Yazar: Av. Selce MARAŞ BÜKEN

hakimin reddi dilekçesi örneği, hakimin reddi istemi dilekçesi, hakimin reddi talebi dilekçesi, hakimin reddi dilekçesi, adana avukat, hakimin reddi nedir

Hakimin Reddi Dilekçesi Örneği

Hakimin reddi, hakimin davaya bakmakta tarafsızlığının şüpheye düştüğü hallerde ortaya çıkan, yargılamanın tarafsız ve doğru biçime ilerlemesini amaçlayan hukuki kurumdur. Hakimin reddi talebi mutlaka dilekçeyle yapılır. Hakimin reddi dilekçesi ret talebinin dayandığı sebepleri ve bu husustaki delilleri içermelidir. Kanun’a göre hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin varlığı hakimin reddi sebeplerinden en önemlisi ve ilkidir. Hakimin davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması, davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması, uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması, davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması, dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması. aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir.

Bu makalemizde hakimin reddi dilekçesi örneği yer almaktadır. Hakimin reddi nedir, hakimin reddi sebepleri nelerdir, hakimin reddi usulü nasıldır, hakimin reddi talebi nasıl incelenir gibi soruların cevapları için ayrıntılı makalemizi buradan inceleyebilirsiniz.

Hakimin Reddi Dilekçesi Örneği

…………………………….. MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO : …../…… Esas 

DAVACI : …………………………

VEKİLİ : …………………………

DAVALI : …………………………

VEKİLİ : …………………………

KONU : Hakimin reddi talepli dilekçemizin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

Yukarıda esas numarası belirtilen dosyada görevli hakimin görülmekte olan davada daha önce …/…/….. tarihinde arabulucu olarak görev yaptığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 36. Maddesine göre; “…Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir: …c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması” hali hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği durumlar arasında sayılmıştır. Dolayısıyla hakimin somut olayda ………………..

Bu doğrultuda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 38. maddesi uyarınca, işbu dilekçeyi sunmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenler ile, dosyamızda görevli Hakim ……..’ın reddini talep ettiğimizi bildirir, talebimizin kabulüne ve davamız için bir başka hakim görevlendirilmesine karar verilmesini saygı ile talep ederiz.

Davacı/Davalı

hakimin redd hmk, hakimin reddi nedir hakimin reddi talebi dilekçesi, hakimin reddi kararı sonuçları, disiplin para cezası, adana avukat, yargıtay kararları

Hakimin Reddi Nedir?

Bu makalemizde hakimin reddi nedir sorusuna cevap bulmaya çalışacak, HMK çerçevesinde hakimin reddi sebepleri nelerdir, hakimin reddi usulü nasıldır, hakimin reddi talebi nasıl incelenir gibi soruları da irdeleyeceğiz.

Hakimin Reddi Nedir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 36. maddesi; “Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir” hükmüne amirdir. Esasında kanunun maddesi hakimin reddi nedir sorusunu basitçe cevaplamaktadır. Hakimin reddi, hakimin davaya bakmakta tarafsızlığının şüpheye düştüğü hallerde ortaya çıkan, yargılamanın tarafsız ve doğru biçime ilerlemesini amaçlayan hukuki kurumdur. Kanunun aradığı sebeplerin varlığı halinde taraflardan biri hakimin reddini talep edebileceği gibi dosyanın hakimi de davaya bakmaktan çekinebilir. Hâkim, reddini gerektiren sebeplerden biri varken bizzat çekilmezse,
iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir

Hakimin Reddi Sebepleri Nelerdir?

Kanun’a göre hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin varlığı hakimin reddi sebeplerinden en önemlisi ve ilkidir. Ancak özellikle hakimin davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü
açıklamış olması, davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla
hareket etmiş olması, uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması, davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması, dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması. aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir.

Hakimin Reddi Usulü

Hakimin reddi sebebini bilen taraf, ret talebini en geç ilk duruşmada ileri sürmelidir. Eğer ret sebebi dava açıldıktan sonra öğrenilmiş ise en geç öğrenmeden sonraki ilk duruşmada bildirilmelidir. Aksi halde  ret talebi dinlenmez. Hakimin reddi talebi dilekçeyle yapılır. Hakimin reddi dilekçesi ret talebinin dayandığı sebepleri ve bu husustaki delilleri içermelidir. Hakimin reddi dilekçesi, reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilir.

Hakimin reddi talebi, reddi istenen hakim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece incelenir. Hakimin reddi talebi; ret talebi süresinde yapılmamışsa, ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemişse veya  ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa geri çevrilir. Bu durumlarda ret talebi, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin müzakereye katılmasıyla; tek hakimli mahkemelerde ise reddedilen hakimin kendisi tarafından geri çevrilir. Ret talebinin geri çevrilmesi kararına karşı kanun yoluna ancak esas hükümle birlikte başvurulabilir.

Gecikmesinde sakınca bulunan iş ve davalar hariç olmak üzere reddi istenen hakim, hakimin reddi talebi hakkında karar verilinceye kadar o davaya bakamaz. Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi halinde, reddi istenen hakim davaya bakmaya devam eder. Eğer ki ret talebinin, kötüniyetle yapıldığının anlaşılır ve esas yönünden kabul edilmezse halinde, talepte bulunanların her biri hakkında disiplin para cezasına hükmolunur.

