
Doçentlikte Süreklilik Eksikliği İddiasına Karşı Ne Yapılır?

Doçentlik başvurusunda süreklilik eksikliği iddiası jürinin adayın belli zaman dilimlerinde çalışması bulunmadığından beisle adayı başarısız bulmasıdır. Pozitif mevzuatta doğrudan bağımsız bir ret sebebi olarak süreklilik eksikliği başlıklı bir norm yer almamakla birlikte, bu kavram adayın akademik unvan/uzmanlık sonrası dönemdeki bilimsel üretkenliğinin, yayın istikrarının ve akademik faaliyetlerinin kesintiye uğramaksızın sürdürülüp sürdürülmediğini ifade eden nitel bir değerlendirme unsurudur.
Doçentlik başvurusunda jüri üyelerinin raporlarında yer alan süreklilik eksikliği iddiası, adayın belirli yıllar arasında yayın yapmadığı veya yayın temposunun düştüğü gerekçesiyle eser incelemesi aşamasında başarısız sayılmasına yol açabilmektedir. Sürekliliğin eksik olduğu iddiasında bulunan jüri, adayın akademik üretimindeki zaman boşluğunun eserlerin niteliğini ve alana olan katkısını neden olumsuz etkilediğini de raporunda belirtmek zorundadır. Bu iddia ile karşılaşan doçent adayı, inceleme sürecinde ileri sürülen süreklilik savının somut bilimsel verilerle desteklenip desteklenmediği, yayının gecikmesine yol açan hazırlık süreçleri ve mevzuatın çizdiği sınırlar tahlil edilerek idari yargı mercileri nezdinde dava yoluna gidilebilir veya eksiklikler giderilerek yeniden başvuru takvimi planlanabilir.
Jüri raporunda süreklilik eksikliği iddiası yer aldığında ne yapılmalıdır?
Doçentlik başvurusunda bulunan adayın karşısına çıkan en muğlak ret gerekçelerinden biri, yayın faaliyetlerinde devamlılık görülmediği yönündeki değerlendirmelerdir. süreklilik, eser incelemesi aşamasına ait sübjektif bir değerlendirme aracı olarak karşımıza çıkar. Jüri üyesi, adayın etik açıdan temiz olduğunu ve mevzuatta yazılı puanları topladığını kabul etmekte; ancak eserlerin zamana yayılımını yetersiz bularak akademik yetkinlik yönünden başarısızlık oyu vermektedir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında yapılması gereken ilk işlem, jüri üyesinin bu tespiti hangi yasal ve bilimsel temele dayandırdığını çözümlemektir.
Adayın dosyası jüriler tarafından incelenirken, yalnızca yayınların künyelerine ve basım tarihlerine bakılarak bir kronoloji çıkarılması yeterli kabul edilmez. Jüri üyesi, yayınlar arasındaki zaman aralığının adayın bilimsel yetkinliğini, araştırmacı niteliğini veya alana sunduğu katkıyı nasıl zedelediğini somutlaştırmalıdır. Süreklilik kavramı mevzuatta düzenlenmemiştir. Bu sebeple jürinin raporu ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmalı; raporun bilimsel bir analize mi yoksa genelgeçer ifadelerle kurulu bir kanaate mi dayandığı ayrıştırılmalıdır.
İkinci aşamada, olumsuz oy kullanan jüri üyesinin raporundaki süreklilik eksikliği vurgusunun salt bir takvim aralığına mı dayandığı, yoksa adayın başvuru yaptığı bilim alanının doğasıyla çelişip çelişmediği belirlenmelidir. Örneğin bazı bilim alanlarında saha araştırmaları, laboratuvar deneyleri, arşiv taramaları veya klinik çalışmalar yıllarca sürebilmektedir. Bu çalışmaların yürütüldüğü dönemde adayın yeni bir makale veya kitap yayımlamamış olması, bilimsel üretimden koptuğu anlamına gelmez. Jüri raporunda bu gibi olgusal durumların göz ardı edilip edilmediği ortaya konulmalıdır.
