Kategori: Aile ve Şahıs Hukuku

Nafakanın azaltılması davası dilekçe örneği, nafakanın kaldırılması, örnek dilekçe, adana boşanma avukatı, nafakanın düşürülmesi davası nasıl açılır

Nafakanın Azaltılması Davası Dilekçe Örneği

Bu makalemizde nafakanın azaltılması davası dilekçe örneği olarak kullanılabilecek içeriğe yer verilecektir. Ancak nafakanın düşürülmesi, miktarının azaltılması amacıyla açılan nafakanın azaltılması davası dilekçe örneği ne geçmeden önce, nafakanın azaltılması davası hakkında kısaca bilgi vermeyi uygun görüyoruz.

Nafakanın azaltılması davası hukuki dayanağını Türk Medeni Kanunu’nun 176/4 maddesinden alır. Düzenlemeye göre;  Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Buna göre mali durumu değişen örneğin geliri önemli ölçüde değişen nafaka yükümlüsü nafakanın azaltılması davası açabilir. Aile mahkemesi hakimi, nafakanın azaltılması davası nda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermekle yükümlüdür.

Makalemizin devamında yer verdiğimiz nafakanın azaltılması davası dilekçe örneği, açılacak davada kullanılabilecekse de, örnek niteliğine olduğu unutulmamalıdır. Hukuki metinlerin somut olayın şartlarına göre özel olarak hazırlanması gerekliliği karşısında  somut olayın doğru değerlendirilmesi açısından adana boşanma avukatı ndan hukuki danışmanlık alınması gerekmektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilir veya 0507 057 53 35 nolu telefon numaramızdan bizlere ulaşabilirsiniz.

Nafakanın Azaltılması Davası Dilekçe Örneği

ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI : ………………………..

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : ………………………..

KONU : Yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde müvekkilin gelirinin önemli ölçüde azalmış, davalının ise sürekli ve düzenli gelir elde etmiş olması sebebiyle Adana … Aile Mahkemesi’nin …./…. Esas, …./….. Karar sayılı ilamı ile davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde nafakanın azaltılması talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1.Müvekkil ile davalı Adana … Aile Mahkemesi’nin …./…. Esas, …./….. Karar sayılı ilamı ile boşanmışlar, karar ile birlikte müvekkilin davalıya aylık …. TL yoksulluk nafakası ödemesine karar verilmiştir. Boşanma kararının verildiği …/…/….. tarihinde …….. olarak çalışan ve o dönemde oldukça iyi bir gelire sahip olan müvekkil, şu an işinden ayrılmış olup, bu doğrultuda ekonomik durumu önemli ölçüde değişmiştir.

2. Müvekkilin ekonomik şartları kötüye giderken davalının ekonomik şartları her geçen gün daha iyiye gitmiştir. Davalı şu anda, …… olarak çalışmakta olup, aylık ….. TL kazanç sağlamaktadır. Görüldüğü üzere davalının gelir durumu müvekkilden çok daha iyi durumdadır.

3. Türk Medeni Kanunu’nun 176/3.maddesinde; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılacağı; 176/4.maddesinde ise, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irad biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın artırılması yada azaltılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir.

4. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/10053 Esas, 2017/597 Karar sayılı kararında, somut olaya oldukça benzer bir kararında; “…Tarafların, 06/06/2014 tarihinde boşandıkları, boşanma kararı ile davalı lehine aylık 300 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, davalının daha sonra zabıt katibi olarak çalışmaya başladığı, 2.100,00 TL maaş aldığı, babasına ait evde oturduğu, davacının ise memur olduğu, 2.060,00 TL maaş aldığı, 400,00 TL kira ödediği anlaşılmaktadır O halde, mahkemece; davalının boşanma tarihinden sonra memur olarak çalışmaya başladığı, sürekli ve düzenli bir gelirinin olduğu belirlenmekle; nafaka alacaklısı kadının yoksulluğunun ortadan kalktığı anlaşıldığından yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” diyerek yoksulluk nafakasının kaldırılması davası nın kabulüne karar verilmesi gerektiğine karar vermiştir.

5. Görüldüğü üzere davalının boşanma tarihinden sonra ……… olarak çalışmaya başlaması ile sürekli ve düzenli bir gelir elde ettiği açıkça ortadadır. Bu kapsamda nafaka alacaklısı davalının yoksulluğunun ortadan kalktığı da barizdir.  İş bu nedenler dahilinde davamızın kabulü ile Adana …. Aile Mahkemesi’nin …./…. Esas, …./….. Karar sayılı ilamı ile davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına karar verilmesini talep etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER: 

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemeniz’ce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, davamızın kabulü ile  Adana … Aile Mahkemesi’nin …./…. Esas, …./….. Karar sayılı ilamı ile davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde nafakanın azaltılmasına  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

 

 

Nafaka şikayet dilekçesi örneği, nafakanın ödenmemesi icra ceza şikayet dilekçesi adana boşanma avukatı, nafaka yükümlülüğünün ihlali nafaka ödememe şikayet

Nafaka Şikayet Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde nafaka şikayet dilekçesi olarak da bilinen borçluyu nafakanın ödenmemesi şikayet dilekçesi ile icra ceza mahkemesine başvuruda kullanılabilecek örnek dilekçeye yer vereceğiz. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi nafaka yükümlülüğünün ihlali suçunu düzenler. Düzenlemeye göre nafaka ödememe şikayet dilekçesi ile başvurulması halinde borçlu 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılabilecektir. Nafaka şikayet dilekçesi örneği olarak yer verdiğimiz dilekçe örnek mukabilinde olup, somut olaya uyarlanması gerekmektedir. Hukuki haklarınızı kullanırken ve başvurularınızı yaparken alanında uzman bir adana boşanma avukatı ndan yardım almanız öncelikli tavsiyemizdir.

Nafaka Şikayet Dilekçesi Örneği

ADANA (…) İCRA CEZA MAHKEMESİ’NE

İcra Takibi Dosya Bilgileri : Adana … İcra Müdürlüğü …../….. Esas

ŞİKAYET EDEN ALACAKLI : …………………… (TC: …………)

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

BORÇLU : …………………… (TC: …………)

KONU : Nafakanın ödenmesine ilişkin mahkeme kararına uymayan borçlunun cezalandırılması talebimize ilişkindir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkil ile borçlu Adana …. Aile Mahkemesi’nin …./…… Esas ve …./…… Karar sayılı …/…./……. tarihli kararı ile boşanmışlardır. Boşanma kararı kesinleşmiş ve karar ile birlikte borçlunun müvekkile 1.000,00 TL yoksulluk nafakası müşterek çocukları ……..’a 1000,00 TL iştirak nafakası ödemesine karar verilmiştir. (Ek-1: Boşanma ilamı ve kesinleşme şerhi)

2. Nafaka borcunu ödemeyen borçlu hakkında Adana …. İcra Müdürlüğü’nün …./…… Esas sayılı takibi üzerinden birikmiş nafaka borcu ile birlikte devam eden aylara ilişkin nafaka borcunun tahsili için icra takibi başlatılmıştır. (Ek-2: Ödeme emri) Adana ….. İcra Müdürlüğü’nün ……/…… Esas sayılı dosyasından gönderilen icra emri borçluya …/…/….. tarihinde tebliğ edilmiş ve bu suretle takip kesinleşmiştir. (Ek-3: Tebliğ mazbahatası)

3. Ancak borçlu ….. yılının ….. ayı nafakasını ödememiş olup, bu nedenle iş bu şikayeti yapmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

DELİLLER : Adana …. Aile Mahkemesi’nin …./…… Esas ve …./…… Karar sayılı …/…./……. tarihli kararı, Adana …. İcra Müdürlüğü’nün …./…… Esas sayılı takibi, yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen neden dahilinde nafaka ilamını yerine getirmeyen borçlunun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca cezalandırılmasına, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Şikayet Eden Alacaklı
Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

EKLER :
Ek-1: Boşanma ilamı ve kesinleşme şerhi
Ek-2: Ödeme emri
Ek-3: Tebliğ mazbahatası

Yeniden evlenme nedeniyle velayetin değiştirilmesi davası, annenin yeniden evlenmesi, babanın yeniden evlenmesi, boşanmış annenin evlenmesi, yargıtay

Yeniden Evlenme Nedeniyle Velayetin Değiştirilmesi

Bu makalemizde yeniden evlenme nedeniyle velayetin değiştirilmesi konusuna yer verilecektir. Velayet hakkının verildiği annenin yeniden evlenmesi veya babanın yeniden evlenmesi velayetin değiştirilmesi davası nı da gündeme getirmektedir. Boşanma davalarının hızlı artışına paralel olarak yeniden evlenme nedeniyle velayetin değiştirilmesi davaları da aynı oranda artmaktadır. Boşanmış annenin yeniden evlenmesi velayetin değiştirilmesi davasında çoğunlukla gündeme gelse de konunun Yargıtay içtihatları nezdinde değerlendirilmesi faydalıdır.

Yeniden Evlenme Nedeniyle Velayetin Değiştirilmesi

Daha önceki makalelerimizde de değindiğimiz üzere velayet davalarında mühim olan çocuğun üstün menfaatidir. Boşanma davasında tarafların kusur durumları vb hususlar evlilik birliği ile ilgili olup, çocuğun velayeti konusunda önem arz etmektedir. Aynı şekilde yeniden evlenme nedeniyle velayetin değiştirilmesi davalarında da velayetin değiştirilmesinin çocuğun yararına olacağına dair başkaca bir delil yoksa, annenin veya babanın evlenmiş olmasının tek başına yeniden evlenme nedeniyle velayetin değiştirilmesi ni gerekmediğine karar verilmektedir.

Velayet davaları ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için; “Çocuğun Velayeti Nasıl Alınır?” başlıklı makalemize buradan, “Boşanma Davasında Velayet” başlıklı genel bilgilendirici makalemize buradan, “Eski Eşin Ölümü Halinde Çocukların Velayeti” başlıklı makalemize buradan“Velayet Davası Nedir?” başlıklı makalemize buradan, “Velayetin Değiştirilmesi Dava Dilekçesi”ne ise buradan ulaşabilirsiniz. Her velayet davasının da boşanma davasının da kendi somut şartları içinde değerlendirilmesi gerekir. Velayet ve boşanma hususunda mahkemeler birçok etkeni değerlendirmekte, birçok konuya dikkat etmektedirler. Adana velayet avukatı hakimlerin velayet davalarında değerlendirdikleri birçok kıstas ve konuları bildikleri için başarılı davalar yürütebilmektedirler.