Hakimin Reddi Yargıtay Kararları

REDDİ HAKİM TALEBİ

“…Somut olayda; duruşma hakiminin reddi talebi, H.M.K.’nun 41. maddesine göre yargılamayı yapan mahkeme hakimi tarafından, bizzat değerlendirilmiş ve istem geri çevrilmiş, yargılamaya devam olunmuş, keşif ara kararı ile dosyanın yeniden bilirkişiye tevdiine ilişkin ara kararlar kurulmuş, ancak, reddi hakim istemi incelenmek üzere dosya yine de merciye gönderilmiştir. Reddedilen hakim tarafından H.M.K.’nun 41. maddesi uyarınca verilen geri çevirme kararları aleyhine, ancak, uyuşmazlığın esası hakkında verilen hükümle birlikte temyiz yoluna başvurulabileceği H.M.K.’nun 41/son fıkrasının amir hükümlerinden olup, geri çevirme kararından sonra aynı ret talebi hakkında merci tarafından H.M.K.’nun 42. maddesi uyarınca yeniden inceleme yapılamaz. Bu nedenle, merci tarafından verilen karar, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” YARGITAY 20.HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/1408, Karar Numarası: 2014/2773, Karar Tarihi: 04.03.2014

HAKİMİN REDDİ İSTEMİ

“Davalı vekili, 13.12.2012 tarihli dilekçesi ile , davaya bakan hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren sebeplerin varlığını ileri sürerek, reddi hakim talebinde bulunmuştur. Mahkemece bu ret talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamıştır.” YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2013/25141, Karar Numarası: 2014/6788, Karar Tarihi: 25.03.2014

HAKİMİN REDDİ, REDDİ HAKİM SEBEPLERİ, HAKİMİN REDDİ TALEBİNİN DİLEKÇE İLE YAPILMASI

“H.Y.U.Y.’nın 28. maddesinde hakimin çekinme sebepleri açıklanmış, 29. maddesinde ise, reddi hakim sebepleri tek tek sayılmıştır. Aynı yasanın 34/2 maddesinde; “hakimin reddi dilekçe ile olur. Bu dilekçede red isteğinin dayandığı durum ve olaylarla delillerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir” açık hükmü yer almaktadır. Somut olayda; M reddi hakim talebinin duruşmada yapıldığı ve dilekçe ile yapılmadığı, red sebebinin dava sırasındaki bir olay olmayıp, davadan önceki sebeplere ilişkin olduğu, kesinleşen infaza konu kararın infazı hakkında görüş beyan etmenin reddi hakim sebebi sayılamayacağı, kaldı ki, çekinme sebeplerinin bulunmadığı anlaşılmakla, reddi hakim talebinin yerinde olduğunu kabul eden merci kararı usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ ,Esas Numarası: 2005/12282, Karar Numarası: 2005/13260, Karar Tarihi: 01.11.2005

HAKİMİN TARAFSIZLIĞINDAN ŞÜPHE DUYULDUĞU GEREKÇESİYLE REDDİ HAKİM TALEBİ, RET SEBEBİNİN VEKİLDEN KAYNAKLANMASI DAVALI ASİL YÖNÜNDEN RET NEDENİ BULUNMADIĞINDAN TALEBİNİN ESASININ İNCELENEMEYECEĞİ, DAVALI ALEYHİNE DİSİPLİN PARA CEZASINA HÜKMEDİLMESİNİN DOĞRU GÖRÜLMEDİĞİ

“Merci tarafından, davalı aleyhine HMK 42/4. maddesi uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmiş ise de, ret sebebinin vekilden kaynaklanması, davalı asil yönünden ret nedeni bulunmadığından, talebinin esasının incelenemeyeceğine göre davalı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesi doğru görülmediğinden, merci kararının disiplin para cezasına ilişkin olarak bozulması gerekmiştir.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/7848, Karar Numarası: 2014/10329, Karar Tarihi: 09.12.2014

HAKİMİN REDDİ SEBEPLERİ

“Dava açıldıktan sonra ve yargılama devam ederken duruşma hakiminin şikayet edilmesi veya hakkında dava açılmış olması red nedeni değildir. H.Y.U.Y.’nın 29. maddesindeki şartların oluştuğu anlamında yorumlanamaz. Ayrıca, şikayet edilmesi ve şikayetin delillendirilmesinin bu aşamada şikayetin ciddi görüleceği, kovuşturma yapılacağı veya ceza alacağı anlamını taşımamaktadır. Bu nedenle, davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2011/8666, Karar Numarası: 2011/8577, Karar Tarihi: 04.07.2011

HAKİMİN REDDİ KARARI VE SONUÇLARI, HAKİMİN DAVAYA BAKMAKTAN YASAKLI OLDUĞU DURUMLAR, HAKİMİN REDDİ SEBEPLERİ

“Hakimin tedbir konusunda karar verip vermemesi işin esası ile ilgili olup, hakimin reddi nedeni sayılamaz. Bu nedenle, hakimin reddine ait talebin reddine, HUMY.nın 29. ve 36. maddeleri gözönünde bulundurulmasına karar verilmesi gerekir.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2004/3136, Karar Numarası: 2004/2910, Karar Tarihi: 30.03.2004

