Ana içeriğe geç
Boş bir üniversite amfisinde sıralara vuran sabah gün ışığını gösteren sade görünüm

Öğretim Elemanı Görevden Uzaklaştırma Nedir? Şartlar, Süre ve Dava Yolu

Av. Arb. Selce MARAŞ BÜKEN
Yazar: Av. Arb. Selce MARAŞ BÜKEN
19 dakika okuma

Öğretim elemanı hakkında görevden uzaklaştırma, disiplin cezası değil ihtiyati bir tedbirdir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/B maddesine göre bu tedbir, Devlet veya vakıf yükseköğretim kurumlarında yürütülen kamu hizmetinin gerektirdiği hâllerde, görevi başında kalmasında sakınca görülen öğretim elemanları hakkında alınabilir ve disiplin veya ceza soruşturmasının herhangi bir safhasında üç ay süreyle uygulanır. Tedbir, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini sağlamaya yöneliktir. Dolayısıyla akademik unvanı veya kadroyu ortadan kaldırmaz. Süre boyunca aylığın ya da ücretin üçte ikisi ödenir, sosyal hak ve yardımlar devam eder. Görevden uzaklaştırma kararına karşı tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Bu makalemizde görevden uzaklaştırmanın kanuni dayanağı, yetkili makamlar, süre ve uzatma rejimi, özlük hakları, göreve iade, iptal davası ve konuya ilişkin Danıştay kararları ele alınmaktadır.

Görevden Uzaklaştırma Nedir? Akademik Personel İçin Kanuni Çerçeve

Akademik personelin görevden uzaklaştırılması, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/B maddesinde ayrı bir hüküm olarak düzenlenmiştir. Madde, 2/12/2016 tarihli ve 6764 sayılı Kanunun 28. maddesiyle Kanuna eklenmiş; hüküm 9 Aralık 2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Düzenleme, görevden uzaklaştırmayı şöyle tanımlar: Devlet veya vakıf yükseköğretim kurumlarında yürütülen kamu hizmetinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülen üst kuruluşlar ile yükseköğretim kurumu yöneticileri, öğretim elemanları, memurlar ve diğer personel hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.

Tanımdaki "ihtiyati tedbir" nitelemesi, uygulamanın sonuçlarını belirler. Zira görevden uzaklaştırma bir yaptırım değil, soruşturmanın sağlıklı biçimde yürütülebilmesi için kurulan geçici bir önlemdir. Bu nedenle tedbir, hakkında soruşturma yürütülen kişinin statüsünü sona erdirmez; öğretim elemanı kadrosunda kalır, sosyal hak ve yardımlardan yararlanmayı sürdürür ve tedbirin sona ermesiyle görevine döner. Tedbirin hukuki dayanağı, akademik personel bakımından doğrudan kanun hükmüdür: Yükseköğretim kurumları yönetici, öğretim elemanı ve memurlarına ilişkin 21/8/1982 tarihli Disiplin Yönetmeliği 20 Ekim 2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle yürürlükten kaldırılmıştır; bu tarihten sonra görevden uzaklaştırma bakımından 2547 sayılı Kanunun 53/B maddesi uygulanır.

Görevden uzaklaştırmayı, idare hukukundaki diğer tedbirlerden ve özellikle rektörün görevlendirme yetkisinden ayırmak gerekir. 2547 sayılı Kanunun 13. maddesinin (b) fıkrasının 4. bendi, rektöre gerekli gördüğü hallerde öğretim elemanlarının görev yerlerini değiştirme veya onlara yeni görevler verme yetkisi tanır. Bu yetki bir görevlendirme yetkisidir; görevden uzaklaştırma tedbiriyle aynı hukuki rejime tabi değildir. Uygulamada iki işlem birbirine karıştırılabildiğinden, işlemin hangi maddeye dayandırıldığı ve sonuçlarının ne olduğu dosya bazında ayrıca incelenmelidir.

Hangi Hallerde Akademik Personel Görevden Uzaklaştırılabilir?