Doçentlik değerlendirme sürecinde süreklilik ne anlama gelir?
Doçentlik değerlendirmesinde süreklilik, adayın doktora sonrasında bilimsel araştırma faaliyetlerinden kopmadığını, akademik disiplin içinde metodolojik üretim yapmayı sürdürdüğünü ve uzmanlık alanında güncel gelişmeleri takip ederek literatüre katkı sunmaya devam ettiğini anlatan akademik bir ölçüttür. Ancak bu ölçüt, mevzuat tarafından katı bir sayısal şablona bağlanmış değildir.
Danıştay 8. Dairesi'nin 26.05.2023 tarihli, E.2021/5313, K.2023/2862 sayılı kararında belirtildiği üzere, "akademik faaliyetlerin doğası gereği süreklilik arz eden ve takip gerektiren bir süreç içerdiği" kabul edilmektedir. Bu nedenle süreklilik; adayın bilimsel araştırma kurgulama kapasitesini aktif biçimde devam ettirip ettirmediğinin tespiti açısından jüri değerlendirmelerinde merkezi bir ölçüt olarak ele alınmaktadır. Ancak bir adayın doktora unvanını almasından itibaren doçentliğe başvurduğu tarihe kadar geçen süre zarfında düzenli aralıklarla yayın yapmış olması beklenir gibi görünse de akademik hayatın olağan akışı her yıl aynı sayıda ve hacimde eser üretilmesine elverişli olmayabilir. İdari görevler, büyük bütçeli projeler, derinlemesine yürütülen arşiv araştırmaları, veri toplama süreçleri veya uzun soluklu monografiler kimi dönemlerde yayın frekansını düşürebilir.
Bu anlamda doçent adayından beklenen süreklilik, takvime bağlı bir süreç değil, zihinsel ve bilimsel bir bağın korunmasıdır. Bir araştırmacı beş yıl boyunca tek bir makale dahi çıkarmamış, ancak beşinci yılın sonunda uluslararası düzeyde etki yaratan kapsamlı bir kitap veya prestijli bir dergide temel bir makale yayımlamış olabilir. Bu örnekte bilimsel faaliyetin kesintiye uğradığından söz edilemez; zira ortaya konan eserin arkasında yıllara yayılan bir emek ve araştırma süreci bulunmaktadır.
Dolayısıyla jüri raporlarında geçen süreklilik kavramının doğru anlaşılması gerekir. Jüri, sadece yıllara göre yayın dağılımına bakıp "üç yıl boşluk var, süreklilik yok" diyemez. Böyle bir yaklaşım, doçentlik unvanının gerektirdiği bilimsel olgunluk ve bağımsız araştırma yapabilme kabiliyetini ölçmekten uzaktır. Süreklilik, adayın yayın yapmadığı dönemlerde de alanıyla ilgili çalışmalar yürüttüğünü gösteren bildiriler, projeler, atıflar veya hazırlık aşamasındaki verilerle bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Yönetmelik kapsamında jürinin gerekçeli rapor hazırlama yükümlülüğü nedir?
Doçentlik Yönetmeliği, başvuru dosyasını inceleyen jüri üyelerine çok açık ve sınırları çizilmiş bir gerekçelendirme yükümlülüğü yüklemiştir. Bu yükümlülük keyfiyeti önlemek, adayların emeklerinin bilimsel normlara uygun biçimde değerlendirilmesini güvence altına almak amacıyla getirilmiştir.
Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrası değerlendirmenin kapsamını açıkça belirlemiştir:
"Doçentlik başvuruları, adayın bilimsel araştırma ve yayın etiği ilkelerine uygun hareket edip etmediği, asgari başvuru şartlarını sağlayıp sağlamadığı, eserlerin nitelik ve özgünlüğü, bilim alanına yaptığı katkısı ve bir bütün halinde alanındaki yetkinliği yönlerinden değerlendirilir. Adayın asgari başvuru şartlarını sağlamış olması eser değerlendirmesinde başarılı olduğu anlamına gelmez."