HAKİMİN TARAFSIZLIĞINDAN ŞÜPHEYİ GEREKTİREN ÖNEMLİ BİR SEBEBİN BULUNDUĞU İDDİASIYLA REDDİ HAKİM İSTEMİ

“Somut olayda, davacı vekili 24.09.2013 tarihli duruşma tutanağındaki imzasız beyanı ile reddi hakim talebinde bulunmuş olup, talebi inceleyen merci tarafından H.M.K.’nun 36. maddesindeki şartların gerçekleşmediğinden hakimin reddi talebinin reddi ile davalının disiplin para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, merci tarafından incelenmesi gereken ve H.M.K.’nun 38/2. maddesi uyarınca dilekçe ile yapılmış bir reddi hakim talebi bulunmadığından, merci tarafından yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/617, Karar Numarası: 2014/2779, Karar Tarihi: 04.03.2014

HAKİMİN REDDİ, MÜVEKKİLLE GÖRÜŞME İÇİN SÜRE İSTEME

“…Duruşma hakiminin bir kısım mirasçıları vekilinin bu beyanından sonra hiçbir ara kararı almadan yargılamayı bitirdiği belirlenmiştir. Sözü edilen Avukatın ara kararından sonra hakimin reddi konusunda müvekkilleriyle görüşeceğini hakimin bu davayı görmesine engel olmak yönündeki bir irade beyanı olduğu açıktır. Bu bakımdan hakimin reddi konusuyla ilgili olarak müvekkilleriyle görüşmesi için gerekli sürenin verilmesi ve yöntemine uygun bir biçimde hakimin reddi isteğinde bulundukları taktirde HUMK.nun 28, 29 ve devamı maddeleri gereğince işlem yapılması gerekirken, hiçbir ara kararı alınmaması usul ve kanuna aykırıdır. Kaldı ki, Avukatın tutanağa geçen beyan ve sözleri hakimin reddi için yeterli olup, bundan vazgeçilse dahi HUMK.nun az önce açıklanan ilgili maddeleri gereğince işlem yapılması için yeterli bulunmaktadır.” YARGITAY 8 HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2005/4711, Karar Numarası: 2005/6042, Karar Tarihi: 22.09.2005

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

idari başvuru dilekçesi örneği, tam yargı davasından önce idari başvuru, iptal davasından önce idari başvuru, adana idare hukuku avukatı, iyuk 11

İdari Başvuru Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde idari başvuru dilekçesi örneği yer almaktadır. 2577 sayılı İYUK’nun 11. maddesine göre; İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. Makalemizde verilen iptal davasından önce idari başvuru için idari başvuru dilekçesi örneği bu kapsamda değerlendirilebilir.

İdari Başvuru Dilekçesi Örneği

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU’NA

BAŞVURU SAHİBİ             : ……………………… (TC: ………………………)                

VEKİLİ                                 : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekilin eşi ……………………… kamu görevlisi olup, davalı ……………………… tarafından yapılan görevlendirme ile, ………………………tarihinde ……………………… bölgesinde askeri konvoya düzenlenen bombalı saldırı sebebiyle şehit olmuştur. Bu nedenle emekli ikramiyesinin 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21. maddesinin (a) bendi uyarınca 30 yıl hizmet yapmış gibi ödenmesi gerekirken, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün 6. Bölge Müdürlüğü tarafından 4 yıl 3 ay 28 gün olarak ödenmiştir. Bu durum kanuna ve sosyal devlet ilkesinin gereklerine aykırıdır.

Bu nedenle müvekkilin eşi ………………………’nın şehit olması nedeniyle emekli ikramiyesinin 3713 s. TMK 21/a uyarınca 30 yıl hizmet yapmış gibi ödenmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. …../…../………

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

EKLER          :

Ek-1: Onaylanmış vekaletname örneği


Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

tasarrufun iptali davasında haciz tutanağının aciz belgesi niteliği, aciz vesikası nasıl olmalıdır, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağı, adana avukat

Haciz Tutanağının Aciz Belgesi Niteliği

Tasarrufun iptali davasında aciz belgesi açılan dava için dava şartı niteliğindedir. Tasarrufun iptali davasında aciz belgesi dava şartı dava sonuna kadar tamamlanabilir. Dolayısıyla dava açılırken sunulmayan aciz vesikası daha sonra da sunulabilir. Tasarrufun iptali davasında aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağı nın da dosyaya sunularak dava şartının tamamlanabilmesi mümkündür. Ancak tasarrufun iptali davasında haciz tutanağının aciz belgesi niteliği nde değerlendirilebilmesi için, tutanakta adresteki yere girildiğine ve ancak herhangi bir mal varlığına ilişkin tespit bulunması gereklidir. Aksi halde haciz tutanağının aciz belgesi niteliği bulunmayacaktır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, aşağıda tam metnine yer verdiğimiz emsal kararında, adresteki eve girilerek herhangi bir mal varlığına ilişkin tespit taşımayan haciz tutanağının aciz belgesi niteliği nde olmadığına karar vermiştir. Kararda özetle; Dava tasarrufun iptali davasına ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için borçlu hakkında düzenlenmiş geçici veya kat’i aciz belgesinin sunulması gereklidir. Somut olayda, zabıta araştırmasına göre borçlunun babası ile oturduğu aynı zamanda MERNİS adresi olan yere gidilerek tutulan haciz tutanağında, adresin kapalı olduğu, apartman görevlisinin, borçlunun babasının oturduğunu, borçluyu soranın çok olduğunu belirttiği, kapıya not bırakıldığı ve yapılacak başka bir işlem kalmadığından hacze son verildiği belirtilmiştir. Adresteki eve girilerek herhangi bir mal varlığına ilişkin tespit olmadığından bu tutanak aciz belgesi niteliğinde değildir.

