Ana içeriğe geç
İhaleden yasaklama kararına ilişkin ihale dosyaları incelenmek üzere masanın üzerinde

İhaleden Yasaklama Kararına Karşı İptal Davası Nasıl Açılır?

Av. Arb. Selce MARAŞ BÜKEN
Yazar: Av. Arb. Selce MARAŞ BÜKEN
20 dakika okuma

İhaleden yasaklama kararı, bir şirketin veya gerçek kişinin bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmasını belirli bir süre için engelleyen idari bir yaptırımdır. Etkisi yalnızca kararın muhatabıyla sınırlı kalmaz: kanunda öngörülen koşullarda şirket ortaklarına ve başka şirketlere de sirayet eder. Bu nedenle ihaleden yasaklama kararı, ticari faaliyetin sürdürülebilirliği bakımından ağır sonuçlar doğurur ve idari yargı denetimine tabidir.

Bu rehberde yasaklama kararının hukuki niteliği, kararı vermeye yetkili makamlar, kırk beş günlük süre, yasaklama süreleri ve ortaklara sirayet, karara karşı başvurulacak yol, dava açma süresi, yetkili mahkeme ve hasım, yürütmenin durdurulması, Danıştay'ın denetim ölçütleri ile iptal kararından sonraki aşamalar, güncel mevzuat ve Danıştay kararları esas alınarak açıklanmaktadır.

İhaleden yasaklama kararı nedir, hangi işlem türündedir?

İhaleden yasaklama, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 58. maddesi ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenmiştir. İki hüküm birbirini tamamlayıcı niteliktedir:

  • 4734 sayılı Kanun m.58, ihale sürecinde işlenen ve aynı Kanun'un 17. maddesinde sayılan yasak fiil ve davranışları esas alır.
  • 4735 sayılı Kanun m.26 ise sözleşmenin uygulanması sırasında işlenen ve aynı Kanun'un 25. maddesinde sayılan fiil ve davranışları esas alır.

Her iki hükme göre de yasaklama kararı, kanunun ifadesiyle "2 nci ve 3 üncü maddeler ile istisna edilenler dahil bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan" verilir. Kanun koyucu bu ifadeyle, istisna kapsamındaki alımları da yasaklamanın kapsamına almıştır; yani 4734 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca istisna edilen bir alım söz konusu olsa dahi yasaklama kararı verilebilir.

Yasaklama kararı bir idari işlemdir; ceza değildir. Buna bağlı üç pratik sonuç vardır:

  1. Karar, aynı Kanun'un 11. maddesinin (a) bendi uyarınca ihalelere katılma engeli doğurur ve kararın yürürlüğe girdiği tarihe kadar aynı idarenin yapacağı sonraki ihalelere de iştirak ettirilmeme sonucunu doğurur.
  2. Karar, Resmî Gazete'de yayımlanmak üzere gönderilir ve yayımı tarihinde yürürlüğe girer; yürürlük için ilgilisine ayrıca tebliğ edilmesi gerekmez.
  3. Kamu İhale Kurumu, yasaklılara ilişkin sicilleri tutar. Bu kayıt, ihalelere katılımın fiilen engellenmesi sonucunu doğurur.

Yasaklama kararının düzenleyici bir işlem olmadığını, sübjektif nitelikte bir idari işlem olduğunu baştan belirtmek gerekir. Bu nitelendirme, dava açma süresinin başlangıcı bakımından belirleyicidir ve aşağıda ayrıca ele alınmıştır.

4734 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan alımlarda 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 83 ilâ 85. maddeleri de yasaklama sonucu doğurabilir. 2886 sayılı Kanun m.84 idarelerce verilen geçici yasaklamayı, m.85 ise mahkeme kararıyla yasaklanmayı ve ceza sorumluluğunu düzenler. Bu rejim, 4734 ve 4735 sayılı kanunlardan ayrı bir kanuni dayanağa sahiptir; dosyanın hangi kanun kapsamında olduğu tespit edilmeden sağlıklı bir değerlendirme yapılamaz.

Yasaklamayı Gerektiren Fiil ve Davranışlar

Yasaklama kararının hukuka uygunluğu, her şeyden önce somut bir fiilin kanunda sayılan davranışlardan birine girdiğinin tespit edilmiş olmasına bağlıdır. Şüphe, kanaat veya genel değerlendirme yeterli değildir.

