurularak suçun işlenmesi hali daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haldir. (TCK 268/2)
  • Asılsız isnat nedeniyle yapılan soruşturmada iftira suçunun mağduru hakkında takipsizlik kararı verilmiş veya yargılama sonucunda beraatine hükmedilmiş olabilir. Bu durumda suçun mağduru hakkında, gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (TCK 268/3) Suçun mağduru gözaltına alınmış veya tutuklanmış ise bu durumda iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. (TCK 268/4)
  • Asılsız isnada uğrayan mağdur, bu isnat sebebiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, iftiracı yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (TCK 268/4)

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçu

  • Yine kişinin kendisi hakkında kovuşturma veya soruşturmaya engel olmak için bir başkasının kimlik veya bilgilerini kullanması halinde de iftira suçu söz konusu olur. Nitekim Türk Ceza Kanunu’nun 268. maddesine göre;  “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.”

İftira Suçunda Etkin Pişmanlık

Türk Ceza Kanunu’nun 269. maddesinde iftira suçunda etkin pişmanlık düzenlemesi getirilmiş ve cezayı azaltan şahsi bir sebep olarak etkin pişmanlık ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Düzenlemeye göre iftira suçunda etkin pişmanlık beş aşamada ayrı ayrı ele alınmıştır.

  • Soruşturma başlamadan iftiradan dönme halinde cezanın beşte dördü indirilir.
  • Soruşturma başladıktan sonra ama kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönülürse bu durumda  iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.
  • Mağdur hakkında hükümden önce iftiradan dönülürse verilecek cezanın üçte ikisi indirilir.
  • Mağdurun mahkumiyetinden sonra iftiradan dönülürse, verilecek cezanın yarısı indirilir.
  • Hükmolunan cezanın infazına başlandıktan sonra iftiradan dönülmesi halindeyse verilecek cezanın üçte biri indirilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 269. maddesinin 4. fıkrasında ise iftira suçuna konu fiilin idari yaptırım uygulanmasını gerektirmesi halinde etkin pişmanlık düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenlemeye göre, iftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla; idari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı, idari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri,
İndirilebilir.

Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.

İftira Suçu İle İlgili Yargıtay Kararları

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ, 5715-8294, 18.10.2006

“…Dosya içeriğine göre; olay tarihinde şüpheli hareketlerinden dolayı kolluk görevlilerinde esrar maddei ile yakalanan hükümlünün gerçekte var olan kardeşi Yılmaz’ın kimlik bilgilerini bildirmek suretiyle, kimliği hakkında resmi merciilere yalan beyanda bulunmak olarak belirlenen eyleminin, 5237 sayılı TCK’nun 268/1 maddesi yollamasıyla 267/1 maddesi kapsamında kaldığı, TCK 206 maddesinin kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişilere ait olması halinde uygulanabileceği” 

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ 483/1089 18.02.1992

“…Sanığın mücevherlerini koyduğu yerde bulamayınca, iki gün süreyle evde çalışan boyacıların almış olabileceği şüphesiyle ilgili gerçek bir olayın soruşturulması amacıyla yaptığı şikayette … müştekinin suçsuz olduğunu bilerek suç yüklediğine dair kanıtlar gösterilip açıklanmadan … hükümlülüğüne karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.”

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ 2013/26612 E, 2014/162 K, 22.01.2014

“…İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. Somut olayda, sanığın müştekilere yönelik iddiaları nedeniyle yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına” dair verilen kararın, iftira suçunun işlendiğinin kesin kanıtı olamayacağı ve sanığın Anayasa’nın 74. maddesi ile teminat altına alınan Anayasal dilekçe-şikayet hakkı nı kullandığı gözetilmeden ve iftira suçunun öğeleri ile suçsuz olduğunu bildiği bir kişiye karşı suç yükleme özel kastının nasıl oluştuğu da açıklanıp tartışılmadan, kanuni temelden yoksun gerekçeyle hükümlülük kararı verilmesi … BOZULMASINA..”

