Kategori: Aile ve Şahıs Hukuku

nafaka yükümlüsünün işsiz olması, işsizim nafaka öder miyim, Erkeğin sürekli ve düzenli gelirinin olmaması, yoksulluk nafakası, adana boşanma avukatı

Nafaka Yükümlüsünün İşsiz Olması

Bu makalemizde nafaka yükümlüsünün işsiz olması halinde nafaka ödeyip ödemeyeceğini değerlendireceğiz. En çok karşımıza çıkan işsizim nafaka ödeyemiyorum yakınmasının ve işsizken nafaka ödenir mi sorusunun cevaplarını arayacağız. Yargıtay’ın süreklilik kazanan kararlarına göre nafaka yükümlüsünün işsiz olması onu nafaka ödemekten kurtarmaz. Dolayısıyla nafaka yükümlüsünün işsiz olması onu nafaka ödemekten kurtarmaz ancak nafakanın belirlenmesinde bir ölçüt olarak ele alınabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi verdiği son tarihli bir kararında, nafaka yükümlüsünün işsiz olması halinde; “Erkeğin sürekli ve düzenli gelirinin olmaması onu yoksulluk nafakası ile sorumlu olmaktan kurtarmaz” denilmiştir. Dolayısıyla nafaka yükümlüsünün işsiz olması sonuca etkili olmamakta, ilgili kişi işsiz de olsa şartları oluşmuşa nafakasını ödemek zorundadır.

Nafaka Yükümlüsünün İşsiz Olması

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
2019/8410 ESAS 
2020/1070 KARAR

ERKEĞİN SÜREKLİ VE DÜZENLİ GELİRİNİN OLMAMASI ONU YOKSULLUK NAFAKASI İLE SORUMLU OLMAKTAN KURTARMAZ
NAFAKA YÜKÜMLÜSÜNÜN İŞSİZ OLMASI

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-İlk derece mahkemesince, davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, bölge adliye mahkemesince, davalı erkeğin kendisini yoksulluktan kurtaracak derecede düzenli ve sürekli geliri bulunmadığı, bu haliyle erkeğin, kadına yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulamayacağı gerekçesiyle kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. Erkeğin sürekli ve düzenli gelirinin olmaması onu yoksulluk nafakası ile sorumlu olmaktan kurtarmaz. Erkeğin sosyal ve ekonomik durumu yoksulluk nafakasının reddi veya kabulünde değil, yoksulluk nafakasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir unsurdur. İlk derece mahkemesince yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacı kadının lokantada çalıştığı, aylık 700 TL geliri olduğu, 350 TL kira ödediği bildirilmiş olup, bölge adliye mahkemesince 29.09.2019 tarihinde yapılan araştırmada Türkiye İş Kurumu bünyesinde meslek edindirme kursiyeri olup 2019 yılının 8. ayında kaydının sona erdiği anlaşılmaktadır. Boşanmaya sebep olan olaylarda erkek tam kusurlu olup çalışmasına engel bir durumunun olmadığı, kadının da sürekli ve düzenli geliri olmadığına göre, davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Davacı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, bu yön gözetilmeden isteğin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.

Adana Boşanma Avukatı; 

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası, anlaşmalı boşanma sonrası nafaka, anlaşmalı boşanma sonrası yoksulluk nafakası istenebilir mi

Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Yoksulluk Nafakası

Bu makalemizde anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası istenebilir mi sorusuna cevap arayacağız. Son yıllarda artan boşanma davalarına paralel biçimde eşlerin velayet, nafaka, tazminat vb hususlarda anlaşarak boşanma yolunu daha çok tercih ettikleri görülmektedir. Ancak anlaşma sırasında yoksulluk nafakası talebi olmayan eşlerin, anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası isteyip isteyemeyecekleri tartışma konusu olmuştur. Anlaşmalı boşanma sonrası nafaka ile ilgili Yargıtay kararları makalemizin sonunda yer almaktadır.

Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Yoksulluk Nafakası

Konuya geçmeden yani anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası istenebilir mi sorusunu cevaplamadan önce yoksulluk nafakası nedir sorusunu cevaplamayı uygun görüyoruz. Yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” Dolayısıyla yoksulluk nafakası eşlerden birinin diğerine ödediği bir nafaka türüdür. Çocuklara ödenen nafaka iştirak nafakası olarak anılır. Yoksulluk nafakası ile ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bilindiği üzere anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları hakkında anlaşmaya varması ve eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi, gerekmektedir. Dolayısıyla eşler anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakası konusunda da bir anlaşmaya varmalıdır.

Anlaşmalı boşanma protokolünde eşlerden birinin diğerinden yoksulluk nafakası talep etmemesi halinde, anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası davası açıp açamayacağı merak konusudur. Yargıtay son tarihli kararlarında anlaşmalı boşanma esnasında yoksulluk nafakası talep edilmemişse bu durum taraflar açısından kesin hüküm oluştuğundan anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası istenemeyeceğine hükmetmektedir.

Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Yoksulluk Nafakası Yargıtay Kararları

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2004/8440, Karar Numarası: 2004/9335, Karar Tarihi: 20.09.2004

ANLAŞMALI BOŞANMA,

YOKSULLUK NAFAKASI,

ANLAŞMALI BOŞANMA ESNASINDA YOKSULLUK NAFAKASI TALEBİ

Anlaşmalı boşanmanın unsurlarından biri de tarafların boşanmanın mali sonuçlarında da anlaşmış olmalarıdır. Mali sonuçlar yoksulluk nafakasını da kapsamaktadır. Anlaşmalı boşanma esnasında yoksulluk nafakası talep edilmemişse ve karar yoksulluk nafakasını içermiyorsa, taraflar açısından kesin hüküm oluştuğundan sonradan yoksulluk nafakası istenemez.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, Esas Numarası: 2012/836, Karar Numarası: 2013/306, Karar Tarihi: 06.03.2013

“…Hukuk Genel Kurulu’nun çoğunluğunca, tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından sözedilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.”