4734 sayılı Kanun m.17'de sayılan yasak fiil ve davranışlar şunlardır:

  • m.17/(a): Hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, anlaşma, irtikap, rüşvet suretiyle veya başka yollarla ihaleye ilişkin işlemlere fesat karıştırmak veya buna teşebbüs etmek.
  • m.17/(b): İsteklileri tereddüde düşürmek, katılımı engellemek, isteklilere anlaşma teklifinde bulunmak veya teşvik etmek, rekabeti veya ihale kararını etkileyecek davranışlarda bulunmak.
  • m.17/(c): Sahte belge veya sahte teminat düzenlemek, kullanmak veya bunlara teşebbüs etmek.
  • m.17/(d): Alternatif teklif verebilme halleri dışında, bir isteklinin kendisi veya başkaları adına doğrudan ya da dolaylı olarak, asaleten veya vekâleten birden fazla teklif vermesi.
  • m.17/(e): 11. maddeye göre ihaleye katılamayacağı belirtildiği hâlde ihaleye katılmak.

4735 sayılı Kanun m.25'te sayılan fiiller ise sözleşme aşamasına ilişkindir: sözleşmeye ilişkin işlemlere fesat karıştırmak, sahte belge düzenlemek veya kullanmak, hileli malzeme ya da usul kullanmak, taahhüdünü yerine getirirken idareye zarar vermek, bilgi ve deneyimini idarenin zararına kullanmak, mücbir sebepler dışında taahhüdünü sözleşmeye uygun yerine getirmemek ve sözleşmeyi kanuna aykırı biçimde devretmek.

Uygulamada en sık tartışılan bent, 4735 sayılı Kanun m.25/(f)'dir. Danıştay Onüçüncü Daire, E.2019/1116, K.2019/2281 sayılı kararında, yükleniciye usulüne uygun biçimde ihtarname tebliğ edilmeden ve işe başlaması için süre verilmeden tesis edilen iki yıllık yasaklama işlemini iptal eden idare mahkemesi kararını onamıştır. Kararda, sözleşmede öngörülen tebligat hükümleri uygulanmadan yalnızca EKAP üzerinden yapılan bildirimin yeterli olmadığı; yüklenicinin ihtarı öğrenir öğrenmez işe başlamaya yönelik fiillerde bulunduğu değerlendirilmiştir.

Danıştay'ın yaklaşımı iki yönde özetlenebilir. Birincisi, fiilin gerçekleştiği konusunda yargısal denetime elverişli somut bir tespit aranır; salt iddia veya ihbar yeterli görülmez. İkincisi, sözleşme aşamasında tespit edilen fiiller nedeniyle 4734 sayılı Kanun'a göre yasaklama kararı verilemez; bu hâllerde dayanak 4735 sayılı Kanun'dur.

E.2022/741, K.2023/997 sayılı kararda ise Diyarbakır'da bir eğitim ve araştırma hastanesinin mal alımı ihalesi nedeniyle şirket ve sermayesinin yarısından fazlasına sahip ortağı hakkında verilen bir yıllık yasaklama kararı değerlendirilmiştir. Daire, teslim edilen ve idarece kabul işlemi yapılan cihazın garanti süresi içindeki arızalarının kullanıcı hatalarından kaynaklandığını, sözleşmenin ilgili maddesindeki "kullanım hataları dışında" ibaresi karşısında bu hususların yükleniciye yükletilemeyeceğini belirterek yasaklama kararının iptaline ilişkin kararı hukuka uygun bulmuştur.

Bu ölçütlerin anlamı şudur: yasaklama dosyasında fiilin unsurları, ihtar ve bildirim süreçleri, idarenin kendi kusurunun bulunup bulunmadığı ve tespitin hangi belgeye dayandığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Yasaklama Kararını kim Verir? Yetkili Makam, Kırk Beş Günlük Süre ve İlan

4734 sayılı Kanun m.58 ve 4735 sayılı Kanun m.26, yasaklama kararını vermeye yetkili makamları açıkça sayar. Kararı veren makam, dosyanın hangi idareye ait olduğuna göre belirlenir:

  • İhaleyi (veya sözleşmeyi) yapan bakanlık ya da ilgili veya bağlı bulunulan bakanlık.
  • Herhangi bir bakanlığın ilgili veya bağlı kuruluşu sayılmayan idarelerde, o idarenin ihale yetkilileri.
  • İl özel idareleri ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmelerde İçişleri Bakanlığı.
  • Belediyeler ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmelerde, kanun metnindeki ifadeyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; bu ifade bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını karşılamaktadır.