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ 2014/44511 E, 2015/1940 K, 22.01.2015 ETKİN PİŞMANLIK, İFTİRADAN DÖNME

“Soruşturma evresinde polis ve Cumhuriyet Savcısı önünde “fazla alkollü olduğumdan telefonumun garsonlar tarafından alındığını zannediyordum” ve “alkolün etkisi ile beni gaspettiler diye müracaat etmiş olabilirim, kimse beni gaspetmedi” diyerek iftiradan dönmesinin TCK’nın 269/2. maddesinin uygulanmasını gerektirdiği, kovuşturma aşamasında talimatla alınan beyanlarında, parası ve telefonunun gasp edildiğini bildirmesinin, iftira nedeniyle açılan kamu davasında haklı olduğunu kanıtlamaya çalışma olarak kabul edilebileceği gözetilmeden, etkin pişmanlık hükümleri uygulanmayarak fazla cezaya hükmolunması kanuna aykırıdır.”

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

ühür bozma suçu, mühür bozma cezası, yargıtay kararıı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, adana ceza avukatı, savunma, suçunun unsurları

Mühür Bozma Suçu

Mühür bozma suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 203. maddeside, kamu güvenine karşı suçlar arasında düzenlenmiştir. Mühür bozma cezası ile korunan hukuki değer mührü koyan devlet kurumunun korunmasıdır. Bu makalemizde mühür bozma suçunu Yargıtay kararları ile inceleyeceğiz.

Mühür Bozma Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 203. maddesine göre; 

Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Düzenlemeye göre mührün kırılması, bozulması vb durumlarda mühür bozma suçu oluşur. Suç mührü bozmak, mührü sökmek, mührü kırmak gibi seçimlik hareketlerle işlenebileceği gibi mührü tutan telin kopartılması halinde de suç oluşur. Yine mühür bozma suçu sanığın mührü bozmadan konuluş amacına aykırı olarak müdahale etmesi halinde de oluşacaktır. Suç mührün bozulduğu anda tamamlanır. Mühür bozma suçu savcılık tarafından re’sen soruşturulur.

Mühür bozma cezası ise altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.

Mühür bozma suçunun faili herkes olabilir. Uygulamada mührün kim tarafından söküldüğünün tespiti zor olmakltadır. Diğer yandan suçun failinin kamu görevlisi olması halinde Türk Ceza Kanunu’nun 266. maddesine göre; mühür bozma cezası artırılır. Düzenlemeye göre; “Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.”

Mühür Bozma Suçunun Unsurları

Mühür bozma suçunun unsurlarına değinmenin de suçun oluşumunun değerlendirilmesinde faydalı olacağı kanaatindeyiz.

  1. TCK’nun 203. maddesinde bahsi geçen mühür, kamu kurum ve kuruluşlarını temsil eden onaylayıcı ve belgeleyici mühürdür. Kanunun 202. maddesinin konusunu oluşturan mühür, damga vb işaretler bu kapsamda değildir.
  2. Mühür konmasındaki amaç eşyanın mevcut haliyle korunmasıdır. Bu nedenle eşyaya mühür konmuş olmalıdır. dolayısıyla mühürleme yapıldığına dair tutanak yeterli değildir. Fiilen kanuna uygun biçimde mühürleme yapılmış olmalıdır. Ayrıca mühürleme  de kanunun öngördüğü yasal şekil ve şartlara uygun biçimde yapılmalıdır. Yasaya uygun biçimde konulan bir mührün varlığı mühür bozma suçunun ön koşuludur.
  3. Mühür yetkili makamların emri ile veya kanun gereği olarak konulmuş olmalıdır.

Mühür Bozma Yargıtay Kararı

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2012/20111, Karar Numarası: 2013/16913, Karar Tarihi: 14.11.2013

“…İşyeri açma ve çalışma ruhsatı olmaması nedeni ile işyerinin mühürlenmesine rağmen, yapılan kontrolde, sanığın mührü bozarak işyerini çalıştırmaya devam ettiğinin iddia olunması karşısında; suç tarihini mührün bozulduğunun belirlendiği tarih olarak kabulü ile yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.” 

