Ana içeriğe geç
Bilirkişi raporuna itiraz süresinin kaçırılması bilirkişi raporuna itiraz etmemenin sonuçları adana avukat emsal karar itiraz edilmeyen bilirkişi rapo

Bilirkişi Raporuna İtiraz Süresinin Kaçırılması Hangi Sonuçları Doğurur?

Av. Arb. Selce MARAŞ BÜKEN
Yazar: Av. Arb. Selce MARAŞ BÜKEN
11 dakika okuma

Bilirkişi raporuna itiraz süresinin kaçırılması, tarafın o rapora karşı HMK m.281 kapsamında eksiklik, belirsizlik veya yeni bilirkişi talebi ileri sürme imkânını kaybetmesine yol açabilir. Ancak süresinde itiraz edilmemesi, raporun otomatik olarak kabul edildiği, kesin delile dönüştüğü veya her durumda karşı taraf lehine maddi sonucu donduran bir usulî kazanılmış hak doğduğu anlamına gelmez. Hâkim, HMK m.282 uyarınca raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir; gerekli görürse ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Buna rağmen iki haftalık süre güvenle ihmal edilemez: somut ve teknik itirazların zamanında sunulmaması yargılamadaki ispat ve açıklama imkânını ciddi biçimde zayıflatır.

Kısa cevap: Süre kaçınca ne kaybedilir, ne kaybedilmez?

Süreyi kaçıran taraf bakımından temel sonuç, mevcut rapora itiraz etme hakkının kaybıdır. Taraf artık aynı rapor için, süresinde yapılması gereken itirazı normal bir dilekçeyle gecikmiş biçimde ileri sürerek sonuç elde edeceğini varsayamaz.

Buna karşılık süre kaybı tek başına şu sonuçları doğurmaz:

  • Bilirkişi raporu kesin delile dönüşmez.
  • Hâkimin raporu değerlendirme yetkisi ortadan kalkmaz.
  • Mahkemenin kendiliğinden ek rapor isteme veya yeni bilirkişi görevlendirme yetkisi sona ermez.
  • Tarafın maddi hukuktan doğan alacağı veya tazminat hakkı otomatik olarak yok olmaz.
  • İlk rapordaki miktar her durumda değişmez bir üst sınıra dönüşmez.

Bilirkişi raporuna itiraz süresi kaç gündür?

HMK m.281'e göre taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsiz noktaların açıklanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden isteyebilir.

Süre raporun düzenlendiği veya mahkemeye sunulduğu gün değil, ilgili tarafa usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği tarihe göre hesaplanır. HMK m.281/1 ayrıca dar bir ek süre imkânı düzenler. İtirazın iki hafta içinde hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel veya teknik çalışma gerektiriyorsa, taraf ilk iki haftalık süre içinde mahkemeye başvurmalıdır. Mahkeme, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak ve bir defaya mahsus olmak üzere en çok iki haftalık ek süre verebilir. Ek süre talebinin de ilk iki hafta içinde yapılması gerekir.

İki haftalık süre kesin midir?

Kanunun belirlediği süreler HMK m.94 uyarınca kesindir. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Bilirkişi raporuna itiraz bakımından bu, ilgili rapora yönelik itirazın süresinde sunulması gerektiği anlamına gelir.

Buradaki “rapor taraf bakımından kesinleşir” ifadesi yanlış anlaşılmamalıdır. Madde gerekçesinde kullanılan bu ifade, tarafın artık normal itiraz imkânını kaybetmesini anlatır. Bilirkişi raporunu senet, ikrar veya kesin hüküm gibi hâkimi bağlayan kesin bir delile dönüştürmez.

Süresinde itiraz edilmeyen bilirkişi raporu hâkimi bağlar mı?

Hayır. HMK m.282 açıkça hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceğini düzenler. Bilirkişi raporu teknik veya özel bilgi sağlar; uyuşmazlığı çözen ve hukukî nitelendirmeyi yapan makam mahkemedir.

Hâkim;

  • raporun görevlendirme sınırına uyup uymadığını,
  • maddi verilerin doğru kullanılıp kullanılmadığını,
  • hesap ve yöntemin denetlenebilir olup olmadığını,
  • raporun diğer delillerle çelişip çelişmediğini,
  • bilirkişinin hukukî değerlendirme yapıp yapmadığını,
  • sonuç ile gerekçe arasında bağ bulunup bulunmadığını

incelemelidir. Rapor hüküm kurmaya elverişli değilse, tarafların sessiz kalması mahkemeyi hatalı rapora göre hüküm vermeye zorlamaz.