Haciz Tutanağının Aciz Belgesi Niteliği

YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2018/3951
Karar Numarası: 2020/3276
Karar Tarihi: 09.06.2020

TASARRUFUN İPTALİ DAVASINDA HACİZ TUTANAĞININ ACİZ BELGESİ NİTELİĞİ

MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi süresi içinde davalılar … /…vekili tarafından istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine takip yaptıklarını, takibin semeresiz kaldığını, 08.01.0215 tarihinde dava konusu taşınmazının 1/2 hissesini davalı …’a, 1/2 hissesini davalı …’a devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili; davaya konu taşınmazın davalılar … ve…’a ait olduğunu, taşınmazın 09/03/1981 tarihinde … adına Türkiye Emlak Kredi Bankası A.O.’dan alındığını, 1998 yılında ise…’ın taşınmazın evlilik birliği içerisinde alınmasına rağmen … adına kayıtlı olmasını sorun ettiğinden bu nedenle taşınmazın intifa hakları … ve… kalarak çıplak mülkiyetinin …’ya devredildiğini, 2009 yılında ise müvekkillerinin kredi çekmesi ve davaya konu taşınmaza ipotek konulması için intifa haklarından feragat edildiğini, kredinin kapanması üzerine 2011 yılında ipoteğin kaldırılarak … ve… lehine yeniden intifa hakkı tesis edildiğini, 2015 yılına gelindiğinde ise taşınmazın gerçek malikleri olan … ve … adına tapuya kaydedildiğini, taşınmazın devri ile …’nun borçları arasında bir irtibat olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davalı …’un davalı kızının ekonomik durumunu bilebilecek kişilerden olduğu, İİK.’nun 278/1 maddesinin 1, 2. ve 3. bentleri gereğince bu tasarrufların bağış hükmünde olup iptali gerektiği, davalılar … ve … aleyhine açılan davanın kabulüne, dava tarihinden önce öldüğü anlaşılan… aleyhine açılan davanın ise ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, ölü kişinin davada dava ve taraf ehliyetinin bulunmaması nedenleri ile reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve … vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf mahkemesince, istinaf sebepleri yerinde bulunmayarak HMK 353/1-b.1. maddesi gereğince istinaf talebini esastan red etmiş, bu karar davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.

İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için borçlu hakkında düzenlenmiş geçici (İİK’nun 105.maddesi) veya kat’i (İİK’nun 143.maddesi) aciz belgesinin sunulması gereklidir. İİK’nun 105.maddesine göre haczi kabil malı bulunmadığına ilişkin haciz tutanağı İİK’nun 143. maddesindeki aciz belgesi hükmündedir. Buna göre icra dairesi sadece İİK’nun 143 ve 251.maddesine dayalı olarak kat’i aciz belgesi düzenleyebilir. İİK’nun 105. maddesine göre geçici aciz belgesi düzenleme yetkisi olmayıp sadece borçlunun haczi kabil mal varlığı olmadığına ilişkin haciz tutanağı belge İİK’nun 143. maddesi anlamında aciz belgesi niteliğindedir.

Somut olayda, zabıta araştırmasna göre borçlunun babası ile oturduğu aynı zamanda MERNİS adresi olan yere gidilerek tutulan 05.12.2015 tarihli haciz tutanağında, adresin kapalı olduğu, apartman görevlisinin, borçlunun babasının oturduğunu, borçluyu soranın çok olduğunu belirttiği, kapıya not bırakıldığı ve yapılacak başka bir işlem kalmadığından hacze son verildiği belirtilmiştir. Adresteki eve girilerek herhangi bir mal varlığına ilişkin tespit olmadığından bu tutanak İİK’nun 105. maddesi gereğince aciz belgesi niteliğinde değildir.

Bu nedenlerle, dava borçlunun aciz hali ispatlanmadığından ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK’nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince istinaf mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak HMK’nın 379/2. maddesine göre dosyanın kararı veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’ya geri verilmesine 09/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tasarrufun iptali davası ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için buradan ilgili makalemize ulaşabilirsiniz. Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

alacak davasında mail yazışmalarının delil niteliği, e-mail delil olur mu, hmk 199, maillerin belge niteliği, adana avukat, e-mailin delil niteliği

Alacak Davasında Mail Yazışmalarının Delil Niteliği

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi alacak davasında mail yazışmalarının delil niteliği nin “belge” olarak değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Makalemizin devamında tam metnine yer verdiğimiz kararda görülen alacak davasında mail yazışmalarının delil niteliği nin HMK’nun 199. maddesine göre; belge olarak kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.  Alacak borç ilişkilerinde mail yazışmalarının belge niteliği taşıdığı yönündeki kararda özetle;

Alacak Davasında Mail Yazışmalarının Delil Niteliği

Davacı, davalı avukat tarafından vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca gidilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı tespiti ile vekalet ücreti hesaplanmıştır. Oysa davalı avukat tarafından davacıya gönderilen mail yazışmasında; açılacak dava ile ilgili döküm yapılarak, masraf, bilirkişiden alınan bilgilendirme ücreti ve bakiye miktar vekalet ücretinin kaldığı belirtilerek bu ücretin ödenmesi istenmiş, parantez içerisinde kalan bakiye açıklanırken rakamdan itiraz dilekçesi yazılmasının sonrasında belirli bir miktarın ödendiği açıklaması bulunmakta olup, mahkemece belirtilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belgedir. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiş olup, mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2017/1014
Karar Numarası: 2020/4488
Karar Tarihi: 10.06.2020

