Etiket: avukat selce maraş büken

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi nasıl yazılmalıdır, akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi ve adana boşanma avukatı yargıtay kararları avukat

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Dilekçesi

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasını daha önce incelemiştik. Ancak akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi konusuna geçmeden önce konu ile ilgili kısaca bilgi vermeyi faydalı buluyoruz. Ayrıntılı bilgi için makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Akıl hastalığı Türk Medeni Kanunu‘na göre bir boşanma nedenidir. Kanun’un 165. maddesinde eşlerden birinin akıl hastası olması nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesi halinde, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının sağlık raporuyla tespit edilmesi halini boşanma nedeni olarak saymıştır. Dolayısıyla akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi içeriğinde davalı eşin sağlık durumundan bahsedilmeli ve mahkemeden eşin durumunun sağlık raporu ile tespit edilmesi istenmelidir. Ayrıca akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi nde diğer eşin akıl hastalığı iyileşebilir durumda değilse davacının hayatını ne gibi sebepler dahilinde çekilmez hale getirdiğinin de anlatılması gerekir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Dilekçesi

…………….… NÖBETÇİ AİLE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI                                  : ………..………….…

VEKİLİ                                   : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI                                  : ………..………….…

KONU                                    : Akıl hastalığı nedeniyle boşanma dilekçesi nin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

1.Müvekkil davalı ile ../../….. tarihinden bu yana evli olup, bu evlilikten … çocukları vardır. Taraflar … yıldır evli olmalarına rağmen, davalının son .. yıldır hal ve davranışları değişiklik göstermeye başlamış, bunun üzerine kendisine …/…/….. tarihinde şizofreni tanısı konmuştur. (Ek-1: Doktor raporu)

2. Müvekkil davalının sorumluluğunu üzerinde hissederek bakımı ve tedavisi ile ilgilenmiş ise de, davalının akıl hastalığı iyileşebilir durumda değildir. Davalının söz konusu akıl hastalığı iyileşmesi imkansız olmasının yanı sıra, müvekkilin ve çocuklarının hayatını çekilmez hale getirmiştir. Bu doğrultuda davalının hastalığı nedeniyle yaşanan ve müvekkilin hayatını çekilmez hale getiren, ortak çocukları …..’nın da psikolojisini alt üst eden olaylar dilekçemiz devamında ayrıntıları ile anlatılmaktadır.

3. …………………………………………………………………………………………………………………………

4. …………………………………………………………………………………………………………………………

HUKUKİ DELİLLER :

  1. Nüfus kayıtları,
  2. Hastane raporları
  3. Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması,
  4. Tanık,
  5. Yemin,
  6. Uzman İncelemesi,
  7. Yargılamanın işine yarayacak her tür kanıt.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edildiği üzere;

  1. Tarafların TMK 165. maddesi gereği BOŞANMALARINA;
  2. Müşterek çocuk …….. doğumlu ……. ‘nın GEÇİCİ VELAYETİNİN VE DAVA SONUNDA VELAYETİNİN MÜVEKKİLE VERİLMESİNE,
  3. Müvekkil için, davalı aleyhine ………… TL MANEVİ TAZMİNATA hükmedilmesine;
  4. Dava sonucunda, YARGILAMA GİDERLERİ VE, AVUKATLIK ÜCRETİNİN DAHİ DAVALIYA YÜKLETİLMESİNE karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Hukuk sistemimizde avukat ile temsilin zorunlu olmamakla birlikte boşanma davasında, adana boşanma avukatı ndan hukuki danışma hizmeti almanız en büyük tavsiyemizdir.

Boşanmada eşlerin birbirinden maddi tazminat veya manevi tazminat talepleri de olabilir. Boşanma davalarında, tazminatın belirlenmesinde eşlerin kusur durumu ve eşlerin maddi güçlerinin tam olarak ortaya konması önem arz ettiğinden bir adana boşanma avukatı aracılığıyla takip edilmesinde hukuki yarar olduğu görüşündeyiz.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara KYOK İtiraz Dilekçesi örneği nedir, kyok itiraz dilekçesi nereye verilir, nasıl yazılır, takipsizlik kararına itiraz dilekçesi nedir

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) İtiraz Dilekçesi

Bu makalemizde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara (KYOK) itiraz dilekçesi örneğini paylaşacağız. KYOK itiraz dilekçesi, ilgili Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi üzerine, ilgili Sulh Ceza Hakimliği’ne verilir. Uygulamada takipsizlik kararına itiraz dilekçesi olarak da bilinen KYOK itiraz dilekçesi örneği makalemizin sonunda yer almaktadır.

KYOK İtiraz Dilekçesi Nedir?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesinin 1. fıkrasına göre; Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Yine Kanun’a göre; Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. Bu bağlamda kyok itiraz dilekçesi nereye verilir sorusunun cevabını Kanun vermiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz dilekçesi Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine hitaben yazılır. KYOK itiraz dilekçesi vermek için 15 günlük bir süre vardır, bu sürenin aşılması alinde KYOK itiraz dilekçesi verilemez, Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kesinleşir.

Etkin bir soruşturma yapılmaması, talep edilen ve gereken delillerin tümünün toplanmaması KYOK itiraz dilekçesi ne konu edilebilir aykırılıklardır.  Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2015/5895 Esas, 2015/6460 Karar sayılı bir kararında eksik soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın reddedilmesi isabetsiz olduğuna karar vermiştir. Kararda özetle; “…S.’e ait cep telefonunun puk kodu ve güvenlik kodunun araştırılması, gerektiğinde ölenin yakınlarının tekrar beyanlarının alınması, yeterli teknik bilgi ve donanıma sahip olan başka bir kurumdan cep telefonunda yer alan kayıt ve bilgilerin temin edildikten sonra sonucuna göre kamu davası açılıp açılmayacağına karar verilmesi yerine, eksik soruşturma sonucu “kovuşturmaya yer olmadığına” ilişkin karar verilmesi ve bu karara karşı yapılan itirazın reddedilmesi isabetsizdir.” denilmiştir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) İtiraz Dilekçesi

ADANA SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE
Gönderilmek Üzere
ADANA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

SORUŞTURMA NO : ………./………
KARAR NO : ………./………

KYOK KARARINA İTİRAZ EDEN : ……………………. (TC: …………………….)

