Ana içeriğe geç
Doktor Öğretim Üyesi Kadrosu Emsal Karar 2025

Doktor Öğretim Üyesi Kadrosu Emsal Karar 2026: Jüri Denetimi

Av. Arb. Selce MARAŞ BÜKEN
Yazar: Av. Arb. Selce MARAŞ BÜKEN
• 17 dakika okuma

Doktor öğretim üyesi kadrosu emsal karar incelemelerinde uyuşmazlık, çoğu zaman tek bir soruya indirgenir: Adaylar arasından hangisinin atanacağına ilişkin tercih, idarenin serbest takdirine mi bırakılmıştır, yoksa bu tercih de hukuka uygunluk denetimine tabi midir? Danıştay'ın yerleşik yaklaşımı, atama işleminin idarenin takdir yetkisi içinde olduğunu kabul etmekle birlikte, bu yetkinin keyfî kullanılabileceği anlamına gelmediğini açıkça ortaya koyar. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, tercihin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır; idarenin, tercihini kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklemesi gerekir.

Bu içerikte doktor öğretim üyesi kadrosuna atanma sürecinin hukuki çerçevesi; ön değerlendirme komisyonu raporundaki hatalı puanlamanın jüri değerlendirmesine etkisi; jüri takdirinin sınırları; jüri üyesinin adayla ortak çalışmasının objektifliğe etkisi; bilirkişi incelemesinin hangi hâllerde yapıldığı ve ilandaki özel şartların denetimi, tam metinleri incelenen güncel Danıştay kararlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Büromuzun takip ettiği bir dosyada verilen kararın, hatalı puanlamaya dayanan atama işlemini nasıl değerlendirdiği de karardan aktarılan bölümle birlikte aşağıda yer almaktadır.

Doktor Öğretim Üyesi Kadrosuna Atanma Süreci Hangi Aşamalardan Oluşur?

Doktor öğretim üyesi kadrosuna atanma süreci, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 23. maddesi ile Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliğinin 4 ilâ 7. maddelerinde düzenlenmiştir. Sürecin her aşaması, sonraki aşamanın hukuki dayanağını oluşturur; bu nedenle usul aykırılıkları çoğu zaman zincirleme biçimde atama işlemine yansır.

İlk aşama ilandır. Kanunun 23. maddesinin (a) bendi uyarınca yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. Yönetmeliğin 5. maddesi, ilanın Resmî Gazete'de ve üniversitenin internet ana sayfasında rektörlük tarafından duyurulacağını, ilanda adaylara on beş günden az olmamak üzere başvuru süresi tanınacağını ve son başvuru tarihinin belirtileceğini hükme bağlar. Yönetmeliğin 4. maddesine göre doktor öğretim üyesi kadrosuna başvurabilmek için doktora veya tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık ya da sanatta yeterlik eğitiminin tamamlanmış olması gerekir.

İkinci aşama, aday dosyalarının bilimsel değerlendirmesidir. Kanunun 23. maddesinin (a) bendi ile Yönetmeliğin 6. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca fakültelerde dekan, diğer birimlerde müdür; ilan edilen kadrolar için adayların durumlarını incelemek üzere en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili üç profesör veya doçent kadrosunda bulunan doçenti, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının profesör veya doçent kadrosundaki doçent olması hâlinde, tespit edilecek üç öğretim üyesinden birinin bölüm başkanı olması zorunludur.

Üçüncü aşamada dekan veya ilgili müdür, her aday için bu öğretim üyelerine bilimsel yayın ve çalışma dosyalarını göndererek bir ay içinde yazılı görüşlerini bildirmelerini ister. Dosya inceleme sonuçlarının bir ay içinde gelmemesi hâlinde, aynı usulle tespit edilen başka profesör veya doçente dosyalar incelenmek üzere gönderilir. Yönetmelikte öngörülen bu süre, jüri değerlendirmesinin fiilî takvimini ve dolayısıyla işlemin tesis edilme zamanını doğrudan etkiler.

