Etiket: iptal davası

Disiplin Soruşturmasında Tanık Delili

Bu makalemizde disiplin soruşturmasında tanık delili ve idari soruşturmada tanıkların dinlenmesinin önemini emsal bir yargı kararı doğrultusunda inceleyeceğiz.

Disiplin Soruşturmasında Tanık Dinlenmesi

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun, “Uygulamayı isteme hakkı” başlıklı 17. Maddesinde; Devlet memurlarının, bu kanun ve bu kanuna dayanılarak yayınlanan tüzük ve yönetmeliklere göre tayin ve tesbit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını isteme hakkına sahip oldukları hükmü bulunmaktadır.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 129 maddesine göre de; “Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler” hükmüne amirdir.

Yine benzer bir düzenlemeye Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin “Soruşturma Yapılış Şekli” başlıklı 23. Maddesinde yer verilmiştir. Maddeye göre; Disiplin soruşturmasında soruşturmacı tanık dinler, keşif yapabilir ve bilirkişiye başvurabileceği gibi bunları gerektiğinde istinabe sureti ile de yaptırabilir. Her soruşturma işlemi bir tutanakla tesbit olunur. Tutanakta, işlemin nerede ve ne zaman yapıldığı, işlemin mahiyeti, kimlerin katıldığı, ifade alınmış ise, soruları ve cevapları belirtecek şekilde düzenlenir ve soruşturmacı, katip ile ifade sahibi veya keşif sırasında hazır bulundurulanlar veya belge sorumlularınca imzalanır. İstinabe talimatında, şahidin hüviyeti, adresi ve benzeri açıklayıcı bilgiler iyice belirtilir. Sorulacak sorular dikkatle tesbit olunur. Şahide yemin ettirilmesi hususu belirtilir ve yaptırılacak yeminin şekli de yazılır.

Bilindiği üzere idari işlemin iptali davası, idare hukukunda, idari işlemin yetki, sebep, konu ve maksat yönlerinden birisi nedeniyle hukuka aykırı olması nedeniyle açılan davalardandır. Dolayısıyla hakkında bir disiplin soruşturması yürütülen memur yazılı veya sözlü savunmalarında tanık deliline dayanıyorsa, soruşturmacının idari soruşturmada tanıkları dinlemesi gerekmektedir.

Disiplin soruşturmasında bildirilen tanıkların ifadelerine herhangi bir gerekçe olmaksızın başvurulmaması halinde verilecek disiplin cezasının hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyecektir. Dolayısıyla disiplin cezasının iptali açılacak iptal davası ile mümkün hale gelir. Zira tanıkların dinlenmemesi halinde soruşturulanın savunma ve delil gösterme hakkının kısıtlanması söz konusudur. Bu nedenle işlemin kanuna uygun olabilmesi için memurun savunmasında tanık bildirmesi halinde, disiplin soruşturmasında tanık dinlenmesi gerekecektir.

İdari Soruşturmada Tanık

Aşağıda yer verilen mahkeme kararına konu olayda ….. Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan davacı, Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesi gereğince, “brüt aylığının 1/4 oranında kesinti yapılması” disiplin cezası ile tecziye edilmiştir. Ancak disiplin soruşturmasında yazılı savunmalarında bildirdiği, tanıklarının beyanları alınmamıştır. Verilen disiplin cezasına karşı tarafımızca iptal davası açılmıştır.

Açılan dava sonucunda DAVAMIZ KABUL EDİLMİŞ, DİSİPLİN CEZASININ İPTALİNE KARAR VERİLMİŞTİR.

