
Süresiz Nafaka Kalktı mı? Yürürlük ve Mevcut Durum

Yoksulluk nafakası kamuoyunda anlaşıldığı şekliyle tamamen ortadan kalkmamıştır. Anayasa Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...süresiz olarak..." ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Dolayısıyla yoksulluk nafakası talep etme hakkı varlığını sürdürmekte olup, yalnızca düzenlemede yer alan nafakanın süresiz olmasına ilişkin hüküm denetime konu edilerek iptal edilmiş bulunmaktadır. Üstelik verilen bu iptal hükmü derhâl yürürlüğe konulmamıştır. Karar Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre boyunca ise yürürlükteki kanun maddesi metinde kalmaya devam edecek, yargı organları önündeki uyuşmazlıklarda mevcut düzenlemeyi esas alarak karar verecektir.
Bu bakımdan nafaka düzenlemesinin kendiliğinden sona erdiği veya artık hiçbir surette yoksulluk nafakası ödenmeyeceği yönündeki algı hukukî dayanaktan yoksundur. Unutulmamalıdır ki, Anayasa Mahkemesi nafaka kurumunu tamamen ortadan kaldırmamış, kararda boşanma sonrasında tarafların korunması ile borçlunun sınırsız bir yükümlülük altına sokulmaması arasındaki dengeyi irdelemiştir.
Anayasa Mahkemesi Kararı Ne Anlama Geliyor?
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156 ve K.2026/131 sayılı kararıyla, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "...süresiz olarak..." ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Başvuru, görülmekte olan bir boşanma davası vesilesiyle Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından yapılmıştır. İlk derece mahkemesi, nafakanın herhangi bir zaman sınırı olmaksızın hüküm altına alınmasının hukuk devleti ilkesi ve temel haklarla bağdaşmadığı gerekçesiyle kuralın iptalini talep etmiştir.
Yüksek Mahkeme bu itirazı esastan inceleyerek oy çokluğuyla aldığı kararda Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi, 5. maddesinde devlete yüklenen temel amaç ve görevler ile 17. maddesinde düzenlenen kişinin maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkı arasındaki denge kurulması gerektiği benimsenmiştir.
Bu iptal kararı ile süresiz yoksulluk nafakası uygulamasının Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, yoksulluk nafakasına büsbütün son veren mahiyette değildir. Kararda, yasa koyucunun nafaka borçlusunu ömür boyu sürebilecek ağır bir malî sorumlulukla karşı karşıya bırakırken, hâkime süreyi takdir etme olanağı tanımamasını eleştirmiştir. Dolayısıyla karar, nafaka sisteminin tamamen tasfiyesi sonucunu değil, süreye ve dengeye ilişkin yeni bir yasal çerçeve ihtiyacını ortaya koymaktadır.
Yoksulluk Nafakası Tamamen Kaldırıldı mı?
Yoksulluk nafakası kurumu hukuk sistemimizden kaldırılmamıştır. İtiraza konu olan kısım, 4721 sayılı Kanun’un 175. maddesinin tümü değil, fıkra metninde yer alan süresizliğe matuf ibareden ibarettir. Dolayısıyla boşanma davası neticesinde yoksulluğa düşme tehlikesi bulunan eşin, diğer eşten malî gücü oranında nafaka talep etme hakkı korunmaktadır.
Kanunun 175. maddesi gereğince, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer taraftan malî gücü oranında nafaka talep edebilmektedir. Kanun koyucu bu düzenlemede nafaka yükümlüsünün kusurlu olmasını şart koşmamıştır; yalnızca talep eden tarafın kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması aranmıştır. İptal edilen metin, işte bu nafakanın "...süresiz olarak..." istenebileceğine dair ibaredir. Talep hakkının esası, yoksulluk şartı, kusur dengesi ve borçlunun malî gücü kıstası varlığını korumaktadır.