Dördüncü aşama, yönetim kurulunun görüşüdür. Dekan veya ilgili müdür, yazılı görüşlerin alınmasından sonra ilk yönetim kurulu toplantısında aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı görüş alır. Bir açık kadroya birden fazla adayın başvurması hâlinde yönetim kurulu gerekçeli olarak tercihini belirtir. Dekan veya ilgili müdür kanaat ve önerilerini rektöre sunar; atamanın yapılıp yapılmayacağına rektör karar verir. Yönetmeliğin 6. maddesinin beşinci fıkrası, 06.03.2026 tarihli Resmî Gazete ile mülga edilmiştir.

Son aşama atamadır. Yönetmeliğin 7. maddesi uyarınca doktor öğretim üyeleri, ilgili yönetim kurulunun görüşü alındıktan sonra dekanın veya müdürün önerisi ile rektör tarafından en az bir, en çok dört yıl süre ile atanır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer; görev süresi sona erenler, ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından yeniden atanabilir. Doktor öğretim üyelerinin ne kadar süre ile atandığı kendilerine tebliğ edilir.

Bu zincirin tamamı, denetim bakımından aynı kapıya çıkar: Jüri raporları, yönetim kurulunun gerekçeli tercihi ve rektörün kararı birbirini destekleyen bir gerekçe bütünü oluşturmak zorundadır. Dosyada bu gerekçe bütünü eksikse, idare mahkemesi işlemin sebep ve maksat unsurlarını inceleyebilir.

Ön Değerlendirme Komisyonu Raporu İle Jüri Değerlendirmesi Arasındaki Fark

Uygulamada en sık karıştırılan konu, ön değerlendirme komisyonu ile jürinin aynı işlevi gören organlar olduğu varsayımıdır. Oysa iki organ farklı soruları yanıtlar. Ön değerlendirme, adayın asgari koşulları sağlayıp sağlamadığını ve puanını tespit eder; jüri ise adayın bilimsel yeterliğini mütalaa biçiminde değerlendirir.

Doktor öğretim üyesi kadrosu bakımından Yönetmeliğin 6. maddesi, jürinin oluşumu ve yazılı görüş usulünü düzenlemekle birlikte "ön değerlendirme komisyonu" adıyla bir organ öngörmez. Ön değerlendirme, üniversitelerin Yükseköğretim Kurulu tarafından onaylanmış atama ve yükseltme kriterlerinde ve uygulama esaslarında kurumsallaşır. Nitekim Danıştay önüne gelen bir uyuşmazlıkta, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönergesinin 8. maddesinde öngörülen akademik şartlar, Ön Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilmiş ve görev süresinin uzatılmaması işlemi bu değerlendirmeye dayandırılmıştır (Danıştay Sekizinci Dairesi, E:2022/2243, K:2024/2390, 30.04.2024).

Bu ayrım, hatalı puanlamanın hukuki sonucunu belirler. Ön değerlendirme raporu, jürinin dosyayı okurken gördüğü ilk ve çoğu zaman tek sayısal çerçevedir. Puanlama hatası jüriye iletilmezse veya düzeltilmiş puan jüri tarafından dikkate alınmazsa, jüri "puan üstünlüğü" algısıyla tercihte bulunur. Bu durumda aykırılık, yalnızca aritmetik bir hata olarak değil, jüri takdirinin dayanağının sakatlanması olarak ortaya çıkar.

Ön Değerlendirme Raporundaki Hatalı Puanlama Atama İşlemini Sakatlar mı?

Büromuzun davacı vekilliğini yürüttüğü bir dosyada, yayımlanan karar metninde şu tespitlere yer verilmiştir:

"...jüri heyetinin adaylar hakkında değerlendirme yaparken, yanlış hesaplamaya dayalı olarak oluşturulan Ön Değerlendirme Komisyonu inceleme raporundaki müdahile ilişkin puanın esas alındığı ve daha sonra düzeltilmiş puanın jüri üyelerine iletilmediği yahut jüri üyelerince dikkate alınmadığı, hal böyle iken akademik ve bilimsel çalışmalarının yanında, davacıya göre müdahilin puan üstünlüğünün de bulunduğu birlikte değerlendirilerek müdahil davalının atanması yönündeki teklifin getirildiği..."