Adana İdare Mahkemesi tarafından verilen KARARDA özetle;

“….Öte yandan; davacının, idari soruşturma kapsamında, ….. tarihli savunma dilekçesinde bildirmiş olduğu tanıklarının beyanlarına başvurulmasını talep ettiği, idarece hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden davacı tanıklarının beyanlarının alınmadığı, bu durumun ise, davacının aklanmak için delile dayanma ve savunma hakkını kısıtladığı gibi idari soruşturmanın da yukarıda bahsi geçen yönetmeliğin 23. Maddesine uygun yapılmadığı sonucuna neden olduğu açık olduğundan; Devlet Memurları Kanunu’nun 125. Maddesi gereğince, davacı hakkında tesis edilen, “brüt aylığının 1/4 oranında kesinti yapılması” na ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır…” denilerek dava konusu işlemin, disiplin cezasının iptaline karar verilmiştir.

tanık 1
tanık2
tanık3

Adana idare hukuku avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması faydalı olacaktır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

idare mahkemesi kararının uygulanmaması

İdare Mahkemesi İptal Kararının Uygulanmaması

Bilindiği üzere açılan iptal davası sonucunda hukuka aykırı olduğu tespit edilen idari işlemin iptali kararı verilmesi ile idari işlem yapıldığı andan itibaren hükümsüz hale gelmektedir. İdare, mahkeme tarafından verilen iptal kararının uygulamak zorundadır.  İdare mahkemesi işlemin iptal kararının uygulanması  hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. İdare mahkemesi kararının uygulanmamasıİdari işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararının uygulanmaması maddi ve manevi tazminat davası açılabilmesi mümkündür. Bu makalemizde, idari yargıda iptal kararlarının sonuçları ve uygulanması hususu ele alınacaktır.

İdarenin İptal ve Yürütmenin Durdurulması Kararlarını Uygulama Zorunluluğu

Anayasamızın 138. maddesinin son fıkrasına göre;

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. 

İdari işlem hakkında idare mahkemesi tarafından iptal kararı verilmesi ile birlikte; idari işlem geriye yürür biçimde ortadan kalkar ve hukuka aykırı işlemin yapılmasından önceki hale geri dönülür. Bu anlamda iptal edilen işlemin uygulanabilirliği son bulur ve işlemin yapılmasından önceki hukuki durum yürürlük kazanır. Ancak bazı hallerde idarenin iptal kararını yerine getirebilmesi için iptal edilen işlemin tersine bir işlem yapması veya iptal ile ilgili olanların hukuki durumlarında değişiklik yapması gerekebilir. İşte bu durumda idare mahkeme tarafından verilen iptal kararını gecikmeksizin, gereği gibi, eksiksiz biçimde uygulamak zorundadır.

İptal Kararının Uygulanmamasından Doğan Sorumluluk

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun  28. maddesinin 1. fıkrasına göre; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.

Yukarıda da arz ettiğimiz üzere idarenin iptal kararını uygulaması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Bu durumda İdari Yargılama Usulü Kanununa göre; idare, iptal kararının kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde iptal kararının gerektirdiği şekilde işlem tesis etmeye mecburdur. İptal ya da yürütmenin durdurulması kararlarının uygulanmaması, bu kararların hiç uygulanmaması şeklinde ortaya çıkabileceği gibi, gereği gibi uygulanmaması veya geç uygulanması şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda idarenin ağır hizmet kusurunun söz konusu olacağı kabul edilmektedir. 

İdare Mahkemesi Kararının Uygulanmaması

Maddi ve Manevi Tazminat Davası

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun  28. maddesinin 3. fıkrasına göre; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.

İdarenin iptal kararını uygulamaması hali ağır hizmet kusurudur. Görüldüğü üzere İYUK m.28/3 gereği idare mahkemesi kararının uygulanmaması halinde maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Bu durumda mağdur olan ilgili, maddi ve manevi zararları açısından, idareye karşı idari yargıda tazminat davası açılabilir. Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. Dolayısıyla kamu görevlisine karşı adli yargıda tazminat davası açılabilmesi mümkün değildir.

