Kategori: Ceza Hukuku

Beraat eden sanık lehine vekalet ücreti talep dilekçesi

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Talep Dilekçesi

Beraat eden sanık lehine vekalet ücreti talep dilekçesi örneği makalemiz devamında sunulmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 327. maddesine göre; Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir hükmüne amirdir. Dolayısıyla beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, CMK’nın 324/1, 327/2 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi kanunun bir gereğidir.

Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hükmedilecek vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa ödenmesine karar verilir ve beraat eden sanık lehine vekalet ücreti talep dilekçesi karar kesinleştikten sonra ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İdari İşler Müdürlüğü‘ne gönderilir.

Beraat Eden Sanık Lehine Vekalet Ücreti Talep Dilekçesi

ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI İDARİ İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ’NE

İTİRAZ EDEN               :(Ad, Soyad, TC, Adres)

VEKİLİ                          : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU                          : Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı kararında beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren müvekkilimiz yararına hükmedilen vekalet ücretinin tarafımıza ödenmesi istemine ilişkindir.

AÇIKLAMALARIMIZ

  1. Müvekkilimiz …… hakkında yapılan yargılama sonucunda, Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı ile müvekkilimiz hakkında beraat kararı verilmiş; verilen beraat kararı istinaf incelemesine gitmeyerek …/…/…. tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararının ve kesinleşme şerhinin onaylı örneklerini ekte sunuyoruz. (Ek-1)
  2. Müvekkilimiz hakkında verilen karar …/…/…. tarihinde kesinleştiğinden hazine aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin tarafımıza ödenmesi gerekmektedir.
  3. Bu sebeple hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin tarafımıza ödenmesi için …… Bankası …… Şubesi’nin TR………… IBAN numarasılı hesabına ödemelerin aktarılması için iş bu dilekçeyi yazma zorunluluğu doğmuştur.

SONUÇ VE İSTEM                                    : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı kararı ile müvekkilimiz hakkında verilen ve kesinleşen beraat hükmü gereğince hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin …… Bankası …… Şubesi’nin TR………… IBAN numarasına ödenmesini saygılarımızla talep ederiz.

Beraat Eden Sanık Müdafi

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

EKLER                                            :

Ek-1: Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı kararının onaylı örneği,

Ek-2: Adana … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …/…/…. tarihli, 2019/… Esas ve 2019/… Karar sayılı kararının kesinleşme şerhinin onaylı örneği,

Ek-3: …/…/…. tarih ve …… sayılı serbest hizmet makbuzu aslı

Ek-4: Onaylanmış vekaletname örneği

Ek-5: Vekalet harcı makbuzu

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Denetimli Serbestlik İhlali Kararına İtiraz Dilekçesi

Denetimli Serbestlik İhlali Kararına İtiraz Dilekçesi

Denetimli Serbestlik İhlali Kararına İtiraz Dilekçesi örneği makalemiz sonunda sunulmaktadır.

Denetimli serbestlik müdürlüğünde; şüpheli, sanık veya hükümlüler hakkında verilen kararları ve bu kararların yerine getirilmesine ilişkin hususlar ile komisyona yapılan başvuruları değerlendirmek ve bu konuda karar vermek üzere, müdürün veya müdürün görevlendireceği müdür yardımcısının başkanlığında, değerlendirme ve planlama, infaz, eğitim ve iyileştirme ile denetim bürolarında görevli birer personelin katılımıyla infaz işlemleri değerlendirme komisyonu oluşturulur. İnfaz işlemleri değerlendirme komisyonu kararı, katılanların oy çokluğu ile alınır, oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafa üstünlük tanınır.

İnfaz işlemleri değerlendirme komisyonunun kararlarına aşağıda arz edilen Denetimli Serbestlik İhlali Kararına İtiraz Dilekçesi örneği ile itiraz edilebilir.

İnfaz işlemleri değerlendirme komisyonunun görevleri Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 32. maddesinde düzenlenmiştir.

DENETİMLİ SERBESTLİK İHLALİ KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

ADANA NÖBETÇİ İNFAZ HAKİMLİĞİ’NE

İTİRAZ EDEN               :(Ad, Soyad, TC, Adres)

VEKİLİ                          : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU                          : Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun 02/07/2019 tarih ve 2019/……… İİDK sayılı kararına karşı itirazlarımızı içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müvekkil hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02/07/2019 tarih ve ……..  sayılı kararı ile 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmiştir. Verilen karar ………  olan müvekkilin yurtdışında olması nedeniyle ……. tarihine kadar ertelenmiştir.

