Kategori: Genel

Başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi, taahhüt ve teminat senedinin iptali davası, atamanın iptali

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedi

Bu makalemizde başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi ve taahhüt ve teminat senedinin iptali ile atama işleminin iptali davası hakkında hakkında bilgilendirme yapacağız.

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedi Hukuki Dayanağı

Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi hukuki dayanağını “Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmelik”ten alır. Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasında araştırma görevlilerin taahhüt ve teminat senedi hakkında düzenleme yapılmıştır. Araştırma görevlisi kadrosunda olup, başka bir üniversiteye lisansüstü eğitim yapmak üzere görevlendirilen araştırma görevlilerinin eğitim-öğretim süresi kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir araştırma görevlilerinden taahhüt ve kefalet senedi alınması anılan Yönetmelik hükmü ile öngörülmüştür.

Düzenlemeye göre; “Görevlendirme veya atama işleminden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde 2547 Sayılı Kanunun 35 inci maddesi şartları içinde lisansüstü eğitim-öğretim süresi (tatiller dahil) kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınır. Bu senette ilgili araştırma görevlilerinin lisansüstü eğitim- öğretimlerinin tamamlanmasından ne kadar süre sonra kadroyu tahsis eden üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne döneceğini belirten bir hüküm de yer alır.”

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedi İçeriği

Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi içeriği oldukça ağır sonuçlar doğurmaktadır. Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi ile eğitimde başarısız olunması veya yarım bırakılması durumunda araştırma görevlisinin kadrodan çıkarılacağı ve tüm masrafların  faiziyle birlikte tahsil edileceği belirtilmektedir. Yine başka bir üniversitede alınan bu eğitimin tamamlanmasından sonra araştırma görevlisinin kendi üniversitesine döneceği, bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda da yine aynı şekilde yapılan masrafların faiziyle geri ödeneceği verilen taahhütler arasındadır.

Mecburi hizmet yükümlülüğü bakımından 2547 sayılı Yasanın 35. maddesinin de değerlendirilmesi gerekir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2008/3482 Esas, 2013/1167 Karar sayılı kararında öğretim elemanı yetiştirilmek üzere başka bir üniversitede lisansüstü eğitim-öğretim yapmak üzere görevlendirilen araştırma görevlileri için anılan Yasada ve Yönetmelikte mecburi hizmet yükümlülüğünün öngörüldüğüne, 657 sayılı Kanuna 4160 sayılı Kanunla eklenen Ek 35. maddesinin, başka bir üniversitede eğitim-öğretim gören araştırma görevlilerini kapsamadığı hususu vurgulanmıştır.

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedinin İptali Davası

Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedinin iptali davası üzerinde durmakta fayda görüyoruz. Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedinin iptali davalarında imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin hukuki niteliği konusunda zaman içinde yargı yerlerince farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak Uyuşmazlık Mahkemesinin 09/04/2012 günlü, E:2012/6, K:2012/66 sayılı kararıyla açılacak araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedinin iptali davası için görevli yargı yerinin adli yargı mercileri olduğuna karar verilmiştir. Ancak başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi kapsamında yeniden atanması yani araştırma görevlisinin taahhüt ve teminat senedi kapsamında atanmasına dair işlemlerin iptali için görevli yargı yeri idari yargı merciidir.

İdari Dava Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Yine idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada bilgi vermiştik. Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan, öğretim üyesi ataması iptal davası ile ilgili bilgiye buradaki makalemizden ulaşabilirsiniz. Buradaki yazımızda ise daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararını paylaşmıştık.

Danıştay'ın emsal mobbing kararı, sistematik yersiz disiplin soruşturması yapılan memur, görevden alma, kamu görevlisine mobbing, mobbing davası, tazminat

Danıştay’ın Emsal Mobbing Kararı

Bu makalemizde Danıştay’ın emsal mobbing kararı na yer vereceğiz. Danıştay 2. Dairesi ‘ın emsal sayılabilecek kararı makalemizin sonunda yer almaktadır. Danıştay’ın emsal mobbing kararı içeriğinde özetle; davacı ile davalı idare arasında yaşanan ve yargıya intikal eden ve etmeyen hukuki süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece davacıya belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan işlemler tesis edildiği, sürekli yerinin değiştirildiği, davacının yersiz soruşturmalara maruz bırakılıp haksız disiplin cezaları verildiği, bu haliyle davacıya manevi taciz (mobbing) uygulandığı, bu durumun ise davacıyı manevi olarak elem ve kedere uğrattığı ve yıprattığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulü yolunda Mahkemece verilen karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusu kesin olarak reddedilmiştir.

Danıştay’ın emsal mobbing kararı ile sistematik biçimde yersiz disiplin soruşturması na maruz kalan ve/veya görevden alma işlemine tabi tatulan memurun, kamu görevlisine mobbing uygulandığı anlamına geleceğini ve bu durumda mobbing davası açma hakkı olduğunun bir kez daha altı çizilmiştir. Danıştay 2. Dairesi’nin 2020/516 Esas, 2020/3123 Karar sayılı emsal mobbing kararının “Hukuki Değerlendirme” kısmı şu şekildedir.

