Kategori: Ceza Hukuku

duruşmanın gizli yapılması talebi, duruşmanın gizli yapılması talebi dilekçe örneği duruşmanın kapalı yapılması cmk ceza mahkemesi, genel ahlak, kamu düzeni

Duruşmanın Gizli Yapılması Talebi

Duruşmanın gizli yapılması talebi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 182 ve devamı maddelerine göre Mahkemeden istenebilir. Duruşmanın gizli yapılması talebi cmk ile genel ahlakın veya kamu güvenliği nedeniyle duruşmaların bir kısmının ya da tamamının kapalı yapılabilmesi mümkündür.

Duruşmanın gizli yapılması talebi ile ilgili olarakCeza Muhakemesi Kanunu’nun 182. maddesine göre; duruşmalar kural olarak herkese açıktır. Bu durum Anayasamızın 141. maddesinin de bir gereğidir. Zira Anayasa’ya göre de Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir. Bu doğrultuda Ceza Muhakemesi Kanununda da Anayasamıza uygun bir düzenleme yapılmış ve 182. maddenin 2. fıkrasında genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verileceği düzenlenmiştir.

Duruşmanın kapalı yapılması talebi yargılamayı gerçekleştiren mahkeme tarafından değerlendirilir. Duruşmanın gizli yapılması talebinin kabul veya reddi konusunda takdir mahkemenindir. Ancak mahkeme duruşmanın gizli yapılması talebi ne ilişkin kararını gerekçeli biçimde duruşmada açıklamalıdır. Duruşmanın gizli yapılması talebi dilekçesi örneği aşağıdadır.

Duruşmanın Gizli Yapılması Talebi

……. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

………

DOSYA NO:…../…..

MÜŞTEKİ:

VEKİLİ: Av. Selce MARAŞ BÜKEN

SANIK:

KONU                          : Duruşmanın gizli yapılması talebimizi içerir dilekçemizin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

Sayın Mahkemenizin yukarıda esas numarası verilen dosyasında Sanık …………, müvekkile yönelik gerçekleştirdiği ……………… suçlarından dolayı yargılanmaktadır. Sayın Mahkemenizin …/…./…… tarihli tensip zaptının …. nolu ara kararı ile ilk duruşmanın …./…./….. günü saat …..:……’da görülmesine karar verilmiştir. Sanığın yaşı küçük olan müvekkile yönelik olarak işlediği suçlar mahiyetleri gereği genel ahlaka, kamu düzenine aykırı niteliktedir Bu doğrultuda söz konusu suçlar nedeniyle müvekkilin onur, şeref ve haysiyetinin zarar görmesi söz konusudur.

Bu nedenler doğrultusunda, Sayın Mahkemenizden duruşmanın kapalı yapılması talebi mizin kabulü ile  duruşmanın gizli yapılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Müşteki Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN


Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

şüpheden sanık yararlanır ilkesi yargıtay kararları, şüpheden sanık yararlanır yargıtay kararı, uyuşturucu madde, adana ceza avukatı, beraat, bozma kararı

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Yargıtay Kararları

Bu makalemizde ceza hukukunda temel ilke olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi yargıtay kararları na yer vereceğiz. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi bilindiği üzere şüphenin sanık lehine yorumlanmasıdır. Gerek Anayasamız gerek AİHS gerekse yargıtay kararları şüpheden sanık yararlanır ilkesini ispat için şüphenin yenilme zorunluluğu olarak tanımlamaktadır. Karineye göre kişinin suçlu kabul edilebilmesi için fiilin ispatlanması, yani şüphenin bertaraf edilmesi gerekmektedir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Bu makalemizde şüpheden sanık yararlanır ilkesi ile ilgili yargıtay kararları nı inceleyeceğiz.

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Yargıtay Kararları

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/783 E. 2015/353 K.

“…Tanık … …’nın 07.08.2007 tarihinde çalınan kamyonunun bulunduğu yerde, hurdacılık yapan sanığın daha önce parçaladığı başka kamyonlara ait parçalar ele geçirilmiş ise de, bu parçaların katılanın bir yıl önce çalınan kamyonuna ait olduğuna ilişkin herhangi bir tespit ve delil bulunmaması, katılanın olaydan yaklaşık bir yıl sonra tanık …’in kamyonunun etrafında başka kamyon parçalarının bulunması üzerine verdiği ifadesinde; kamyonunun çalınmasından beş saat önce sanığı yanında iki kişi ile birlikte kamyonunun yanında gördüğünü, şüphelendiğini, kim olduklarını araştırdığını ve polise haber vermeyi düşündüğünü beyan etmesine rağmen, kamyonunun çalınmasından sonra yaptığı ilk müracaatında böyle bir durumdan bahsetmemesi, ayrıca mahkemede kamyonu çalınmadan önce gördüğü şahıslardan birinin sanık olduğunu kesin olarak teşhis edememesi ve sanığın aşamalarda suçu işlemediği yolundaki istikrarlı savunması karşısında; sanığın katılanın kamyonunu çaldığı iddiasının sabit olmadığı ve şüphe boyutunda kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, sanığın hırsızlık suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden atılı suçtan beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir….”