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

ŞÜPHELİLER :
1. …………………….
2. …………………….

KONU : Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) İtiraz Dilekçesidir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Somut olayda yaşananlar özetle; ……………………………………………………………………………………….

……………………………………………………………………………………………………………………………….

2. Müvekkilin alacağı olarak yatan parayı şüphelilere vermeye yanaşmaması üzerine …/…./….. tarihinde sabah saat …:…. de şüpheliler müvekkilin ikametine gelmişler, kelimenin tam anlamıyla baskın yapmışlardır. Şüpheliler ……………………. ve ……………………. müvekkilin evine girip kendisini ve eşini tehdit etmişlerdir. Bu konuya müvekkilin eşi ve ismini bildirdiğimiz komşuları ……………………. ve ……………………. şahittir. Bu sırada çıkan tartışma sırasında müvekkili zorla yanlarında getirdikleri araca bindirerek, şirketin ……………………….. adresine getirmiş, müvekkile baskı yapmışlar, müvekkili tehdite ve şantaja devam etmişlerdir. Şüpheli ……………………. Müvekkili tutarken diğer şüpheli ……………………. müvekkili darp etmiştir Bu sırada orada bulunanlar araya girmiş ve müvekkili şüphelilerin elinden kurtarmışlardır. Yaşananlar üzerine müvekkil şüphelilerden şikayetçi olmuş, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ……………../………………. sayılı dosyası ile soruşturma başlatılmıştır. Ve ancak Savcılık makamı tarafından haksız ve kanuna aykırı biçimde “….Olay anına dair herhangi bir kamera kaydı ve tanığın da bulunmadığı anlaşılmakla…” kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu nedenle söz konusu karara karşı itiraz etmek zorululuğumuz hasıl olmuştur.

3. 25/10/2018 TARİHLİ DİLEKÇEMİZ İLE GÖRGÜ TANIKLARI BİLDİRİLMİŞTİR. ANCAK BUNA RAĞMEN TANIKLARIMIZ DİNLENMEMİŞ, ÜSTÜNE ÜSTLÜK SOMUT OLAYDA TANIK BULUNMADIĞINDAN TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİR. Her ne kadar Adana CBS tarafından, olay anına dair herhangi bir kamera kaydı ve tanığın da bulunmadığı sebebiyle takipsizlik kararı verilmiş ise de, …./…./……. tarihli dilekçemiz ile müvekkilin şüpheliler tarafından evinden alarak yaka paça …… adresine götürüldüğüne dair SOMUT OLAYA müvekkilin KOMŞULARININ ve EŞİNİN TANIK OLDUĞU BİLDİRİLMİŞ, tanıkların isim soyisim ve adresleri bildirilmiştir. Bildirilen tanıklar ……………………., …………………….ve ……………………. dinlenmeden, somut olayda tanık bulunmadığı sebebiyle verilen takipsizlik kararı kanuna aykırıdır.

4. MÜVEKKİL OLAY GÜNÜ EVİNDEN ZORLA ALINIP GÖTÜRÜLMÜŞ OLUP, BU DURUM BAŞLI BAŞINA SUÇ NİTELİĞİNDEDİR. Müvekkilin evinden zorla alınarak götürülmesi tek başına suç konusudur. Ve görgü tanıkları mevcuttur. Kaldı ki delil toplamak, somut olaya ilişkin görgüsü bulunan kişileri tespit etmek Sayın Savcılığın görevi ve yetkisindedir. Olay mahali müvekkilin evinin önü olup, müvekkilin evine şüpheliler tarafından zorla girildiğine ve müvekkilin zorla alınıp götürüldüğüne mahalle sakinlerinin şahit olabileceği izahtan varestedir. Ancak Sayın Savcılık tarafından tanık bulunup bulunmadığına dair hiçbir araştırma yapılmaksızın takipsizlik kararı verilmesi başlı başına kanuna aykırı iken, bir de tarafımızca tanıkların bildirilmiş olmasına bu tanıklar dinlenmeden takipsizlik kararı verimiş olması kabul edilemez niteliktedir.

5. MÜVEKKİLİN DARP EDİLDİĞİ OLAY MAHALİ İŞLEK BİR CADDEDİR. BU HUSUSTA KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİN ELDE EDİLMESİ NOKTASINDA YETERLİ ARAŞTIRMA YAPILMAMIŞTIR. Ayrıca müvekkil,. …………………….. adresine getirilmiş ve burada darp edilmiştir. Söz konusu adres ………..’nın en işlek caddelerinden birinde bulunmakta olup, burada bulunan mobese ve diğer çevre işyeri kamera görüntülerinin alınması halinde müvekkilin şüpheliler tarafından DARP EDİLDİĞİ ortaya çıkacaktır. Ve ancak Savcılık tarafından bu hususta gerekli araştırma yapılmamıştır.

SONUÇ OLARAK;
Olaya tek yönlü bakılmış, sadece yaralama suçu yönünden araştırma yapılmıştır.
Müvekkilin evinden zorla alınıp götürüldüğüne ilişkin beyanı değerlendirilmemiştir.
Müvekkilin evine zorla girildiğini, bu sırada tehdit ve hakarete uğradığına dair pek çok tanık mevcuttur. Tanıklar …../…../……… tarihli dilekçemiz ile bildirilmiş olmasına rağmen dinlenmemiştir.
Müvekkilin yaralandığı mahal ilimizin en işlek caddelerinden birinin üzerinde olup, etrafta pek çok mobese ve işyeri kamerası mevcuttur. Bu hususta yeterli araştırma yapılmamıştır.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …./…../…….. tarih ve ……./……. soruşturma ve ……./……. karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına ve şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Şikayetçi Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu makalemizde boşta geçen süre ücreti nedir sorusunu boşta geçen süre ücreti ile ilgili yargıtay kararları doğrultusunda cevaplamaya çalışacağız. Yine makalemiz içinde boşta geçen süre ücreti hesaplama, boşta geçen süre ücretine işleyecek faiz ve boşta geçen süre ücreti faiz başlangıcı gibi konuları da inceleyeceğiz. 

Boşta Geçen Süre Ücreti Nedir?

Bu makalemizde boşta geçen süre ücreti nedir sorusunu boşta geçen süre ücreti ile ilgili yargıtay kararları doğrultusunda cevaplamaya çalışacağız. Yine makalemiz içinde boşta geçen süre ücreti hesaplama, boşta geçen süre ücretine işleyecek faiz ve boşta geçen süre ücreti faiz başlangıcı gibi konuları da inceleyeceğiz.

Boşta Geçen Süre Ücreti Nedir?

Boşta geçen süre ücreti, işe iade davalarına konu edilen bir alacak türüdür. Boşta geçen süre ücreti “İşe İade Davası Nedir?” başlıklı makalemizde de açıkladığımız gibi; işçinin işe iadesine dair kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurmuş olması halinde hak kazandığı alacaktır. İşe iade davasını kazanan ancak bu süre içinde başvurmayan veya başvurup işveren tarafından işe davet edilmesine rağmen işe başlamayan işçi boşta geçen süre ücretine hak kazanamaz. Ancak bu durumda geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye kıdem tazminatı ve diğer alacaklarının ödenmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle gerek boşta geçen süre ücreti gerekse işe başlatmama tazminatının hak edilmesi bakımından işe iade davası sonrasındaki işlemlerin de iyi takip edilmesi gerekir. Bu konuyu ayrıntılı biçimde ele aldığımız “İşe İade Davası Sonrası Yapılacak İşlemler” makalemizi buradan inceleyebilirsiniz.

Mahkemenin işe iade kararında boşta geçen süre ücretinin süre itibariyle belirlenmesi yeterlidir. Zira, işe başlatmama tazminatı ve dört aya kadar boşta geçen süre için öngörülen ücret alacağı feshin geçersizliğine bağlanmış tespit mahiyetinde hükümlerdir.

Boşta Geçen Süre Ücreti Hesaplama Nasıl Yapılır?

Boşta geçen süre ücreti hesaplama brüt ücret üzerinden yapılır. Dolayısıyla hesaplama yapılacak ücrete  işçiye emeği karşılığı verilen ücretler haricinde para veya para ile ölçülebilir nitelikteki ödemeler de dikkate alınmaktadır. Örneğin işçiye yapılan gıda, yakacak, konut, servis, yemek gibi yardımlar veya  süreklilik arz eden satış primleri gibi ödemeler kıdem tazminatını hesaplarken göz önünde bulundurulacaktır.

Boşta Geçen Süre Ücretine İşleyecek Faiz ve Faiz Başlangıcı

Boşta geçen süre ücretinde faiz başlangıcı işe iade kararının kesinleşmesi sonrası yapılacak başvuru ile işveren temerrüde düşmüş sayılmalıdır. Dolayısıyla boşta geçen süre ücreti faiz bu başvuru tarihinden itibaren işletilmelidir. İşe başlama isteğini içeren başvuruda boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların açıkça talep edilmemiş olması halinde ise, dava ve varsa ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülmelidir. Boşta geçen süreye ait ücret faizi ve diğer haklar için de 4857 sayılı Kanun’un 34. maddesinde sözü edilen özel faiz türü yani mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmalıdır.

Boşta Geçen Süre Ücreti Yargıtay Kararları

Boşta Geçen Süre Ücretinin Hesaplanması

“…Somut olayda davacının boşta geçen süreye ilişkin ücret alacağı 28.04.2008 tarihli hesap bilirkişisi raporunda işveren tarafından bildirilen davacının işyerinden ayrılma tarihi olan 28.02.2006 tarihindeki ücret üzerinden hesaplama yapılmış, yapılan hesaplamaya tarafların itirazı üzerine mahkemece hesap bilirkişisinden alınan ek raporda ise feshin kesinleştiği 07.06.2007 tarihindeki brüt 658,40 TL ücret üzerinden belirlenen 792,40 TL ücret seviyesinden yapılan hesaplamaya itibarla boşta geçen süreye ilişkin ücret alacağı hüküm altına alınmıştır. Geçersiz sayılan fesih tarihinden sonra boşta geçen en çok dört aylık sürede işçinin çalışması devam ediyormuş gibi ücret ve diğer haklar belirlenmelidir. Davacının feshin kesinleştiği tarihte alabileceği ücret üzerinde yapılan hesaplamaya itibarla boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması hatalı olmuştur.” YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2011/14645, Karar Numarası: 2012/7567, Karar Tarihi: 17.04.2012

Boşta Geçen Süre Ücretinde Faiz Hakkı

Boşta Geçen Süre Ücretinin Hesaplaması

“…Boşta geçen süreye ait en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklar için ise, feshi izleyen dönem ücretlerine göre hesaplama yapılmalıdır. Geçersiz sayılan fesih tarihinden sonra boşta geçen en çok dört aylık sürede işçinin çalışması devam ediyormuş gibi ücret ve diğer haklar belirlenmelidir. Boşta geçen en çok 4 aya kadar süre içinde ücret zammı ya da yeni bir toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girdiğinde, her iki dönem için ayrı ayrı hesaplamaya gidilmelidir. Kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer alacaklar, işçinin işe iade için başvurduğu anda muaccel olur. İşe iade başvurusunda boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların ödenmesi talep edilmiş ise, başvuru ile birlikte işveren de temerrüde düşürülmüş sayılmalıdır. Sözü edilen ücret ve diğer hakların ödenmemesi durumunda başvuru tarihinden itibaren faiz hakkı doğar. Boşta geçen sürenin en çok 4 aylık kısmı içinde gerçekleşen diğer haklar kavramına, ikramiye, gıda yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı ve servis hizmeti gibi para ile ölçülebilen haklar dahil edilmelidir. Söz konusu hesaplamaların işçinin belirtilen dönemde işyerinde çalışıyormuş gibi yapılması ve para ile ölçülebilen tüm değerlerin dikkate alınması gerekir. Bununla birlikte işçinin ancak fiili çalışması ile ortaya çıkabilecek olan fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı ücret ile satışa bağlı prim gibi ödemelerinin, en çok 4 ay kadar boşta geçen süre içinde ödenmesi gereken diğer haklar kavramında değerlendirilmesi mümkün olmaz.” YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2016/25330, Karar Numarası: 2019/23459, Karar Tarihi: 17.12.2019

İşçinin Yargılama Sırasında İşe Başlatılması Halinde Boşta Geçen Süre Ücreti

“…Somut olayda, boşta geçen süre ücretine ilişkin bu şartların yargılama sırasında, davacının işe başlatılmasıyla, önceden gerçekleştiği kabul edilmelidir. Bu durumda davacı işçi, açıkça feragat etmemiş ya da talebini geri almamış ise boşta geçen en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının hüküm altına alınması gerekir. Dosya içeriğine göre davacı işe başlatıldıktan sonra söz konusu ücret ve diğer haklarından açıkça feragat etmemiştir. Bu nedenle, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarının hüküm altına alınması gerekirken reddi hatalıdır.” YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2008/3686, Karar Numarası: 2008/23513, Karar Tarihi: 15.09.2008

İşe iade davasında arabuluculuk ile ilgili makalemize buradan, işe iade dava dilekçesi örneği için buradan bilgi alabilirsiniz.

Adana iş avukatı olarak diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

davaya katılma dilekçesi, davaya katılma dilekçesi örneği, hukuk davaya katılma dilekçesi hmk adana avukat, adana boşanma avukatı, avukat selce maraş büken

Davaya Katılma Dilekçesi (HMK)

Bu makalemizde davaya katılma dilekçesi örneği ne yer vereceğiz. HMK‘nda davaya katılma 65 ve 66 maddelerinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre; Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Buna asli müdahale denir. Asli müdahale haline dava ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 66. maddesinde ise feri müdahale düzenlenmiştir. Buna göre, dava dışı üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.

Davaya Katılma Dilekçesi (HMK)

…………………………….. MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO : …../…… Esas 

KATILMA TALEBİNDE BULUNAN: …………………………

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVACI : …………………………

VEKİLİ : …………………………

DAVALI : …………………………

VEKİLİ : …………………………

KONU : Davacının yanında davaya katılma talebimiz hakkındadır.

AÇIKLAMALARIMIZ

Sayın Mahkemenizde görülmekte olan ……… davasında aşağıda arz edeceğimiz nedenler dahilinde davacı ……..’nın yanında davaya katılma talebimizi iletme zorunluluğumuz doğmuştur. Nitekim açılan dava niteliği itibariyle müvekkilimizi de yakından ilgilendiren bir dava olup, davalı ortaya koyduğu haksız fiil ile mal sahibi olan müvekkilin haklarını da ihlal etmektedir. Şöyle ki;

Görülmekte olan davada davalı ………. davacının alt kiracısı olup, müvekkil ise davalı ……’ne kiralanan taşınmazın sahibidir. Davalının kiralanan taşınmaza verdiği zarar ziyan nedeniyle müvekkil de zarara uğradığı izahtan varestedir. Bu nedenle açılan davada Katılan Davacı olarak yer almak istemekteyiz.

HUKUKİ DELİLLER: Kira sözleşmesi, tanık beyanları, keşif, bilirkişi incelemesi ve yagılamanın işine yarayacak her türlü delil.

HUKUKİ SEBEPLER     : HMK 65, 66, 67, 68, 69 ve ilgili sair mevzuat.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde Sayın Mahkemenizin …./…… Esas sayılı davasında davacı yanında davaya katılmamıza, karar verilmesini saygı ile talep ederiz.

Müdahale Talebinde Bulunan
…………… Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

tavzih dilekçesi örneği, tavzih dilekçesi vekalet ücreti hükümde maddi hata, tavzih dilekçesi ile vekalet ücreti, adana avukat, örnek dilekçe, tavzih talebi

Tavzih Dilekçesi Örneği

Tavzih dilekçesi örneği konusuna geçmeden önce tavzih kelime anlamı olarak açıklama aydınlatma anlamına gelmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 305. maddesinde kelime anlamına uygun bir düzenleme yapılmıştır. Maddeye göre; hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini tavzih dilekçesi ile isteyebilir. Ancak tavzih ile hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.

Makalemizin devamında  tavzih dilekçesi örneği yer almaktadır. Ancak şu açıklamaları yapmakta fayda görüyoruz. Düzenlemeye göre tavzih dilekçesi yalnızca hükmün açık olmadığı, icrasında tereddüte düşüldüğü veya birbirine yakın fıkralar içermesi halinde söz konusu olabilir. Tavzih dilekçesi, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında verilebilir. Fakat; hüküm ile gerekçesi arasında çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir. Tavzih dilekçesi ile talep edilse dahi “Hakim, tavzih yolu ile hükümde unuttuğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez. Bunun gibi, hüküm verirken unutulan vekalet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip bunu hükmüne dahil edemez. (Yargıtay 3. HD 2019/1435 E, 2019/1944 K)  Yine tavzih dilekçesi vekalet ücreti konusunda şunu belirtmekte yarar görüyoruz; vekalet ücretinin yanlış veya eksik belirlenmesi halinde de tavzih ile vekalet ücreti konusunda değişiklik yapılamaz,

Tavzih Dilekçesi Örneği

…………………………….. MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO : …../…… Esas …../……. Karar

DAVACI : …………………………

VEKİLİ : …………………………

DAVALI : …………………………

VEKİLİ : …………………………

KONU : Tazvih dilekçesi nin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

Sayın Mahkemenizde görülmekte olan davada davamızın kabulüne karar verilmiştir. Gerekçeli karar tarafımıza …/…./….. tarihinde davalıya ise …/…./…… tarihinde tebliğ edilmiş, tarafların kanun yoluna başvurmaması üzerine karar kesinleşmiştir. Ancak Sayın Mahkemenizce düzenlenen gerekçeli karar ayrıntılı olarak incelendiğinde, davanın açılış tarihinin ve karar tarihinin yanlış yazıldığı ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında yazım hataları bulunduğu görülmüştür. Özellikle “…………………………” hususunda yapılan yazım hatası hükmün icrasında tereddüt yaratmaktadır. Bu durum infazı etkileyecek nitelikte olduğundan belirtilen kısımların açıklanması için iş bu tavzih dilekçesi ni sunmak zorunluluğumuz doğmuştur.

SONUÇ ve İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde Sayın Mahkemenizin …./…… Esas, …./…… Karar sayılı ilamında yer alan maddi hataların düzeltilmesini ve hükmün icrasında tereddüt yaratan hususların açıklanmasını saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

ceza hukukunda gizli soruşturmacı, gizli soruşturmacı cmk, gizli soruşturmacı nedir, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, adana ceza avukatı, tanık olarak dinlenmesi

Gizli Soruşturmacı Nedir?

Bu makalemizde ceza hukukunda gizli soruşturmacı konusunu ele alacağız. Gizli soruşturmacı CMK‘na göre sadece belli durumlarda başvurulabilen bir delil elde etme yöntemidir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 139. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir...” hükmüne amirdir. Dolayısıyla gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ile  kamu görevlisinin kimliğinin saklanması ve suç örgütünün izlenmesi bu doğrultuda delil toplanması amaçlanır.

Ceza Hukukunda Gizli Soruşturmacı

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre gizli soruşturmacı şartları ancak Kanun’un 139. maddesinin 7. fıkrasında yer alan suç tipleri için ve yalnızca soruşturma aşamasında görevlendirilebilir. Dolayısıyla TCK’nın 220. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan “örgüt kurma” ve “örgütü yönetme” suçlarında görevlendirilebilir. Yine örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması şartıyla 139. maddede sınırlı olarak sayılan diğer suçlar için gizli soruşturmacı görevlendirilebilir. Ayrıca 139. maddenin 1. fıkrasında da işaret edildiği gibi gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi de şarttır. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi sulh ceza hakimi kararı ile olur.

Gizli soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür. Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz.

Gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kişi adlî kolluk görevlisi değil ise; delil toplama yetkisi bulunmadığından, elde ettiği deliller ve bu bağlamda düzenlediği rapor veya tutanak “hukuka aykırı” delil niteliğinde olup hükme esas alınamaz. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2014/1 Esas, 2014/5430 K, 11.07.2014 T)

Gizli Soruşturmacının Tanık Olarak Dinlenmesi

Soruşturmacı, kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu olması halinde, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9. maddesi hükmü kıyasen uygulanır.

Gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi ile ilgili olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2014/1 Esas, 2014/5430 K sayılı kararında şu şekilde içtihatta bulunmuştur. “Sanık, gizli soruşturmacı tarafından düzenlenen rapor veya tutanağa itiraz etmiş olup da, bu rapor veya tutanak dışında sanık aleyhinde mahkûmiyetini gerektirecek delil yoksa. gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi ve düzenlediği rapor veya tutanağa uygun beyanda bulunması durumunda sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi muhtemel ise, gizli soruşturmacı tanık olarak dinlenmelidir. Gizli soruşturmacı CMK’nın 58. maddesi uyarınca ve kimliği mutlaka gizli tutularak dinlenmelidir. Dinleme sırasında sanık ve müdafiine soru sorma olanağı tanınmalıdır. Duruşmada dinlenmeyen gizli soruşturmacının düzenlediği rapor veya tutanak hükme esas alınamaz. Sanık, gizli soruşturmacı tarafından düzenlenen rapor veya tutanağın doğru olduğunu söylemiş ise ya da bu rapor veya tutanak dışındaki deliller sübut için yeterli ise; gizli soruşturmacının dinlenmesine gerek yoktur. Gizli soruşturmacının, düzenlediği rapor veya tutanağa uygun olarak beyanda bulunması halinde bile, sübutun varlığı kabul edilmeyecek ise; sonuca etkisi olmayacağı için gizli soruşturmacının dinlenmesine gerek yoktur.”


Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

hakimin reddi dilekçesi örneği, hakimin reddi istemi dilekçesi, hakimin reddi talebi dilekçesi, hakimin reddi dilekçesi, adana avukat, hakimin reddi nedir

Hakimin Reddi Dilekçesi Örneği

Hakimin reddi, hakimin davaya bakmakta tarafsızlığının şüpheye düştüğü hallerde ortaya çıkan, yargılamanın tarafsız ve doğru biçime ilerlemesini amaçlayan hukuki kurumdur. Hakimin reddi talebi mutlaka dilekçeyle yapılır. Hakimin reddi dilekçesi ret talebinin dayandığı sebepleri ve bu husustaki delilleri içermelidir. Kanun’a göre hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin varlığı hakimin reddi sebeplerinden en önemlisi ve ilkidir. Hakimin davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması, davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması, uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması, davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması, dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması. aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir.

Bu makalemizde hakimin reddi dilekçesi örneği yer almaktadır. Hakimin reddi nedir, hakimin reddi sebepleri nelerdir, hakimin reddi usulü nasıldır, hakimin reddi talebi nasıl incelenir gibi soruların cevapları için ayrıntılı makalemizi buradan inceleyebilirsiniz.

Hakimin Reddi Dilekçesi Örneği

…………………………….. MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO : …../…… Esas 

DAVACI : …………………………

VEKİLİ : …………………………

DAVALI : …………………………

VEKİLİ : …………………………

KONU : Hakimin reddi talepli dilekçemizin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

Yukarıda esas numarası belirtilen dosyada görevli hakimin görülmekte olan davada daha önce …/…/….. tarihinde arabulucu olarak görev yaptığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 36. Maddesine göre; “…Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir: …c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması” hali hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği durumlar arasında sayılmıştır. Dolayısıyla hakimin somut olayda ………………..

Bu doğrultuda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 38. maddesi uyarınca, işbu dilekçeyi sunmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenler ile, dosyamızda görevli Hakim ……..’ın reddini talep ettiğimizi bildirir, talebimizin kabulüne ve davamız için bir başka hakim görevlendirilmesine karar verilmesini saygı ile talep ederiz.

Davacı/Davalı

hakimin redd hmk, hakimin reddi nedir hakimin reddi talebi dilekçesi, hakimin reddi kararı sonuçları, disiplin para cezası, adana avukat, yargıtay kararları

Hakimin Reddi Nedir?

Bu makalemizde hakimin reddi nedir sorusuna cevap bulmaya çalışacak, HMK çerçevesinde hakimin reddi sebepleri nelerdir, hakimin reddi usulü nasıldır, hakimin reddi talebi nasıl incelenir gibi soruları da irdeleyeceğiz.

Hakimin Reddi Nedir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 36. maddesi; “Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir” hükmüne amirdir. Esasında kanunun maddesi hakimin reddi nedir sorusunu basitçe cevaplamaktadır. Hakimin reddi, hakimin davaya bakmakta tarafsızlığının şüpheye düştüğü hallerde ortaya çıkan, yargılamanın tarafsız ve doğru biçime ilerlemesini amaçlayan hukuki kurumdur. Kanunun aradığı sebeplerin varlığı halinde taraflardan biri hakimin reddini talep edebileceği gibi dosyanın hakimi de davaya bakmaktan çekinebilir. Hâkim, reddini gerektiren sebeplerden biri varken bizzat çekilmezse,
iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir

Hakimin Reddi Sebepleri Nelerdir?

Kanun’a göre hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin varlığı hakimin reddi sebeplerinden en önemlisi ve ilkidir. Ancak özellikle hakimin davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü
açıklamış olması, davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla
hareket etmiş olması, uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması, davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması, dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması. aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir.

Hakimin Reddi Usulü

Hakimin reddi sebebini bilen taraf, ret talebini en geç ilk duruşmada ileri sürmelidir. Eğer ret sebebi dava açıldıktan sonra öğrenilmiş ise en geç öğrenmeden sonraki ilk duruşmada bildirilmelidir. Aksi halde  ret talebi dinlenmez. Hakimin reddi talebi dilekçeyle yapılır. Hakimin reddi dilekçesi ret talebinin dayandığı sebepleri ve bu husustaki delilleri içermelidir. Hakimin reddi dilekçesi, reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilir.

Hakimin reddi talebi, reddi istenen hakim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece incelenir. Hakimin reddi talebi; ret talebi süresinde yapılmamışsa, ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemişse veya  ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa geri çevrilir. Bu durumlarda ret talebi, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin müzakereye katılmasıyla; tek hakimli mahkemelerde ise reddedilen hakimin kendisi tarafından geri çevrilir. Ret talebinin geri çevrilmesi kararına karşı kanun yoluna ancak esas hükümle birlikte başvurulabilir.

Gecikmesinde sakınca bulunan iş ve davalar hariç olmak üzere reddi istenen hakim, hakimin reddi talebi hakkında karar verilinceye kadar o davaya bakamaz. Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi halinde, reddi istenen hakim davaya bakmaya devam eder. Eğer ki ret talebinin, kötüniyetle yapıldığının anlaşılır ve esas yönünden kabul edilmezse halinde, talepte bulunanların her biri hakkında disiplin para cezasına hükmolunur.

Hakimin Reddi Yargıtay Kararları

REDDİ HAKİM TALEBİ

“…Somut olayda; duruşma hakiminin reddi talebi, H.M.K.’nun 41. maddesine göre yargılamayı yapan mahkeme hakimi tarafından, bizzat değerlendirilmiş ve istem geri çevrilmiş, yargılamaya devam olunmuş, keşif ara kararı ile dosyanın yeniden bilirkişiye tevdiine ilişkin ara kararlar kurulmuş, ancak, reddi hakim istemi incelenmek üzere dosya yine de merciye gönderilmiştir. Reddedilen hakim tarafından H.M.K.’nun 41. maddesi uyarınca verilen geri çevirme kararları aleyhine, ancak, uyuşmazlığın esası hakkında verilen hükümle birlikte temyiz yoluna başvurulabileceği H.M.K.’nun 41/son fıkrasının amir hükümlerinden olup, geri çevirme kararından sonra aynı ret talebi hakkında merci tarafından H.M.K.’nun 42. maddesi uyarınca yeniden inceleme yapılamaz. Bu nedenle, merci tarafından verilen karar, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” YARGITAY 20.HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/1408, Karar Numarası: 2014/2773, Karar Tarihi: 04.03.2014

HAKİMİN REDDİ İSTEMİ

“Davalı vekili, 13.12.2012 tarihli dilekçesi ile , davaya bakan hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren sebeplerin varlığını ileri sürerek, reddi hakim talebinde bulunmuştur. Mahkemece bu ret talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamıştır.” YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2013/25141, Karar Numarası: 2014/6788, Karar Tarihi: 25.03.2014

HAKİMİN REDDİ, REDDİ HAKİM SEBEPLERİ, HAKİMİN REDDİ TALEBİNİN DİLEKÇE İLE YAPILMASI

“H.Y.U.Y.’nın 28. maddesinde hakimin çekinme sebepleri açıklanmış, 29. maddesinde ise, reddi hakim sebepleri tek tek sayılmıştır. Aynı yasanın 34/2 maddesinde; “hakimin reddi dilekçe ile olur. Bu dilekçede red isteğinin dayandığı durum ve olaylarla delillerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir” açık hükmü yer almaktadır. Somut olayda; M reddi hakim talebinin duruşmada yapıldığı ve dilekçe ile yapılmadığı, red sebebinin dava sırasındaki bir olay olmayıp, davadan önceki sebeplere ilişkin olduğu, kesinleşen infaza konu kararın infazı hakkında görüş beyan etmenin reddi hakim sebebi sayılamayacağı, kaldı ki, çekinme sebeplerinin bulunmadığı anlaşılmakla, reddi hakim talebinin yerinde olduğunu kabul eden merci kararı usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ ,Esas Numarası: 2005/12282, Karar Numarası: 2005/13260, Karar Tarihi: 01.11.2005