HMK m.281/2 uyarınca mahkeme, eksiklik veya belirsizliği gidermek için kendiliğinden ek rapor isteyebilir ya da bilirkişiyi duruşmada dinleyebilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre gerçeğin ortaya çıkması için yeni bir bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabilir.

Anayasa Mahkemesi: Bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi hakkı ortadan kaldırmaz

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Ahmet Özgan ve Şule Özgan, B. No: 2020/21347, 21.12.2023 kararında; ilk rapora itiraz edilmemesi nedeniyle daha yüksek hesaplanan tazminat kısmının karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle reddedilmesini mahkemeye erişim hakkı yönünden incelemiştir.

Mahkeme, HMK m.281'in rapora itiraz etmeyen tarafın maddi hukuka yönelik hakkını sona erdirecek veya diğer taraf lehine bu nitelikte bir hak doğuracak biçimde sonuç bağlamadığını belirtmiştir:

“Bilirkişi raporuna itiraz biçimindeki usul işleminin yapılmamasının ortadan kaldırabileceği tek hak, yine usuli bir hak olan rapora itiraz etme hakkıdır.”
— AYM Genel Kurulu, Ahmet Özgan ve Şule Özgan, B. No: 2020/21347, 21.12.2023, § 55 (resmî tam metin)

AYM, ilk rapora itiraz edilmediği için talebin daha yüksek kısmının esasına girilmeden reddedilmesini öngörülebilir bulmamış; müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varmıştır. Karar, usul ekonomisi amacıyla maddi hakkın bütünüyle göz ardı edilemeyeceğini vurgulamıştır.

Aynı gün verilen İsmail Tuncel, B. No: 2019/8609 kararında ise dava öncesinde düzenlenen SGK raporuna itiraz edilmemesi nedeniyle daha sonra alınan Adlî Tıp Kurumu raporunun değerlendirme dışı bırakılması incelenmiştir. AYM, yargılama başlamadan önceki işlemlerin teknik anlamda yargılama usulü işlemi sayılamayacağını ayrıca belirtmiştir.

“Kişinin maddi hukuka göre sahip olduğu bir hakkın dava vasıtasıyla elde edilmesi bir yana salt usuli gerekçelerle yargı kararıyla görmezden gelinmesi ise dava açma kavramının temel mantığıyla bağdaşmadığı gibi dava açılmasını anlamsız hâle getirir.”
— AYM Genel Kurulu, İsmail Tuncel, B. No: 2019/8609, 21.12.2023, § 65 (resmî tam metin)

İki kararın ortak yönü şudur: itiraz süresi usulî bir haktır; bu sürenin kaçırılması, kanunda açık dayanak olmaksızın maddi hakkı yok eden geniş bir sonuca dönüştürülemez.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2025/6895, K.2025/8147 sayılı ve 21 Ekim 2025 tarihli kararında, hesap bilirkişisi raporuna süresinde itiraz edilmeyen bir hususun kanun yolu aşamasında ileri sürülüp sürülemeyeceğini değerlendirmiştir.

Daire, bilirkişi raporunun takdiri delil olduğunu, hâkimin raporu diğer delillerle birlikte değerlendireceğini ve hükme elverişli olmayan rapora yalnız taraflar itiraz etmemesinin bağlayıcı hâle gelemeyeceğini belirtmiştir.

“Bir takdiri delil olan bilirkişi raporunun herhangi bir şekilde hâkimi bağlayıcı etki doğurması, özellikle de bu etkinin taraflardan birinin itirazı ve diğer tarafın hareketsiz kalmasına bağlanması kabul edilebilir bir sonuç” değildir.
— Yargıtay 9. HD, E.2025/6895, K.2025/8147, 21.10.2025 (tam metin)

Kararda, davalı tarafın rapora karşı daha önce ileri sürmediği bir hususu kanun yolu incelemesinde dile getirmesine mutlak engel bulunmadığı kabul edilmiştir. Buna rağmen somut hesap raporu denetime uygun bulunduğundan karar sonuçta onanmıştır. Bu ayrıntı önemlidir: geç itirazın hukukî olarak dinlenebilir görülmesi, itirazın maddi yönden mutlaka haklı bulunacağı anlamına gelmez.

Yargıtayın önceki yaklaşımı neydi?