Belediyelere ilişkin yetki kuralı 7153 sayılı Kanunla 2018 yılında değiştirilmiştir. 4734 sayılı Kanun'un 58. maddesine ilişkin değişiklik şerhi de bu değişikliği göstermektedir.

Süre bakımından kanun iki ayrı süre öngörür:

  1. Yasaklama kararı, yasaklamayı gerektiren fiil veya davranışın tespit edildiği tarihi izleyen en geç kırk beş gün içinde verilir.
  2. Verilen karar, Resmî Gazete'de yayımlanmak üzere en geç on beş gün içinde gönderilir ve yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Danıştay Onüçüncü Daire'nin yasaklamalara ilişkin uyuşmazlıklar karar bülteninde yer alan bir kararda, kırk beş günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve yasaklamayı tesis eden makama yasaklama teklifinin ulaşması ile başlayacağı; ancak fiilin tespitinin ayrı bir tahkikatı gerektirdiği hâllerde, yetkili makama bildirim tarihinin tespit tarihi olarak esas alınamayacağı belirtilmiştir. Buna göre tahkikat gerektiren dosyalarda süre, yetkili makamın gerekli tahkikatı gerçekleştirmesi üzerine işlemeye başlar.

Yasaklama kararının Resmî Gazete'de yayımlanması ve Kamu İhale Kurumu nezdinde sicil tutulması, kararın uygulanmasını sağlar. 1 Ağustos 2025 tarihinden itibaren ihalelere katılmaktan yasaklama kararı formu EKAP üzerinden oluşturulmaktadır (Kamu İhale Kurumu Duyurusu, 754). Ayrıca ihaleyi yapan idareler, yasaklamayı gerektiren bir durumla karşılaştıklarında durumu gereğinin yapılması için ilgili veya bağlı bulunulan bakanlığa bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim, karar sürecinin ve dolayısıyla kırk beş günlük sürenin başlangıcının tespitinde belirleyici olabilir.

Yasaklama Süresi, Sürenin Belirlenmesi ve Ortaklara Sirayet

Yasaklamanın süresi, fiilin niteliğine göre kanunda sınırları çizilmiş biçimde belirlenir:

  • 4734 sayılı Kanun m.17'de sayılan fiil ve davranışlarda bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar,
  • üzerine ihale yapıldığı hâlde mücbir sebepler dışında usulüne göre sözleşme yapmayanlar hakkında altı aydan az olmamak üzere bir yıla kadar,
  • 4735 sayılı Kanun m.25'te sayılan fiil ve davranışlarda bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar,
  • 2886 sayılı Kanun m.84 kapsamında bir yıla kadar.

Sürenin belirlenmesinde idarenin takdir yetkisi vardır; ancak bu yetki sınırsız değildir. Danıştay karar bülteninde, yasaklama süresinin üst sınırdan belirlenmesi hâlinde bunun nedeninin, yargısal denetime imkân verecek biçimde somut olarak gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kararda yalnızca kanuni sınırların tekrarlanması, süre tercihini gerekçelendirmez.

Yasaklamanın ortaklara ve bağlantılı şirketlere sirayeti, dosyanın en kritik başlıklarından biridir. 4734 sayılı Kanun m.58'in ikinci fıkrası ile 4735 sayılı Kanun m.26 uyarınca:

  • Haklarında yasaklama kararı verilen tüzel kişi bir şahıs şirketi ise, şirket ortaklarının tamamı hakkında,
  • tüzel kişi bir sermaye şirketi ise, sermayesinin yarısından fazlasına sahip olan gerçek veya tüzel kişi ortaklar hakkında,

aynı hükme göre yasaklama kararı verilir. Kural ters yönde de işler: hakkında yasaklama kararı verilen kişi başka bir şahıs şirketinde ortaksa bu şirket hakkında; bir sermaye şirketinde sermayesinin yarısından fazlasına sahipse bu sermaye şirketi hakkında da yasaklama kararı verilir.

Danıştay karar bülteninde yer alan bir kararda, ortaklar hakkında verilecek yasaklama bakımından esas alınacak şirketin, yasak fiil ve davranışları işleyerek yasaklanan şirket olduğu; herhangi bir iştirakin tespit edilememesi hâlinde fiile iştiraki bulunmayan diğer ortakların yasak fiil veya davranıştan dolayı sorumlu tutulamayacağı ve yalnızca fiili işleyenlerin yasaklama yaptırımına muhatap olacağı belirtilmiştir. Bu nedenle ortaklık oranları, karar tarihindeki pay durumu ve fiile iştirak iddiası, ticaret sicil kayıtları ve pay defteri üzerinden ayrıca denetlenmelidir.

Yasaklama kararına karşı hangi yola başvurulur?

Bu sorunun cevabı, uygulamada en sık yapılan karışıklığın da kaynağıdır. 4734 sayılı Kanun'un 54 ilâ 57. maddelerinde düzenlenen şikâyet ve itirazen şikâyet yolu, aynı Kanun'un ifadesiyle "ihale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler" nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını ya da uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday, istekli ve istekli olabileceklere tanınmıştır.

İhaleden yasaklama kararı ise ihale sürecinin dışında, ayrı bir idari işlemle tesis edilir. Bu nedenle yasaklama kararına karşı Kamu İhale Kurumuna itirazen şikâyet başvurusu yapılarak dava yolu açılamaz; doğrudan idari yargıda iptal davası açılır.

Danıştay Onüçüncü Daire, E.2021/2116, K.2021/2448 sayılı kararında, Kamu İhale Kurulunun, ihaleyi yapan idarece yasaklama işlemi tesis edilmesi gerektiği yönündeki tespitinin, kararın muhatabı hakkında tek başına hukuki sonuçlar doğuran, kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğinde olmadığını; dava konusu edilebilecek asıl işlemin, ihaleyi yapan idarece verilecek yasaklama kararı olduğunu belirtmiştir. Buna göre yasaklama sürecinde Kurumun rolü, kararı vermek değil, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasını izlemek ve yasaklılara ilişkin sicilleri tutmaktır.

Dava Açma Süresi: Altmış Gün ve Sürenin Başlangıcı

İhaleden yasaklama kararına karşı iptal davasında uygulanacak genel dava açma süresi altmış gündür (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7/1). Süre, bir özel kanunda farklı bir süre öngörülmedikçe bu şekilde uygulanır.

Sürenin başlangıcı bakımından iki nokta birbirinden ayrılmalıdır:

  • Yürürlük: Yasaklama kararı Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer. Danıştay karar bülteninde yer alan bir kararda, yasaklama kararlarının yürürlüğe girebilmesi için ilgililere ayrıca tebliğ edilmesi gerekmediği; buna karşılık yasaklama kararına karşı yazılı bildirim veya öğrenme üzerine yasal süresi içinde dava açılabileceği belirtilmiştir.
  • Dava açma süresi: Buna karşılık dava açma süresi, sübjektif işleme karşı yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Bültende yer alan bir kararda, idari işlemlerde sürenin başlangıcı için yazılı bildirimin esas alınacağı, yasaklama kararının ilanı gereken düzenleyici işlem niteliği taşımadığı açıkça vurgulanmıştır.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: Resmî Gazete'de yayımlanan yasaklama kararına karşı, kararın ilgilisine yazılı olarak bildirildiği veya ilgilinin kararı öğrendiği tarih esas alınarak altmış gün içinde dava açılabilir. Kararın ilanı, tek başına süreyi başlatmaz. Ancak öğrenme tarihinin kanıtlanabilir olması gerekir; tebliğ belgesi, tebellüğ alındısı veya varsa yazılı bildirim, dosyanın en kritik evrakıdır.

Sürenin kaçırılması hâlinde iptal davası süre aşımı yönünden reddedilir ve esasa girilmez. Bu nedenle öncelikle yapılması gereken iş, kararın muhatabına hangi tarihte ve hangi yolla bildirildiğinin tespitidir.

Yetkili Mahkeme, Hasım ve Dilekçe

İptal davalarında yetki bakımından genel kural, 2577 sayılı Kanun m.32/1'de düzenlenmiştir: göreve ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesi gösterilmemişse, yetkili mahkeme dava konusu idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca idari yargıda yetki kamu düzenindendir; yani yetki itirazı ileri sürülmese dahi mahkeme yetkiyi kendiliğinden araştırır.