Danıştay’ın Emsal Mobbing Kararı

“…Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu yönetim kurulu kararı ve idarece sunulan savunma dilekçesinde davacının, işlediği iddia edilen disiplinsiz davranışlarından bahisle işlemin tesis edildiği ileri sürülmüş ise de; davacı hakkında Rektörün eşinin İslami İlimler Akademisine atanmasına ilişkin resmi yazıyı basına sızdırarak, basında ve sosyal medyada üniversitenin iç işleyişiyle ilgili olarak uygun olmayan gündem oluşturduğu gerekçesiyle 657 sayılı Kanunun 125/B-a maddesi ve 2547 sayılı Kanunun 53/b-1/b maddesinde düzenlenen fiilleri işlediğinden bahisle 2547 sayılı Kanunun 53/D maddesi uyarınca verilen uyarma cezasının, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile; basına sızdırıldığı iddia edilen isnada konu 10/05/2017 tarihli atama işlemine ilişkin resmi yazının davacı veya maiyetindeki elemanlar tarafından basına sızdırıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delilin bulunmadığı, hatta bu hususun davalı idarece yaptırılan soruşturma sonucu hazırlanan soruşturma raporunda da belirtildiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile davalı idarenin istinaf başvurusu reddedilerek kesinleştiği; yine … Meslek Yüksekokulu ve … Meslek Yüksekokulu’na yapılan görevlendirmeleri kapsamında hazırladığı fizibilite raporlarının ciddiyetten uzak ve özensiz olduğu gerekçesiyle başlatılan soruşturma neticesinde; 657 sayılı Kanun’un 125/A-a maddesi uyarınca verilen uyarma cezasının ise … İdare Mahkemesinin … günlü, E: …, K:… sayılı kararı ile; disiplin cezasına konu görevin davacının görev tanımına uymadığı, yapılan görevlendirme kapsamında istenen fizibilite raporlarının şablonunun ve hangi kriterlere göre hazırlanması gerektiğinin belirtilmediği, yine de davacının elinden geldiği ve bilgisi elverdiği ölçüde çalışmasını yaparak verilen süre içerisinde istenen fizibilite raporlarını hazırlayarak idareye sunduğu, bu haliyle davacının üzerine atılı fiillerin sübut bulmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… kararı ile davalı idarenin istinaf başvurusu reddedilerek kesinleştiği; ayrıca davacı hakkında soruşturma konusu yapılan, … Meslek Yüksekokuluna görevlendirilmesine ilişkin yazıyı basına sızdırdığı; davalı idarece tahkik edilen bir yolsuzluk soruşturmasında sanık tarafından daha önceki ifadesinin davacının baskısıyla verildiği; bir öğretim üyesinin 2547 sayılı Yasa hükümlerine uygun olmayan şekilde bir yıl süreyle yurtdışında görevlendirilmesine sebep olduğu iddiaları hakkında başlatılan soruşturmalarla ilgili olarak ise; disiplin cezası verilmesine gerek görülmediği, davacının görevinde başarısız ve verimsiz olduğu yönünde başkaca somut, nesnel ve hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.

Öte yandan, davacı tarafından kendisine mobbing uygulandığından bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık olmak üzere 1.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacıya geçici görevlendirmeleri kapsamında geçici görev yolluğu ödenmediğinden davacının 1,000,00-TL maddi tazminat isteminin kabulü; davacının ifa ettiği kamu görevinin niteliği ve davacı ile davalı idare arasında yaşanan ve yargıya intikal eden ve etmeyen hukuki süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece davacıya belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan işlemler tesis edildiği, sürekli yerinin değiştirildiği, davacının yersiz soruşturmalara maruz bırakılıp haksız disiplin cezaları verildiği, bu haliyle davacıya manevi taciz (mobbing) uygulandığı, bu durumun ise davacıyı manevi olarak elem ve kedere uğrattığı ve yıprattığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin 10.000,00-TL’lik kısmının kabulü yolunda … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E…., K…. sayılı karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusu … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesinin … günlü, E…., K…. sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

Bu durumda, davacının görevinden alınmasını gerektirecek, görevinde yetersiz ve verimsiz olduğuna ilişkin hukuken geçerli somut bir bilgi ve belgenin davalı idarece sunulamaması karşısında, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının genel sekreterlik görevinden alınarak enstitü sekreteri olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.”

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

İdari yargıda mobbing konusunda adana mobbing avukatı olarak kaleme aldığımız;

  • Mobbing nasıl ispatlanır konulu makalemize buradan,
  • Mobbing davası nedir konulu makalemize buradan
  • Kamu görevlisine mobbing uygulanması ile ilgili makalemize buradan,
  • Mobbing suçu ile ilgili makalemize buradan, ulaşabilirsiniz

İşçilik alacakları hesaplamalarının alanında uzman avukatlar nezdinde yapılması ve açılması muhtemel davanın bir adana iş avukatı ile takibi önem arz etmektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

mahkeme kararında gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunması, bozma sebebi, yargıtay kararı, gerekçe ile hüküm fıkrasının çelişmesi, boşanma avukatı