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, Esas Numarası: 2012/3-836, Karar Numarası: 2013/306, Karar Tarihi: 06.03.2013

FERAGAT BEYANINDA AÇIKÇA YOKSULLUK NAFAKASINDAN SÖZ EDİLMEMESİ,

NAFAKADAN FERAGAT EDİLMESİ SEBEBİYLE YOKSULLUK NAFAKASI İSTENEMEYECEĞİ

“…Uyuşmazlık, anlaşarak boşanma davasında nafaka isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi nedeniyle açacağı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır. Tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından söz edilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.”

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi örneği, nişan atmak nedeniyle manevi tazminat davası nasıl açılır, adana boşanma avukatı ücret

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Dava Dilekçesi

Bu makalemizde nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi örneğine yer vereceğiz. Daha önceki makalemizde de ele aldığımız üzere Türk Medeni Kanunu’nun 121. maddesine göre, nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi ile talep edilebilir. Maddeye göre, nişanlılardan birinin haklı bir sebep olmadan tek yanlı olarak nişanı bozması halinde diğer nişanlı manevi tazminat isteyebilir. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için buradanNişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat” başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz. Bu makalemizde nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi örneği ne yer verilecektir. Aşağıda yer verilen dilekçe örneği somut olaydaki şartlara uyarlanarak nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davası açılabilir.

Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Dava Dilekçesi

ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI                           : ………………………………………
VEKİLİ                            : Av. Selce MARAŞ BÜKEN
DAVALI                           : ……………………………………….
VEKİLİ                            : ……………………………………….

DAVA DEĞERİ               : ………………………..-TL

KONU                             : Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi nin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ      :

1- Müvekkil, davalı ile …/…/… tarihinde nişanlanmıştır. Nişanlılık dönemlerinde ilişkileri gayet iyi olmasına karşın davalı …, ortada hiçbir sebep yokken nişanı bozmuştur. Davalı müvekkil ile olan nişanı bozduktan sonra kısa süre sonra bir başkası ile nişanlanmıştır.

2- Nişanın aileler arasında da resmen bozulması sebebiyle müvekkil,  büyük bir psikolojik bunalıma girmiş ve sosyal çevresi içinde küçük düşmüştür.

3- Açıklanan nedenlerle müvekkil toplum içinde rencide olmuştur. Ortada hiçbir neden yokken ve tamamen davalının kusur nedeniyle bozulan nişan nedeniyle müvekkilin yaşadığı psikolojik bunalımları ve toplumda hissettiği baskıları hafifletebilmek amacıyla nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davası nın açılması zorunlu hale gelmiştir.

HUKUKİ DELİLLER    : Nişan fotoğrafları, nişan videosu, tanık beyanları ve diğer deliller.

HUKUKİ SEBEPLER  : TMK. 121 ve ilgili mevzuat.

SONUÇ VE İSTEM     : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, davalının ortada hiçbir neden yokken nişanı bozmasından dolayı uğranılan manevi zararların karşılığı olarak …………. TL. manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak boşanma, velayet, nafaka, tazminat  işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Aile konutu şerhi nedir, aile konutu nedir, aile konutu şerhi nasıl konulur, aile konutu şerhi satışa engel mi, aile konutu şerhi kaldırılması, adana

Aile Konutu Şerhi Nedir?

Bu makalemizde aile konutu şerhi nedir sorusunu ele alacağız. Aile konutu nedir, aile konutu şerhi nedir, aile konutu şerhi nasıl konulur, aile konutu şerhi kaldırılması, aile konutu şerhi satışa engel mi gibi konu başlıklarını makalemiz içeriğinde bulabilirsiniz.

Aile Konutu Nedir?

Aile konutu şerhi konusuna geçmeden önce aile konutu nedir sorusunu cevaplamakta fayda görüyoruz. Kanun gerekçesine göre aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır. En basit tanımıyla aile konutu nedir sorusu eşlerin ve varsa çocuklarının düzenli olarak birlikte yaşadıkları alana aile konutu denir. Eşlerin sürekli yaşamadığı yazlık, bağ evi gibi yerler aile konutu değildir.

Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesine göre; Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Dolayısıyla evin maliki olan eş her aile konutu ile ilgili her türlü işlemde diğer eşin rızasını almak zorundadır. Ancak malik olmayan eşin haklı bir sebep olmaksızın rıza vermemesi halinde de, malik olan eş Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinin 2. fıkrasına göre; hakimin müdahalesini isteyebilir.

Aile Konutu Şerhi Nedir?

Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinin 3. fıkrasına göre;Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Bu şerhe aile konutu şerhi denir.

Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur?

Aile konutu şerhi nasıl konulur sorusunun cevabı bu şekildedir. Malik olmayan eşin tapu müdürlüğüne giderek şerh koydurması yoluyla aile konutu şerhi işlenir.  Aile konutu şerhi için gerekli belgeler, Tapu Sicili Tüzüğün “Tasarruf hakkını yasaklayan şerhler için aranacak belgeler” başlıklı 49’uncu maddesine göre; aile konutu şerhi için merkezi nüfus idaresi sisteminden veya nüfus müdürlüğünden alınan yerleşim yeri belgesi ile medeni hâli gösterir nüfus kayıt örneği aranır.

Aile Konutu Şerhi Satışa Engel Mi?

Bu şerh ile birlikte malik olan eşin aile konutu üzerindeki yetkileri sınırlanmış olur. Aile konutu şerhi nin bulunduğu konut ile ilgili bir işlem yapılmak istendiğinde tapu müdürlüğü malik olmayan eşin rızası olmadan işlemi yapmayacaktır. Bu işlemler satış, bağış veya konut üzerindeki hakkı sınırlandıran ipotek, satış vaadi,intifa, sükna, kira şerhi gibi işlemlerdir. Dolayısıyla aile konutu şerhi satışa engel mi sorusuna evet cevabını verebiliriz.

Diğer yandan aile konutu şerhi icra satışı, hükmen tescil, cebri satış, haciz, tedbir gibi işlemleri durdurmaz. Tapu kütüğüne aile konutu şerhi işlenmesi ile birlikte üçüncü kişilerin aile konutu olduğunu bilmediklerine dair iyiniyet iddiaları da engellenmiş olur.

Aile Konutu Şerhi Kaldırılması

Aile konutu şerhi kaldırılması halleri ise çeşitlidir. Eğer şerhi malik olmayan eş koydurmuşsa yine malik olmayan eşin talebiyle aile konutu şerhi kaldırılır. Yine aile konutu şerhi kaldırılması hallerinden bir kaçı şu şekildedir;  Şerh eşlerin birlikte talebiyle işlenmiş ise; her ikisinin veya lehine şerh verilenin talebiyle, Eşlerin birlikte malik olduğu hisseli taşınmaz mallarda şerh eşlerden birinin talebiyle işlenmiş ise; eşlerin ikisinin veya lehine şerh verilenin talebiyle, Malik olan eşin talebiyle şerh verilmiş ise malik olmayan eşin de talep ya da muvafakatiyle, Ölüm halinde sağ kalan eşin tek yanlı talebiyle, Aile konutu şerhinin terkinine ilişkin mahkeme kararının ibrazı ile, Kesinleşmiş boşanma veya evliliğin iptali ilamının ibrazı halinde malik olan eşin tek taraflı talebiyle, Yeni bir aile konutu edinildiğinin ve o taşınmaza aile konutu şerhi işlendiğinin kanıtlanması durumunda malik olan eşin talebiyle, aile konutu şerhinin kaldırılması mümkündür.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu makalemizde boşanma dilekçesi örneği yer almaktadır. Boşanma davası da her dava gibi dilekçe ile açılır. Adana boşanma avukatı, boşanma örnek dilekçe

Boşanma Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde boşanma dilekçesi örneği ne yer verilecektir. Boşanma davası da her dava gibi dilekçe ile açılır. Boşanma davası dilekçesi ile basitçe eşlerin evlilik birliğini devam ettiremeyecek durumda olduğu ve evliliğin hakim kararı ile sona erdirilmesidir.

Boşanmada, eşlerin boşanma, ve nafaka, velayet, velayet paylaşım vb hususlarda anlaşmış olmaları halinde anlaşmalı boşanma davası sonucunda sağlanabilir. Dava, eşlerin bu hususlardan herhangi birinde anlaşamaması halinde boşanma dilekçesi örneği ile çekişmeli boşanma davası şeklinde de açılabilir. Anlaşmalı boşanma davası için buradan, çekişmeli boşanma davası için buradan ilgili ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

İş bu makalemizde yer verilen boşanma dilekçesi örneği çekişmeli boşanma davasına yöneliktir. Anlaşmalı boşanma ise bir protokol ile yapılacaktır. Anlaşmalı boşanma protokol örneğine buradan ulaşabilirsiniz. Çekişmeli olarak açılan boşanma davasının tarafların anlaşmasıyla anlaşmalı boşanma davasına dönüşmesi de mümkündür. Hukuk sistemimizde avukat ile temsilin zorunlu olmamakla birlikte boşanma davasında, adana boşanma avukatı ndan hukuki danışma hizmeti almanız en büyük tavsiyemizdir.

Boşanmada eşlerin birbirinden maddi tazminat veya manevi tazminat talepleri de olabilir. Boşanma davalarında, tazminatın belirlenmesinde eşlerin kusur durumu ve eşlerin maddi güçlerinin tam olarak ortaya konması önem arz ettiğinden bir adana boşanma avukatı aracılığıyla takip edilmesinde hukuki yarar olduğu görüşündeyiz.

Boşanma Dilekçesi Örneği

ADANA …. AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI: ………………….

VEKİLİ: Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI: ………………….

KONU: Evlilik birliği temelinden sarsıldığından boşanmaya ve çocukların velayetinin müvekkile verilmesine karar verilmesi ve manevi tazminat talebidir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkil ile davalı ….. tarihinde evlenmiş olup, bu evlilikten ……. Doğumlu ………….. ve …….. Doğumlu ……… isimli iki çocuk dünyaya gelmiştir. Müvekkil ile davalı birbirlerini tanımadan görücü usulü evlenmiş olup, evlilik sonrası davalının müvekkile karşı olumsuz kişiliği ortaya çıkmış, zamanla anlaşmazlıklar artarak devam etmiştir. Kültür farklılığı, mizaç uyumsuzluğu baş göstermiştir.

2. Davalı ev hanımıdır. Ancak müvekkile karşı olumsuz tavırları, müvekkilin kazancını yetersiz görmesi, daha iyi bir hayat isteği, istedikleri yerine gelmeyince de müvekkili aşağılar konuşma ve tavırları, çocuklarına karşı olumsuz hareketleri neticesinde evlilik birliği çekilmez hale gelmiştir.

3. Davalı yaklaşık 5 ay önce evliliği daha fazla devam ettiremeyeceğini söyleyip, eşyalarını toplayıp, müvekkilimi ve çocuklarını terk etmiştir. Davalı bu 5 aylık süreç içinde bir kez olsun çocuklarını görmek istememiştir.