Danıştay Onüçüncü Daire, E.2021/1580, K.2022/4631 sayılı kararında, bir üniversite ihalesi nedeniyle verilen yasaklama işlemine karşı açılan davada, uyuşmazlığın çözümünde işlemi tesis eden idari merci olan Bakanlığın bulunduğu yerdeki idare mahkemesinin yetkili olduğunu; yetkisiz yargı yerince uyuşmazlığın esası incelenerek verilen kararın usul kurallarına uygun olmadığını belirtmiştir. Aynı kararda, 2577 sayılı Kanun m.15/1-(c) uyarınca davanın yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği ve dava konusu işlemi tesis eden tarafın hasım konumuna alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu iki tespit, dava stratejisi bakımından belirleyicidir:

  • Hasım, yasaklama kararını tesis eden makamdır. Kararı veren Bakanlık ile ihaleyi yapan idare farklı olabilir; dilekçede doğru hasmın gösterilmesi, süre kaybını önler.
  • Yetkili mahkeme, kararı veren merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Örneğin belediyelere ilişkin yasaklama kararlarında yetkili makam Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olduğundan, yetki kuralı da bu merci esas alınarak uygulanır.
  • İdari davada menfaat şartı aranır. Kararın muhatabı olan şirket ve ortakları ile hakkında yasaklama kararı verilen diğer kişilerin menfaati açıktır.

Teminatın irat kaydedilmesi, teklifin değerlendirme dışı bırakılması ve ihalelere katılmaktan yasaklama gibi farklı hukuki sebeplere dayanan, farklı mahkemelerin yetkisinde bulunan ve farklı idarelerin husumetiyle görülmesi gereken tazminat istemlerine ilişkin olarak ayrı ayrı dava açılması gerekir. Yasaklama kararına bağlı tazminat talepleri, iptal davasıyla birlikte değerlendirilecek bağımsız bir kalem değildir.

Danıştay'ın iptal denetimi: hangi noktalara bakılır?

İdari işlemin yargısal denetimi; yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları üzerinden yapılır. Yasaklama kararlarına ilişkin Danıştay uygulamasında öne çıkan başlıklar şunlardır:

  • Yetki. Kararın, kanunda sayılan yetkili makam tarafından verilmesi gerekir. Yetkinin devri veya imza yetkisinin kullanımı, ilgili düzenlemelere uygun olmalıdır. Danıştay Onüçüncü Daire, E.2019/1292, K.2021/4513 sayılı kararında, 4735 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (f) bendi ile 26. maddesi uyarınca bir şirketin ve sermayesinin yarısından fazlasına sahip ortağının bir yıl süreyle yasaklanmasına ilişkin işlemi esas yönünden incelemiştir. Kararda, 4734 sayılı Kanun'da belirtilen istisna kapsamındaki ihaleler sonucunda imzalanan sözleşmenin yürütümü sırasında yasak fiil veya davranışların işlenmesi hâlinde, 4735 sayılı Kanun'a uygun olmak kaydıyla yasaklama kararı verilebileceği; dolayısıyla istisna kapsamındaki bir alıma ilişkin yasaklama işleminin de idari yargı denetimine tabi olduğu kabul edilmiştir.
  • Şekil ve usul. Kırk beş günlük süre içinde karar verilmesi, kararın süresi içinde Resmî Gazete'ye gönderilmesi, ihtar ve bildirim süreçlerinin usulüne uygun yürütülmesi şekil denetiminin konusudur. E.2019/1116, K.2019/2281 sayılı karar bunun tipik örneğidir: usulüne uygun ihtarname tebliğ edilmeden verilen yasaklama işlemi iptal edilmiş, karar Danıştay tarafından onanmış ve aynı davada tazminata hükmedilmiştir.
  • Sebep. Yasaklama kararının dayandığı maddi olguların somut ve denetime elverişli biçimde ortaya konulması gerekir. Fiilin kanunda sayılan davranışlardan hangisine girdiği, hangi belgeyle tespit edildiği ve idarenin kendi kusurunun bulunup bulunmadığı irdelenir. E.2022/741, K.2023/997 sayılı kararda, sözleşme kapsamındaki bir cihazın teslim edilmiş ve idarece kabul işlemi yapılmış olması karşısında verilen yasaklama kararının iptali yerinde görülmüştür.
  • Konu. Yasaklamanın süresi, kanuni alt ve üst sınırlar içinde ve fiilin ağırlığıyla orantılı belirlenmelidir. Üst sınırdan verilen kararlarda gerekçe, yargısal denetime imkân verecek biçimde somut olmalıdır.
  • Amaç. İşlemin kamu yararı dışında bir amaçla tesis edildiği iddiaları, dosya kapsamındaki yazışmalar ve işlem sırası üzerinden değerlendirilir.

