Etiket: adana idare mahkemesi avukatı

Danıştay 8. Dairesi, ÖSYM'nin yaptığı YDS sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali, araştırma görevlisi, adana idare hukuku avukatı, idari avukat

Sınav Sonucunun Geçersiz Sayılması İşlemin İptali

Danıştay 8. Dairesi 2021/5181 Esas, 2021/3776 Karar sayılı kararında görülen davada davacının ÖSYM’nin yaptığı YDS sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali yönünde karar vermiştir. Kararda,  davacının geçersiz sayılan sınavında kopya çektiğine veya herhangi bir usulsüzlüğe müracaat ettiğine dair bir delil bulunmadığına ilişkin olup bu gerekçenin de davaya konu işlemin mevzuat ile uyumlu olmadığı görülmekle birlikte karar sonucu itibariyle yerinde olduğu belirtilmiştir. Bu şekilde sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali kararı onanmıştır. Kararın tam metni aşağıdaki gibidir.

Sınav Sonucunun Geçersiz Sayılması İşlemin İptali

DANIŞTAY
8. DAİRE
Esas Numarası: 2021/5181
Karar Numarası: 2021/3776
Karar Tarihi: 14.09.2021

ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ OLARAK GÖREV YAPAN DAVACININ SINAV SONUCUNUN GEÇERSİZ SAYILMASI İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİNDE DAVACININ ALDIĞI PUANIN OLAĞANDIŞI OLDUĞUNUN BELİRLENDİĞİNDEN BAHİSLE SINAV SONUCUNUN GEÇERSİZ SAYILMASI YÖNÜNDE TESİS OLUNAN İŞLEMDE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI

Özeti: Davada araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle ÖSYM Yönetim Kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağırılması üzerine, eşdeğer sınav kapsamında katılmış olduğu e YDS 2018 sonucuna göre yapılan değerlendirme sonucu 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali istenilmiştir. Davacının eşdeğer sınav kapsamında katıldığı e YDS formatının sınav sonucuna etki edebileceği yönünde bir gerekçeye yer vermiş ise de sınavların adaylara aynı veya farklı sorularla aynı anda veya farklı zamanlarda, basılı veya elektronik ortamda uygulanabileceği hususunda davalı idareye takdir yetkisi tanımakta olup söz konusu gerekçenin yasal düzenleme gereği idari işlemin iptaline dayanak olamayacağı açıktır. İptal kararına konu diğer bir gerekçe ise, davacının geçersiz sayılan sınavında kopya çektiğine veya herhangi bir usulsüzlüğe müracaat ettiğine dair bir delil bulunmadığına ilişkin olup bu gerekçenin de davaya konu işlemin mevzuat ile uyumlu olmadığı görülmekle birlikte karar sonucu itibariyle yerindedir.

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: … Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacı tarafından, 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle … tarihli ve … sayılı ÖSYM Yönetim Kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağırılması üzerine, eşdeğer sınav kapsamında katılmış olduğu e-YDS 2018/06 sınav sonucuna göre yapılan değerlendirme sonucu 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun geçersiz sayılması işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararında; davacının geçersiz olduğu kararlaştırılan sınava katılım tarihi (2013 yılı) ile bu sınava eşdeğer olduğundan bahisle katılımının sağlandığı sınavın tarihi (2018 yılı) arasında yaklaşık beş yıl gibi uzun bir süre bulunduğu; özellikle yabancı dil bilgisi hakimiyetine ve kelime haznesi genişliğine bağlı olarak başarı durumunun belirlendiği yabancı dil sınavlarında beş yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra bir önceki sınavda alınan puandan farklı bir sonuç alınmasının doğrudan ilk alınan puanın geçersiz olduğu sonucunu doğurmayacağı, kaldı ki; davacıya eşdeğer sınava katılım için üç ay gibi kısa bir süre tanındığı ve bilgilerini tazelemesine fırsat verilmediği, ayrıca geçersiz sayılan sınavın fiziksel bir ortamda ve kağıda basılı şekilde gerçekleştirilmesine karşın buna eşdeğer bulunduğu kabul edilen sınavın elektronik ortamda yapılmış olmasının da sınav sonucuna etki edebileceğinin kabulü gerektiği, diğer yandan dava dilekçesine ekli belgelerden davacının eşdeğer sınav sonrasında kendi isteğiyle; 04/10/2018 tarihinde katılım sağladığı 2018 YDS Sonbahar sınavından 53.75, 12/12/2018 tarihinde katılım sağladığı 2018 YDS/3.Dönem sınavından 58.75, 11/12/2019 tarihinde katılım sağladığı 2019-YDS/3.Dönem sınavından ise 63.75 puan aldığı ve son olarak da davacının geçersiz sayılan sınavında kopya çektiğine ya da herhangi bir usulsüzlüğe müracaat ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve net bir bilgi ve belge de bulunmadığı hususları bir bütün olarak beraberce değerlendirildiğinde, davacının 2013 YDS Sonbahar sınav sonucundan aldığı puanın olağandışı olduğunun belirlendiğinden bahisle sınav sonucunun geçersiz sayılması yönünde tesis olunan davaya konu Yönetim Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı; esasa ilişkin olarak ise, Eşdeğer Sınav Sonuçlarını Değerlendirme Komisyonunca hazırlanan raporda, adayın şüpheli bulunan sınavı ile eşdeğer sınavdan alınan puan arasındaki farkın bu sınavlara ait ölçmenin standart hataları toplamından daha yüksek olduğu görüldüğünden, 2013 YDS Sonbahar sınavından alınan puanın olağandışı olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu rapor üzerine dava konusu işlem tesis edilerek adayın 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun geçersiz sayılmasına karar verildiği, davacının eşdeğer sınav sonrası katılım sağladığı diğer sınav sonuçlarının dava konusu işlemin iptaline dayanak alınamayacağı ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların herhangi bir maddi delile dayanmayan bilimsellikten uzak iddialar olduğu, eşdeğer sınav kapsamında girdiği e-YDS sınav formatının biçimsel olarak farklı olduğu, bu sınavdan sonra fiziksel ortamda girdiği YDS ve YÖKDİL sınavlarından başarılı sonuçlar elde ettiği, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığı yolundaki süre itirazı yerinde görülmeyerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/B maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :

ÖSYM’ye gönderilen bir ihbar mektubunda, dilekçede adı geçen kişilerin 2004-2014 yılları arasında yapılan ALES ve yabancı dil sınavlarında FETÖ/PDY terör örgütüne mensup oldukları için yüksek puan alarak yüksek lisans ve doktora yapmaya hak kazandırıldıkları iddiası üzerine iddiaların araştırılması için dilekçenin İhbar Değerlendirme Komisyonu’na gönderildiği, Komisyon tarafından … tarihinde tanzim edilen … tutanak numaralı raporda, davacının 5 kez katıldığı ALES sonuçları üzerinden yapılan incelemede şüphe uyandırıcı herhangi bir bulguya rastlanılmadığı; 4 kez katıldığı yabancı dil sınavlarında ise 16-68 aralığında puan aldığı, en yüksek iki sınavı arasındaki puan farkının 37.5 olup katılım sağladığı 4 sınavın 1’inde sınavın genel ortalamasını geçtiği, 32,5 puan ortalamasına sahip bir adayın sadece bir dönemde (yaklaşık 6 ay) puanını 31,25’ten (2013-YDS İlkbahar) 68,75’e (2013-YDS Sonbahar) çıkarmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı yönündeki görüşün bildirilmesi üzerine ÖSYM Yönetim Kurulu’nun 12/03/2018 tarihli ve 2018/11.05 sayılı kararı ile davacının eşdeğer sınava çağrıldığı, adayın katılım sağladığı eşdeğer sınav hükmünde olan 09/06/2018 tarihinde yapılan e-YDS 2018/06 sınavından 37,5 puan aldığı, bunun üzerine Eşdeğer Sınav Sonuçlarını Değerlendirme Komisyonu’nca hazırlanan raporda, şüpheli bulunan sınav ile eşdeğer sınavdan alınan puanlar arasındaki farkın bu sınavlara ait ölçmenin standart hataları toplamından daha yüksek olduğu yönünde yapılan tespit ile 2013 YDS Sonbahar sınavından alınan puanın olağandışı olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu rapor üzerine dava konusu işlem tesis edilerek adayın 2013 YDS Sonbahar Dönemi sınav sonucunun geçersiz sayılmasına karar verildiği, söz konusu işlemin ÖSYM Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın … tarihli ve … sayılı yazısı ile davacıya bildirilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İNCELEME VE GEREKÇE :

İlgili Mevzuat:

6114 sayılı Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun’un “Sınav güvenliği” başlıklı 9. maddesinin 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun’un 71. maddesi ile eklenen 8. fıkrasında, “Sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması halinde adaylar, maliyeti Başkanlık tarafından karşılanmak üzere Yönetim Kurulu kararı ile eşdeğer sınava çağrılabilir. Adayın sınavının geçerli sayılıp sayılmayacağına eşdeğer sınav sonuçlarına bakılarak Yönetim Kurulu tarafından karar verilir. Çağrıya rağmen eşdeğer sınava katılmayan adayın sınavı geçersiz sayılır.” hükmüne yer verilmiş; Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Başkan, Başkan yardımcıları ve Yönetim Kurulu” başlıklı 348. maddesinin 6. fıkrasının (d) bendinde ise, “Gerekli hâllerde sınavların kısmen veya tamamen iptaline, ertelenmesine, adayların eşdeğer sınavlara alınmasına veya aday işlemlerinin geçersiz sayılmasına ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin başlatılmasına karar vermek”, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Dava konusu işleme dayanak 6114 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 8. fıkrası, davalı idarenin sınav güvenliğini sağlamak, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde adaylara fırsat eşitliği sağlama ve haksız kazancın önüne geçmek amacıyla gerek adli soruşturmalar ve gerekse kurum içinde yapılan analizlerde sınav sonucu kuşkulu bulunan adayların eşdeğer sınava tabi tutulması amacıyla öngörülmüş olup esasen davalı idarece ülke çapında uygulanan sınav iş ve işlemlerinde kamu yararının ve kamu düzeninin etkin bir biçimde sağlanması amacıyla getirilmiş bir düzenleme niteliğine sahiptir.

Bu kapsamda, anılan düzenlemeyle sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması hâlinde adayların Yönetim Kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağrılabilecekleri hususunda davalı idareye takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmakta olup; adayın eşdeğer sınava çağrılabilmesi için sınav sonuçlarında olağandışı bulgulara rastlanılmış olmasının yeterli olduğu, bunun dışında adayın kopya çektiğine yahut kendisi yerine bir başka adayın sınava girdiğine yönelik herhangi bir tespitte bulunulmasının gerekli olmadığı görülmektedir. Zira düzenlemeyle sınavlarda olağandışı bulgulara rastlanılması durumunda bu olağandışı bulguların bertaraf edilmesi amaçlanmaktadır. Davalı idareye tanınan bu takdir yetkisinin yasanın yukarıda belirtilen getiriliş amacına ve kamu yararına uygun olarak kullanılması, yetkinin amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının denetiminde ise yargı mercilerince idari işlemin dayandırıldığı maddi ve hukuki olayların işlemin tesis edilmesini gerektirecek düzeyde olup olmadığının araştırılması gerektiği açıktır.

Olayda, dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra davacının katılım sağladığı sınavlardan sırasıyla 09/09/2018 tarihinde yapılan 2018-YDS Sonbahar Dönemi sınavından 53,75; 02/12/2018 tarihinde yapılan 2018-YDS 3. Dönem sınavından 58,75; 01/12/2019 tarihinde yapılan 2019-YDS 3. Dönem sınavından 63,75 puan aldığı anlaşılmaktadır.

6114 sayılı Kanunun 9/8. maddesi ile getirilen düzenlemede nihai amaç, tespit edilen olağandışı bulguların bertaraf edilmesi olduğuna göre davacının eşdeğer sınav hükmünde katılmış olduğu e-YDS 2018/06 sınavından kısa bir zaman sonra katılım sağladığı diğer sınavların da olağandışılık tespitinin denetiminde dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim davacının eşdeğer sınava çağrılması konusunda davalı idare, şüpheli bulunan sınav sonucu ile 2012 ila 2013 yılları arasında katıldığı diğer sınav sonuçlarını mukayese ederek bir sonuca varmıştır. Buna göre, davacının sonradan katılım sağladığı sınavlarda elde ettiği sonuçların inceleme konusu 2012-2013 aralığında katılmış olduğu diğer sınavların ortalamasından yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, davacının şüpheli bulunan 2013-YDS Sonbahar sınavına ÖYP kapsamında araştırma görevlisi olarak atanmak üzere katılım sağladığı anlaşılmakta olup … Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’ne atamasının yapıldığı 2014 yılına ilişkin ÖYP Usul ve Esasların “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (h) bendinde ÖYP Puanının lisans genel not ortalamasının %25’i, ALES puanının %60’ı ve varsa yabancı dil puanının %15’i alınarak hesaplanacağı yönündeki kural da dikkate alındığında eşdeğer sınav tarihinden sonra elde edilen sınav sonuçlarının yeterli düzeyde yabancı dil puanına işaret ettiği görülmektedir.