Annenin Başkasıyla Evlenmesi Velayetin Değiştirilmesi Davasına Etkisi

“Boşanma kararı ile birlikte ortak çocuğun velayeti davalı anneye verilip kesinleşmiştir. Mahkemece bu kez velayetin değiştirilerek, anneden alınıp babaya verilmesine karar verilmiş ise de; toplanan delillerle annenin velayet görevini kötüye kullandığına veya ihmal ettiğine ilişkin bir delil elde edilememiştir. Velayeti üstlenen anne veya babanın tekrar evlenmiş olması; tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir. Çocuğun menfaati (üstün yararı) gerektirdiği takdirde, velayet değiştirilebilir (TMK. md. 349). Velayetin değiştirilmesinin çocuğun menfaatine olacağına ilişkin bir delil de mevcut değildir. O halde; velayetin değiştirilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde kabulü isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas Numarası: 2013/4764, Karar Numarası: 2013/25031, Karar Tarihi: 04.11.2013

Babanın Başkasıyla Evlenmesi Velayetin Değiştirilmesi Davasına Etkisi

“Dosya incelendiğinde, davanın açıldığı 02.12.2013 tarihinden itibaren yargılama süreci boyunca tarafların ortak çocuklarının davacı-karşı davalı anne yanında kaldıkları sabittir. Mahkemece alınan sosyal inceleme raporunda, çocukların anne yanında kalmalarının fiziksel, sosyal, kültürel ve psikolojik gelişimlerini olumsuz etkileyeceği hususu ispatlanmamış olup, duruşmada dinlenen ortak çocukların da velayet hususunda ebeveynleri arasında seçim yapmak istemedikleri anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı babanın ise kendisine yeni bir aile düzeni kurmuş olması ve çocukların alıştıkları çevreden ayrılmaması ilkeleri bir arada değerlendirildiğinde ortak çocuklar H. ve A. E.’nin velayetlerinin davacı-karşı davalı anneye verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle davalı-karşı davacı babaya verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönüyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”  Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas Numarası: 2020/6360, Karar Numarası: 2021/431, Karar Tarihi: 20.01.2021

Boşanmadan sonra nafaka davası açılır mı, anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası, çekişmeli boşanmadan sonra nafaka davası, adana boşanma avukatı

Boşanmadan Sonra Nafaka Davası

Bu makalemizde boşanmadan sonra nafaka davası açılabilir mi sorusuna cevap arayacağız. Boşanmadan sonra nafaka davası açılıp açılamayacağı somut olayın özelliklerine, özellikle anlaşmalı boşanmadan sonra nafaka davası konusunda boşanma protokolünün incelenmesine, çekişmeli boşanmadan sonra nafaka davası nda da yasal şartların yerinde olup olmadığına göre değişmektedir. Dolayısıyla somut olayın doğru değerlendirilmesi açısından adana boşanma avukatı ndan hukuki danışmanlık alınması gerekmektedir.

Boşanmadan Sonra Nafaka Davası

Boşanmadan sonra nafaka davası açılıp açılmayacağının değerlendirmesinde öncelikle boşanmanın anlaşmalı boşanma mı yoksa çekişmeli boşanma davası şeklinde mi gerçekleştirildiği önem arz etmektedir. Anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası konusunu buradaki makalemizde ayrıntılı olarak incelemiştik. Ancak özetlemek gerekirse  Yargıtay son tarihli kararlarında anlaşmalı boşanma esnasında yoksulluk nafakası talep edilmemişse bu durum taraflar açısından kesin hüküm oluştuğundan anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası istenemeyeceğine hükmetmektedir. Ancak düzenlenen protokolde açıkça yoksulluk nafakası istenmediği beyan edilmemiş ise sonradan yoksulluk nafakası istenmesi mümkündür.

Boşanma çekişmeli boşanma davası ile gerçekleşmiş ve boşanma kararında nafakaya hükmedilmemişse bu durumda ayrı bir değerlendirme yapmak gerekir. Çekişmeli boşanmadan sonra nafaka davası açılması mümkündür. Ancak, boşanma davası sonrasında yoksulluk nafakası isteme hakkını kaybetmemiş nafaka alacaklısı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 178.maddesi hükmü gereğince bir yıl içerisinde boşanmadan ayrı olarak açacağı dava ile yoksulluk nafakası isteyebilecektir. Dolayısıyla boşanmadan sonra nafaka davası açılması ile ilgili  Kanun’un 178.maddesinde 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Dolayısıyla boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık süre içinde boşanmadan sonra nafaka davası açılabilir. Bu sürenin geçirilmesi halinde açılan davada davacı yoksulluk nafakası isteyebilme şartlarını taşıyor olsa bile boşanmadan sonra nafaka davası zamanaşımı nedeniyle reddedilecektir.

Boşanmadan Sonra Nafaka Davası Yargıtay Kararları

“Uyuşmazlık, anlaşarak boşanma davasında nafaka isteği olmadığını açıklayan tarafın bu beyanının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi nedeniyle açacağı yoksulluk nafakası davasında kendisini bağlayıp bağlamayacağı noktasında toplanmaktadır. Tarafların boşanma sırasında nihai olarak anlaştıklarını bildirdikleri ve nafaka isteğinden feragat edildiği, davacının bu beyanında açıkça yoksulluk nafakasından söz edilmemiş ise de kendisini bağlayacağı, anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesi ile istenebilecek tek nafakanın çocuklar için iştirak nafakası olduğu, somut olayda, davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünden bahisle nafaka isteyemeyeceği, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu benimsenmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ,Esas Numarası: 2012/3-836, Karar Numarası: 2013/306, Karar Tarihi: 06.03.2013