Ayrıca, haklarında yasaklama kararı verilen tüzel kişilerin ortakları bakımından yasaklamanın dayanağının ne olduğu ayrıca denetlenir. Bültende yer alan bir kararda, ortaklar hakkındaki yasaklamanın, fiili işleyerek yasaklanan şirkete dayandığı; fiile iştiraki bulunmayan ortakların sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir.

Yürütmenin Durdurulması Talebi

Dava açılması, idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz (2577 sayılı Kanun m.27/1). Bu nedenle iptal talebiyle birlikte yürütmenin durdurulması isteminin de ileri sürülmesi gerekir.

Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir (m.27/2):

  1. İdari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması,
  2. İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması.

Kanun, yürütmenin durdurulması kararlarında işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğunun ve işlemin uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesini zorunlu kılmıştır. Davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra karar verilir; ancak uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde savunma alınmaksızın da yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Uygulamada yasaklama kararı, bu istisnanın dışında kalan işlemlerden sayılmaktadır.

Yasaklama kararına özgü zarar olgusu şu başlıklarla somutlaştırılabilir:

  • Şirketin kamu ihalelerine katılamaması nedeniyle iş hacminin ve gelirinin kesilmesi, taahhütlerinin ve istihdamının sürdürülemez hâle gelmesi,
  • EKAP nezdindeki sicil kaydı nedeniyle piyasadaki ticari itibarının zedelenmesi,
  • Halihazırda yürütülen işlerin sözleşmesel sonuçlarının gündeme gelmesi vb.

Yürütmenin durdurulması isteminin reddi hâlinde karara itiraz edilebilir; itiraz, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere yapılır (m.27/7). Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz (m.27/10).

Yürütmenin durdurulması istemli dilekçenin ve eklerinin, hem açık hukuka aykırılığı hem de zararın telafisi güçlüğünü ayrı ayrı ve belgeye bağlayarak göstermesi gerekir. Yalnızca iptal sebeplerinin tekrarlanması, genellikle yeterli görülmez.

İptal Kararından Sonra: Kayıtların Düzeltilmesi ve Tazminat

İdari işlemin iptaline ilişkin karar, işlemi tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırır. İdare, iptal kararının gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür (2577 sayılı Kanun m.28). Yasaklama kararı bakımından bu yükümlülük, Resmî Gazete'de yayımlanan kararın ve Kamu İhale Kurumu nezdindeki sicil kaydının hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılmasını; ihalelere katılımın yeniden mümkün hâle gelmesini kapsar.

İptal davasının sonucundan bağımsız olarak tazminat talebi de gündeme gelebilir. Bültende yer alan bir kararda, tam yargı davası açılabilmesi için yasaklama kararına karşı dava açılmasının veya bu kararın iptal edilmesinin gerekli olmadığı belirtilmiştir. Danıştay Onüçüncü Daire, E.2019/4018, K.2022/4492 sayılı kararında ise hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilen yasaklama işlemi nedeniyle açılan tam yargı davasında, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmın onandığı; manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kısmın ise davalı idarenin temyizi üzerine bozulduğu görülmektedir.

Tazminat değerlendirmesinde iki sınır öne çıkar:

  • Tazmin edilecek zarar kesin ve gerçek olmalıdır. Katılamayan ihaleler nedeniyle kâr kaybına uğranıldığı iddiasıyla, olası koşullara bağlı olarak kazanılması muhtemel bir kazancın tazmini istenemez.
  • Tüzel kişilerin ticari itibar ve saygınlık kaybı, manevi tazminat değerlendirmesine konu olabilir; ancak bu kalem de somut delillere dayandırılmalıdır.

Dava öncesi hazırlık: hangi belgeler incelenmeli?

Yasaklama kararına karşı dava ve yürütmenin durdurulması sürecinde dosyanın baştan sona kurulması gerekir. Öncelikli olarak şu belgeler toplanmalıdır:

  • Yasaklama kararının tam metni ve Resmî Gazete örneği.
  • Kararın muhatabına yapılan yazılı bildirime ilişkin tebliğ veya tebellüğ belgesi; varsa öğrenme tarihini gösteren belgeler.
  • İhale işlem dosyası: ihale dokümanı, teklif, komisyon kararları ve onay belgeleri.
  • Yasaklama sürecine ilişkin yazışmalar: idarenin bildirim yazısı, teklif yazısı, tahkikat raporu ve varsa savunma yazıları.
  • İhtara ilişkin belgeler: ihtarnamenin tebliğ tarihi, içeriği ve verilen süre.
  • Ticaret sicil kayıtları, pay defteri ve ortaklık yapısını gösteren belgeler.
  • EKAP ve sicil kayıtlarına ilişkin çıktılar.
  • Yürütmenin durdurulması istemi için zararı somutlaştıran ticari kayıtlar, sözleşmeler ve kapasite belgeleri.