Kararda, ön değerlendirme komisyonu inceleme raporundaki hatalı puanlamalar üzerine kurulan atama işleminin hukuka aykırılığı değerlendirilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın tam metni, müvekkile ilişkin özel bilgiler nedeniyle yayımlanmamıştır.

Bu dosyanın gösterdiği yöntem, benzer uyuşmazlıklarda izlenecek yol bakımından da yol göstericidir: Aday, öncelikle kendi başvuru dosyasındaki her bir eserin hangi kritere göre kaç puan aldığını ve komisyonun hangi belgeyi nasıl değerlendirdiğini tablo bazında karşılaştırmalıdır. Puan farkının hangi kalemden doğduğu, hangi yayının yanlış kategoride değerlendirildiği ve düzeltilmiş puanın jüriye iletildiğine dair bir belge bulunup bulunmadığı, davanın esasını belirleyen sorulardır. Bu soruların cevapları dosyada yoksa, idare mahkemesinden bilirkişi incelemesi talep edilmesi gündeme gelir.

Doktor Öğretim Üyesi Kadrosu Emsal Karar Sayfa 1

Doktor Öğretim Üyesi Kadrosu Emsal Karar Sayfa 2

Doktor Öğretim Üyesi Kadrosu Emsal Karar Sayfa 3

Doktor Öğretim Üyesi Kadrosu Emsal Karar Sayfa 4

Doktor Öğretim Üyesi Kadrosu Emsal Karar Sayfa 5

Jüri Takdiri ve Yargısal Denetimin Sınırı

Doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmada jüri raporları, atama işleminin esaslı unsurudur. Ancak jüri değerlendirmesinin varlığı, idarenin tercihini denetimden muaf kılmaz. Danıştay Sekizinci Dairesi, tam metni incelenen bir kararında denetim ölçütünü ayrıntılı biçimde şöyle ortaya koymuştur:

"Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. ... idarenin takdir yetkisi kapsamında ilan edilen herhangi bir kadroya başvuran ve jüri değerlendirmesi sonucunda ataması olumlu görülen adaylar arasından söz konusu kadro için en uygun adayın tercihi konusunda yasaların tanıdığı serbesti çerçevesinde tercihte bulunabileceği tartışmasız olup; uyuşmazlıkta, bu takdir yetkisinin öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen sınırlar çerçevesinde, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir."

Anılan kararda ayrıca, atama işlemi öncesinde 2547 sayılı Kanunun 23. maddesi ile Yönetmeliğin 5, 6 ve 7. maddelerindeki prosedürün izlenmesi gerektiği; usulüne uygun oluşturulacak üç kişilik jüriden her aday hakkında ayrı ayrı yazılı mütalaa alınması, alınan raporlar üzerine ilk yönetim kurulu toplantısında adaylar hakkında ayrı görüş alınarak birden fazla adayın başvurması hâlinde yönetim kurulunun gerekçeli olarak tercihini belirtmesi gerektiği vurgulanmıştır (Danıştay Sekizinci Dairesi, E:2023/3596, K:2024/5819, 12.11.2024).

Bu kararın sonucu, denetimin iki farklı işleme bölünerek yapıldığını göstermesi bakımından öğreticidir. Kararda, adayın kendi atanmamasına ilişkin işlemin iptaline dair kısım, ilan edilen kadronun belirli bir öncelikli alana yönelik olması ve adayın bu alandaki çalışmalarının yetersiz bulunması gerekçesiyle bozulmuş; kadroya atanan diğer adayın atanmasına ilişkin işlemin iptaline dair kısım ise onanmıştır. Dolayısıyla "atanmama" ve "başkasının atanması" işlemleri, tek bir bütün gibi görünse de denetimde farklı kaderlere sahip olabilir; dava dilekçesinin her iki işlemi ayrı ayrı hedeflemesi bu nedenle önemlidir.

Puan Üstünlüğüne Rağmen Başka Adayın Atanması: Gerekçe Yükü

Adayların akademik puanları arasında belirgin bir fark bulunduğu hâlde puanı düşük adayın atanması, idarenin tercihini gerekçelendirmesini zorunlu kılar. Danıştay Sekizinci Dairesi, bir doçent kadrosuna ilişkin uyuşmazlıkta, davacının toplam puanının diğer iki adaydan yüksek olmasına ve bilirkişi raporunda davacının atanması yönünde görüş bildirilmesine karşın, kadroya atanan adayların görece daha düşük akademik puana sahip olduğunu tespit etmiştir. Kararda, idarenin bu tercihi bakımından "gerekli ve yeterli gerekçenin ortaya konulamadığı" değerlendirilmiş; puan üstünlüğü dikkate alındığında kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından davacının atanma talebinin uygun bulunmamasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak karar bozulmuştur (E:2025/174, K:2025/7810, 21.10.2025).

Aynı ölçüt, doktor öğretim üyesi kadroları bakımından da uygulanmıştır. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde ilan edilen bir doktor öğretim üyesi kadrosuna ilişkin uyuşmazlıkta, bilirkişi incelemesi sonucunda adayların liyakat sıralaması belirlenmiş; mahkemece yaptırılan incelemede kadroya atanan adayın puanının "belirgin bir şekilde düşük" olduğu görülmüştür. Kararda, objektif sıralamanın dışına çıkılarak puanı belirgin biçimde düşük bir adayı atayan idare işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı ifade edilmiş; ilk sırada yer alan adayın işlemi dava konusu yapmadığı da dikkate alınarak, idarenin atama işlemini iptal edip yeniden ilana çıkarak başvuran adayları objektif biçimde değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir (Danıştay Sekizinci Dairesi, E:2025/4163, K:2025/9593 ve E:2024/5427, K:2025/9592, 08.12.2025).

Her iki kararda da dikkat çeken nokta, mahkemenin puan sıralamasını tek başına belirleyici bir ölçüt hâline getirmemesi, ancak idarenin sıralamanın dışına çıkmasını gerekçelendirmesini aramasıdır. İdare, tercihini; bilimsel kaliteye katkı, anabilim dalının öncelikli ihtiyaçları veya kadroya özgü bilimsel gereklilik gibi denetlenebilir olgularla açıklayabildiği ölçüde takdir yetkisi içinde kalır.

Jürinin Objektifliği: Jüri Üyesinin Adayla Ortak Çalışmasının Bulunması

Jürinin oluşumu kadar, jüri üyelerinin adaylarla ilişkisi de hukuka uygunluk denetiminin konusudur. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bir kadro atamasında jüri üyelerinden birinin, atanması uygun görülen adayla birden çok ortak makalesi ve uluslararası kongrelerde ortak bildirisi bulunduğunu tespit etmiştir. Kararda, jüri oluşturulmasının amacının adayların bilimsel yeterliliğinin yansız ve objektif biçimde değerlendirilmesi olduğu; incelemeye sunulan eserlerin bir kısmında bizzat ortak isim olarak yer alan bir jüri üyesinin değerlendirmesinin objektif olacağı hususunda bütün adaylarda kanaat oluşmasının mümkün görülmediği belirtilmiştir. Bu nedenle, anılan jüri üyesinin jüri üyeliğinden çıkarılarak jürinin yeniden belirlenmesi gerekirken bu hususa riayet edilmeden hazırlanan raporlara dayanılarak tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiş; adaylar arasında akademik çalışmalar, deneyim ve nitelikler değerlendirilerek yeni bir atama işleminin tesis edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (E:2025/9, K:2025/3131, 11.12.2025). Kararda ayrıca, jüri üyelerinin değerlendirmelerinin hiçbir şaibeye imkân vermeyecek biçimde tarafsız ve objektif gerçekleştirilmesini sağlayacak şekilde belirlenmelerinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır.

Bu karar, adaylar bakımından önemli bir usul imkânına işaret eder: Başvuru dosyasında, jüri üyelerinin adaylarla ortak yayın, ortak proje veya tez danışmanlığı ilişkisi bulunup bulunmadığının tespiti; böyle bir ilişki varsa bunun jürinin belirlenmesi aşamasında ileri sürülmesi, sonraki itiraz ve dava süreçlerinde de dayanak oluşturur.

Bilirkişi İncelemesi Hangi Uyuşmazlıklarda Yaptırılır?