Gerekçe İle Hüküm Arasında Çelişki Bulunması

Bir mahkeme kararında gerekçe ile hüküm arasında çelişki olmaması, kararın bütün olarak anlaşılır, çelişkisiz ve uyuşmazlığın çözümünde hukuki değerlendirmeyi içerir nitelikte olması gerekir. Bu doğrultuda kararda özellikle gerekçe ile hüküm fıkrası arasının çelişmesi yani gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunması kesin bir bozma sebebidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin “boşanma davası” ile ilgili verdiği son tarihli bir kararında da bu husus vurgulanmıştır. Kararda özetle , “Bölge adliye mahkemesince, davacı kadın tarafından dava dilekçesinde çocuğa şiddet uyguladığı vakıasına dayanılmadığı halde mahkemece bu yönlerden de erkeğe kusur yüklenilmesi doğru değil ise de sonuç itibarı ile erkeğin tam kusurlu olduğunun tespiti ile boşanma kararı verilmesinin doğru olduğu belirtilerek, erkeğin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişkinin tek başına bozma sebebi oluşturması gerekir.denilerek bozma kararı verilmiştir.

Gerekçe İle Hüküm Arasında Çelişki Bulunması

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2021/1922
Karar Numarası: 2021/2981
Karar Tarihi: 13.04.2021

BOŞANMA İSTEMİNDE İSTİNAF MAHKEMESİNCE VERİLEN KARARDA GEREKÇE VE HÜKÜM ARASINDA ÇELİŞKİ BULUNMASININ TEK BAŞINA BOZMA SEBEBİ OLDUĞU

Bölge Adliye Mahkemesince, Davacı Kadın Tarafından Dava Dilekçesinde Çocuğa Şiddet Uyguladığı Vakıasına Dayanılmadığı Halde Mahkemece Bu Yönlerden De Erkeğe Kusur Yüklenilmesinin Doğru Olmadığı – Bu Hususa Rağmen Erkeğin İstinaf Talebinin Esastan Reddine Karar Verilmek Suretiyle Gerekçe İle Hüküm Arasında Çelişki Yaratıldığı Gerekçe ve Hüküm Arasında Yaratılan Çelişkinin Tek Başına Bozma Sebebi Oluşturduğu

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Taraflar arasında görülen boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince, davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı erkek tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince, davacı kadın tarafından dava dilekçesinde çocuğa şiddet uyguladığı vakıasına dayanılmadığı halde mahkemece bu yönlerden de erkeğe kusur yüklenilmesi doğru değil ise de sonuç itibarı ile erkeğin tam kusurlu olduğunun tespiti ile boşanma kararı verilmesinin doğru olduğu belirtilerek, erkeğin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Gerekçe ve hüküm arasında çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 13.04.2021

Adana Boşanma Avukatı

Hukuki metinlerin somut olayın şartlarına göre özel olarak hazırlanması gerekliliği karşısında  somut olayın doğru değerlendirilmesi açısından adana boşanma avukatı ndan hukuki danışmanlık alınması gerekmektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilir veya 0507 057 53 35 nolu telefon numaramızdan bizlere ulaşabilirsiniz.

Boşanmada tazminat miktarı menfaate ve hakkaniyete uygun olmalıdır, boşanmada kadına az tazminat verilmesi, hükmedilmesi, adana boşanma avukatı, emsal karar

Boşanmada Tazminat Miktarı Menfaate ve Hakkaniyete Uygun Olmalıdır

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanmada tazminat miktarı menfaate ve hakkaniyete uygun olmalıdır şeklinde özetlenebilecek son tarihli bir kararında boşanmada kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarının ihlal edilen menfaatlere ve hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiği üzerinde durmuştur. Kararda “boşanmada tazminat miktarı menfaate ve hakkaniyete uygun olmalıdır” gerekliliği karşısında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat az bulunarak kararın bozulmasına hükmedilmiştir. Kararın tam metni aşağıdaki gibidir.

Boşanmada Tazminat Miktarı Menfaate ve Hakkaniyete Uygun Olmalıdır

YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2021/1474
Karar Numarası: 2021/3164
Karar Tarihi: 15.04.2021

BOŞANMADA KADIN YARARINA TAKDİR EDİLEN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ İHLÂL EDİLEN MENFAATLERE VE HAKKANİYETE DE UYGUN OLARAK BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ – Tarafların Tespit Edilen Ekonomik Ve Sosyal Durumları, Kusur Dereceleri, Paranın Alım Gücü Dikkate Alındığında Kadın Yararına Takdir Edilen Maddi Ve Manevi Tazminatın Az Olduğu Türk Medeni Kanunu’nun İlgili Maddesindeki Hakkaniyet İlkesi İle Türk Borçlar Kanunu’nun İlgili Maddeleri Dikkate Alınarak Daha Uygun Miktarda Maddi ve Manevi Tazminat Takdiri Gerektiği

Özeti: Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddeleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdiri gerekmektedir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından tazminatların miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi ile kadın lehine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 267.80 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.

Adana Boşanma Avukatı

Hukuki metinlerin somut olayın şartlarına göre özel olarak hazırlanması gerekliliği karşısında  somut olayın doğru değerlendirilmesi açısından adana boşanma avukatı ndan hukuki danışmanlık alınması gerekmektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilir veya 0507 057 53 35 nolu telefon numaramızdan bizlere ulaşabilirsiniz.