HAKİMİN TARAFSIZLIĞINDAN ŞÜPHE DUYULDUĞU GEREKÇESİYLE REDDİ HAKİM TALEBİ, RET SEBEBİNİN VEKİLDEN KAYNAKLANMASI DAVALI ASİL YÖNÜNDEN RET NEDENİ BULUNMADIĞINDAN TALEBİNİN ESASININ İNCELENEMEYECEĞİ, DAVALI ALEYHİNE DİSİPLİN PARA CEZASINA HÜKMEDİLMESİNİN DOĞRU GÖRÜLMEDİĞİ

“Merci tarafından, davalı aleyhine HMK 42/4. maddesi uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmiş ise de, ret sebebinin vekilden kaynaklanması, davalı asil yönünden ret nedeni bulunmadığından, talebinin esasının incelenemeyeceğine göre davalı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesi doğru görülmediğinden, merci kararının disiplin para cezasına ilişkin olarak bozulması gerekmiştir.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/7848, Karar Numarası: 2014/10329, Karar Tarihi: 09.12.2014

HAKİMİN REDDİ SEBEPLERİ

“Dava açıldıktan sonra ve yargılama devam ederken duruşma hakiminin şikayet edilmesi veya hakkında dava açılmış olması red nedeni değildir. H.Y.U.Y.’nın 29. maddesindeki şartların oluştuğu anlamında yorumlanamaz. Ayrıca, şikayet edilmesi ve şikayetin delillendirilmesinin bu aşamada şikayetin ciddi görüleceği, kovuşturma yapılacağı veya ceza alacağı anlamını taşımamaktadır. Bu nedenle, davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2011/8666, Karar Numarası: 2011/8577, Karar Tarihi: 04.07.2011

HAKİMİN REDDİ KARARI VE SONUÇLARI, HAKİMİN DAVAYA BAKMAKTAN YASAKLI OLDUĞU DURUMLAR, HAKİMİN REDDİ SEBEPLERİ

“Hakimin tedbir konusunda karar verip vermemesi işin esası ile ilgili olup, hakimin reddi nedeni sayılamaz. Bu nedenle, hakimin reddine ait talebin reddine, HUMY.nın 29. ve 36. maddeleri gözönünde bulundurulmasına karar verilmesi gerekir.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2004/3136, Karar Numarası: 2004/2910, Karar Tarihi: 30.03.2004

HAKİMİN TARAFSIZLIĞINDAN ŞÜPHEYİ GEREKTİREN ÖNEMLİ BİR SEBEBİN BULUNDUĞU İDDİASIYLA REDDİ HAKİM İSTEMİ

“Somut olayda, davacı vekili 24.09.2013 tarihli duruşma tutanağındaki imzasız beyanı ile reddi hakim talebinde bulunmuş olup, talebi inceleyen merci tarafından H.M.K.’nun 36. maddesindeki şartların gerçekleşmediğinden hakimin reddi talebinin reddi ile davalının disiplin para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, merci tarafından incelenmesi gereken ve H.M.K.’nun 38/2. maddesi uyarınca dilekçe ile yapılmış bir reddi hakim talebi bulunmadığından, merci tarafından yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.” YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2014/617, Karar Numarası: 2014/2779, Karar Tarihi: 04.03.2014

HAKİMİN REDDİ, MÜVEKKİLLE GÖRÜŞME İÇİN SÜRE İSTEME

“…Duruşma hakiminin bir kısım mirasçıları vekilinin bu beyanından sonra hiçbir ara kararı almadan yargılamayı bitirdiği belirlenmiştir. Sözü edilen Avukatın ara kararından sonra hakimin reddi konusunda müvekkilleriyle görüşeceğini hakimin bu davayı görmesine engel olmak yönündeki bir irade beyanı olduğu açıktır. Bu bakımdan hakimin reddi konusuyla ilgili olarak müvekkilleriyle görüşmesi için gerekli sürenin verilmesi ve yöntemine uygun bir biçimde hakimin reddi isteğinde bulundukları taktirde HUMK.nun 28, 29 ve devamı maddeleri gereğince işlem yapılması gerekirken, hiçbir ara kararı alınmaması usul ve kanuna aykırıdır. Kaldı ki, Avukatın tutanağa geçen beyan ve sözleri hakimin reddi için yeterli olup, bundan vazgeçilse dahi HUMK.nun az önce açıklanan ilgili maddeleri gereğince işlem yapılması için yeterli bulunmaktadır.” YARGITAY 8 HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2005/4711, Karar Numarası: 2005/6042, Karar Tarihi: 22.09.2005

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

alacak davasında mail yazışmalarının delil niteliği, e-mail delil olur mu, hmk 199, maillerin belge niteliği, adana avukat, e-mailin delil niteliği

Alacak Davasında Mail Yazışmalarının Delil Niteliği

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi alacak davasında mail yazışmalarının delil niteliği nin “belge” olarak değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Makalemizin devamında tam metnine yer verdiğimiz kararda görülen alacak davasında mail yazışmalarının delil niteliği nin HMK’nun 199. maddesine göre; belge olarak kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.  Alacak borç ilişkilerinde mail yazışmalarının belge niteliği taşıdığı yönündeki kararda özetle;