İdare Mahkemesi temyize konu kararında, davacının eşdeğer sınav kapsamında katıldığı e-YDS formatının sınav sonucuna etki edebileceği yönünde bir gerekçeye yer vermiş ise de, 6114 sayılı Kanun’un 7/3. maddesinin birinci cümlesi, sınavların adaylara aynı veya farklı sorularla aynı anda veya farklı zamanlarda, basılı veya elektronik ortamda uygulanabileceği hususunda davalı idareye takdir yetkisi tanımakta olup söz konusu gerekçenin yasal düzenleme gereği idari işlemin iptaline dayanak olamayacağı açıktır. İptal kararına konu diğer bir gerekçe ise, davacının geçersiz sayılan sınavında kopya çektiğine veya herhangi bir usulsüzlüğe müracaat ettiğine dair bir delil bulunmadığına ilişkin olup bu gerekçenin de davaya konu işlemin dayanağı Yasa maddesinin getiriliş ve düzenleniş amacıyla uyumlu olmadığı görülmekle birlikte karar sonucu itibariyle yerindedir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,

2. … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,

3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanun’un 20/B maddesi uyarınca kesin olarak, 14/09/2021 tarihinde esasta oybirliği; gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir; İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Geçici teminatın gelir kaydedilmesi emsal karar, geçici teminatın irat kaydı, danıştay kararları, emsal danıştay, adana idare hukuku avukatı,

Geçici Teminatın Gelir Kaydedilmesi Emsal Karar

Daha önceki makalelerimizde geçici teminatın gelir kaydedilmesi konusu ele almıştık. İlgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Bu makalemizde ise geçici teminatın gelir kaydedilmesi emsal karar paylaşıyoruz. İlgili makalemizde özellikle kısmi teklife açık ihalelerde geçici teminatın gelir kaydedilmesi durumlarında farklı yaklaşımlar olabildiğini belirtmiştik. Geçici teminatın gelir kaydedilmesi Danıştay kararlarında %3’ünün irat kaydedilmesi, %3’ü aşan kısmının ise iade edilmesi yönünde görüş bildirmektedir. Makalemizde sunduğumuz geçici teminatın gelir kaydedilmesi emsal karar da aynı yönde karar verilmiştir.

Zira 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Geçici Teminat” başlıklı 33’üncü  maddesinde “ihalelerde, teklif edilen bedelin %3’ünden az olmamak üzere, istekli tarafından verilecek tutarda geçici teminat alınır. İhale dokümanında belirtilmesi şartıyla, danışmanlık hizmeti ihalelerinde geçici teminat alınması zorunlu değildir.” hükmü yer almakta

Geçici teminatın gelir kaydedilmesi emsal kararda özetle “Bu durumda, davacının sunduğu geçici teminatın, üzerinde kalan 8 kısım sebze ihalesinden 2 kısma, 5 kısım meyve ihalesinden 1 kısma ilişkin teklifinin % 3’ünü aşan kısmının iade edilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.” denilerek işlemin iptaline karar verilmiştir.

Geçici Teminatın Gelir Kaydedilmesi Emsal Karar

ramsey1
ramsey2
ramsey3
ramsey4
ramsey5

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Naklen atamada idarenin takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekleri, emsal karar, naklen atama işleminin iptali, adana idare avukatı

Naklen Atamada İdarenin Takdir Yetkisi

Bu makalemizde naklen atamada idarenin takdir yetkisi nin ele alındığı bir Danıştay kararına yer vereceğiz. Bilindiği üzere naklen atama işlemi kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun biçimde yapılmalıdır. Bu doğrultuda naklen atamada idarenin takdir yetkisi olduğunu ancak bu takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun biçimde kullanılması gerektiğini söylemek mümkündür. Bu bağlamda naklen atamada idarenin takdir yetkisi kullanılırken, kamu hizmetinin etkin ve verimli işlemesi amacı dışında bir başka amacın bulunmaması, memurun kadro derecesini gözetmesi ve atama işlemlerinin bir ALT CEZA GİBİ uygulanmaması gerekmektedir. Aksi halde açılacak dava ile naklen atama işleminin iptali söz konusu olacaktır. Bu hususta naklen atama işleminin iptali ile ilgili aldığımız emsal karara buradan ulaşabilirsiniz.

Danıştay 2. Dairesinin kamu hizmet ve gerekleri göz ardı edilmeksizin memurların naklen atamasında idarenin takdir yetkisinin bulunduğu yönündeki 2021/3370 Esas, 2021/741 Karar sayılı kararının özet kısmını makalemizin devamında yer verilmiştir.

Naklen Atamada İdarenin Takdir Yetkisi

DANIŞTAY
2. DAİRE
Esas Numarası: 2021/3370
Karar Numarası: 2021/741
Karar Tarihi: 18.03.2021

KAMU HİZMET VE GEREKLERİ GÖZ ARDI EDİLMEKSİZİN MEMURLARIN NAKLEN ATANMADA İDARENİN TAKDİR YETKİSİ NE SAHİP OLDUĞU

Özeti: Dava İl Emniyet Müdürlüğünde emniyet amiri olarak görev yapan çalışanın farklı İl Emniyet Müdürlüğü emrine naklen atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır. Emniyet amirinin atama gerekçesini oluşturan soruşturma raporunda; İlçe Emniyet Müdürlüğü personelinin hak etmiş oldukları özlük hakları ile ilgili olarak banka maaş protokolü için aralarında emniyet amirinin de bulunduğu ihale komisyonu oluşturulduğu görülmüştür. İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliğinde görevli personelin maaş ödemeleri ile ilgili olarak ihale yapıldığı, isteklilerden bankanın üç yıl için belirli miktarlı teklifinin, beş yıllık teklifinden ekonomik olarak daha avantajlı olmasına rağmen, beş yıllık promosyon bedelini onaylamak suretiyle görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama suçunu işleyerek devleti ve kişileri zarara uğrattıkları belirtilmiştir. Emniyet amirinin Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün ilgili maddesi gereğince üç günlük aylık kesimi cezası ile tecziye edilmesine dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu işleminin tesis edildiği ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davada İdare Mahkemesi’nin kararıyla davanın reddine karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği görülmüştür. Emniyet amiri hakkında Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin ilgili maddesi uyarınca farklı İl Emniyet Müdürlüğü emrine naklen atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiş olup, idarenin temyiz isteminin kabulü gerekmektedir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir; İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

İhraçtan iade olan memurun maaşlarının faizi ödenir mi, ihraçta geçen sürede yoksun kalınan maaşları geri ödenirken de faizi ile ödenmesi, idari dava avukat

İhraçtan İade Olan Memurun Maaşlarının Faizi

İhraç edilip de iade olan memurun maaşlarının faizi ödenir mi sorusu ile sıklıkla karşılaşmaktayız. İhraçtan iade olan memurun maaşlarının faizi konusunda, idareler memurun ihraçta geçirdiği sürede alması gereken maaşını ödese de, maaşlarının faizini çoğunlukla ödememektedir. Bu uygulama nedeniyle ihraç edilip de iade olan memurun maaşlarının faizinin ödenmemesi neticesinde alamadıkları maaşları değer kaybına uğramaktadır. Bu doğrultuda iade olan memurun maaşlarının faizi nin ödenip ödenmeyeceği konusunda İzmir Bölge İdare Mahkemesi emsal bir karar vermiştir.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi kararında gerek maaş alacaklarının gerekse bunlara ilişkin faiz talebinin mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, bu nedenle ihraçta geçen sürede yoksun kalınan maaşları geri ödenirken de faizi ile ödenmesi gerektiğini, aksi halde maaşlarının değer kaybına uğrayacağı ve bunun da mülkiyet hakkının ihlali anlamına geleceğine karar vermiştir. Kararda ödenen maaşların faizinin de ödenmesi gerektiği, ödenen maaşların faizinin her ay için ayrı ayrı yasal faiz oranında hesaplanması gerektiğine hükmetmiştir.

İhraçtan İade Olan Memurun Maaşlarının Faizi

İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
2. İDARİ DAVA DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/980
Karar Numarası: 2020/1587
Karar Tarihi: 26.11.2020

……

Davacının, istinaf başvurusuna gelince:

7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun‘un “Kararların uygulanması” başlıklı 10. maddesinde; “(1) (Değişik: 25/7/2018-7145/22 md.) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin başvurunun kabulü hâlinde karar, kadro veya pozisyonunun bulunduğu kuruma, …bildirilir. Kamu görevine iade edilmesine karar verilenlerin eski kadro veya pozisyonuna atanması esastır….Kurumlar, bildirim veya atama teklif tarihini takip eden otuz gün içerisinde atama işlemlerini tamamlar……İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz” hükmüne yer verilmiştir.

Uyuşmazlıkta, davacıya görevinden ayrı kaldığı süre için hesaplanan maaş tutarının ödendiği, ancak ödenen bu tutara faiz işletilmediği ve davacının da 09/04/2019 tarihli başvuru dilekçesinde bu ödenen maaş tutarına işletilecek yasal faizin de hesaplanarak ödenmesi talebinin bulunduğu, bu istemin dava konusu işlemle reddedildiği, ancak mahkeme kararında bu konuda hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının gerek maaş alacaklarının, gerekse de bunlara ilişkin faiz talebinin mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, faiz talebinin ödenen maaşların feri alacağı niteliğinde olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmaya dayalı bir tazminat olarak değerlendirilemeyeceği, davacının ihraçta geçirdiği süreçte maaşlarından yoksun kaldığı ve maaşları geri ödenirken de faizlerinin ödenmemesi nedeniyle maaşlarının değer kaybına uğratıldığı, bir başka deyişle davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiği, bu nedenle ödenen maaşlarının faizinin de davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği açık olup, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Öte yandan, davacının ödenen maaşlarına yasal faiz ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinden, davacıya ödenen maaşların faizinin her ay için ayrı ayrı olmak üzere ödenmesi gereken tarihlerden itibaren hesaplanacak yasal faiz tutarının davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği tabidir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı olarak iade olan memurun maaşlarının faizi davası kapsamında da hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti kapsamında  hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

İhale komisyonu kararında başvuru yolu ve dava açma süresinin belirtilmemesi, emsal danıştay kararı, dava açma süresi, adana idari dava avukatı, iptal dava

İhale Komisyonu Kararında Başvuru Yolu ve Dava Açma Süresinin Belirtilmemesi

Danıştay 13. Dairesi, 2020/3779 Esas, 2020/4013 Karar sayılı kararında ihale komisyonu kararında başvuru yolu ve dava açma süresinin belirtilmemesi halinde dava açma süresinin işlemin tebliği tarihinde başlamayacağına karar vermiştir. Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunluluğunun vurgulandığı kararın tam metni aşağıdaki gibidir.

İhale Komisyonu Kararında Başvuru Yolu ve Dava Açma Süresinin Belirtilmemesi

DANIŞTAY
13. DAİRE
Esas Numarası: 2020/3779
Karar Numarası: 2020/4013
Karar Tarihi: 29.12.2020

DAVACININ İHALE DIŞI KALMASINA İLİŞKİN OLARAK GÖNDERİLEN İHALE KOMİSYONU KARARINDA DAVACININ HANGİ KANUN YOLLARINA VE MERCİLERE BAŞVURABİLECEĞİ VE DAVA AÇMA SÜRESİ BELİRTİLMEDİĞİNDEN DAVA AÇMA SÜRESİNİN İŞLEMİN TEBLİĞ EDİLDİĞİ TARİHTE İŞLEMEYE BAŞLAMADIĞI

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Hatay ili, Antakya, İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinde 2676 araçlık yol üstü oto park alanlarının işletme hakkının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulü (açık arttırmalı) ile 24 ay süreyle kiralanmasına ilişkin 24/07/2020 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; dava açma süresinin, dava konusu ihale sonucunun davacı şirkete bildirimine ilişkin komisyon kararının tebliğ tarihi olan 04/08/2020 tarihinden itibaren başladığı ve davanın ivedi yargılama usulüne tâbi olması nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca yapılan başvuru veya itirazların dava açma süresini durdurmayacağı; bu durumda, 04/08/2020 tarihinde başlayan dava açma süresinin son günü olan 03/09/2020 tarihine kadar davanın açılması gerekirken, bu tarih geçirildikten sonra 28/09/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı sebebiyle esasının incelenmesine imkân bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ihale komisyonu kararının 04/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 07/08/2020 tarihinde bu karara itiraz edildiği, idarece herhangi bir cevap verilmemesi üzerine hak kaybına uğramamak adına süresinde davanın açıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Hatay ili, Antakya, İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinde 2676 araçlık yol üstü oto park alanlarının işletme hakkının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 35/a maddesi uyarınca kapalı teklif usulü (açık arttırmalı) ile 24 ay süreyle kiralanmasına ilişkin ihale 24/07/2020 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

Söz konusu ihaleye katılan davacının teklif, banka referans ve geçici teminat mektubunu ayrı bir zarfta sunmadığının, 937 araçlık iş bitirme belgesi sunması gerekirken 703 araçlık iş bitirme belgesi sunduğunun ve davacıya vekâleten ihaleye katılan kişinin sabıka kaydının sunulmadığının anlaşıldığından bahisle ihale dışı bırakılmasına ilişkin 28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararının 04/08/2020 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, davacı tarafından anılan ihalenin iptali istenilmiştir.

