İşverenin Ahlak ve İyiniyet Kurallarına Uymayan Haller Nedeniyle Feshi

işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle feshi, adana iş avukatı, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller, kod-29 sgk, yargıtay

Bu makalemizde ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle işverenin feshi konusu irdeleyeceğiz. 4857 sayılı İş Kanunu iş ilişkisinde ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller bakımından hem işçiye hem işverene derhal fesih hakkı vermiştir. İşçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle fesih hakkı 24/II maddede düzenlenmişken, işverenin fesih hakkı 25/II maddede düzenlenmiştir. Bu makalemizde işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle feshi konusu incelenecektir.

Kod-29 SGK İşten Çıkışı

İşçi, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle işten çıkarıldığı zaman bu durum SGK’ya kod-29 ile bildirilmektedir. Bu nedenle işten çıkış bildirgesinde kod-29 ibaresi varsa bu işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle işçiyi işten çıkardığı anlamına gelir. İşverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle feshikod-29 SGK‘ya bildirilir.

İşverenin Ahlak ve İyiniyet Kurallarına Uymayan Haller Nedeniyle Feshi

İşverene derhal haklı fesih hakkı veren ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesinde sıralanmıştır. Bu madde kapsamında yapılacak iş akdi fesihlerinde işçiden savunma alma zorunluluğu yoktur. Bu haller söz konusu olduğunda işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle feshi mümkündür. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesinde sıralanan ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller, Yargıtay kararları ışığında incelenecektir.

İşverenin Ahlak ve İyiniyet Kurallarına Uymayan Haller Nedeniyle Feshi Halleri Nelerdir?

İlk olarak, işçinin iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması hali 25/II-a bendinde düzenlenmiştir.

“…Davacı tarafından doldurulan formda hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını işverenden gizleyerek ahlak ve iyiniyet kurallarına uygun davranmadığı ve işverenin feshinin haklı olduğu anlaşılmış olup davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/45295 E, 2018/3148 K, 14.02.2018 T.

Kanunun 25/II-b bendinde ise, İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller den biri olarak düzenlenmiştir.

“…Davacı tarafından üst yönetime gönderilen mektup içeriğinde bahsi geçen yöneticiler hakkında. ”hırsızlık, rüşvet verme, sahte fatura düzenleme, ayıplı mal satma, şirkette çalışan bayanlarla ilişki kurma.” şeklinde isnat edilen eylemlerin yöneticilerin şeref ve namusuna dokunacak. şeref ve haysiyet kırıcı nitelikte söz ve eylemler olduğu anlaşılmaktadır. Davacı işçinin bu davranışının iş sözleşmesinin feshinde. haklı sebebin varlığının kabul edilmesini gerektirdiği gözetilmeden mahkemece aksi kanaatle yazılı şekilde karar verilmesi bozma sebebidir.” Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2014/34593 E, 2015/918 K, 22.01.2015 T.

Kanunun 25/II-c bendine göre; işçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması hali işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle feshi sebeplerinden biridir.

“…Kadın çalışanların beyanları, davacının alınan yazılı savunmasında tanıkların söylediklerini kaçamaklı kabul etmesi. ancak karşı tarafça yanlış anlaşıldığını beyan etmesi. karşısında davacının iş yeri çalışanı kadın işçilere karşı davranışlarının taciz boyutunda olduğu. bu eylemler karşısında işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığı ve devam eden davranışlar ve şikayetler nedeni ile fesih işleminin yasal süresinde yapıldığı anlaşıldığından, davanın reddi yerine, yerinde ve yasal olmayan gerekçelerle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

Kanun’un 25/II-d bendinde; İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması halinin işverene derhal fesih yetkisi verdiği düzenlenmiştir.

“…Davacının, kendisini çöp toplama aracına almadığı gerekçesi ile aynı iş yerinde çalışmakta olan şoföre, diğer işçilerin önünde sövdüğü tanık anlatımları ve davacının ikrarı ile sabittir. Sataşmanın muhatabının karşılık vermemiş olması davacı işçinin onur kırıcı hareketinin işyerinde huzursuzluk yaratmadığını kabule yeterli olamayacağı gibi, alenen sövmenin yorgunluk vb. nedenlerle haklı görülebilir bir yönü de bulunmamaktadır.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/706 E, 2017/232 K, 08.02.2017 T.

“…4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II, d hükmü uyarınca işçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir.” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2012/39329 E, 2013/16455 K, 30.05.2013 T.

Kanun’un 25/II-e bendinde; İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması hali düzenlenmiştir.

“…Dosya içeriğine göre; davacının … verilmek üzere sahte olarak hazırlanan bir evrakı Şirket yetkililerine haber vermeden imzaladığı bu belgenin ingiltere konsolosluğuna verildiği sabittir. Davacının bu eylemi doğruluk ve bağlılığa aykırı bir davranış olup, işverenin feshi haklı olup, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2014/24260 E, 2016/359 K, 12.01.2016 T.