VEKALET ÜCRETİ ALACAĞININ TAHSİLİ AMACIYLA BAŞLATILAN İCRA TAKİBİ NEDENİYLE BORÇLU OLUNMADIĞININ TESPİTİ İSTEMİNDE MAİL YAZIŞMALARININ NİTELİĞİ
ALACAK BORÇ İLİŞKİLERİNDE MAİL YAZIŞMALARININ BELGE NİTELİĞİ TAŞIDIĞI

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen dosyada asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı asıl davada, davalının hakkında başlattığı … 12. İcra Müdürlüğünün 2009/16466 Esas sayılı takip dosyasıyla, … 15. İş Mahkemesi’nin 2009/867 Esas sayılı dosyasındaki vekaletten azil nedeniyle avukatlık ücreti talep ettiğini, ancak davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının 05/05/2009 tarihli vekaletnameyle vekil tayin edildiğini, 08/10/2009 tarihli azilnameyle görülen luzüm sebebiyle azledildiğini, SGK tarafından davacı hakkında tahakkuk ettirilen prim borcunun iptali ile davacının SGK’ya borçlu olmadığının tespiti amacıyla davalının … 15.İş Mahkemesinin 2009/867 Esas sayılı davasını açtığını, ancak davalının söz konusu davanın ilk duruşmasına dahi girmeden azledildiğini, talep edilen avukatlık ücretinin fahiş olduğunu, davalının talimatı üzerine belirlediği kişilere avukatlık ücreti olarak bir kısım ödemenin yapıldığını, bu hususun taraflar arasındaki yazışmalarla sabit olduğunu, dolayısıyla yapılan ödemeler nedeniyle de bir borcu bulunmadığını, … 12. İcra Müdürlüğünün 2009/16466 Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiş, birleşen davada ise; davalının başlattığı … 1. İcra Müdürlüğünün 2010/218 Esas sayılı takip dosyasıyla … 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/112 Esas sayılı dosyasındaki vekaletten azil nedeniyle avukatlık ücreti talep ettiğini, adı geçen dosyaya şirket adına ihbar olunan sıfatıyla müdahil olması sebebiyle davalı tarafın vekaletname sunduğunu, ancak herhangi bir yazılı beyanda bulunmadığı gibi bu dosyanın herhangi bir duruşmasında da yer almadığını ileri sürerek; takip dosyasına konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

Davalı; davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/218 E takip sayılı dosyadan dolayı 37.071,00 TL’den sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Birleşen davaya yönelik tarafların temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Asıl davaya yönelik davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı, davalı avukat tarafından vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca gidilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı tespiti ile vekalet ücreti hesaplanmıştır. Oysa davalı avukat tarafından davacıya gönderilen 2.9.2009 tarihli mail yazışmasında; SHK’ya açılacak dava ile ilgili döküm yapılarak, masraf olarak 5.800,00 TL, 2.000,00 TL bilirkişiden alınan bilgilendirme ücreti ve bakiye 8.000,00 TL vekalet ücretinin kaldığı belirtilerek bu ücretin ödenmesi istenmiş, parantez içerisinde kalan bakiye açıklanırken 10.000,00 TL olan rakamdan itiraz dilekçesi yazılmasının sonrasında 2.000,00 TL ödendiği açıklaması bulunmakta olup, mahkemece belirtilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. HMK’nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle tarafların birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.898,32 TL. kalan harcın temyiz eden davalıdan, 25,20 TL. kalan harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

ihtarnameye cevap örneği, cevabi ihtarname örneği, ihtarname cevabı, örnek dilekçesi, alacak davası, ayıplı araç, adana avukat, selce maraş büken

İhtarnameye Cevap Örneği

Bu makalemizde ihtarnameye cevap örneği vererek, cevabi ihtarname örneği nasıl hazırlanır sorusunu cevaplamaya çalışacağız. İhtarname cevap örneği olarak aşağıda verilen dilekçeler örnek nitelikte olup, her yazım somut olaya özgü olmalıdır. Dolayısıyla aşağıda ihtarnameye cevap örneği olarak verilen dilekçeler, ilgili bulunduğunuz somut duruma bire bir uymayacağından alanında uzman bir avukattan yardım almanız faydalı olacaktır.

İHTARNAMEYE CEVAP ÖRNEĞİ

İHTAR EDEN                                 : ………………….
TC                                                     : ………………….
ADRES                                             : ………………….

VEKİLİ                                             : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

MUHATAP                                      : ………………….
TC                                                     : ………………….
ADRES                                             : ………………….

Sayın Muhatap;

Tarafınızca gönderilen ……… Noterliği’nin …/…/…… tarih ve …..ı yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi 24/05/2018 tarihinde tarafımızca tebliğ alınmıştır.

…./…/…… tarihli …….  Sözleşmesi gereğince müvekkillere ödemeniz gereken devir bedelinin bakiye ……… TL’sini ödemediğiniz, tarafınızca da bilinmektedir. İş bu bedeli ödememe sebebi olarak “muaccel bir alacak kaydına rastlamadığınızı” belirttiğiniz ihtarnamenizin tarafımızca kabul edilmesi mümkün değildir. Taraflarca iradi olarak yapılan devir sözleşmesi, kararlaştırılan devir bedeli ve tarafınızca yapılan ödemeler göz önünde bulundurulduğunda bu soyut gerekçenizin müvekkiller bakımından büyük bir haksızlık niteliğinde olduğu görülmektedir.

Bu nedenlerle; ……… Noterliği’nin …/…/…… tarih ve ….. yevmiye numaralı cevabi ihtarnamenizde ileri sürdüğünüz iddia ve itirazları kabul etmediğimizi bildirir; …/…./……. tarihli …… Sözleşmesi gereğince ödenmesi gereken bakiye …… TL devir bedelini ve ………  Mahkemesi’nin 201…/….. E 201…/……. K sayılı ilamı gereğince tahsil edip de müvekkillere hisseleri oranında alacak bedelini iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 iş günü içinde tarafımıza ödenmesi hususunda tarafınızı SON KEZ ihtar ettiğimizi, aksi takdirde hakkınızda icra takip işlemlerine başlanacağını ihtar ederiz. …/…./……

İhtar Eden ……… Vekili

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

CEVABİ İHTARNAME ÖRNEĞİ

İHTAR EDEN                                : ………………….
TC                                                     : ………………….
ADRES                                             : ………………….

MUHATAP                                      : ………………….
TC                                                     : ………………….
ADRES                                             : ………………….

KONU                                               : ……… Noterliği’nin …/…/…… tarih ve ….. sayılı ihtarnamesine cevaplarımızdır.

Sayın Muhatap …………..;

….. model ….. marka …… plakalı araç Adana ….. Noterliği’nin …/…/…… tarih ve ….. sayılı yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile tarafınızca satın alınmıştır. Aracı satın almadan önce tüm gerekli kontrol ve denetimleri yaptığınız, araç yerinde görerek yerinde incelediğiniz bilginiz dahilindedir. Ayrıca tarafınıza araçla ilgili gerekli bilgilendirme de yapılmıştır. Bu doğrultuda söz konusu aracın geçmişinde takside kullanılmış olduğunu, aracın ilk sahibi olmadığımızı, bu doğrultuda kilometresi konusunda garanti vermediğimizi tarafınıza bildirmiş idik. Hatta tarafınıza bu hususta yazılı bilgilendirme de yapılmış olup, bu hususları bildiğinizi ve aracın durumunu bilerek satın aldığınıza dair yazılı beyanınızın mevcut olduğunu da hatırlatmak isteriz.

Her şey bir yana, Adana ….. Noterliği’nin …/…/…… tarih ve ….. sayılı yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinde de görüleceği üzere …… plakalı aracın kasko değeri …….. TL iken, tarafınıza satışı …….. TL üzerinden yapılmıştır. Görüldüğü üzere aracın durumu ile ilgili gerekli bilgilendirme tarafınıza yazılı olarak yapılmış olup aracın durumunu bilerek ve görerek satın aldığınız izahtan varestedir. Eğer aynı bilgilendirmeyi yapmadan aracı bir başkasına) sattıysanız, bu husus sizin sorumluluğunuzdadır.

Bu nedenle ….. model ….. marka …… plakalı aracın ilk sahibi olmadığımızı, bu doğrultuda kilometresi konusunda garanti vermediğimizi tarafınıza yazılı ve sözlü olarak bildirdiğimizden, tüm bu hususları bilerek aracı rayiç bedelinin yarısı gibi bir bedelle almayı kabul ettiğinizden, bu hususta hiçbir sorumluluğumuzun bulunmadığını ihtar ederiz. …./…./……

İhtar Eden
……………….

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

avukatın borçluya haciz mesajı göndermesi, hukuk bürosundan gelen haciz mesajı, haciz sms, tehdit, avukattan gelen haciz mesajı, adana avukat

Avukatın Borçluya Haciz Mesajı Göndermesi

Avukatın borçluya haciz mesajı göndermesi son yıllarda uygulamada sık sık karşılaştığımız ihlallerden biridir. Hukuk bürosu haciz sms lerinde ilgili kuruma ne kadar borcunun olduğu bildirilmekte, borcu ödememesi halinde haciz ve diğer cebri icra işlemlerine devam edileceği bildirilmektedir. Söz konusu haciz sms lerini bir borç hatırlatma mesajı” olarak ele almak mümkün ise de, son zamanlarda avukatın borçluya haciz mesajı göndermesi uygulamasının borçlunun yakınlarına dahi sirayet ettiğini gözlemliyoruz. Hukuk bürosundan gelen haciz mesajı nın borçlunun akraba ve yakınlarına gönderilmesi halinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında incelenmesi gerekir. Avukattan gelen haciz mesajı can sıkıcı olmasının yanı sıra hem çeşitli suçları ihtiva ettiğinden hem de KVKK’ya aykırı olduğundan meslektaşlarımız bakımından büyük risk barındırmaktadır.

Avukatın Borçluya Haciz Mesajı Göndermesi

Avukatın borçluya haciz mesajı göndermesiKişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 12. maddesinin 1. fıkrasına aykırı bir uygulamadır. Düzenlemeye göre; “Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır.” Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 12. maddesine göre ise; “Bu Kanunun; … b) 12 nci maddesinde öngörülen veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyenler hakkında 15.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası verilir. ” hükmüne amirdir.