Uygulamada genel olarak aranan yoksulluk nafakası şartları bakımından temel prensipler halen yürürlüktedir. Eşlerin ekonomik bağımsızlıkları, evlilik birliğinin sona ermesiyle uğrayacakları kayıplar ve geçim sıkıntısına düşüp düşmeyecekleri mahkemelerce yine değerlendirilecektir. Ortadan kalkan husus nafaka talebinde bulunma hakkı değil, yasanın lafzındaki süresizlik halidir. Bu ayrım, hak kaybına uğramamak adına doğru anlaşılmalıdır.
İptal Kararı Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?
Anayasa Mahkemesi iptal hükmünü derhâl yürürlüğe koymamıştır. Mahkeme, ortaya çıkabilecek hukukî boşluğun kamu düzenini sarsmaması ve yasa koyucuya yeni bir düzenleme yapabilmesi için makul bir zaman tanınması amacıyla Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği karara bağlanmıştır. İlgili karar, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, önümüzdeki süreçte Kanun'da değişiklik yapılması öngörülmektedir. Bu dokuz aylık dönem boyunca 4721 sayılı Kanun’un 175. maddesindeki "süresiz nafaka" ibaresi yasal geçerliliğini muhafaza edecektir.
Kararın Gerekçesinde Neler Yer Alıyor?
Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde, 4721 sayılı Kanun’un 175. maddesinin mevcut yapısı ve yargısal tatbikatı ayrıntılı biçimde irdelenmiştir. Çoğunluk gerekçesinde vurgulanan noktalar, yeni bir kanun hükmü değil, iptal kararına dayanak teşkil eden değerlendirmelerdir.
- İlk olarak çoğunluk, maddedeki "...süresiz olarak..." ibaresinin lafzının her somut olayda zorunlu biçimde süresiz nafakaya hükmedilmesini doğrudan emreder nitelikte olmadığını ifade etmiştir. Ancak yerleşik yargı uygulamasında bu ibarenin emredici olarak yorumlandığı, aile mahkemesi hâkimlerine süre bakımından bir takdir yetkisi tanınmadığı ve irat biçiminde hükmedilen yoksulluk nafakasının süresiz belirlenmesi gerektiği yönünde bir uygulamanın sürdüğü tespit edilmiştir.
- İkinci olarak Yüksek Mahkeme, yerleşik uygulamanın doğurduğu sonuçları belirsiz bulmuş; tarafların çatışan menfaatleri arasında makul ve adil bir denge kurulmadığını kabul etmiştir. Boşanma sonrasında bir tarafın yoksulluğa düşmesinin önlenmesi kamu yararı taşımakla birlikte, diğer tarafın evlilik birliği sona erdikten sonra ömrünün sonuna kadar sürebilecek ağır bir malî külfet altında bırakılması orantısız görülmüştür. Bu durumun Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesini, 5. maddesindeki devletin kişilerin maddî ve manevî varlığını geliştirmesi görevini ve 17. maddesindeki temel hak güvencesini zedelediği kanaatine varılmıştır.
- Üçüncü olarak gerekçede, irat (düzenli ödeme) biçiminde tayin edilen nafakada hâkime süre belirleme yetkisinin tanınması ve hangi istisnaî hâllerde süresiz nafakaya hükmedilebileceğine ilişkin ölçütlerin kanunda açık ve belirli biçimde yazılması gerektiği ifade edilmiştir. Yüksek Mahkeme, kanun koyucunun süreli nafaka ile süresiz nafakayı somut durumun koşullarına ve tarafların ihtiyaçlarına göre hâkime takdir alanı bırakacak şekilde netleştirmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 2012 Yılındaki Kararından Ne Değişti?
Anayasa Mahkemesi, aynı ibareyi daha önce de denetlemiş ve "...süresiz olarak..." ibaresine yönelik yapılan Anayasa'ya aykırılık itirazını esastan reddetmiştir. 2012 yılındaki o kararda Mahkeme, süresiz nafakanın mutlak bir hak teşkil etmediğini, Kanun’un 176. maddesindeki sona erme ve değişiklik hâlleriyle dengelendiğini savunarak kuralı anayasaya uygun bulmuştu. Ancak 4 Haziran 2026 tarihinde verilen yeni karar ile Anayasa Mahkemesi içtihadında değişikliğe gitmiş ve önceki ret sonucunun yerine iptal kararı almıştır. Aradan geçen zaman diliminde uygulamanın katılaşması, hâkimlere süre bakımından takdir tanınmamasının doğurduğu ağır malî külfet ve Anayasa'nın 2, 5 ve 17. maddeleri eksenindeki denge arayışı Yüksek Mahkemenin görüşünü değiştirmiştir.
Mevcut Nafaka Kararları ve Ödemeler Ne Olacak?
Kararın duyulmasıyla birlikte en çok merak edilen husus, mahkemelerce geçmişte hüküm altına alınmış nafaka ödemelerinin derhâl durup durmayacağıdır. Bu noktada yürürlükteki ilamların durumu ile iptal kararının sonuçları birbirinden ayrılmalıdır:
- Hüküm fıkrası, kesinleşmiş nafaka ilamlarının kendiliğinden kalkacağını veya ödemenin kendiliğinden duracağını yazmamaktadır.
- Anayasa Mahkemesi’nin iptal hükmü dokuz ay sonraya ertelendiğinden, bu süre zarfında kanunun mevcut metni uygulanmaya devam eder.
- Mahkeme kararlarının doğrudan ortadan kalkması söz konusu olmayıp, nafakanın kaldırılması veya uyarlanması yürürlükteki kanun maddelerine göre talep edilebilir.
- Gelir durumunun sarsılması veya ödeme güçlüğü hâlinde, mevzuat çerçevesinde emekli maaşından nafaka kesintisi gibi icraî süreçler devam etmektedir.
Nafakanın miktarında değişiklik yapılması veya hakkaniyet gereği artırılması taleplerine ilişkin usul ise nafaka artırım davası ile yürütülmektedir. Benzer şekilde borçlu eş de koşulları oluşmuşsa nafakanın indirilmesi veya kaldırılması talebiyle dava açabilmektedir.
4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu’ndaki Mevcut Düzenlemeler Nelerdir?
Yoksulluk nafakası yalnızca 175. maddeden ibaret değildir; kanunun devamı maddelerinde nafakanın ödenme biçimi, kaldırılması, yetkili mahkeme ve zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi kararının doğru kavranabilmesi için bu maddelerin birlikte incelenmesi zorunludur:
- Madde 175: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. İptale konu edilen ibare yalnızca bu fıkradaki süresizlik ibaresidir.
- Madde 176: Nafakanın toptan veya irat (düzenli ödeme) biçiminde ödenmesine karar verilebilir. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka; alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
- Madde 177: Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir.
- Madde 178: Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Çocuk Nafakası (İştirak Nafakası) ve Tedbir Nafakası Bu Kararın Kapsamında mıdır?
Kamuoyunda en sık düşülen hatalardan biri, Anayasa Mahkemesi kararının çocuklara bağlanan nafakayı da kapsadığı zannıdır. Bu dosyada çocukların bakım ve giderlerine katılımı düzenleyen iştirak nafakası kesinlikle yer almamaktadır. İştirak nafakası, çocuğun velâyetini üstlenmeyen eşin çocuğun reşit olmasına kadar eğitim, barınma, beslenme ve yetiştirilme masraflarına malî gücü oranında katılması yükümlülüğüdür ve Anayasa Mahkemesi denetimine konu edilmemiştir. Aynı şekilde boşanma davası sürecinde eşlerin ve çocukların barınması ve geçimi için geçici bir tedbir mahiyetinde hükmedilen tedbir nafakası da itirazın kapsamı dışındadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Süresiz nafaka kalktı mı?
Hayır; yoksulluk nafakası kurumu hukuk sisteminde yürürlüktedir. Anayasa Mahkemesi yalnızca Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesindeki "...süresiz olarak..." ibaresini iptal etmiştir.