İdare mahkemesi kararının uygulanmaması nedeniyle idareye karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davası tam yargı davası şeklinde açılır. Dolayısıyla görevli yargı yeri idare mahkemesidir.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

İdari işlemin iptali davası ile ilgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İdari İşlemin İptali Davası

İdari İşlemin İptali Davası

İdari işlemin iptali davası, idare hukukunda, idari işlemin yetki, sebep, konu ve maksat yönlerinden birisi nedeniyle hukuka aykırı olması nedeniyle açılan davalardır. İptal davası ancak ve ancak idari işlem dolayısıyla menfaati ihlal edilen kişi tarafından açılabilir. İptal davası ile idari işlem ve kararların hukuka uygun olup olmadığının denetimi sağlanmaktadır. Dava sonunda hukuka aykırı olduğu tespit edilen idari işlemin iptali kararı verilmesi ile idari işlem yapıldığı andan itibaren hükümsüz hale gelmektedir.

İptal Davası Nerede Açılır?

İptal davası, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır.

İdari İşlemin İptali Davasında Görevli Mahkeme Neresidir?

İdari işlemin iptal davası görevli mahkeme idare mahkemeleridir. İptal davaları idare mahkemelerinin yanı sıra, Danıştay, vergi mahkemesi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde de açılabilir.

İdari davanın görevsiz yargı yerinde açılması halinde; çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

İdari İşlemin İptali Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?

İdari işlemin iptal davası yetkili mahkeme; yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.

İptal Davasını Kim Açabilir? 

İdari işlemin iptali davasında davacı menfaati ihlal edilendir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-a maddesine göreİdarî işlemler hakkında iptal davası yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılabilir. Maddeye göre, iptal davasında davacı olabilmek için “hak ihlali” yerine “menfaat ihlali” gerekli ve yeterli görülmüştür. Kısacası iptal davasını açabilmek için davacının dava konusu işlem nedeniyle menfaatinin ihlal edilmiş olması yeterlidir.

Menfaatin ihlal edilmiş olması ise, dava konusu işlemin davacıyı etkilemiş olmasıdır. Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre iptal davalarında davacının ihlal edilen meşru menfaatinin, kişisel, güncel, meşru nitelikte olması gerekir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.

Kamu görevlileri ancak kendilerini ilgilendiren idari işlem ve kararlara karşı iptal davası açabilirler. Kamu görevlilerinin bir başkası hakkında alınmış idari karar veya yapılan idari işlem ile ilgili iptal davası açılabilmesi esasen mümkün değildir. Ancak söz konusu karar veya idari işlem davacının kendi durumumu olumsuz yönde etkiliyor ise bir başkası hakkında yapılan işleme karşı da iptal davası açılabilir.

İptal Davası Kime Karşı Açılır?

İptal davalarında davalı iptali istenen kararı alan, işlemi yapan veya alınan kararı yürüten idareye karşı açılır. İptal davalarında davalı her zaman idaredir. İdari işlemler kamu görevlileri tarafından ihdas ediliyor olsa da, iptal davası kamu görevlisinin şahsına değil, idareye karşı açılır.

İptal Davasında Dava Açma Süresi

İptal davası süresi içinde açılmalıdır, aksi halde iptal davasının süresi içinde açılmaması halinde dava ön şartlar gerçekleşmediğinden esasa girilmeksizin reddedilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre; idari işlemlerin iptali davasında dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. Bu süreler; idari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, tarihi izleyen günden itibaren başlar.

İptal Davası Dava Dilekçesi

İptal davası görevli ve yetkili mahkemeye verilecek dava dilekçesi ile açılır. Yazılan dilekçenin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. ve 5. maddesine uygun nitelikte olmalıdır. Aksi halde dava dilekçesi ön şartlar yönünden reddedilir ve dilekçe ret kararı verilir. Dilekçe red kararı üzerine, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde dava dilekçesinde bulunan eksiklikler düzeltilerek yeniden yargı yerine başvurulabilir.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İhraç Edilenlerin Emekli İkramiyesi

İhraç Edilenlerin Emekli İkramiyesi

Kamuda çalışan memurların en büyük hayali bir gün emekli olabilmektir. Ancak kamudan ihraç edilenlerin emekli ikramiyesi ile ilgili süreci farklı işletmektedir. İhraç edilenlerin emekli ikramiyesi ödenme süreci iş bu makalemizde kısaca açıklanmaya çalışılacaktır. Khk ihraç emekli ikramiyesi dava dilekçesi hazırlanırken ve dava açılırken bu hususların göz önünde bulundurulması gerekir.

Emekli İkramiyesi Nedir, Nasıl Hesaplanır?

Emekli ikramiyesi en basit anlatımıyla emekli olan kişiye toplu olarak ödenen paradır. 1 Ekim 2008 tarihinden önce göreve başlayan memurların emekli ikramiyeleri, 5434 sayılı Kanunun 89. maddesi kapsamında, bu tarihten sonra göreve başlayan kamu görevlilerin emekli ikramiyeleri ise Kanunun Ek 82. maddesine göre ödenir.

Kamudan İhraç Edilenlerin Emekli İkramiyesi Hesaplaması Nasıl Yapılır?

Kamudan ihraç edilen personel, emeklilik için yaş ve hizmet süresini 4C’li olarak doldurmuşsa, yani SSK’lı veya Bağ-Kur’lu hizmeti yoksa, herhangi bir sorun bulunmamaktadır.

Bu durumda emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi doğrultusunda hiçbir tereddüte yer olmaksızın ödenmesi gerekir. Ödenmemesi halinde dava yolu açıktır.

Ancak KHK ile kamudan ihraç edilen personel, hizmet birleştirmesi yoluyla emekli oluyorsa; yani emeklilik yaşına gelene kadar farklı bir yerde SSK’lı veya Bağ-Kur’lu olarak çalışmışsa bu durumda, emekli ikramiyesi 5434 sayılı Kanun’un 89. Maddesinin 2. Fıkrasına göre değerlendirilecektir.

Kanunun 89. Maddesi’nin 2. Fıkrası’na göre; SSK’lı veya Bağ-kur’lu olarak çalışmış ve hizmet birleştirmesi yoluyla emekli olan personelin emekli ikramiyesinin ödenmesinde, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. Maddesi kıyasen uygulanacaktır. Bu durumda, personelin bu maddenin aradığı şartlara uygun olarak işten ayrılıp ayrılmadığı araştırılacaktır. Dolayısıyla çalışma kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermişse emekli ikramiyesi ödemesi yapılabilecektir.

İş Kanunu’nun 25. Maddesinin 2. Fıkrasına göre; işveren, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hareket etmesi halinde kıdem tazminatı ödemeden iş akdini derhal feshedebilmektedir. Hizmet birleştirmesi yoluyla emekli olup da OHAL kapsamında ihraç edilenler için de bu madde kıyasen uygulanmaktadır. SGK, OHAL kapsamında ihraç edilenlere “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerin bulunduğu” gerekçesiyle emekli aylığı bağlamakta ve ancak emekli ikramiyesi ödememektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bu uygulamasına karşı yargı yolu açık olup, idari dava açılabilmektedir.

Hizmet birleştirmesi yoluyla emekli olan ve OHAL kapsamında ihraç edilen personelin, Emekli Sandığı’na bağlı olarak geçen hizmet süresinin emekli olmaya yeterli olup olmadığının da ayrıca tespit edilmesi gerekir. Eğer personelin Emekli Sandığı’na bağlı olarak geçen hizmet süresi emekli olmaya yeterli ise başkaca hiçbir şart aranmaksızın emekli ikramiyesinin de ödenmesi gerekir.

Bu hususta EMSAL niteliğinde olan, DANIŞTAY 11. DAİRESİNİN 2014/3451 E, 2015/5301 K ve SAYILI kararında, Emekli Sandığına tabi hizmet süresi emekli aylığı bağlanması için yeterli olan davacıya, 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin birinci fıkrası uyarınca emekli ikramiyesi ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Disiplin Soruşturması ve Soruşturmacının Tarafsızlığı

Memur Disiplin Soruşturması ve Tarafsızlık

Bu makalemizde memur disiplin soruşturması,memur disiplin soruşturması amacı, disiplin hukuku, savunma hakkı ve soruşturmada tarafsızlık, davacı vekilliğini yürüttüğümüz bir idare mahkemesi kararı doğrultusunda değerlendirilmiştir.