Bu sırada …………  tarihinde Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun …… tarih ve 2019/…… İİDK sayılı kararı ile; müvekkilin erteleme süresinin sonunda müdürlüğe müracaat etmesi gerektiği, ancak bu müracaatı gerçekleştirmediği nedeniyle yükümlülüğünü ihlal ettiğine karar verilmiştir. Karar neticesinde müvekkilin Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 44/1’inci maddesi gereğinde uyarılmasına karar verilmiş, bir yıl içinde yeni bir ihlal durumunun tespiti halinde tekrar uyarı yapılmadan dosyanın gereği için kararı veren ilgili mercie gönderileceği hususunun ihtarına karar verilmiştir.

Verilen karar usul ve yasaya aykırıdır, Şöyle ki;

1.MÜVEKKİL HAKKINDA VERİLEN TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK KARARININ ERTELENMESİ 01/07/2019 TARİHİNDE BİTMEKTE YÜKÜMLÜLÜĞÜ 02/07/2019 TARİHİNDE BAŞLAMAKTADIR.

Nitekim müvekkilin 01/07/2019 tarihten sonra Türkiye’ye geleceği hususu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne bildirilmiştir. Dolayısıyla müvekkilin müdürlüğe müracaat edebileceği tarih 02/07/2019 tarihi olup, bu tarihte müracaatı beklenmeksizin ihlal kararı verilmiştir.

2. DİĞER YANDAN KARARDA MÜVEKKİLİN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİNE AİT MAZERETİNİN OLMADIĞINA YER VERİLMİŞSE DE BU HUSUS DOĞRU DEĞİLDİR. ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN 2019/…… SAYILI DOSYASINA, 01/07/2019 TARİHİNDE MAZERETLERİMİZİ BİLDİRİR DİLEKÇEMİZ …….. İŞ EMİR NUMARASI İLE GÖNDERİLMİŞTİR. 

İş bu dilekçemizde de bildirdiğimiz üzere müvekkil gemi kaptanıdır. Kaptanlık belgesi ve diğer tüm belgeler dilekçemiz ekinde mevcuttur. 01/07/2019 tarihinde …… firması ile imzaladığı kontrat nedeniyle yeniden yurtdışına çıkmıştır. Ekte yer olan 01/07/2019 tarihli Gemiadamı İş Akdi gereği işveren ……. bünyesinde 12 ay boyunca gemi üzerinde olacaktır.

Dolayısıyla müvekkilin …/…./2020 tarihine kadar yurt dışında bulunacak olması nedeniyle verilen karara uygun davranamayacağı, erteleme süresi 02/07/2019 tarihinde bittiğinden, söz konusu mazeretimizi bildirmek, ileride arz edileceği şekilde belgelendirmek ve müvekkil hakkındaki infaz işlemlerinin ilgili Yönetmelik gereğince ertelenmesini talep etmek amacıyla ekte yer alan 01/07/2019 tarihli dilekçemiz Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/….. sayılı dosyasına arz edilmiştir. Kararda ifade edildiği gibi yükümlülüğün ihlaline ilişkin herhangi bir mazeret bildirilmediği hususu doğru değildir.

Bu nedenlerle, tarafımıza ………… tarihinde e-tebligat olarak tebliğ edilen Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun 02/07/2019 tarih ve 2019/…….. İİDK sayılı kararına karşı itiraz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER     : Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/…… sayılı dosyası, Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 2019/…… sayılı dosyası.

SONUÇ ve İSTEM      : Yukarıda arz edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun 02/07/2019 tarih ve 2019/…… İİDK sayılı kararının kaldırılmasını saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İnfaz Hakimliğine İtiraz Dilekçesi Örneği

İnfaz Hakimliğine İtiraz Dilekçesi Örneği

İnfaz hakimliğine itiraz dilekçesi örneği, makalemizin devamında paylaşılmaktadır. Ancak bundan önce infaz hakimliği nedir, infaz hakimliğine itiraz nasıl yapılır, infaz hakimliğine şikayet nedir gibi sorulara kısaca cevap vermenin faydalı olacağı kanaatindeyiz.

 İnfaz hakimliği ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikayetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan mahkemelerdir. İnfaz hakimliği görevine adli yargı hakim veya cumhuriyet savcıları arasından atama yapılabilir veya o yerdeki hakimlerden birine de infaz hakimliği yetkisi verilebilir. İnfaz hakimliklerinin görevleri 4675 Sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 4. Maddesinde düzenlenmiştir.

İnfaz Hakimliğine İtiraz 

İnfaz hakimliğine itiraz ve infaz hakimliğine şikayet yolu mümkündür. Düzenlemeye göre hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, her halde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir. Başvuru aşağıda belirtilen infaz hakimliğine itiraz dilekçesi örneği ile yapılabilir.

Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç  üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.

Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir.

Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

İNFAZ HAKİMLİĞİNE İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

ADANA NÖBETÇİ İNFAZ HAKİMLİĞİ’NE

İTİRAZ EDEN               :(Ad, Soyad, TC, Adres)

VEKİLİ                          : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU                          : Müvekkil hakkında verilen ………………. kararına karşı itirazlarımızı içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

  1. ………………………………………………………………………………………. (Bu kısımları durumunuza uygun biçimde izah ediniz)
  2. ………………………………………………………………………………………. (Bu kısımları durumunuza uygun biçimde izah ediniz)
  3. Bu nedenlerle, tarafımıza ……….. tarihinde ……… tebliğ edilen ……….. kararına karşı itiraz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş ………… kararının kaldırılmasını saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

GÖZALTINA ALMA NEDİR

Gözaltına Alma Nedir? Yakalama Nedir?

Bu yazımızda, gözaltına alma nedir, yakalama nedir, gözaltı süresi, gözaltına alma süresi, gözaltına alma yetkisi, gözaltı süresi ne zaman biter, göz altı süresi neden uzar gibi sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

Yakalama Nedir?

Yakalama, ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşabilmek amacıyla kişi özgürlüğünün geçici süre ile kısıtlanmasıdır. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 4. maddesine göre, yakalama; “Kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut veya hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınmasını” ifade eder.

Yakalama kişi özgürlüğü ile birebir ilintili olduğu için Anayasamızda da yer almıştır. Anayasamızın 19. maddesine göre; “Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal ve savaş hallerinde uzatılabilir. Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.  Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.”

Yakalama Yetkisi

Yakalama yetkisi kural olarak kolluk görevlilerindedir. Ancak herkesin yakalama yapabildiği özel bir durum da mevcuttur. Buna göre; kişiye suç işlerken rastlanılması veya suçüstü bir fiil dolayısıyla izlenen kişinin kaçma olasılığının bulunması ya da hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması hallerinde herkes yakalama yapabilir.

Kolluk görevlileri ise; tutuklama kararı verilmesini veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhal başvurma olanağı bulunmadığı takdirde yakalama yapabilirler.

Şikayete bağlı suçlarda ise; kural olarak şikayet koşulu yerine getirilmeden yakalama yapılamaz. Ve ancak soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suçlarda, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması bu kişilerin şikayetine bağlı değildir. Ancak bu durumda suç üstü durumunun mevcut olması gerekir. Eğer suç üstü söz konusu değilse, bu kişilere işlenen suçlarda ancak zarar görenin (çocuklar, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlar) şikayet etmesi koşulu yerine gelirse yakalama yapılabilir.

Yakalanan Kişinin Hakları Nelerdir?

  • Yakalanan Kişiye Hakları Bildirilmelidir: Yakalanan kişiye yakalama nedenlerinin ve suçlamalarının en kısa sürede bildirilmesi gerekir. AİHS m.5/2 ile bu hak güvence altına alınmıştır. Buna göre, yakalanan kişi yakalanmasını gerektiren fiili, nedenleri ve delilleri anladığı bir dilde kendisine bildirilmesini isteme hakkına sahiptir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90/4. maddesinde de AİHS m.5/2’ye uygun bir düzenleme yapılmıştır. Yakalanan kişiye, yakalama nedeni, hakkındaki iddialar, susma, avukat yardımından faydalanma, yakalamayı yakınlarına bildirme ve yakalama işlemine karşı itiraz edebileceği gibi hakları derhal bildirilmelidir.
  • Yakalanan Kişinin Durumu Yakınlarına Bildirilmelidir: Şüpheli veya sanık hakkında yakalama işlemi yapıldığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında bu durum yakınlarına gecikmeksizin bildirilir. Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda ise soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecek bir durum varsa sadece bir yakınına haber verilir. Eğer yakalanan kişi yabancı ise ayrıca vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna da bildirim yapılması gerekir.

Gözaltına Alma Nedir?

Yakalanan kişinin soruşturmanın tamamlanması için gözaltı süresi ile sınırlı olarak hakim önüne çıkarılıncaya veya serbest bırakılıncaya kadar gözaltına alınabilir. Yakalama gözaltı anlamına gelmez. Yakalanan kişi Cumhuriyet Savcısının emri ile gözaltına alınabilir. Gözaltına alma yetkisi Cumhuriyet Savcısındadır.

Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 4. maddesine göre, gözaltına alma nedir; “Kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulmasını” ifade eder.

Gözaltına Alma Şartları Nelerdir?

Gözaltı kişi özgürlüğünün sınırlanması anlamına gelir. Dolayısıyla Cumhuriyet Savcısının gözaltı emri verebilmesi için gözaltına almanın yapılan soruşturma yönünden zorunu olması ve kişinin bir suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin bulunması gerekir.

Gözaltı Süresi Kaç Gündür?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91/1. maddesi, gözaltı süresi yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemeyeceğini öngörmüştür. Yolda geçen süre, 24 saatlik gözaltı süresine dahil değildir. Ayrıca, yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre 12 saatten fazla olamaz, yolda geçen süre 12 saatten uzun olursa, geçen süre gözaltı süresinden sayılmalıdır.