4. Müvekkilin maddi durumu yerindedir. Davalının terk edip gittiği çocuklara müvekkilin işte olduğu zamanlar hemen alt katta oturan ve bütün gün evde olan anne ve babası bakmaktadır. Zaten çocuklar doğduklarından beri aynı evde babaanne ve dedeleri ile altlı üstlü oturduklarından ve sık sık bu kişilerle vakit geçirdiklerinden bu durumu yadırgamamışlar, hatta bir kere olsun annelerinin nerede olduğunu sormamışlardır.

5. MÜŞTEREK ÇOCUKLARIN GEÇİCİ VELAYETİNİN VE DAVA SONUNDA VELAYETİN MÜVEKKİLE VERİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ. Zira;

  • Davalının çocuklarını terk edip gitmiş, çocuklarını 5 aydır arayıp sormamıştır.
  • Davalı eşin hem babasına hem de çocukların bakımı ile ilgilenmesi mümkün değildir.
  • Davalı ev hanımıdır. Sabit bir geliri yoktur
  • Davalının evi terk etmesi nedeniyle de çocuklar ile ilişkisi zedelenmiştir. Davalı terk ettiğinden beri çocuklar bir kez olsun müvekkile “Annemiz nerede” diye sormamışlardır. Hatta şu an davalı olmadan daha huzurlu ve mutludurlar. Ayrıca davalı çocuklara baskıcı, sert ve ters bir tutumda olmuştur
  • Çocuklar şu an bulundukları yerde huzur ortamı içinde büyümektedirler. Bu doğrultuda çocuğun alıştığı ve büyüdüğü çevreden koparılmaması gerekmektedir. Çocuklar doğduklarından beri müvekkilin kaldığı evde oturmaktadır. Tüm okul arkadaşları, mahalle arkadaşları, komşuları, akrabaları babaanne ve dedesi de bu çevrededir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2014/27852 E, 2015/249 K ve 13/01/2015 tarihli kararı; “…Baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönünde bir delil de mevcut olmadığına göre, müşterek çocuğun uzun zamandır davalı babayla yaşadığı ve ortama da alıştığı gözetilerek, velayetinin babaya bırakılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır…”)
  • Kardeşlerin birbirinden ayrılmamasının gelişimleri bakımından önemlidir. Bu nedenle hem ……’nın hem …….’in velayetinin müvekkile verilmesini talep ederiz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2014/4755 E, 2014/14882 K ve 30/06/2014 tarihli kararı; “…Velayetin düzenlenmesinde, çocukların üstün yararı, ana ve babanın isteklerinden önce gelir. O halde, müşterek çocuğun isteği ve kardeşlik duygularının gelişmesi için kardeşlerin birbirlerinden ayrılmaması kıstası da dikkate alındığında, ortak çocuklardan Cenker’in velayetinin de davacı-karşı davalıya verilmesi gerekirken…”)

Velayetin kime verileceğinin takdirinde sadece çocuğun menfaatini göz önünde bulundurmalıdır. Buna velayetin belirlemesinde çocuğun üstün yararı ilkesi denilmektedir. Yargıtay‘a göre çocuğun yararı; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun üstün yararını belirlerken, onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Somut olayda da ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI İLKESİ göz önünde tutulduğunda çocukların davalının değil; müvekkilin yanında bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişim sağlayabilecekleri ortadadır.

BU DOĞRULTUDA İDRAK ÇAĞINDA OLAN ÇOCUK ……..’İN SAYIN MAHKEMENİZ’CE DİNLENMESİNİ DE TALEP EDERİZ.

6. Davalının yapmış olduğu olumsuz ve kusurlu hareketler, müvekkilin hakaretlere maruz kalması ve toplum içerisinde küçük düşürülmesi, davalının çocuklarına eziyet etmesi, sonucunda evi ve çocuklarını terk edip gitmesi, bir daha da arayıp sormaması müvekkilde büyük bir hayal kırıklığına neden olmuş, müvekkil üzüntü içinde psikolojik çöküntüye girmiştir. Davalı tarafından oluşturulan ve müvekkilde oluşan manevi keder, üzüntü, moral bozukluğunu kısmen de hafifletmesi amacıyla tamamen kusurlu olan davalıdan ………. TL manevi tazminat talep etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

7. Sonuç olarak, davalı taraf, normal aile hayatına intibak edememiş, müvekkilin gelirini yetersiz görmüş, lüks bir hayat istemiş, müvekkili sürekli başka kişilerle kıyaslamış, maddi ve manevi olarak müvekkili sürekli aşağılayarak, maddi ve manevi baskı kurarak ortak aile hayatını çekilmez duruma getirmiş ve nihayetinde evi ve çocuklarını terk edip gitmiştir. Böylesi bir evliliğin devam etmesi beklenemez.

