Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal sonuç doğurmamasını ifade eder. Ceza mahkemesinin sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilmesi için, sanığa yüklenen suçu sabit görmesi ve bu nedenle 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası veya adli para cezasına mahkum etmesi gerekir. Ceza mahkemesi, sanık hakkında mahkumiyet kararı vermekle birlikte, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde sayılan şartlar sanık nezdinde gerçekleşmiş ise bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilir. Bu durumda mahkeme biri mahkumiyet biri de hükmün açıklanmasının geri bırakılması olmak üzere iki ayrı karar vermektedir. 

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile erteleme arasındaki fark; Hapis cezasının ertelenmesinden farklı olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde, sanık hakkında hukuksal hiçbir sonuç doğmamasıdır. Dolayısıyla HAGB‘nin, sanığın daha lehine olduğu söylenebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartları

1. Suçun Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına Elverişli Olması Gerekir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için, sanığa yüklenen suçun bu kararın verilmesine elverişli olması gerekir. Zira bazı özel düzenlemeler ile bir takım suçlar hakkında hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği düzenlenmiştir. Örneğin Ceza Muhakamesi Kanunu’nun 231/14 maddesine göreAnayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp
kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Aynı şekilde terör suçlarında, askeri suç ve askeri disiplin suçlarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. 

2. Sanığın Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin Uygulanmasını Kabul Etmesi Gerekir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin isteme bağlı olmaksızın uygulanmasına, 22.07.2010 tarihli ve 6008 sayılı Kanun’un 7’inci maddesiyle CMK’nın 231/6-son fıkrasına eklenen “Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki cümleyle son verilmiştir. Diğer bir deyişle, hakimin, diğer kişiselleştirme müesseselerinden önce ve resen değerlendirmesi gereken bu müessesenin uygulanması sanığın kabul etmesi şartına bağlanmıştır.

Kabul şartının gerçekleşebilmesi için öncelikle hazır bulunan sanıktan sorulması gerekir, sanığın duruşmada hazır bulunmaması halinde ise müdafiinden de sorulabilmesi mümkündür. Sanık ile müdafinin beyanlarının çatışması halinde ise sanığın iradesine üstünlük tanınmalıdır.

3. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması İki Yıl veya Daha Az Süreli Hapis Cezalarında veya Adli Para Cezasına Mahkumiyet Halinde Uygulanabilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5 maddesine göre; “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.”  Bu bakımdan iki yıl veya daha fazla süreli hapis cezası söz konusu ise HAGB kararı verilemez.

4. Sanığın Daha Önce Kasıtlı Bir Suçtan Mahkum Edilmemiş Olması Gerekir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6 maddesine göre; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması … gerekir.” 

Burada aranan sanığın kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olmasıdır. Dolayısıyla sanığın daha önce taksirli bir suçtan dolayı mahkumiyetine karar verilmiş olması hükmün ertelenmesi kararına engel oluşturmaz.

Sanık hakkında daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı verilen cezanın HAGB kararına engel olabilmesi için kesinleşmiş olması gerekir. Verilen cezanın kesinleşmemiş, (örneğin karar yeni verilmiş veya verilen karar hakkında istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş, kesinleşmemiş) ise bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkündür. Önemli olan önceki mahkumiyet hükmünün kesinleşmiş olmasıdır.

Önceki cezanın ertelenmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir mi?

Cezanın ertelenmesi halinde sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmakta yani hukuksal hiçbir sonuç doğmaktadır. Bu durumda sanık belirlenen denetim süresi içinde  kasıtlı bir suç işlemez ve kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranırsa, hüküm infaz edilmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla, sanık hakkındaki önceki kasten işlenen suçun cezası Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesi doğrultusunda ertelemeye tabi tutulmuş olsa dahi bu durumda esasen hukuksal bir sonuç ortaya çıktığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. 

Önceki ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ise, ikinci defa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir mi?

Yeni işlenen suç, önceki HAGB kararı verilen suçun denetim süresi içinde işlenmişse, bu durumda hükmün açıklanması ertelenmez. Ancak yeni işlenen suç denetim süresi sona erdikten sonra işlenmişse (zira bu durumda düşme kararı verilir) ikinci defa hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür.