Yoksulluk nafakası kaldırıldı mı?
Hayır; boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek eşin, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten malî gücü oranında nafaka talep etme hakkı korunmaktadır.
İptal kararı ne zaman yürürlüğe girer?
Karar, 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış olup iptal hükmü yayımdan başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.
Mevcut nafaka kararı ne olur?
Kararın hüküm fıkrası, geçmiş ilamların kendiliğinden kalkacağını veya olduğu gibi süreceğini yazmamaktadır.
Nafaka ödemeleri kendiliğinden durur mu?
Hayır; karar, ödemenin kendiliğinden duracağını yazmamaktadır. Kaldırma ve değiştirme, 4721 sayılı Kanun m.176'daki hâllere bağlanmıştır.
Çocuk nafakası bu kararda mı?
Hayır; çocukların bakım ve giderleri için ödenen iştirak nafakası ile boşanma sürecindeki tedbir nafakası bu itirazın kapsamında değildir.
2012 yılındaki Anayasa Mahkemesi ret kararı ne oldu?
Anayasa Mahkemesi'nin 17 Mayıs 2012 tarihli ret kararı bulunmaktaydı. 4 Haziran 2026 tarihli bu yeni karar ile Mahkeme içtihat değiştirmiş ve mezkûr ibarenin iptaline karar vermiştir.
Nafaka yükümlüsü kusurlu değilse nafaka öder mi?
Evet; Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca nafaka alacaklısının kusurunun daha ağır olmaması şarttır, ancak nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz.
Sonuç ve Hukuki Destek
Anayasa Mahkemesi’nin Türk Medenî Kanunu m.175 hakkındaki iptal kararı, aile hukuku uygulamasında önemli bir sürecin başlangıcıdır. Karar, yoksulluk nafakası talebini ortadan kaldırmamıştır. Önümüzdeki dokuz aylık zaman diliminde mevcut mevzuat hükümleri geçerlidir. Tarafların hak kaybına uğramamaları için icraî yükümlülüklerine ve yasal dava şartlarına titizlikle riayet etmeleri gerekmektedir. Yoksulluk nafakasına ilişkin dosyaya özgü hukukî değerlendirmenin Büken Hukuk tarafından yapılması için iletişim sayfası üzerinden görüşme talep edebilirsiniz.
Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. İçerikte yer alan bilgiler, yayın tarihindeki mevzuat ve uygulama esas alınarak hazırlanmış olup zaman içinde değişiklik gösterebilir. Her dosya kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Kaynaklar
- Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, 4 Haziran 2026 — Resmî Gazete, 30 Eylül 2026, sayı 33386, tam metin (erişim: 29.09.2026)
- 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete — günlük nüsha, karar listesi (erişim: 29.09.2026)
- Anayasa Mahkemesi, E.2011/136, K.2012/72, 17 Mayıs 2012 — Resmî Gazete, 26 Haziran 2012, tam metin (erişim: 29.09.2026)
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu — mevzuat.gov.tr, m.175-178, tam metin (erişim: 29.09.2026)
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — mevzuat.gov.tr, m.153, tam metin (erişim: 29.09.2026)
Bağlantılı Makaleler
Bu Makalede Bahsedilen Yazılar (3)

Nafaka Artırım Davası 2026: Koşullar, TÜFE, Usul
Nafaka artırım davası nasıl açılır? İştirak nafakası artırılması davası, TMK 176/4, TÜFE ölçüsü, Yargıtay yaklaşımı ve dava süreci 2026 rehberi.

Emekli Maaşı Nafaka ve SGK Kesintisi Rehberi
Emekli maaşından nafaka, SGK prim ve muvafakat kesintisi; oran sınırları, itiraz yolları ve 2025 Yargıtay İBK değerlendirmesi.

Yoksulluk Nafakası Şartları Nelerdir?
Yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenmiştir. Kanundaki düzenlemeye göre, yoksulluk nafakası şartları açıkça sayılmıştır. Düzenleme
