Etiket: idari dava avukatı

Başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi, taahhüt ve teminat senedinin iptali davası, atamanın iptali

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedi

Bu makalemizde başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi ve taahhüt ve teminat senedinin iptali ile atama işleminin iptali davası hakkında hakkında bilgilendirme yapacağız.

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedi Hukuki Dayanağı

Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi hukuki dayanağını “Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmelik”ten alır. Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasında araştırma görevlilerin taahhüt ve teminat senedi hakkında düzenleme yapılmıştır. Araştırma görevlisi kadrosunda olup, başka bir üniversiteye lisansüstü eğitim yapmak üzere görevlendirilen araştırma görevlilerinin eğitim-öğretim süresi kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir araştırma görevlilerinden taahhüt ve kefalet senedi alınması anılan Yönetmelik hükmü ile öngörülmüştür.

Düzenlemeye göre; “Görevlendirme veya atama işleminden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde 2547 Sayılı Kanunun 35 inci maddesi şartları içinde lisansüstü eğitim-öğretim süresi (tatiller dahil) kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınır. Bu senette ilgili araştırma görevlilerinin lisansüstü eğitim- öğretimlerinin tamamlanmasından ne kadar süre sonra kadroyu tahsis eden üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne döneceğini belirten bir hüküm de yer alır.”

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedi İçeriği

Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi içeriği oldukça ağır sonuçlar doğurmaktadır. Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi ile eğitimde başarısız olunması veya yarım bırakılması durumunda araştırma görevlisinin kadrodan çıkarılacağı ve tüm masrafların  faiziyle birlikte tahsil edileceği belirtilmektedir. Yine başka bir üniversitede alınan bu eğitimin tamamlanmasından sonra araştırma görevlisinin kendi üniversitesine döneceği, bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda da yine aynı şekilde yapılan masrafların faiziyle geri ödeneceği verilen taahhütler arasındadır.

Mecburi hizmet yükümlülüğü bakımından 2547 sayılı Yasanın 35. maddesinin de değerlendirilmesi gerekir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2008/3482 Esas, 2013/1167 Karar sayılı kararında öğretim elemanı yetiştirilmek üzere başka bir üniversitede lisansüstü eğitim-öğretim yapmak üzere görevlendirilen araştırma görevlileri için anılan Yasada ve Yönetmelikte mecburi hizmet yükümlülüğünün öngörüldüğüne, 657 sayılı Kanuna 4160 sayılı Kanunla eklenen Ek 35. maddesinin, başka bir üniversitede eğitim-öğretim gören araştırma görevlilerini kapsamadığı hususu vurgulanmıştır.

Araştırma Görevlilerinin Taahhüt ve Teminat Senedinin İptali Davası

Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedinin iptali davası üzerinde durmakta fayda görüyoruz. Araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedinin iptali davalarında imzalanan taahhüt ve kefalet senedinin hukuki niteliği konusunda zaman içinde yargı yerlerince farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak Uyuşmazlık Mahkemesinin 09/04/2012 günlü, E:2012/6, K:2012/66 sayılı kararıyla açılacak araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedinin iptali davası için görevli yargı yerinin adli yargı mercileri olduğuna karar verilmiştir. Ancak başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlilerinin taahhüt ve teminat senedi kapsamında yeniden atanması yani araştırma görevlisinin taahhüt ve teminat senedi kapsamında atanmasına dair işlemlerin iptali için görevli yargı yeri idari yargı merciidir.

İdari Dava Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Yine idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada bilgi vermiştik. Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan, öğretim üyesi ataması iptal davası ile ilgili bilgiye buradaki makalemizden ulaşabilirsiniz. Buradaki yazımızda ise daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararını paylaşmıştık.

İntihal nedeniyle tazminat davası, maddi tazminat, manevi tazminat, FSEK, intihal tazminat emsal karar, adana idari dava avukatı, intihal mağdurunun hakları

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası

Bu makalemizde intihal nedeniyle tazminat davası açılıp açılamayacağı konusu yargı kararı çerçevesinde değerlendirilecektir. Öncelikle genel bilgilendirme açısından “İntihal Suçu Nedir?” başlıklı makalemize buradan ulaşabilirsiniz. İntihal “başkalarına ait özgün fikir, metot, veri veya eserleri bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisine ait gibi göstermek” olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda intihal suçunun mağduru konumunda olan kişi yani kendi özgün fikri, metodu, verisi veya eseri/eserleri kullanılan kişi intihal nedeniyle tazminat davası açabilecektir.