“Dava, yoksulluk nafakası istemine ilişkindir. Taraflar arasında önce görülen dava kabulle sonuçlanmış ancak istek bulunmadığından nafakaya karar verilmemiştir. Hemen belirtmek gerekir ki önce görülen boşanma davası sırasında yoksulluk nafakası talep edilmemiş olması kural olarak boşanmadan sonra yoksulluk nafakası istenmesine engel değildir. Yeter ki M.K.nun 144 ncü maddesinde öngörülen koşulların gerçekleştiği kanıtlanmış olsun. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas Numarası: 1995/2-316, Karar Numarası: 1995/525, Karar Tarihi: 17.05.1995

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yardım nafakası dilekçe örneği, yardım nafakası dava dilekçesi, üniversiteye giden çocuk, üniversite öğrencisi, babadan nafaka, adana nafaka avukatı

Yardım Nafakası Dilekçe Örneği

Bu makalemizde yardım nafakası dilekçesi örneği yer almaktadır. Ancak yardım nafakası dilekçe örneği ne geçmeden önce yardım nafakası nedir sorusunu kısaca cevaplamak istiyoruz. Yardım nafakası Türk Medeni Kanunu‘nun 364. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre;  Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Dolayısıyla yardıma muhtaç durumdaki kişi üstsoyu, alsoyu veya kardeşlerinden yardım nafakası dilekçe örneği ile açacağı dava ile nafaka talep edebilir. Kardeşlerin yardım nafakası yükümlülüğü altsoy ve üstsoydan farklı olarak refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Bunun dışında Yargıtay’a göre okumaya devam eden çocuk ergin ve çalışabilecek durumda dahi olsa yardım nafakası isteyebilir. Yani üniversite öğrencisi olan çocuk babasından yardım nafakası alabilir. Makalemizde yer verilen yardım nafakası dilekçe örneği de bu kapsamdadır.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak yardım nafakası dahil olmak üzere pek çok uyuşmazlıkta hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilir veya 0507 057 53 35 nolu telefon numaramızdan bizlere ulaşabilirsiniz.

Yardım Nafakası Dilekçe Örneği

ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI : ………………………..

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : ………………………..

KONU : Yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde müvekkilin ………………………..’nın yardıma muhtaç halde olduğu anlaşılacağından, davalı babaları ………………………..’ndan ayda ……………. TL yardım nafakası almasına karar verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkil davalının kızı olup, davalı baba ve anneleri Adana …. Aile Mahkemesi’nin ……/……. Esas, …../…… Karar sayılı ilamı ile boşanmışlardır.

2. Davalı bu boşanmadan sonra müvekkili bir kez olsun arayıp sormamış, kendi hayatına devam etmiştir.. Müvekkil kendilerine ayrı bir ev açamayacak kadar zor durumda kalmışlar, davalı baba ahlaken üzerine düşen yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmemiş, müvekkili oldukça zor durumda bırakmıştır.

3. MÜVEKKİL ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİDİR. BU NEDENLE YARDIM NAFAKASI TALEBİMİZ BULUNMAKTADIR.

Müvekkil …. Üniversitesi …… bölümünde … sınıf öğrencisidir. Şu an her ne kadar Covid-19 tedbirleri nedeniyle geçici olarak uzaktan eğitim almakta ise de, normalde örgün eğitim almaktadır ve dolayısıyla …. ilinde mutat barınma giderleri ile karşı karşıyadır. Müvekkilin barınma giderlerinin yanı sıra eğitim özel bakım, giysi, yiyecek vb bütün harcamaları annesi ve diğer akrabaları tarafından verilen desteklerle karşılamaya çalışmaktadır. Yine müvekkilin ……… gibi kırtasiye masrafı çok olan, çok fazla kitap alması okuması gereken bir bölümde okuyor olması da eğitim masraflarını artırmaktadır. Buna ilişkin olarak müvekkilin sadece bu ………. ayında ödevleri-dersleri sebebiyle almak zorunda kaldığı kitapların bir faturasını örnek olması açısından Sayın Mahkemenize sunuyoruz.

4. Türk Medeni Kanunu’nun 328/2. maddesine göre; çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.

5. Davalı ………… olarak çalışmakta olup, en son bildiğimiz kadarıyla çalışmaya devam etmektedir. Davalı çocuğunun düştüğü budurumu görmezden gelmektedir. Ayrıca davalının malvarlığı da bulunmakta olup, gayrimenkulü, evleri olduğu bilinmektedir.

6. Bu nedenler dahilinde davalının müvekkile yardım nafakası ödemesi, ödenecek yardım nafakasının nafakasının her bir müvekkil için için dava tarihinden itibaren aylık ……… TL olarak belirlenmesine karar verilmesini talep etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER :
Adana …… Aile Mahkemesi’nin …../…….. Esas, …../……. Karar sayılı boşanma kararı ve kesinleşme şerhi
Tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmaları,
Tanık,
Yemin,
Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde,

1. Gerekli araştırma ve inceleme sonucunda müvekkilin yardıma muhtaç bulunduğu anlaşılacağından, davalının dava tarihinden itibaren aylık ………. TL yardım nafakası ödemesine,

2. Gelecek yıllar için nafakanın ne oranda artırılarak ödeneceğinin de kararda gösterilmesini,

3. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline;

Karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

El yazılı vasiyetname nedir, el yazılı vasiyetname nasıl hazırlanır, geçerlilik şartları, el yazılı vasiyetnamenin geçerliliği, yargıtay kararları

El Yazılı Vasiyetname Nedir?

Bu makalemizde el yazılı vasiyetname nedir, el yazılı vasiyetname nasıl hazırlanır, el yazılı vasiyetname nereye verilir gibi sorulara cevap vermeye çalışacağız. El yazılı vasiyetname, mirasbırakanın başından sonuna dek kendi el yazısı ile yazılmış olmak zorundadır. Bu vasiyetname türü okuma yazma bilen herkes tarafından yapılabilecek, masrafsız ve kolay bir yoldur.

El Yazılı Vasiyetname Nedir?

El yazılı vasiyetname nedir sorusu en basit şekilde şöyle cevaplanabilir. El yazılı vasiyetname, mirasbırakanın başından sonuna dek kendi el yazısı ile yazılmış olmak zorundadır. Bu vasiyetname türü okuma yazma bilen herkes tarafından yapılabilecek, masrafsız ve kolay bir yoldur.

El Yazılı Vasiyetname Nasıl Hazırlanır?

El yazılı vasiyetname nasıl hazırlanır sorusunun cevabını Medeni Kanun’un 538/1 maddesinde bulabiliriz. Düzenlemeye göre; “El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur.” Dolayısıyla el yazılı vasiyetname mirasbırakanın bizzat el yazısı ile yazılmış olması gerektiği gibi, tarihinin yıl, ay ve gün olarak belirtilmesi ve vasiyetçi tarafından imzalanması gerekir. Bu şartları taşımayan el yazılı vasiyetnameler geçersizdir. Yazının okunaklı olmaması, veya Türkçe dışında bir dille yazılması vasiyetnamenin içeriğini etkilemez.

El Yazılı Vasiyetnamenin Geçerliliği

Yukarıda belirttiğimiz gibi mirasbırakanın el yazısı ile yazılmamış, yıl, ay ve gün belirtilmemiş ve imzalanmamış el yazılı vasiyetnamenin geçerliliği yoktur. Nitekim Yargıtay kararları da bu yöndedir.

  • “…İmza dışındaki kitap harfleriyle yazılı vasiyetname içeriğinin vasiyetçinin el ürünü olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 28.5.2002 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre imzanın miras bırakana ait olduğu yazı örnekleri bulunmadığından vasiyetname içeriği ile ilgili değerlendirme yapılamayacağı tesbit edilmiştir. Davalı tanıkları, tanık S. S. dahil vasiyetnamenin miras bırakanın el yazısı ile tanzim edildiğine dair görgüye dayalı bir bilgi verememişler, buna karşı davacı tanıkları miras bırakanın okuma yazma bilmediğini beyan etmişlerdir. Bu durum karşısında ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre vasiyetname aslı ibraz edilmediğinden ve vasiyetname içeriği yazıların miras bırakana ait olduğunun tesbiti de mümkün bulunmadığından Türk Kanunu Medenisinin 485. maddesi koşulları oluşmamıştır. Davanın kabulü ve vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddi ve yazılı gerekçelerle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas Numarası: 2003/4548, Karar Numarası: 2003/5785, Karar Tarihi: 21.04.2003
  • “…Somut olayda; davaya konu vasiyetname, mirasbırakan …tarafından 10.01.1993 tarihinde hazırlanmış olup,söz konusu vasiyetnameye mirasbırakanın isim ve soy ismini yazdığı ancak vasiyetnamenin mirasbırakan tarafıdan imzalanmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davalılar 10.01.1993 tarihli el yazılı vasiyetnameyi , mirasbırakanın adı ve soyadını yazmak suretiyle imzaladığını ve hüküm ifade edeceğini ileri sürmüş ise de,davacılar tarafından mahkemeye ibraz edilen ,mirasbırakan …’ye ait vekaletnamede mirasbırakanın imzasını ad ve soyad yazmak suretiyle atmadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece; 10.01.1993 tarihli vasiyetnamede mirasbırakanın imzasının bulunmadığı, el yazısı ile düzenlenen vasiyetnamenin mirasbırakan tarafından imzalanmış olmasının zorunlu olduğu gözetilerek, davanın kabulü ile vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas Numarası: 2016/8717, Karar Numarası: 2017/2051, Karar Tarihi: 27.02.2017

El Yazılı Vasiyetname Nereye Verilir?

Medeni Kanun’un 538/1 maddesi ise el yazılı vasiyetname nereye verilir sorusunun cevabını vermektedir. Düzenlemeye göre; “El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.”

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Boşanma davasında maddi tazminatın hesaplanması, boşanma maddi tazminat hesabı emsal yargıtay kararı, adana boşanma avukatı,

Boşanma Davasında Maddi Tazminatın Hesaplanması

Bu makalemizde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin boşanma davasında maddi tazminatın hesaplanması konusundaki bir kararına yer vereceğiz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/2932 Esas, 2020/4461 Karar ve 06.10.2020 tarihli kararında boşanma davasında maddi tazminatın hesaplanması nın tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat göz önünde tutularak yapılması gerektiğine karar vermiştir.

Boşanma davasında maddi tazminatın hesaplanması konusunda verilen kararın tam metni şu şekildedir:

Boşanma Davasında Maddi Tazminatın Hesaplanması

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/2932
Karar Numarası: 2020/4461
Karar Tarihi: 06.10.2020

BOŞANMA DAVASINDA KADIN TARAFINDAN İSTENİLEN MADDİ TAZMİNATIN HESABI

Özeti: Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Kanun hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdiri gerekmektedir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından, lehine hükmolunan tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.06.10.2020


Hukuk sistemimizde avukat ile temsilin zorunlu olmamakla birlikte boşanma davasında, adana boşanma avukatı ndan hukuki danışma hizmeti almanız en büyük tavsiyemizdir.