İntihal nedeniyle tazminat davası, maddi tazminat, manevi tazminat, FSEK, intihal tazminat emsal karar, adana idari dava avukatı, intihal mağdurunun hakları

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası

Bu makalemizde intihal nedeniyle tazminat davası açılıp açılamayacağı konusu yargı kararı çerçevesinde değerlendirilecektir. Öncelikle genel bilgilendirme açısından “İntihal Suçu Nedir?” başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz. İntihal “başkalarına ait özgün fikir, metot, veri veya eserleri bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisine ait gibi göstermek” olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda intihal suçunun mağduru konumunda olan kişi yani kendi özgün fikri, metodu, verisi veya eseri/eserleri kullanılan kişi intihal nedeniyle tazminat davası açabilecektir.

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası

Nitekim Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 70. maddesine göre de intihal nedeniyle tazminat davası açılması mümkündür. Kanuna göre; “Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir. Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir.” Dolayısıyla intihal nedeniyle tazminat davası, intihal mağdurunun hakları ndan biri olup, iki çeşittir. Mağdurun uğradığı zarara göre intihal nedeniyle maddi tazminat davası açılabileceği gibi intihal nedeniyle manevi tazminat davası da açılabilir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2018/1663 Esas, 2021/700 Karar sayılı kararına da intihal nedeniyle tazminat davası konu olmuştur. Karara konu somut olayda, davacıya ait kitabın belli sayfaları Türkiye çapında dağıtılan ve internette de yayınlanan günlük gazetede, davacının ismine yer verilmeksizin yayınlanmıştır. Davacı da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 70. maddesi kapsamında davalı … Gazetesi’ne maddi ve manevi tazminat ile yazının tekrar müvekkilinin ismine yer verilerek yayınlanmasını talep ettiği intihal nedeniyle tazminat davası açmıştır. Yargılama sonucunda Mahkemece 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat talebinin kabulüne, sair istemlerin reddine karar verilmiş, davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Karar hakkında davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ilgili kararında özeti aşağıda verildiği üzere intihal nedeniyle tazminat davası konusundaki istinaf başvurusunu reddetmiştir:

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası Emsal Karar

“…Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin kitabının belirtilen sayfalarının izinsiz olarak ve müvekkilinin adına yer verilmeksizin, anılan isimli gazetesinde aynen yayınlandığını beyanla, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ayrıca yazının tekrar müvekkilinin ismine yer verilerek yayınlanmasını talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalılar vekili, istinaf dilekçesinde davacının kitabının eser vasfında olmadığını ve intihal bulunmadığını ileri sürmüşse de mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda da isabetli bir şekilde, davaya konu kitabın, coğrafi yerlerin isimlerinin değiştirilmesi süreci ve amacına yönelik belirli bir sistematik ve üslupla hazırlanmış kitap olduğu ve bu özellikleri sebebiyle yazı ve dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğu tespit edilmiştir. Davalının kitabının veri tabanı mahiyetinde bulunmadığı, sahibinin hususiyetini yansıtan belirli bir üslup ve sistematikle hazırlandığı, anılan isimli gazetesinde ve internet sitesinde, davacının kitabının 17 sayfasının aynen, davacının izni alınmadan ismine yer verilmeden alıntılandığı, intihal bulunduğu, intihal kastının ayrıca araştırılmasına gerek olmadığı, alıntı miktarı, gazetenin Türkiye çapında dağıtılan ve internette de yayınlanan günlük gazete olduğu göz önüne alındığında, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olmadığı, dosya kapsamına uygun bulunduğu kanaatiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2018/1663 Esas, 2021/700 Karar, 02.04.2021 Tarih)

Adana avukat, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu olarak, diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilir, 0507 057 53 35 nolu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi örneği, örnek dilekçe, iftira, beraat, Yargıtay kararları, adana avukat Selce Maraş Büken

Haksız Şikayet Nedeniyle Manevi Tazminat Dava Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi örneği ne yer verilecektir. Ancak öncelikle haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi yazımında faydalı olabilecek kısa açıklama yapmakta fayda görüyoruz. Konu ile ilgili ayrıntılı makalemizi buradan inceleyebilirsiniz.

Haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi bir başka kişi tarafından haksız biçimde kişilik hakları saldırıya uğrayan kişi tarafından açılır. saldırıya uğrayan kişi manevi tazminat talep edebilir. Bu dava türü hukuki dayanağını haksız fiil sorumluluğundan ve şikayet olunanın haksız yere lekelenmeme hakkı vardır. Yargıtay‘a göre bu davalarda tazminat miktarı belirlenirken, eylem ve olayın özelliklerinin yanı sıra tarafların kusur oranı, sıfatı, işgal ettikleri makam ve sosyal ve ekonomik durumları göz önünde tutulmalıdır.

Haksız Şikayet Nedeniyle Manevi Tazminat Dava Dilekçesi Örneği

ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI : ………………………..

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : ………………………..