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise jürinin hazırlayacağı raporun mahiyeti düzenlenmiştir:
"Doçentlik değerlendirme jürisi, hakkında bilimsel araştırma ve yayın etiği ihlali bulmadığı ve asgari başvuru şartlarını sağladığını tespit ettiği adayın akademik çalışmalarının niteliği ve bilim/sanat alanına katkısını esas almak suretiyle “başarılı” veya “başarısız” bulduğunu belirten ayrıntılı ve gerekçeli bir değerlendirme raporu hazırlar."
Görüldüğü üzere mevzuat jüriden soyut kanaatler değil, "ayrıntılı ve gerekçeli bir değerlendirme raporu" talep etmektedir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.24 uyarınca jüri ayrıntılı ve gerekçeli kişisel rapor sunar. Jüri üyesinin raporunda yalnızca "yayınlarda süreklilik görülmemiştir", "çalışmalar belirli bir dönemde yoğunlaşmış olup devamlılık arz etmemektedir" veya "yayın aralıkları doçentlik düzeyi için yetersizdir" şeklinde birkaç satırlık şablon cümlelere yer vermesi, bu yasal yükümlülüğü yerine getirmez.
Süreklilik bulunmadığı yönündeki kanaatlerin genel ve soyut ifadelerle değil; adayın hangi dönemlerde, hangi yayın türlerinde veya bilimsel faaliyetlerde eksik kaldığını gösteren somut ve nesnel gerekçelerle raporlanması zorunludur. Gerekçelendirme yükümlülüğünün yerine getirilmiş sayılması için jüri üyesinin şu sorulara bilimsel cevaplar vermesi zorunludur:
- Adayın yayın yapmadığı iddia edilen takvim aralığı, adayın bilim alanındaki hangi temel üretim mekanizmasını aksatmıştır?
- Dosyada yer alan doktora sonrası çalışmaların niteliği, özgünlüğü ve bilim alanına sunduğu yenilik neden yetersiz bulunmuştur?
- Yayınlar arasındaki boşluk, ortaya konulan diğer eserlerin akademik ağırlığını hangi gerekçelerle zayıflatmaktadır?
- Adayın sunduğu projeler, bildiriler ve araştırmalar neden sürekliliğin birer parçası olarak kabul edilmemiştir?
Bu soruların yanıtını içermeyen, adayın eserlerini tek tek tahlil etmeyen ve yalnızca yayın yıllarını sıralayarak süreklilik bulunmadığını iddia eden raporlar usul ve mevzuat açısından eksik kalır. İdari işlemlerin gerekçeli olması ilkesi, idarenin keyfi davranmasını engelleyen en temel evrensel hukuk prensiplerindendir. Gerekçesiz hazırlanan jüri raporlarına dayanılarak tesis edilen başarısızlık işlemlerine karşı doçentlik jüri itiraz imkanları ve idari dava mekanizmaları devreye girmektedir.
Yayın tarihleri arasındaki boşluklar tek başına başarısızlık gerekçesi sayılabilir mi?
Akademik araştırmaların niteliği, basım tarihleri üzerinden kurgulanacak mekanik bir takvime indirgenemez. Bir yayının dergide basılmış olması, o çalışmanın yalnızca basıldığı yıl üretildiği anlamına gelmez. Yayın tarihi, eserin hazırlık süresini kendiliğinden göstermez. Nitelikli bir alan araştırması, laboratuvar süreci, uluslararası bir saha çalışması veya kapsamlı bir kaynak taraması aylar hatta yıllar sürebilmektedir.
Ayrıca makalelerin hakem süreçleri, revizyon aşamaları ve dergilerin yayın sıraları göz önüne alındığında, bir eserin hazırlanması ile basılması arasında iki ila üç yılı bulan gecikmelerin yaşanması akademik dünyada olağandır. Adayın 2020 ile 2023 yılları arasında hiçbir yayınının çıkmamış olması, adayın o yıllarda çalışmadığını göstermez. Belki de 2024 yılında prestijli bir indeksli dergide yayımlanan kapsamlı makalenin veri toplama süreci tam da o boşluk sanılan dönemde gerçekleştirilmiştir.