2547 sayılı Kanunun 53/B maddesi, öğretim elemanı hakkında görevden uzaklaştırma tedbirinin alınabilmesi için iki unsuru birlikte arar:

  1. Yürütülen kamu hizmetinin bunu gerektirmesi
  2. İlgilinin görevi başında kalmasında sakınca görülmesi.

Kanun, "kamu hizmetinin gerektirdiği haller" ifadesini kullanmakla yetinmiş, sakıncanın hangi durumlarda doğacağını tek tek saymamıştır. Bu nedenle tedbir, sebebe bağlı bir işlemdir; idarenin gerekçesini somut olarak ortaya koyması gerekir.

Maddenin ikinci cümlesi, tedbirin zamanlamasına ilişkin geniş bir çerçeve çizer: görevden uzaklaştırma, disiplin veya ceza soruşturmasının herhangi bir safhasında üç ay süreyle alınabilir. Buna göre tedbir, soruşturmanın başında kurulabileceği gibi soruşturma ilerledikten sonra da gündeme gelebilir; ceza soruşturması kapsamında da uygulanabilir. Aynı cümle, soruşturmayı yürütenlerin görevden uzaklaştırmayı teklif edebileceğini belirtir. Teklif ile karar birbirinden ayrıdır: teklifi soruşturmacı yapar, kararı maddenin üçüncü fıkrasında sayılan yetkili makam verir.

Kamu görevinden çıkarma cezası önerilmesi, tedbirin akıbeti bakımından ayrı bir başlıktır. Maddeye göre soruşturma sonunda kamu görevinden çıkarma cezası önerilmesi hali dışında görevden uzaklaştırma tedbiri, bu tedbiri alan yetkililerce derhal kaldırılır. Bu kural, tedbirin soruşturmanın gidişatına bağlı olduğunu ve sonuç ne olursa olsun süresiz bir uzaklaştırmaya dönüşemeyeceğini gösterir.

Görevden Uzaklaştırma Kararını Kim Verir? Yetkili Makamlar

Tedbiri almaya yetkili makamlar, 2547 sayılı Kanunun 53/B maddesinin ikinci fıkrasında sayılmıştır. Buna göre görevden uzaklaştırmaya Yükseköğretim Üst Kuruluş Başkanları ile Devlet yükseköğretim kurumlarında atamaya yetkili amirler, vakıf yükseköğretim kurumlarında rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokullarında müdürler yetkilidir. Öğretim elemanı bakımından bu, Devlet üniversitelerinde atamaya yetkili amirin, vakıf üniversitelerinde rektörün karar organı olduğu anlamına gelir.

Üçüncü fıkra, belirli görevlerde bulunanlar için farklı bir usul öngörülmüştür: Buna göre rektörlerin, bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin ve dekanların görevden uzaklaştırılması kararı, disiplin amirinin teklifi üzerine Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından verilir. Görevden uzaklaştırma kararları atamaya yetkili amirlere bildirilir.

Yetki bakımından dikkat edilmesi gereken nokta, kararın kanunda sayılan makam tarafından alınmış olmasıdır. Kanunda öngörülmeyen bir birim ya da kurul tarafından alınan tedbir kararı, yetki unsuru yönünden sakatlık taşır.

Görevden Uzaklaştırma Süresi: Üç Ay ve Her Defasında Üç Ay Uzatma

2547 sayılı Kanunun 53/B maddesinde süre, açık biçimde düzenlenmiştir. Öğretim elemanı hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbiri disiplin veya ceza soruşturmasının herhangi bir safhasında üç ay süreyle alınabilir. Bu sürenin bitiminde tedbir kararının alınmasına ilişkin sebeplerin devam etmesi halinde tedbir, her defasında üç ay uzatılabilir. Kanun, uzatmanın kaç kez yapılabileceğine ilişkin sayısal bir sınır öngörmemiştir; ölçüt, tedbirin sebebinin devam edip etmediğidir.