Boşanmada eşlerin birbirinden maddi tazminat veya manevi tazminat talepleri de olabilir. Boşanma davalarında, tazminatın belirlenmesinde eşlerin kusur durumu ve eşlerin maddi güçlerinin tam olarak ortaya konması önem arz ettiğinden bir adana boşanma avukatı aracılığıyla takip edilmesinde hukuki yarar olduğu görüşündeyiz.

Torunla kişisel ilişki kurulması, dede ve babaannenin torununu görme hakkı, gelin göstermiyor, torunla kişisel ilişki kurulması dava dilekçesi, adana avukat

Torunla Kişisel İlişki Kurulması

Bu makalemizde torunla kişisel ilişki kurulması halinden bahsedeceğiz ve makalemizin sonunda torunla kişisel ilişki kurulması dava dilekçesi ni örnek niteliğinde yer vereceğiz. Torunla kişisel ilişki kurulması velayeti almayan eşin ölümü halinde söz konusu olmaktadır. Bu durumda dede, anneanne ve babaannenin torununu görme hakkı elbette vardır.

Torunla Kişisel İlişki Kurulması

Esasında Medeni Kanunumuzda torunla kişisel ilişki kurulması durumunu doğrudan düzenlememektedir. Ancak Kanun’un 325. maddesi çocukların anne baba dışındaki üçüncü kişilerle menfaatine uygun düştüğü ölçüde kişisel ilişki kurulabileceği düzenlemektedir. Maddenin tam metni şu şekildedir; “Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir. Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.”

Ancak Yargıtay, üçüncü kişilerin, koşulları gerçekleştiği takdirde çocukla kişisel ilişki kurma hakkı mevcut ise de; kişisel ilişki süresinin ana ve babaya tanınan genişlikte olması beklenemeyeceği kanaatindedir.  Yargıtay anneanne, dede, büyükanne ve büyükbabalarla torun arasındaki kişisel ilişki torunun bunlarla “aile bağlarını” güçlendirmek ve geliştirmek, onların da torun sevgilerini tatmaya elverişli olacak yeterlilikte olması gerektiği görüşünü benimsemiştir. İlgili kararın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Üçüncü kişilerin, koşulları gerçekleştiği takdirde çocukla kişisel ilişki kurma hakkı mevcut ise de; kişisel ilişki süresinin ana ve babaya tanınan genişlikte olması beklenemez. Ancak; anneanne, dede, büyükanne ve büyükbabalarla torun arasındaki kişisel ilişki torunun bunlarla “aile bağlarını” güçlendirmek ve geliştirmek, onların da torun sevgilerini tatmaya elverişli olacak yeterlilikte olmalıdır. Çocuğun yaşı dikkate alındığında, davacı-davalı dede ve babaanne ile çocuk arasında yatılı kişisel ilişki kurulmasının, çocuğun sağlığını, ahlaki ve bedensel gelişimini tehlikeye düşüreceğine dair bir delil bulunmadığına göre, müşterek çocuk ile davacılar arasında ayın belirli haftasonlarında, yarıyıl tatili ve yaz tatillerinde yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/12739, K. 2016/12650, T. 28.6.2016

Yargıtay son tarihli bir kararında ise, geride kalan büyükanne-büyükbaba ile davalı arasındaki husumetin bu davayı etkilemeyeceğine, çocuğun yararının önem arz ettiğine hükmetmiştir. Kararda, ebeveynlerinden birini kaybetmiş çocukların bu eksikliğini gidermesi için büyükanne ve büyükbaba ile vakit geçirmesi, bu durumun çocukların yas sürecindeki ruhsal durumunu da destekleyeceğine ve bu durumun da çocuğun yararına olacağı vurgulanmıştır.

Davacılar küçüğün büyük annesi ve büyük babası olup, torunlarını sevme, onunla kişisel ilişki kurulmasını isteme, en doğal haklarıdır. Baba ve davacılar arasında anlaşmazlık bulunması, davacıların torunları ile kişisel ilişki kurmasına engel teşkil etmemelidir. Annesini kaybetmiş çocukların bu eksikliğini gidermesi için büyükanne ve büyükbaba ile vakit geçirmesi ve sosyal inceleme raporunda da belirtildiği üzere kurulacak kişisel ilişkinin çocukların yas sürecindeki ruhsal durumunu da destekleyeceğinin belirlenmesi, onların yararına olacaktır. İlk derece mahkemesince kişisel ilişki süresinin düzenlenmesine karar verilmesi doğru ise de; kurulan kişisel ilişki süresinin az olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar ile torun arasında çocukların menfaati de göz önüne alınarak, yatılı olacak şekilde daha uygun süreli ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, kişisel ilişki kurulmasına karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Esas Numarası: 2020/3888, Karar Numarası: 2020/4296, Karar Tarihi: 29.09.2020

Yine Yargıtay’ın başka bir kararında torunla kişisel ilişki kurulması davası nda tanıkların dinlenmesini ve uzman görüşü alınması gerektiğini belirtmiştir.

Davacı ile torunu arasında kişisel ilişki kurulması talebine ilişkin koşulların varlığını tespit yönünden davalı tanıkları dinlenilip, uzman raporu alınarak sonucu itibarıyla bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, Esas Numarası: 2013/25241, Karar Numarası: 2014/6786, Karar Tarihi: 25.03.2014

Torunla kişisel ilişki kurulması davası Aile Mahkemesinde açılması gereken bir davadır. Torunla kişisel ilişki kurulması davası için aşağıda verdiğimiz örnek niteliğindeki torunla kişisel ilişki kurulması dava dilekçesi kullanılabilir.