Bu sebeple, yayın tarihleri arasındaki boşlukların tek başına bir başarısızlık gerekçesi yapılması bilimsel değerlendirme ilkeleriyle bağdaşmaz. Jüri üyesi adayın dosyasını bir bütün olarak incelemekle mükelleftir. Dosyada yer alan:
- Ulusal veya uluslararası araştırma projeleri
- Lisansüstü tez danışmanlıkları
- Alana ilişkin sunulan bildiriler ve konferans katılımları
- Bilimsel toplantı düzenleme faaliyetleri
- Hakemlikler ve editörlük süreçleri
gibi akademik etkinlikler, yayın basımının bulunmadığı dönemlerde de araştırmacının aktif olduğunu kanıtlar. Jüri üyesi, bu faaliyetlerin hiçbirini dikkate almadan sırf basılmış makale veya kitap tarihleri arasında boşluk bulunduğu gerekçesiyle olumsuz görüş bildirdiğinde, değerlendirme maddi gerçeklikten kopmuş olur.
Söz konusu boşlukların tek başına başarısızlık sebebi kılınamayacağı kuralı, adayın bilim alanına yaptığı katkının ancak eserlerin içeriğiyle ölçülebileceği ilkesine dayanır. On adet sıradan ve alana yenilik getirmeyen yayının her yıl düzenli aralıklarla basılması mı, yoksa üç yıllık bir suskunluğun ardından alanında çığır açan nitelikli bir monografinin yayımlanması mı doçentlik unvanının amacına daha uygundur? Doçentlik değerlendirmesinde aranan nitelik ve özgünlük ölçütü, takvimsel sıklıktan daima üstün tutulmalıdır.
Eser incelemesinde başarısız sayılan aday hangi yasal yollara başvurabilir?
Eser incelemesi sonucunda hakkında başarısızlık kararı verilen adayın idari yargı düzeninde hakkını arayabilir. Aday, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından tesis edilen başarısızlık işlemine karşı doğrudan idare mahkemesinde iptal davası açabilir.
Açılacak idari davada ileri sürülecek hukuki argümanlar, jüri raporlarındaki süreklilik eksikliği iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koymalıdır. Dava sürecinde mahkemeler, jüri üyelerinin takdir yetkisini mutlak ve sınırsız bir şekilde kullanıp kullanmadıklarını inceler. Takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır; keyfiyete izin vermez.
Dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında üzerinde durulması gereken başlıca noktalar şunlardır:
- Jürinin raporunda Doçentlik Yönetmeliği m.6/2'de aranan "ayrıntılı ve gerekçeli" değerlendirmenin bulunmadığı,
- Süreklilik iddiasının hangi bilimsel gerekçeye dayandığının açıklanmadığı,
- Adayın asgari başvuru koşullarını eksiksiz sağladığı ve doktora sonrası yayın şartlarını yerine getirdiği,
- Eserlerin niteliği, özgünlüğü ve bilim alanına katkısı hakkında somut ve teknik bir eleştiri getirilmediği,
- Yayınlar arasındaki hazırlık dönemlerinin, projelerin ve diğer bilimsel faaliyetlerin jüri tarafından tamamen göz ardı edildiği.
İdari yargı mercileri, jüri raporlarındaki soyut süreklilik iddialarını incelerken dosyanın konusunda uzman bağımsız bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verebilir. Bilirkişi heyeti, adayın eserlerinin doçentlik unvanı için gerekli olan bilimsel nitelik ve özgünlüğü taşıyıp taşımadığını objektif olarak inceler. Gerekçesiz ve soyut değerlendirmeler içeren jüri raporlarına dayalı işlemler aleyhine açılacak idari davada iptal mümkündür; ancak bunun için dava dilekçesinde idari işlemin unsurlarındaki sakatlıkların somut verilerle ortaya konulması gerekir. Bu tür uyuşmazlıklarda docentlikte asgari kosul emsal karar ve ilgili yargı süreçlerinde geliştirilen ilkeler, değerlendirmenin sınırlarının anlaşılmasında yol gösterici olabilmektedir.