Ve ancak toplu olarak işlenen suçlarda gözaltı süresi Cumhuriyet Savcısı tarafından her defasında bir günü geçmemek kaydıyla, üç gün süreyle uzatılabilir.

Gözaltına alınan kişinin serbest bırakılmasına karar verilmezse, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hakimliğine sorgu işlemi için çıkarılması gerekir. Kısacası, Cumhuriyet Savcısı yakalanan kişinin tutuklanması ve adli kontrol altına alınması. gerektiği kanaatindeyse bu durumda kişiyi sulh ceza hakimliği önüne çıkartmalı; aksi kanaatte ise kişi salıverilmelidir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal sonuç doğurmamasını ifade eder. Ceza mahkemesinin sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilmesi için, sanığa yüklenen suçu sabit görmesi ve bu nedenle 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası veya adli para cezasına mahkum etmesi gerekir. Ceza mahkemesi, sanık hakkında mahkumiyet kararı vermekle birlikte, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde sayılan şartlar sanık nezdinde gerçekleşmiş ise bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verebilir. Bu durumda mahkeme biri mahkumiyet biri de hükmün açıklanmasının geri bırakılması olmak üzere iki ayrı karar vermektedir. 

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile erteleme arasındaki fark; Hapis cezasının ertelenmesinden farklı olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde, sanık hakkında hukuksal hiçbir sonuç doğmamasıdır. Dolayısıyla HAGB‘nin, sanığın daha lehine olduğu söylenebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartları

1. Suçun Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına Elverişli Olması Gerekir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için, sanığa yüklenen suçun bu kararın verilmesine elverişli olması gerekir. Zira bazı özel düzenlemeler ile bir takım suçlar hakkında hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği düzenlenmiştir. Örneğin Ceza Muhakamesi Kanunu’nun 231/14 maddesine göreAnayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp
kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Aynı şekilde terör suçlarında, askeri suç ve askeri disiplin suçlarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. 

2. Sanığın Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesinin Uygulanmasını Kabul Etmesi Gerekir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin isteme bağlı olmaksızın uygulanmasına, 22.07.2010 tarihli ve 6008 sayılı Kanun’un 7’inci maddesiyle CMK’nın 231/6-son fıkrasına eklenen “Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki cümleyle son verilmiştir. Diğer bir deyişle, hakimin, diğer kişiselleştirme müesseselerinden önce ve resen değerlendirmesi gereken bu müessesenin uygulanması sanığın kabul etmesi şartına bağlanmıştır.

Kabul şartının gerçekleşebilmesi için öncelikle hazır bulunan sanıktan sorulması gerekir, sanığın duruşmada hazır bulunmaması halinde ise müdafiinden de sorulabilmesi mümkündür. Sanık ile müdafinin beyanlarının çatışması halinde ise sanığın iradesine üstünlük tanınmalıdır.

3. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması İki Yıl veya Daha Az Süreli Hapis Cezalarında veya Adli Para Cezasına Mahkumiyet Halinde Uygulanabilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5 maddesine göre; “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.”  Bu bakımdan iki yıl veya daha fazla süreli hapis cezası söz konusu ise HAGB kararı verilemez.

4. Sanığın Daha Önce Kasıtlı Bir Suçtan Mahkum Edilmemiş Olması Gerekir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6 maddesine göre; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması … gerekir.” 

Burada aranan sanığın kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olmasıdır. Dolayısıyla sanığın daha önce taksirli bir suçtan dolayı mahkumiyetine karar verilmiş olması hükmün ertelenmesi kararına engel oluşturmaz.

Sanık hakkında daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı verilen cezanın HAGB kararına engel olabilmesi için kesinleşmiş olması gerekir. Verilen cezanın kesinleşmemiş, (örneğin karar yeni verilmiş veya verilen karar hakkında istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş, kesinleşmemiş) ise bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkündür. Önemli olan önceki mahkumiyet hükmünün kesinleşmiş olmasıdır.

Önceki cezanın ertelenmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir mi?

Cezanın ertelenmesi halinde sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmakta yani hukuksal hiçbir sonuç doğmaktadır. Bu durumda sanık belirlenen denetim süresi içinde  kasıtlı bir suç işlemez ve kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranırsa, hüküm infaz edilmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla, sanık hakkındaki önceki kasten işlenen suçun cezası Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesi doğrultusunda ertelemeye tabi tutulmuş olsa dahi bu durumda esasen hukuksal bir sonuç ortaya çıktığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. 

Önceki ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ise, ikinci defa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir mi?