DAVA DEĞERİ : 50.000,00 TL

KONU : Haksız şikayet nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile ödenmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

  1. Müvekkil ….., …/…./……. Tarihinden bu yana …………’nde ………… olarak çalışmaktadır. Müvekkil, davalıyı tanımamaktadır.
  2. Davalı, 15 Temmuz olaylarından hemen sonra; …/…./…….. tarihinde BİMER üzerinden şikayette bulunmuş, bu şikayetinde terör örgütü üyesi suçlamasında bulunarak müvekkilin de içinde bulunduğu bir liste vermiştir. Davalının şikayeti üzerinde müvekkil hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmıştır. Adli soruşturma sırasında müvekkil …./…./…… tarihinde gözaltına alınmış ve …./…./…… tarihinde tutuklanmış, tahliye edildiği …./…./…… tarihine kadar yaklaşık …. gün cezaevinde kalmıştır. Akabinde ise imza atma suretiyle adli kontrol uygulanmıştır. Ayrıca müvekkil …./…./…… tarihinde ….. sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edilmiştir.
  3. Müvekkil hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ……/……. Soruşturma, …../……. sayılı ve …./…./……. tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Ayrıca müvekkil OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun …/…./……. tarih ve …../…… nolu kararı ile görevine iade edilmiştir.
  4. Müvekkil davalının şikayeti üzerinde darmadağın olan hayatını yeniden düzene oturtmuş gibi görünse de, bu süreç neredeyse ….. yıl sürmüştür. Ayrıca müvekkil için her ne kadar her şey yoluna girmiş gibi gözükse de davalının haksız şikayeti nedeniyle müvekkilin cezaevinde geçirdiği günler, yaşadığı buhran, işsiz kalması vb hatıraların izi asla silinmeyecektir. Müvekkil paragrafın başında da belirttiğimiz üzere halen …… olarak çalışmaktadır ve adliye çevresinde maalesef ki FETÖCÜ olarak dillendirilmekte, hem iş hem özel hayatında şüpheli bakışlara maruz kalmaktadır. Müvekkilin psikolojisi tamamen bozulmuştur.
  5. Özetle iş bu nedenler dahilinde, davalının hiç tanımadığı müvekkili FETÖ-PDY üyesi olmak gibi ağır bir suçlama ile itham etmesi neticesinde, ….. yılı aşkın süredir müvekkile çektirdiği acı ve döktürdüğü göz yaşları dikkate alınarak iş bu haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat dava dilekçesi ni kaleme almak ve 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile verilmesini talep etmek zorunluluğumuz doğmuştur.

HUKUKİ DELİLLER : ……………………………………………………………………………………….

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde; haksız şikayet nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın …/…/….. tarihinden itibaren işletilecek faizi ile davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana avukat, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu olarak, diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Görevden alma işleminin iptali, görevden alma işleminin iptali somut neden bulunmaması, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı, idari dava avukatı adana

Görevden Alma İşleminin İptali Somut Neden

Danıştay 2. Dairesi, genel müdür yardımcılığı görevinden alınarak mühendis olarak atanan davacının, yapılan görevden alma işleminin iptali somut neden aranması gerektiğine karar vermiştir. Görevden alma işleminin iptali somut neden kavramının irdelendiği kararda; davacının görevinden alınmasını gerektirecek somut bir tespitin davalı idarece sunulamaması karşısında, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının genel müdür yardımcılığı görevinden alınarak mühendis olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık görülmemiştir. Kararın “Hukuki Değerlendirme” kısmı makalemizin devamında yer almaktadır.

Danıştay 2. Dairesi’nin son tarihli kararlarında, görevden alma işleminin iptali davalarında somut neden ve kamu yararı ve hizmet gereklerine uygunluk kavramlarının irdelendiğini görmekteyiz. Danıştay 2. Dairesi’nin buradaki makalemizde yer verdiğimiz yakın tarihli başka bir kararında da görevden alma işleminin iptali nde tesis edilen işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Görevden Alma İşleminin İptali Somut Neden

DANIŞTAY
2.
 DAİRE
Esas Numarası: 2020/2368
Karar Numarası: 2021/77
Karar Tarihi: 07.01.2021

İDARECE DAVACININ GÖREVİNDEN ALINMASINI GEREKTİRECEK SOMUT BİR TESPİT SUNULMADIĞINDAN DAVACININ GENEL MÜDÜR YARDIMCILIĞI GÖREVİNDEN ALINARAK MÜHENDİS OLARAK ATANMASINA İLİŞKİN DAVA KONUSU İŞLEMLERDE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Dava dosyasının incelenmesinden; memuriyete 15/12/1995 tarihinde DSİ … Bölge Müdürlüğünde mühendis olarak başlayan davacının, görevine 29/11/1996 tarihinden itibaren DSİ … Bölge Müdürlüğünde devam ettiği, 18/12/2015 tarihinde kurumlar arası nakil yolu ile Trabzon İl Özel İdaresine mühendis olarak atandığı, 08/11/2006 tarihinde İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı olarak çalışmaya başladığı, Trabzon İl Özel İdaresinin 6360 sayılı Kanun uyarınca tüzel kişiliğinin kaldırılması sonucu Trabzon Büyükşehir Belediyesine genel sekreter yardımcısı unvanı ile devredilen davacının, … günlü, … sayılı personel hareketleri onayı ile davalı idare bünyesine genel müdür yardımcısı olarak atandığı, dava konusu işlemler ile genel müdür yardımcılığı görevinin sonlandırılması ve 1. derece mühendis kadrosuna atanması üzerine, anılan işlemlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen hükümlerden anlaşılacağı üzere, kamu görevlilerinin sınıflarının da değiştirilmesi suretiyle görevlerini ve görev yerlerini değiştirme konusunda idareye takdir yetkisi tanınmakta ise de, bu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız bir yetki olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu ve bu yönüyle de yargı denetimine tabi bulunduğu tartışmasızdır.