Bu doğrultuda avukatın borçluya ve borçlunun yakınlarına haciz mesajı göndermesi KVKK’na aykırı bir uygulamadır. Bu doğrultuda hukuk bürosundan gelen haciz mesajı idari yaptırıma tabidir. Nitekim Kişisel Verileri Koruma Kurulu  “İlgili kişinin kişisel verilerinin, hakkında icra takibi yapan avukat tarafından hukuka aykırı olarak işlenmesi ve açıklanmasına ilişkin şikayet” ile ilgili verdiği 28/05/2020 Tarihli ve 2020/429 Sayılı Kararında bu işlemi yapan avukatın 125.000,00 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararında özetle; Veri sorumlusu avukat tarafından, ilgili kişinin ağabeyi ve iş arkadaşlarının telefon numaralarının varsayımlara dayanan ve tam olarak ispatlanamayan bir şekilde elde edilmesi. akabinde şikayetçi ilgili kişiye ait borç bilgilerinin yani kişisel verilerin bu numaralarla paylaşılmasının; ayrıca ilgili kişinin T.C. kimlik numarası kullanılmak suretiyle GSM aboneliklerinin ve borçlarının sorgulanmasının Kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiği. bu suretle kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önleme ve kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önleme yükümlülüğünü yerine getirmediği ve genel ilkelere aykırı hareket ettiği dikkate alındığında, veri sorumlusunca yürütülen veri işleme faaliyetinin Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasına aykırılık teşkil etmesi nedeniyle Kanunun 18 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca hakkında 125.000 TL idari para cezası uygulanmasına karar vermiştir. İlgili kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

icra takibini yenileme dilekçesi örneği, icra dosyasının takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılması takibin yenilenmesi, yenileme emri çıkarılması, adana avukat

İcra Takibini Yenileme Dilekçesi

Bu makalemizde icra takibini yenileme dilekçesi örneğine yer verilecektir. İcra takibinde bir seneden fazla işlem yapılmaması, haciz talebinde bulunulmaması halinde icra dosyasının takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılması durumu ortaya çıkabilir. Bu durumda icra yenileme talebi ile dosyanın yenilenmesi talep edilir.

İcra İflas Kanunu’nun 78. maddesiHaciz istemek hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. …. Haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmezse dosya muameleden kaldırılır.Yeniden haciz istemek, alacaklı tarafından vukubulan yenileme talebinin borçluya tebliğine mütevakkıftır. İlama müstenit olmayan takiplerde yenileme talebi üzerine yeniden harc alınır. Yenileme masraf ve harcları borçluya tahmil edilmez. hükmüne amirdir.

İcra Takibini Yenileme Dilekçesi

ADANA …. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ

DOSYA NO: 201../…..

Yukarıda esas numarası yazılı dosyamız takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılmıştır. Bu doğrultuda; borçlu ……. hakkında yapılan takibi yenilediğimizi bildirir, dosyanın arşivden çıkarılarak yenilenmesini ve borçlunun adresine yenileme emri çıkarılmasını talep ederiz.

Alacaklı Vekili

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

nafaka yükümlüsünün işsiz olması, işsizim nafaka öder miyim, Erkeğin sürekli ve düzenli gelirinin olmaması, yoksulluk nafakası, adana boşanma avukatı

Nafaka Yükümlüsünün İşsiz Olması

Bu makalemizde nafaka yükümlüsünün işsiz olması halinde nafaka ödeyip ödemeyeceğini değerlendireceğiz. En çok karşımıza çıkan işsizim nafaka ödeyemiyorum yakınmasının ve işsizken nafaka ödenir mi sorusunun cevaplarını arayacağız. Yargıtay’ın süreklilik kazanan kararlarına göre nafaka yükümlüsünün işsiz olması onu nafaka ödemekten kurtarmaz. Dolayısıyla nafaka yükümlüsünün işsiz olması onu nafaka ödemekten kurtarmaz ancak nafakanın belirlenmesinde bir ölçüt olarak ele alınabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi verdiği son tarihli bir kararında, nafaka yükümlüsünün işsiz olması halinde; “Erkeğin sürekli ve düzenli gelirinin olmaması onu yoksulluk nafakası ile sorumlu olmaktan kurtarmaz” denilmiştir. Dolayısıyla nafaka yükümlüsünün işsiz olması sonuca etkili olmamakta, ilgili kişi işsiz de olsa şartları oluşmuşa nafakasını ödemek zorundadır.

Nafaka Yükümlüsünün İşsiz Olması

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
2019/8410 ESAS 
2020/1070 KARAR

ERKEĞİN SÜREKLİ VE DÜZENLİ GELİRİNİN OLMAMASI ONU YOKSULLUK NAFAKASI İLE SORUMLU OLMAKTAN KURTARMAZ
NAFAKA YÜKÜMLÜSÜNÜN İŞSİZ OLMASI

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-İlk derece mahkemesince, davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, bölge adliye mahkemesince, davalı erkeğin kendisini yoksulluktan kurtaracak derecede düzenli ve sürekli geliri bulunmadığı, bu haliyle erkeğin, kadına yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulamayacağı gerekçesiyle kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiştir. Erkeğin sürekli ve düzenli gelirinin olmaması onu yoksulluk nafakası ile sorumlu olmaktan kurtarmaz. Erkeğin sosyal ve ekonomik durumu yoksulluk nafakasının reddi veya kabulünde değil, yoksulluk nafakasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir unsurdur. İlk derece mahkemesince yaptırılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacı kadının lokantada çalıştığı, aylık 700 TL geliri olduğu, 350 TL kira ödediği bildirilmiş olup, bölge adliye mahkemesince 29.09.2019 tarihinde yapılan araştırmada Türkiye İş Kurumu bünyesinde meslek edindirme kursiyeri olup 2019 yılının 8. ayında kaydının sona erdiği anlaşılmaktadır. Boşanmaya sebep olan olaylarda erkek tam kusurlu olup çalışmasına engel bir durumunun olmadığı, kadının da sürekli ve düzenli geliri olmadığına göre, davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Davacı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, bu yön gözetilmeden isteğin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.