İdari dava açma süresi ne zaman başlar ve nasıl hesaplanır?
Doçentlik başvurusunda jürinin süreklilik eksikliği iddiasına dayalı olarak verilen başarısızlık kararına karşı idari yargı yoluna başvurulurken sürelerin hesabı hayati önem taşır. İdari yargıda dava açma süreleri hak düşürücü niteliktedir; bu sürelerin geçirilmesi halinde davanın esası incelenmeksizin usulden reddi gündeme gelir.
Tebligatın ne zaman yapılmış sayılacağı Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesinin yedinci fıkrasında özel olarak düzenlenmiştir:
"Jüri raporları tamamlandığında, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır."
Bu kural gereğince adayın sisteme giriş yapıp yapmadığına bakılmaksızın, başvuru sonucunun ve jüri raporlarının elektronik ortamda (DBS üzerinden) erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci günün bitimiyle birlikte yasal tebligat gerçekleşmiş kabul edilir. Dava açma süresi ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 7. maddesinde hükme bağlanmıştır. İlgili kanun maddesi uyarınca özel süre yoksa tebliğden itibaren 60 gün içinde yetkili idare mahkemesinde dava açılması gerekir.
Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, akademik dava avukatı olarak, idare hukukunun tüm alanlarında ve ancak özellikli olarak Yükseköğretim Hukuku kapsamındaki doçentlik, atama, disiplin, etik, unvan ve kadro davaları dahil tüm alt dallarında faaliyet göstermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için 05070575335 nolu telefon numarasından ulaşabilirsiniz. Makalelerimiz her geçen gün güncellendiğinden sitemiz içinde arama yapmanız halinde doçentlik davaları ile ilgili en güncel bilgilere ulaşabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Jüri raporunda yalnızca süreklilik eksik yazması yeterli bir ret gerekçesi midir?
Yeterli bir gerekçe olmaz. Doçentlik Yönetmeliği'nin 6. maddesi uyarınca jüri üyelerinin hazırlayacağı raporların ayrıntılı ve gerekçeli olması yasal bir zorunluluktur. Jüri üyesinin adayın eserlerini bilimsel içerik, yöntem ve alana katkı yönünden tahlil etmeksizin yalnızca yayınlar arasındaki takvimsel boşluklara işaret ederek süreklilik bulunmadığını belirtmesi, gerekçelendirme yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir.
Doçentlik mevzuatında her yıl belirli sayıda yayın yapma zorunluluğu var mıdır?
Doçentlik Yönetmeliği'nde veya ilgili mevzuatta adayın her yıl zorunlu olarak belirli sayıda yayın yapmasını emreden bir kural yer almamaktadır. Bilim alanlarına göre belirlenen asgari başvuru şartları toplam puanları ve belirli kategorilerdeki asgari yayın sayılarını düzenler; ancak bu yayınların takvim yıllarına homojen biçimde dağıtılmasını zorunlu kılan mekanik bir kural bulunmaz.
Süreklilik iddiası ile etik ihlal iddiası aynı şey midir?
Aynı şey değildir. Etik ihlal iddiası, adayın eserlerinde intihal, haksız yazarlık, sahtecilik veya mükerrer yayın gibi bilim ahlakına aykırı fiillerin bulunduğu iddiasıdır ve ayrı bir inceleme prosedürüne tabidir. Süreklilik eksikliği iddiası ise adayın ahlaki veya etik bir kusuruyla ilgili olmayıp tamamen eserlerin zamana yayılımına ilişkin sübjektif bir değerlendirmedir.
Başarısızlık kararı alan bir aday ne kadar süre sonra yeniden başvurabilir?
Doçentlik Yönetmeliği m.6/8 uyarınca, eser incelemesinde başarısız bulunan aday, eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamlamak kaydıyla en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Başvuru, başka tarih belirlenmedikçe yılda iki kez, Mart ve Ekim'de açılır. Üçüncü dönem, hemen sonraki dönem değildir.