Uyuşmazlık konusu olayda, davacının geçmiş hizmetlerinin değerlendirilmesinde, davalı İdareye devredilmesinden önce de uzun yıllar yöneticilik yaptığı, davalı İdare bünyesinde beş yıl genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı; bu süre zarfında, söz konusu görevi ile ilgili olarak hakkında hiçbir adli ve idari soruşturma açılmadığı gibi, disiplin cezası da almadığı ve görevinde başarısız veya yetersiz olduğu yönünde de nesnel ve hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı görülmektedir.

Bu durumda, davacının görevinden alınmasını gerektirecek somut bir tespitin davalı idarece sunulamaması karşısında, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının genel müdür yardımcılığı görevinden alınarak mühendis olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddi yolunda verilen … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,

2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,

3. Aynı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/01/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Naklen atamada kadro derecesi gözetilmesi gerekliliği, bir derece aşağı kadroya naklen atama, emsal karar, naklen atama işleminin iptali, adana idare avukat

Naklen Atamada Kadro Derecesi

Naklen atamada kadro derecesi sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır. Bu makalemizde naklen atamada bir derece aşağı kadroya atanan memurun hakları konusunda emsal bir Danıştay kararı doğrultusunda bilgi vermeye çalışacağız.

Naklen Atamada Kadro Derecesi

Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76/1 maddesine göre kurumların görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar dahilinde daha üst kurum içinde veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri hükme bağlanmıştır. Maddenin 2. fıkrasında da, memurların istekleri ile, kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka yerlerdeki kadrolara atanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla Kanun’un 76/1 maddesi kapsamında yapılan naklen atamada kadro derecesi gözetilmeli, memur bulunduğu kadro derecesine eşit bir kadroya atanmalıdır. Aksi halde naklen atama işleminin iptali söz konusu olabilecektir.

Danıştay 2. Dairesi kararında naklen atamada kadro derecesi gözetilmediğinden yapılan naklen atama işleminin iptali yönünde karar vermiştir. Danıştay 2. Dairesi, 2020/839 Esas, 2020/3111 Karar sayılı ve 22.10.2020 tarihli kararında; “Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca, memurların naklen atanmaları konusunda idarelerin sahip olduğu takdir yetkisi doğrultusunda, kamu hizmetinin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla, davacının Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü görevinden alınarak sağlık teknikeri kadrosuna atandığı ve dava konusu olayda davalı idarenin, kanunla kendisine tanınmış olan takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında keyfi kullandığı ve özel nedenlere dayandırdığı noktasında dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı açık ise de. (1.) derece kadroda (1.) derecenin (4.) kademesi kazanılmış hak aylığı ile görev yapan davacının, dava konusu işlemle, isteği olmaksızın, bulunduğu kadro derecesinin altındaki (5.) dereceli kadroya atamasının yapılması suretiyle kadro derecesinin gözetilmediği anlaşılmış olup, anılan işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle, naklen atamada kadro derecesi konusuna açıklık getirmiş, kadro derecesi gözetilmeden yapılan naklen atama işlemi hakkında iptal kararı vermiştir.

Naklen atama işleminin iptali emsal karar olarak paylaştığımız başkaca bir iptal kararına buradan ulaşabilirsiniz.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir; İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

Vekilin icra dairesinde günlü işi olduğuna dair mazereti, avukat icra müdürlüğü mazeret, adana avukat, vekilin icra işi mazereti geçerlidir

Vekilin İcra Dairesinde İşi Olduğuna Dair Mazereti

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararında, vekilin icra dairesinde işi olduğuna dair mazereti geçerli kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Karara konu olayda özette davacı vekilin icra dairesinde işi olduğuna dair mazereti ilettiği mazeret dilekçesinde; duruşma günü aynı gün Kars icra dairelerindeki günlü işleri nedeniyle mazeretinin kabulüne, yokluklarında davanın kabulüne karar verilmesi talep etmiştir. Ancak mahkemece tevsik edici belge sunulmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Davalının da davayı takip etmemesi nedeniyle dosya işlemden kaldırılmıştır. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/878 Esas, 2021/1068 Karar sayılı kararında, vekilin icra dairesinde işi olduğuna dair mazereti nin haklı bir mazeret olduğu ve özellikle davanın niteliği gereği davacı tarafın davayı uzatmakta hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek mazeretin kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Vekilin İcra Dairesinde İşi Olduğuna Dair Mazereti

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2021/878
Karar Numarası: 2021/1068
Karar Tarihi: 08.04.2021