Akademik atama uyuşmazlıklarında mahkemeler, uyuşmazlığın çözümü hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bilgi gerektirdiğinde bilirkişi incelemesi yaptırır. Bu ölçüt, tam metni incelenen kararlarda açıkça ifade edilmiştir (Danıştay Sekizinci Dairesi, E:2023/3596, K:2024/5819, 12.11.2024). Adayların yayınlarının alanla ilgili olup olmadığı, puanların hesaplanmasında hata bulunup bulunmadığı, makalelerin yayımlandığı dergilerin eser değerlendirmesine uygun olup olmadığı ve puanlama yeniden yapıldığında adayların alacağı puanlar, tipik bilirkişi incelemesi konularıdır.

Bilirkişi raporunun ağırlığı konusunda ise dikkatli bir okuma gerekir. Danıştay Sekizinci Dairesinin, bir doktor öğretim üyesi kadrosuna atanma talebinin reddine ilişkin kararında, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde adaylardan birinin atanmasının daha uygun olduğu tespitine yer verilmiş olmasına karşın temyiz istemi reddedilmiş ve Bölge İdare Mahkemesi kararı onanmıştır. Karara ilişkin karşı oyda ise, iki adayın da şartları haiz olduğu, bilirkişi raporunda bir adayın daha nitelikli görüldüğü ve bu nedenle kararın bozulması gerektiği görüşü dile getirilmiştir (E:2025/1437, K:2025/9971, 16.12.2025). Karar, bilirkişi raporunun bağlayıcı olmadığını, raporun jüri değerlendirmesinin yerinde olup olmadığının denetimi bakımından bir araç olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

İlan Şartının Denetimi: Belirli Adayı Tanımlayan Şartlar

Doktor öğretim üyesi kadrosuna atamada ilan şartları, Yükseköğretim Kurulunun onayından geçmiş ek koşullar ile kadroya özgü ilan şartlarından oluşur. Kanunun 23. maddesinin (c) bendi uyarınca yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilir. Yönetmeliğin 3. maddesinin üçüncü fıkrası ise ilana başvuru koşulu olarak adayların lisansüstü tez veya uzmanlık tezi adlarının bir kısmının veya tamamının yazılamayacağını, ilanda sadece belirli bir adayı tanımlayan özel şartlara yer verilemeyeceğini açıkça düzenler.

Uygulamada ilan şartlarına ilişkin uyuşmazlıklar iki farklı davaya konu olabilir: ilanın kendisinin iptali ve atama işleminin iptali. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde ilan edilen doktor öğretim üyesi kadrosuna ilişkin uyuşmazlıkta, ilanda yer verilen alan şartının Yükseköğretim Kurulunun onayını gerektirir nitelikte bir ek şart olmadığı ve ilgili anabilim dalında duyulan ihtiyaç sebebiyle belirlendiği gerekçesiyle ilan ve şart bakımından hukuka aykırılık görülmemiş; buna karşılık atama işlemi, puan sıralamasının dışına çıkılması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur (Danıştay Sekizinci Dairesi, E:2025/4163, K:2025/9593, 08.12.2025). Bu ayrım, ilanın iptali ile atama işleminin iptalinin birbirinden bağımsız sonuçlar doğurabildiğini gösterir.

Atanma Talebinin Reddine Karşı İptal Davası ve Dava Süresi

Doktor öğretim üyesi kadrosuna başvurusu reddedilen adayın önünde iki ayrı işlem bulunur: kendisinin atanmamasına ilişkin işlem ve başka bir adayın atanmasına ilişkin işlem. İdari yargı uygulamasında her iki işlem de iptal davasına konu edilebilir; ancak denetimde farklı sonuçlara ulaşılabilir. Tam metni incelenen bir kararda, davacının atanmamasına ilişkin işlemin iptaline dair kısım bozulurken kadroya atanan diğer adayın atanmasına ilişkin işlemin iptaline dair kısım onanmıştır (Danıştay Sekizinci Dairesi, E:2023/3596, K:2024/5819, 12.11.2024). Bu nedenle dava dilekçesinde işlemlerin ayrı ayrı ve açık biçimde tanımlanması, talebin dava konusu işlemle sınırlı tutulması gerekir.