HUKUKİ DELİLLER :

  1. Nüfus kayıtları,
  2. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması,
  3. Tanık,
  4. Yemin,
  5. Uzman İncelemesi,
  6. Yargılamanın işine yarayacak her tür kanıt.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edildiği üzere;

  1. Tarafların evlilik birliğini devam ettirme durum ve ihtimali kalmadığından tarafların BOŞANMALARINA;
  2. Müşterek çocuklardan …….. doğumlu ……. ve ……… doğumlu …….’in GEÇİCİ VELAYETİNİN VE DAVA SONUNDA VELAYETİNİN MÜVEKKİLE VERİLMESİNE,
  3. Müvekkil için, davalı aleyhine ………… TL MANEVİ TAZMİNATA hükmedilmesine;
  4. Dava sonucunda, YARGILAMA GİDERLERİ VE, AVUKATLIK ÜCRETİNİN DAHİ DAVALIYA YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Yaş büyütme dava dilekçesi, yaş büyütme davası, yaş küçültme davası , yaş tashihi nedir, yaş tashihi dava dilekçesi örneği, yaş büyütme dilekçesi örneği

Yaş Büyütme Dava Dilekçesi

Bu makalemizde yaş büyütme dava dilekçesi örneğini paylaşıyoruz. Yaş tashihi davası olarak da ifade edilebilecek bu dava 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu‘na göre yürütülür. Nitekim Medeni Kanunumuzun 39. maddesine göre; Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. Dolayısıyla yaş tashihi davası, yaş büyütme veya yaş küçültme istemiyle açılabilir. Aşağıda nüfus kütüğüne asıl doğum tarihi yerine, daha küçük yazıldığı iddiasına dayalı yaş büyütme dava dilekçesi örneğine yer verilmiştir.

Yaş Büyütme Dava Dilekçesi

ADANA …. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI: ………………….

VEKİLİ: Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI: ………… Nüfus Müdürlüğü

KONU : Yaş tashihi talebimizi içerir dilekçedir.

AÇIKLAMALARIMIZ

  1. Müvekkil gerçekte…../…../… tarihinde doğmuştur. Ancak nüfus kütüğüne …./…./….. doğumlu olarak kaydedilmiştir. Doğum evde gerçekleştirildiği için hastane kaydı maalesef mevcut değildir
  2. Müvekkilin görünüşü ve kemik yapısı incelendiğinde de iddiamız kolayca anlaşılacaktır. Tam teşekküllü bir devlet hastanesinden alınacak rapor da tezimizi doğrulayacak en sağlam kanıt olacaktır.
  3. Nüfus kaydına hatalı kayıt nedeniyle müvekkilim resmi daireler başta olmak üzere, işlem yaptığı tüm mercilerde sorun yaşamaktadır. Bu doğrultuda doğum tarihinin gerçek tarihi olan …/…./…. Olarak düzeltilmesini isteme zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ DELİLLER: Nüfus kaydı, sağlık raporları, kemik yaşı ölçümü, tanık, yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde müvekkilin nüfus kaydında …../……/……. olarak yer alan doğum tarihinin …../……/……. olarak düzeltilmesi yönünde karar verilmesini, saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Velayetin değiştirilmesi dava dilekçesi örneği, velayetin değiştirilmesi davası, adana velayet avukatı, velayetin değiştirilmesi dava dilekçesi örneği...

Velayetin Değiştirilmesi Dava Dilekçesi

Daha önceki makalemizde de açıkladığımız üzere velayet davalarında en önemli kıstas çocuğun menfaatidir. Dolayısıyla çocuğun velayetini alan tarafın çocuğun menfaatine aykırı hareket etmesi halinde velayetin değiştirilmesi davası mümkündür.  Velayet Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesinde düzenlenmiştir. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için “Velayet Davası Nedir? Velayet Kime Verilir?” başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Bu makalemizde velayetin değiştirilmesi dava dilekçesi örneği konu edilmiştir.

Velayetin Değiştirilmesi Dava Dilekçesi

ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI : …………………

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : …………………

KONU:

Müşterek çocuk …… d.lu ………’nın YARGILAMA SÜRESİNDE GEÇİCİ VELAYETİNİN VE DAVA SONUNDA VELAYETİNİN MÜVEKKİLE VERİLMESİNE karar verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkil ile davalı anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Bu boşanma esnasında müşterek çocuk …… d.lu …..’nın velayeti baskı ve tehditleri nedeniyle davalı babaya verilmiştir. Tarafların …… Aile Mahkemesi’nin 2019/….. E, 2019/…..K sayılı boşanma kararı ve kesinleşme şerhi dilekçemiz ekinde arz edilmektedir.

Çocuk boşanma kararının verildiği tarihten sonra çok uzun bir süre velayeti davalıda olmasına rağmen müvekkilde kalmıştır. Boşanma kararı tarihinden sonra müşterek çocuk müvekkil ile yaşamaya devam etmiş, tüm bakım ve ihtiyaçları müvekkil tarafından karşılanmıştır. Baba da çocuğu velayete dayanarak alma talebinde bulunmamış, velayetin getirdiği yükümlülüklere aykırı davranmıştır. Müvekkil çocuğun tüm bakım ve giderlerini karşılarken davalı müvekkilden intikam almak amaçlı çocuğu yanına almıştır. Fakat davalı çocuğa bakabilecek durumda değildir. Şöyle ki;

DAVALI TÜM GÜN İŞTE ÇALIŞMAKTA VE TEK BAŞINA YAŞAMAKTADIR. DAVALI İŞTEYKEN ÇOCUK EVDE YALNIZ KALMAKTADIR.

Bu nedenle müşterek çocuk öğlen okuldan eve geldiğinde evde tek başına kalmaktadır. 8 yaşında olan müşterek çocuk için akşam babası gelene dek evde tek başına olmasının çocuğun menfaatine olmadığı ortadadır.

DAVALI KUMAR OYNAMAKTA EVE GECE GEÇ SAATLERDE GELMEKTEDİR.

Davalı yukarıda da belirttiğimiz üzere kumar bağımlısıdır. Akşam işten çıktıktan sonra eve gelmemekte uzun süre kumar masasında kalmakta, geç saatlerde eve dönmektedir. Bu durumdan müşterek çocuk olumsuz etkilenmekte, velayeti altında olduğu babasıyla vakit geçirememektedir.

DAVALI YALNIZ YAŞAYAN BİR ERKEK OLMASI NEDENİYLE EVİN İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMAMAKTADIR.