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası

Nitekim Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 70. maddesine göre de intihal nedeniyle tazminat davası açılması mümkündür. Kanuna göre; “Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir. Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir.” Dolayısıyla intihal nedeniyle tazminat davası, intihal mağdurunun hakları ndan biri olup, iki çeşittir. Mağdurun uğradığı zarara göre intihal nedeniyle maddi tazminat davası açılabileceği gibi intihal nedeniyle manevi tazminat davası da açılabilir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 2018/1663 Esas, 2021/700 Karar sayılı kararına da intihal nedeniyle tazminat davası konu olmuştur. Karara konu somut olayda, davacıya ait kitabın belli sayfaları Türkiye çapında dağıtılan ve internette de yayınlanan günlük gazetede, davacının ismine yer verilmeksizin yayınlanmıştır. Davacı da Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 70. maddesi kapsamında davalı … Gazetesi’ne maddi ve manevi tazminat ile yazının tekrar müvekkilinin ismine yer verilerek yayınlanmasını talep ettiği intihal nedeniyle tazminat davası açmıştır. Yargılama sonucunda Mahkemece 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat talebinin kabulüne, sair istemlerin reddine karar verilmiş, davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Karar hakkında davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ilgili kararında özeti aşağıda verildiği üzere intihal nedeniyle tazminat davası konusundaki istinaf başvurusunu reddetmiştir:

İntihal Nedeniyle Tazminat Davası Emsal Karar

“…Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin kitabının belirtilen sayfalarının izinsiz olarak ve müvekkilinin adına yer verilmeksizin, anılan isimli gazetesinde aynen yayınlandığını beyanla, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ayrıca yazının tekrar müvekkilinin ismine yer verilerek yayınlanmasını talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalılar vekili, istinaf dilekçesinde davacının kitabının eser vasfında olmadığını ve intihal bulunmadığını ileri sürmüşse de mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda da isabetli bir şekilde, davaya konu kitabın, coğrafi yerlerin isimlerinin değiştirilmesi süreci ve amacına yönelik belirli bir sistematik ve üslupla hazırlanmış kitap olduğu ve bu özellikleri sebebiyle yazı ve dil ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğu tespit edilmiştir. Davalının kitabının veri tabanı mahiyetinde bulunmadığı, sahibinin hususiyetini yansıtan belirli bir üslup ve sistematikle hazırlandığı, anılan isimli gazetesinde ve internet sitesinde, davacının kitabının 17 sayfasının aynen, davacının izni alınmadan ismine yer verilmeden alıntılandığı, intihal bulunduğu, intihal kastının ayrıca araştırılmasına gerek olmadığı, alıntı miktarı, gazetenin Türkiye çapında dağıtılan ve internette de yayınlanan günlük gazete olduğu göz önüne alındığında, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olmadığı, dosya kapsamına uygun bulunduğu kanaatiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2018/1663 Esas, 2021/700 Karar, 02.04.2021 Tarih)

Adana avukat, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu olarak, diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilir, 0507 057 53 35 nolu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Adana Avukat, adana disiplin soruşturması avukatı, adana idare hukuku avukatı, adana idari dava avukatı, akademik kadro bilim sınavının iptali emsal karar, akademik kadro iptal davası, akademik kadro sınavı iptal davası, akademik kadro sınavına itiraz, Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası, İdare hukuku avukatı, idari dava avukatı,

Akademik Kadro İlanının İptali Davası

Akademik kadro ilanının iptali davaları genellikle kadroya getirilen ek şartlar nedeniyle kişiye özel kadro davası olarak da bilinen diğer akademik kadro iptal davalarından farklı bir dava türüdür. Bu durumda akademik kadroya yapılan atamanın değil, akademik kadro ilanının iptali talep edilir. Bir akademik kadro ilanının iptal edilmesini gerektirecek pek çok sebep olabilir. Ancak akademik kadro ilanı iptali davalarında en çok karşımıza çıkan uygulama getirilen ek şartlarla özel bir kişinin işaret edildiği ilanlardır.

Akademik Kadro İlanının İptali

Akademik kadro ilanının iptali davası bilindiği üzere ilgili idarenin (Üniversitenin) bulunduğu yer idare mahkemesinde açılır. Davada, resmi gazetede yayınlanan ilanın iptaline ne karar verilmesi istenir. Açılacak akademik kadro ilanının iptali davasında yürütmenin durdurulması talep edilmesi de mümkündür. Bu durumda yürütmenin durdurulmasını gerektirecek şartların mevcut olup olmadığının da dava dilekçesinde açıkça izah edilmesi gerekir.

Akademik kadro ilanının iptali davalarının dava dilekçesinde kadro ilanının neden hukuka aykırı ve usulsüz olduğunun uygun, açık ve sade bir dille izahatı oldukça önemlidir. Zira akademik kadro ilanının iptali pek çok sebepten kaynaklanabilir. Bu nedenle açılacak akademik kadro ilanı iptali davasında alanında uzman bir idari dava avukatından hukuki yardım almak oldukça önemlidir.

Akademik Kadro İlanının İptali Sebepleri

Makalemizin başında da belirttiğimiz üzere akademik kadro ilanının iptali sebepleri çok çeşitlidir. Somut olayda usule aykırı bir kadro ilanı olup olmadığı, iptali istenen kadroda ek şartlar bulunup bulunmadığı, getirilen ek şartların ihtiyaç ve hizmet gereklerine uygun ve bilimsel kaliteyi artırma amacına hizmet edip etmediği iyi değerlendirilmelidir. Yine aynı şekilde belirli bir kişiyi işaret edecek şekilde getirilen ek şartların da bu dava kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Dolayısıyla akademik kadro ilanının iptali davalarında özellikle bu husustaki mevzuata hakim ve alanında deneyimli bir idari dava avukatı nın dosyanızı değerlendirmesinde fayda vardır.

Ayrıca her kadro tipi için çıkarılacak akademik kadro ilanının usulü farklıdır. Öğretim üyesi kadroları bakımından Üniversitelerin senato kararları ile ek koşul belirlenebilirken, araştırma görevlisi ve diğer kadrolarda kadro şartları tamamen Yükseköğretim Kurumu tarafından belirlenmektedir. Örneğin; 2547 sayılı Kanun‘a göre doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için belirlenecek ek koşul bakımından Yükseköğretim Kurumunun onayının alınması gerekir.

Yine hangi akademik kadro olursa olsun getirilen ek şartın ihtiyaç ve hizmet gereklerine uygun olması ve bilimsel kaliteyi artırmak amacına hizmet etmesi gerekir. Bu özellikleri taşımayan ek kadro şartları nedeniyle de akademik kadro ilanının iptali davası açılması mümkündür.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Yine idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada bilgi vermiştik. Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan, öğretim üyesi ataması iptal davası ile ilgili bilgiye buradaki makalemizden ulaşabilirsiniz. Buradaki yazımızda ise daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararını paylaşmıştık.

 

Tahdit kodunun kaldırılması davası, tahdit kodu nedir, tahdit koduna itiraz, tahdit kodu ile sınır dışı kararı iptal davası, itiraz,deport, avukat dava

Tahdit Kodunun Kaldırılması Davası

Bu makalemizde tahdit kodutahdit kodunun kaldırılması davası ve buna bağlı olarak verilen sınır dışı kararları hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Bilindiği üzere ülkemizde bulunan yabancılar hakkında tahdit kodları konabilmekte ve uluslararası koruma talebinin reddi veya sınırdışı (deport) kararlarında bu tahdit kodları esas alınmaktadır. Tahdit kodları durumun özelliğine göre; V-69, V-71, V-70, G-87,  Ç-114, Ç-116, Ç-117, Ç-118 gibi isimlendirmelere tabidir. Söz konusu tahdit kodlarından özellikle genel güvenlik açısından tehlike arz eden kişiler için (G-87), haklarında adli işlem yapılanlar için (Ç-114), genel ahlak ve kamu düzenini tehlikeye atan yabancılar için (Ç-116) verilen kodlarda idarenin çoğunlukla somut verilere dayanmadığı görülmektedir. Bu durumda ihtimal, sezgi veya kaynağı belli olmayan istihbari bilgiye dayanan tahdit kodunun kaldırılması için dava açılabilmektedir.

Haksız şekilde konulan tahdit kodları ve bu tahdit kodları doğrultusunda yapılan işlemler için de (sınır dışı, koruma talebinin reddi vb) tahdit kodunun kaldırılması davası açılabilmekte, idari dava yoluyla konulan tahdit koduna itiraz edilebilmektedir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları, idari para cezalarından kaynaklanan davalar, disiplin soruşturmaları, idari sözleşmelerden kaynaklanan davalar, idari mercilere müracaat yolları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

Tahdit Kodu Nedir?

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu‘na göre yabancılar hakkında tahdit kodu işlenmesi suretiyle işlem yürütülebilmektedir. Aşağıda ayrıntılı biçimde açıklayacağımız, Kanun’un 64. maddesine göre yapılan uluslararası koruma talebinin reddi, 54. maddesine göre yapılan sınır dışı edilme gibi işlemlerde bu tahdit kodları esas alınmaktadır.

Tahdit kodları çok çeşitli olup, başlıcaları şu şekilde sayılabilir; ikamet izni iptal edilenler için V-69, adresinde bulunamayanlar için V-71, sahte evlilik halinde V-70, 10 gün içinde ikamet izni alma koşuluna bağlı olarak giriş yapanlar hakkında V-84, genel güvenlik açısından tehlike arz eden kişiler için G-87, yasadışı giriş çıkış yapanlar için Ç-113, haklarında adli işlem yapılanlar için Ç-114, ceza evinden tahliye olanlar için Ç-115, genel ahlak ve kamu düzenini tehlikeye atan yabancılar için Ç-116, kaçak çalışanlar için Ç-117, ikamet izni iptal edilenler için Ç-118, vize veya ikamet ihlalinden kaynaklanan para cezasının ödenmemesi halinde Ç-120, yabancılar ve uluslararası koruma kanuna aykırı davrananlar için Ç-135 tahdit kodları mevcuttur.

Tahdit Kodunun Kaldırılması Davası

Tahdit kodunun kaldırılması davası açılarak yetkili idari yargı merciinden, yabancı hakkında tutulan tahdit kararlarının kaldırılması talep edilebilir. Tahdit kodunun kaldırılması davası açılırken yürütme durdurma talep edilebilir. Dava sırasında davalı idare ilgili kodun hangi gerekçe veya bilgilere dayalı olarak konulduğunu açıklamalıdır. Yine yabancı hakkındaki istihbaratın somut bilgi belgeye dayanıp dayanmadığı da önemlidir.

Tahdit Kodu ve Sınır Dışı Kararı

Yine tahdit kodunun kaldırılması davası yanı sıra yabancının söz konusu tahdit kodları nedeniyle sınır dışı edilmesi söz konusu ise, bu duruma sınır dışı kararına karşı da ayrı bir dava açılmalıdır.

Nitekim  6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesine göre; Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananmak,  Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlamak, Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturmak, Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşmak, vizenin iptal edilmesi, ikamet izninin iptal etmesi, ikamet izni süresini on günden fazla ihlal etmek  gibi durumlar  yabancının sınır dışı edilmesini gerektirir ve bu durumda bulunan yabancılar hakkında sınır dışı kararı alınır. Görüldüğü üzere 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinde sayılan sınır dışı etme kararına dayanak durumların her biri yukarıda saydığımız çeşitli tahdit kodları ile de sınıflandırılmıştır. Tahdit kodu ile sınır dışı edilme olarak bilinen bu durumlarda, tahdit kayıtlarına bağlı bu gibi işlemler nedeniyle tahdit kodunun kaldırılması davası nın yanı sıra bu tahdit kodları sebebiyle verilen sınır dışı kararının iptali davası nın da açılması gerekebilmektedir.

Öğretim üyesi ataması iptal davası, öğretim görevlisi jüri değerlendirmesi, itiraz, idare hukuku avukatı, öğretim üyesi atamasının iptali dava nasıl açılır

Öğretim Üyesi Ataması İptal Davası

Bu makalemizde öğretim üyesi ataması iptal davası konusunu inceleyeceğiz. Değerli okurlarımızdan gelen sorular üzerine öğretim üyesi ataması iptal davası hakkında kısa bir bilgilendirme yazısı yayınlamayı uygun bulduk. Öğretim üyesi ataması iptal davası, jüri değerlendirmesi ile alım yapılan doktor öğretim üyesi, doçent veya profesör kadrolarına ilişkin olabilir.

Bilindiği üzere idare hukukunda idarelerin yaptığı tüm işlemler yargı denetimine tabidir ve idarelerin hukukla bağlılığını sağlamanın en çağdaş yolu da budur. Dolayısıyla Üniversiteler de öğretim üyesi atamalarında hukukla ve en önemlisi liyakat ilkelerine bağlı hareket etmek yükümlülüğü altındadır. Ancak liyakat kavramının içinin tamamen boşaltıldığı akademik camiada, atamaların da bilimsel ve akademik yeterliliğe göre yapılmadığını sıklıkla gözlemiyoruz. Bu doğrultuda, ataması yapılmayan ve hakkının yendiğini düşünen adayların öğretim üyesi ataması iptal davası açabileceklerini belirtmek isteriz.

Büken Hukuk ve Danışmanlık Bürosu ve idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada detaylı bilgi vermiştik. Yine akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Buradaki yazımızda ise daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararını paylaşmıştık.

Öğretim Üyesi Ataması İptal Davası

Öğretim üyesi ataması iptal davası da diğer tüm iptal davaları gibi idari yargı mercilerinin görev kapsamındaki bir davadır. Öğretim görevlisi atamasına iptal davası açmadan önce yapılan öğretim görevlisi atamasına itiraz etmek düşünebilir; ancak itiraz kanuni bir başvuru yolu olmayıp, asıl olan öğretim üyesi ataması iptal davası açılmasıdır. İtiraz süreci ataması yapılmayan ve dava yoluna başvurmak isteyen adayları yanıltmakta ve kimi zaman iptal davası açma süresini kaçırmalarına yol açmaktadır.

Öğretim üyesi ataması iptal davası da diğer tüm idari davalar gibi 60 günlük dava açma süresine tabidir. Süresi içinde dava açılmaması halinde idari işlem kesinleşir, dolayısıyla öğretim üyesi atamasının iptali ni bu yolla istemek bir daha mümkün olmaz. Bu nedenle davanın zamanında açılması hayati öneme sahiptir.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi öğretim üyesi ataması iptal davası için görevli mahkeme “idare mahkemeleri”dir. Yetkili mahkeme ise atamayı yapan (idari işlemi yapan) Üniversite’nin bulunduğu yer idare mahkemeleridir.

Öğretim üyesi ataması iptal davası sırasında mahkemelerin tarafından yapılan en önemli inceleme bilirkişi incelemesidir. Ataması yapılmayan davacının ve diğer adayın akademik çalışmalarının karşılaştırılması ve hangi adayın yeterliliğinin daha uygun olduğunun belirlemesi idari yargıda bilirkişi incelemesi yoluyla yapılmaktadır. İdari yargıda -özellikle öğretim görevlisi ataması iptal davalarında– bilirkişi incelemesinin nasıl yapıldığı ile ilgili makalemizi buradan okuyabilirsiniz. Bağımsız ve alanında uzman kişilerden oluşturulan bilirkişi kurulundan davalı Üniversite tarafından oluşturulan jüri nin değerlendirmelerinin incelenmesi ve davacı ile ataması yapılan adayın çalışmalarının değerlendirilmesi istenebilir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları, idari para cezalarından kaynaklanan davalar, disiplin soruşturmaları, idari sözleşmelerden kaynaklanan davalar, idari mercilere müracaat yolları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

0507 057 53 35 nolu telefon numarasından bizlere ulaşabilir, diğer makalelerimizi buradan inceleyebilirsiniz.

 

İntihal soruşturması savunma örneği, etik kuruluna savunma, etik kurul savunma örneği, etik soruşturmasında savunma, adana avukat, etik soruşturması avukat yardımı.

İntihal Soruşturması Savunma Örneği

Bu makalemizde üniversitelerdeki intihal soruşturması savunması ve etik kuruluna yapılacak savunmanın nasıl olması gerektiğinden bahsedeceğiz. Makalemizin başlığında yer alan üniversite etik kurul savunma örneği yani intihal soruşturması savunma örneği olarak kullanılabilecek dilekçe makalemizin devamında yer almaktadır.

Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Ve Yayın Etiği Yönergesiüniversitelerdeki etik kurulların (Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurullarının) oluşumu, görevleri, çalışma usul ve esaslarını düzenler. Yönergeye göre; Yükseköğretim kurumlarında etik kurulları sosyal ve beşeri bilimler, sağlık bilimleri ve fen ve mühendislik bilimleri alanlarında oluşturulur. Etik ihlali bulunduğunun bildirilmesi halinde, bu iddiaları incelemek de etik kurulun görevidir. Etik iddiasını incelemek; inceleme sırasında bilirkişi veya uzman görüşü almak, ilgili kişi ve kurumlarla yazışmalar yapmak, bilgi istemek ve inceleme kapsamında gerekli diğer işlemleri yapmak da kurulun görevlerindendir.

İntihal Soruşturmasında Etik Kuruluna Savunma Örneği

Yukarıda yaptığımız açıklamalar doğrultusunda görüldüğü üzere; Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Ve Yayın Etiği Yönergesi ise bilimsel araştırma, çalışma, yayın ve etkinliklerde uyulması gereken etik kurallarını ve yükseköğretim kurumlarının kendi bünyelerinde oluşturacakları bilimsel araştırma ve yayın etiği kurullarının görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esaslarını belirlemek amacıyla hazırlanmış yasal bir mevzuattır.

Üniversite etik kurul savunma konusunda da Yönerge’de özel bir düzenleme mevcuttur. Etik ihlalinin varlığı veya yokluğu konusunda bir karar almadan önce etik kurul savunma almak zorundadır. Zira, Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Ve Yayın Etiği Yönergesi’nin “Etik Kurullarına Başvuru ve Kurulların Çalışma Esasları” başlığını taşıyan 9. Maddesinin 5. Fıkrası; “Etik ihlali iddiası sebebiyle hakkında inceleme başlatılan kişilerden iddialara ilişkin olarak gerekli bilgi ve belgelerle birlikte yazılı savunmaları istenir. İlgili kişiler, savunma talep yazısının kendilerine ulaştığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde savunmalarını vermedikleri takdirde, bu durumun savunma istem yazısında belirtilmesi koşuluyla kurul, diğer bilgi ve kanıtlara dayalı olarak karar verebilir. Hakkında inceleme başlatılanlar, yazılı savunmalarını sunmak üzere iddiaları içeren evrakların bir örneğinin kendilerine verilmesini talep etmeleri halinde, incelemeyi yürüten ilgili kurulca savunma istenmesi yönünde bir karar alınmaksızın da doğrudan yazılı savunmalarını sunabilirler. Ancak bu halde bu kişilerden yeniden yazılı savunma istenmeden de incelemeye devam edilebilmesi için, iddiaları içeren evrakların teslimine ilişkin tutanakta, teslim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde savunmasını vermedikleri takdirde diğer bilgi ve kanıtlara dayalı olarak karar verileceğinin açıkça belirtilmesi şarttır. Gerekli görülen hallerde savunma sözlü olarak da alınabilir.” hükmüne amirdir.

Bu kapsamda etik soruşturmalarında ilk incelemeyi yapacak olan kurum olan Etik Kurulunun; iddia edildiği gibi gerçekte bir etik ihlali bulunup bulunmadığı konusunda karar vermeden önce soruşturulan kişinin savunmasını alması gerekmektedir. Nitekim bir ceza soruşturması gibi işleyen disiplin soruşturmalarında ve özellikle de etik soruşturmalarında; tıpkı ceza soruşturmasında olduğu gibi soruşturulan kişiye neden soruşturulduğunun bildirilmesi savunma hakkının en temel taşıdır.

İntihal de etik ihlali türlerinden biridir. Dolayısıyla intihal iddiasının bulunması halinde etik kurulu soruşturma yapacak, intihal soruşturması savunması alacaktır. İntihal soruşturması savunma örneği aşağıda mevcuttur. Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için “İntihal Nedir?” başlıklı makalemizi buradan inceleyebilirsiniz.

İntihal Soruşturması Savunma Örneği

Üniversite etik kuruluna intihal soruşturması savunma örneği şu şekilde olabilir. Ancak belirtmek gerekir ki, söz konusu intihal soruşturması savunma örneği örnek mukabilinde olup, somut olayın şartlarına göre uyarlanması gerekir.

………………………………… ÜNİVERSİTESİ
Sosyal ve Beşerî Bilimler Araştırma Etik Kurulu Başkanlığı’na

İlgi: …/…/…… tarih ve …….. sayılı yazınız.

Üniversitemiz Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Etiği Kurulu tarafından gönderilen…/…./…….. tarihli çağrı yazınızda tarafıma; “…………………………..” başlıklı ……………. tezimde “Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinin” 4/1-a maddesi ve “……………… Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinin” …….. maddesi gereğince şikayetçi ……………… tarafından etik ihlali iddialarının bulunduğu ve bu hususta savunmalarımı sunmam istenmiştir.

…/…./…… tarih ve ……………… sayılı yazınız tarafıma …./…/….. tarihinde tebliğ edilmiş olup, süresi içinde savunmalarımı sunmak zorunluluğum doğmuştur. İş bu dilekçe ile tüm savunmalarımı ve eklerini ibraz ettiğimi belirtir, ayrıca sözlü savunma vermeyeceği bildiririm. Açılan intihal soruşturmasına savunma şu şekildedir.

1.Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; her zaman akademik ilke ve kurallara bağlı biçimde çalıştım. Akademik hayatımda hakkımda bugüne değin hiçbir şikayet olmadı. Bu doğrultuda söz konusu intihal iddialarını kabul etmem mümkün değildir. Bugüne dek akademik hayata kazandırdığım tüm çalışmalarında özgün fikirlerimi, metotlarımı, verilerimi ve eserlerimi ortaya koydum. Ancak şikayetçi tarafından “çamur at izi kalsın” mantığı ile hazırlanmış  etik ihlali iddiaları hakkında açıklama yapmam gerekirse;

2. Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinin 4/1-a maddesi “İNTİHAL” kavramını “Başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermekolarak tanımlanmış olup Üniversitemiz Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesinin” …….. maddesi de aynı tanımlamayı içermektedir.

3. Ancak intihal  iddiaları ile ilgili şunları özellikle belirtmek gerekir ki;

  • İNTİHAL SUÇU anca KASTEN işlenebilen bir suç olup, ÖZENSİZLİK NİTELİĞİNDEKİ ATIF HATALARI BU SUÇU OLUŞTURMAZ.

  • Yapılan alıntıların DİPNOTLAR ve KAYNAKÇA bölümünde gösterilmesi halinde İNTİHAL SUÇU OLUŞMAZ.

  • BİLİMSEL BİR GERÇEK NİTELİĞİNDEKİ BİLGİNİN ESERDE KULLANILMIŞ OLMASI İNTİHAL SUÇUNU OLUŞTURMAZ.

4. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………

5. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………

İSİM-SOYİSİM
İMZA


Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

intihal suçu, intihal suçu nedir, intihal suçu zamanaşımı, intihal suçu affı, intihal suçu ile ilgili danıştay kararları, adana idare avukatı

İntihal Suçu Nedir?

Bu makalemizde intihal suçu nedir sorusunu cevaplamaya çalışacağız. Ancak, intihal suçu nedir konusuna geçmeden önce intihal suçu na yükseköğretimde yıllardır çok sık karşılaşıldığını söylemek gerekir. Ancak her intihal suçu isnadı suçun gerçekleştiği anlamına da gelmemektedir. Özellikle 2547 sayılı Kanun‘da 15/04/2020 tarihinde yapılan değişiklikle intihal suçu cezası ve intihal suçu zamanaşımı da değişmiştir.

İntihal Suçu Nedir?