YARGITAY CEZA GENEL KURULU, Esas Numarası: 2013/11-218, Karar Numarası: 2013/370, Karar Tarihi: 17.09.2013

“…Sanığın, borcu sebebiyle 12 kez mühürlenmesine rağmen her defasında su sayacındaki mührü bozarak su kullanmaya devam ettiği sabit olan olayda, dosya kapsamından katılan kurum görevlilerinin mühürleme işlemi yaparken conta, aparat, kör tıpa, tel, mühür gibi malzemeler kullandığının ve sanığın da mührü bozarken katılan kurum tarafından takılan bu conta, kör tıpa ve diğer malzemeleri sökerek, çıkararak veya kırarak bir şekilde su kullanmaya devam ettiğinin anlaşılması karşısında, katılan kurum tarafından mühürleme işlemleri sırasında kullanılan malzemelerin bedeliyle açma kapama masrafları da dahil olmak üzere toplam 198,24 Liranın, doğrudan suçtan kaynaklanan maddi zarar olduğunun kabulü gerekmektedir. Bununla birlikte sanığın, aşamalarda zararı karşılayacağına dair herhangi bir savunmada bulunmadığı gibi, zararı ödeme yönünde bir irade de ortaya koymadığı, dolayısıyla olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif şartlarından birisi olan mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartı yerine getirilmemiştir.” 

YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 273/336, Karar Tarihi: 12.10.1981

“…Mühürlemenin haksız ve usulsüz olduğu kanısı uyanmışsa; yetkili mercilerce vaz olunan mührü kendiliğinden fek etmek yerine, yasal mercilere başvurmak sureti ile, haksızlığın giderilmesine çalışılması gerekirdi. Sanığın, böyle bir kanaatle de olsa, vaz olunan mührü sökerek, kapatılan gazinoda normal faaliyetine devam etmesi, yasa önünde suçluluğu ortadan kaldırmaz.”

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2004/12562, Karar Numarası: 2006/14230, Karar Tarihi: 20.09.2006

“…Sanığın elektriğinin borcundan dolayı kesilmesi sırasında yöntemince mühürleme yapılıp yapılmadığının katılan idareden araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle beraat hükmü kurulması..”

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneği, soruşturma izni itiraz dilekçesi, adana idare hukuku avukatı, adana ceza avukatı, 4483 Kanun memur suçu

Soruşturma İzni Verilmesi İtiraz Dilekçesi

Bu makalemizde soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneği paylaşılmaktadır.

Bilindiği üzere4483 Sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9. Maddesinin 2 Fıkrası; “…Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi, izin vermeye yetkili merciler tarafından verilen işleme koymama kararına karşı da şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür…” hükmüne amirdir. Dolayısıyla hakkında soruşturma izni verilen memur bu karara karşı on gün içinde itiraz edebilir. Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi bağlı bulunan Bölge İdare Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Kaymakamlık veya Valiliğe verilir.

Soruşturma İzni Verilmesi İtiraz Dilekçesi Örneği

…. BÖLGE İDARE MAHKEMESİ’NE

Gönderilmek Üzere

T.C. ….. KAYMAKAMLIĞI’NA

İTİRAZ EDEN                                : …….

VEKİLİ                                             : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

TEBLİĞ TARİHİ                            : …….

KONU                                              : …… Kaymakamlığı’nın ….. Tarihli ve ….. Karar sayılı soruşturma izni verilmesine dair karara itirazlarımızı içerir söz konusu soruşturma izninin iptali talepli dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkil, ……..’da …………… olarak görev yapmıştır. Müvekkil ve diğer ilgililer hakkında Valilik Makamının ……… tarih ve …………. sayılı onayı ile ön inceleme yapılmıştır. Ön inceleme sonucu düzenlenen ………. tarihli ve …….. sayılı ön inceleme raporu doğrultusunda, ……Kaymakamlığı’nın ………. Tarihli ……… Karar sayılı kararı ile müvekkil ve diğer ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir. 

……….. Kaymakamlığı’nın ….. Tarihli ve ……… Karar sayılı soruşturma izni verilmesine dair kararı müvekkile ……… tarihinde tebliğ edildiğinden yasal süresi içinde itiraz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Nitekim söz konusu karar meslek hayatı boyunca soruşturma bile geçirmemiş, sicili tertemiz müvekkil bakımından haksızlık niteliğindedir.