DAVACI VEKİLİNİN İCRA DAİRELERİNDE GÜNLÜ İŞİ OLDUĞU VE YOKLUKLARINDA DAVANIN KABULÜNÜ TALEP ETTİĞİ MAZERETİ HAKLI BİR MAZERET OLDUĞUNDAN VE ÖZELLİKLE DAVANIN NİTELİĞİ GEREĞİ DAVACI TARAFIN DAVAYI UZATMAKTA HUKUKİ YARARI BULUNMADIĞINDAN MAZERETİN KABUL EDİLMESİ GEREKTİĞİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 01/04/2016 tarihli  elektrik abonelik sözleşmesi ile davalı şirketten elektrik enerjisi alımı konusunda  anlaştıklarını, sözleşme ilişkisi süresinde müvekkili şirketin aylık enerji tüketim faturalarını  … Kars Şubesindeki hesabından otomatik ödeme talimatı vererek ödediğini, son ödeme tarihi olan 20/06/2016 tarihinde 1.695,42-TL bedelli faturanın müvekkili şirketin otomatik  ödeme talimatı verdiği … Kars Şubesindeki hesabında son ödeme tarihinde bakiye bulunmadığı için ödenemediğini, bunun üzerine davalı şirketin yazılı olarak herhangi bir fesih bildiriminde bulunmadan sözleşmeyi fiilen feshederek dava konusu 15/09/2016 tarihli  8.936,67-TL tutarında cayma bedelini içeren faturayı düzenleyerek müvekkili şirketin anılan hesabından bu tutarı tahsil ettiğini, müvekkili şirketten hukuka aykırı olarak davalı şirketin tahsil ettiği 8.936,67-TL’nin tahsil edildiği tarih olan 29/01/2017 tarihinden itibaren  işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar  verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki ve görev itirazlarının olduğunu, dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, davacı şirket ile müvekkili arasında 381165 Müşteri Numarası ile …-ENDEKSLİ ELEKTRİK Tarife Paketi Kullanım Şartları ile Ticari Elektrik Abonelik Sözleşmesi imzalandığını,  takibe konu fatura incelendiğinde indirim bedeli (sağlanan fayda), cayma bedeli ve tüketin bedelinden oluştuğunu, borçlu davacının imzalamış olduğu sözleşme kapsamında yararlandığı tarife ve kullandığı indirim karşısında sözleşmede belirtilen süre boyunca abonelikte kalmayı taahhüt ettiğini, bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda davacı/müşteri/borçlu tarafından ödenmesi gereken cezai şart/cayma bedelinin yine imzalanan sözleşmede ve tarife şartlarında öngörüldüğünü, davalı borçlunun imzaladığı sözleşme tarife şartlarından da anlaşılacağı üzere kendisine sağlanan faydanın iadesini de kapsadığını, tacir sıfatına haiz davacı borçlunun kendisine sözleşme gereği sunulan faydadan yararlanmasına rağmen sözleşme gereği kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu nedenle yine sözleşme eklerinde belirtildiği gibi fayda sağladığı indirim bedeli kendisinden cayma bedeline eklenerek talep edildiğini, ancak borçlarına TTK nın yasal süreleri ve gerekse Elektrik Abonelik Sözleşmesinin 5.6. maddesi çerçevesinde 8 günlük süre zarfında herhangi bir itirazda bulunmayarak  borcu bu şekilde kabul etmelerine ve ödeme yapmamalarına rağmen davacının huzurdaki davayı açtığını, borçlunun faize yönelik yapmış olduğu itirazlarının da yerinde olmadığını, … Elektrik Abonelik Sözleşmesi’nin 5.5. maddesi “Faturada belirtilen son ödeme tarihinden sonra yapılan ödemeler için … tarafından günlük bazda ve faturalarda belirtilen oranda gecikmeli gün sayısı kadar gecikme faizi uygulanır. Uygulamadaki güncel gecikme faizi oranları aboneye gönderilen faturalarda bildirilir” şeklinde düzenlenmiş olup faturalarda belirtilen gecikme faizleri aylık %5 olduğu davacı borçlunun bilgisi ve kabulü dahilinde olduğunu belirterek, davacının haksız davasının reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ticari abonelik sözleşmesi kapsamında ödenen fatura bedelinin istirdadı talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; “Taraflarca takip edilmeyen dosyanın 6100 sayılı HMK’nun 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, basit yargılama usulüne tabi dava ikinci kez takipsiz bırakıldığından davanın açılmamış sayılmasına,” karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi kararı davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “Müvekkil Şirket adına Kars 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne Tüketici Mahkemesi sıfatıyla açılan abonelik sözleşmesi davası üzerine Yerel Mahkeme davalı tarafın yetki itirazını ve davayı ticari bir dava olarak kabul edip Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verildiği, dosya İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne tevzi edildiği, Mahkeme 04/01/2018 tarihli inceleme tutanağı ile davanın tahkikat aşamasına geçilmesine ve HMK 140/5 maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verildiği 08/05/2018 tarihine tahkikat duruşmasını bırakıldığı, Mahkeme yazılı yargılama usulüne göre yargılamaya devam karar verdiği, dava yargılama yazılı yargılama usulüne tabi olup bu şekilde yürütüldüğünden mazereti kabulü edilmediği, basit yargılama usulüne göre yargılama yapıldığı kabulle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, Yetkisizlikle dosya kendisine gönderilen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi de 06.10.2018 tarihli kararı ile yetkisizlik kararı verdiği bunun üzerine İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’ne tevzi edilen dosya üzerinden yargılamaya devam edilmiştir. Yerel Mahkeme iki kez bilirkişi incelemesi yaptırarak kanıtları toplar ve dosya karar aşamasına gelmiştir. Bu aşamada 24.12.2020 tarihinde UYAP üzerinden avukatın gönderdi mazeret dilekçesi 25.12.2020 tarihli oturumda mazeretin kabul edilmediği basit yargılama usulüne göre yargılama yapılıyormuş gibi davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkemelerin, hakkın kötüye kullanılması hariç, avukatların gönderdikleri mazeret dilekçelerinde belgeye dayalı olmasını aramalarının mesleki saygı anlamında doğru olmadığını belirtmiştir. Yazılı yargılama usulüne tabi davada basit yargılama usulü ile yargılamaya devam ediliyormuş gibi karar verilmesi hukuka uygun olmadığını belirtmiş, yapılacak istinaf incelemesi sonucu  İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/53E.-2020/696K.sayılı, 25.12.2020 tarihli davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararının istinaf kanun yoluyla incelenerek kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. ”