Adana Boşanma Avukatı; 

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana boşanma avukatı olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

maaşın asgari ücretten gösterilmesi, Sigortanın asgari ücretten, Ne Yapmalıyım, sgkya maaşın düşük bildirilmesi, emsal karar, tazminat hakkı, haklı fesih

Maaşın Asgari Ücretten Gösterilmesi

İşçi işveren uyuşmazlıklarında en çok karşılaştığımız sorunlardan biri de sigortanın asgari ücretten gösterilmesi ya da sigortanın asgari ücretten bildirilmesi olarak bilinen. yani işçi daha yüksek maaş alıyor olmasına rağmen maaşın asgari ücretten gösterilmesi halidir. Maaşın asgari ücretten gösterilmesi halinde işverenler maaşın asgari ücretten gösterilen kısmını banka üzerinden kalanını ise nakit olarak işçilerine ödeyip kanunu dolanmaktadırlar. Çalışanların, işçilerin çalışmaya devam ettikleri sürece çok da büyük bir sorun gibi görmediği için süregelen maaşın asgari ücretten gösterilmesinin zararları iş akdi sona erdiğinde bir bir ortaya çıkmaktadır.

Maaşın Asgari Ücretten Gösterilmesi

Sigortanın asgari ücretten gösterilmesi uygulamasının zararları en çok işçilerin işçilik alacaklarının hesaplamalarında kendisini gösteriyor. İşçilik alacakları (kıdem tazminatı ihbar tazminatı gibi) alınan maaşa göre hesaplanacağından sgkya düşük maaş bildirilmesi halinde alacaklar miktarları da ona göre düşük olmaktadır. Yine maaşın asgari ücretten gösterilmesi uygulaması emeklilikte de işçiye zarar vermektedir. Emeklilik halinde emekli maaşı olması gerekenden düşük çıkmaktadır. Yine uygulamanın zararları işsizlik maaşı ödemelerinde de kendisini göstermektedir. Gerçekteki ücretten düşük biçimde sigortanın asgari ücretten gösterilmesi halinde alınacak işsizlik maaşı da düşmektedir.

Sigortam Asgari Ücretten Yatıyor Ne Yapmalıyım?

Sigortam asgari ücretten yatıyor ne yapmalıyım diye soruyorsanız, bu soruyu şöyle cevaplayabiliriz. Öncelikle bulunduğunuz ildeki Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne durumu bildirerek, bu haksız uygulamaya son verilmesini isteyebilirsiniz. Bir ikinci seçenek de iş akdini haklı nedenle feshedebilirsiniz. Gerçekte daha yüksek maaş alıyor olmasına rağmen maaşın asgari ücretten gösterilmesi hali işçiye iş akdini haklı nedenle fesih imkanı vermektedir. Bu durumda işçi kendi isteği ile işten ayrılıyor olmasına rağmen kıdem tazminatına hak kazanabilmektedir.

Maaşın Asgari Ücretten Gösterilmesi İle Doğan Tazminat Hakkı

Yukarıda da açıkladığımız gibi maaşın asgari ücretten gösterilmesi işçiye haklı nedenle fesih imkanı verir. Bu nedenle maaşın asgari ücretten gösterilmesi ile doğan tazminat hakkı söz konusu olur. Aşağıda yer verilen mahkeme kararında özel bir şirkette asgari ücretin üzerinde maaş almasına rağmen sigortanın asgari ücretten gösterilmesi uygulaması nedeniyle iş akdini fesheden müvekkilin işçilik alacakları dava edilmiştir. Yerel Mahkeme, müvekkilin maaşın asgari ücretten gösterilmesi ile doğan tazminat hakkı bulunduğuna kanaat getirmiş, müvekilin maaşın asgari ücretten gösterilmesi nedeniyle iş akdini feshi nin haklı ve geçerli sebebe dayalı olduğuna karar vermiştir. Bu doğrultuda müvekkile maaşın asgari ücretten gösterilmesi kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla çalışma ücreti ödenmesine karar verilmiştir.

Kararda maaşın asgari ücretten gösterilmesi uygulamasının haksız bir uygulama olduğu vurgulanarak özetle; Aşağıda ilgili bölümlerde gerekçeleri açıklanacağı üzere davacının aldığı ücret miktarının daha yüksek olmasına karşın bordrolar asgari ücret üzerinden düzenlendiği ve SGK’ya bu miktara göre bildirildiği, davacının ücreti ödenmemiş fazla çalışmasının bulunduğunu, buna göre davacının ileri sürdüğü fesih gerekçelerinin sabit olduğu, sabit olan söz konusu olguların davacı bakımından haklı fesih gerekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından taraflar arasındaki iş akdinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilmiştir. denilmiştir.


İş hukukuna ilişkin davaların, uzman avukatlar nezdinde değerlendirilmesi ve açılması muhtemel davanın bir adana iş avukatı ile takibi önem arz etmektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.