Bu düzenlemenin uygulamadaki anlamı şudur: Uzatma, otomatik bir sonuç değil, gerekçelendirilmesi gereken ayrı bir idari işlemdir. Uzatma kararında, tedbirin dayanağı olan sebebin hâlen sürdüğünün ortaya konması gerekir. Soruşturmanın uzaması tek başına yeterli gerekçe sayılmaz; soruşturmanın seyri ile tedbirin gerekliliği arasındaki bağ, kararın gerekçesinde görünmelidir. Uygulamada bu tür kararlar, ilk görevden uzaklaştırma işleminden bağımsız işlemler olarak dava konusu edilebilir.

Öte yandan sürenin soruşturmanın niteliğine göre farklı işlediği unutulmamalıdır. Kanun, disiplin soruşturması ile ceza soruşturmasını aynı fıkrada düzenlemekle birlikte, ceza yargılamasının seyri disiplin soruşturmasından farklı zaman aralıklarında ilerleyebilir. Dosyanın değerlendirilmesinde hangi soruşturmanın yürütüldüğü, soruşturmanın hangi aşamada olduğu ve tedbirin hangi sebebe bağlandığı ayrı ayrı tespit edilmelidir.

Soruşturmaya Başlama Şartı: On İş Günü Kuralı ve Yetkilinin Sorumluluğu

Maddenin dördüncü fıkrası, tedbiri bir kayda bağlar: Görevinden uzaklaştırılanlar hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen on işgünü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. On iş günlük süre, tedbirin soruşturmadan kopuk bir yaptırıma dönüşmesini engelleyen güvence olarak değerlendirilmektedir. Sürenin işlemeye başlangıcı tedbir tarihidir; soruşturmanın başlatıldığı tarih ise dosyada görevlendirme yazısı veya soruşturma başlatma onayıyla belgelenir.

Maddenin beşinci fıkrası, bu şartın ihlali hâlinde yetkilinin sorumluluğunu ayrıca düzenler. Buna göre görevden uzaklaştırma işleminden sonra süresi içinde soruşturmaya başlamayan, görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılmasının zorunlu olduğu durumlarda bu tedbiri kaldırmayan veya görevden uzaklaştırma işlemini keyfi olarak ya da garaz veya kini dolayısıyla yaptığı, yaptırılan soruşturma sonunda anlaşılan yetkililer, hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidirler. Kanun, sorumluluğu yalnızca sürenin kaçırılmasına değil, tedbirin keyfî biçimde kullanılmasına da bağlamıştır.

Uygulamada bu fıkra, görevden uzaklaştırmanın hukuka uygunluk denetiminde önemli bir işlev görür. Kararın hangi sebebe dayandığı, soruşturmanın ne zaman başlatıldığı ve tedbirin devamı için gereken koşulların korunup korunmadığı birlikte incelenir.

Özlük Hakları: Aylığın veya Ücretin Üçte İkisi ve İade Hâlinde Kesilen Kısım

Görevden uzaklaştırmanın özlük sonuçları, 2547 sayılı Kanunun 53/B maddesinde iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Görevden uzaklaştırılanlar, kanunların öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler; ancak görevden uzaklaştırma süresi içinde kendilerine aylıklarının veya ücretlerinin üçte ikisi ödenir. Buna göre tedbir, ücretin tamamen kesilmesi anlamına gelmez; ödemenin üçte iki oranında yapılması, sosyal hakların ise korunması öngörülmüştür.

Göreve iade hâlinde ikinci kural devreye girer: göreve tekrar başlatılmanın zorunlu olduğu durumlarda, kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir. Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışanlar bakımından görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin dereceye yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri hâlinde bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak ve akademik yükselme için gerekli bekleme süresinden sayılmak suretiyle değerlendirilir. Düzenleme, tedbir süresinin akademik kariyer bakımından bir kayıp yaratmasını önlemeye yönelmiştir.

Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanları bakımından ödeme, ücret üzerinden yapılır; süre içinde ücretin üçte ikisi ödenir ve iade hâlinde kesilen kısım ödenir.