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Çocuğun Cinsel İstismarı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/783 E. 2015/353 K.

“Sanığın tüm aşamalarda istikrarlı olarak mağdurun anüsüne ve ağzına cinsel organını sokmadığını sadece cinsel organının mağdurun bacaklarının arasına sürterek boşaldığını savunması, adli tıp raporunda sanığın bu savunmasını doğrular biçimde mağdurun anüs muayenesinde fiili livatanın maddi delilleri olan ekimoz, çatlak, sıyrık ve bunlara ait skatris bulgularına rastlanmadığının belirtilmesi, mağdurun da açıkça sanığın cinsel organını vücuduna soktuğuna ilişkin bir beyanının bulunmaması karşısında, sanığın sabit kabul edilen cinsel istismrar eyleminin “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca 5237 sayılı TCK’nun 103/1. maddesi kapsamında basit cinsel istismar aşamasında kaldığının kabulü gerekmektedir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/6-569 E. 2015/342 K.

“Görgü tanığı bulunmayan olayda, sanık aleyhine değerlendirilebilecek tek delil, suça konu hayvanların arabaya yüklendiği tahmin edilen yerde bulunan plastik kutunun üzerindeki kahverengi numuneden alınan profil örneğinin, sanığın kan örneği ile uyumlu olduğuna dair Adli Tıp Kurumunca tanzim olunan rapordur. Ancak olay yerinden alınan insan dışkısı, ağız ve dışkı temizliğinde kullanılan peçeteler ile sigara izmaritlerinden elde edilen örnekler, gerek sanık, gerek haklarında beraat kararı verilip incelemeye konu olmayan diğer sanıklar, gerekse hakkında aynı suç nedeniyle verilen mahkûmiyet kararı onanmak suretiyle kesinleşen sanık … ile uyumlu değildir. Hayvan alım satımı ile uğraşan ve olaydan iki gün önce de katılanlardan hayvan satın alan sanığın, söz konusu delillerin bulunduğu yerden geçmesi ve anılan mahalde kendisine ait profil örneklerinin bulunmasının mümkün olması ve sanığın aksi ispatlanamayan savunmasının hayatın olağan akışına da uygun bulunması karşısında, somut başka bir delille desteklenmeyen söz konusu rapora dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesine imkan bulunmamaktadır.”

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Uyuşturucu Madde Ticareti ve Kullanmak Amacıyla Uyuşturucu Bulundurmak Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2011/10-387 E.2012/75 K.

“…Evinde yapılan arama sonucunda ele geçen uyuşturucu madde dışında, sanığın uyuşturucu maddeyi sattığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında belirtilen günlük kullanım miktarı dikkate alındığında, bilirkişi raporunda belirtilen 276 gramlık uyuşturucu madde miktarının iki aylık kişisel kullanım sınırları içinde olması, sanığın tüm aşamalarda evinde bulunan uyuşturucu maddeyi satmak için değil, kullanmak için bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır.  … Bu nedenle, yerel mahkemece, sübuta eren eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle suç niteliğinin hatalı belirlenmesi isabetsizdir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2009/1-240 E. 2010/54 K.

“…Bu durumda, sanık T. B.’nin; “kendi evinde badana yapacağı için boya almak üzere evden çıktığını, yolda eşinin akrabası olan sanıklarla karşılaştığını, sanıkların kendisinden eşya taşıyacakları için yardım istediklerini, kendisinin bu amaçla kamyonetin kasasına bindiğini, olayın meydana gelmesi üzerine ise olay yerinden kaçtığını” dile getirdiği savunması ile T.’nin annesi olan E. B.’nin onu doğrulayan ifadesine itibar etmek gerekmiştir. Şu halde; N., D.ve K.’yle birlikte kamyonetin kasasında olay yerine gelmek dışında, olaya tam olarak ne şekilde karıştığı tanıklarca açıklanamayan, elinde tüfek veya sopa bulunduğuna dair inandırıcı bir delil elde edilemeyen, maktûlle de herhangi bir husumeti saptanamayan sanığın; savunmasının aksine, suçun işlenmesine katıldığını ve yardım ettiğini gösteren her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatına karar verilmesi isabetlidir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2009/11-214 E, 2010/23 K.

“…Olay tarihinde Ayvalık Sulh Ceza Mahkemesi hakimi olan sanık V..Ş… ile aynı mahkemenin zabıt katibi olan sanık A…S…’ın, katılanın hakaret suçundan sanık olarak yargılandığı Ayvalık Sulh Ceza Mahkemesindeki davanın 20.06.2006 tarihli oturumuna adliye koridorunda ve baro odasında beklemekte olan katılanı çağırmadan, katılmış gibi duruşma tutanağı düzenledikleri, kendisi söylemiş gibi bazı beyanları tutanağa geçirdikleri ve böylece resmi belge niteliğindeki duruşma tutanağını sahte olarak düzenledikleri hususu sübuta ermediğinden, Özel Dairenin sanıklar hakkında CYY’nın 223/1-e maddesi uyarınca “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı gereği vermiş olduğu beraat kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.  Bu itibarla, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Özel Daire beraat kararının onanmasına karar verilmelidir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2008/1-150 E, 2008/192 K.