Yeni işlenen suç, önceki HAGB kararı verilen suçun denetim süresi içinde işlenmişse, bu durumda hükmün açıklanması ertelenmez. Ancak yeni işlenen suç denetim süresi sona erdikten sonra işlenmişse (zira bu durumda düşme kararı verilir) ikinci defa hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür.

5. Mahkeme Sanığın Yeniden Suç İşlemeyeceği Konusunda Kanaate Ulaşmış Olmalıdır.

Sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekir. Bu durumda örneğin; olumsuz bir hali bulunmayan, kayden sabıkasız olan, suçun işleniş biçimi gözetilerek hakkında alt sınırdan ceza tayin edilen sanığın, kişilik özellikleri ile ilgili olumsuzlukların neler olduğu karar yerinde belirtilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi yerinde değildir.

6. Sanığın Mağdurun veya Kamunun Uğradığı Zararı Gidermesi Gerekir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6 maddesine göre; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi… gerekir.” 

Burada bahsedilen zarar somutlaştırılabilen ve belirlenebilen maddi zarardır. Maddede bahsi geçen zarar kavramına; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas 2009/13 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi manevi zarar dahil değildir. Mahkemece kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zararın giderilmesi gerekir. 

Yüklenen suç nedeniyle maddi bir zarar ortaya çıkmamışsa zararın giderilmiş olması koşulu aranmaz. Bu durumda hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi mümkündür.

7. Suç Uzlaşma Kapsamında Olmamalıdır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5 maddesine göre; “…Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır…” 

Suça uzlaşma hükümlerinin uygulanabilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi mümkün değildir.

Denetim Süresi İçinde Suç İşlenirse Ne Olur?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.  Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbirlerine hükmedilebilir.

Sanık denetim süresi içinde yeni bir suç işlemez ve öngörülen tedbirlere uygun davranırsa, düşme kararı verilir.

Ve ancak sanık denetim süresi içinde yeniden kasıtlı bir suç işlerse bu durumda verilen HAGB kararı verilen hüküm açıklanır. Denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle yeniden yapılan yargılamada hakkındaki hüküm açıklanırken 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca erteleme kararı verilemez. 

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Yargıtay Kararları

  • “…Suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçundan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasının CMK.’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına 3 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair Kırklareli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2013 tarihli ve 2013/29 Esas, 2013/269 Karar sayılı kararının kesinleşmesine müteakip, denetim süresi içinde işlediğinden bahisle aynı mahkemenin 2013/428 esas sayılı dosyasının ihbarı üzerine, dosya yeniden ele alınarak mahkemece CMK’nın 230. maddesinde belirtilen unsurları içerecek şekilde yeniden hüküm kurarak önceki hükmü açıklaması gerektiğinin gözetilmemesi … bozmayı gerektirmiş …” (Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 2014/34470 E, 2015/19681 K, 06.12.2015 T) 
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde mahkemece kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zararların esas alınarak, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesinin gerekmesi karşısında, sabıkasız olup kişiliği olumlu bulunarak hakkında takdiri indirim ve erteleme hükümleri uygulanan sanığa yükletilen hakaret suçundan doğan maddi bir zarar bulunmadığı gibi katılanın da zarar tazmini yönünde bir talebinin olmadığı ve şikayetin devam etmesinin engel bir durum oluşturmayacağı gözetilerek, 5271 Sayılı C.M.K.nın 231/6-b bendinde öngörülen kişilik özellikleriyle duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceğine dair ölçütün değerlendirilmesi gerekir.” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2011/29986 E, 2013/16463 K, 18.06.2013 T)
  • “Duruşma tutanağına ve dosyaya yansıyan olumsuz bir hali bulunmayan, kayden sabıkasız olan, suçun işleniş biçimi gözetilerek hakkında alt sınırdan ceza tayin edilen sanığın, kişilik özellikleri ile ilgili olumsuzlukların neler olduğu karar yerinde belirtilmeden, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden, yasa metninin tekrarı niteliğinde soyut ifadelerle yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi, T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK.nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 21. Ceza Dairesi, 2015/4274 E, 2015/6165 K, 10.12.2015 T)
  • “Somut uyuşmazlıkta; hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları arasında yer alan “sanığın kabul etmesi” şartının öncelikle hazır bulunan sanıktan sorulmasının gerekmesi, sanıktan sorulamadığı durumlarda ise bulunması halinde müdafiinden de sorulabilmesi ancak, bu hususta  sanık ile müdafiinin iradesi çatıştığında, yasada açıkça “sanığın kabulü” ibaresine yer verildiğinden, sanığın iradesine üstünlük tanınmasının gerekmesi karşısında; incelemeye konu dosyada sanık müdafiinin de hazır bulunduğu duruşmada,hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını isteyip istemediği sorulduğunda, istemediğini beyan ettiği gözetilmeden, bozma kararı sonrası sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rıza gösterdiği şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle kurulan kararında isabet bulunmamaktadır.” (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2018/3215 E, 2018/10265 K, 23.05.2018 T)

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Alacağın Tahsili Amacıyla Dolandırıcılık

Alacağın Tahsili Amacıyla Dolandırıcılık

Dolandırıcılık suçunun hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi hali dolandırıcılık suçunun daha hafif cezası gerektiren halidir. Alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık suçunda soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun şikayetine bağlıdır. Şikayet olmazsa soruşturmaya başlanmaz.

Türk Ceza Kanunu‘nun 159. maddesine göre; 

“Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”

Alacağın Tahsili Amacıyla Dolandırıcılık Suçunda;

  • Dolandırıcılık suçunun hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde bu suça dair yargılama Asliye Ceza Mahkemesi‘nde yapılır.
  • Alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık suçunda soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete bağlıdır.
  • Dolandırıcılık suçunun hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde suç uzlaştırmaya tabidir.

Dolandırıcılık Suçunun Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın Tahsili Amacıyla İşlenmesi İle İlgili Yargıtay Kararları;

  • Takibi şikayete bağlı bir suç olan hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsili amacıyla dolandırıcılık suçuna  dair olarak, T.C.K.nın 73/6 maddesi uyarınca sanıkların şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri konusunda beyanlarının saptanarak sonucuna göre hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2012/1582 E, 2012/39526 K, 19/06/2012 T.) 
  • “…Her ikisi de daha az cezayı gerektiren hal başlığı altında düzenlenen TCK’nın 211. maddesinde bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahtecilik suçu ile TCK’nın 159. maddesinde bir ilişkiye dayanan alacağı tahsili amacıyla dolandırıcılık suçlarının oluşması için aralarında bir hukuki ilişkinin gerçekte var olması sahteciliğin bu ilişkinin varlığının ispatı için yapılması dolandırıcılığın ise bu hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılması gerektiği, sanığın hissedar olacağına yönelik ibraz ettiği bir protokol ve vekaletname varken, sanığın sahte vekaletname düzenleyip noterden satışı içeren vekaletnameler çıkartmak suretiyle aracı ve ticari plakanın başkasına tamamen devretmesinde hukuki ilişkinin varlığının ispatından ve alacağın tahsilinden bahsedilemeyeceği, TCK’nın 159 ve 211. maddelerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık ve zincirleme şekilde sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması yerine vasıfta hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2014/2029 E, 2016/5548 K, 30/05/2016 T)

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ceza Davası Sonrası Tazminat Davası

Ceza Davası Sonrası Tazminat Davası

Bu makalemizde, CMK m.141 vd maddeleri gereğince açılacak koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası incelenecek olup, ceza davası sonrası tazminat davası açılabilir mi, CMK m. 141 vd gereğince tazminat davası şartları nelerdir, ceza davası sonrası tazminat davası açma süresi nedir, ceza davası sonrası tazminat davası zamanaşımı, yetkili ve görevli mahkeme hangisidir gibi sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

Ceza Davası Sonrası Tazminat Davası

Anayasamızın 19. maddesinde “Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Maddede düzenlenen esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesine göre; 

Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

Yargılamanın yenilenmesi sonucu hakkında beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilen hükümlülerin, önceki mahkumiyetinin tamamen veya kısmen infaz edilmesi durumunda uğradığı maddi ve manevi zararlar da CMK m.141 ve devamı maddelerine göre tazmin edilir.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davasında Hangi Zararlar İstenebilir?

Kişiler CMK m. 141/1 nedeniyle tazminat gerektiren işlemler nedeniyle uğradıkları maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilirler. Maddede sayılan işlemler nedeniyle kişinin malvarlığında bir azalma meydana gelmiş veya uygulanan işlemler kişinin malvarlığındaki artışa engel olmuşsa maddi zararlarının karşılanmasını talep edebilir, maddi tazminat isteyebilir. Yargılama giderleri ve avukatlık ücreti de maddi zarar kapsamında sayılmalıdır. Yine bu tedbirlere maruz kalan kişi ruhsal yönden çektiği acı için manevi tazminat talep edebilir.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası yetkili ve görevli mahkeme CMK m.142/2‘de düzenlenmiştir. Buna göre maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesi karar verir. Eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Dava nöbetçi mahkemeye açılır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davasında Taraflar

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası CMK m. 141/1’de sayılan tazminat gerektiren işlemlere maruz kalan kişilerdir. Sayılan kişiler dışında üçüncü kişilerin (eşinin, anne babasının vb), bu tedbirler nedeniyle zarara uğramış dahi olsalar tazminat davası açma hakları yoktur. Dava Devlet Hazinesine karşı açılır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davasında Süre

Dava açma süresi  karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. Bu süre ceza davası sonrası tazminat davası zamanaşımı değil hak düşürücü süredir.

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Banka veya Kredi Kurumları Aracılığıyla Dolandırıcılık

Banka veya Kredi Kurumları Aracılığıyla Dolandırıcılık

Banka veya kredi kurumları aracılığıyla dolandırıcılık, Dolandırıcılık suçunun banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak işlenmesi, hali dolandırıcılık suçunun nitelikli halidir. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması yoluyla dolandırıcılık suçunda fail bankacılık faaliyetlerini hileli olarak kullanarak veya kredi kurumlarının maddi varlıklarını araç olarak kullanarak haksız çıkar sağlamaktadır. 

Türk Ceza Kanunu‘nun 158/1-f maddesine göre; 

Dolandırıcılık suçunun;
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle … işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.

Banka veya Kredi Kurumları Aracılığıyla Dolandırıcılık Suçunda;

  • Dolandırıcılık suçunun banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılarak işlenmesi halinde bu suça dair yargılama Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yapılır.
  • Nitelikli dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, faile verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Yine banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunda, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda faile verilecek ceza bir kat artırılır.

Banka veya Kredi Kurumları Aracılığıyla Dolandırıcılık Suçu İle İlgili Yargıtay Kararları;

  • “…Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2014/20469 E, 2015/31149 K, 11/11/2015 T.)
  • “…Sanık …’ın muhasebe bölümünde çalışmakta olduğu … İnşaat şirketi adına çek keşide etme yetkisi olmamasına karşın şirkete ait … Bankası çek hesabından 06/02/2006 tarihli 3000TL bedelli çeki hamiline yazılı şekilde düzenleyerek imzalayıp katılan. … şirketine vermek suretiyle üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; sanığın, o dönem şirketi temsil ve imza yetkilisi olan. … tarafından kendisine verilen sözlü talimatla bu çeki onun bilgisi ve rızası dahilinde keşide ederek şirket işlerinde kullanmak sureti ile katılana verdiğini beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından. … şirketinin yetkilisi …’ın ve yine şirket ortağı olan. … temin edilerek konu ile ilgili olarak, bu çekin keşide edilmesi konusunda sanığa sözlü bir yetki verip vermedikleri, çekin verilmesi ile ilgili bilgi ve rızalarının olup olmadığı da dahil detaylı beyanlarının alınması. sanığın bu şirket adına şirketin çek hesabını kullanarak verdiği başka çekler olup olmadığının, varsa ödenip ödenmediğinin, çekin verilmesine konu ilişkinin şirketin ticari işleri kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması ile sanığın kastının tespit edilmesinin ardından hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
    Bozmayı gerektirmiş…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2013/10497 E, 2015/23123 K, 07/04/2015 T.)

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

bilişim dolandırıcılığı

Bilişim Sistemleri Aracılığı ile Dolandırıcılık

Bilişim dolandırıcılığı yani dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılarak işlenmesi, hali dolandırıcılık suçunun nitelikli halidir.  Bu suç tipinde suçun faili kişilerin iradelerini sakatlamaya yönelik hileli davranışı bir bilişim sistemi aracılığı ile ortaya koyar. Örneğin dolandırıcılık facebook üzerinden yapılabilir. Örneğin Facebook veya başka bir sosyal medya hesabının hesabının şifresinin çalıp, sayfa sahibiymiş gibi yazışarak kişilerden para istenmesi bu kapsamdadır. Yada dolandırıcılık sahibinden.com gibi bir site üzerinden de yapılabilir. Örneğin sahibinden.com isimli internet sitesine satış ilanı koyup da, müştekiden satış bedelini aldıktan sonra malın gönderilmemesi hali bu kapsamdadır. Bu hususta müştekinin zaman kaybetmeden şikayette bulunması çok önemlidir.

 

Türk Ceza Kanunu‘nun 158/1-f maddesine göre; 

Dolandırıcılık suçunun;
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle … işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim Dolandırıcılığı Suçunda

  • Dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılarak işlenmesi halinde bu suça dair yargılama Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yapılır.
  • Nitelikli dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, faile verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Yine bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılarak işlenmesi suretiyle dolandırıcılık suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda faile verilecek ceza bir kat artırılır.