Tedbirin Kaldırılması ve Göreve İade

2547 sayılı Kanunun 53/B maddesi, tedbirin sona ermesini birkaç duruma bağlar. Soruşturma sonunda kamu görevinden çıkarma cezası önerilmesi hâli dışında görevden uzaklaştırma tedbiri, bu tedbiri alan yetkililerce derhal kaldırılır. Görevden uzaklaştırma tedbiri alınmakla beraber, soruşturma sonunda yetkili makam veya mercilerce hakkında kamu görevinden çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler ile ceza kararından evvel haklarındaki disiplin soruşturması af ile kaldırılanlar, bu kararların kesinleşmesi üzerine veya tedbir süresinin dolması hâlinde derhal göreve iade edilirler. Kişinin görevi başında kalmasının soruşturmanın devamına engel olmadığı hallerde görevden uzaklaştırma tedbiri süresi dolmadan da kaldırılabilir.

Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde tedbirin akıbeti bakımından üç ayrı durum ortaya çıkmaktadır:

  1. Soruşturma sonucunda kamu görevinden çıkarma önerilmişse tedbir, sürenin sonuna kadar devam edebilir.
  2. Kamu görevinden çıkarma dışında bir disiplin cezası verilmişse kişi, kararın kesinleşmesi üzerine göreve iade edilir.
  3. Soruşturmanın devamına engel bir durum kalmamışsa tedbir, süresi dolmadan kaldırılır.

Her üç durumda da iade, idarenin harekete geçmesini gerektirir; iadenin kendiliğinden gerçekleşmesini beklemek yerine idareye yazılı başvuru yapılması ve işlemin sonucunun izlenmesi yerinde olur.

Uygulamada göreve iade, disiplin dosyasının sonucuyla birlikte parasal kalemleri de gündeme getirir. Kesilen üçte birin ödenmesi, tedbir döneminde yapılmayan ek ödemeler ve akademik yükselme bakımından sayılan süreler, iade işleminin ardından talep edilir.

Görevden Uzaklaştırmaya Karşı İtiraz Yolu Var mı?

2547 sayılı Kanunun 53/B maddesi, görevden uzaklaştırma tedbirine karşı özel bir itiraz yolu öngörmemiştir. Madde metninde, örneğin bölge idare mahkemesine itiraz biçiminde bir başvuru yolu yer almamaktadır. Bu, tedbirin denetimsiz kaldığı anlamına gelmez; hukuki korunma idari yargı yoludur. Görevden uzaklaştırma işlemi kesin ve icrai bir idari işlem niteliği taşıdığı ölçüde, doğrudan idari yargı denetimine konu edilebilir.

Bu nokta, uygulamada sık karıştırılan bir ayrımla bağlantılıdır. Disiplin cezaları bakımından kanun koyucu bazı başvuru yolları düzenleyebilir; ancak görevden uzaklaştırma bir disiplin cezası değil, ihtiyati bir tedbirdir. Bu nedenle tedbire karşı ileri sürülecek hususlar, işlemin sebep, konu, yetki, şekil ve maksat unsurlarına yönelir.

Danıştay 8. Dairenin 13/09/2022 tarihli kararında (E.2019/3405, K.2022/4661), görevden uzaklaştırma işlemine karşı dava açılmamış olmasının, sonradan tesis edilen başka bir işlemin hukuka uygunluğunu kendiliğinden sağlamadığı vurgulanmıştır. Karar, tedbirin ayrı bir işlem olarak yargı denetimine konu edilebileceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Tedbire karşı hangi işlemin dava edileceği de ayrıca belirlenir. İlk görevden uzaklaştırma kararı, varsa uzatma kararları ve tedbirin kaldırılmasına ilişkin işlemler birbirinden bağımsız idari işlemlerdir.

Görevden Uzaklaştırma Kararına İptal Davası: Süre, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevden uzaklaştırma işlemine karşı açılacak dava, idari işlemin iptali davasıdır. Dava açma süresi bakımından, 2547 sayılı Kanunun 53/B maddesinde özel bir süre öngörülmediğinden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesindeki genel süre uygulanır: Danıştayda ve idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür ve bu süre, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

Görevli mahkeme idare mahkemesidir. Yetkili mahkeme bakımından ise 2577 sayılı Kanunun 33. maddesi özel bir kural içerir: kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi, emekli edilmeleri veya görevden uzaklaştırılmaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, görevle ilişkinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezaları ile ilerleme, yükselme, sicil, intibak ve diğer özlük ve parasal haklara ilişkin davalarda yetkili mahkemeyi, ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesi olarak belirler. Görevden uzaklaştırma tedbiri, kamu görevlisiyle görev ilişkisini kesmediğinden, davanın niteliğine göre bu iki fıkranın hangisinin uygulanacağı dava konusuna göre belirlenir.

