Etiket: adana tazminat avukatı

Paket Tur Para İadesi Dilekçe Örneği, paket tur sözleşmesinin iptali nedeniyle para iadesi dilekçe örneği tüketici hakem heyetine başvuru dilekçesi örneği

Covid-19 Paket Tur Para İadesi Dilekçe Örneği

Bu makalemizde paket tur sözleşmesinin iptali nedeniyle para iadesi dilekçe örneği ne yer vereceğiz. Covid-19 paket tur para iadesi dilekçe örneği makalemiz devamında yer almaktadır. Örnek dilekçede paket tur para iadesi dilekçe örneği tüketici hakem heyeti için kaleme alınmıştır. Ancak verilen dilekçe örnek mukabilinde olup, somut olayın şartlarına göre uyarlanması gerekir. Başvurulacak merciin ilçe tüketici hakem heyeti mi, il tüketici hakem heyeti mi yoksa tüketici mahkemesi mi olduğu da 6502 sayılı Tebliğe göre değerlendirilmelidir.

Covid-19 Paket Tur Para İadesi Dilekçe Örneği

……………. TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ’NE

BAŞVURUDA BULUNAN            : ………………………………………

ADRES                                  : ……………………………………….

KARŞI YAN                          : ………………………………………

ADRES                                  : ………………………………………

UYUŞMAZLIK DEĞERİ   : ………….-TL

AÇIKLAMALARIM

  1. Karşı taraf …………. ile paket tur kapsamında……………… içerikli …/…./…….. tarih ve ………. numaralı sözleşme imzaladık. (Ek-1: Paket Tur Sözleşmesi) Sözleşme bedeli olan ………..-TL’yi aynı gün karşı tarafa ödedim. (Ek-2: Ödeme belgeleri)
  2. Ancak sonraki süreçte tüm dünyayı etkisi altına alan COVİD-19 PANDEMİSİ nedeniyle yaşımın ileri olması, kendimin ve ailemin sağlığını tehlikeye atmamak için; tur paketini iptal isteğimi Mart ayı içerisinde sözlü olarak dijital ortamda tur şirketine ilettim. Yine bu kapsamda ……… Noterliği’nin …/…/…… tarih ve ………..yevmiye numaralı ihtarnamesi ile karşı tarafa paket tur sözleşmesinden Covid-19 salgını sebebiyle döndüğümü tekrar bildirdim ve ödediğim bedelin yasal faizi ile birlikte iade edilmesini talep ettim. (Ek-3: ……… Noterliği’nin …/…/…… tarih ve ………..yevmiye numaralı ihtarnamesi)
  3. İhtarname karşı tarafa …/…./……. tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen bugüne dek ne bir dönüş sağlanmış ne de ödediğim para tarafıma iade edilmiştir. (Ek-4: Tebliğ tebellüğ belgesi)
  4. 6502 s. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 51/6 maddesi uyarınca tüketicinin kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle paket tur sözleşmesinin esaslı unsurlarından birisinin değişmesi halinde sözleşmeden dönmesi mümkündür. Bu durumda tüketiciye ödemiş olduğu tüm bedelin herhangi bir kesinti yapmaksızın derhal iadesi de Kanun gereğidir.
  5. Yine Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin değişik Covid-19 salgını nedeni ile sözleşmenin feshini düzenleyen geçici 1. Maddesi ile “Yönetmeliğin 16. maddesi kapsamında yapılan bedel iadelerinin, fesih bildiriminin paket tur düzenleyicisi veya aracısına ulaşmasından itibaren on dört gün içerisinde yapılması esastır. Ancak, COVİD-19 salgını nedeniyle, 5/2/2020 tarihinden itibaren ifası öngörülen ve hava yolu ile ulaştırma içeren paket tur sözleşmelerine ilişkin bedel iadelerinde, paket tur düzenleyicisi veya aracısı tarafından hava taşıma işletmelerine ödenip belgelendirilen uçuş bedeli, uçuş yasağı kalktıktan sonraki altmışıncı günü izleyen on dört gün içerisinde katılımcıya iade edilir. Katılımcının bilgilendirilmesi ve açık onayının alınması koşuluyla, ödenmesi zorunlu vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülüklerden doğan masraflar hariç olmak üzere katılımcının ödemiş olduğu bedel, uçuş yasağı kalktıktan sonraki altmışıncı günü izleyen on dört gün içerisinde iade edilir. Katılımcının birinci veya ikinci fıkrayı tercih ettiğine ilişkin yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile bilgilendirilmesi ve onayının alınmasında ispat yükü paket tur düzenleyicisi veya aracısına aittir.” hükümleri uyarınca karşı yanın paket tur sözleşmesi bedeli olarak ödediğim …….. TL’yi tarafıma iade etme yükümlülüğü vardır.
  6. Ancak karşı yan söz konusu yükümlülüğüne uygun davranmayarak tarafımı mağdur etmekte olup, halen tarafıma yapılan bir iade yoktur. Bu nedenle 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68. Ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin 6. Maddelerinde Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğin “Parasal Sınırlar” başlıklı 3. Maddesi gereğince “Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerinde 10.390 (onbinüçyüzdoksan) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri … görevlidir” Sayın Heyetinize başvurmak zorunluluğum hasıl olmuştur.

SONUÇ ve İSTEM                          : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler dahilinde, karşı yana …./…./……. tarihli Paket Tur Sözleşmesi bedeli olarak ödediğim ……….. TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan …/…./2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tarafıma ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmilini talep eder, fazlaya ilişkin diğer hak ve alacaklarımı saklı tuttuğumu bildiririm. …/…./…….

Başvurucu …………………….

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , adana tüketici hakları avukatı olarak, ayıplı mal ve hizmetten doğan uyuşmazlıklarda. ayıplı mal ve hizmet dolayısıyla ortaya çıkan zararın tazmininde. tüketici kredisi sözleşmesi dosya masrafı vb ad altında alınan ücretlerin iadesinde. tip sözleşmelerdeki haksız şartlara ilişkin uyuşmazlıklarda. taksitle satış sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri, konut finansmanı sözleşmeleri, mesafeli satış sözleşmeleri, devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri, paket tur sözleşmeleri ve abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar hususunda hizmet sunmaktadır.

Belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreliye dönüşmesi halleri nelerdir, belirli süreli iş sözleşmesi belirsiz hale gelir mi, yargıtay adana iş avukatı

Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Belirsiz Süreliye Dönüşmesi

Bu makalemizde belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreliye dönüşmesi konusunu yargıtay kararları ve mevzuat doğrultusunda irdeleyeceğiz. Belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesi haline gelmesi mümkündür. Ancak bu konuya girmeden önce belirli süreli iş sözleşmesi ile belirsiz süreli iş sözleşmesi nin tanımlarını ve aralarındaki farkları irdelemek gerekir.

Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Belirsiz Süreliye Dönüşmesi Mümkün Müdür?

Kanunumuza göre belirli süreli iş sözleşmesi istisna bir haldir. Asıl olan işçi ve işveren arasındaki sözleşmenin belirsiz süre ile yapılmasıdır. Bu nedenle bir iş sözleşmesinin belirli süre ile yapıldığını iddia eden bu iddiasını ispat etmekle mükelleftir. Belirli süreli iş sözleşmesinden bahsedilebilmesi için, sözleşmenin süreye bağlanmış olması ve belirli süreli iş sözleşmesinin yapılması için objektif nedenlerin bulunması gerekir. Belirli süreli iş sözleşmelerini ve belirli süreli iş sözleşmesi bulunması halinde kıdem tazminatı talep edilip edilemeyeceğini, işe iade davası açılıp açılamayacağı gibi hususlarını “Belirli Süreli İş Sözleşmesi Nedir?” başlıklı makalemizde ayrıntılı olarak irdelemiştir. Bu doğrultuda söz konusu şartları sağlamayan belirli süreli iş sözleşmesinin belirli süreliye dönüşmesi mümkündür.

Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Belirsiz Süreliye Dönüşmesi Halleri

  1. Bu doğrultuda bir sözleşmenin belirli süre ile sınırlandırılabilmesi için öncelikle objektif nedenin varlığı gerekir. İş Kanunu’nun 11. maddesine göre; Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.” Dolayısıyla işin niteliği gereği belirli bir süre devam etmesi, belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması halleri objektif neden olarak sayılabilir. Dolayısıyla bu objektif nedenlerin yokluğu halinde belirli süreli iş sözleşmesi belirsiz süreli hale gelir.
  2. Yine objektif neden olsa bile, sözleşmenin akdedildiği tarihte, iş ilişkisinin sona ereceği tarih belli değil veya belirlenebilir de değil ise bu durumda belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreliye dönüşmesi söz konusu olur.
  3. Belirli süreli iş sözleşmesinin esaslı bir neden olmadıkça zincirleme şekilde yapılması halinde de belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreliye dönüşmesi söz konusu olur. Zira İş Kanunu’nun 11. Maddesinin 2. Fıkrasında Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste yapılamayacağı, aksi halde iş sözleşmesinin başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edileceği kurala bağlanmıştır.
  4. Bir diğer durum da, başta belirli süreli olarak yapılan iş sözleşmesinin devam ettirilmesi halidir. Bu durumda da belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreliye dönüşmesi hali söz konusudur. Nitekim Borçlar Kanunu’nun 430. Maddesi; “Belirli süreli sözleşme, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir.” hükmüne amirdir.

Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Belirsiz Süreliye Dönüşmesi İle İlgili Yargıtay Kararları

Belirli süreli iş sözleşmesinin belirsiz süreliye dönüşmesi ile ilgili yargıtay kararları şu şekilde özetlenebilir.

BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN BELİRSİZ SÜRELİ HALE GELMESİ, İŞE İADE DAVASINDA DAVA AÇMA SÜRESİ, BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMA KOŞULLARI

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2009/10191, Karar Numarası:2009/33822, Karar Tarihi: 07.12.2009: Taraflar arasında, esaslı neden olmadan akdedilen belirli süreli sözleşme, belirsiz süreli sayılacağından, işveren, sürenin sona ermesiyle sözleşmenin sona erdiğini bildirdiğinde, işçi, sözleşmenin belirsiz süreliye dönüştüğünü, işverenin bildirim şartına uymadan iş sözleşmesini feshettiği gibi geçerli bir sebep gösterilmeden feshedildiğini ileri sürerek bir aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açabilecektir. Bir aylık hak düşürücü sürenin başlangıcı işverenin belirli süreli sözleşmeli gibi kabul ederek sürenin geçmesiyle sözleşmenin sona erdiğini bildirdiği, belirsiz süreli sözleşmeye dönüştüğü için işverence bildirim süresine uyulmadan yapılan bir fesih anlamı kazanan bildirimin yapıldığı tarihtir.

BELİRLİ SÜRELİ BELİRSİZ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN İŞİN NİTELİĞİNE GÖRE BELİRLENECEĞİ, BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ İÇİN OBJEKTİF KOŞULLARIN BULUNMASININ GEREKMESİ

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2008/22539, Karar Numarası: 2010/7180 Karar Tarihi: 18.03.2010:  Somut olayda davacı 20.6.2002 tarihinden itibaren davalı işyerinde hemşire olarak çalışmaya başlamış olup, işe girdiği tarihte belirli süreli bir iş sözleşmesi yapılmamıştır. Çalışmaya devam ettiği sırada 1.12.2003 tarihinde bir yıllık belirli süreli sözleşme düzenlenmiş, bir yıllık çalışma süresi dolmadan davalı işyerinden ayrılmıştır. Dairemizce kabul edilen içtihatlar ve yukarı da belirtilen ilke kararımız doğrultusunda davacının niteliği ve yaptığı iş itibarıyla işyerinde halen çalıştığı sırada belirli süreli hizmet akdinin yapılmasını gerektiren objektif nedenler bulunmamaktadır.

BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN BELİRSİZ SÜRELİ HALE GELMESİ, BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN ZİNCİRLEME OLARAK YAPILMASI

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2008/13492, Karar Numarası: 2010/3172, Karar Tarihi: 09.02.2010:  Mahkemece İzmir Veterinerler Odası tarafından belirlenen ücretin herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığından fark ücret talebini ve iş sözleşmesi yenilenmiş olsa bile bir yıllık belirli süreli sözleşme olma özelliğini taşıdığı, dolayısıyla ihbar tazminatı isteklerinin reddine, davacının iş akdinin ‘‘reorganizasyon neticesinde davacıya ihtiyaç kalmaması’‘ neden gösterilerek feshedildiği, bunun haklı bir fesih sebebi olmadığı gerekçesiyle kıdem tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından iş sözleşmesi tek işverenle ilgili olduğundan belirli süreli iş sözleşmesi yenilenmekle belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmüştür. Bu nedenle ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekir iken reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

İşçilik alacakları hesaplamalarının alanında uzman avukatlar nezdinde yapılması ve açılması muhtemel davanın bir adana iş avukatı ile takibi önem arz etmektedir. Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

ayıplı aracın misli ile değiştirilmesi, ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişimi, ayıplı araç yargıtay, ayıplı otomobil, bedel iadesi, onarım, adana avukat

Ayıplı Aracın Misli İle Değiştirilmesi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2019/6739 E, 2020/4417 K sayılı 09.06.2020 tarihli kararında; ayıplı aracın misli ile değiştirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Kararda; satın alınan araçta “yağ eksiltme” problemi ortaya çıktığı, yetkili servisçe tamiri için yapılan tüm çalışmalara rağmen dava tarihine dek giderilemediği ve bu haliyle aracın ayıplı olduğu ortaya konmuştur. Bu doğrultuda dava konusu ayıplı aracın misli ile değiştirilmesi ne, bunun mümkün olmaması halinde ise sözleşmenin iptali ile araç için ödenen bedelin iadesine karar verilmiştir.

Ayıplı Aracın Misli İle Değiştirilmesi

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2019/6739
Karar Numarası: 2020/4417
Karar Tarihi: 09.06.2020

SATIN ALINAN OTOMOBİLDE YAĞ EKSİLTME PROBLEMİNİN OLDUĞU

AYIPLI ARACIN MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİ

Özeti: Davacı, dava konusu otomobili satın aldığını, dava konusu araçta “yağ eksiltme” problemi ortaya çıktığını ve yetkili servisçe tamiri için yapılan tüm çalışmalara rağmen dava tarihine dek giderilememiş olduğunu, bu haliyle aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek; dava konusu otomobilin ayıpsız misli ile değişimine bunun mümkün olmamaması halinde ise sözleşmenin iptali ile araç için ödenen bedelin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece yargılama makamınca, davanın kabulüne karar verilmiş; davalının istinaf talebi, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince incelenerek, davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bu karar, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, hüküm onanmıştır.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla … 8. Tüketici Mahkemesince 2018/298 esas 2019/260 karar sayılı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 2019/1961-2019/1788 karar sayılı kararının süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, 05.10.2010 tarihinde dava konusu otomobili satın aldığını, dava konusu araçta “yağ eksiltme” problemi ortaya çıktığını ve yetkili servisçe tamiri için yapılan tüm çalışmalara rağmen dava tarihine dek giderilememiş olduğunu, bu haliyle aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek; dava konusu otomobilin ayıpsız misli ile değişimine bunun mümkün olmaması halinde ise sözleşmenin iptali ile araç için ödenen bedelin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ilk derece yargılama makamına sunmuş olduğu yanıt dilekçesi ile dava konusu aracın ayıplı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece yargılama makamınca, davanın kabulüne karar verilmiş; davalının istinaf talebi, … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince incelenerek, davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bu karar, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

SONUÇ: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davaya konu aracın her türlü takyidattan ari olarak davalıya iadesinin gerektiğinin anlaşılmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 3.948,55 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 09/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Ayıplı araç ile ilgili emsal başkaca yargıtay kararlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , adana tüketici hakları avukatı olarak, ayıplı mal ve hizmetten doğan uyuşmazlıklarda. ayıplı mal ve hizmet dolayısıyla ortaya çıkan zararın tazmininde. tüketici kredisi sözleşmesi dosya masrafı vb ad altında alınan ücretlerin iadesinde. tip sözleşmelerdeki haksız şartlara ilişkin uyuşmazlıklarda. taksitle satış sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri, konut finansmanı sözleşmeleri, mesafeli satış sözleşmeleri, devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri, paket tur sözleşmeleri ve abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar hususunda hizmet sunmaktadır.

Ayıplı Araç Emsal Yargıtay Kararları

Ayıplı Araç Emsal Yargıtay Kararları

Bu makalemizde ayıplı araç emsal yargıtay kararları paylaşılmaktadır. Ancak öncelikle kısaca ayıp nedir, gizli ayıp nedir, alınan aracın ayıplı olması halinde tüketicinin hakları nelerdir, ayıplı araç davası hangi mahkemede açılır gibi sık sorulan soruları kısaca cevaplandırmak istiyoruz.

Sözleşme konusu maldan, tümüyle ya da gereği gibi yararlanmayı engelleyen eksiklikler, bozukluklar olarak tanımlanan ayıplı mal kavramı, malda objektif olarak bulunması gereken niteliklerin var olmamasına ve satıcının belirttiği özelliklerin bulunmaması şeklinde olabilir. Ayıptan sorumluluk halinde satıcı malın ayıplı olduğunu bilmese dahi sorumludur. Ayıp, gizli ayıp veya açık ayıp şeklinde olabilir.

6502 Sayılı Kanunun 11. maddesinde tüketicinin seçimlik hakları sayılmıştır. Tüketici ayıplı araç almış ise ve ayıbın niteliği de gizli ayıp ise 4 seçimlik hakka sahiptir. Bunlar;

  1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
  2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
  3. Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
  4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,seçimlik haklarından birini kullanabilir.

Açılacak davada görevli mahkeme ayıplı araç ticari amaçlı alınmışsa ticaret mahkemesi, ticari amaçlı alınmamışsa tüketici mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesi veya tüketicinin yerleşim yeri mahkemesidir. Ayıplı araç emsal yargıtay kararları şu şekildedir;

AYIPLI ARAÇ EMSAL YARGITAY KARARLARI

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ 10.06.2003, E. 2003/2565 K. 2003/7518

“…4077 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde “Ancak satıcı, satılan malın ayıbının tüketiciden hile ile gizlenmiş ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz” denilmektedir. Üretici firma, aracı satışa sunmadan önce sayısız testten geçirmektedir. Bu üretim hatasının farkına varması gerekirdi. Ancak, araç bu gizli ayıpla birlikte tüketime sunulmuştur. Şu durumda, olayda zamanaşımı bulunmadığı gözetilerek davanın esasının incelenmesi gerekir.” 

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ, E. 2008/6600 K. 2008/13423 T. 11.11.2008

“…Olayda dava konusu araç 05.10.2000 tarihinde satın alınmış arıza ise 24.07.2005 tarihinde ortaya çıkmış, davacı 26.07.2005 tarihinde davalıya ayıp nedeniyle ihtarda bulunmuş, 12.08.2005 tarihinde de bu davayı açmış dolayısıyla süresinde ayıp ihtarında bulunup davasını açmıştır. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan 08.03.2006 tarihli raporda ayıbın imalattan kaynaklanıp gizli ayıp olduğu anlaşılmakta olup ortaya çıktığında da süreye uyularak ihbar edilip dava açmıştır. Öyle olunca olayda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’daki zamanaşımı süresi geçmemiştir…” 

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ, 21.09.2006 T., Esas: 2005/10201, Karar: 2006/9437

“…Davacı, aracın hava yastığının kendiliğinden açıldığını iddia ettiğine göre, bu husus gizli ayıp niteliğindedir. Şu durumda, 4077 sayılı Kanun’un 4/4. maddesinde yer aldığı üzere, satıcının satılan malın ayıbı tüketicinin ağır kusur ve hile ile gizlenmesi halinde zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı gözetildiğinde davanın zamanaşımına uğramadığı açıktır. O halde, mahkemece yapılacak iş, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda inceleme yaparak araçta bir üretim hatası olup olmadığı, dava konusu olaya davacının bir eyleminin sebep olup olmadığını araştırmak ve varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olup yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımından reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.” 

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ, 2011/3355 E, 2011/6924 K.

“…Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 11.maddesi ve Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 13/2 maddesi hükmüne göre, davalılar, davacının arıza şikayeti ile ilgili olarak yetkili servise yaptığı başvuruları üzerine yetkili servisçe iş emirleri düzenlenerek, araç hakkında şikayetin ne olduğu,bu şikayetle ilgili olarak hangi bulguların tesbit edildiği ve hangi teknik işlemlerin yapıldığını belirtme yükümlülüğü vardır. Davalı tarafça, davacının 5 kez servise geldiği ve 4 kez davacının şikayetleri doğrultusunda araçta onarım işlemi yapıldığı gönderilen ihtar içeriğiyle kabul ve ikrar edildiği gibi, araçtaki arızaların kullanım hatası olmadığı, bilahare arızanın motor bloğu değiştirilerek giderildiği, bilirkişi raporu ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır.4077 Sayılı Kanunun 4.maddesi ve Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 14.maddesi hükmüne göre aracın ayıplı olduğu ve kullanım hatasından kaynaklanmadığı,ayıpsız misli ile değişim koşullarının oluştuğu dosya kapsamından anlaşılmakla davacının talebinin kabulüne ilişkin 25.12.2009 tarihli mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken zuhulen bozulmasına karar verildiği bu kez yapılan karar düzeltme incelemesi sonucu anlaşılmakla bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir…”

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, 2009/4-441 E, 2009/444 K, 21.10.2009 T

“…0 km’de alınan aracın yapılan onarımlar sonucu arızalarının giderilmiş olduğu; ancak bu arızaların giderilmesi amacıyla aracın birçok parçasının değiştirilip, böylece aracın orijinal halini kaybettiği gibi, tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacı tarafça değişiklik talebi iletilmesine karşın, davalı yanın bu istemi yerine getirmediği, tüketicinin bu şekilde aracı değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa kullanmaya zorlanamayacağı, belirgindir. Bu durumda eldeki dava yönünden, aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşmiştir. Davanın kabulü gerekir.” 

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , adana tüketici hakları avukatı olarak, ayıplı mal ve hizmetten doğan uyuşmazlıklarda. ayıplı mal ve hizmet dolayısıyla ortaya çıkan zararın tazmininde. tüketici kredisi sözleşmesi dosya masrafı vb ad altında alınan ücretlerin iadesinde. tip sözleşmelerdeki haksız şartlara ilişkin uyuşmazlıklarda. taksitle satış sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri, konut finansmanı sözleşmeleri, mesafeli satış sözleşmeleri, devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri, paket tur sözleşmeleri ve abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar hususunda hizmet sunmaktadır

Ceyhan Boşanma Avukatı

Adana Tüketici Hakları Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık bürosu, Adana tüketici hakları avukatı olarak, tüketici ve satıcı arasındaki her türlü hukuki ihtilaf ve işlemlerde, tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemeleri nezdinde tüketici hakları avukatı olarak hizmet vermektedir.

Gelişen teknoloji ve Sanayi Devriminin etkisiyle, birey olan tüketicilerin piyasaya mal ve hizmet sunan kişi ve kurumlara karşı korunması zorunluluk halini almış ve bu nedenle çeşitli yasal düzenlemeler ile tüketicinin ekonomik çıkarlarının korunması sağlanmıştır.

Tüketici hukuku en basit anlatımla tüketici ile satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, tüketicinin ekonomik çıkarlarını koruyan ve tüketicinin korunmasına yönelik önlemleri alan, tüketicinin zararını tazmin etmeye yönelik hükümler içeren hukuk dalıdır6502 sayılık Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre alışveriş hayatında mesleki veya ticari amaçlarla hareket etmeyen herkes “Tüketici”konumundadır.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , adana tüketici hakları avukatı olarak, ayıplı mal ve hizmetten doğan uyuşmazlıklarda. ayıplı mal ve hizmet dolayısıyla ortaya çıkan zararın tazmininde. tüketici kredisi sözleşmesi dosya masrafı vb ad altında alınan ücretlerin iadesinde. tip sözleşmelerdeki haksız şartlara ilişkin uyuşmazlıklarda. taksitle satış sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri, konut finansmanı sözleşmeleri, mesafeli satış sözleşmeleri, devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri, paket tur sözleşmeleri ve abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar hususunda hizmet sunmaktadır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ceyhan Boşanma Avukatı

Adana İş Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık bürosu, Adana iş avukatı, adana iş hukuku avukatı olarak, işçi ve işveren arasında çıkan uyuşmazlıkların çözümlenmesi konularında hukuki danışmanlık, özellikle iş sözleşmesinin haksız feshi halinde talep edilecek tazminatların takibi, işe iade davaları ve iş kazaları kapsamında doğan ihtilaflara yönelik işlemlere ilişkin hukuki destek sağlamaktadır. Bu hususta adana iş avukatı, adana iş mahkemesi avukatı, adana en iyi işçi avukatı gibi aramalar yapıldığı görülmektedir. Ancak iş hukuku dinamik bir hukuk dalıdır. Bu nedenle iyi bir iş avukatının hem teorik ve pratik bilginin yanı sıra güncel Yargıtay kararlarının takip etmesi de gerekir.

İş davalarında en çok talep edilen ve merak edilen alacak kalemleri kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücretidir.

Kıdem Tazminatı Nedir?

İş hukukunda en çok merak edilen konulardan bir tanesi de işçinin kıdem tazminatı alıp alamayacağıdır. Yargıtay’a göre kıdem tazminatı; “İki tarafın arzu ve iradeleri nazarı itibara alınmayarak mücerret işçiyi himaye emek ve bir dereceye kadar zarûret ve ihtiyaçtan kurtulmak maksat ve sebebine dayanmaktadır.” Kıdem tazminatı işçinin yıpranmasının bir karşılığıdır. Bu hususta ayrıntılı bilgi için buradan ilgili makalemize ulaşabilirsiniz.

İhbar Tazminatı Nedir?

İş Kanunu’nun 17. Maddesinde, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Maddeye göre iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın hemen feshedilebilmesi mümkün değildir.Eğer işveren veya işçi iş sözleşmesini haklı bir neden olmadan feshetmek istiyorsa karşı tarafa işçinin kıdemine göre değişen bu sürelerden önce karşı yana bildirimde bulunmak zorundadır. Düzenleme ile amaçlanan işçi için işini kaybetmeden önce haber verilmesi ve işçiye kendisine yeni bir iş bulabilmek için süre tanınması ve bu süreçte de gelirinden mahrum kalmamasıdır. İşveren de bu sayede, işçisi işten ayrılmadan önce haberdar olacak ve yeni işçi bulabilecek zaman kazanabilecektir. İhbar tazminatı, uygulamada en fazla talep edilen feshe dayalı haklardan bir tanesidir.  Bu hususta ayrıntılı bilgi için buradan ilgili makalemize ulaşabilirsiniz.

Yıllık İzin Ücreti Nedir?

4857 sayılı İş Kanununa göre, her işçinin bir yıllık hizmetinden sonra takip eden yıl içinde ücretini de alarak  kesintisiz bir süre dinlendirilmesi gerekir. İşçi yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemez. Düzenlemeye göre, bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden. beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden. onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden az olamaz. Kullandırılmayan yıllık ücretli izin hakkı işçi tarafından dava konusu edilebilir.

Fazla Mesai Ücreti Nedir?

İş Kanununa göre, işçinin işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla mesai yapabilmesi mümkündür. Haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak değerlendirilir. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir. Fazla çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat onbeş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir. İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz. Ödenmeyen fazla mesai ücreti işçi tarafından dava konusu edilebilir.

İşe İade Davası Nedir?

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmaması halinde iş akdinin feshinin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade için arabulucuya başvurabilir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde adana iş avukatı işe iade davası açabilir.  İşe iade davası süre ve usul yönünden bu şekildedir. Bunun yanı sıra davalı işyerinden en az 30 işçi çalışıyor olmalıdır. İşçi bu işyerinde en az 6 aydır çalışıyor olmalıdır. İşçi ile işveren arasında belirsiz süreli bir iş sözleşmesi bulunmalıdır. İşe iade davasının kabulü halinde işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, iş sözleşmelerinin hazırlanması, iş sözleşmesinin haksız feshi halinde talep edilecek tazminatların takibi, işe iade davaları ve iş kazaları kapsamında doğan ihtilaflarla işçi ve işveren arasında çıkan uyuşmazlıkların çözümlenmesi konularında hukuki danışmanlık, diğer ilgili kanunlar kapsamında tüm işlemlere ilişkin adana iş avukatı olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

KAMU GÖREVLİSİNE MOBBİNG

Kamu Görevlisine Mobbing Uygulanması

Özellikle kamu kurumlarında çalışan memura mobbing, kamuda mobbing ve kamu görevlisine mobbing şikayetlerinde, kamu gücünü arkasına alan amirleri veya çalışma arkadaşları tarafından psikolojik şiddete maruz kaldıklarına dair şikayetleriyle sıkça karşılaşmaktayız.

İşyerinde uygulanan psikolojik taciz – mobbing memurun hem kişisel performansını etkilemekte hem de çalıştıkları kurumun verimini ve saygınlığını tehdit etmektedir. Son dönemde yapılan çalışmalarda mobbing uygulanma oranının eğitim durumu, medeni durum, yaş gibi değişkenlere göre farklılık göstermediği ortaya konmuştur.

Kamuda Mobbingin Uygulanma Şekli Nasıldır?

Kamu görevlisine mobbing in en tipik örneği amirin nüfuzunu kullanarak mobbing uygulamasıdır. Amirin mobbing uygulaması, memura kötü muamele ederek, diğer memurlardan ayırarak, ilk bakışta idari tedbir gibi görünen yaptırım ve kararlarla olabilir.

Örneğin memura görevi ile ilgili olmayan işler verilmesi, iş dağılımının eşit yapılmaması, memurun pasifize edilmesi, somut bir neden olmaksızın olumsuz sicil notu verilmesi, lojmandan atılması, derslerinin alınması gibi olaylar mobbinge örnektir.

Aynı şekilde idarenin mahkeme kararını uygulamaması, suç sübut bulmadığı halde memura disiplin cezası verilmesi, aynı konu ile ilgili mükerrer disiplin cezası uygulaması, memurun görev yerinin değiştirilmesi, disiplin soruşturmalarında diğer kamu görevlilerinin memur aleyhine yalancı şahitlik yapmaları, diğer kamu görevlilerinin veya amirin memur hakkında dedikodu yapmaları gibi davranışlar da mobbing addedilmiş ve yargı kararlarında yer bulmuştur.

Mobbinge maruz kalan kamu görevlisi-memur yargısal yollarla hakkını koruyabilecektir.

1. Mobbinge Maruz Kalan Memur Kendisine Mobbing Uygulayan Kamu Görevlisi Hakkında Suç Duyurusunda Bulunabilir.

Türk Ceza Kanununda “mobbing” ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmemiştir. Ancak mobbingi oluşturan eylemler farklı suç tiplerini oluşturmaktadır.

Memura yönelik gerçekleştirilen eylemler, hakaret, tehdit, ayrımcılık yasağı, görevi kötüye kullanma, iş ve çalışma özgürlüğünün ihlali, kişilerin huzur ve sükununu bozma, kasten yaralama, eziyet ve hatta kişiyi intihara yönlendirme suçlarını oluşturabilecektir. Kamuda mobbing ve görevi kötüye kullanma suçunun incelendiği makalemizi buradan okuyabilirsiniz.

Bu nedenle kamu görevlisi mobbing ile karşılaştığında kendisine mobbing uygulayan memur veya amiri hakkında suç duyurusunda bulunması mümkündür. Yapılacak suç duyurusunda yaşanan tüm olayları ayrıntılı biçimde anlatılması ve tüm delillerin eklenmesi (tanık, idari işlem vb) hayati öneme sahiptir.

2. Mobbinge Maruz Kalan Kamu Görevlisi İdareye Karşı Tam Yargı Davası Açarak Tazminat Talep Edebilir.

Mobbinge uğrayan memur idare aleyhine dava açabilir. Açılacak tam yargı davasında mobbing eylemleri nedeniyle idareden manevi tazminat ve mahrum kalınan diğer maddi zararlar talep edilebilir.

Yargıtay kararlarına göre, kamu görevlilerinin uyguladıkları psikolojik şiddet/mobbing nedeniyle açılacak davalarda husumet idareye yöneltilmelidir. Bu davalarda idari yargı görevlidir.

Açılacak mobbing tazminat davası nda idari başvuru zorunluluğu vardır. Mobbinge uğrayan memur tam yargı davası açmadan önce idareye başvurmalı ve uğradığı zararın tazminini talep etmelidir.

Kamu görevlisine mobbing uygulanması halinde, kişinin yapılan eylemin mobbing amacıyla yapıldığını öğrenmesinden itibaren bir yıl içinde idareye başvurması ve zararının giderilmesini istemesi gerekir.İdarenin istemi kabul etmemesi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde tazminat davası açılabilir.

Mobbing davası Adana gibi büyük şehirlerde son zamanlarda sıklıkla başvurulan bir dava türüdür. Görüldüğü üzere mobbing eyleminin ceza davası yönü de bulunmaktadır. Psikolojik baskının tespiti ve ispatı açılacak mobbing davası nda oldukça önemlidir. Mobbing davası sonuçları  davanın tarafları için oldukça önemlidir. Mobbing davası kazananlar olduğu kadar kaybedenler de oldukça fazladır. Zira somut olayda mobbing örneklerinden birinin yaşanıp yaşanmadığının tespiti gerekir. 

Dolayısıyla meydana gelen davranışın Yargıtay ve Danıştay içtihatları nezdinde mobbing kapsamına girip girmediğinin tespiti, mobbing davasında mobbingin ispatı ve kıdem tazminatı alacağının hesaplanması işlemlerinin alanında uzman avukatlar mobbing davası avukatı nezdinde yapılması ve açılması muhtemel davanın bir iş avukatı ile takibi önem arz etmektedir.

Mobbingin ve mobbing davasının genel hatlarıyla irdelendiği makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

İşçilere uygulanan mobbinge karşı başvurulabilecek kanun yollarının irdelendiği makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.