6100 sayılı HMK’nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Bilindiği üzere hukuk yargılamasına ilişkin kurallar, yargılamanın düzenli yapılması ve hakkın olabildiğince çabuk elde edilmesi amacını gerçekleştirmek için getirilmiştir. İşte hakkın elde edilmesi için birer araç olan bu kurallar amaca uygun somut bir görevin varlığı halinde uygulama alanı bulurlar. Aksi halde, araçla ulaşılması istenilen amaç arasında gerçek ve esaslı bağın bulunmaması anlamsızlığı (şekilcilik) ortaya çıkarır. Mahkemelerin amacı, ne olursa olsun uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak değil, pozitif hukukun ölçüsünde, hakkı belirleyerek sonuca ulaşmaktadır. Bu nedenle geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen usul kuralları, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.(Yargıtay HGK’nun 2014/21-2371 Esas, 2017/263  Karar nolu 15/02/2017 tarihli ilamı)

Somut uyuşmazlığın incelenmesinde; ilk derece mahkemesindeki 25/09/2020 tarihli celse de davacı veklinin mazeretinin kabulüne ve … A.Ş ve …’a müzekkere yazılmasına  karar verilerek yeni duruşma gününün tebliğ edildiği, davacı vekilinin 25/12/2020 tarihli duruşma günü için 24/12/2020 tarihli dilekçesi ile aynı gün Kars icra dairelerindeki günlü işleri nedeniyle mazeretinin kabulü ile … Şirketinden gelen yazı cevabına diyecekleri olmadığını beyanla yokluklarında davanın kabulüne karar verilmesinin talep ettiği  ancak mahkemece  tevsik edici belge sunulmadığı gerekçesiyle reddine, davanın davalı tarafça da takip edilmemesi nedeniyle HMK ‘nın 150. Maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına dava basit yargılama usulüne tabi olduğundan iki kez takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Ne var ki, davacı vekilinin mahkemece kabul edilmeyen söz konusu mazeretinin haklı bir mazeret olduğu ve  özellikle davanın niteliği gereği davacı tarafın davayı uzatmakta hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek  mazeretin kabul edilmesi gerekli iken, mazeretin reddine dair verilen kararın usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-5 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-5 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

 

Sokağa çıkma cezasının iptali emsal karar, Adana avukat, emsal karar, sokağa çıkma yükümlülüğüne aykırılık cezanın iptali, emsal mahkeme kararı

Sokağa Çıkma Cezasının İptali Emsal Karar

Sokağa çıkma cezasının iptali emsal karar makalemizin sonunda yer almaktadır. Adana 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen kararda, Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda sokağa çıkma kısıtlaması şeklinde açıkça düzenlenen bir zorunluluk olmadığından, Kanun’un 282. maddesine göre kesilen kesilen idari para cezası hukuka aykırı görülmüş, sokağa çıkma cezasının iptali kararı verilmiştir.

Sokağa çıkma cezasının iptali emsal karar olarak değerlendirilen kararında usule ilişkin bir değerlendirme yapılmıştır. Kararda; 5542 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 66/1 maddesi kapsamında Valilikler tarafından çıkarılıp usulüne uygun şekilde duyurulan (tebliğ veya ilan) emir ve yasaklara aykırı hareket edilmesi veya ilan edilen zorunluluklara uyulmaması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesinin tatbik edileceğinin altı çizilmiştir. Bu kapsamda, Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda sokağa çıkma kısıtlaması şeklinde açıkça düzenlenen bir zorunluluk olmadığından, Kanun’un 282. maddesine göre sokağa çıkma cezası verilmesi mümkün değildir.

Maske takmama cezasının iptali ile ilgili emsal karara ise buradan ulaşabilirsiniz.

Sokağa Çıkma Cezasının İptali Emsal Karar

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.