Sürenin başlangıcı ve işlemin niteliği, dosyanın en kritik noktalarındandır. Görevden uzaklaştırma işlemi, ilgilinin görev yapmasını fiilen durdurduğundan uygulanmakla etkisi tükenen işlemler arasında değerlendirilmeye elverişlidir; ancak bu tespit, işlemin somut içeriğine ve dava dilekçesindeki talebe göre yapılır.

İptal davasının sonuçları işlemin niteliğine göre farklılaşır. İptal kararı, görevden uzaklaştırma işlemini tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırır ve idare, kararın gereğini yerine getirmekle yükümlü olur. Bu çerçevede özlük ve parasal hakların iadesi, kesilen üçte bir tutarın ödenmesi ve tedbir döneminin akademik yükselme bakımından değerlendirilmesi gündeme gelir. İdarenin işlemi uygulamaması hâlinde, kararın gereğinin yerine getirilmesine ilişkin ayrı bir yargısal yol izlenebilir. Konuya ilişkin genel çerçeve için idari işlemin iptali davası ve idari dava açma süresi sayfalarına bakılabilir.

Yürütmenin Durdurulması Talebi: Koşullar ve Sınırlar

İdari yargıda dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu, 2577 sayılı Kanunun 27. maddesinin birinci fıkrasında açıkça ifade edilmiştir. Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için maddenin ikinci fıkrasındaki iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  1. İdari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması.
  2. İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması.

Yürütmenin durdurulması kararlarında, işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğu gösterilir. Görevden uzaklaştırma tedbirine karşı yürütmenin durdurulması talebi de bu çerçevede incelenir. Talebin başarısı, işlemin açık hukuka aykırılığı ile zararın ağırlığının birlikte ortaya konmasına bağlıdır. Görevden uzaklaştırma, niteliği gereği süreye bağlı bir tedbir olduğundan, yargısal denetimin tedbir süresi içinde sonuç doğurması ayrı bir önem taşır. Bu noktada Danıştay içtihadının izlenmesi ve dosyanın kendi koşullarına göre değerlendirme yapılması gerekir; konunun genel çerçevesi yürütmenin durdurulması şartları sayfasında ele alınmıştır.

Disiplin Soruşturması Usulü ve 2026 Değişiklikleri

Görevden uzaklaştırma, bir disiplin veya ceza soruşturmasına bağlı olarak kurulduğundan, soruşturmanın usulüne uygunluğu tedbirin hukuka uygunluğunu doğrudan etkiler. 2547 sayılı Kanunun 53/A maddesi, disiplin soruşturmasında uyulacak esasları düzenler. Madde, 6764 sayılı Kanunla Kanuna eklenmiş; başlığı ve ikinci fıkrası 30/7/2026 tarihli ve 7592 sayılı Kanunun 6. maddesiyle değiştirilmiştir. Değişiklikle maddenin başlığı "Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı" biçimini almış, ifade ve savunmaya ilişkin esaslar yeniden düzenlenmiştir.

Yürürlükteki metne göre soruşturmacı, soruşturulana gönderilecek ifadeye davet yazısında hakkındaki iddiaların neler olduğunu açıkça belirtir ve yedi günden az olmamak üzere verilecek süre içinde ifadesinin alınacağını bildirir; bu süre içinde sözlü veya yazılı ifade verilmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği de bildirilir. Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından gönderilen savunmaya davet yazısında ise teklife esas alınan eylemin ne olduğu ve bu eyleme karşılık gelen disiplin cezasının hangisi olduğu belirtilir; savunma için yedi günden az olmamak üzere süre verilir. Aynı yazıda, savunmanın verilen sürede yapılmaması hâlinde savunma hakkından vazgeçilmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre karar verileceği bildirilir. Savunmaya davet yazısında, soruşturulana savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleyebileceği de bildirilir.