  1. İlgili karara ulaşılırken yapılan ön incelemede müvekkilin ifadesi usulüne uygun biçimde alınmadığı gibi, 4483 sayılı Kanun’un emredici hükümlerine aykırı davranılmıştır.
  2. Ayrıca soruşturma izni kararında birden fazla hakkında ön inceleme yapılan memur varken bu kişilerin eylemleri tek tek açıklanmamıştır. Raporda diğer soruşturulan memurların ortaya koyduğu iddia edilen eylemlerden müvekkil de sorumlu tutulmuştur. Bu şekilde cezaların şahsiliği ilkesine aykırı davranılmıştır.
  3. Diğer yandan, müvekkil ………… tarihleri arasında ……….’da görevli iken, kurumla ilişiğinin tamamen kesildiği …………… tarihi sonrası olaylardan da sorumlu tutulduğu göze çarpmaktadır.
  4. Bu gibi durumların müvekkil bakımından şüphe doğurduğu açıktır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca şüphe perdesi tam olarak kalkmadan ceza teklifi dahi mümkün değildir. Dolayısıyla eldeki dosyada ancak ve ancak ALANINDA UZMAN BİLİRKİŞİ NİTELİĞİNE HAİZ BİLİŞİM UZMANLARI TARAFINDAN incelenmesi halinde atılı suçun gerçekten müvekkil tarafından işlenip işlenmediği ortaya konabilecekken bu yapılmamış, müvekkilin üzerindeki şüphe perdesi aralanmamıştır.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usul 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir.

Kanunun emredici hükümlerinin kesin biçimde uygulanmaması halinde, oldukça ağır müeyyideler bağlanan memur suçlarının doğru ve maddi ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı biçimde yürütülmesi sonucunu doğuracaktır. Nitekim somut olayda da 4483 sayılı kanunun emredici hükümleri doğru biçimde uygulanmamış, usulü pek çok düzenleme ihlal edilmiş, müvekkilin savunma hakkı kısıtlanmıştır.

4483 Sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 6. Maddesinin 1. Fıkrası; “Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir.” hükmüne amirdir.

 

  • Ancak somut olayda müvekkilin ifadesinin alınması işleminde, yeminli bir yazman temin edilmeden ifade alınması işlemi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca müvekkilin ifadesinin alınması sırasında, ihsas-ı rey içeren açıklamalar ve suçlamalar doğrultusunda ifadesi alınmıştır. Müfettişler müvekkile “biz ne olduğunu biliyoruz” diyerek ifadeye giriş yapmış, akabinde müvekkili neredeyse tamamen suçlar biçimde ifadesini almışlardır.

4483 Sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 6. Maddesinin 2. Fıkrası ise; “Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir.  Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur.” hükmüne amirdir.

 

………… Kaymakamlığı’nın ………. Tarihli ve ……….. Karar sayılı kararının Kanunun 6. Maddesinin 2. Fıkrasında tarif edildiğinden çok uzakta olduğu bellidir.

  • Öncelikle kararda olay tarihleri belirsizdir, “…. yılları” denilerek oldukça afaki ve soyut ayrıca çok uzun bir dönem olay tarihi olarak gösterilmiştir.
  • Diğer yandan söz konusu ön incelemede, hakkında işlem yapılan ……. kişi bulunmasına rağmen, bu kişilere işledikleri fiiller tek tek izafe edilmeyerek, birinin yaptığından herkes sorumlu tutulmuştur, bu durumun suçta ve cezada şahsilik ilkesine aykırıdır. Müvekkilin şahsına bizzat izafe edilen bir suçlama bulunmadığı açıkça görülmekteyken, “kurunun yanında yaş da yanar” anlayışı ile, diğer kişilerin yaptığı işlemlerden sorumlu tutulmuştur.
  • Kaldı ki afaki biçimde ele alınan “suç tarihi” müvekkili töhmet altında bırakmıştır. Halbuki müvekkil ……………  tarihinde göreve başladığı görevinden ……. tarihinde ilişiği tamamen kesilmiştir.  Bu tarihten sonra yaşanan bir olay varsa bu olayların görevli bulunmayan müvekkile yüklenmesi ve görevli olmadığı dönem dolayısıyla suçlanması kabul edilebilir değildir.
  • Ayrıca kanunda soruşturma izni verilmesine dair kararın muhakkak gerekçeli olması gerektiği hüküm altına alınmışken, eldeki ………….. Kaymakamlığı’nın ……… Tarihli ve ………. Karar sayılı kararı somut ve yasal gerekçeden yoksundur.