28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararı ile bu kararın bildirilmesine ilişkin olarak davacıya gönderilen davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısında, davacının hangi kanun yollarına ve mercilere başvurabileceği ve dava açma süresi belirtilmemiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasa’nın “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesine, 03/10/2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Anayasa’nın 40. maddesine eklenen 2. fıkranın gerekçesinde, bu değişikliğin, bireylerin yargı ya da idarî makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk hâline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir.

Anayasal düzenlemeler ve değinilen gerekçeden; Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idarî makamlar ile başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk hâline getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasa’nın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları sonucuna ulaşılmaktadır.

Anayasal düzenlemeler, kural olarak doğrudan uygulanacak hükümlerden olmayıp, kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılarak yaşama geçirilirler. Ancak, öğretide ve Anayasa Mahkemesi’nin kimi kararlarında, yürürlüğe konulması gereken yasal düzenlemede yer verilmesi gereken konuların Anayasa metninde açıkça kurala bağlandığı durumlarda, bir özel kanun ya da yürürlükteki kanunlarda uygun değişiklik yapılması gerekmeksizin Anayasa hükümlerinin doğrudan uygulanacağı kabul edilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrasının doğrudan uygulanması gerektiğini, 08/12/2004 tarih ve E:2004/84, K:2004/124 sayılı kararında; 5225 sayılı Kanun’da, başvurulacak kanun yolu ve süresinin özel olarak düzenlenmemiş olmasının, Anayasa’nın 40. maddesine aykırılık oluşturmadığını belirterek benimsemiş ve kararında; bireyler hakkında kurulan işlemlere karşı kanun yolları, başvurulacak merciler ile sürelerin belirtilmesi yönünden Devlete verilen görevin bir zorunluluk içerdiğine, bu zorunluluk nedeniyle her kanunda özel bir düzenleme yapılması gerekmediğine değinerek, Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrasının doğrudan uygulanır nitelik taşıdığını kabul etmiştir.

Devletin, işlemlerinde, bireylerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu düzenleyen Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrasının, ayrı bir yasal düzenlemenin varlığını gerektirmeyen, doğrudan uygulanabilir nitelik taşımasından dolayı, yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak idarî mercileri ve kanun yolları ile sürelerini belirtmeleri zorunludur.

Bu kapsamda, Anayasa’nın 125. maddesinin 3. fıkrası ile 40. maddesinin 2. fıkrasının birbirleriyle olan ilişkisine de değinmek gerekmektedir.

Anayasa’da yer alan düzenlemeler, normlar hiyerarşisinde aynı düzeyde yer aldığından bu kuralların birbirine üstünlüklerinden söz etmek mümkün olmamakla birlikte, Anayasal normlar değerlendirilirken normun kabul edildiği tarihe bakılarak yorum yapılabilmesi mümkündür. Bu kapsamda, her ne kadar Anayasa’nın 125. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmiş ise de; 40. maddeye eklenen fıkrayla, idarî işlemlerde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının ve sürelerinin belirtilmesi zorunluluğu getirildiğinden, kişilere bildirilen idarî işlemlerde başvuru süresi ve başvuru yerinin de gösterilmesi gerekmektedir. Dava açma süresini başlatacak olan bildirim, Anayasa’nın amir hükmü gereğince başvuru mercii ve süresini de gösteren yazılı bildirimdir. Bunun dışındaki yazılı bildirimler, Anayasa’nın 40. maddesinin amir hükmüne uygun olmadığından, dava açma süresini başlatmayacaktır.

Bu itibarla, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu öngören Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeye rağmen, 28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararı ile bu kararın bildirilmesine ilişkin olarak davacıya gönderilen davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısında, davacının hangi kanun yolları ve mercilere başvurabileceği ve dava açma süresi belirtilmediğinden, idarenin doğru bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve hak arama özgürlüğünün ihlâl edilmiş olması karşısında, söz konusu işlemin tebliğ edildiği tarihte dava açma süresinin işlemeye başlamadığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;

2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,

4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,

5. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 29/12/2020 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı olarak ihale komisyonu kararının iptali davası da dahil olmak üzere idari davalarda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti kapsamında hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Bu makalemizde polis memurlarının rütbe terfi davaları ve emniyet teşkilatında rütbe terfi işlemleri hakkında emsal Danıştay kararları doğrultusunda kısa bir bilgilendirme yapacağız. Polis memurlarının rütbe terfi davaları iptal davasına konu edilir. Açılacak iptal davasında işlemin tebliğinden itibaren başlayacak 60 günlük dava açma süresine uyulması hayati öneme sahiptir. Bu genel bilgilendirmeyi yaptıktan sonra polis memurlarının rütbe terfi davaları nasıl açılır, polis memurlarının rütbe terfi işlemlerinde idarenin takdir yetkisi nasıl değerlendirilir, Merkez Değerlendirme Kurulu kararının iptali nasıl sağlanır,  emniyet teşkilatında rütbe terfi işlemleri nasıl yapılır gibi sorulara emsal Danıştay kararları doğrultusunda geçecek olursak;

Polis Memurlarının Rütbe Terfi Davaları

Bu makalemizde polis memurlarının rütbe terfi davaları ve emniyet teşkilatında rütbe terfi işlemleri hakkında emsal Danıştay kararları doğrultusunda kısa bir bilgilendirme yapacağız. Polis memurlarının rütbe terfi davaları iptal davasına konu edilir. Açılacak iptal davasında işlemin tebliğinden itibaren başlayacak 60 günlük dava açma süresine uyulması hayati öneme sahiptir. Bu genel bilgilendirmeyi yaptıktan sonra polis memurlarının rütbe terfi davaları nasıl açılır, polis memurlarının rütbe terfi işlemlerinde idarenin takdir yetkisi nasıl değerlendirilir, Merkez Değerlendirme Kurulu kararının iptali nasıl sağlanır,  emniyet teşkilatında rütbe terfi işlemleri nasıl yapılır gibi sorulara emsal Danıştay kararları doğrultusunda geçecek olursak;

Polis Memurlarının Rütbe Terfi Davaları

Emniyet teşkilatında rütbe terfi davaları incelenirken Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmeliğin irdelenmesi gerekir. Polis memurlarının rütbe terfi işlemleri için; Yönetmeliğin 4. maddesinde; “Kıdem”, bir rütbede geçen fiili çalışma süresi; “liyakat” ise, personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnamesi, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmiş hizmetlerinde almış olduğu cezalar, geçirdiği ve devam eden soruşturmaların niteliğine göre belirlenecek terfi yeterliliği olarak tanımlanmış, 8. ve devamı maddelerde rütbelere terfi ve kıdem esaslar sayılmış, 9. maddesinde, polis amirlerinin rütbelere terfilerinin bu Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla kıdem ve liyakata göre yapılacağı vurgulanmış olup, 16. maddesinde de kıdem sırasının tespitinde nelerin belirleyici olduğu kurallara bağlanmıştır.

Bu doğrultuda polis memurlarının rütbe terfi işlemlerini değerlendiren Merkez Değerlendirme Kurulunun yapması gereken disiplin ve hiyerarşiyi bozmadan, mevcut boş kadrolara en kıdemli ve liyakatliyi tespit ederek  terfi işlemlerini değerlendirmektir. Polis amirlerinin bir üst rütbeye atanmalarında öncelikle kıdemin esas olduğu ancak, bulundukları rütbedeki en az bekleme sürelerini dolduranların da, liyakat esasına göre yasa ve yönetmelikte yer alan diğer hususların değerlendirilmesi sonucu bir üst rütbeye atanabilecekleri açıktır. Aksi yöndeki Merkez Değerlendirme Kurulu kararının iptali için yukarıda açıkladığımız gibi iptal davası açılabilir.

Polis Memurlarının Rütbe Terfi Davaları Danıştay’ın Emsal İptal Kararları

Dolayısıyla polis memurlarının rütbe terfi davaları nda, işlemin kıdem ve liyakat ilkelerine uygun biçimde yapılıp yapılmadığı hususunun özellikle değerlendirilmesi gerekir. Yine aynı şekilde polis memurlarının rütbe terfi işlemlerinde idarenin takdir yetkisi nin sınırlarının belirlenmesi de önemlidir. Danıştay’ın polis memurlarının rütbe terfi davaları emsal iptal kararları ile ilgili kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse şu kararlarına dikkat çekmek gerekir;

Danıştay 12. Dairesi 2008/4082 Esas 2011/4264 Karar sayılı kararında 2007 yılı terfi döneminde 1. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada, davacının ceza mahkemesinde mahkumiyet kararları bulunması nedeniyle işlemin iptali yönünde verilen Yerel Mahkeme kararını bozmuştur. Kararda özetle; “3201 sayılı Yasa’nın 55. maddesi uyarınca, bu kadrolara yapılan atamalarda idarenin kişileri kıdem ve liyakata göre değerlendirmeye tabi tutarak atarken kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olarak takdir yetkisini kullanabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde ve davacının kıdem sıralamasında terfi edecek ilk 110 kişi arasına giremeyerek 154. sırada yer alması, sicil ortalamasının ve takdir-taltif sayısının terfi eden personelin büyük bölümüne göre düşük kalması, bir önceki rütbede olsa bile ceza mahkemesi tarafından 2 ayrı davada mahkumiyetine hükmedilmiş olması, hapis cezası almasına neden olan fiillerin niteliği dikkate alındığında; 1. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine yükseltilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından, dava konusu işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.”

KIDEM VE LİYAKAT AÇISINDAN BİR ÜST RÜTBEYE TERFİSİNE ENGEL BİR DURUMU BULUNMAYAN DAVACI HAKKINDA TESİS EDİLEN İŞLEMDE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI

Danıştay 12. Dairesi 2007/2883 Esas 2008/2480 Karar sayılı başka bir kararında ise “2. sınıf emniyet müdürü olan davacının, sicil notu ortalamasının 96 puan olmasına, 5 takdirinin bulunmasına ve kendisinden daha alt sıralarda olanlar yükseltilmesine rağmen; sıralamada 100. olduğu, bu yılda 80 kişinin yükseltildiğinden bahisle, 2006 yılında bir üst rütbeye yükseltilmemesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediği” ne karar vermiştir.

DAVACIDAN SONRA GELİP TERFİ EDENLERİN BULUNMUŞ OLMASI TAKDİR YETKİSİNİN SINIRLARININ AŞILMAMASI KAYDIYLA DAVACININ DA BİR ÜST RÜTBEYE TERFİ ETTİRİLMESİNİ ZORUNLU KILMADIĞI

Danıştay 12. Dairesi 2012/9260 Esas 2014/1791 Karar sayılı başka bir kararında disiplin cezası bulunan polis memurunun terfi ettirilmemesi yolunda tesis edilen işlemde idarenin takdir yetkisi yönünden değerlendirme yapmıştır. Kararda; “Davacıdan daha kıdemsiz ve liyakatsiz olanların davalı idarece bir üst rütbeye terfi ettirildiği dolayısıyla davacının da terfi ettirilmesi gerektiği yönünde bir gerekçeye yer verilmiş ise de; davacıdan sonra gelip terfi edenlerin bulunmuş olması, takdir yetkisinin sınırlarının aşılmaması kaydıyla, davacının da bir üst rütbeye terfi ettirilmesini zorunlu kılmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, yukarda metnine yer verilen mevzuat uyarınca, personelini terfi ettirme konusunda takdir yetkisi bulunan davalı idareyi: disiplin cezaları bulunan davacıyı terfi ettirme konusunda yargı kararıyla zorlamak mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda: davacının, liyakat yönünden yapılan değerlendirme sonucunda terfi ettirilmemesinde hukuka aykırılık, davaya konu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.”

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı olarak polis memurlarının rütbe terfi davaları kapsamında da hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti kapsamında  hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Aylıktan kesme cezasının iptali emsal karar, belediye disiplin kurulu aylıktan kesme cezası, idari dava avukatı, iptal davası, işlemin iptali

Aylıktan Kesme Cezasının İptali Emsal Karar

Bu makalemizde aylıktan kesme cezasının iptali emsal karar a yer vereceğiz. Hukuk büromuz tarafından açılıp yürütülen davada, idare mahkemesi tarafından aylıktan kesme cezasının iptali yolunda hüküm kurulmuştur. Makalemizin sonunda yer vereceğimiz aylıktan kesme cezasının iptali emsal karar konusuna geçmeden önce aylıktan kesme cezası nedir sorusunu kısaca cevaplandırmanın faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Aylıktan kesme cezası 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin c bendinde düzenlenmiştir. Buna göre aylıktan kesme cezasının verilmesi halinde memurun brüt aylığından 1/30 – 1/8 oranında kesinti yapılır. Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 126. maddesine göre, Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından verilir.

Ayrıntılı bilgi almak için “Aylıktan Kesme Cezası Nedir?” başlıklı makalemize buradan, “Aylıktan Kesme Cezası İptal Davası” başlıklı makalemize ise buradan ulaşabilirsiniz.

Aylıktan kesme cezasının iptali emsal karar olarak verdiğimiz somut uyuşmazlıkta ise. …… Belediyesinde mimar olarak çalışan davacı müvekkilimize Belediye Disiplin Kurulu Kararı ile verilen aylıktan kesme cezasının iptaline karar verilmiştir. Tecziye edilen aylıktan kesme cezası iptal davası açılmış ve tahkikat sonucunda haklı davamızın kabulüne karar verilmiştir. Aylıktan kesme cezasının iptali yönünde verilen emsal kararda, aylıktan kesme cezası vermeye yetkisi bulunmayan Belediye Disiplin Kurulunca davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C maddesi gereğince aylıktan kesme cezası verilmesi işleminde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla belediye disiplin kurulu aylıktan kesme cezası vermeye yetkili olmayıp, aylıktan kesme cezasını vermeye yetkili makam disiplin amiridir.

Aylıktan Kesme Cezasının İptali Emsal Karar

ak1
ak2

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

Naklen atamada kadro derecesi gözetilmesi gerekliliği, bir derece aşağı kadroya naklen atama, emsal karar, naklen atama işleminin iptali, adana idare avukat

Naklen Atamada Kadro Derecesi

Naklen atamada kadro derecesi sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır. Bu makalemizde naklen atamada bir derece aşağı kadroya atanan memurun hakları konusunda emsal bir Danıştay kararı doğrultusunda bilgi vermeye çalışacağız.

Naklen Atamada Kadro Derecesi

Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76/1 maddesine göre kurumların görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar dahilinde daha üst kurum içinde veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri hükme bağlanmıştır. Maddenin 2. fıkrasında da, memurların istekleri ile, kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka yerlerdeki kadrolara atanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla Kanun’un 76/1 maddesi kapsamında yapılan naklen atamada kadro derecesi gözetilmeli, memur bulunduğu kadro derecesine eşit bir kadroya atanmalıdır. Aksi halde naklen atama işleminin iptali söz konusu olabilecektir.

Danıştay 2. Dairesi kararında naklen atamada kadro derecesi gözetilmediğinden yapılan naklen atama işleminin iptali yönünde karar vermiştir. Danıştay 2. Dairesi, 2020/839 Esas, 2020/3111 Karar sayılı ve 22.10.2020 tarihli kararında; “Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca, memurların naklen atanmaları konusunda idarelerin sahip olduğu takdir yetkisi doğrultusunda, kamu hizmetinin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla, davacının Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü görevinden alınarak sağlık teknikeri kadrosuna atandığı ve dava konusu olayda davalı idarenin, kanunla kendisine tanınmış olan takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında keyfi kullandığı ve özel nedenlere dayandırdığı noktasında dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı açık ise de. (1.) derece kadroda (1.) derecenin (4.) kademesi kazanılmış hak aylığı ile görev yapan davacının, dava konusu işlemle, isteği olmaksızın, bulunduğu kadro derecesinin altındaki (5.) dereceli kadroya atamasının yapılması suretiyle kadro derecesinin gözetilmediği anlaşılmış olup, anılan işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle, naklen atamada kadro derecesi konusuna açıklık getirmiş, kadro derecesi gözetilmeden yapılan naklen atama işlemi hakkında iptal kararı vermiştir.

Naklen atama işleminin iptali emsal karar olarak paylaştığımız başkaca bir iptal kararına buradan ulaşabilirsiniz.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir; İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

İdare mahkemesi istinaf dilekçesi, idari yargı istinaf başvurusu, bölge idare mahkemesi istinaf dilekçe örneği, adana idari dava avukatı idare hukuku avukat

İdare Mahkemesi İstinaf Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde idare mahkemesi istinaf dilekçesi örneği verilecektir. Ancak öncelikle idari yargıda istinaf kanun yolu ile ilgili kısaca bilgi vermek istiyoruz. İdare mahkemesi istinaf dilekçesi olarak da bilinen bölge idare mahkemesi ne hitaben yazılan dilekçe örneği makalemizin devamında yer almaktadır.

İdari Yargıda İstinaf

İdari yargıda istinaf yoluna idare mahkemesi istinaf dilekçesi ile başvurulabilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Kanunu‘na göre; idare mahkemelerinin kararlarına karşı bölge idare mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir. İdare mahkemesi istinaf başvurusu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. Bunun dışında konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesindir ve bu kararlara karşı idari yargıda istinaf kanun yolu kapalıdır.

Tarafların istinaf kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.

Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir.

Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu,  davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir.

İdare Mahkemesi İstinaf Dilekçesi Örneği

ADANA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ’NE
Gönderilmek Üzere
ADANA …. İDARE MAHKEMESİ’NE

Dosya No: ………………………..

DAVACI : ………………………..

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : ………………………..

KARARIN TEBLİĞ TARİHİ: ………………………..

KONU : Adana …. İdare Mahkemesi’nin ….. Esas, …. Karar sayılı ilamına ilişkin istinaf başvuru dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Adana …. İdare Mahkemesi’nin ….. Esas, …. Karar sayılı dosyasında görülen iptal davasında; ………….’nün …/…/…… tarih ve ………. sayılı yazısı ile müvekkile bildirilen …………….. dair işleminin iptali talep edilmiştir. Müvekkilin  ……… dair işlemin …………. sebepleriyle açıkça hukuka aykırı olmasına rağmen, Yerel Mahkeme tarafından DAVANIN REDDİ yönünde hüküm tesis edilmiştir. Bu nedenle Adana …. İdare Mahkemesi’nin ….. Esas, …. Karar sayılı kararı hakkında istinaf kanun yoluna başvurmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Verilen karar usul ve yasaya uyarlı değildir. Şöyle ki;

1.…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

2. ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

3. ……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenler ve Sayın Daireniz’ce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, Adana … İdare Mahkemesi’nin …./….. Esas, …../…… Karar sayılı ilamına ilişkin istinaf başvurumuzun kabulüne, Yerel Mahkeme kararının KALDIRILMASINA karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir; İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

Ceza yargılamasında beraat kararı verilmesine rağmen disiplin cezası verilmesi, masumiyet karinesine aykırılık, Anayasa mahkemesi kararı, idari dava avukat

CEZA YARGILAMASINDA BERAAT KARARI VERİLMESİNE RAĞMEN DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİ

Anayasa Mahkemesi, 2016/13566 başvuru numaralı kararında disiplin işlemine konu olan eylem için yapılan ceza yargılamasında beraat kararı verilmesine rağmen disiplin cezası verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

CEZA YARGILAMASINDA BERAAT KARARI VERİLMESİNE RAĞMEN DİSİPLİN CEZASI VERİLMESİ

İlgili kararda ceza yargılamasında beraat kararı verilmesine rağmen disiplin cezası verilmesi ile  masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezasına karşı açılan davada, disiplin işlemine konu olan elem için yaplan ceza yargılamasında beraat kararı verilmesine rağmen disiplin işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılması nedeniyle masumiyet karinesi ihlal edilmiştir, demiştir.

Nitekim başvurucu hakkında üzerine atılı disiplin eylemi nedeniyle ceza yargılaması yapılmıştır. Başvurucu Nizip 1. Asliye Ceza Mahkemesi 9/7/2008 tarihli kararıyla başvurucuya isnat edilen eylemin sübut bulduğunu ortaya koyacak nitelikte her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle delil yetersizliğinden beraat etmiştir.

Ancak aynı eylem ile ilgili Gaziantep Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu (Komisyon) tarafından başvurucu hakkında aynı eylem nedeniyle 12/5/2008 tarihinde disiplin soruşturması başlatılmıştır. Tanık beyanları, polis ve jandarma tutanakları İle tespit edilen diğer belgeler uyarınca soruşturma sonucunda başvurucunun soruşturmaya konu, gizlilik, kararı alınmış dava dosyasının fotokopisini çektirmek suretiyle örneğini bir avukata verme eylemini gerçekleştirdiği kanaatine ulaşılmıştır. Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu 3/3/2010 tarihli işlemiyle başvurucunun 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararda, 657 sayılı Kanun’un 131. maddesi uyarınca ceza kovuşturmasında mahkûm olunmamanın disiplin cezası uygulanmasına engel olmadığı belirtilerek olaya ilişkin tanık ifadeleri ile diğer bilgi ve belgelere göre değerlendirme yapılmıştır.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi 2016/13566 başvuru numaralı kararında; ceza yargılamasında beraat kararı verilmesine rağmen disiplin cezası verilmesi ni masumiyet karinesine aykırı bulmuştur. İlgili kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz. Kararda özetle;

“56. Ceza yargılaması sonucunda delil yetersizliği gerekçesiyle beraat eden başvurucunun kendisine suçlu muamelesi yapılmadan, disiplin kurallarına aykırı eylemi usule uygun bir şekilde tespit edildiği takdirde idari yaptırıma tabi tutulması mümkündür. Bu bağlamda başvurucunun yukarıda aktarılan ilkeler çerçevesinde disiplin süreci nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilebilmesi adına adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak başvurucuyu suçlu ilan edip etmediği, disiplin hukuku ilke ve kuralları İçinde kalınarak değerlendirme yapılıp yapılmadığı ve kutlanılan dil itibarıyla başvurucunun masumiyeti üzerine gölge düşürülüp düşürülmediği açıklığa kavuşturulmalıdır,

57. Somut disiplin sürecine bakıldığında nihai işlem olan 3/3/2010 tarihli Yüksek Disiplin Kumlu kararında ayrıntılı bir değerlendirme bulunmaktadır. Bu değerlendirmede soruşturma sürecinde alınan ifadelere, ceza kovuşturması sürecinde yapılan bazı tespitlere ve başvurucunun savunması gibi delillere yer verilmiştir. Yargı sürecinde de işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılırken “,, dava dosyasına sunulan belgeler ile sabit olan bir tatil günü mesai saati sonrasında hakkında -gizlilik kararı alınmış bir soruşturma dosyasını hakimin odasından alarak adliyeye yakın bir kırtasiyede fotokopisini çektirmek suretiyle bir örneğini şüphelinin avukatına verme fiilinin 657 sayılı Kanunun 125, maddesinin E bendinin (g) alt bendimle belirtilen ‘Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak’ fiilî kapsamında olduğu açık olup… ” ifadeleri karar gerekçesinde yer almıştır,

58. Kullanılan ifadelere bakıldığında ceza mahkemesi kararında ulaşılan sonucun tartışmaya açılmasının yanında kararı okuyanlarda başvurucunun üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verildiği görülmektedir. Bu durumda beraat kararı anlamsız hale gelmiş ve başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmüş; öte yandan iki yargı kolu arasında başvurucunun gizliliğin ihlali suçunu işleyip işlemediğiyle ilgili olarak çelişkili kararların ortaya çıkmasına sebep olunmuştur. Dolayısıyla masumiyet karinesinin ikinci boyutu ihlal edilmiştir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Barış Baş, § 65). 59. Ayrıca Ceza Mahkemesinin ulaştığı kanaatin isabetli olmadığının veya hatalı olduğunun, düşünülmesinin, İdare Mahkemesinin başvurucunun masumiyetine saygı gösterme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Ceza Mahkemesi kararındaki isabetsizlik masumiyet karinesine istisna getirilmesini gerektiren bir durum değildir. Masumiyet karinesine saygı gösterilmesindeki kamusal yarar, bazı durumlarda haksızlık teşkil eden fiili işleyenin disiplin yönünden yaptırmışız kalmasını bile haklı taştıracak derecede önemlidir (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Barış Baş, § 66), 60. Netice itibarıyla kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.” kararını vererek ceza yargılamasında beraat kararı verilmesine rağmen disiplin cezası verilmesi ni masumiyet karinesine aykırı görmüştür.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı olarak müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.