7592 sayılı Kanun, görevden uzaklaştırmayı düzenleyen 53/B maddesinde değişiklik yapmamıştır. Kanunun 5. maddesiyle 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı bendinin (b) alt bendine eklenen ibare, yayın veya çalışmaların başkaları adına yapılması ya da bunlara aracılık edilmesine ilişkindir. 6. maddesiyle yapılan değişiklik ise 53/A maddesindeki soruşturma ve savunma usulüne yöneliktir. Buna göre akademik personelin görevden uzaklaştırılmasında esas alınacak hüküm, 53/B maddesidir. Disiplin soruşturmasının usul boyutu ve savunma hakkının kullanılması için disiplin soruşturması savunma örneği sayfası yol gösterici olabilir.

Memur Rejimiyle Karşılaştırma: Hangi Kurallar Farklı?

Görevden uzaklaştırma, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda devlet memurları için, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda ise yükseköğretim kurumlarında görev yapan personel için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu nedenle akademik personel hakkındaki tedbir, yalnızca 657 sayılı Kanuna bakılarak değerlendirilemez. 657 sayılı Kanunun 137. maddesi görevden uzaklaştırmayı Devlet memurları bakımından tanımlar; 138. maddesi yetkilileri, 139. maddesi soruşturmaya on iş günü içinde başlanması şartını ve yetkilinin sorumluluğunu, 141. maddesi aylığın üçte ikisinin ödenmesine ilişkin kuralı, 142. maddesi tedbirin kaldırılmasını düzenler. 2547 sayılı Kanunun 53/B maddesi ise öğretim elemanları bakımından kendi özlük kuralını doğrudan kurar.

İki rejim arasında önemli bir fark, karar organı bakımındandır. 657 sayılı Kanunda yetkililer atamaya yetkili amirler, bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri, illerde valiler ve ilçelerde kaymakamlar olarak sayılmıştır. 2547 sayılı Kanunda ise Devlet yükseköğretim kurumlarında atamaya yetkili amirler, vakıf yükseköğretim kurumlarında rektörler yetkilidir; rektör, bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü ve dekanlar bakımından karar, disiplin amirinin teklifi üzerine Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından verilir. Yine 2547 sayılı Kanunda, görevden uzaklaştırma tedbiri üç ay süreyle alınır ve sebeplerin devamı hâlinde her defasında üç ay uzatılabilir.

Memur statüsündeki personel için görevden uzaklaştırmanın genel çerçevesi görevden uzaklaştırma nedir sayfasında ayrıca ele alınmıştır.

Danıştay Kararlarında Akademik Personelin Görevden Uzaklaştırılması

Danıştay'ın konuya ilişkin kararları, tedbirin ihtiyati niteliğini ve uygulamadaki görünümünü ortaya koyar. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/12/2020 tarihli kararında (E.2020/1394, K.2020/3324), bir tıp fakültesinde öğretim elemanı olan davacının 2547 sayılı Kanunun 13. maddesinin (b) fıkrasının 4. bendi uyarınca üç ay süreyle görevlendirilmesine ilişkin işlem, rektörün görev yerini değiştirme ve yeni görev verme yetkisi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Kararda, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Disiplin Yönetmeliğinin 26. maddesindeki görevden uzaklaştırmanın, kamu hizmetinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek öğretim elemanları hakkında alınan ihtiyati bir tedbir olduğu belirtilmiştir. Aynı nitelendirme ve üçte iki oranındaki ödeme kuralı bugün 2547 sayılı Kanunun 53/B maddesinde kanun düzeyinde yer almaktadır.

Danıştay 8. Dairenin 23/05/2024 tarihli kararında (E.2022/3716, K.2024/3132), Ankara Üniversitesinde görevli davacı hakkında disiplin soruşturması başlatılmasına ve görevi başında kalmasında sakınca görülmesi sebebiyle 2547 sayılı Kanunun 53/B maddesi ile 657 sayılı Kanunun 141. maddesi uyarınca görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasına karar verildiği görülmüştür. Karar, uygulamada tedbirin nasıl dayandırıldığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir: idare, karar metninde hem 2547 sayılı Kanunun 53/B maddesine hem de 657 sayılı Kanunun 141. maddesine atıf yapmaktadır.