Torunla Kişisel İlişki Kurulması Dava Dilekçesi

ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI                                 :  ………………………….

VEKİLİ                                   : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI                                 : …………………………. 

D.KONUSU                           :Torunla kişisel ilişki kurulması talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Davalı ile müvekkillerin müteveffa oğlu…/…./….. tarihinde boşanmış olup, müşterek çocukları …/…./….. doğumlu ………….. ile …/…./….. doğumlu ………….. davalı annenin velayetine verilmiştir. Ancak müvekkillerin oğlu bundan bir süre önce hayatını kaybetmiştir. Müvekkillerin torunları ……….. ve …………. müteveffa hayatta iken torunları her cumartesi babalarının yanına geldiğinde zaman geçirme fırsatı buluyorken, şu anki durumda davalı çocukları müvekkillere göstermeye yanaşmamaktadır. Müvekkillerimizin oğlunun vefatı üzerine büyük baba ve büyük anne ile torunları arasındaki kişisel ilişki kesintiye uğramıştır.

Müvekkillerin erken yaşta hayatını kaybeden oğullarının yadigarı olan torunlarını görmek, onunla zaman geçirmek büyük anne ve büyük babanın en temel hakkı olduğundan huzurdaki bu davayı açmak zarureti doğmuştur.

HUKUKİ DELİLLER:

  1. Adana … Aile Mahkemesi’nin …../……. Esas sayılı dosyası
  2. Nüfus kayıtları
  3. Tanık,
  4. Bilirkişi,
  5. Uzman Görüşü
  6. Yemin
  7. Sair her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde müvekkiller ile davalının velayeti altındaki torunları  ………. ve ………… arasında Sayın Mahkemenizce uygun görülecek şekilde kişisel ilişki kurulmasına izin verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.


Hukuk sistemimizde avukat ile temsilin zorunlu olmamakla birlikte boşanma davasında, adana boşanma avukatı ndan hukuki danışma hizmeti almanız en büyük tavsiyemizdir. Velayet ve kişisel ilişki, torunla şahsi ilişki kurulması davası gibi davalarda, tazminatın belirlenmesinde eşlerin kusur durumu ve eşlerin maddi güçlerinin tam olarak ortaya konması önem arz ettiğinden bir adana boşanma avukatı ve adana velayet avukatı aracılığıyla takip edilmesinde hukuki yarar olduğu görüşündeyiz.

Eski eşin soyadını kullanma dilekçesi örneği, kadının boşandığı kocanın soyadını kullanması izni, kadının eski eşinin soyadını kullanması, kullanma davası

Eski Eşin Soyadını Kullanma Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde eski eşin soyadını kullanma dilekçesi örneği ne yer vereceğiz. Medeni Kanunumuza göre, boşanma sonrasında kadının eski eşinin soyadını kullanması normal şartlarda mümkün olmaz. Boşanan kadın kızlık soyadını yani bekarlık soyadını kullanmaya devam eder. Ancak  Medeni Kanununun 173. Maddesinde kadının, boşandığı kocanın soyadını kullanmak hususunda menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verebileceği düzenlenmiştir. Kadının eski eşinin soyadını kullanması, yetkili Aile Mahkemesi’ne hitaben ele alacağı eski eşin soyadını kullanma dilekçesi örneği ile olur. Aile Mahkemesi Hakimi Kanun’un belirttiği koşulların var olduğuna kanaat getirirse isteğin kabulüne karar verir. Kadının eski eşinin soyadını kullanması ancak bu durumda yani eski eşin soyadını kullanma davası ile mümkün olur.

Eski Eşin Soyadını Kullanma Dilekçesi Örneği

ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI                                 :  ………………………….

VEKİLİ                                   : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI                                 : …………………………. 

D.KONUSU                           :Soyadı kullanma izni verilmesi talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Davalı ile müvekkil …/…./….. tarihinde boşanmış olup, Adana … Aile Mahkemesi’nin …./…. Esas, …./…… Karar sayılı boşanma ilamı ve kesinleşme şerhi dava dilekçemiz ekinde arz edilmektedir. Müvekkil …… alanında tanınan, bilinen ve sevilen bir kimsedir. Ve eşinin soyismini markası haline getirmiş, çevresi tarafından bu isimle tanınmıştır. Ancak boşanma ile maalesef ki bekarlık soyadını almıştır.  Müvekkilin, Davalı eşinin soyadını kullanması mesleğini ve kariyerini devam ettirme yönünden zorunludur. Bu kullanmamın davalıya bir zararı da olmayacaktır.

Bu doğrultuda Müvekkilin, davalının soyadını kullanmasına izin verilmesi için işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ DELİLLER    : 

  1. Adana … Aile Mahkemesi’nin …../……. Esas sayılı dosyası
  2. Nüfus kayıtları
  3. Tanık,
  4. Bilirkişi,
  5. Yemin
  6. Sair her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM         : Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde  müvekkilin, eski eşinin  soyadını kullanmasına izin verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.


Hukuk sistemimizde avukat ile temsilin zorunlu olmamakla birlikte boşanma davasında, adana boşanma avukatı ndan hukuki danışma hizmeti almanız en büyük tavsiyemizdir.

Boşanmada eşlerin birbirinden maddi tazminat veya manevi tazminat talepleri de olabilir. Boşanma davalarında, tazminatın belirlenmesinde eşlerin kusur durumu ve eşlerin maddi güçlerinin tam olarak ortaya konması önem arz ettiğinden bir adana boşanma avukatı aracılığıyla takip edilmesinde hukuki yarar olduğu görüşündeyiz.