“…Mahkemece davacı hakkında ortaya atılan iddiaların önemli olduğu ancak bu konuyla ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmadığı, iddiaların soyut kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davacının savunmasında müşterilerin bilgisi haricinde gerçekleştirilen paket satışı yapılan işlemlerin hedef tutturabilmek amacıyla gerçekleştirdiğini, müşterinin imzasını taklit ederek yaptığı işlemlerin ise bir anlık boş bulunmaktan gaflete düşerek yaptığı işlemler olduğunu hedef tutturabilmek amacıyla yaptığını beyan ettiği, davacının savunması dikkate alındığında feshin haklı olduğunun ispatlandığı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2014/29933 E, 2015/688 K, 15.01.2015 T.

Kanun’un 25/II-f bendinde;İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi halinin işverene derhal fesih yetkisi verdiği düzenlenmiştir.

“…Mahkemece yazılı gerekçe ile, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmişse de. davacının sahte kredi kartı kullanma suçu nedeniyle Asliye Ceza Mahkemesince cezalandırıldığı, sahte kredi kartı kullanma eyleminin davalının işyerinde gerçekleştirildiği…” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2008/33637 E, 2010/30775 K, 28.06.2010 T.

Kanun’un 25/II-g bendinde; İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi halinin işverene derhal fesih yetkisi verdiği düzenlenmiştir.

Bu madde uygulamada sıklıkla karşılaştığımız işçi hakkında üç gün üst üste devamsızlık tutanağı ile fesih gibi olayların dayanağıdır.

“…İşyerinin ücretli ya da ücretsiz olarak izin verdiği bir işçinin, izin süresince işyerine gitmesi beklenemeyeceğinden. bu durumda bir devamsızlıktan söz edilemez. Ancak yıllık izin zamanını belirlemek işverenin yönetim hakkı kapsamında olduğundan. işçinin kendiliğinden izne ayrılması söz konusu olmaz. İşçinin yıllık iznini kullandığını belirterek işyerine gelmemesi, işverence izinli sayılmadığı sürece devamsızlık halini oluşturur.” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/37011 E, 2012/2264 K, 30.01.2012 T.

“…Somut olayda; davacı işçi, iş akdinin 03.08.2009 tarihinde feshedildiğini bildirerek ertesi gün 04.08.2009 tarihinde dava açmıştır. Dosyaya getirtilen hizmet cetveline göre davacının Ağustos ayında bildirilen çalışılan gün sayısı 3 gün olup davacının dava açtıktan sonra işe gitmesi söz konusu olamaz.
03.08.2009 tarihinden sonra tutulan devamsızlık tutanakları fesih tarihinden sonra tutulmuş olup hukuki sonuç doğurmaz. Bu itibarla davalı işverenin devamsızlık gerekçesine bağlı feshi haksız nitelikte olup davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatlarının kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2011/36844 E, 2013/28726 K, 08.11.2013 T.

Kanun’un 25/II-h bendine göre; İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle feshi sebeplerinden biridir.

“…Şöyle ki; davacının eylemi yapmakla ödevli olduğu görevi talimatlara uygun olarak yapmamaktır. Bu eylemin haklı fesih sebebi oluşturabilmesi için “işçinin yapmakla ödevli olduğu görevi kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi” gerekir.
Feshe konu eylem bir kere meydana gelmiş olup, davacının bu konuda daha önce usulüne uygun şekilde uyarıldığı ve görevini yapmamakta ısrarcı olduğu usulüne uygun şekilde kanıtlanamadığı gibi, eylem nedeniyle işverenin herhangi bir zararı oluşmadığından feshin haklı nedene dayandığının kabulü mümkün değildir. Bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2011/53643 E, 2014/2992 K, 03.02.2014 T.

“…Somut olayda, davacının yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilmiş ise de Kanun’da öngörülen “ısrar etme” koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Fesih bildiriminde belirtilen ve dosya kapsamı itibariyle sübut bulunan eylemler fesih için haklı sebep teşkil etmediğinden kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle taleplerin reddi isabetli görülmemiş ve hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.” Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2014/35069 E, 2015/549 K, 20.01.2015 T.

Kanun’un 25/II-ı bendinde; İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması hali düzenlenmiştir.

“…4857 sayılı Kanunun 25/II-(ı) maddesinde düzenlenen iki ayrı fesih nedeni yönünden öncelikle işçinin istek ya da savsamasının varlığının; varsa kusur oranının ve ardından da uyuşmazlığa konu zararın varlığı ile zarar miktarının usulünce belirlenmesi gerekmektedir. Bu da işin niteliğine göre konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurularak gerçekleştirilecektir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınarak somut olay değerlendirildiğinde;
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; davalı işveren tarafından, davacı işçinin iş akdinin, yangın nedeniyle işyerinde meydana gelen zarara ve bu zararın miktarına dayalı olarak feshedildiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda; 4857 sayılı İş Kanununu’nun 25/II-(ı) maddesinde yer alan bu fesih nedeninin koşullarının somut olay yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2009/210 E, 2009/274 K, 17.06.2009 T.

İş hukukuna ilişkin davaların, uzman avukatlar nezdinde değerlendirilmesi ve açılması muhtemel davanın bir adana iş avukatı ile takibi önem arz etmektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir