Etiket: iptal davası dava dilekçesi

Savunma alınmadan verilen disiplin cezası, iptal davası, disiplin cezasının iptali, son savunma, devlet memurluğundan çıkarma, adana idare hukuku avukatı

Savunma Alınmadan Verilen Disiplin Cezası

Danıştay 12. Dairesi, 2003/1159 E, 2006/207 K ve 03/02/2006 tarihli kararında savunma alınmadan verilen disiplin cezası nın hukuka uygun olmadığına karar vermiştir. Nitekim 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 130. maddesine göre; “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.” hükmüne amirdir. Yine Devlet Memurları Kanunu’nun 129. maddesinin 2. fıkrasında; “Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur sicil dosyası hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.”hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla savunma alınmadan verilen disiplin cezası kanuna uygun olmadığından açılacak bir iptal davası ile iptal ettirilebilir.

Savunma Alınmadan Verilen Disiplin Cezası

DANIŞTAY
12. DAİRESİ
Esas Numarası: 2003/1159
Karar Numarası: 2006/207
Karar Tarihi: 03.02.2006

SAVUNMA ALINMADAN VERİLEN DİSİPLİN CEZASI

ÖZETİ: Yüksek disiplin kurulunca 657 sayılı yasanın 130. maddesi uyarınca savunma alınmadan verilen cezada hukuki isabet görülmediği hakkında

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

Dava, Malatya Emniyet Müdürlüğünde Komiser olarak görev yapan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/7 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 17.10.2001 tarih ve 2001/76 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Malatya İdare Mahkemesinin 14.11.2002 günlü, E:2001/1687, K:2002/1322 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, Malatya Emniyet Müdürlüğünde komiser olan davacının, Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünde görevli iken, yetkisini veya nüfuzunu kendisine ve başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak ve rüşvet almak fiileri nedeniyle hakkında yapılan soruşturma sonucu Yüksek Disiplin Kurulunun 17.10.2001 tarih ve 2001/76 sayılı kararı ile Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/7. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığının anlaşıldığı, dosyada mevcut Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 18.1.2002 tarihli ekspertiz raporunda davacının son savunmasının alınmasına ilişkin 27.7.2001 tarihli tebliğ-tebellüğ belgesindeki imza ile mukayese imzalar arasında yapılan karşılaştırma sonucu söz konusu imzanın davacının elinden çıkmadığının belirtildiğinin görüldüğü, buna göre davacının Yüksek Disiplin Kurulunca son savunmasının alınması amacıyla gönderilen yazıyı tebellüğ etmediği, dolayısıyla son savunmasını yapmadığının anlaşıldığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 129/2 maddesinde belirtildiği üzere, hakkında meslekten çıkarma cezası istenen davacının son savunması alınmadan meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde usul yönünden hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davalı idare, idare mahkemesinin davacının son savunmasının alınmasını idareden talep ederek tamamlatılabileceğini, son savunmanın alınmama durumunun mevcut olmadığını, alınması için gereği yapılarak kurumuna gönderilldiği, fakat kurumunda alınmış gibi yapılarak sahte imzalar kullanıldığını, buna sebep olan ilgililerinin yargılamasının devam ettiğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 129. maddesinin 2. fıkrasında; Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur sicil dosyası hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.”hükmüne yer verilmiş, “Savunma Hakkı” başlıklı 130. maddesinde; ”Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili Disiplin Kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.” kuralı getirilmiştir.

Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller düzenlenmiş, Memurluktan çıkarma başlıklı 9. maddesinde ise memurluktan çıkarma cezası için Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, Malatya Emniyet Müdürlüğünde komiser olarak görev yapan davacının, Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünde görevli iken “yetkisini veya nüfuzunu kendisine ve başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanmak ve rüşvet almak fiilleri nedeniyle hakkında yapılan soruşturma sonucu İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 17.10.2001 tarih ve 2001/76 sayılı kararı ile Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/7 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesine karar verildiği, bu arada davacı tarafından Yüksek Disiplin Kurulunca 7 günlük süre verilerek savunmasının alınmadığı, savunmasının alınması için Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünce gönderilen yazının bir başka kişi tarafından imzası taklit edilmek suretiyle tebellüğ edildiğinin iddia edilmesi üzerine , sözkonusu olayda ilgililer hakkında soruşturma açıldığı ve dosyada mevcut Diyarbakır Kriminal.Polis Laboratuvarınca düzenlen 18.1.2002 tarihli ekspertiz raporunda, davacının 657 sayılı Kanunun 130. maddesine göre savunmasının alınması yolunda düzenlenen 27.7.2001 tarihli tebliğ-tebellüğ belgesindeki imza ile mukayese imzalar arasında yapılan karşılaştırma sonucu sözkonusu imzanın davacının elinden çıkmadığının belirtildiği, buna göre davacının Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Yasanın 130. maddesi uyarınca savunmasının alınması amacıyla gönderilen yazıyı tebellüğ etmediği dolayısıyla savunmasının alınamadığı anlaşılmıştır.

Olayda, İdare Mahkemesince, davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 129/2 maddesinde belirtildiği üzere, hakkında meslekten çıkarma cezası istenen davacının son savunması alınmadan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararda usul yönünden hukuka uyarlık görülmeyerek işlem iptal edilmiş ise de; yasa koyucunun hakkında bir daha Devlet memurluğuna alınmamak üzere memurluktan çıkarma cezası istenen memur için, 129/2 maddesinde, tanık dinletme dahil disiplin kurulunda sözlü ve yazılı savunma yapma hakkı verdiği, ancak olayımızda disiplin cezası bir daha Devlet memurluğuna alınmamak üzere memurluktan çıkarma cezası olmadığından, Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Kanunun 129/2 maddesinde öngörülen savunma hakkının tanınmamasının dava konusu işlemi sakatlamayacağı açıktır. Ancak davacının soruşturma sırasında sanık sıfatı ile alınan ifadesi dışında Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Kanunun 130. maddesi gereğince savunması alınmadan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde bu sebeple hukuka uyarlık bulunmadığından İdare Mahkemesinin işleme ilişkin gerekçesinde isabet bulunmamakta ise de karar sonucu itibariyle yerindedir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle Malatya İdare Mahkemesince verilen 14.11.2002 günlü, E:2001/1687, K:2002/1322 sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile sonucu itibariyle onanmasına temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzeride bırakılmasına 3.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

İptal Davası Dilekçe Örneği

İptal Davası Dilekçe Örneği

İptal davası dilekçe örneği konusundan önce kısaca iptal davası nedir sorusuna cevap vermeyi faydalı buluyoruz. İdari işlemin iptali davası, idare hukukunda, idari işlemin yetki, sebep, konu ve maksat yönlerinden birisi nedeniyle hukuka aykırı olması nedeniyle açılan davalardır. İptal davasıancak ve ancak idari işlem dolayısıyla menfaati ihlal edilen kişi tarafından açılabilir.İptal davasıile idari işlem ve kararların hukuka uygun olup olmadığının denetimi sağlanmaktadır. Dava sonunda hukuka aykırı olduğu tespit edilen idari işlemin iptali kararı verilmesi ile idari işlem yapıldığı andan itibaren hükümsüz hale gelmektedir.

İptal Davası Dava Dilekçesi

İptal davası görevli ve yetkili mahkemeye verilecek dava dilekçesi ile açılır. Yazılan dilekçenin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. ve 5. maddesine uygun nitelikte olmalıdır. Aksi halde dava dilekçesi ön şartlar yönünden reddedilir ve dilekçe ret kararı verilir. Dilekçe red kararı üzerine, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde dava dilekçesinde bulunan eksiklikler düzeltilerek yeniden yargı yerine başvurulabilir.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

İptal davasının incelendiği makalemize buradan, Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan, Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan,  memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan okuyabilirsiniz. İptal davası dilekçe örneği şu şekildedir:

İPTAL DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİ

DİSİPLİN CEZASI İPTAL DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİ

………….. İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

Yürütmenin Durdurulması Talebi Vardır.

DAVACI: ……….. (Ad soyad, TC Kimlik Numarası ve adresi)

DAVALI: ……….. Üniversitesi Rektörlüğü – Adres

KONU: ……….. Üniversitesi ……….. Dekanlığı’nın …/…/20.. tarih ve ……….. sayılı 1/30 oranında aylıktan kesme cezası işleminin YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASI ve İPTALİ istemidir.

İDARİ İŞLEMİN TEBLİĞ TARİHİ: ………..

OLAYLAR:

  1. ……….. nedeniyle davalı ……….. Üniversitesi ……….. Dekanlığı’nca yapılan soruşturma sonucunda dava konusu …/…/20… tarih ve ……….. sayılı 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmiştir. Verilen ceza ………………… nedenleriyle haksız ve Yönetmeliğe aykırıdır.
  2. …/…/20… tarihli dilekçe ile cezanın kaldırılması için davalı Üniversite Rektörlüğü’ne itirazda bulunmama rağmen bu itirazım kabul görmemiştir.
  3. …………. nedenleriyle iş bu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER: İYUK, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği, sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER:  Soruşturma dosyası, sicil dosyası, yazışmalar, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle, davalı idarenin ../…/20.. tarih ve ……….. sayılı disiplin cezası verilmesine ilişkin işleminin öncelikle YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA ve sonuç olarak İPTALİNE, yargılama giderlerinin davalı kuruma yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.

…/…/20…

Davacı (ad soyad, imza)

 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İdari İşlemin İptali Davası

İdari İşlemin İptali Davası

İdari işlemin iptali davası, idare hukukunda, idari işlemin yetki, sebep, konu ve maksat yönlerinden birisi nedeniyle hukuka aykırı olması nedeniyle açılan davalardır. İptal davası ancak ve ancak idari işlem dolayısıyla menfaati ihlal edilen kişi tarafından açılabilir. İptal davası ile idari işlem ve kararların hukuka uygun olup olmadığının denetimi sağlanmaktadır. Dava sonunda hukuka aykırı olduğu tespit edilen idari işlemin iptali kararı verilmesi ile idari işlem yapıldığı andan itibaren hükümsüz hale gelmektedir.

İptal Davası Nerede Açılır?

İptal davası, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır.

İdari İşlemin İptali Davasında Görevli Mahkeme Neresidir?

İdari işlemin iptal davası görevli mahkeme idare mahkemeleridir. İptal davaları idare mahkemelerinin yanı sıra, Danıştay, vergi mahkemesi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde de açılabilir.

İdari davanın görevsiz yargı yerinde açılması halinde; çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

İdari İşlemin İptali Davasında Yetkili Mahkeme Neresidir?

İdari işlemin iptal davası yetkili mahkeme; yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.

İptal Davasını Kim Açabilir? 

İdari işlemin iptali davasında davacı menfaati ihlal edilendir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-a maddesine göreİdarî işlemler hakkında iptal davası yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılabilir. Maddeye göre, iptal davasında davacı olabilmek için “hak ihlali” yerine “menfaat ihlali” gerekli ve yeterli görülmüştür. Kısacası iptal davasını açabilmek için davacının dava konusu işlem nedeniyle menfaatinin ihlal edilmiş olması yeterlidir.

Menfaatin ihlal edilmiş olması ise, dava konusu işlemin davacıyı etkilemiş olmasıdır. Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre iptal davalarında davacının ihlal edilen meşru menfaatinin, kişisel, güncel, meşru nitelikte olması gerekir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.

Kamu görevlileri ancak kendilerini ilgilendiren idari işlem ve kararlara karşı iptal davası açabilirler. Kamu görevlilerinin bir başkası hakkında alınmış idari karar veya yapılan idari işlem ile ilgili iptal davası açılabilmesi esasen mümkün değildir. Ancak söz konusu karar veya idari işlem davacının kendi durumumu olumsuz yönde etkiliyor ise bir başkası hakkında yapılan işleme karşı da iptal davası açılabilir.

İptal Davası Kime Karşı Açılır?

İptal davalarında davalı iptali istenen kararı alan, işlemi yapan veya alınan kararı yürüten idareye karşı açılır. İptal davalarında davalı her zaman idaredir. İdari işlemler kamu görevlileri tarafından ihdas ediliyor olsa da, iptal davası kamu görevlisinin şahsına değil, idareye karşı açılır.

İptal Davasında Dava Açma Süresi

İptal davası süresi içinde açılmalıdır, aksi halde iptal davasının süresi içinde açılmaması halinde dava ön şartlar gerçekleşmediğinden esasa girilmeksizin reddedilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre; idari işlemlerin iptali davasında dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. Bu süreler; idari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, tarihi izleyen günden itibaren başlar.

İptal Davası Dava Dilekçesi

İptal davası görevli ve yetkili mahkemeye verilecek dava dilekçesi ile açılır. Yazılan dilekçenin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. ve 5. maddesine uygun nitelikte olmalıdır. Aksi halde dava dilekçesi ön şartlar yönünden reddedilir ve dilekçe ret kararı verilir. Dilekçe red kararı üzerine, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde dava dilekçesinde bulunan eksiklikler düzeltilerek yeniden yargı yerine başvurulabilir.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.