SONUÇ  ve İSTEM                                     : Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle ve resen göz önüne alınacak sebeplerle ………… Kaymakamlığı’nın ………. Tarihli ve ……….. Karar sayılı soruşturma izni verilmesine dair karara itirazlarımızın kabulü ile ilgili kararın kaldırılmasına  karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

                                                                                                          İtiraz Eden Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneği kısaca bu şekildedir. Sunulan dilekçe genel bir örnek niteliğinde olup, somut olayın şartlarına özgü bir dilekçe ile müracaat edilmesi gerekmektedir.

Büken Hukuk ve Danışmanlık Bürosu adana ceza avukatı ve adana idare hukuku avukatı olarak memur suçlarından kaynaklanan ceza davalarında, idari dava ve uyuşmazlıklarda görev yapmaktadır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Facebook üzerinden hakaret, sosyal medyada hakaret manevi tazminat, facebookta hakaret suçu, hakaret içeren mesaj, yorum, paylaşım adana ceza avukatı

Facebook Üzerinden Hakaret

Sosyal medya kullanımının hızla arttığı günümüzde, sosyal medya örneğin instagram, twitter, facebook üzerinden hakaret suçunun sık sık işlendiğine şahit oluyoruz. Maalesef internet üzerinden işlenen hakaret suçlarında, kişiler yüz yüze gelmedikleri için suç olmayacakmış gibi serbest hareket edildiği görülmektedir. Sosyal paylaşım sitelerinde hakaret suçu gönderilen mesajlarla olabileceği gibi yapılan yorum vb etkileşimlerle ya da paylaşım yaparak gerçekleştirilebilir. Facebook üzerinden hakaret genellikle sahte hesaplar açarak vb yollarla işlenmektedir. Sosyal medya, facebook üzerinden hakaret suçunda sahte hesap da açılsa suçu gerçekte kimin işlediği tespit edilebilmektedir.

Facebook üzerinden hakaret edilmesi hem Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca hakaret suçunu oluşturmaktadır, hem de mağdur manevi tazminat talep edebilecektir. Nitekim hakaret başlı başına bir haksız eylemdir. Mağdur kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle sosyal medyada hakaret nedeniyle manevi tazminat talep edebilir.

Facebook Üzerinden Hakaret Suçu

Facebook gibi sosyal medya hesapları üzerinden işlenen hakaret suçu ile ilgili Yargıtay kararları şu şekildedir.

T.C. YARGITAY
18. CEZA DAİRESİ 

ESAS NO: 2015/27677
KARAR NO: 2016/12506
TARİH: 07.06.2016

…Katılan beyanında, sanık ile birlikte çalıştıkları kurumdaki şahısların kendisine haber vermesi üzerine sanığın facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde kendisi hakkında iddianamedeki belirten hakaret içerikli sözleri yazdığını öğrendiğini belirtmesi karşısında, katılanın sanığın facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde arkadaşı olmayıp sayfasının da herkese açık olmaması nedeniyle katılanın beyanında belirten şahısların açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilip, tanık sıfatıyla dinlenmesi ve sanığın bu sayfasının kaç kişiye açık olduğu tespit edilerek sonucuna göre hakaret suçunun ihtilat öğesinin oluştuğu kanıtlarıyla birlikte açıklanıp tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi. Kanuna aykırı ve katılan …’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine”

T.C. YARGITAY
18. CEZA DAİRESİ 

ESAS NO: 2015/41672
KARAR NO: 2017/13629
TARİH: 27.11.2017

… Sanığın facebook üzerinden hakaretleri kendisinin yapmadığına ilişkin savunması karşısında, suça konu mesajların yazıldığı, facebook isimli web sitesinde sanığın ad ve soyadı ile profil oluşturan internet kullanıcısına ait IP numarasının tespitine ilişkin araştırma yapılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi.