Yargıtayda uzun süre baskın olan yaklaşım, ilk rapora itiraz etmeyen tarafın bu rapordaki maddi sonuçla bazı durumlarda bağlı kalabileceği yönündeydi. Özellikle diğer tarafın itirazı üzerine alınan sonraki rapor itiraz eden tarafın daha aleyhine sonuç doğurursa, ilk raporun onun lehine usulî kazanılmış hak oluşturduğu kabul edilebiliyordu.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E.2023/110, K.2024/5061 sayılı 8 Mayıs 2024 tarihli kararında, davacının ilk hesap raporuna itiraz etmeyip rapordaki tutar üzerinden ıslah yapması davalı lehine usulî kazanılmış hak sayılmıştır. Sonraki rapor daha yüksek zarar hesaplamış olsa da ilk rapordaki yöntemin esas alınması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

“Davacının aldırılan 1. ek rapor üzerine tespit edilen miktar üzerinden rapora itiraz etmeyerek rapor doğrultusunda davasını ıslah etmesi” nedeniyle davalı lehine usulî kazanılmış hak oluştuğu kabul edilmiştir.
— Yargıtay 10. HD, E.2023/110, K.2024/5061, 08.05.2024 (tam metin)

Bölge adliye mahkemesi bu bozmaya direnmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/14349, K.2024/13539 sayılı 19 Aralık 2024 tarihli kararıyla direnme kararını yerinde görmeyerek dosyayı Hukuk Genel Kuruluna göndermiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2026 tarihli kararı

Aynı dosya Hukuk Genel Kurulunda E.2026/10-129, K.2026/299 dosyasında incelenmiş ve 6 Mayıs 2026 tarihli kararda direnme kararının yerinde bulunduğu; bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilmemesinin tek başına raporun kabulü ve karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğurmayacağı sonucuna varıldığı aktarılmıştır. Bu sonuç, AYM Genel Kurulunun 2023 kararları ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararındaki yönelimle uyumludur.

Kaynak erişim notu: HGK E.2026/10-129, K.2026/299 kararının tam metni bu makalenin hazırlandığı tarihte Adalet Bakanlığı/Yargıtay kamu veri tabanında bulunamamıştır. Kararın künyesi ve sonucu; aynı dosyanın kamuya açık Yargıtay 10. Hukuk Dairesi karar zinciri, künye kaydı ve birbiriyle uyumlu hukukî aktarımlarla çapraz kontrol edilmiştir. Bu nedenle HGK kararından tırnak içinde gerekçe aktarılmamış, yalnız doğrulanabilen sonuç kullanılmıştır. Özel durumlar

Her iki taraf da rapora itiraz etmediyse

Her iki tarafın sessizliği raporu kesin delile dönüştürmez. Mahkeme raporun hükme elverişsiz olduğunu fark ederse ek veya yeni rapor alabilir.

Yalnız bir taraf itiraz etti ve yeni rapor onun daha aleyhine çıktıysa

Eski içtihat bu durumda ilk raporu itiraz eden taraf lehine üst sınır sayabiliyordu. AYM 2023 kararları, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025 kararı ve 2026 HGK sonucu salt sessizliğe böyle geniş bir maddi sonuç bağlanamayacağı yönündedir. Yine de açık kabul, ıslah, talep sonucu ve bozma kapsamı ayrıca incelenir.

Rapor kamu düzenine ilişkin bir konuda ise

Mahkemenin kendiliğinden gözetmesi gereken konularda tarafların itiraz etmemiş olması daha da sınırlı etki doğurur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kamu düzeni nedeniyle resen inceleme gereken alanlarda tarafın rapora itiraz etmemesinin belirleyici etkisinden söz edilemeyeceğini belirtmiştir.

İlk rapor ile sonraki rapor arasında yöntem farkı varsa

Yaşam tablosu, maluliyet oranı, ücret, kusur, iskonto veya mahsup yöntemi değişmiş olabilir. Mahkeme hangi raporun güncel, denetlenebilir ve dosya verileriyle uyumlu olduğunu gerekçelendirmelidir. Sonraki rapor yalnız yeni olduğu için; ilk rapor da yalnız itiraz edilmediği için otomatik üstün sayılamaz.

Örnek olaylar

Örnek 1: Hesap raporundaki açık toplama hatası

A tarafı rapora iki haftada itiraz etmemiştir. Daha sonra rapordaki kalemlerin toplamının sonuç bölümündeki tutarı vermediği görülür. A normal itiraz süresini kaçırmıştır; fakat mahkemenin açık hesap hatasına dayalı, hükme elverişsiz raporu HMK m.282 kapsamında değerlendirmesi gerekir. Hatanın mahkemece ek raporla giderilmesi istenebilir; bunun otomatik kabul edileceği varsayılamaz.

Örnek 2: İlk rapora göre ıslah, sonra daha yüksek rapor

B ilk rapora itiraz etmeden o tutar üzerinden ıslah yapmıştır. Kaldırma kararı sonrasında alınan rapor daha yüksek zarar hesaplamıştır. Salt itiraz edilmemiş olması yeni raporun değerlendirilmesini engellemez. Ancak B'nin daha önce ıslah kullanması, dava türü, talep sonucu ayrıca incelenir.