8 yaşındaki bir çocuğun yaşaması gereken ortam hiç şüphesiz ki bir bekar evi değildir.

ÇOCUK PEK ÇOK KEZ ANNESİNİ DARP EDERKEN GÖRDÜĞÜ DAVALI İLE İLİŞKİLERİ ZEDELENMİŞTİR.
DAVALI ÇOCUĞU YANINA ALDIKTAN SONRA OKULUNU DA DEĞİŞTİRMİŞTİR. BU NEDENLE DERSLERİ GÜN BE GÜN KÖTÜYE GİTMEKTEDİR.
ÇOCUĞUN DAVALI BABA YANINDA KALMASININ ÇOCUĞUN BEDENİ, FİKRİ VE AHLAKİ GELİŞİMİNE ENGEL OLACAĞI AÇIKÇA ORTADADIR.

Çocuğun davalı yanındaki şartları oldukça kötüdür. Nitekim müvekkil de oğlunu her geçen gün daha da zayıflamış görmektedir. Çocuk müvekkile mutlu olmadığını annesini istediğini söylemektedir.

TEDBİR TALEBİMİZ

Önceki paragrafta kısa bir özetine yer verdiğimiz, aşağıda ayrıntıları ile anlatacağımız nedenler dahilinde, çocuğun yaşı, davalının kötü alışkanlıkları ve agresif karakteri, çocuğun bakımını sağlayamaması, babanın çocuğu kaçırma riskinin yüksek olması, çocuğun anne ile yaşamaya devam etmek istemesi, çocuğun üstün yararının gözetilmesi gerekleriyle; ÇOCUĞUN GEÇİCİ VELAYETİNİN YARGILAMA SÜRESİNCE MÜVEKKİL ANNEYE VERİLMESİNİ TALEP EDERİZ.

Ayrıca çocuğun daha fazla mağduriyet yaşamaması adına İVEDİ OLARAK SOSYAL İNCELEME RAPORUNUN ALINMASI talebimiz vardır.

Ancak davalı bir süre sonra BAKAMAYACAĞINI BİLDİĞİ HALDE müvekkile acı çektirmek için müşterek çocuğu yanına almıştır. Davalı TEK BAŞINA YAŞAMAKTADIR, öğleden sonra okulu bitince eve gelen ÇOCUK TÜM GÜN YALNIZ KALMAKTADIR. Ayrıca DAVALI KUMAR BAĞIMLISIDIR, kumar masasından olur da kalkabilirse GECE GEÇ SAATLERDE EVE GELMEKTEDİR. Davalı müşterek çocuğu yanına aldıktan sonra da çocuğun okulunu değiştirmiş, annesinden ayrılmasıyla birlikte okulunun değişmesi çocuğun hem psikolojik durumuna hem de ders notlarına olumsuz etki etmiştir. Çocuk yaşı itibariyle de (8 yaş) ANNE SEVGİSİNE MUHTAÇ durumdadır.Bu doğrultuda müşterek çocuk …..’nın davalı babada olan velayetinin değiştirilerek müvekkil anneye verilebilmesi için velayetin değiştirilmesi dava dilekçesi ile iş bu davayı açmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER :

  1. ……. Aile Mahkemesi’nin 2019/…. E, 2019/…. K sayılı boşanma karar
  2. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması,
  3. Nüfus kayıtları,
  4. Tanık,
  5. Yemin,
  6. Uzman incelemesi,
  7. Bilirkişi incelemesi,
  8. Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edildiği üzere;

Müşterek çocuk …. d.lu ……’nın VELAYETİNİN DAVALIDAN ALINARAK MÜVEKKİLE VERİLMESİNE ve İŞTİRAK NAFAKASINA hükmedilmesine,

Çocuğun üstün yararı gözetilerek, yargılama sona erene dek VELAYETİNİN TEDBİREN MÜVEKKİL ANNEYE VERİLMESİNE ve   hükmedilmesine, ivedi olarak SOSYAL İNCELEME RAPORU alınmasına,

Dava sonucunda, YARGILAMA GİDERLERİ VE, AVUKATLIK ÜCRETİNİN DAVALIYA YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Velayetin değiştirilmesi davası iş bu velayetin değiştirilmesi dava dilekçesi ile açılabilir.

Büken Hukuk & Danışmanlık BürosuAdana velayet avukatı olarak boşanma, velayet, nafaka, tazminat  işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. 

Adana velayet avukatı olarak “Velayet Davası Nedir? Velayet Kime Verilir?” başlıklı makalemize buradan, “Velayetin Belirlenmesinde Çocuğun Yararı” başlıklı makalemize buradan, “Ortak Velayet Nedir?” başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Evlenme engelleri nelerdir? Kesin evlenme engeli, kesin olmayan evlenme engeli, bekleem (iddet süresi), hısımlık, akıl hastalığı, mevcut evlilik, TMK.

Evlenme Engelleri Nelerdir?

Evlenme engelleri Türk Medeni Kanunu’nun 129 ve devamı maddelerinde yer verilmiştir. Evlenme engellerinin bir kısmı evliliğin hükümsüz olmasına neden olurlar. Bunlara kesin evlenme engelleri denir. Bir kısmı ise evlenmenin geçerliliğini etkilemez, bunlara ise kesin olmayan evlenme engelleri denir.

Evlenme Engelleri Nelerdir?

Evlenme engelleri TMK’nun 129 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, kesin evlenme engelleri ve kesin olmayan evlenme engelleri olarak ikiye ayrılırlar.

Kesin Evlenme Engelleri

Kesin evlenme engelleri evliliğin geçerliliğini doğrudan etkileyen, var olması halinde evliliğin hükümsüz olmasına neden olan durumlardır. Kesin evlenme engelleri, hısımlık, mevcut evlilik ve akıl hastalığıdır.

  • HISIMLIK: Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri
    arasında, Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin
    üstsoyu veya altsoyu arasında, evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlilik yasaktır.
  • MEVCUT EVLİLİK: Geçerli bir evlilik yapılabilmesi için evleneceklerin bir başkası ile evli olmaması gerekir. Medeni Kanunumuz çifte evliliğe izin vermemektedir. Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez.
  • AKIL HASTALIĞI: Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu
    raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler. Aksi halde yapılan evlilik geçersiz olur

Kesin Olmayan Evlenme Engelleri

Kesin olmayan evlenme engelleri, kesin evlenme engelleri kadar ağır sonuçlar doğurmazlar. Kesin olmayan evlenme engellerinden birinin varlığı halinde evlilik hükümsüz hale gelmez. Bunlar kadınlar için bekleme (iddet) süresi ve bulaşıcı hastalıklardır.

  • BEKLEME (İDDET) SÜRESİ: – Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez. Doğurmakla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
  • BULAŞICI HASTALIKLAR: Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 123. maddesine göre;  Frengi, belsoğukluğu ve yumuşak şankr ve cüzzama ve bir akıl hastalığına yakalanmış olanların evlenmesi yasaktır. Bu hastalıklar usulü dairesinde tedavi edilip bulaşma tehlikesi geçtiğine veya
    iyileştiğine dair tabip raporu ibraz olunmadıkça hastalığa yakalanmış olanlar nikahları aktolunmaz.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İştirak Nafakasının Artırılması Dava Dilekçesi, nafakanın artırılması davası dilekçe örneği, iştirak nafakasının artırılması, adana boşanma avukatı...

İştirak Nafakasının Artırılması Dava Dilekçesi Örneği

İştirak nafakasının artırılması dava dilekçesi örneği makalemizin devamında yer verilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 182/2 maddesi gereğince; “Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.”İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir. Ekonomik şartların değişmesi halinde İştirak nafakasının artırılması davası açılması mümkündür.

İştirak nafakasının artırılması davası açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. İştirak nafakasının artırılması davası küçüğe fiilen bakan ana veya baba tarafından diğerine karşı çocuk adına açılır. İştirak nafakasının artırılması davası na bakmaya Türk Medeni Kanunu’nun 177. maddesi gereğince nafaka alacaklısının yerleşim yeri aile mahkemesi yetkilidir.

ştirak nafakasının artırılması davası, makalemizin devamında sunduğumuz iştirak nafakasının artırılması dava dilekçesi örneği ile açılabilir.

İştirak Nafakasının Artırılması Dava Dilekçesi

ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI : ………….

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : ………….

KONU : Müşterek çocuklar …. ve…..’in iştirak nafakasının artırılması, iştirak nafakasının iki çocuktan her bir çocuk için dava tarihinden itibaren aylık …… TL’ye yükseltilmesine karar verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkil ile davalı ……. Aile Mahkemesi’nin ……. E, ……. K sayılı ilamı ile boşanmışlar, müşterek çocuklar ../../….. doğumlu ……. ile ../../….  doğumlu ……..nın velayetleri müvekkile verilmiştir.

2. …… Aile Mahkemesi’nin ……. E, ……. K sayılı kararı ile birlikte, davalının velayeti müvekkile bırakılan müşterek çocukların her birine aylık …..’er TL iştirak nafakası ödenmesine karar verilmiştir.

3. Ve ancak davalı, çok geçmeden açtığı dava ile nafakanın kaldırılması davası açmış, …… Aile Mahkemesi’nin ……. E, ……. K ../../…. T sayılı kararı ile müşterek çocuklara ödenen iştirak nafakası kaldırılmamış ise de, aylık ….TL’ye indirilmiştir.

4. Günümüz ekonomik şartları; müşterek çocukların değişen yaşları (örneğin müşterek çocuk ……’nın bu sene okula başlamış olması, ……’ın lise giriş sınavlarına hazırlanıyor olması, davacı annenin ailesi ile değil kirada oturuyor olması gibi) eğitim, bakım, barınma gibi ihtiyaçları, ağırlaşan maddi şartlar sebebiyle davalının ödediği …….. TL iştirak nafakası yetersiz kalmaktadır.

5.  …… Aile Mahkemesi’nin ../../….. tarihinde verdiği nafakanın azaltılması kararından bu yana;

  • Müvekkil, kirada oturmaktadır. Nafakanın azaltılması kararı verildiği tarihte ailesi ile birlikte yaşamakta ise de, günümüzde müşterek çocukların daha iyi eğitim alabilmesi için …….’da bir ev tutmuştur. Müşterek çocuklar ile birlikte yaşadığı eve aylık …….TL kira ödemektedir.
  • Müvekkil çalışmamaktadır, hiçbir geliri yoktur. Geçimini ve müşterek çocukların bakım ve eğitim giderlerini davalıdan aldığı nafaka ve ailesinin yardımları ile sağlamaktadır.
  • Davalı “evlendiğini ve yeni bir aile kurduğunu” söyleyerek hükmedilen nafakayı da uzun zamandır ödememiştir.
  • Müşterek çocukların her ikisi de okul çağındadır.
  • Müşterek çocuklardan …/…/…..  doğumlu………, ……… Okulunda ……. öğrencisidir. Lise giriş sınavlarına hazırlanan …….. etüt merkezine gitmektedir.
  • Müşterek çocuklardan …/…/…..  doğumlu………, ise, bu yıl ilkokula başlamıştır. O da …………… Okuluna gitmektedir.