Sanığın, adına kayıtlı facebook isimli sosyal paylaşım sitesindeki hesabından 4.10.2014 – 23.10.2014 tarihleri arasında hakaret içerikli mesajlar attıktan sonra 24.10.2014 tarihinde ise katılana ait dükkana giderek tanıklar huzurunda hakaret ettiği şeklinde iddianamede anlatılan ve mahkemece kabul edilen eylemi sonucu, katılana yönelik olarak aynı kasıt altında aynı suçu birden fazla işlemesi nedeniyle tek hüküm kurulup TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca cezasında arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden, facebook üzerinden mesaj atmak suretiyle işlenen hakaret suçu ve yüzyüze işlenen hakaret suçundan ayrı ayrı ceza verilmesi, Kknuna aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA…”

Facebook Üzerinden Hakaret Manevi Tazminat

Sosyal medyada hakaret nedeniyle açılan manevi tazminat istemli davada Yargıtay 4. Hukuk Dairesi şu şekilde karar vermiştir.

T.C. YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2016/16612
KARAR NO: 2019/1233
TARİH: 26.03.2019

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 17/01/2012 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 02/07/2013 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Davacı vekili; müvekkiline ait facebook sayfasına davalılar tarafından sinkaflı sözler içeren mesajlar gönderildiğini, suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğunu, bu hakaret ve küfürler nedeniyle yapılan yargılamada davalıların cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkilinin bu haksız eylem neticesinde kişilik hakkının zedelendiğini belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalılar; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davalıların davacıyı hiç tanımıyor olmaları, sosyal, fiziki olarak aralarında manevi tazminata konu eylemi işlemelerini gerektirir bir ilişkinin olmaması, davalıların kişiliği, yapmış oldukları meslek her iki davalınında birbirini tanımamaları birlikte değerlendirildiğinde; manevi tazminata konu fiilin davalılar tarafından işlendiği hususunda yeterli kanıya ulaşılmadığı, ceza mahkemesince davalı hakkında verilen HAGB kararının hukuk hakimini bağlamayacağı, diğer davalı hakkında ise verilen kesin hükmün Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleştiği, bu davalı yönünden verilen hükmün de hukuk hakimini bağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararı davacı temyiz etmiştir.

Dosya kapsamından; davacının facebook sayfasına sinkaflı sözler içeren mesajlar gönderildiği, suça konu mesajların gönderildiği bilgisayarların IP numaralarının davalılara ait olduğu, davacının e-posta ve facebook adreslerine mail ve mesaj atıldığı saatlerde, mailin ve mesajın bırakıldığı mail adresine davalıların internete çıkış yaptıkları IP adresi üzerinden bağlantı yapıldığı anlaşıldığından, dava konusu mesajların gönderilmesinden hat sahibi davalılar sorumludur.

Bu nedenle; gönderilen mesajlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her iki davalının da yazılan mesajlardan sorumlu olduğu kabul edilmeli ve uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmelidir. Bu yön gözetilmeden yanılgılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/03/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Görüldüğü üzere facebook üzerinden hakaret suçunda ve manevi tazminat talepli davalarda, haksız fiili işleyenin kim olduğu IP adresinden ortaya çıkarılabilmektedir. IP adresinden Bu nedenle bu tip durumlarda alanında uzman bir adana bilişim avukatı ndan hukuki danışma almanız en büyük tavsiyemizdir. Yine aynı şekilde söz konusu fiil suç teşkil ettiğinden adana ceza avukatı ndan yardım almanız da faydalı olacaktır.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlar kapsamında tüm işlemlere ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yargı Paketi Fetö

Yargı Paketi Fetö Davaları

Yargı paketi Fetö yü kapsar mı sorusu son günlerde gündemi meşgul etmekteydi. 7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun bugün tarihli Resmi gazetede yayınlandı. Peki yargı paketi Fetö davalarını nasıl etkiliyor?

7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 29. maddesine göre;

5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

  1. a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
  2. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
  3. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
  4. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
  5. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
  6. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
  7. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
  8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
  9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
  10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301),
  11. Silâhlı örgüt (madde 314),
  12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),

suçları

b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.

c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.”

Yargı reformu fetö davalarını nasıl etkiler? Görüldüğü üzere söz konusu değişiklikle silahlı örgüt kapsamındaki suçlar temyiz edilebilir hale gelmiştir. Kanun değişikliği istinaf edilmekle kesinleşmiş, 5 yılın altında hapis cezası verilmesine dair fetö kararlarına da temyiz yolu açılmış oldu.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.