Örnek 3: Rapor tebliğ edilmeden süre geçtiği sanılıyor

C raporu UYAP'ta görmüş, fakat usulüne uygun tebligat kaydı oluşmamıştır. İki haftalık sürenin başlangıcı yalnız belgenin sisteme yüklenme tarihine göre kabul edilmemelidir. Tebliğ tarihi kontrol edilerek gerçek başlangıç belirlenir.

Örnek 4: Ağır hastalık nedeniyle süre kaçırıldı

D, kendisinin kontrolü dışındaki ve işlem yapmasını gerçekten engelleyen sağlık durumu nedeniyle itiraz sunamamıştır. Engel kalktıktan sonra iki hafta içinde, sağlık belgelerini ekleyerek eski hâle getirme talebini ve yapamadığı itiraz işlemini birlikte sunmalıdır. Mahkeme, nedenin elde olmayan sebep olup olmadığını ve başka hukukî yol bulunup bulunmadığını değerlendirir.

Sık Sorulan Sorular

Bilirkişi raporuna itiraz süresi ne zaman başlar?

HMK m.281'e göre iki haftalık süre, bilirkişi raporunun tarafa usulüne uygun tebliğiyle başlar. Raporun düzenlenme, mahkemeye sunulma veya UYAP'a yüklenme tarihi tek başına başlangıç kabul edilmemelidir.

Bilirkişi raporuna itiraz için ek süre alınabilir mi?

Raporun teknik niteliği nedeniyle itirazın hazırlanması çok zor veya imkânsızsa, ilk iki haftalık süre içinde başvurulması koşuluyla bir defaya mahsus ve en fazla iki haftalık ek süre verilebilir. İlk süre geçtikten sonra yapılan talep bu imkânı kendiliğinden doğurmaz.

Süresinde itiraz edilmeyen bilirkişi raporu kesinleşir mi?

Taraf o rapora normal yolla itiraz etme imkânını kaybeder; fakat rapor hâkimi bağlayan kesin delile dönüşmez. Hâkim raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir ve gerekli görürse ek veya yeni rapor alabilir.

İtiraz etmeyen taraf raporu kabul etmiş sayılır mı?

Salt sessizlik otomatik ve açık kabul değildir. AYM ve güncel Yargıtay yönelimi, itirazsızlığın tek başına maddi hakkı ortadan kaldıran veya karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğuran sonuç şeklinde yorumlanamayacağını göstermektedir. Açık kabul beyanları ayrıca değerlendirilir.

Süre kaçtıktan sonra yeni bilirkişi istenebilir mi?

Taraf süresindeymiş gibi normal itiraz hakkını kullanamaz. Bununla birlikte hükme elverişsiz rapordaki nesnel eksiklikler mahkemenin HMK m.281/2-3 ve m.282 kapsamındaki kendiliğinden inceleme yetkisi bakımından gösterilebilir.

Bilirkişi itiraz süresi için eski hâle getirme istenebilir mi?

Elde olmayan bir sebeple süre kaçırılmışsa HMK m.95–97 koşulları çerçevesinde eski hâle getirme talep edilebilir. Talep engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalı; sebep ve deliller gösterilmeli ve kaçırılan işlem de aynı sürede yerine getirilmelidir.

İlk rapora itiraz edilmezse sonraki yüksek tutar istenebilir mi?

İlk rapora sessizlik tek başına üst sınır oluşturmaz. 31 Temmuz 2026'dan önce açılan belirsiz alacak davalarında eski m.107 rejimi sürer. Bu tarihten sonraki kısmi davalarda yeni m.109/4, talebin aynı davada bir defa ve tahkikat bitene kadar artırılmasına; artırılan kısımda zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılmasına imkân verir. Önceki ıslah veya artırım, harç ve taleple bağlılık ayrıca incelenir.

Sonuç ve Hukuki Destek

Bilirkişi raporuna itiraz için tanınan iki haftalık süre önemini korumaktadır. Süreyi kaçıran taraf o rapora yönelik itiraz hakkını kaybedebilir, bu nedenle süre ihmal edilmemelidir. Buna karşılık güncel anayasal ve yargısal yaklaşım, salt bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olmasının, raporu kesin delile dönüştürmesine ve maddi hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmasına izin vermemektedir.

Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. İçerikte yer alan bilgiler, yayın tarihindeki mevzuat ve uygulama esas alınarak hazırlanmış olup zaman içinde değişiklik gösterebilir. Her dosya kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Kaynaklar