Danıştay 8. Dairenin 02/10/2024 tarihli kararında (E.2023/2347, K.2024/4963), öğretim görevlisi kadrosundaki davacının görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlem incelenmiştir. Kararda, davacı hakkında görevden uzaklaştırma kararları verildiği, yargılandığı ceza davasında beraatine karar verildiği ve görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırıldığı; buna karşın görev süresinin uzatılmamasına, anabilim dalındaki kadro durumu ve hakkında iki kez görevden uzaklaştırma işleminin uygulanmış olması gerekçesiyle karar verildiği aktarılmıştır. Bölge idare mahkemesinin, davacının görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulandığı dönemde görevinin başında bulunamamasının işlemin niteliğinden kaynaklandığı ve bu hususta davacıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı yönündeki değerlendirmesine kararda yer verilmiştir.

Danıştay 8. Dairenin 13/09/2022 tarihli kararında (E.2019/3405, K.2022/4661) ise öğretim üyesi hakkında görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlem, sebep unsuru yönünden ele alınmıştır. Kararda, görevden uzaklaştırma işlemine karşı dava açılmamış olmasının varılan sonucu sakatlayıcı nitelikte bulunmadığı belirtilmiş; davacının görev süresinin uzatılmamasını haklı ve hukuken geçerli kılacak başkaca nedenlerin öne sürülmediği ifade edilmiştir. Karar, tedbirin kendisinin ayrı bir işlem olarak dava konusu edilebileceğine işaret etmesi bakımından önemlidir.

Bu kararların ortak çizgisi şudur: görevden uzaklaştırma, sebebe bağlı ihtiyati bir tedbir olarak değerlendirilmekte; tedbirin dayanağı, süresi ve sonuçları dosya bazında incelenmektedir. Kararların tam metinlerine kaynakça bölümündeki bağlantılardan ulaşılabilir.

Sık Sorulan Sorular

Görevden uzaklaştırma bir disiplin cezası mıdır?

Hayır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/B maddesi, görevden uzaklaştırmayı açıkça ihtiyati bir tedbir olarak tanımlar. Tedbir, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini sağlamaya yönelir; disiplin cezası değildir ve öğretim elemanının kadrosunu ya da unvanını sona erdirmez. Disiplin cezaları, 2547 sayılı Kanunun 53. maddesinin (b) fıkrasında ayrıca sayılmıştır.

Akademik personel hakkında görevden uzaklaştırma kararını kim verir?

Devlet yükseköğretim kurumlarında atamaya yetkili amirler, vakıf yükseköğretim kurumlarında rektörler, bağımsız vakıf meslek yüksekokullarında müdürler yetkilidir. Rektörlerin, bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin ve dekanların görevden uzaklaştırılması kararı ise disiplin amirinin teklifi üzerine Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından verilir. Soruşturmayı yürütenler görevden uzaklaştırmayı teklif edebilir; teklif, karar yerine geçmez.

Görevden uzaklaştırma ne kadar süreyle uygulanır ve uzatılabilir mi?

Tedbir, disiplin veya ceza soruşturmasının herhangi bir safhasında üç ay süreyle alınabilir. Bu sürenin bitiminde tedbir kararının alınmasına ilişkin sebeplerin devam etmesi hâlinde tedbir her defasında üç ay uzatılabilir. Kanunda uzatma sayısına ilişkin bir üst sınır öngörülmemiştir; ölçüt, tedbirin sebebinin devam edip etmediğidir.

Görevden uzaklaştırma süresince aylık veya ücret ödenir mi?

Evet, ancak ödeme üçte iki oranında yapılır. Maddeye göre görevden uzaklaştırılanlar kanunların öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler; görevden uzaklaştırma süresi içinde kendilerine aylıklarının veya ücretlerinin üçte ikisi ödenir.