6. Davacı müvekkil ve müşterek çocukların içinde bulunduğu bu zor koşullara rağmen davalının geliri oldukça iyi durumdadır. Şöyle ki; ……………………..

7. Arz ve izah edilen nedenler dahilinde; Müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu (her ikisi de okul çağındadır), İhtiyaçları, önceki nafaka tarihinden itibaren geçen süre gözetildiğinde hükmedilen ……. TL’lik iştirak nafakası fahiş derecede düşük kalmaktadır Müşterek çocuklar ……. ve ……..’in iştirak nafakasının artırılması, iştirak nafakasının iki çocuktan her bir çocuk için dava tarihinden itibaren aylık …… TL’ye yükseltilmesine karar verilmesi amacıyla İştirak Nafakasının Artırılması Dava Dilekçesi ni Sayın Mahkemenize sunmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER :
……. Aile Mahkemesi’nin ……. E, ……. K sayılı boşanma kararı,
……. Aile Mahkemesi’nin ……. E, ……. K sayılı nafakanın azaltılması kararı,
Davalının işyeri kayıtları ve SGK hizmet dökümü,
Müvekkilin müşterek çocuklar ile birlikte yaşadığı konuta ait kira sözleşmesi,
Müşterek çocukların öğrenci belgeleri,
Tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmaları,
Tanık,
Yemin,
Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde,

1. Müşterek çocuklardan ….’nın okula başlamış; ….’nın lise giriş sınavlarına hazırlanıyor olması, müvekkilin kirada oturuyor olması, çalışmıyor olması, çocuklarının geçimini davalıdan aldığı nafaka ve ailesinden aldığı yardımlar ile sağlıyor olması gibi değişen ve ağırlaşan maddi şartlar sebepleriyle; Müşterek çocuklar …… ve ……’ın iştirak nafakasının artırılması, davalının ödediği iştirak nafakasının, iki çocuktan her bir çocuk için dava tarihinden itibaren aylık ……… TL’ye yükseltilmesine;

2. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline;

Karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. 27/02/2019

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak boşanma, velayet, nafaka, tazminat  işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Babalık Davası Nedir? Babalık Davasını Kim Açabilir? Babalık Davası İspat, Yetkili ve Görevli Mahkeme, Babalık Karinesi, Adana avukat

Babalık Davası Nedir?

Babalık davası nedir sorusuna kısa ve öz bir cevap vermek gerekirse, babalık davası çocuk ile babası arasındaki soybağının mahkeme yoluyla belirlenmesini sağlayan dava türüdür. Medeni Kanununun 301 ve devamı maddelerinde düzenlenen babalık davası sonucunda mahkemenin verdiği babalık hükmü ile soybağı kurulur.

Babalık Davasını Kim Açabilir?

Babalık davasının tarafları Medeni Kanunun 301. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre; Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir. Babalık davasının davacısı anne ve çocuktur.

Düzenlemeye göre anne çocuktan bağımsız olarak babalık davası açabilir ve bu davada doğum dolayısıyla yaptığı giderlerin ödenmesini talep edebilir. Bu durumda dava anne tarafından açılmışsa, çocuğun davada temsil edilebilmesi için çocuğa kayyım atanması gerekir. Yine aynı şekilde çocuk da annesinden bağımsız olarak babalık davası açabilir. Anne daha önce babalık davası açmamış hatta açtığı babalık davasını kaybetmiş olsa dahi çocuğun dava açma hakkı vardır.

Babalık davasının davalısı ise babadır. Eğer baba ölmüşse dava mirasçılarına karşı açılır.

Babalık Davasında Hak Düşürücü Süre

Babalık davasında zamanaşımı değil hak düşürücü süre vardır. Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Annenin dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.

Babalık Davası Yetkili ve Görevli Mahkeme

Babalık davasında yetkili mahkeme Medeni Kanunun 283. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre babalık davasında yetkili mahkeme taraflardan birinin veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesidir. Davayı bakmaya görevli mahkeme ise aile mahkemesidir.

Babalık Davasında İspat

Babalık davasında ispat yükü davacıdadır. Davacı babalık karinesine dayanabilir. Babalık karinesi, Medeni Kanunun 302. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine sayılır. Davacı, doğumdan önceki bu süreler arasında davalı ile cinsel ilişkide bulunduğunu ispat etmesi halinde, bu cinsel ilişki ile doğum arasındaki bağın ayrıca ispatına gerek olmaksızın davasını ispat etmiş sayılacaktır.

Davalının çocuğun babası olmasının olanaksızlığını veya bir üçüncü kişinin baba olma
olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu ispatlarsa babalık karinesi geçerliliğini kaybeder.

Yine aynı şekilde davalının annenin gebe kaldığı sırada evli olduğunu ileri sürmesi de mümkündür. Zira annenin gebe kaldığı sırada bir başkasıyla evli olması hali babalık davası açılmasına engeldir. Çünkü evlilik sırasında doğan çocuk hakkında babalık karinesi nedeniyle çocuğun babasının onu doğuran kadının kocası olduğu kabul edilecektir.

Babalık Davasının Sonuçları

  • Babalık davasının doğal bir sonucu olarak baba ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi kurulmuş olur.
  • Evlilik dışı doğan çocuğa bakmakla yükümlü olan anne, babalık davası sonucu soybağı kurulan babadan çocuğun bakım ve giderleri için iştirak nafakası talep edebilir.
  • Anne babalık davası ile birlikte veya davadan sonra doğum giderlerinin, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerinin ve gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderlerin karşılanmasını babalık davası tazminat olarak talep edebilir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu,adana boşanma avukatı olarak boşanma, velayet, nafaka, tazminat  işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.