5. Mahkeme Sanığın Yeniden Suç İşlemeyeceği Konusunda Kanaate Ulaşmış Olmalıdır.

Sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekir. Bu durumda örneğin; olumsuz bir hali bulunmayan, kayden sabıkasız olan, suçun işleniş biçimi gözetilerek hakkında alt sınırdan ceza tayin edilen sanığın, kişilik özellikleri ile ilgili olumsuzlukların neler olduğu karar yerinde belirtilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi yerinde değildir.

6. Sanığın Mağdurun veya Kamunun Uğradığı Zararı Gidermesi Gerekir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6 maddesine göre; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi… gerekir.” 

Burada bahsedilen zarar somutlaştırılabilen ve belirlenebilen maddi zarardır. Maddede bahsi geçen zarar kavramına; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas 2009/13 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi manevi zarar dahil değildir. Mahkemece kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zararın giderilmesi gerekir. 

Yüklenen suç nedeniyle maddi bir zarar ortaya çıkmamışsa zararın giderilmiş olması koşulu aranmaz. Bu durumda hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi mümkündür.

7. Suç Uzlaşma Kapsamında Olmamalıdır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5 maddesine göre; “…Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır…” 

Suça uzlaşma hükümlerinin uygulanabilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi mümkün değildir.

Denetim Süresi İçinde Suç İşlenirse Ne Olur?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.  Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbirlerine hükmedilebilir.

Sanık denetim süresi içinde yeni bir suç işlemez ve öngörülen tedbirlere uygun davranırsa, düşme kararı verilir.

Ve ancak sanık denetim süresi içinde yeniden kasıtlı bir suç işlerse bu durumda verilen HAGB kararı verilen hüküm açıklanır. Denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle yeniden yapılan yargılamada hakkındaki hüküm açıklanırken 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca erteleme kararı verilemez. 

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Yargıtay Kararları

  • “…Suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasının CMK.’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına 3 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair Kırklareli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2013 tarihli ve 2013/29 Esas, 2013/269 Karar sayılı kararının kesinleşmesine müteakip, denetim süresi içinde işlediğinden bahisle aynı mahkemenin 2013/428 esas sayılı dosyasının ihbarı üzerine, dosya yeniden ele alınarak mahkemece CMK’nın 230. maddesinde belirtilen unsurları içerecek şekilde yeniden hüküm kurarak önceki hükmü açıklaması gerektiğinin gözetilmemesi … bozmayı gerektirmiş …” (Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 2014/34470 E, 2015/19681 K, 06.12.2015 T) 
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zararların esas alınarak, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesinin gerekmesi karşısında, sabıkasız olup kişiliği olumlu bulunarak hakkında takdiri indirim ve erteleme hükümleri uygulanan sanığa yükletilen hakaret suçundan doğan maddi bir zarar bulunmadığı gibi katılanın da zarar tazmini yönünde bir talebinin olmadığı ve şikayetin devam etmesinin engel bir durum oluşturmayacağı gözetilerek, 5271 Sayılı C.M.K.nın 231/6-b bendinde öngörülen kişilik özellikleriyle duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceğine dair ölçütün değerlendirilmesi gerekir.” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2011/29986 E, 2013/16463 K, 18.06.2013 T)
  • “Duruşma tutanağına ve dosyaya yansıyan olumsuz bir hali bulunmayan, kayden sabıkasız olan, suçun işleniş biçimi gözetilerek hakkında alt sınırdan ceza tayin edilen sanığın, kişilik özellikleri ile ilgili olumsuzlukların neler olduğu karar yerinde belirtilmeden, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden, yasa metninin tekrarı niteliğinde soyut ifadelerle yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi, T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK.nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 21. Ceza Dairesi, 2015/4274 E, 2015/6165 K, 10.12.2015 T)
  • “Somut uyuşmazlıkta; hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları arasında yer alan “sanığın kabul etmesi” şartının öncelikle hazır bulunan sanıktan sorulmasının gerekmesi, sanıktan sorulamadığı durumlarda ise bulunması halinde müdafiinden de sorulabilmesi ancak, bu hususta  sanık ile müdafiinin iradesi çatıştığında, yasada açıkça “sanığın kabulü” ibaresine yer verildiğinden, sanığın iradesine üstünlük tanınmasının gerekmesi karşısında; incelemeye konu dosyada sanık müdafiinin de hazır bulunduğu duruşmada,hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını isteyip istemediği sorulduğunda, istemediğini beyan ettiği gözetilmeden, bozma kararı sonrası sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rıza gösterdiği şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle kurulan kararında isabet bulunmamaktadır.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2018/3215 E, 2018/10265 K, 23.05.2018 T)

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir