Etiket: adana idari dava avukatı

SGK kanser ilacı davası emsal karar, kanser ilacı davası, ihtiyati tedbir, endikasyon dışı, örnek karar, adana avukat, SGK'nın ilacı karşılamaması, kadcyla

SGK Kanser İlacı Davası Emsal Karar

Bu makalemizde SGK kanser ilacı dava emsal karar a yer vereceğiz. SGK kanser ilacı davası olarak da bilinen bu davalarda, hayati tehlike arz eden bir durum söz konusu olduğu için ihtiyati tedbir yoluyla SGK‘nın dava sonuna kadar ilaç bedelini karşılamasına karar verilmesi talep edilmektedir. Bu makalemizde de vekilliğini yürüttüğümüz SGK kanser ilacı davası emsal karar ını paylaşıyoruz.

Verilen kararda mahkeme dava açıldıktan sonra bir gün gibi kısa bir sürede ihtiyati tedbir talebimizi teminatsız olarak kabul etmiştir. Mahkeme SGK kanser ilacı emsal karar gerekçesinde “söz konusu ilacın altı aylık dozda kullanılmasının uygun olduğuna karar verildiği, ilaç seçimi ve kullanımında doktor tavsiyesi dışında ilaç kullanmanın olumsuz sonuç doğurma ihtimalinin bulunması, Sosyal Devlet İlkesi ve yaşam hakkının Anayasa ile güvence altına alınması, davacının hayati risk oluşturan hastalığı nedeni ile ilaç tedavisinin aksaması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğma ihtimalinin bulunduğu” hususlarına vurgu yapmıştır. Mahkeme müvekkilin TRASTUZUMAB EMTANSİN” etken maddeli “KADCYLA” isimli İLACIN ÜCRETİNİN HERHANGİ BİR KESİNTİ YAPILMADAN SGK TARAFINDAN KARŞILANMASINA karar vermiştir

Burada bahsedilen Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından endikasyon dışı ilaç başvurusu kabul edildiği halde bazı durumlarda SGK ilaç bedellerini karşılamaması halidir. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından endikasyon dışı ilaç başvurusunu reddi kararı vermesi halinde açılacak davayı buradaki makalemizde incelemiştik.

SGK Kanser İlacı Davası Emsal Karar

1_0001
22

 

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , sağlık hukukunu ilgilendiren SGK’nın kanser ilacı bedelini karşılamaması davası veya endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davası da dahil olmak üzere pek çok idari uyuşmazlıkta hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 0507 057 53 35 nolu telefon numarasından bizlere ulaşabilir, diğer makalelerimizi buradan inceleyebilirsiniz.

Meslekten çıkarma cezası dava dilekçesi, örnek dilekçe, yürütmenin durdurulması talepli dilekçe, polis, idari dava disiplin cezası iptal davası avukat adana

Meslekten Çıkarma Cezası Dava Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde meslekten çıkarma cezası dava dilekçesi örneğine yer vereceğiz. Daha önceki makalemizde memuriyetten çıkarma cezası ile ilgili ayrıntılı bilgi vermiştik. Bilindiği üzere meslekten çıkarma cezası, polis memurları için en ağır disiplin yaptırımı olup, ancak açılacak iptal davası ile itiraz edilebilir bir işlemdir. Meslekten çıkarma cezası dava dilekçesi yürütmenin durdurulması talebini içerebilir. Meslekten çıkarma cezası iptal davası dilekçesi içeriğinde yapılan işlemin neden usul ve yasaya aykırı olduğu ayrıntılı biçimde anlatılmalı, Danıştay içtihatları ile desteklenmelidir. Aşağıda yer verdiğimiz dilekçe örnek mukabilinde olup meslekten çıkarma cezası dava dilekçesi nin alanında uzman bir idare hukuku avukatı tarafından hazırlanması en önemli tavsiyemizdir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, özellikle disiplin cezaları alanında, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Meslekten çıkarma cezasının iptali konusunda paylaştığımız bir emsal Danıştay kararına buradan ulaşabilirsiniz.

Meslekten Çıkarma Cezası Dava Dilekçesi Örneği

…………….. NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACILAR : …………………………..

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : T.C. İçişleri Bakanlığı 

TEBLİĞ TARİHİ : …/…./…….

KONU : Davalı idare Yüksek Disiplin Kurulu’nun ….. Karar, …. Dosya numaralı ve …/…/…… tarihli kararı ile müvekkile tecziye edilen MESLEKTEN ÇIKARMA disiplin cezasının ÖNCELİKLE YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA ve dava sonucunda İPTALİNE karar verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkil ……, ……. yıllık polis memurudur ve yaklaşık ….. yıldır ……. Şube Müdürlüğünde görev yapmaktadır. Bugüne dek disiplin cezası almak bir yana dursun amirlerinden sözlü bir uyarı dahi almamıştır, sicili temizdir. Müvekkil hakkında usule ve esasa aykırı biçimde yürütülen disiplin soruşturması nedeniyle …… İl Polis Disiplin Kurulu’nun …/…/….. tarih ve …… sayılı kararı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun ….. Karar, ….. Dosya numaralı ve …/…/…… tarihli kararı ile “…………….” suçunu işlediği gerekçesiyle MESLEKTEN ÇIKARMA CEZASI tecziye edilmiştir.

2. Söz konusu karar müvekkile …/…/….. tarihinde tebliğ edilmiş olup, dosya içeriği ile verilen kararın birlikte değerlendirilmesi neticesinde;  idari işlemin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve dava sonunda da iptali için iş bu davayı açmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

3. Yapılan işlem ve müvekkile verilen meslekten çıkarma cezası usul ve yasaya aykırıdır, şöyle ki; …………………………………………………………………………………………………………………………………….

4. ……………………………………………………………………………………………………………………………………………..

……………………………………………………………………………………………………………………………………….

5. Tesis edilen meslekten çıkarma cezasının bu anlamda müvekkilin kendisi ve ailesi için TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLARA NEDEN OLACAĞI açıktır. Ayrıca yapılan işlem AÇIKÇA HUKUKA AYKIRIDIR.  Bu doğrultuda iş bu davayı açmak ve Sayın Mahkemenizden 2577 sayılı yasanın 27/2. maddesinde öngörülen şartların açıkça ortada olduğundan yürütmenin durdurulması istemimizin kabulüne karar verilmesini talep etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER :
1. Soruşturma dosyası,
2. ………………………
3. ………………………
4. Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenler ve Sayın Mahkemeniz’ce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, Davalı idare Yüksek Disiplin Kurulu’nun ….. Karar, …. Dosya numaralı ve …/…/…… tarihli kararı ile müvekkile tecziye edilen MESLEKTEN ÇIKARMA disiplin cezasının ÖNCELİKLE YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA ve dava sonucunda İPTALİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye tahmiline, karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana İdare Hukuku Avukatı

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davası, kanser, yürütmenin durdurulması, idari dava avukatı, iptal davası avukatı, ilaç ve tıbbi cihaz kurumu,

Endikasyon Dışı İlaç Başvurusunun Reddi İptal Davası

Bu makalemizde endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davası ele alınacaktır. Endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davası ile yargı mercilerine taşınabilecek olup, maalesef ki özellikle kanser tedavisi sırasında sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Ancak öncelikle endikasyon dışı ilaç nedir, endikasyon dışı ilaç başvurusu nedir, endikasyon dışı ilaç başvurusu kim tarafından yapılır gibi soruları cevaplandırmak gerekir.

Endikasyon Dışı İlaç Nedir?

Bilindiği üzere hastalıkların tedavisinde sadece endikasyonda etkinliği ve güvenilirliği bilimsel olarak kanıtlanmış ve ruhsatlandırılmış ilaçlar kullanılabilir. Bu durumun haricindeki yani ilgili endikasyonda etkinliği ve güvenilirliği bilimsel olarak yeterli klinik çalışmalar ile kanıtlanmamış ve bu endikasyonda standart doz belirlenerek ruhsatlandırılmamış ilaçlar endikasyon dışı ilaç olarak tanımlanmaktadır. Endikasyon dışı ilaç kullanımı için Sağlık Bakanlığı’na endikasyon dışı ilaç kullanım başvurusu yapılması gerekir.

Endikasyon Dışı İlaç Başvurusu Nedir, Nasıl Yapılır?

Ruhsatlı endikasyon dışı ilaçların bireysel tedavi amacıyla kullanılması ancak ve ancak Sağlık Bakanlığı’nın izni doğrultusunda yapılabilir. Endikasyon dışı ilaç başvurusu Sağlık Bakanlığı’na hastanın yetkili hekimi tarafından mevzuat hükümlerine göre yapılır. Endikasyon dışı ilaç başvurusu Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından incelenir.

Endikasyon Dışı İlaç Başvurusunun Reddi

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu endikasyon dışı ilaç kullanım başvurusunu kabul edebilir veya reddedebilir. Endikasyon dışı ilaç başvurusunun kabul edilmesi halinde, kurul kaç aylık dozda kullanımının uygun olduğuna dair de belirleme yapar. Bu durumda iptal davası açmaya gerek yoktur. Ancak Kurul endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi kararı da alabilir. Bu durumda Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun endikasyon dışı ilaç kullanım başvurusunun reddi iptal davası gündeme gelecektir.

Endikasyon Dışı İlaç Başvurusunun Reddi İptal Davası

Endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davası ile sağlanabilir. Açılacak davada idari bir davadır, bu dava SGK ilaç bedelinin ödenmemesi üzerine İş Mahkemelerinde açılan davalar ile karıştırılmamalıdır. Açılacak davada Ankara İdare Mahkemeleri yetkili ve görevlidir, zira dava Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na karşı açılacaktır. Endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davası da diğer tüm idari davalar gibi 60 günlük dava açma süresine tabidir. Süresi içinde dava açılmaması halinde idari işlem kesinleşir, dolayısıyla endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi kararının iptalini bu yolla istemek bir daha mümkün olmaz. Bu nedenle davanın zamanında açılması hayati öneme sahiptir.

Endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davası Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun red kararının iptali talebini içerir. Endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davası dava dilekçesinde red kararının neden hukuka aykırı ve usulsüz olduğunun uygun, açık ve sade bir dille izahatı oldukça önemlidir. Zira endikasyon dışı ilaç başvurusu hayati öneme sahiptir. Bu nedenle açılacak aendikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davasında alanında uzman bir idari dava avukatından hukuki yardım almak oldukça önemlidir.

Endikasyon Dışı İlaç Başvurusunun Reddi İptal Davasında Yürütmenin Durdurulması

Açılacak endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davasında yürütmenin durdurulması talep edilmesi de mümkündür. Bu durumda yürütmenin durdurulmasını gerektirecek şartların mevcut olup olmadığının da dava dilekçesinde açıkça izah edilmesi gerekir. Nitekim özellikle kanser gibi ölümcül hastalıklarda yapılan endikasyon dışı ilaç başvurusu, başvurunun reddedilmesi ve hastanın bu nedenle tedaviye ulaşamaması nedeniyle ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir. Bu doğrultuda endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davasında yürütmenin durdurulması talebinde, yaşam hakkının her türlü haktan üstün olduğuna ve telafisi imkansız zararlara sebep olunabileceğinin üzerinde durmakta fayda vardır.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , endikasyon dışı ilaç başvurusunun reddi iptal davası da dahil olmak üzere pek çok idari uyuşmazlıkta idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları, idari para cezalarından kaynaklanan davalar, disiplin soruşturmaları, idari sözleşmelerden kaynaklanan davalar, idari mercilere müracaat yolları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 0507 057 53 35 nolu telefon numarasından bizlere ulaşabilir, diğer makalelerimizi buradan inceleyebilirsiniz.

 

 

 

 

görevden alınma işleminin iptali, danıştay, görevden alınması yolunda tesis edilen işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı, iptal davası,

Görevden Alınma İşleminin İptali İşlemin Kamu Yararı ve Hizmet Gereklerine Uygun Olmadığı

Danıştay 2. Dairesi, davacının görevden alınması yolunda tesis edilen işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı kararını vermiş ve davacının görevinden alınarak başka bir göreve atanması işleminin iptaline karar vermiştir. Görevden alınma işleminin iptali kararında; “Davacı hakkında davalı idarece tesis edilen işlemler, bu işlemlere yönelik yargı süreçleri ve verilen kararlar birlikte değerlendirildiğinde davacının görevden alınması yolunda tesis edilen dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gerekleri ne uygun olarak tesis edilmediği sonucuna varılmıştır. Öte yandan; davacının görevinden alınmasını gerektirecek, görevinde yetersiz ve verimsiz olduğuna ilişkin hukuken geçerli somut bir bilgi ve belgenin de davalı idarece sunulmadığı görülmekle, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının daire başkanlığı görevinden alınarak yüksekokul sekreteri olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı” hususu vurgulanmıştır. Kararın tam metni makalemizin devamında mevcuttur.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

DAVACININ GÖREVİNDEN ALINMASI YOLUNDA TESİS EDİLE İŞLEMİN KAMU YARARI VE HİZMET GEREKLERİNE UYGUN OLMADIĞI

DANIŞTAY
2. DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/1124
Karar Numarası: 2020/3558
Karar Tarihi: 17.12.2020

İçtihat Metni”

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava Konusu İstem : Dava; ………. Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan davacı tarafından, ……… Üniversitesi …. Meslek Yüksekokuluna Yüksekokul Sekreteri olarak atanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, üst düzey kamu yöneticilerinin, kamu kurum ve kuruluşlarının geleceğe dönük planlarını ve politikalarını saptayan, bu plan ve politikalardaki hedefleri gerçekleştirmek için gerekli kaynakları ve bu kaynakların kullanım yerlerini belirleyen ya da bu kişilerin emir ve direktifleri yönünde uygulamayı yapan veya onlara yardımcı olan kişiler oldukları; ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda atama yapma ve görevden alma konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin bu tür kadrolar için daha geniş olduğunun kabulü gerektiği; bu görevlerden başka görevlere atanmaya ilişkin işlemlerin kazanılmış hakları veya genel olarak hukuk güvenliği ilkesini ihlal eden bir yönü bulunmadığı, üniversite daire başkanlığı görevinin sınavla atanılan ve dolayısıyla kazanılmış hak mahiyetinde bir görev de olmadığı ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; davacının üniversite daire başkanlığına devam etmesi durumunda kamu hizmetinin verimli ve etkili sunulmasında eşgüdümün sağlanması ve devamının mümkün olamayacağı; dolayısıyla davacının daire başkanlığı görevine devam etmesinin davalı idarenin ifa etmekte olduğu kamu hizmetini sekteye uğratacağının anlaşılması nedeniyle dava konusu işlemin hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varıldığı; öte yandan, her ne kadar davacı tarafça, dava konusu işlem nedeniyle kazanılmış hak aylık ve derecelerinden mahrum kalınacağı iddia edilmiş ise de; davacının kazanılmış hak aylık ve derecesinin korunmuş olduğu, davacının uğradığını iddia ettiği maddi kaybın ise kazanılmış hak ve aylık derecesi nedeniyle değil, üniversite daire başkanlığı kadrosuna özgü ödemelerden kaynaklandığı ve 657 sayılı Kanun’a tabi görevlerde iken bulundukları kadrolardan diğer kadrolara naklen atananların kazanılmış hak derecelerinin korunması gerektiği belirtilmiş olmakla birlikte, anılan kamu görevlilerinin eski görevlerinin ek göstergesine sahip bir göreve atama zorunluluğuna ilişkin bir hükme yer verilmediği anlaşıldığından davacı tarafın bu iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla; davacının istinaf başvurusunun kesin olarak reddine hükmedilmiş, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı kararıyla; 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak verilen karara karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle, anılan Kanun’un 48. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

Anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26/09/2019 günlü, E:2019/2487, K:2019/4504 sayılı kararıyla; davacının, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi kapsamında, daire başkanı olarak görev yapması nedeniyle, Bölge İdare Mahkemesince verilen karara karşı temyiz yolunun açık olduğu gerekçesiyle İstinaf Mahkemesinin temyiz isteminin reddi yolunda verdiği karar bozulmuş, bozma kararı üzerine … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesince dava dosyası, temyiz isteminin esastan incelenebilmesi için Dairemize gönderilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu işlem ile davacının cezalandırılmaya ve istifaya zorlanmaya çalışılmasının sebebinin, rektörün kendi eşini kurumlararası naklen atama yolu ile ……….. Üniversitesine ataması ve bu atamanın ulusal medyada gündem konusu olarak yoğun eleştiriye maruz kalması olduğu, bu gündemin faturasının kin ve garez güdülerek, görevlendirme işlemleri ve dava konusu atama işlemi ile davacıya yansıtılmaya çalışıldığı, işlemin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68, 72 ve 76. maddeleri ile 2547 sayılı Kanun’un 52/a maddesine aykırı olduğu, tenzili rütbe şeklinde cezalandırma uygulanmak suretiyle atandığı, …… Meslek Yüksekokulu Müdürlüğünün, yüksekokul sekreteri atanmasına ilişkin rektörlüğe yaptığı bir öneri ve talep olmadığı, öneri ve teklifin 2547 sayılı Kanun’un 52/a bendine aykırı olarak, Personel Daire Başkanlığı tarafından yapıldığı, kazanılmış aylık derecesinden dava konusu atama ile mahrum kaldığı, ……. ve …l ilçesi arasındaki mesafenin yaklaşık 80 km olduğu, söz konusu işlemin, davacının aile birliğine, huzuruna ve ailenin ekonomik bütünlüğüne zarar verdiği ve kamu yararı gözetilmeksizin tesis edildiği ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından, her iki görevin de genel idare hizmetleri sınıfında olduğu, her iki unvanın kadro derecesinin aynı olduğu ve davacının kazanılmış hak aylığının korunduğu, davacının Yönetim Kurulu Kararı ile Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına atandığı, yine aynı yol ile Yüksekokul Sekreteri kadrosuna atamasının yapıldığı, 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi ve 68. maddesinin (b) bendinin son fıkrasındaki düzenlemeler ışığında davacının yürüttüğü Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı görevine ait ek göstergenin kazanılmış hak oluşturmayacağı, bu hususun Danıştay kararlarında da yer aldığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hizmetin korunması, kamu görevinin etkin ve güvenilir biçimde devamının sağlanması yönünden dava konusu işlemin tesis edildiği, 28/05/2018 günlü, 19 toplantı sayılı Yönetim Kurulu Kararında atama işleminin gerekçesinin somut ve gerçek biçimde açıklandığı, davacının aynı görev ve kadroda yer alma isteğinin kabul edilebilir nitelikte olmadığı, tüm yasal ve yönetsel düzenlemeler, yargı kararları ve hizmet gerekleri yönünden idareye tanınan takdir yetkisine dayanılarak tesis edilen işlemin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından verilen 03/06/2020 günlü, E:2020/2286, K:2020/2202 sayılı gönderme kararı ile Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY : ……. Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan davacı tarafından, ……… Üniversitesi …. Meslek Yüksekokuluna Yüksekokul Sekreteri olarak atanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Atamalar” başlıklı 52. maddesinin (a) bendinde; “Genel Sekreter ile daire başkanları, müdürler, hukuk müşavirleri ve uzmanlar, yükseköğretim üst kuruluşlarında ilgili kuruluşların görüşü alınarak Yükseköğretim Üst Kuruluşunun Başkanı, üniversitelerde ise yönetim kurulunun görüşü alınarak rektör tarafından atanır” hükmü yer almaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Memurların Kurumlarınca Görevlerinin ve Yerlerinin Değiştirilmesi” başlıklı 76. maddesinde; kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden, kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, ancak bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu, anılan yetkinin, belirtilen ilkeler gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun, dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.

Dava dosyasına sunulan belgelerin incelenmesinden; uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare tarafından, … günlü, … toplantı sayılı Yönetim Kurulu Kararında, ”28/12/2016’da Öğrenci İşleri Daire Başkanı olarak atanan ve Genel Sekreter Yardımcısı olarak görevlendirilen davacının, görev yaptığı süre içerisinde yönetim ile uyumsuz çalışmaya başlaması ve hakkında açılan farklı disiplin soruşturmaları bulunması sebebiyle görev yerinin değiştirildiği, görev yerlerinde de kendisine verilen görev ve sorumlulukları ihmal ettiği gerekçesiyle daire başkanlığı görevini sürdürmesinin mümkün olmadığı…” yönünde yer alan değerlendirme neticesinde dava konusu işlemin tesis edildiği ileri sürülmüş ise de; …… Üniversitesine bağlı ….. Yüksekokulunda Yüksekokul Sekreteri olarak görev yaparken, davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/A-a maddesi uyarınca “Uyarma” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ……… Üniversitesi Rektörlüğünün … günlü, …sayılı işleminin iptali istemiyle açtığı davada, …İdare Mahkemesinin … gün, E:… ve K:… sayılı kararı ile “Olayda, her ne kadar davacıya, … Meslek Yüksekokulu ve … Meslek Yüksekokuluna yapılan görevlendirmeleri kapsamında hazırladığı fizibilite raporlarının ciddiyetten uzak ve özensiz olduğu gerekçesiyle uyarma cezası verilmiş ise de, disiplin cezasına konu görevin davacının görev tanımına uymadığı, yapılan görevlendirme kapsamında istenilen fizibilite raporlarının şablonunun ve hangi kriterlere göre hazırlanması gerektiğinin belirtilmediği, yine de davacının elinden geldiği ve bilgisi elverdiği ölçüde çalışmasını yaparak verilen süre içerisinde istenen fizibilite raporlarını hazırlayarak idareye sunduğu, nitekim bu hususların davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan soruşturma raporlarında da açıkça belirtildiği, soruşturmacının hazırladığı 04/04/2018 tarihli soruşturma raporunda ve 17/05/2018 tarihli ek soruşturma raporunda davacıya ceza verilmemesi gerektiği yönünde teklifte bulunulmasına ve davalı idarenin soruşturma raporundaki teklifle bağlı olmamasına rağmen; davalı idarenin, yeniden rapor hazırlaması için soruşturma dosyasını iki defa soruşturmacıya iade ettiği, soruşturmacının soruşturmadan çekilme istemini de kabul etmediği, soruşturmacıyı davacı hakkında disiplin cezası teklif etmesi için adeta zorladığı, bu haliyle davacının üzerine atılı fiillerin sübut bulmadığı anlaşıldığından, davacıya uyarma cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… ve K:… sayılı karar ile reddedilerek kesinleştiği, yine davacının, …….. Üniversitesi … Meslek Yüksek Okulunda Yüksekokul Sekreteri olarak görev yapmakta iken, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/B-d maddesi uyarınca “Kınama” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin …… Üniversitesi Rektörlüğünün … günlü, …sayılı işleminin iptali istemiyle açtığı davada, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:… ve K:… sayılı kararı ile; “Olayda, öncelikle her ne kadar soruşturma raporunda davacının yetkisiz tahsilatta bulunduğundan bahsedilmişse de davacının fiilinin yetkisiz bir şekilde kamu adına tahsilatta bulunma fiili değil, yine 5018 sayılı Kanun’un 72.maddesi uyarınca ilgilisi hakkında idari işlem yapılacağı belirtilen, yetkisiz bağış toplanması fiili kapsamında sayılabilecek nitelikte bir fiil olduğu görülmüş olup, davacının söz konusu parayı/bağışı iyi niyetli olarak ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım etme amacıyla aldığı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıttığı anlaşılmakla beraber, bir kamu görevlisi olarak, kamu görevi ifa ederken yapılan söz konusu bağışın, davacının kamu görevlisi olmasına ve idari bir makamda bulunmasına binaen ve fakat herhangi bir şahsi menfaat saiki olmaksızın, eğitim kamu hizmetiyle ilişkilendirilerek yapıldığı, bu sebeple davacının, söz konusu bağışın, ilgili mevzuat uyarınca, görev yaptığı kurum tarafından belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılmasını temin etmesi gerekirken, doğrudan söz konusu bağışı kabul etmesi sebebiyle yetkisiz bağış toplama fiiinin sübut bulduğu, ancak söz konusu fiili hizmet dışında değil hizmet içinde gerçekleştirmiş olması ve bu fiiliyle, görev yaptığı kurum tarafından bağış kabul edilmesi hususunda belirlenmiş usul ve esaslara aykırı hareket ettiği anlaşıldığından, davacının söz konusu fiili tipiklik unsuru bakımından, 657 sayılı Kanun’un 125/B maddesinde sayılan fiillerden olmamasına rağmen, aynı Kanunun 125/B-d maddesine dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde, konu unsuru bakımından, hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, ceza zamanaşımı süresi içinde, davacının yukarıda nitelemesi yapılan söz konusu fiiline, tipiklik bakımından uygun olan Kanun maddesine dayanılması suretiyle yeni bir disiplin cezası tesis edilebilmesi davalı idarenin takdirindedir.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvursunun, …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, öte yandan, davacı tarafından kendisine mobbing uygulandığından bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık olmak üzere 1.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacıya geçici görevlendirmeleri kapsamında geçici görev yolluğu ödenmediğinden, davacının 1,000,00-TL maddi tazminat isteminin kabulü; davacının ifa ettiği kamu görevinin niteliği ve davacı ile davalı idare arasında yaşanan ve yargıya intikal eden ve etmeyen hukuki süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece davacıya belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan işlemler tesis edildiği, sürekli yerinin değiştirildiği, davacının yersiz soruşturmalara maruz bırakılıp haksız disiplin cezaları verildiği, bu haliyle davacıya manevi taciz (mobbing) uygulandığı, bu durumun ise davacıyı manevi olarak elem ve kedere uğrattığı ve yıprattığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin 10.000,00-TL’lik kısmının kabulü yolunda …İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:.., K… sayılı karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun, …Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesinin … günlü, E…., K…. sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; davacı hakkında davalı idarece tesis edilen işlemler, bu işlemlere yönelik yargı süreçleri ve verilen kararlar birlikte değerlendirildiğinde davacının görevden alınması yolunda tesis edilen dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak tesis edilmediği sonucuna varılmıştır.

Öte yandan; davacının görevden alınmasını gerektirecek, görevinde yetersiz ve verimsiz olduğuna ilişkin hukuken geçerli somut bir bilgi ve belgenin de davalı idarece sunulmadığı görülmekle, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının daire başkanlığı görevinden alınarak yüksekokul sekreteri olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki …Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,

2. … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,

3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesine gönderilmesine,

4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na 6545 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/12/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

 

Kadroya atanma talebinin reddi, kadroya atanma talebinin reddi işleminin iptali, iptal davası, kadro davası avukatı, kadroya geçirilme talebinin reddi

Kadroya Atanma Talebinin Reddi İşleminin İptali

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, kadroya atanma talebinin reddi işleminin iptali talebiyle açılan davada emsal bir karar vermiştir. Görülen kadroya atanma talebinin reddi işleminin iptali davasında. “Davacının öğrenim durumu itibariyle ihraz ettiği teknisyen unvanına ilişkin davalı Bakanlık bünyesinde atanabileceği boş teknisyen kadrosunun varlığı, davalı idare tarafından davacının bu unvanda hizmetine ihtiyaç duyulduğunu gösterdiği dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu başvuru üzerine kurumun ihtiyaç durumu değerlendirilmek suretiyle teknisyenlik unvanına ilişkin boş kadrolardan herhangi birine davacının atanması gerekirken davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” denilerek kadroya atanma talebinin reddi işlemi iptal edilmiştir. Kararın tam metni şu şekildedir:

Kadroya Atanma Talebinin Reddi İşleminin İptali

İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

1. İDARİ DAVA DAİRESİ

Esas Numarası: 2020/481

Karar Numarası: 2020/747

Karar Tarihi: 03.11.2020

KADROYA ATANMA TALEBİNİN REDDİ İŞLEMİNİN İPTALİ

BAKANLIK BÜNYESİNDE DAVACININ ATANMASINA UYGUN BOŞ MESLEKİ KADRO BULUNMASINA KARŞIN BAŞVURUNUN REDDİNİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞU

İSTEMİN ÖZETİ : İzmir Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde Bilgisayar İşletmeni olarak görev yapan davacının, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesi uyarınca Teknisyen kadrosuna atanma talebiyle yaptığı 26/11/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 27/11/2019 tarih ve E.5148 Sayılı işleminin iptali istemiyle açtığı davada; “… 3795 Sayılı Bazı Lise, Okul ve Fakülte Mezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun’un “Unvanlar” başlıklı 3.maddesinde teknisyen unvanının hangi durumlarda kazanılacağına ilişkin düzenleme getirilmiş, bu düzenleme ile mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara teknisyen unvanı verileceği öngörülmüştür. Dava dosyasında mevcut 30/06/1997 tarihli diploma nüshasından, davacının Afyon Ticaret Meslek Lisesi’nin muhasebe bölümünden mezun olduğu anlaşılmaktadır. 3795 Sayılı Kanun uyarınca davacının meslek lisesinden mezun olmakla teknisyen unvanını kazandığı açık olmakla birlikte, hangi bölümden mezun olanların hangi teknisyenlik unvanlarını kazandığı hususunda herhangi bir düzenlemenin getirilmediği görülmektedir.

Bununla birlikte, tüm meslek lisesi mezunlarının her türlü teknisyenlik ünvanını ihraz ettiğinin kabulü de mümkün değildir. Aksi düşünce, meslek lisesi mezunu olmakla birlikte bir kişinin hiç bir eğitim almadığı unvanlara ilişkin kadrolara atanmasını ortaya çıkarabilir ki, bu durum eğitimde branşlaşmayı da ortadan kaldırır.

Bu durumda, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16.maddesi uyarınca fiilen görevde bulunanların kurumların kadroları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ihraz ettikleri unvanlara atanabileceklerinin düzenlendiği, davacının teknisyen unvanı kazanmakla birlikte bunun herhangi bir teknisyen kadrosuna atanması sonucunu doğurmayacağı, davacının Afyon Ticaret Meslek Lisesi’nin Muhasebe Bölümünden mezun olduğu dikkate alındığında, teknisyen kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun muhasebe teknisyeni kadrosu bulunmadığından bahisle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle davanın reddine karar veren İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin 13.05.2020 gün ve E:2019/1686, K:2020/504 Sayılı kararının; teknisyen unvanını ihraz ettiği, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesindeki şartları sağladığı, Muhasebe Bölümü mezunu olduğu gerekçe gösterilerek aleyhe durum yaratılmasının 2828 Sayılı Kanun’un amacına ve ruhuna aykırı olduğu, her meslek lisesi mezununun her türlü teknisyen unvanını ihraz etmediği şeklindeki değerlendirmenin hatalı olduğu, konu ile ilgili emsal yargı kararlarının bulunduğu, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından 06.08.2019 tarih ve 2019/11271 Sayılı karar ile dostane çözüm kararının verildiği ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : İdare Mahkemesi kararında da açıkça tespit olunduğu üzere, orta öğrenimini Ticaret Meslek Lisesinde tamamlayan ve İşletme Bölümünü bitirerek Teknisyen kadrosuna atanmak isteyen davacının talep ettiği “Muhasebe Teknisyeni” kadrosunun Sağlık Bakanlığı Taşra Teşkilatı Kadro Standartları ile Çalışma Usul ve Esaslarına Dair yönerge ile belirlenen kadrolar arasında yer almadığı, tesis edilen işlemde mevzuata aykırılığın söz konusu olmadığı, Mahkeme kararının usule ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; İzmir Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde Bilgisayar İşletmeni olarak görev yapan davacının, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesi uyarınca Teknisyen kadrosuna atanma talebiyle yaptığı 26/11/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 27/11/2019 tarih ve E.5148 Sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun Ek 1. maddesinde; “Bu Kanun veya 5395 Sayılı Kanun uyarınca haklarında korunma veya bakım tedbir kararı alınmış olup fasılalı olarak geçen yararlanma süreleri dâhil iki yıldan az olmamak üzere, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının sosyal hizmet modellerinden yararlanan çocuklardan reşit olduğu tarih itibarıyla bu hizmetlerden yararlanmaya devam edenlerin işe yerleştirilmeleri aşağıdaki usul ve esaslar çerçevesinde yapılır.” hükmüne yer verilerek devamında bu usul ve esaslara yer verilmiş, aynı Kanuna 21.03.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7103 Sayılı Kanun’un 25. maddesiyle eklenen Geçici 16. maddesinde ise; “Bu Kanunun ek 1. maddesi kapsamında ataması yapılan ve fiilen görevde bulunanlar kurumların kadroları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ve öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri unvanlara atanırlar.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahibi olanlardan daha önce istihdam hakkından yararlanmamış olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde Bakanlığa başvurmaları halinde Ek 1. maddede yer alan istihdam hakkından maddede belirtilen diğer şartları taşımaları kaydıyla yararlanabilirler.” hükmüne yer verilmiştir.

12/6/2014 tarihli, 29028 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler Kanunu Kapsamında Tanınan İstihdam Hakkının Kullanımına İlişkin Yönetmeliğe dava konusu işlemin tesisinden sonra 20.11.2018 tarih ve 30601 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik Değişikliği ile eklenen “Görevde olan hak sahiplerinin unvanlarına atanması” başlıklı Geçici 2. maddesinde; ”(1) 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 1. maddesi kapsamında ataması yapılan ve fiilen görevde bulunanlar görev yaptıkları kurumların kadro durumları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak Kanunun geçici 16. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla öğrenimle ihraz etmiş oldukları unvanlara atanırlar. Bu maddeye ilişkin bütün iş ve işlemler ilgili kurumlarca yapılır. (2) Bu maddeye ilişkin başvurular ilgililerce yazılı bir dilekçeyle görev yapılan kuruma yapılır. (3) Bu kişilerin atanmasında ilgili kurumca mevcut kadro durumu, ilgililerin öğrenim durumu itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlar ve kurumun hizmet ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacak değerlendirme esastır. (4) Kişilerin gördükleri öğrenim dolayısıyla unvan ihraz edip etmedikleri hususunda tereddüt hasıl olması halinde ortaöğretim düzeyi için Milli Eğitim Bakanlığından, ön lisans ve lisans düzeyi için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından görüş alınır. (5) Hak sahiplerinin öğrenimle ihraz ettikleri unvanlara ilişkin kadroların görev yaptıkları kurumlarda bulunmaması, öğrenimle ihraz ettikleri unvanlara ilişkin kadroların görev yaptıkları kurumlarda bulunmakla birlikte bu unvanlarda boş kadro bulunmaması veya kurumca kurum ihtiyaçları dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde ilgili unvanda hizmete ihtiyaç bulunmadığı sonucuna varılması halinde bu kişilerin atamaları yapılmaz. (6) Kanunun geçici 16. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce yerleştirmesi yapılmış olup da güvenlik soruşturmasının tamamlanamaması gibi idareden kaynaklanan sebeplerle göreve başlatılamayan kişiler bu madde hükümlerinden yararlandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, 3795 Sayılı Bazı Lise, Okul ve Fakülte Mezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun’un “Unvanlar” başlıklı 3. maddesinde, “Gördükleri mesleki teknik öğretim alanlarına göre; a) (Değişik: 2/12/2016 -6764/50 md.) Mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlar ile denkliği Millî Eğitim Bakanlığınca kabul edilen diğer mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlar ve bu okullara denk mülga okullardan mezun olanlara “teknisyen” (…) unvanı verilir.” hükmü düzenlenmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; Afyon Ticaret Meslek Lisesi mezunu olan davacının koruma ve bakım altında iken 2828 Sayılı Kanun’un Ek 1 maddesi kapsamında davalı Kurum bünyesinde “Bilgisayar İşletmeni” olarak göreve başladığı, halen İzmir Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde görev yaptığı, 01/6/2019 tarihinde Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olduğu, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesi kapsamında, teknisyen kadrosuna atanma talebiyle 10/04/2019 tarihinde yaptığı başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre ihraz etmek; kazanmak, elde etmek, erişmek anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, uyuşmazlığın karara bağlanabilmesi için öncelikle Genel İdare Hizmetleri sınıfında görev yapmakta olan davacının, 27/03/2018 tarih ve 30373 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve yukarıda açık hükmüne yer verilen 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun Geçici 16. maddesi uyarınca, maddenin yürürlüğe girdiği tarih ve öğrenim durumu itibarıyla teknisyen unvanını ihraz edip etmediği, diğer bir ifadeyle teknisyen unvanını elde edip etmediği ve elde etmiş ise davalı Bakanlık bünyesinde boş bulunan teknisyen kadrolarına atanıp atanamayacağı değerlendirilmeli, bu doğrultuda yapılacak değerlendirme neticesinde davacının atanma talebinin reddine dair dava konusu işlemin hukuka uygun olup olmadığı saptanmalıdır.

Davacının mezun olduğu lisans bölümü nedeniyle “teknisyen” unvanını ihraz etmediği, dolayısıyla teknisyen olarak atanmasının da mümkün olmadığı görülmektedir.

Öte yandan, 3795 Sayılı Bazı Lise, Okul ve Fakülte Mezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun’un “Unvanlar” başlıklı 3. maddesinde teknisyen unvanının hangi durumlarda kazanılacağına ilişkin düzenleme getirilmiş, bu düzenleme ile mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara teknisyen unvanı verileceği öngörülmüştür. Dava dosyasında mevcut 30/6/1997 tarihli diploma nüshasından, davacının Afyon Ticaret Meslek Lisesinin Muhasebe Bölümünden mezun olduğu anlaşılmaktadır. 3795 Sayılı Kanun uyarınca davacının meslek lisesinden mezun olarak teknisyen unvanını ihraz ettiği açık olmakla birlikte, hangi bölümden mezun olanların, hangi teknisyenlik unvanlarını kazandığı hususunda herhangi bir düzenlemenin getirilmediği de görülmektedir.

Bununla birlikte, tüm meslek lisesi mezunlarının her türlü teknisyenlik ünvanını ihraz ettiği kabulü de mümkün değildir. Aksi düşünce, meslek lisesi mezunu olmakla birlikte bir kişinin hiç bir eğitim almadığı unvanlara ilişkin kadrolara atanmasını ortaya çıkarabilir ki, bu durum eğitimde ve kamu personeli istihdamında branşlaşmayı da ortadan kaldırır.

Diğer taraftan, davacının, atanma talebiyle davalı idareye başvurduğu tarih itibari ile davalı idare bünyesinde atanabileceği boş teknisyen kadrosunun bulunduğu ve bu kadroların eğitim ve istihdam alanı (ziraat, sağlık, elektrik vb.) belirtilmeksizin davalı idareye tahsis edilmiş kadrolar olduğu görüldüğünden, davacının bahsi geçen teknisyen kadrolarına atanmasında herhangi bir engelin bulunmadığı açıktır.

Bu durumda, davacının öğrenim durumu itibariyle ihraz ettiği teknisyen unvanına ilişkin davalı Bakanlık bünyesinde atanabileceği boş teknisyen kadrosunun varlığı, davalı idare tarafından davacının bu unvanda hizmetine ihtiyaç duyulduğunu gösterdiği dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu başvuru üzerine kurumun ihtiyaç durumu değerlendirilmek suretiyle teknisyenlik unvanına ilişkin boş kadrolardan herhangi birine 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesi uyarınca davacının atanması gerekirken davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin 13.05.2020 gün ve E:2019/1686, K:2020/504 Sayılı istinaf başvurusuna konu kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 393,90.TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00.TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yatırılan posta giderinden artan miktarın Mahkemesince yatırana iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45/6 ve 46. maddeleri uyarınca kesin olarak, 03/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Davacının öğrenim durumu itibariyle ihraz ettiği teknisyen unvanına ilişkin bakanlık bünyesinde atanabileceği boş teknisyen kadrosunun bulunduğu, idare tarafından davacının bu unvanda hizmetine ihtiyaç duyulduğunu göstermesi karşısında. Uyuşmazlık konusu başvuru üzerine kurumun ihtiyaç durumu değerlendirilmek suretiyle teknisyenlik unvanına ilişkin boş kadrolardan herhangi birine davacının atanması gerektiğine karar verilmiştir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları nelerdir, disiplin soruşturmaları, üniversite öğrencilerinin disiplin cezalarının iptali, adana idare avukatı

Üniversite Öğrencilerinin Disiplin Cezaları

Bu makalemizde üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları ile ilgili genel bilgi vermeye çalışacağız. Üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları da üniversite öğrencilerini disiplin soruşturmalarının usulü de Kanun ile belirlenmiş haldedir. Kanun’a aykırılık halleri üniversite öğrencilerinin disiplin cezalarının iptali sonucunu doğurur. Üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları denildiği zaman ilk bakacağımız yer Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği‘dir.

Üniversite Öğrencilerinin Disiplin Cezaları

Üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları da tıpkı devlet memurlarında olduğu gibi işlenen suçun ağırlığına göre kategorilere ayrılmıştır. Bunlar uyarma, kınama, bir haftadan bir yıla kadar uzaklaştırma, bir yarıyıl için uzaklaştırma, iki yarı yıl için uzaklaştırma ve yükseköğretim kurumundan çıkarma dır. Yönetmelikle disiplin suçları ve disiplin suçlarının karşılığı cezalar aşağıda yer verildiği gibi belirlenmişse de, kurumdan uzaklaştırma ve çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları dışında, uyarma ve kınama cezası verilmesini gerektiren eylemlere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı türden disiplin cezaları verilir.

Üniversite Öğrencilerinin Uyarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Uyarma cezasını gerektiren eylemler; Yükseköğretim kurumu yetkililerince sorulan hususları haklı bir sebep olmadan zamanında cevaplandırmamak, tesbit edilen yerler dışında ilan asmak ve  Yükseköğretim kurumunun izniyle asılmış duyuruları, program ve benzerlerini koparmak, yırtmak, değiştirmek, karalamak veya kirletmektir.

Üniversite Öğrencilerinin Kınama Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Kınama cezasını gerektiren eylemler; Yükseköğretim kurumu yetkililerince istenilen bilgileri eksik veya yanlış bildirmek, Ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atölye çalışması, bilimsel toplantı ve konferans gibi çalışmaların düzenini bozmak, Yükseköğretim kurumu içinde izinsiz olarak bildiri dağıtmak, afiş ve pankart asmak, Yükseköğretim kurumunca asılmış duyuruları, program ve benzerlerini koparmak, yırtmak, değiştirmek, karalamak veya kirletmek ve Sınavlarda kopyaya teşebbüs etmektir.

Üniversite Öğrencilerinin Bir Haftadan Bir Aya Kadar Uzaklaştırma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Yükseköğretim kurumundan bir haftadan bir aya kadar uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler;  Öğrenme ve öğretme hürriyetini engelleyici veya yükseköğretim kurumlarının işleyiş ve huzurunu bozucu eylemlerde bulunmak, Disiplin soruşturmalarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engellemek, Yükseköğretim kurumundan aldığı kendine hak sağlayan bir belgeyi başkasına vererek kullandırmak veya başkasına ait bir belgeyi kullanmak, Yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak, Yükseköğretim kurumu personelinin, kurum içinde ya da dışında, şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak, Yükseköğretim kurumunda alkollü içki içmek ve Yükseköğretim kurumuna ait kapalı ve açık mahallerde yetkililerden izin almadan toplantılar düzenlemektir.

Üniversite Öğrencilerinin Bir Yarıyıl İçin Uzaklaştırma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Yükseköğretim kurumundan bir yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler şunlardır; Yükseköğretim kurumu personeli ve öğrencilerini tehdit etmek, Yükseköğretim kurumlarında işgal ve benzeri fiillerle yükseköğretim kurumunun hizmetlerini engelleyici eylemlerde bulunmak, Kurum personeli ve öğrencilerine fiili saldırıda bulunmak, Yükseköğretim kurumlarında hırsızlık yapmak,  Yükseköğretim kurumu bünyesinde mevcut bina, demirbaş eşya ve benzeri malzemeyi tahrip etmek veya bilişim sistemine zarar vermek, Sınavlarda kopya çekmek veya çektirmek, Seminer, tez ve yayınlarında intihal yapmak, Yükseköğretim kurumundan uzaklaştırma cezası almış olmasına rağmen, bu karara uymamak.

Üniversite Öğrencilerinin İki Yarıyıl İçin Uzaklaştırma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Yükseköğretim kurumundan iki yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler şunlardır; Yükseköğretim kurumu görevlilerine karşı cebir ve şiddet kullanarak görevin yapılmasına engel olmak,  Öğrencilere karşı cebir ve şiddet kullanarak yükseköğretim hizmetlerinden yararlanmalarını engellemek, Suç sayılan eylemleri işlemek veya bir kimseyi veya grubu, cebir veya tehditle suç sayılan bir eylemi düzenlemeye veya böyle bir eyleme katılmaya zorlamak, Yükseköğretim kurumları içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak, taşımak, bulundurmak, Sınavlarda tehditle kopya çekmek, kopya çeken öğrencilerin sınav salonundan çıkarılmasına engel olmak, kendi yerine başkasını sınava sokmak veya başkasının yerine sınava girmek, Yükseköğretim kurumlarında cinsel tacizde bulunmak, Yükseköğretim kurumlarında 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla mermilerini ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri taşımak ve bulundurmak, Yükseköğretim kurumunun bilişim sistemine girerek kendisine veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamaktır.

Üniversite Öğrencilerinin Kurumdan Çıkarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren eylemler şunlardır; Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek, Yükseköğretim kurumlarında uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri satmak, satın almak, başkalarına vermek ve ticaretini yapmak, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla, mermilerini ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri kullanmak, Kişilerin vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunmak suretiyle cinsel dokunulmazlıklarını ihlal etmektir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

İhraç Edilenlerin Emekli İkramiyesinde Faiz

Bu makalemizde ihraç edilenlerin emekli ikramiyesinde faiz ve faiz hesaplaması ile ilgili emsal karara yer verilecektir. İhraç edilenlerin emekli ikramiyesi ile ilgili buradaki makalemizde ayrıntılı bilgi vermiştik. Ancak KHK ile ihraç edilenlerin emeklilik ikramiyesinde faiz ödemesi ve faiz başlangıç tarihi ile ilgili çelişkili kararlar bulunsa da, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi 18.02.2021 tarih, 2019/6537 Esas, 2021/867 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurumuz üzerine açıklayıcı bir karar vermiştir.

İhraç Edilenlerin Emekli İkramiyesinde Faiz

Mahkeme kararında, ihraç edilenlerin emekli ikramiyesi konusunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle aylık bağlanan müvekkilin hizmet süreleri birleştirmeye tabi tutulmamış olsa dahi, Sandıktan aylık bağlanabilecek konumda bulunması karşısında, Sandığa tabi hizmetinin ne şekilde sona ermiş olmasına bakılmaksızın, 5434 sayılı Kanunun 89/1.maddesi hükmü uyarınca, ikramiye ödemesinden yararlandırılması gerektiğinin altını çizmiştir.

Verilen kararda ihraç edilenlerin emekli ikramiyesinde faiz ile ilgili olarak da, Danıştay 11. Dairesinin, E:2009/5353, K:2010/2671 sayılı kanun yararına bozma kararına atıf yapılmıştır. Bu karara göre İdari işlem veya eylemlerden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak, idareye yapılmış bir başvuru varsa, başvuru tarihinin, başvurunun bulunmaması halinde ise, dava tarihinin esas alınması gerektiği hususu yerleşik hale gelmiştir.

Bu doğrultuda ihraç edilenlerin emekli ikramiyesinde faiz de Danıştay 11. Dairesi’nin iş bu kararı doğrultusunda değerlendirilmiştir. Kararda ihraç edilenlerin emekli ikramiyesinde faiz ödemesinin yapılması gerektiği, ihraç edilenlerin emekli ikramiyesinde faiz başlangıç tarihinin ise idareye başvuru tarihi olarak esas alınması gerektiğine hükmedilmiştir. Yine idareye başvuru tarihinden öncesine ilişkin faiz talebinin reddi yönünde hüküm kurulmasında usul hükümlerine uyarlık görülmemiştir.

Kararın tam metni şu şekildedir:

emsal1
emsal2

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , adana ilinde idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davalarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

ÇED raporunun iptali davası, çed raporunun iptali nasıl sağlanır, halkın katılımı toplantısı, çed raporunun yürütmenin durdurulması, idari dava avukatı

ÇED Raporunun İptali Davası

Bu makalemizde idari dava olan ÇED raporunun iptali davası ile ve yürütmenin durdurulması ile ilgili ilgili genel bilgi verilecektir.  Anayasa’nın 56. maddesine göre “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” ÇED raporları ve ÇED raporunun iptali davası da temel dayanağını Anayasamızın iş bu maddesinden almaktadır.

ÇED Raporunun İptali Davası

Makalemizin girişinde de belirttiğimiz üzere, Anayasamıza göre vatandaşların da çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek konusunda ödevlidir. Kısaltılmış hali ÇED raporu olarak da bilinen “Çevresel Etki Değerlendirme Raporu” işletmelerin çevreye olan etkilerini ortaya koyan bilimsel çalışmalardır. ÇED raporunun iptali davası ise bilimsel ve teknik özelliklere haiz olmayan raporların iptali amacıyla açılır. ÇED raporunun iptali davaları son dönemde artışa geçtiği söylenebilir. Nitekim endemik bitki türlerinden arkeolojik alanlara kadar ilgili bölgede inceleme yapılması gereken ÇED raporlarında, bu incelemelerin yeterli şekilde yapılmamasından kaynaklı sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 9. maddesinde yer aldığı üzere ÇED raporunun alınmasındaki en kritik aşamalardan biri olan halkın katılımı toplantıları ise çoğunlukla halka haber verilmeden usulsüz biçimde yapılmaktadır. ÇED raporunun iptali davası nda halkın katılımı toplantısı nın usulüne uygun biçimde yapılıp yapılmadığı, en az ÇED raporunda yer alan incelemeler kadar önemlidir. Zira bölgeyi en iyi tanıyanlar o bölgede yerleşik yaşayan halktır. Bu husus ÇED raporunun iptali davası nda önem arz etmektedir.

Projelerin olumsuz yönlerini bertaraf edecek şekilde yorumlama yöntemiyle hazırlanan, bilimsel ve teknik incelemelerin yeterince yapılmadığı, usule aykırı ÇED raporlarına idari dava yoluyla konulan ÇED raporunun iptali davası açılabilmektedir. Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , adana ilinde idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davalarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

ÇED Raporunun İptali Davasında Yürütmenin Durdurulması

ÇED raporunun iptali davası nda yürütmenin durdurulması talebi de önem arz etmektedir. Nitekim eksik ve hatalı hazırlanan ÇED raporları nedeniyle çevresel tahribata neden olmakta, halk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu durumda 2577 sayılı Kanun’un 27/2 maddesinde yer alan “idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması” şartının varlığından söz edilebilir. Söz konusu tahribatın önlenebilmesi için ÇED raporunun iptali davasında yürütmenin durdurulması talebi edilmesi hayati öneme sahiptir.

 

Adana Avukat, adana disiplin soruşturması avukatı, adana idare hukuku avukatı, adana idari dava avukatı, akademik kadro bilim sınavının iptali emsal karar, akademik kadro iptal davası, akademik kadro sınavı iptal davası, akademik kadro sınavına itiraz, Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası, İdare hukuku avukatı, idari dava avukatı,

Akademik Kadro İlanının İptali Davası

Akademik kadro ilanının iptali davaları genellikle kadroya getirilen ek şartlar nedeniyle kişiye özel kadro davası olarak da bilinen diğer akademik kadro iptal davalarından farklı bir dava türüdür. Bu durumda akademik kadroya yapılan atamanın değil, akademik kadro ilanının iptali talep edilir. Bir akademik kadro ilanının iptal edilmesini gerektirecek pek çok sebep olabilir. Ancak akademik kadro ilanı iptali davalarında en çok karşımıza çıkan uygulama getirilen ek şartlarla özel bir kişinin işaret edildiği ilanlardır.

Akademik Kadro İlanının İptali

Akademik kadro ilanının iptali davası bilindiği üzere ilgili idarenin (Üniversitenin) bulunduğu yer idare mahkemesinde açılır. Davada, resmi gazetede yayınlanan ilanın iptaline ne karar verilmesi istenir. Açılacak akademik kadro ilanının iptali davasında yürütmenin durdurulması talep edilmesi de mümkündür. Bu durumda yürütmenin durdurulmasını gerektirecek şartların mevcut olup olmadığının da dava dilekçesinde açıkça izah edilmesi gerekir.

Akademik kadro ilanının iptali davalarının dava dilekçesinde kadro ilanının neden hukuka aykırı ve usulsüz olduğunun uygun, açık ve sade bir dille izahatı oldukça önemlidir. Zira akademik kadro ilanının iptali pek çok sebepten kaynaklanabilir. Bu nedenle açılacak akademik kadro ilanı iptali davasında alanında uzman bir idari dava avukatından hukuki yardım almak oldukça önemlidir.

Akademik Kadro İlanının İptali Sebepleri

Makalemizin başında da belirttiğimiz üzere akademik kadro ilanının iptali sebepleri çok çeşitlidir. Somut olayda usule aykırı bir kadro ilanı olup olmadığı, iptali istenen kadroda ek şartlar bulunup bulunmadığı, getirilen ek şartların ihtiyaç ve hizmet gereklerine uygun ve bilimsel kaliteyi artırma amacına hizmet edip etmediği iyi değerlendirilmelidir. Yine aynı şekilde belirli bir kişiyi işaret edecek şekilde getirilen ek şartların da bu dava kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Dolayısıyla akademik kadro ilanının iptali davalarında özellikle bu husustaki mevzuata hakim ve alanında deneyimli bir idari dava avukatı nın dosyanızı değerlendirmesinde fayda vardır.

Ayrıca her kadro tipi için çıkarılacak akademik kadro ilanının usulü farklıdır. Öğretim üyesi kadroları bakımından Üniversitelerin senato kararları ile ek koşul belirlenebilirken, araştırma görevlisi ve diğer kadrolarda kadro şartları tamamen Yükseköğretim Kurumu tarafından belirlenmektedir. Örneğin; 2547 sayılı Kanun‘a göre doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için belirlenecek ek koşul bakımından Yükseköğretim Kurumunun onayının alınması gerekir.

Yine hangi akademik kadro olursa olsun getirilen ek şartın ihtiyaç ve hizmet gereklerine uygun olması ve bilimsel kaliteyi artırmak amacına hizmet etmesi gerekir. Bu özellikleri taşımayan ek kadro şartları nedeniyle de akademik kadro ilanının iptali davası açılması mümkündür.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Yine idari dava avukatı olarak daha önceki makalelerimizde akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili burada bilgi vermiştik. Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan, öğretim üyesi ataması iptal davası ile ilgili bilgiye buradaki makalemizden ulaşabilirsiniz. Buradaki yazımızda ise daha öncesinde başarı ile sonuçlandırdığımız akademik kadro bilim sınavının iptali kararını paylaşmıştık.

 

Tahdit kodunun kaldırılması davası, tahdit kodu nedir, tahdit koduna itiraz, tahdit kodu ile sınır dışı kararı iptal davası, itiraz,deport, avukat dava

Tahdit Kodunun Kaldırılması Davası

Bu makalemizde tahdit kodutahdit kodunun kaldırılması davası ve buna bağlı olarak verilen sınır dışı kararları hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Bilindiği üzere ülkemizde bulunan yabancılar hakkında tahdit kodları konabilmekte ve uluslararası koruma talebinin reddi veya sınırdışı (deport) kararlarında bu tahdit kodları esas alınmaktadır. Tahdit kodları durumun özelliğine göre; V-69, V-71, V-70, G-87,  Ç-114, Ç-116, Ç-117, Ç-118 gibi isimlendirmelere tabidir. Söz konusu tahdit kodlarından özellikle genel güvenlik açısından tehlike arz eden kişiler için (G-87), haklarında adli işlem yapılanlar için (Ç-114), genel ahlak ve kamu düzenini tehlikeye atan yabancılar için (Ç-116) verilen kodlarda idarenin çoğunlukla somut verilere dayanmadığı görülmektedir. Bu durumda ihtimal, sezgi veya kaynağı belli olmayan istihbari bilgiye dayanan tahdit kodunun kaldırılması için dava açılabilmektedir.

Haksız şekilde konulan tahdit kodları ve bu tahdit kodları doğrultusunda yapılan işlemler için de (sınır dışı, koruma talebinin reddi vb) tahdit kodunun kaldırılması davası açılabilmekte, idari dava yoluyla konulan tahdit koduna itiraz edilebilmektedir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları, idari para cezalarından kaynaklanan davalar, disiplin soruşturmaları, idari sözleşmelerden kaynaklanan davalar, idari mercilere müracaat yolları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

Tahdit Kodu Nedir?

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu‘na göre yabancılar hakkında tahdit kodu işlenmesi suretiyle işlem yürütülebilmektedir. Aşağıda ayrıntılı biçimde açıklayacağımız, Kanun’un 64. maddesine göre yapılan uluslararası koruma talebinin reddi, 54. maddesine göre yapılan sınır dışı edilme gibi işlemlerde bu tahdit kodları esas alınmaktadır.

Tahdit kodları çok çeşitli olup, başlıcaları şu şekilde sayılabilir; ikamet izni iptal edilenler için V-69, adresinde bulunamayanlar için V-71, sahte evlilik halinde V-70, 10 gün içinde ikamet izni alma koşuluna bağlı olarak giriş yapanlar hakkında V-84, genel güvenlik açısından tehlike arz eden kişiler için G-87, yasadışı giriş çıkış yapanlar için Ç-113, haklarında adli işlem yapılanlar için Ç-114, ceza evinden tahliye olanlar için Ç-115, genel ahlak ve kamu düzenini tehlikeye atan yabancılar için Ç-116, kaçak çalışanlar için Ç-117, ikamet izni iptal edilenler için Ç-118, vize veya ikamet ihlalinden kaynaklanan para cezasının ödenmemesi halinde Ç-120, yabancılar ve uluslararası koruma kanuna aykırı davrananlar için Ç-135 tahdit kodları mevcuttur.

Tahdit Kodunun Kaldırılması Davası

Tahdit kodunun kaldırılması davası açılarak yetkili idari yargı merciinden, yabancı hakkında tutulan tahdit kararlarının kaldırılması talep edilebilir. Tahdit kodunun kaldırılması davası açılırken yürütme durdurma talep edilebilir. Dava sırasında davalı idare ilgili kodun hangi gerekçe veya bilgilere dayalı olarak konulduğunu açıklamalıdır. Yine yabancı hakkındaki istihbaratın somut bilgi belgeye dayanıp dayanmadığı da önemlidir.

Tahdit Kodu ve Sınır Dışı Kararı

Yine tahdit kodunun kaldırılması davası yanı sıra yabancının söz konusu tahdit kodları nedeniyle sınır dışı edilmesi söz konusu ise, bu duruma sınır dışı kararına karşı da ayrı bir dava açılmalıdır.

Nitekim  6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesine göre; Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananmak,  Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlamak, Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturmak, Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşmak, vizenin iptal edilmesi, ikamet izninin iptal etmesi, ikamet izni süresini on günden fazla ihlal etmek  gibi durumlar  yabancının sınır dışı edilmesini gerektirir ve bu durumda bulunan yabancılar hakkında sınır dışı kararı alınır. Görüldüğü üzere 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinde sayılan sınır dışı etme kararına dayanak durumların her biri yukarıda saydığımız çeşitli tahdit kodları ile de sınıflandırılmıştır. Tahdit kodu ile sınır dışı edilme olarak bilinen bu durumlarda, tahdit kayıtlarına bağlı bu gibi işlemler nedeniyle tahdit kodunun kaldırılması davası nın yanı sıra bu tahdit kodları sebebiyle verilen sınır dışı kararının iptali davası nın da açılması gerekebilmektedir.