İdare mahkemesinde açılan davada süreklilik iddiası nasıl denetlenir?
İdare mahkemesi, jüri üyesinin takdir yetkisini objektif ve hukuka uygun kullanıp kullanmadığını, kararın ayrıntılı ve somut gerekçelere dayanıp dayanmadığını inceler. Mahkeme gerekli gördüğü hallerde alanında uzman bağımsız akademisyenlerden oluşan bir bilirkişi heyeti atayarak adayın eserlerinin niteliğini ve yayın aralıklarının bilimsel geçerliliğini inceletebilir.
Yayın tarihinin gecikmesi adayın aleyhine süreklilik eksikliği sayılabilir mi?
Yayın tarihi, eserin hazırlık süresini kendiliğinden göstermez. Nitelikli bilimsel araştırmaların veri toplama, laboratuvar, analiz ve dergi hakem süreçleri yıllar alabilmektedir. Adayın fiilen araştırma yürüttüğü ancak yayının henüz basılmadığı dönemlerin jüri tarafından göz ardı edilerek süreklilik eksikliği olarak yorumlanması bilimsel değerlendirme ilkeleriyle bağdaşmaz.
Jüri raporlarına karşı doğrudan idari dava açılabilir mi?
Evet, doçentlik değerlendirme jürisinin raporları sonucunda Üniversitelerarası Kurul tarafından adayın başarısız sayılmasına ilişkin nihai işlem tesis edildiğinde, bu işleme karşı yasal süresi içinde doğrudan yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Tebligat, raporların sisteme yüklendiği tarihi izleyen beşinci günün bitimiyle gerçekleşmiş sayılır.
Doçentlik unvanı davası devam ederken yeni bir başvuru yapılabilir mi?
Sonuçlanmamış başvuru varken yeni başvuru yapılamaz. Başarısız sayılan aday, eksikleri tamamlamak kaydıyla en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Dava açmak bu kapıyı kendiliğinden kaldırmaz. Mahkeme unvan vermez. İptal kararı, başvurunun yeniden değerlendirilmesini gerektirir.
Doçentlik başvuru sürecinde jüri raporlarında yer alan süreklilik eksikliği iddiaları, raporların hukuki denetimi ve idari dava süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgi almak için iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. İçerikte yer alan bilgiler, yayın tarihindeki mevzuat ve uygulama esas alınarak hazırlanmış olup zaman içinde değişiklik gösterebilir. Her dosya kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Kaynaklar
- Doçentlik Yönetmeliği — mevzuat.gov.tr, m.6, tam metin (erişim: 25.09.2026)
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu — mevzuat.gov.tr, m.24 (erişim: 25.09.2026)
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu — mevzuat.gov.tr, m.7 (erişim: 25.09.2026)
Bağlantılı Makaleler
Bu Makalede Bahsedilen Yazılar (4)

Doçentlik Jüri Ret Kararına İtiraz 2026
Doçentlik jüri ret kararına itiraz nasıl yapılır? İtiraz sebepleri, jüri itirazı, husumet, kriter dışı değerlendirme, dilekçe örneği, idari dava süreci rehberi.

Doçentlik Davasında Bilirkişi Raporu
Bu makalemizde doçentlik davasında bilirkişi raporu konusunu ayrıntılarıyla ele alacağız. Doçentlik davasında bilirkişi seçimi nasıl yapılır, bilirkişiye itiraz

Doçentlikte Asgari Koşul Emsal Karar
Bu makalemizde doçentlikte asgari koşul emsal karar olarak başlıklandırdığımız güncel bir yargı kararına yer vereceğiz. Doçentlikte asgari koşul emsal karar mak

Akademik Dava Avukatı
Bu makalemizde akademik dava avukatı kimdir akademik davalara bakan avukatlar ne gibi işlemler yapar gibi sorulara genel cevaplar vermeye çalışacağız. Makalemiz