Kanun Yolları: İstinaf ve Temyiz

İdare mahkemesinin verdiği karara karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir (2577 sayılı Kanun m.45/1). İstinaf incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı temyiz yolu, aynı Kanun'un 46. maddesinde sayılan davalarda açıktır.

Yasaklama kararına karşı açılan iptal davaları bakımından belirleyici olan, m.46'daki ticari faaliyete ilişkin özel düzenlemedir: belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları temyiz edilebilir. Danıştay Onüçüncü Daire, E.2019/4037, K.2019/4144 sayılı kararında, kamu ihalelerine katılmanın bir ticari faaliyetin icrası kapsamında olduğunu ve ihalelerden yasaklama işleminin "belli" bir ticari faaliyeti engellediğini; en az altı aylık bir süre için tesis edilen yasaklama işleminin bu koşulu karşıladığını belirterek, yasaklama kararlarına karşı açılan davalarda temyiz yolunun açık olduğunu kabul etmiştir. Kararda, temyiz yoluna başvurma hakkının mahkemeye erişim hakkı kapsamında bulunduğu ve m.46'nın temyiz hakkını daraltacak biçimde katı yorumlanamayacağı da vurgulanmıştır (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Bayar ve Gürbüz/Türkiye kararına atıfla).

Kanun'da öngörülen parasal sınırı aşan iptal davaları ile tam yargı davaları da m.46 uyarınca temyize tabidir; bu sınır her yıl güncellendiğinden dosya özelinde güncel değer üzerinden kontrol edilmelidir. Temyiz süresi, kararın tebliğinden itibaren otuz gündür. Kanun yolu dilekçesinin de iptal dilekçesindeki özenle, süre ve usul kurallarına uygun biçimde hazırlanması gerekir.

Sonuç ve Hukuki Destek

İhaleden yasaklama kararı, bir şirketin kamu ihalelerine katılımını ve dolayısıyla ticari faaliyetini doğrudan etkileyen idari bir yaptırımdır. Karar; yetkili makam, kırk beş günlük süre, ihtar ve bildirim süreçleri, fiilin somut tespiti, sürenin belirlenmesi ve ortaklara sirayet bakımından ayrı ayrı denetlenir. Karara karşı itirazen şikâyet yolu değil, kararı veren merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılacak iptal davası gündeme gelir; dava açma süresi kural olarak altmış gündür ve yürütmenin durdurulması ayrıca istenmelidir.

Uygulamada sonucu belirleyen unsurlar çoğu kez işlemin esasından çok dosyanın kurulmasıyla ilgilidir: kararın kime tebliğ edildiği, ihtarın usulüne uygun olup olmadığı, fiilin hangi belgeyle tespit edildiği, ortaklık yapısının karar tarihindeki durumu ve sürenin hangi tarihte işlemeye başladığı. Bu nedenle yasaklama kararının tebliğinden itibaren vakit kaybetmeden işlem dosyasının incelenmesi gerekir.

Büken Hukuk; ihaleden yasaklama kararlarında işlem dosyasının incelenmesi, kararın yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden değerlendirilmesi, ortaklara sirayete ilişkin tespitler, iptal davası ve yürütmenin durdurulması taleplerinin hazırlanması ile iptal sonrası kayıtların düzeltilmesi ve tazminat talepleri aşamalarında hukuki destek sunmaktadır. İhaleden yasaklama kararının ve dayanak evrakın incelenmesi için karar metni, tebliğ belgesi, ihale işlem dosyası, varsa tahkikat raporu ve ortaklık yapısını gösteren belgelerle birlikte Büken Hukuk iletişim formu üzerinden başvuru yapılabilir.

Sık Sorulan Sorular

İhaleden yasaklama kararına karşı Kamu İhale Kurumuna itirazen şikâyet başvurusu yapılabilir mi?

Hayır. Şikâyet ve itirazen şikâyet yolu, 4734 sayılı Kanun m.54 uyarınca ihale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemlere karşı öngörülmüştür. Yasaklama kararı ihale sürecinin dışında tesis edilen ayrı bir idari işlem olduğundan, bu karara karşı doğrudan idare mahkemesinde iptal davası açılır.