Dava açma süresi bakımından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesi uyarınca işlemin tebliğ edildiği veya öğrenildiği tarihten itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekir. Adayın atanmamasına ilişkin işlem çoğu kez açık bir "ret" yazısından çok, kadroya başka bir adayın atandığının ilan edilmesi veya tebliğ edilmesiyle öğrenilir; bu nedenle süre hesabında işlemin öğrenilme tarihi ve buna ilişkin belgeler ayrıca önem taşır.

Dava dilekçesinde dayanılan delillerin başında başvuru dosyası, ön değerlendirme komisyonu raporu, jüri raporları, yönetim kurulu kararı ve atama oluru gelir. Ön değerlendirmeye ilişkin puanlamanın denetimi bakımından akademik kadro ön değerlendirme sonucuna itiraz sürecinin ayrıntıları; jüri raporlarının içeriğine ilişkin uyuşmazlıklarda ise doktor öğretim üyesi kadrosunda jüri raporu eksikliği konulu inceleme yol gösterici olabilir.

Atama ve görev süresine ilişkin işlemlerde yürütmenin durdurulması talebinin kabulü, işlemin niteliği gereği daha ağır koşullara bağlıdır. Talebin, somut zarar ve açık hukuka aykırılık iddialarıyla ayrıntılı biçimde gerekçelendirilmesi gerekir; bu konudaki genel çerçeve için yürütmenin durdurulması şartları incelenebilir.

İptal Kararından Sonra Süreç Nasıl İşler?

İptal kararı, atama işlemini ortadan kaldırır; ancak mahkeme, idarenin yerine geçerek belirli bir adayı atamaya karar vermez. Kararlarda bu husus açıkça vurgulanır: Yeni bir atama işleminin tesis edilmesi (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E:2025/9, K:2025/3131, 11.12.2025) veya atama işleminin iptal edilip yeniden ilana çıkılarak başvuran adayların objektif biçimde değerlendirilmesi (Danıştay Sekizinci Dairesi, E:2025/4163, K:2025/9593, 08.12.2025) gerektiği ifade edilmiştir. Uygulamada bu, sürecin başvuru değerlendirmesine geri dönmesi anlamına gelir.

İptal davası esas yönünden kabul edildiğinde, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi de karar altına alınabilir; bu talep, iptal istemiyle birlikte ileri sürüldüğü ölçüde hüküm altına alınır.

Görev süresinin uzatılmaması işlemi ise ayrı bir denetim çizgisine sahiptir. Danıştay Sekizinci Dairesi, bir üniversitede doktor öğretim üyesi olarak görev yapan davacının görev süresinin uzatılmamasına ilişkin uyuşmazlıkta; davacının akademik çalışmalarının Ön Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirildiğini, yönergede öngörülen yayın şartlarının sağlanmadığının tespit edildiğini ve ek süre verilmesine rağmen bu şartların yerine getirilmediğini dikkate alarak, takdir yetkisinin objektif olarak kullanıldığı sonucuna varmış; davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararı onanmıştır (E:2022/2243, K:2024/2390, 30.04.2024). Bu karar, yeniden atanma aşamasında da ön değerlendirme sürecinin belirleyici olduğunu ve idarenin değerlendirmesinin somut belgelere dayandırılmasının denetimde esas alındığını göstermektedir.

Konuya ilişkin bütünsel değerlendirme için öğretim üyesi ataması iptal davası ve kadroya atanma talebinin reddi işleminin iptali incelemeleri; doçentlik unvanına ilişkin ayrımın gerektiği hâllerde ise doçentlik başvurusunun reddi ve iptal davası rehberi birlikte okunabilir.

Sık Sorulan Sorular

Doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmama işlemine karşı dava açılabilir mi?

Açılabilir. Adayın atanmamasına ilişkin işlem ile kadroya başka bir adayın atanmasına ilişkin işlem, idari işlem niteliğinde olup idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Dava dilekçesinde her iki işlemin ayrı ayrı belirtilmesi, denetimin ayrı ayrı yapılabilmesi bakımından önemlidir.

Doktor öğretim üyesi kadrosuna atanmama davasında süre kaç gündür?

İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesi uyarınca dava açma süresi, işlemin tebliğ edildiği veya öğrenildiği tarihten itibaren altmış gündür. Atama kararı çoğu zaman ilan veya tebliğ yoluyla öğrenildiğinden, sürenin başlangıcı bakımından öğrenme tarihini gösteren belgeler ayrıca saklanmalıdır.

Ön değerlendirme komisyonunun puanlamasına itiraz edilebilir mi?

Edilebilir. Puanlamanın hangi kritere göre yapıldığı, hangi eserin hangi kategoride değerlendirildiği ve düzeltilmiş puanın jüriye iletilip iletilmediği, itirazın ve davanın esasını oluşturur. Puanlama hatası jüriye yansımışsa, bu durum atama işleminin sebep unsurunu etkiler.

Jüri raporunda gerekçe bulunmaması iptal sebebi midir?

Jüri raporlarının adaylar hakkında ayrı ayrı yazılı mütalaa niteliğinde olması ve yönetim kurulunun, birden fazla adayın başvurması hâlinde gerekçeli olarak tercihini belirtmesi gerekir. Gerekçesiz veya birbirini tekrarlayan raporlarla kurulan tercih, takdir yetkisinin denetlenebilir biçimde kullanılmadığı iddiasına dayanak yapılabilir.

Jüri üyesinin adayla ortak yayını varsa ne olur?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, incelemesine sunulan eserlerin bir kısmında ortak isim olarak yer alan jüri üyesinin değerlendirmesinin objektif olacağı hususunda bütün adaylarda kanaat oluşmasının mümkün görülmediğini belirtmiştir. Bu durumda ilgili jüri üyesinin jüri üyeliğinden çıkarılarak jürinin yeniden belirlenmesi ve sürecin buna göre işletilmesi gerekir.

Akademik atama davasında bilirkişi incelemesi yaptırılır mı?

Uyuşmazlığın çözümü hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bilgi gerektiriyorsa bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Yayınların alanla ilgisi, puanların hesaplanması ve dergilerin uygunluğu tipik inceleme konularıdır. Bilirkişi raporu mahkemeyi bağlamaz; jüri değerlendirmesinin yerinde olup olmadığının denetiminde araç niteliğindedir.

Puanı yüksek aday yerine başka aday atanırsa iptal kararı verilir mi?

Adaylar arasında belirgin puan farkı bulunduğu hâlde puanı düşük adayın atanması, idarenin tercihini denetlenebilir olgularla gerekçelendirmesini gerektirir. Danıştay, objektif sıralamanın dışına çıkılarak puanı belirgin biçimde düşük bir adayın atanmasını hukuka uygun bulmamıştır. Buna karşılık puan üstünlüğü tek başına sonucu belirlemez; idarenin kadroya özgü bilimsel gerekçeleri varsa tercih takdir yetkisi içinde kalabilir.

İptal davası kazanılırsa doğrudan atama yapılır mı?

Hayır. Mahkeme, idarenin yerine geçerek belirli bir adayı atamaya karar vermez. Kararlarda, yeni bir atama işleminin tesis edilmesi veya atama işleminin iptal edilerek başvuruların objektif biçimde yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Süreç, değerlendirme aşamasına geri döner.

Görev süresinin uzatılmaması işlemine karşı dava açılabilir mi?

Açılabilir. Görev süresinin uzatılmaması işlemi iptal davasına konu edilebilir. Bu tür uyuşmazlıklarda üniversitenin atama ve yükseltme yönergesinde öngörülen şartların sağlanıp sağlanmadığı, ön değerlendirme komisyonunun değerlendirmesinin somut belgelere dayanıp dayanmadığı ve takdir yetkisinin objektif kullanılıp kullanılmadığı incelenir.

Kadro ilanındaki özel şartlara karşı dava açılabilir mi?

Açılabilir. İlanda yalnızca belirli bir adayı tanımlayan özel şartlara yer verilemez; ek koşulların Yükseköğretim Kurulunun onayından geçmiş, objektif ve denetlenebilir nitelikte olması gerekir. İlanın iptali ile atama işleminin iptali ayrı sonuçlar doğurabileceğinden, her iki işlem bakımından süre ve talep ayrı ayrı planlanmalıdır.