“…Somut olaya dönüldüğünde; pencerenin önünde hareket eden cismin sincap olduğunu zannederek ateş ettiği kabul edilen sanığın eylemi sırasında; suçun konusu ile ilgili olarak hataya düşmesi nedeniyle doğrudan kastla, orada bir insan olduğunu öngörmediği kanaati hasıl olduğundan da olası kast veya bilinçli taksirle hareket ettiği söylenemez. Buna karşılık; sanık, gerekli dikkat ve özeni göstermiş olsa idi ya da başka bir deyişle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmemiş olsaydı kardeşinin ölümü şeklinde gerçekleşen neticeyi öngörebilirdi. Şu durumda; yorgun olarak eve gelip, aydınlık olan dış ortamdan karanlık olan ev ortamına giren sanığın, sincaplarla ilgili olarak daha önceden meydana gelmiş olan olayların da etkisiyle, pencerenin önünde hareket eden canlıyı sincap zannedip, gerekli dikkat ve özeni göstermeden av tüfeği ile ateş etmek suretiyle pencerenin önünde bulunan kardeşini vurmaktan ibaret eylemi, hem 765 sayılı Yasa açısından, hem de 5237 sayılı Yasa yönünden “taksirle öldürme” suçunu oluşturacağından Yerel Mahkemenin direnme kararı yerinde değildir.”

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Mala Zarar Verme Yargıtay Kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2006/9-337 E, 2007/69 K.

“…Mala zarar verme suçu kasten işlenebilecek bir suç olup, dosyada sanığın söz konusu ceviz ağacını başkasının malına zarar verme kastı ile kestiği veya yıktığı konusunda katılanın iddiasından başkaca bir kanıt bulunmamaktadır. Kaldı ki ağacın mülkiyetinin dahi ihtilaflı olduğu, el atmanın önlenmesi davasında keşif sonrasında düzenlenen krokide dahi katılanın payına düşen taşınmaz içinde yer almadığı nazara alındığında, sanığın kasıtlı davrandığı konusunda kuşku doğmaktadır. Amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de “kuşkudan sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Yerel Mahkemece kuşkunun sanık lehine değerlendirilerek, beraat kararı verilmesi isabetlidir.”


Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

ses ve görüntü kayıtlarının ispat değeri, ses kaydı görüntü kaydı ceza mahkemesi, delil sayılır mı, ses kaydı ceza delil, adana ceza avukatı

Ceza Yargılamasında Ses ve Görüntü Kayıtlarının Delil Değeri

Bu makalemizde ceza yargılamasında ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri konusu değerlendireceğiz.

Ceza Yargılamasında Ses ve Görüntü Kayıtlarının Delil Değeri

Ceza yargılamasında geçerli olan vicdani delil sistemine göre hukuka uygun olmak kaydıyla her türlü şey delil sayılır. Ancak ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri konusu tartışmalıdır. Ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri ancak bir yan delil ile destekleniyorsa kabul edilebileceği söylenebilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 1835/2346 sayılı 05/10/1984 tarihli eski bir kararında ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri konusunda, bu kayıtların tek başına delil olamayacağına karar vermiştir. Kararda özetle; “Teyp bandlarının tek başına delil vasfını haiz olamayacağı düşünülmeden ve dosyada sanıkların suç konusu sözleri sarf ettiklerine dair banttan başka hiçbir delil bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.” denmiştir.

Ses ve Görüntü Kaydı Delil Sayılır Mı?

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2013/37160 Esas, 2014/21301 Karar ve 11/06/2014 tarihli kararında; “…Dairemizce benimsenen YCGK’nın 21.05.2013 tarih ve 2012/5 esas 2013/248 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur.” şeklinde karar vermiştir. Dolayısıyla ani gelişen ve başka türlü delil elde etme olanağı olmayan durumlarda alınan ses ve görüntü kayıtları hukuka uygundur. Vicdani delil sistemi çerçevesinde  ses kaydı ceza davasında delil olur mu, ses ve görüntü kaydı delil sayılır mı sorularına evet cevabı verilebilir.