Bilişim Dolandırıcılığı Suçu İle İlgili Yargıtay Kararları;

  • “…Sanığın internette “sahibinden.com” isimli internet sitesine cep telefonu ve fotoğraf makinası ilanı koyduğu, katılanların bu ilanda belirtilen telefon numarasını arayıp sanıkla konuşarak anlaştıkları, sanığın sahte isimlerle oluşturduğu banka hesabına para göndermelerine rağmen bir daha sanıkla irtibat kuramadıkları, sanığın bu şekilde katılanlara karşı ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edildiği olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen “bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı kanunun 157/1 maddesi gereğince basit doladırıcılık suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2014/20767 E, 2017/6106 K, 15/02/2016 T.)
  • “…Sanığın şikayetçi Ş.. D..’in e-posta hesabının şifresini kırıp bu hesapla bağlantılı olan facebook hesabına erişip arkadaş listesinde olan katılana mesaj göndererek hesap numarasına para göndermesini istediği, katılanın şikayetçiye telefon etmesi üzerine hesabın ele geçirildiğinin anlaşıldığı, sanığın bu suretle atılı dolandırıcılık suçuna teşebbüs ve bilişim siteminin işleyişini engelleme veya bozma suçlarını işlediğinin iddia ve kabul olunması karşısında. eylemin temas ettiği TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş…” (Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 2015/20254 E, 2016/135 K, 12/01/2016 T.)
  • “…Sanığın,……com internet sitesinden ilana verdiği araç alımı konusunda anlaştığı katılandan 100 TL kaparo alıp araç satmadığı şeklinde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2013/26735 E, 2016/3015 K,  05/04/2016 T.)

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İDDİANAME NEDİR

İddianame Nedir?

Bu yazımızda iddianame, iddianame nedir, takipsizlik kararı nedir, iddianame nasıl değerlendirilir, iddianamenin değerlendirilmesi sonrası açılış nedir, iddianamenin iadesi sebepleri nelerdir gibi sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

İddianame Nedir? 

Ceza Muhakemesi Kanunu‘na göre iddianame düzenleme konusunda tek yetkili makam Savcılıktır. Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. Savcılığın iddianame düzenlemesi ve düzenlenen iddianamenin mahkemeye sunulması ile ara muhakeme evresi başlar. Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. 

Şayet soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Buna takipsizlik kararı da denir.

İddianame Nasıl Düzenlenir? İddianamede Bulunması Gereken Unsurlar Nelerdir?

Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede,

  •  Şüphelinin kimliği,
  •  Müdafii,
  •  Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
  •  Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
  • Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,
  • Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
  • Şikâyetin yapıldığı tarih,
  • Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
  • Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
  • Suçun delilleri,
  • Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri mutlaka gösterilmelidir.

İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. (CMK m.170/4)

İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür. (CMK m.170/5)

İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir. (CMK m.170/6)

İddianamenin Kabulü Kararı Nedir?

İddianamenin düzenlenip mahkemeye sunulması ile birlikte, iddianame şeklen ve esasen incelenir ve iddianamenin iadesi sebeplerinden birinin bulunup bulunmadığı irdelenir. Mahkemece yapılan incelemede iddianamenin kanuna uygun olduğu anlaşılırsa iddianamenin kabulü kararı verilir. İddianamenin kabul kararı ile iddianamenin değerlendirilmesi sonrası açılış olarak da UYAP’a kaydı yapılan evre başlar. İddianamenin kabulü kararı ile kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.

İddianamenin İadesi Nedir?

Yukarıda da arz ettiğimiz üzere iddianamenin mahkemeye sunulması üzerine, mahkemece şeklen ve esasen bir inceleme yapılır. Bu inceleme sonucunda iddianamenin kanuna uygun olmadığı kanaatine varılması halinde iddianamenin iadesi kararı verilebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesine göre; Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.

İddianamenin İadesi Sebepleri Nelerdir?

Şekli incelemede, iddianamede Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 170/3 maddesinde yer alan şartların bulunup bulunmadığı, iddianamenin yetkili ve görevli mahkemeye verilip verilmediği, kişi bakımından yetki kurallarına uyulup uyulmadığı gibi şekli değerlendirme ve incelemeler yapılır. Örneğin şüphelinin isminin karışıklığa yol açacak şekilde hatalı yazılması iddianamenin iadesi sebebidir.

Mahkeme şekli incelemeyi tamamladıktan sonra, iddianamede yer verilen olaylar ile delillerin ilişkilendirilip ilişkilendirilmediğini incelemeye başlar.

Örneğin;

  • CMK m.170/1’e göre; kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.  Dolayısıyla Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlemeyen iddianame iade edilir.
  • CMK m.170/4’e göre; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmalıdır. Buna göre suçun unsurlarının, toplanan delillerin ve olayların tartışılmadığı iddianame iade edilir. 
  • CMK m.170/6’ya göre; iddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiğinin veya suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbirinin açıkça belirtilmemesi iddianamenin iadesi sebebidir.
  • Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan bir delil toplanmadan düzenlenen iddianame iade edilir.

İddianamenin iadesi için inceleme süresi 15 gündür. Bu süre iddianamenin mahkemeye verildiği tarihten itibaren başlar. Bu 15 günlük sürenin geçmesi ile iade yetkisi sona erer.  Nitekim CMK m.174/3’te “En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır ” denerek, 15 günlük inceleme süresi geçtikten sonra iddianamenin iadesi kararı verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.