Görevden uzaklaştırılan öğretim elemanı göreve nasıl iade edilir?

Soruşturma sonunda kamu görevinden çıkarma cezası önerilmesi hâli dışında tedbir, bu tedbiri alan yetkililerce derhal kaldırılır. Kamu görevinden çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler ile ceza kararından önce haklarındaki disiplin soruşturması af ile kaldırılanlar, kararların kesinleşmesi üzerine veya tedbir süresinin dolması hâlinde derhal göreve iade edilirler. Görevi başında kalmasının soruşturmanın devamına engel olmadığı hallerde tedbir süresi dolmadan da kaldırılabilir.

Görevden uzaklaştırma kararına itiraz edilebilir mi?

2547 sayılı Kanunun 53/B maddesinde görevden uzaklaştırmaya karşı özel bir itiraz yolu öngörülmemiştir; madde metninde itiraz ifadesi geçmez. Tedbire karşı hukuki korunma, idari yargıda iptal davası yoludur. İşlemin hukuka aykırılığı, sebep, yetki, şekil, konu ve maksat unsurları yönünden ileri sürülür.

Görevden uzaklaştırma kararına karşı iptal davası hangi sürede ve hangi mahkemede açılır?

2547 sayılı Kanunda özel süre öngörülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesi uyarınca dava açma süresi altmış gündür ve yazılı bildirimi izleyen günden başlar. Görevli mahkeme idare mahkemesidir. Aynı Kanunun 33. maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu görevlisinin görevden uzaklaştırılmasıyla ilgili davalarda yetkili mahkeme, son görev yaptığı yer idare mahkemesidir.

Görevden uzaklaştırmada yürütmenin durdurulması istenebilir mi?

Dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması için, işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi ve kararın gerekçe gösterilerek verilmesi gerekir. Karar, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra verilir.

Soruşturmaya on iş günü içinde başlanmazsa ne olur?

Maddeye göre görevinden uzaklaştırılanlar hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen on işgünü içinde soruşturmaya başlanması şarttır. Süresi içinde soruşturmaya başlamayan, tedbirin kaldırılmasının zorunlu olduğu durumlarda tedbiri kaldırmayan veya işlemi keyfî olarak ya da garaz veya kini dolayısıyla yaptığı soruşturma sonunda anlaşılan yetkililer hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidir.

Rektörün görev yeri değişikliği işlemi görevden uzaklaştırma sayılır mı?

Hayır, iki işlem farklı hukuki rejimlere tabidir. 2547 sayılı Kanunun 13. maddesinin (b) fıkrasının 4. bendi, rektöre gerekli gördüğü hallerde öğretim elemanlarının görev yerlerini değiştirme veya onlara yeni görevler verme yetkisi tanır. Görevden uzaklaştırma ise 53/B maddesinde düzenlenen ihtiyati bir tedbirdir. İşlemin hangi maddeye dayandığı, hukuki sonuçları bakımından belirleyicidir.

Sonuç ve Hukuki Destek

Akademik personelin görevden uzaklaştırılması, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/B maddesine dayanan ihtiyati bir tedbirdir. Tedbir, disiplin veya ceza soruşturmasının herhangi bir safhasında üç ay süreyle alınabilir ve sebeplerin devamı hâlinde her defasında üç ay uzatılabilir; süre boyunca aylığın veya ücretin üçte ikisi ödenir, sosyal haklar korunur. Tedbirin kurulmasında yetki, süre, soruşturmaya on iş günü içinde başlanması ve gerekçe, hukuka uygunluk denetiminin temel başlıklarıdır. İşlemin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir; talebin ve dosyanın seyri, işlemin niteliğine ve somut olayın koşullarına göre şekillenir.

Görevden uzaklaştırma işleminin hukuka uygunluğunu, süresini, özlük haklarını ve dava seçeneklerini dosyanıza özgü biçimde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. İçerikte yer alan bilgiler, yayın tarihindeki mevzuat ve uygulama esas alınarak hazırlanmış olup zaman içinde değişiklik gösterebilir. Her dosya kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Kaynaklar