Ceza Mahkemesinin Ses ve Görüntü Kayıtlarının Hükme Esas Alınması

Ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri ile ilgili bir diğer husus da bu kayıtların güvenirlik ve orjinalliklerinin kesin olarak belirlenmesidir. Ceza yargılamasında ses ve görüntü kayıtlarının delil değeri bakımından bu kayıtlar üzerinde oynama yapıldığından şüphe duyuluyorsa teknik inceleme yapılmalı, bu hususta bilirkişi raporu alınmalıdır. Kaydın güvenilirliği konusunda şüphenin giderilememesi halinde, ses ve görüntü kaydına delil değeri tanınamaz. Ancak teknik inceleme ile kaydın güvenilir olduğu ispatlanırsa ve kayıt somut olay ile uyumluysa ses ve görüntü kaydı hükmün oluşturulmasında yeterli kabul edilebilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8652/3617 sayılı, 01/05/2007 tarihli kararında; “Dosyada mevcut CD çözüm tutanaklarının içeriğine göre, olay tarihinde düzenlenen festivalde silahlı terör örgütü lehine sloganlar atarak pankart açan grubun içinde yer alıp 17/06/2005 tarihinde silahlı çatışma sonucu ölü ele geçen örgüt mensupları kastedilerek “katil devlet hesap verecek”, “devrim şehitleri ölümsüzdür” şeklinde sloganlar attığı tespit edilen sanığın eyleminin 3713 sayılı Yasanın 7/2 maddesindeki tanımlanan suçu oluşturduğu, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi…” şeklinde karar vererek somut olaydaki görüntü kaydının delil niteliği bulunduğuna hükmetmiştir.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Disiplin soruşturması ifade tutanağı örneği, disiplin soruşturmasında ifade tutanağı nasıl hazırlanır, disiplin soruşturması sanık ifade tutanağı

Disiplin Soruşturması İfade Tutanağı

Bu makalemizde disiplin soruşturması ifade tutanağı örneği ne yer verilecektir. 657 sayılı Kanun‘a göre memurlar hakkında yapılan disiplin soruşturmalarında ilgilinin usulüne uygun biçimde savunmasının alınması zorunludur. Daha önceki makalemizde memura savunma istem yazısı tebliğ edilmesi gerektiğini ve en az 7 gün savunma süresi verilmesi gerektiğini belirtmiştik. İlgili makalemize, savunma istem yazısı örneği için buradan ulaşabilirsiniz.  Disiplin soruşturması sanık ifade tutanağı nda ise hakkında soruşturma yapılan memura yapılan isnatlara öznel bir görüş eklenmeden, somut ve tarafsız biçimde ele alınmalıdır. Memurun ifadesinde sunduğu delilleri de ifade tutanağına, varsa tanıkları da ifadeye çağrılmalı ve ifadeleri alınmalıdır.  Disiplin soruşturması ifade tutanağı nda ilgilinin beyanları, savunmaları ve delilleri soruşturma raporunda değerlendirilmelidir. Soruşturma raporu örneği için buraya tıklayabilirsiniz.

Disiplin soruşturması sanık ifade tutanağı düzenlendiği sırada, eğer sunmak istediğiniz delillerinizi (tanık vb) soruşturmacı ifadenize eklemek istemiyor, delillere yer vermekten kaçınıyorsa ya da ifadelerinizi olduğu gibi tutanağa geçmiyorsa bu durumda ifade tutanağını şerh koyarak imzalayabilir, imza vermekten kaçınabilir ve ilgili soruşturmacının görevden alınması için disiplin amirinize başvuruda bulunabilirsiniz. 

Disiplin soruşturması ifade tutanağı örneği şu şekildedir:

Disiplin Soruşturması İfade Tutanağı

Disiplin Soruşturması İfade Tutanağı Örneği

………………………

İFADESİ ALINANIN:
1. Adı Soyadı: ………………………………..
2. Doğum yeri ve tarihi: ………………………………..
3. Ana adı: ……………………………….. Baba adı: ………………………………..
4. Görevi veya unvanı: ………………………………..
5. Görevli olduğu birim: ………………………………..
6. İkametgah adresi: ………………………………..

İFADENİN ALINDIĞI YER: ………………………………..

İFADE TARİHİ: …./…./…….

Yukarıda açık kimliği yazılı ……………………………….. hakkında ……………………………….. soruşturma konusu olay açıklanarak soruldu:

SORU 1: ……………………………………………………………………………………………………………………………………..

CEVAP 1: …………………………………………………………………………………………………………………………………….

SORU 2: ……………………………………………………………………………………………………………………………………..

CEVAP 2: …………………………………………………………………………………………………………………………………….

Sorulacak başka husus kalmadığı görülmekle, ifade tutanağı okunarak hep birlikte imzalandı.

İFADEYİ ALAN                                   İFADEYİ YAZAN                                 İFADEYİ VEREN

SORUŞTURMACI                                      KATİP                                                 SANIK

………………………                                ………………………                                    ………………………


Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ile ilgili yargıtay kararları adana ceza avukatı, çocuk kaçırma suçu

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 234. maddesinde düzenlenmiştir. Bu makalemizde çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nu ana hatlarıyla incelemeye çalışacağız. Makalemizin sonunda ayrıca  çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu ile ilgili yargıtay kararları paylaşıyoruz.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesine göre; 

Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nu düzenleyen 234. maddenin birinci fıkrasında on altı yaşını bitirmemiş çocuğun cebir veya tehdit kullanılmaksızın kaçırılması veya alıkonulması düzenlenmiştir. Kaçırma ve alıkoymanın cebir veya tehdit ile işlenmesi hali maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olup, bu durumda ceza bir katı oranında artırılacaktır. Yine kaçırılan veya alıkonulan çocuğun on iki yaşını bitirmemiş olması halinde de ceza bir katı oranında artırılır. Maddenin üçüncü fıkrasında ise evi terk eden çocuğu nezdinde bulunduranlara yetkili makamları veya ailesini durumdan haberdar etmek yükümlülüğü getirilmiş, bu yükümlülüğün ihlali halinde üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmüştür.
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu faili velayet yetkisi elinden alınmış ebeveyni veya üçüncü derece dahil kan hısımlarıdır. Bu kişiler dışındaki kişilerin çocuğu kaçırması ve alıkoyması halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşur.
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nda çocuk on iki yaşını bitirmemişse bu durumda ceza bir katına kadar artırılır. Yine aynı şekilde çocuğun kaçırılması ve alıkonulması nda cebir veya tehdit söz konusuysa bu durumda da ceza bir kat artırılır.
  • Çocuğun on altı yaşını doldurmuşsa ve çocuğun kaçırma veya alıkoymaya rızası varsa bu durumda suç oluşmaz. Ancak on altı yaşını doldurmamış çocukların rızası kabul edilmez, fiili hukuka uygun hale getirmez.
  • Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nun soruşturması re’sen yapılır. Ancak suçun 3. fıkrasındaki evi terk eden çocuğu nezdinde bulunduranlara yetkili makamları veya ailesini durumdan haberdar etmek yükümlülüğü bakımından şikayet koşulu aranmaktadır. Ayrıca suç uzlaşma ya tabidir.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Yargıtay Kararları

Sanığın işlediği iddia olunan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nun 5560 sayılı Kanun ile değişik CMK.nın 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında kaldığı ve kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğinden öncelikle atılı suçtan CMK.nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma girişiminde bulunularak olumsuz sonuçlanması halinde, TCK.nın 234/3. maddesinde düzenlenen suç mağdurunun kaçırılan ya da alıkonulan çocuğun kanuni temsilcisi olduğu ve onaylı nüfus kaydına göre suç tarihinde 16 yaşı içerisinde bulunan mağdurenin rızasıyla da olsa ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan sanığın eyleminin sübut bulduğu gözetilerek sanığın hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,  Kanuna aykırı olup,  hükmün BOZULMASI gerekmektedir. YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2013/5154, Karar Numarası: 2015/132, Karar Tarihi: 13.01.2015

Sanığa isnat edilip TCK’nın 234/1. maddesinde düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu uzlaşma ya tabi olmakla birlikte takibinin şikayete bağlı olmadığı ve kovuşturma evresinde şikayetinden vazgeçip nüfus kaydına göre de hükümden sonra sanıkla tekrar evlendiği anlaşılan müştekinin soruşturma evresinde uzlaşmak istemediğini belirttiği gözetilmeden sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup,  hükmün BOZULMASI gerekmektedir. YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2013/8778, Karar Numarası: 2015/6013, Karar Tarihi: 04.05.2015

Mağdurenin cebir, tehdit veya hile kullanılmaksızın sanıkla gönüllü olarak birlikte kaçması, sanığın mağdureye yönelik hukuka aykırı herhangi bir eyleminin bulunmaması ve soruşturmanın mağdurenin babası müşteki (M.A.)’ın ihbarı üzerine başladığının anlaşılması karşısında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları oluşmayıp, eylemin TCK.nın 234/3. maddesine düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nu oluşturduğunun gözetilmemesi, yasaya aykırıdır. YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2011/15673, Karar Numarası: 2013/11409, Karar Tarihi: 12.11.2013

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu nun henüz 12 yaşını bitirmemiş çocuklara dair olarak cebir veya tehditle işlenmemiş olsa dahi sanık hakkında 2. fıkrada düzenlenen artırımın uygulanacağı gözetilerek nüfus kaydına göre 30.3.2001 doğumlu olup olay tarihinde 8 yaş içerisinde bulunduğu anlaşılan ve daha önce kesinleşmiş mahkeme kararıyla sanıkla müşteki B. K. (B.)’ın boşanmaları üzerine velayeti anneye verilen müşterek çocuk A. K.’ü boşanma ilamındaki babayla şahsi münasebet tesisine dair olan zamanın dışındaki suç tarihinde müştekinin aşamalardaki anlatımına ve dosya içeriğine göre müşteki üzerinde tehditle baskı kurmak suretiyle kaçırdığı anlaşılıp T.C.K.nun 234/1-2 maddesinde yazılan suçun oluştuğu anlaşıldığı halde mahkumiyet yerine olaya uygun düşmeyen gerekçeyle beraat kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2011/17826, Karar Numarası: 2011/1346, Karar Tarihi: 26.10.2011

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası, Etkin Pişmanlık, Daha Fazla Cezayı Gerektiren Nitelikli Haller, Adana Ceza Avukatı, Yargıtay kararları

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 109. maddesinde düzenlenmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile korunan hukuki değer hiç şüphesiz ki, fertlerin diledikleri gibi hareket etme özgürlüğüdür.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesine göre; 

Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur.
Bu suçun;
a) Silahla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

  • Kişinin bir yere kapatılması, bir yere götürülmesi veya bir yere gitmesine izin verilmemesi halleri kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamındadır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cezası  bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Temel ceza bu şekilde olmakla birlikte, suçun nitelikli hallerinde ceza ağırlaştırılır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kast ile işlenebilen bir suçtur.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu mütemadi suçlardandır. Dolayısıyla ani suçlardan farklı olarak, bu suça temadinin sona erdiği anda yürürlükte bulunan ceza kanunu uygulanır. Zamanaşımı temadinin bitmesinden itibaren işlemeye başlar. Davaya bakmak yetkisi de temadinin bittiği yer mahkemesindedir.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda teşebbüs mümkündür. Suç mağdurun hürriyetinden yoksun bırakılması ile tamamlanacağından, bu zamana dek gerçekleştirilen hareketler teşebbüs kapsamında kalır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkündür. (m.110)
  • Suç savcılık tarafından re’en soruşturulur.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Daha Ağır Cezayı Gerektiren Nitelikli Haller

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cezası artırılmasını gerektiren nitelikli unsurlar 109.maddenin 2 ve devamı fıkralarında düzenlenmiştir.

Düzenlemeye göre kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cebir, tehdit, hile veya silahla işlenmesi hali cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hallerdendir. (m.109/2)

Suçun silahla işlenmesi veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi de suçun temel şekline nazaran cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir unsurdur. (m.109/3-a, m.109/3-b) Suçun failinin kamu görevlisi olması ve görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle suç işlemesi halinde ceza artırılır. (m.109/3-d) Yine faille mağdur arasındaki akrabalık ilişkisi (altsoy, üstsoy ve eşe karşı işlenmesi bakımından) de cezayı ağırlaştıran nitelikli hallerdendir. (m.109/3-e) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun çocuğa veya beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişilere karşı işlenmesi hali de daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hallerdendir. (m.109/3-f) 

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir zarara uğramasına neden olması da suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halidir. Buna örnek olarak mağdurun hürriyetinden yoksun kaldığı süre içinde iş kaybı yaşaması verilebilir. Bu durumda faile hapis cezasının yanında ayrıca bir de bin güne kadar adli para cezası verilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun cinsel amaçla işlenmesi halinde de ceza artırılır. (m.109/5) Bu durumda fail cinsel arzularını tatmin etmek amacıyla mağduru hürriyetinden yoksun bırakmaktadır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Etkin Pişmanlık

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma etkin pişmanlık Türk Ceza Kanunu‘nun 110. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre; suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi şu şartlara bağlıdır;

  • Fail mağduru kendi hür iradesiyle serbest bırakmış olmalıdır.
  • Fail mağdura herhangi bir zarar vermemiş olmalıdır.
  • Fail mağduru henüz soruşturmaya başlamadan önce serbest bırakmalıdır.
  • Fail mağduru güvenli bir yerde serbest bırakmalıdır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Yargıtay Kararları

“…Mahkemece, sanığın olay günü babalarının gönderdiği parayı annelerine vermek için kendisini evlerine götürmeleri bahanesiyle kardeş olan mağdurlardan M.’in motorsikletine binmesini istediği, onun binmesinden sonra da diğer mağdur S.’yi kollarından tutup motorsikletine aldığının oluşa uygun olarak kabul edilmesi karşısında, mağdurların hürriyetini açıklanan hileli hareketiyle kısıtlayan sanığın eyleminin her bir mağdura karşı ayrı ayrı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu…”  YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2012/985, Karar Numarası: 2013/10324, Karar Tarihi: 08.10.2013

“…Ancak; Sanık İ.’in üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçla işlediği ve bu suçu sanık O.la birlikte gerçekleştirdikleri anlaşıldığı halde, sanık O. hakkında TCK.nın 109/5. maddesi uygulanmayarak eksik ceza tayini, kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 29.05.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi…” YARGITAY 14.CEZA DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/3499, Karar Numarası: 2014/7168, Karar Tarihi: 29.05.2014

“…Sanığın 15 yaşından küçük mağdureyi evlenmek amacıyla rızasıyla kaçırıp yakın başka bir ildeki akrabalarının evine götürerek orada bir müddet alıkoyduğu somut olayda, mağdurenin rızası hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka dair olmadığından hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Dolayısıyla 15 yaşından küçük mağdurenin rızasıyla bile gerçekleşmiş olsa bu eylem T.C.K.nun 109/1,109/3-f. 109/5. maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün, Özel Dairece mağdurenin sanıkla gönüllü olarak kaçması, sanığın mağdureye yönelik hukuka aykırı herhangi bir eyleminin olmaması gerekçeleriyle eylemin çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturduğundan bahisle bozulmasına karar verilmesi isabetli değildir…” YARGITAY CEZA GENEL KURULU, Esas Numarası: 2014/14-307, Karar Numarası: 2015/8, Karar Tarihi: 17.02.2015

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ceza istinaf dilekçesi örneği, ceza mahkemesi kararına karşı istinaf dilekçesi, cmk istinaf dilekçesi örneği, bölge adliye mahkemesi, adana ceza avukatı

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

Ceza istinaf dilekçesi örneği bu makalemizde yer verilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272 ve devamı maddelerinde istinaf yoluna başvuru düzenlenmiştir.