Alacak Davasında Mail Yazışmalarının Delil Niteliği

Davacı, davalı avukat tarafından vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca gidilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı tespiti ile vekalet ücreti hesaplanmıştır. Oysa davalı avukat tarafından davacıya gönderilen mail yazışmasında; açılacak dava ile ilgili döküm yapılarak, masraf, bilirkişiden alınan bilgilendirme ücreti ve bakiye miktar vekalet ücretinin kaldığı belirtilerek bu ücretin ödenmesi istenmiş, parantez içerisinde kalan bakiye açıklanırken rakamdan itiraz dilekçesi yazılmasının sonrasında belirli bir miktarın ödendiği açıklaması bulunmakta olup, mahkemece belirtilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belgedir. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiş olup, mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2017/1014
Karar Numarası: 2020/4488
Karar Tarihi: 10.06.2020

VEKALET ÜCRETİ ALACAĞININ TAHSİLİ AMACIYLA BAŞLATILAN İCRA TAKİBİ NEDENİYLE BORÇLU OLUNMADIĞININ TESPİTİ İSTEMİNDE MAİL YAZIŞMALARININ NİTELİĞİ
ALACAK BORÇ İLİŞKİLERİNDE MAİL YAZIŞMALARININ BELGE NİTELİĞİ TAŞIDIĞI

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen dosyada asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı asıl davada, davalının hakkında başlattığı … 12. İcra Müdürlüğünün 2009/16466 Esas sayılı takip dosyasıyla, … 15. İş Mahkemesi’nin 2009/867 Esas sayılı dosyasındaki vekaletten azil nedeniyle avukatlık ücreti talep ettiğini, ancak davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının 05/05/2009 tarihli vekaletnameyle vekil tayin edildiğini, 08/10/2009 tarihli azilnameyle görülen luzüm sebebiyle azledildiğini, SGK tarafından davacı hakkında tahakkuk ettirilen prim borcunun iptali ile davacının SGK’ya borçlu olmadığının tespiti amacıyla davalının … 15.İş Mahkemesinin 2009/867 Esas sayılı davasını açtığını, ancak davalının söz konusu davanın ilk duruşmasına dahi girmeden azledildiğini, talep edilen avukatlık ücretinin fahiş olduğunu, davalının talimatı üzerine belirlediği kişilere avukatlık ücreti olarak bir kısım ödemenin yapıldığını, bu hususun taraflar arasındaki yazışmalarla sabit olduğunu, dolayısıyla yapılan ödemeler nedeniyle de bir borcu bulunmadığını, … 12. İcra Müdürlüğünün 2009/16466 Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiş, birleşen davada ise; davalının başlattığı … 1. İcra Müdürlüğünün 2010/218 Esas sayılı takip dosyasıyla … 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/112 Esas sayılı dosyasındaki vekaletten azil nedeniyle avukatlık ücreti talep ettiğini, adı geçen dosyaya şirket adına ihbar olunan sıfatıyla müdahil olması sebebiyle davalı tarafın vekaletname sunduğunu, ancak herhangi bir yazılı beyanda bulunmadığı gibi bu dosyanın herhangi bir duruşmasında da yer almadığını ileri sürerek; takip dosyasına konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

Davalı; davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/218 E takip sayılı dosyadan dolayı 37.071,00 TL’den sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Birleşen davaya yönelik tarafların temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Asıl davaya yönelik davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı, davalı avukat tarafından vekalet ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca gidilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığı tespiti ile vekalet ücreti hesaplanmıştır. Oysa davalı avukat tarafından davacıya gönderilen 2.9.2009 tarihli mail yazışmasında; SHK’ya açılacak dava ile ilgili döküm yapılarak, masraf olarak 5.800,00 TL, 2.000,00 TL bilirkişiden alınan bilgilendirme ücreti ve bakiye 8.000,00 TL vekalet ücretinin kaldığı belirtilerek bu ücretin ödenmesi istenmiş, parantez içerisinde kalan bakiye açıklanırken 10.000,00 TL olan rakamdan itiraz dilekçesi yazılmasının sonrasında 2.000,00 TL ödendiği açıklaması bulunmakta olup, mahkemece belirtilen mail yazışmasının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. HMK’nun 199. maddesinde ”Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail yazışmaları da belge olarak kabul edilmiştir. O halde, mahkemece mail yazışmaları ve davacı tarafından yapılan ödemeler değerlendirilerek davacının borçlu olup olmadığına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle tarafların birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.898,32 TL. kalan harcın temyiz eden davalıdan, 25,20 TL. kalan harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, adana avukat olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi dilekçesi, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi, adana avukat, görevsizlik gönderme talebi

Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi Dilekçesi

Bu makalemizde yer alan dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi dilekçesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. maddesi ile ilişkilidir. Düzenlemeye göre; Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde, taraflardan birinin, kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi dilekçesi ile başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.  Davanın açılmamış sayılması kararı ile birlikte dava açılması ile ortaya çıkan tüm sonuçlar ortadan kalkar. Dava sanki hiç açılmamış gibi olur. Dolayısıyla kanunda belirtilen süresi içinde  dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi dilekçesi nin Mahkemesi’ne sunulması önem arz etmektedir.

Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi Dilekçesi

ADANA ….. İŞ MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO : …../…… Esas …../…… Karar

DAVACI : …………………………

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : …………………………

VEKİLİ : ………………………..

KONU : Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi dilekçesi nin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

  1. Sayın Mahkemenizin yukarıda esas numarası belirtilen dosyasının …/…/….. Tarihli duruşmasında görevsizlik kararı verilmiş, uyuşmazlığı çözmekte Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğuna hükmedilmiştir. Sayın Mahkemenizce verilen karar taraflara tebliğ edilmiş ve görevsizlik kararı …/…/….. Tarihinde kesinleşmiştir.
  2. Bu doğrultuda HMK’nun 20. Maddesi uyarınca, süresi içinde dosyanın görevli ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE gönderilmesini istemek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

SONUÇ ve İSTEM : Açıklanan nedenler ile mahkemenizin …../…… Esas …../…… Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dava dosyasının görevli olan ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE gönderilmesini talep ederiz.

Davacı Vekili
AV. Selce MARAŞ BÜKEN