Dosyanıza özgü değerlendirme, süre hesabı ve dilekçe hazırlığı için büromuzun iletişim formundan bize ulaşabilirsiniz. Akademik kadro süreçlerine ilişkin çalışmalarımız hakkında akademik dava avukatı sayfamızdan bilgi alabilir, konuya ilişkin idari işlemin iptali davası rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. İçerikte yer alan bilgiler, yayın tarihindeki mevzuat ve uygulama esas alınarak hazırlanmış olup zaman içinde değişiklik gösterebilir. Her dosya kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Kaynaklar

Bağlantılı Makaleler

Bu Makalede Bahsedilen Yazılar (8)

Kurumsal bir koridorda taş raf üzerinde duran, kumu havada asılı kalmış tek kum saati.

İdari Yargıda Yürütmenin Durdurulması: Şartlar ve Kararın Etkisi

Yürütmenin durdurulması şartları, karar verilemeyen hâller, teminat, itiraz yolu ve kararın etkisi İYUK m.27 ile Danıştay kararları çerçevesinde ele alınmaktadır.

Üniversite ilan dosyalarının ve jüri tutanaklarının incelendiği sade bir çalışma masası.

Akademik Kadro Ön Değerlendirme Sonucuna İtiraz ve İptal Davası

Ön değerlendirme sonucuna itiraz yolu, akademik kadro ilanında elenme hâlinde iptal davası, dava açma süresi, yürütmenin durdurulması ve Danıştay kararları.

Akademik başvuru reddi sonrası idari dava sürecini anlatan sakin kurumsal hukuk görseli.; Doçentlik başvurusu sonrası hukuki değerlendirme sürecini simgeleyen akademik atmosfer.; Üniversite başvuru süreci ve idari yargı yolunu anlatan soyut hukuk görseli.

Doçentlik Başvurusu Reddi ve İptal Davası

Doçentlik başvurusu reddi sonrası dava süresi, ret gerekçesi, gerekli belgeler ve yürütmenin durdurulması ihtimali birlikte incelenmelidir.

İdari işlemin iptali davasında idari kararın yargısal denetimini anlatan soyut hukuk görseli; İdari yargıda iptal davası sürecini ve hukuka uygunluk denetimini simgeleyen görsel; İdari işlem, iptal davası ve yürütmenin durdurulması sürecini anlatan ciddi hukuk görseli

İdari İşlemin İptali Davası: Şartlar, Süre ve Sonuç

İdari işlemin iptali davasında menfaat ihlali, görevli mahkeme, süre, yürütmenin durdurulması ve kararın uygulanması ele alınmaktadır.

Öğretim Üyesi Ataması İptal Davası

Öğretim Üyesi Ataması İptal Davası

Bu makalemizde öğretim üyesi ataması iptal davası konusunu inceleyeceğiz. Değerli okurlarımızdan gelen sorular üzerine öğretim üyesi ataması iptal davası hakkın

Kişisiz kurumsal still-life: ahşap masada açık boş bir kadro belgesi yerleştirilmiş sade klasör ve yanında duran tek dolma kalem, soldan yumuşak doğal pencere ışığı; okunabilir metin, ekran, logo, insan ve el yok.

Kadroya Atanma Talebinin Reddi İşleminin İptali

2828 Geçici 16 kapsamında kadroya atanma talebinin reddi iptal davasına konu olur. Unvan ihrazı, boş kadro, kurum ihtiyacı koşulları ve İzmir BİM emsal kararı.

doktor öğretim üyesi kadrosunda jüri raporu eksikliği

Doktor Öğretim Üyesi Kadrosunda Jüri Raporu Eksikliği

Bu makalemizde doktor öğretim üyesi kadrosunda jüri raporu eksikliği halinde neler yapılacağı konusunda emsal karar doğrultusunda bilgi vereceğiz. Akademik kadr

AKADEMİK DAVA AVUKATI

Akademik Dava Avukatı

Bu makalemizde akademik dava avukatı kimdir akademik davalara bakan avukatlar ne gibi işlemler yapar gibi sorulara genel cevaplar vermeye çalışacağız. Makalemiz