Eski eşin ölümü halinde çocukların velayeti kim alır? Eski eşin ölümü halinde velayet davası, velayet geçer mi, vasi atanması, adana velayet avukatı

Eski Eşin Ölümü Halinde Çocukların Velayeti

Boşanma halinde çocukların velayeti eşlerden birine verilir. Bu durumu daha önceki makalelerimizde detaylıca anlatmıştık. Ancak velayeti alan eski eşin ölümü halinde çocukların velayeti hakkının kim tarafından kullanılacağı, eski eşin ölümü halinde velayet hakkı nın sağ kalana geçip geçmeyeceği konusunda kısa bir açıklama getirmek istedik. Boşanma davasında velayet hakkını alan eski eşin ölümü halinde çocukların velayeti konusunda ne olacağını Yargıtay kararları nezdinde açıklamaya çalışacağız.

Eski Eşin Ölümü Halinde Çocukların Velayeti

Türk Medeni Kanunu’nun 404. maddesinin 1. fıkrası “Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır.” hükmüne amirdir. Boşanma davasında velayet hakkını alan eski eşin ölümü halinde çocukların velayeti kendiliğinden sağ kalan eşe geçmez. Nitekim boşanma nedeniyle artık ortada bir evlilik birliği kalmamıştır. Bu durumda yani eski eşin ölümü halinde çocuklara bir vasi atanmalıdır. Bu doğrultuda kesin olarak söylenebilir ki, eski eşin ölümü halinde çocukların velayeti doğrudan sağ kalan eşe geçmez. Bu durumda çocuğun velayeti boşlukta kalmış demektir. Yapılması gereken işlem de çocuğa bir vasi atanmasıdır. Eğer sağ kalan eş çocuklarının velayetini istiyorsa bu durumda ayrı bir velayet davası açarak bu talebini dile getirmelidir. Eski eşin ölümü halinde çocukların velayetini kim alır sorusunun cevabı özetle bu şekildedir.

Bu hususta ayrıntılı bilgi almak için; “Çocuğun Velayeti Nasıl Alınır?” başlıklı makalemize buradan, “Boşanma Davasında Velayet” başlıklı genel bilgilendirici makalemize buradan, “Velayet Davası Nedir?” başlıklı makalemize buradan, “Velayetin Değiştirilmesi Dava Dilekçesi”ne ise buradan ulaşabilirsiniz.

Her velayet davasının da boşanma davasının da kendi somut şartları içinde değerlendirilmesi gerekir. Velayet ve boşanma hususunda mahkemeler birçok etkeni değerlendirmekte, birçok konuya dikkat etmektedirler. Adana velayet avukatı hakimlerin velayet davalarında değerlendirdikleri birçok kıstas ve konuları bildikleri için başarılı davalar yürütebilmektedirler.

Eski Eşin Ölümü Halinde Velayet Davası

Dolayısıyla sağ kalan eş, eski eşin ölümü halinde velayet davası açmalıdır. Eski eşin ölümü halinde açılacak dava ile ilgili bir kısım Yargıtay Kararları şu şekildedir;

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 1997/12353 Esas, 1997/12132 Karar, 11.11.1997 Tarih; “Mahkemece küçüğün velayetinin kime tevdii edildiğinin araştırılması, vefat eden babasına tevdi edilmiş olması halinde ölümle velayet hakkı anneye geçmeyeceği için velayeti boşlukta kalan küçüğe vasi tayini cihetine gidilmesi, annesine tevdii edilmiş olması halinde velayetin nezinin gerekip gerekmediği hususunda bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir karar verilmeksizin velayet hakkının yasal olarak velayet hakkı olmayan davacı amcaya tevdiine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2005/10209 Esas, 2005/12282 Karar,  19.09.2005 Tarih; “Boşanma sonucu velayet kendisine verilmiş olan babanın ölümü nedeniyle, velayet kendiliğinden anneye geçmez. Türk Medeni Kanununun 404/1. madde uyarınca velayet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır. Vasi tayini istemiyle ilgili olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi usul ve aykırı bulunmuştur.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2016/10029 Esas, 2016/10849 Karar,  02.06.2016 Tarih; “Evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin ölümü halinde velayet sağ kalan eşe geçer. Boşanma kararıyla velayet kendisine verilen tarafın ölümü halinde velayet sağ kalan ebeveyne kendiliğinden geçmez. Velayet sahibi baba öldüğüne göre çocuk yasal temsilden yoksun haldedir. Bu durumda, davada çocuğu temsil etmek, hak ve menfaatlerini korumak için çocuğa temsilci atanması gereklidir . O halde, çocuğun haklarının gözetilip korunması ve temsili için çocuğa kayyım tayini için ihbarda bulunup, atanan kayyımın davaya dahil edilmesi, gösterdiği takdirde delilleri toplanıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekmektedir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/26726 Esas, 2016/1507 Karar,  02.02.2016 Tarih; “Evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin ölümü halinde velayet sağ kalan eşe geçer. Boşanma kararıyla velayet kendisine verilen tarafın ölümü halinde velayet sağ kalan ebeveyne kendiliğinden geçmez. O halde, çocuğun haklarının gözetilip korunması ve temsili için Türk Medeni Kanununun 426. maddesi gereğince çocuğa kayyım tayini için ihbarda bulunup, atanan kayyımın davaya dahil edilmesi, gösterdiği takdirde delilleri toplanıp, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik hasımla yargılamaya devam edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.”