Yasaklama kararına karşı dava açma süresi kaç gündür?

Özel bir süre öngörülmedikçe idare mahkemesinde genel dava açma süresi 2577 sayılı Kanun m.7 uyarınca altmış gündür. Süre, kural olarak kararın ilgilisine yazılı bildiriminin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

Karar Resmî Gazete'de yayımlandı; süre yayım tarihinden mi başlar?

Hayır. Yasaklama kararı Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer ve yürürlük için ayrıca tebliğ gerekmez. Ancak dava açma süresi bakımından esas alınan tarih, yazılı bildirim veya öğrenme tarihidir; kararın ilanı sübjektif işlemde süreyi tek başına başlatmaz.

Yasaklama kararına karşı hangi mahkemede dava açılır?

2577 sayılı Kanun m.32 uyarınca yetkili mahkeme, dava konusu idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. İdari yargıda yetki kamu düzeninden olduğu için mahkeme yetkiyi kendiliğinden de araştırır.

Yasaklama kararı kaç yıl için verilebilir?

4734 sayılı Kanun m.17'deki fiillerde bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar; mücbir sebep dışında sözleşme yapmayanlarda altı aydan az olmamak üzere bir yıla kadar; 4735 sayılı Kanun m.25'teki fiillerde bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar; 2886 sayılı Kanun m.84 kapsamında ise bir yıla kadar yasaklama kararı verilebilir.

Şirket ortakları da yasaklanır mı?

Şahıs şirketlerinde ortakların tamamı, sermaye şirketlerinde sermayesinin yarısından fazlasına sahip gerçek veya tüzel kişi ortaklar hakkında da yasaklama kararı verilir. Danıştay, fiile iştiraki tespit edilemeyen ortakların yasak fiil veya davranıştan sorumlu tutulamayacağını kabul etmektedir.

Yasaklamayı gerektiren fiilin tespit edildiği tarihi izleyen kırk beş günlük süre ne anlama gelir?

Bu süre hak düşürücüdür ve kural olarak yasaklama teklifinin yetkili makama ulaşmasıyla başlar. Fiilin tespiti ayrı bir tahkikat gerektiriyorsa, yetkili makama yapılan bildirim tarihi tespit tarihi olarak esas alınamaz; süre, tahkikatın tamamlanmasıyla işlemeye başlar.

Yasaklama kararına karşı yürütmenin durdurulması istenebilir mi?

Evet. Dava açılması işlemi kendiliğinden durdurmaz; iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması istenmelidir. Bunun için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Yasaklama kararı iptal edilirse katılamadığım ihaleler için tazminat isteyebilir miyim?

Tam yargı davası açılabilmesi için yasaklama kararına karşı dava açılması veya kararın iptal edilmesi şart değildir. Ancak tazmin edilecek zararın kesin ve gerçek olması gerekir; olası koşullara bağlı, kazanılması muhtemel bir kazanç kaybı tazminat kapsamında değerlendirilmez.

Kararı veren makam yerine yanlış hasma dava açarsam dava hemen reddedilir mi?

Hayır. 2577 sayılı Kanun m.15/1-(c) uyarınca davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde dava dilekçesi tespit edilecek gerçek hasma tebliğ edilir. Ancak doğru hasmın belirlenmesi ve yetkinin baştan doğru değerlendirilmesi, süre kaybını önler.

Yasaklama kararına karşı dava açmak, karara dayanak yapılan ceza soruşturmasını etkiler mi?

İptal davası, yasaklama işleminin hukuka uygunluğuyla sınırlıdır. Aynı fiil nedeniyle yürütülen ceza süreci ayrı bir yargı kolunda ilerler; yasaklama kararına ilişkin iptal davasının sonucu bu süreci doğrudan sona erdirmez. Dosyanın her iki yönüyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Yasaklama kararının tebliğ edildiği tarih, ihtar ve bildirim süreçleri ile ortaklık yapısı birlikte değerlendirilmeden dava stratejisi kurulamaz. İhaleden yasaklama kararının ve dayanak evrakın incelenmesi için karar metni, tebliğ belgesi, ihale işlem dosyası ve ortaklık yapısını gösteren belgelerle birlikte Büken Hukuk iletişim formu üzerinden başvuru yapılabilir.

Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. İçerikte yer alan bilgiler, yayın tarihindeki mevzuat ve uygulama esas alınarak hazırlanmış olup zaman içinde değişiklik gösterebilir. Her dosya kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.