Disiplin soruşturmasına atanan soruşturmacıların “tarafsız olmadığını ileri sürmenin” hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine dair idare mahkemesi kararı makalemiz sonunda yer almaktadır.

Disiplin soruşturması;

Usulüne uygun soruşturma emri ile başlayan uzun bir süreçtir. Bu süreç disiplin cezası vermeye yetkili amirin soruşturma emrini vermesiyle başlar. Disiplin amiri memur disiplin soruşturmasını görevlendireceği soruşturmacılara  yaptırabilir.

Disiplin soruşturmasında amaç, disiplin suçu isnat edilen memurun gerçekten böyle bir fiil işleyip işlemediğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konmasıdır. Bu doğrultuda görevlendirilen soruşturmacı gerçeklerin ortaya çıkarılabilmesi, fail veya faillerin tespit edilebilmesi için delil toplayabilir. Disiplin suçu isnat edilen memurun hem aleyhine hem de lehine olabilecek nitelikteki tüm delillerin toplanması gerekir.

Dolayısıyla;

Görevlendirilen soruşturmacıların memur disiplin soruşturmasını yürütürken tarafsız davranmaları oldukça önemlidir. Örneğin, memur disiplin soruşturması, soruşturma konusu fiilin mağduru konumunda olan veya soruşturulan kişi ile husumeti bulunan kişi muhakkik olamaz. Veya tarafsızlığı hakkında ciddi iddialar bulunan birinin soruşturmacı olarak atanabilmesi mümkün değildir. Aksi davranış disiplin hukukuna aykırı olur.

Eğer soruşturma konusu fiilin mağduru konumunda olan, soruşturulan kişiyle husumeti bulunan yada tarafsızlığı hakkında ciddi iddialar bulunan kişi memur disiplin soruşturması muhakkiki olarak atandı ise bu usule aykırı bir işlemdir. Bu işleme itiraz edilmesi gerekir.

Aşağıda yer verilen mahkeme kararına konu olayda ….. Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan davacı, kendisi hakkında daha önce yapılan bir soruşturmada yaptığı savunmasında, soruşturmacı olarak atanan kişilerin bağımsız ve tarafsız olmadığını iddia etmiştir. Davacı, soruşturmacılardan bazılarıyla husumetinin bulunduğunu bu nedenle değiştirilmeleri gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunacağı ve dava açacağı yönünde itiraz ve savunmalarda da bulunmuştur.

Bu savunma ve itirazları nedeniyle davacı hakkında ikinci bir disiplin soruşturması açılmış, “dayanıksız, yersiz ve kasıtlı olarak suç isnadında bulunmak” suçunu işlediği kanaatiyle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir.  Verilen disiplin cezasına karşı tarafımızca iptal davası açılmıştır.

Açılan dava sonucunda DAVAMIZ KABUL EDİLMİŞ, İDARİ İŞLEM (disiplin cezası) İPTAL EDİLMİŞTİR.

Adana İdare Mahkemesi tarafından verilen KARARDA özetle;

“… Davacının kendisi hakkında yürütülen soruşturmada, soruşturmayı yürüten komisyon üyelerinden bazılarıyla aralarında kişisel husumet bulunduğu, bu kişilerin değiştirilmesi gerektiği, tarafsız olmadıklarını bu nedenle haklarında suç duyurusunda bulunacağı yönünde beyanları açıkça bir tehdit veya psikolojik bir baskı olmadığı. Bu nedenle 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu 53. maddesinin (b) bendinin 3. Fıkrasının (ı) alt bendinde belirtilen ”dayanıksız, yersiz ve kasıtlı olarak suç isnadında bulunmak” suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır…” denilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Sonuç olarak,

Disiplin soruşturmasında soruşturmacının tarafsız davranması hayati öneme sahiptir. Atanan soruşturmacının tarafsız davranmaması halinde gerekli itirazlar yapılmalı ve soruşturmacıların değiştirilmesi istenmelidir. Bu itirazda bulunmak hak arama özgürlüğü kapsamındadır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

ksg 1_0001
ksg2
ksg3