Düzenlemeye göre;  İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir. Ancak;hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,  üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi suretiyle yapılır. Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar. Mahkemeye makalemizin devamında sunduğumuz ceza istinaf dilekçesi örneği ile başvurulabilir.

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
ADANA …. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DURUŞMA TALEPLİDİR.

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN
SANIK : …………………

MÜDAFİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : Adana …. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/… Esas, 2019/… Karar sayılı ilamına ilişkin istinaf başvuru dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1.

2.

3.

SONUÇ ve İSTEM :  Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Daireniz’ce re’sen göz önünde bulundurulacak nedenler dahilinde, Adana … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/…. E, 2019/…. K sayılı kararının incelenerek KALDIRILMASINA, Yerel Mahkemece usule ilişkin pek çok kurala aykırı davranıldığı ve savunma hakkının kısıtlandığı göz önünde bulundurularak, delillerin değerlendirilmesi amacıyla 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-c maddesi uyarınca DAVANIN YENİDEN GÖRÜLMESİNE ve DURUŞMA HAZIRLIĞI İŞLEMLERİNE BAŞLANMASINA KARAR VERİLMESİNİ, istinaf başvurumuzun DURUŞMALI olarak incelenmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Sanık Müdafi
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Kime Ödenir? Beraat Eden Sanık Vekalet Ücreti Kime Ait? Anayasa Mahkemesi, adana avukat

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Kime Ödenir?

Siz değerli okurlarımızda gelen yoğun soru ve istek üzerine beraat eden sanık lehine vekalet ücreti kime ödenir sorusuna ayrı bir makalede yanıt vermek gereksinimi duyduk. Okurlarımızdan gelen sorulardan hükmedilen vekalet ücretinin sanığın kendisine ait olduğu yönünde yanlış bir izlenimin var olduğunu gördük. Bu doğrultuda hem sorulara toplu bir cevap olması hem de yanlış anlaşılmanın düzeltilmesi adına bu makaleyi kaleme almakta yarar gördük.

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Kime Ödenir?

Daha önce de belirttiğimiz üzere beraat eden sanık lehine takdir edilen vekalet ücreti avukatının hakkıdır. Burada bahsedilen ücret, avukat ile müvekkil arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan avukatlık ücreti değildir. Buradaki ücret Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen vekâlet ücretidir.

Davada haklı çıkan taraf lehine hükmedilen ve yargılama giderlerinden olan vekâlet ücreti, avukatın taraf olmadığı, sadece taraflardan birini hukuki yardım amacıyla temsil ettiği davada, bizzat taraf yararına hükmedilebilmesi usul hukuku kurallarından kaynaklanan bir zorunluluğa dayanmaktadır. Dolayısıyla “…. vekalet ücretinin sanığa ödenmesi” şeklinde kurulan hüküm usuli bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır.

Vekâlet ücreti, savunma hakkının en önemli parçası olan hukuki danışmanlık görevinin, konunun uzmanı hukukçular tarafından yapılmasının doğal bir sonucudur.

Anayasa Mahkemesi‘nin 10/4/2019 tarihinde E.2017/154 numaralı dosyasında, dava sonunda mahkeme kararıyla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olmasının hüküm altına alınmasının Anayasa’ya aykırı olduğuna yönelik itirazın reddine karar vermiştir. İlgili karara ilişkin basın duyurusunu buradan inceleyebilir. kararın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Çocuğun cinsel istismarı yargıtay kararları mağdurun samimi beyanları, sanık ve mağdurun evlenmesi, sanığa iftira atılması, beraat, adana ceza avukatı

Çocuğun Cinsel İstismarı Yargıtay Kararları

Çocuğun Cinsel İstismarı Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre  Cinsel istismar On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış veya diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak
gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır. Bu makalemizde çocuğun cinsel istismarı yargıtay kararları doğrultusunda irdelenecektir.

Çocuğun Cinsel İstismarı Yargıtay Kararları

Çocuğun Cinsel İstismarı Suçunda Sanık ve Mağdurun Evlenmesi

“Sanık ile olay tarihinde onbeş yaşını doldurmayan mağdurenin, 19.02.2011 günü ailelerin bilgisi dahilinde düğün yaparak evlenip aynı gece cinsel ilişkiye girmelerinin ardından birlikte yaşamaya devam ettikleri tüm dosya kapsamından anlaşıldığından. Mevcut haliyle sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyeti yerine dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde mağdurenin yaşı konusunda hataya düşüldüğü gerekçesiyle beraatine karar verilmesi Kanuna aykırıdır.” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2015/1298 E, 2018/279 K, 15/01/2018 T.)

Mağdurun İstikarlı ve Samimi Beyanları

“Mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ve samimi beyanları, olayın intikal şekli ile süresi. sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında. sanığın, olay günü yanında çalışan mağdureyle işyerinde yalnız kaldıkları sırada. sarıldığı mağdurenin direnerek kendisini itmesine rağmen eylemine devam ederek onu öpmesinin ardından işyerinden ayrılan mağdurenin. Durumu teyzesine anlattıktan sonra aynı gün kolluğa müracaatta bulunduğu anlaşıldığından. Mmevcut haliyle sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkumiyeti yerine oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi Kanuna aykırıdır.”  (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/10628 E, 2017/4977 K, 24/10/2017 T.)

Mağdurun Sanığa İftira Atmasını Gerektirecek Neden ve Husumet Bulunmaması

“Sanıkla arasında iftira atmasını gerektirecek bir neden ve husumet iddiası bulunmayan mağdurun. olayın ardından polis merkezi amirliğine başvurarak ihbar etmesiyle başlatılan soruşturma üzerine. aşamalardaki özünde istikrarlı anlatımları. bu beyanları destekleyen annesi… ile tanık…’in beyanları ve tüm dosya içeriğine göre sanığın, “gel sana bir şey göstereceğim” diyerek boş bir inşaata götürdüğü. mağdurun cinsel organını çıkartarak oynama ve ağzına alma şeklinde gerçekleştirdiği. eylemleri nedeniyle çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyeti yerine. yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi Kanuna aykırıdır.”  (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/9367 E, 2017/4488 K, 03/10/2017 T.)

Çocuğun cinsel istismarı yargıtay kararları konusunda örnekler çoğaltılabilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun incelendiği makalemizi buradan okuyabilirsiniz.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun cezası, savunma, onsekiz yaşından küçük kişiyle cinsel ilişki cezası, yaşta yanılma ve hata, adana ceza avukatı,

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu Türk Ceza Kanunu‘nun 104. maddesinde düzenlenmiştir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu tck düzenlenmesi ile korunmak istenen hukuki değer onbeş yaşını doldurmuş ancak onsekiz yaşını doldurmamış olan kişinin cinsel dokunulmazlığının koruma altına alınmasıdır. Bu makalemizde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ile ilgili yargıtay kararları ile incelenecektir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki ve Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesine göre; 

Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

  • Mağdur olan çocuğun cinsiyetinin suçun oluşumuna bir etkisi yoktur. Hem erkek hem kız çocuklar bu suçun mağduru olabilir.
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, onbeş yaşını bitirmiş ancak onsekiz yaşından küçük kişiyle cinsel ilişki cezalandırılır. Bu halde çocuğun ilişkiye rızası vardır. Ancak çocuğun rızası suçu ortadan kaldırmaz. Eğer çocuğun rızası yoksa, bu durumda reşit olmayanla cinsel ilişki suçu değil, çocuğun cinsel istismarı suçu söz konusu olur.
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kast ile işlenebilen bir suçtur.
  • Fail ile mağdur birden fazla kez ilişkiye girmişlerse zincirleme suç hükümleri uygulanır.
  • Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikayet üzerine soruşturulur. Şikayet hakkı doğrudan mağdurun kendisine aittir.
  • Mağdur şikayet hakkını fiili ve faili öğrendiği andan itibaren altı ay içinde kullanmalıdır.
  • Üstsoy ile altsoy arasında, kardeşler arasında evlenme yasağı vardır. Aynı şekilde amca, dayı, hala, teyze ile yeğenleri arasında evlilik yasaktır. Evlilik sona ermiş dahi olsa eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında, evlat edinenle evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme yasağı vardır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun arasında evlenme yasağı bulunan bu kişilerce işlenmesi halinde fail TCK’nun 104/2 maddesine göre cezalandırılacaktır. Bu durumda mağdurun şikayeti aranmaz.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Yaşta Yanılma ve Hata

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kast ile işlenebilen bir suçtur. Dolayısıyla failin mağdurun yaşı konusunda yanıltılması veya yaşı konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmesi halinde kast yoktur. Bu durumda fail hakkında TCK’nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması söz konusu olabilir.

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda failin yaşta hataya düştüğü savunması kapsamında, fail ile mağdurun ne kadar zamandır tanıştığı, aralarında akrabalık, yakın arkadaşlık vb ilişkilerin olup olmadığı önem arz eder. Zira fail ile mağdur uzun zamandır tanışıyorsa failin mağdurun onsekiz yaşından küçük olduğunu bilmemesi mümkün değildir.

Yine mağdurun fiziksel görünüşü itibariyle kaç yaşında gösterdiği de önemlidir. Mahkeme tarafından  mağdurun konuşma şekli ve fiziki görüntüsü itibariyle karar yerinde değerlendirilmek üzere gözlemlenebilir. Mağdurun hastanede doğup doğmadığı, hastanede doğmamışsa ve mağdurun yaşı hakkında şüphe uyandıran bir durum varsa kemik yaşı hesaplanarak gerçek yaşının tespit edilmesi gerekir.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.