2547 sayılı Kanun‘a göre intihal suçu “başkalarına ait özgün fikir, metot, veri veya eserleri bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisine ait gibi göstermek” olarak tanımlanmıştır.

İntihal Suçu Cezası

2547 sayılı Kanun’un 53/5 maddesine göre intihal suçu nun karşılığı verilecek ceza üniversite öğretim mesleğinden çıkarma dır. Ceza akademik bir kadroya bir daha atanmamak üzere üniversite öğretim mesleğinden çıkarma anlamına gelmektedir. Dolayısıyla intihal suçu Kanun’da idari anlamda oldukça ağır bir yaptırıma bağlanmıştır.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu‘na göre de intihal suçu cezai yaptırıma bağlanmıştır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 71 inci maddesinin 3 üncü bendi “Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır” hükmüne amirdir. Aynı maddenin 5 inci bendinde “Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılacağına” hükmedilmektedir. Ancak 5846 sayılı Kanun’a göre adli yargıda intihal suçu şikayet e bağlı suçlardandır. İntihal suçu şikayeti geçerli olabilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet başsavcılığına vermeleri gerekir. Bu belge ve sair delillerin şikayet süresi içinde Cumhuriyet başsavcılığına verilmemesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

İntihal Suçu Zamanaşımı

2547 sayılı Kanun’un 53/C maddesine göre;“53/C Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; Uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezalarında bir ay içinde, Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin soruşturması açılamaz.” Dolayısıyla idarenin intihal suçu nu haber almasından itibaren altı ay içinde disiplin soruşturması başlatması gerekir. Aksi halde intihal suçu zamanaşımı gerçekleşmiş olur ve intihal suçu disiplin soruşturması başlatılamaz. Yine Kanun’a göre; “Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.” hükmüne amirdir. Dolayısıyla intihal suçu zamanaşımı bakımından altı yıllık bir süreye tabidir.

Ancak intihal suçu zamanaşımı bakımından bu suçun temadi etmesi yönünden de değerlendirilmesi gerekir. Danıştay’ın da 2005 yılından sonra kararlarında intihal suçunun temadi eden nitelikte bir suç olduğuna yer vermiştir. Dolayısıyla intihal suçu zamanaşımı değerlendirmesinde intihal suçuna konu eserin, bilim dünyasında etkilerinin devam edip etmediği hususunun da özellikle intihal suçunda ceza verme yetkisi zamanaşımı yönünden dikkate alınması gerekir.

İntihal Suçu İle İlgili Danıştay Kararları

İNTİHAL SUÇUNDA ŞİKAYET

DANIŞTAY 1. DAİRESİ 2009/1352 ESAS, 2009/1493 KARAR, 04/11/2009 TARİH

“…5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu‘nun 71 inci maddesinin 3 üncü bendinde. bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacağı. Aynı maddenin 5 inci bendinde bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hükmolunmuş, 75. maddesinde ise 71 nci maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturmanın şikâyete bağlı olduğu. hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve/veya nüshaları Cumhuriyet başsavcılığına sunulması halinde şikayetin geçerli kabul edileceği. Ayrıca bu kanunda yer alan soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı suçlar dolayısıyla başta Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri olmak üzere ilgili gerçek ve tüzel kişiler tarafından, eser üzerinde manevi ve mali hak sahibi kişilerin şikayet haklarını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla durumdan haberdar edilecekleri hükme bağlanmıştır.

Yukarıda belirtilen hükümlerden, yanlış ya da yetersiz biçimde kaynak gösterilmesi eyleminin söz konusu olduğu durumlarda, ancak bu eylemden zarar gören eser sahibi ile üyesi oldukları meslek birliklerinin şikayeti üzerine kamu davası açılabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, kaynak gösterilmeden alıntı yapıldığı iddia edilen eserlerle ilgili olarak şikayetçinin hak sahipliğini kanıtlayan bir belgenin dosyada bulunmadığı ve şikayetçinin herhangi bir zararının meydana gelmediği .. şikayet veya suçlamalarının bulunmadığı anlaşıldığından, eser sahibi olmayan kimsenin şikayet nedeniyle soruşturma başlatılmasının mümkün olmaması nedeniyle …. Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun … tarihli lüzum-u muhakeme kararının bozulmasına…” 

İNTİHAL SUÇU ZAMANAŞIMI

DANIŞTAY 8. DAİRESİ 2008/3345 ESAS, 2009/750 KARAR, 30/01/2009 TARİH

ÖZET: İntihal suçunda suça konu eserin bilim dünyasında etkileri devam ettiğinden ve suç tekerrür etmekte olduğundan zamanaşımı uygulanamayacağı hakkında.

“…Dosyanın incelenmesinden davacının 1999 yılında hazırladığı bildiride Yrd. Doç. …. ait doktora tezinden kaynak belirtmeden alıntı yaptığı, 2000 yılında uluslararası makalede ….’ın yüksek lisans tezinden izinsiz ve referanssız büyük çapta alıntı yaptığı, 1999 yılında hazırladığı tebliğde Yrd. Doç. ….’a ait doktora tezinden alıntı yaptığının ve bu eserleri 2000 yılında doçentlik başvurusunda kullandığının … şikayet dilekçesi ile anlaşılması üzerine İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünce 25.03.2002 tarihinde davacı hakkında soruşturma açıldığı, hakkında önerilen üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasının Rektörlükçe de uygun bulunarak YÖK Yüksek Disiplin Kurulu’n gönderildiği, YÖK Yüksek Disiplin Kurulu’nca çıkarma cezası işlemi tesisi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesince ceza verme yetkisinin zamanaşıma uğradığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiş ise de. Davacının kaynak göstermeden alıntı yaparak yazdığı öne sürülen uluslararası makaleye, tebliğe ve bildiriye her zaman tez arama merkezleri ile TÜBİTAK’tan ulaşılabilmesi. ve internet ortamında bulunması nedenleriyle eserin etkilerini bilim dünyasında devam ettirmekte olduğundan. ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından söz edilmesine olanak bulunmamaktadır.

Bu maddi ve hukuki duruma göre, disiplin cezasına konu davacı fiilinin yukarıda belirtilen sebeplerle tekerrür etmekte olduğu sonucuna varıldığından, işin esasına girilmesi gerekirken, intihal suçu zamanaşımı nedeniyle işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.”

İNTİHAL SUÇUNUN YÜZ KIZARTICI VE HAYSİYET KIRICI SUÇ KAPSAMINDA OLMADIĞI

İNTİHAL SUÇU AFFI

DANIŞTAY 8. DAİRESİ 2008/2124 ESAS, 2010/930 KARAR, 24.02.2010 TARİH

ÖZET: İntihal suçu nedeniyle verilen çıkarma cezasının, yüz kızartıcı ve haysiyet kırıcı suç kapsamında bulunmadığından Af Kanunu sebebiyle iptal edilmesinin yerinde olduğu hakkında.

“…. Öğretim üyesi olan davacının üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin YÖK Yüksek Disiplin Kurulu’nun … kararının iptali istemiyle açılan davada. Davacının ilk kez 1994 yılında yayınlanan ve profesörlük kadrosuna atanmak için 27.07.2004 tarihinde yapmış olduğu başvuruda tekrar kullandığı makalede intihal yaptığının açılan soruşturma sonucu düzenlenen raporla belirlendiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği. 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Yasa ile 23.04.1999 tarihinden 14.02.2005 tarihine kadar işlenmiş olan fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezalarının bütün sonuçları ile affedildiği. davacı hakkında adli yargıda verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı. bu durumda 5525 sayılı Yasa kapsamında kalan fiil ile ilgili olarak davacı hakkında yürütülmekte olan intihal disiplin soruşturması nın işlemden kaldırılması gerekirken, soruşturmanın sonuçlandırılarak davacının cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı…”


Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Adana idare hukuku avukatı, adana idari dava avukatı

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık bürosu, Adana idare hukuku avukatı, adana idari dava avukatı olarak, idarenin hukuka uygun olmayan işlem ve eylemlerine ilişkin idare hukuku avukatı olarak hizmet vermektedir.

İdare her türlü iş ve eyleminde kanunlara ve Anayasaya uygun davranmak zorundadır. İdarenin kanuna uygun olmayan idari  karar ve eylemleri vatandaşlara büyük zararlar vermekte çoğu zaman telafisi mümkün olmayan zararlara neden olmaktadır. Hukuk devleti ilkesi uyarınca, tüm idari kararlar yargı denetime tabiidir. Dolayısıyla, yapılan idari işlemin, yetki, sebep, konu, şekil ve amaç unsurlarından herhangi birine uygun olmaması halinde, idari işlem iptale tabidir. Aynı zamanda, idarenin işlem ve eylemleri sebebiyle hakları ihlal edilenlerin maddi ve manevi kayıpları açılacak tam yargı davasıyla tazmin edilir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Bu kapsamda, idareye başvuru yapılması, idarenin karar ve işlemlerine karşı itirazların yapılması, iptale tabi işlemler için iptal davası, hakları ihlal edilenlerin maddi ve manevi kayıplarının tazmini için tam yargı davası, idari para cezalarının iptali, memur disiplin cezaları ile ilgili davalar, öğrenci disiplin cezaları ile ilgili davalar, kamulaştırma davaları gibi davalar ele alınmaktadır.

Adana idare hukuku avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Sisiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Adana idare hukuku avukatı ücreti ise, her olayın somut şartlarına ve verilmesi gereken emeğin niteliğine göre belirlenmektedir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak, İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları, idari para cezalarından kaynaklanan davalar, disiplin soruşturmaları, idari sözleşmelerden kaynaklanan davalar, idari mercilere müracaat yolları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.