Etiket: adana idare mahkemesi avukatı

Sendikal Eylem Nedeniyle Disiplin Cezası Verilemez

Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi emsal karar niteliğindeki sendikal eylem nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceğine karar vermiştir. Kararda davacı bağlı bulunduğu sendikanın aldığı karar doğrultusunda iş bırakma eylemine katılmış, bir gün işe gelmemiş ve bu nedenle kendisine sendikal eylem nedeniyle disiplin soruşturması başlatılmış ve sonucunda aylıktan kesme disiplin cezası verilmiştir. Açılan iptal davası sonucu verilen kararda ise, davacının bir gün işe gelmemek şeklindeki eyleminin sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, anayasa ve sözleşmelerce güvence altına alınan bir hakkın kullanımı nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceğine karar verilmiştir. Dolayısıyla sendikal eylem disiplin cezası na konu edilemeyecektir. Nitekim kararda da, memurun üyesi bulunduğu sendikanın aldığı karar doğrultusunda hareket etmesi halinde disiplin suçunun söz konusu olmayacağına vurgu yapılmıştır.

Sendikal Eylem Nedeniyle Disiplin Cezası Verilemez

ERZURUM BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
3. İDARİ DAVA DAİRESİ
Esas Numarası: 2018/1592
Karar Numarası: 2020/223
Karar Tarihi: 09.06.2020

SENDİKANIN ALDIĞI KARAR İLE İŞ BIRAKMA EYLEMİNE KATILAN MEMURUN EYLEMİNİN ANAYASAL BİR HAKKA DAYANDIĞINDAN DİSİPLİN SUÇU TEŞKİL ETMEDİĞİ

Özeti: Davacının, bir devlet okulunda öğretmen olduğu ve kamu görevlisi sıfatıyla üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan bir günlük iş bırakma eylemi çağrısına uyarak o tarihte göreve gelmediği, bu fiilin çalışma hayatında, gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse ulusal mevzuatta yerini bulan sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, zira eylem daha önce duyurulduğu halde idarece eyleme katılmanın, millî güvenliğe, kamu düzenine, suç işlenmesinin önlenmesine, genel sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına zarar vereceği şeklinde herhangi bir itirazın yapılmadığı, söz konusu sendika kararının suç teşkil ettiği veya yasaklanan bir faaliyete ilişkin olduğu yönünde adli veya idari makamlarca alınmış bir kararın bulunmadığı, eylemden sonra verilen disiplin cezası gerekçesinde de bu hususların üzerinde durulmadığı görülmüş olup, bu durumda üyesi bulunduğu sendika ve konfederasyonun aldığı karar doğrultusunda hareket eden davacı açısından özürsüz olarak işe gelmeme eyleminden söz edilemeyeceğinden, niteliği ve süresi de dikkate alındığında Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bir hakkın kullanımı çerçevesinde disiplin suçu teşkil etmeyen fiili nedeniyle davacı hakkında aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

İSTEMİN ÖZETİ : Davacı tarafından; Muş ilinde öğretmen olarak görev yapmakta iken hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde 29/12/2015 tarihinde özürsüz olarak göreve gelmediğinin tespit edildiğinden bahisle, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Muş Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 19/01/2017 tarih ve E.783122 Sayılı işleminin iptali ile aylığından yapılan kesintinin yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; “Bu durumda; yukarıda belirtilen Yönetmelik hükmü gereğince, davacının disiplin amiri konumunda bulunmayan İl Milli Eğitim Müdürü tarafından, davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan; Anayasanın 125. maddesi hükmü uyarınca idarenin hukuka aykırı işleminden dolayı davacının aylığından yapılan kesintinin davalı idarece ödenmesi gerekmektedir.” gerekçesiyle “dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 17/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine” karar veren Van 2. İdare Mahkemesi’nin 28/12/2017 tarih ve E:2017/2172, K:2017/3290 Sayılı kararının; eylemin sendikal eylem olmaktan uzak siyasi nitelikte bir eylem olduğunun sarih olduğu öne sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : İstinaf aşamasında savunma dilekçesi verilmemiştir.

Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:

KARAR : İstinaf istemine konu Mahkeme kararında dava konusu işlemin yetkisiz makamca tesis edildiği gerekçesine dayanılmış ise de; Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin 4. maddesinde yer alan “Ek listede gösterilen üst disiplin amirleri, sıralamada kendinden önce gelen amire bağlanmış olan bütün personelin aynı zamanda ilk disiplin amiri sıfatına haizdir.” hükmü uyarınca il milli eğitim müdürünün dava konusu işlemi tesis etmeye yetkili olduğu sonucuna varıldığından, Mahkeme kararının gerekçesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, “sendika kurma hakkı” başlıklı 51. maddesinde; ”Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.” hükmü, 90. maddesinin son fıkrasında ise; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü yer almıştır.

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun l.maddesinde; “Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” düzenlemesine, 3/f.maddesinde de; sendikanın, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları ifade edeceği düzenlemesine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, Türkiye’nin de onayladığı 87 numaralı ILO Sözleşmesi’nin 3/1. maddesinde; çalışan ve işveren örgütlerinin, tüzük ve yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahip oldukları, 8/2. maddesinde; yasaların, sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte olamayacağı veya zarar verecek şekilde uygulanamayacağı belirtilmiş, 151 numaralı ILO Sözleşmesi’nin 3. maddesinde; Sözleşmenin uygulanması bakımından “kamu görevlileri örgütü” deyiminin; amacı kamu görevlilerinin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olan örgüt anlamına geldiği, maddenin devamında ise, kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği belirtilmiş, 4/2-b maddesinde de; bir kamu görevlisini, kamu görevlileri örgütüne üyeliği veya böyle bir örgütün normal faaliyetine katılması nedenleri ile işten çıkarmanın veya ona zarar vermenin, sendikal örgütlenme özgürlüğünün ihlali olduğu vurgulanmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü” başlıklı 11. maddesinde; “1) Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. 2) Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.” hükmü bulunmaktadır.

Dolayısıyla sendika hakkı, iç hukuk ve uluslararası hukukta güvence altına alınmış olmakla birlikte gerekli durumlarda sınırlanabileceği kabul edilmiş, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak, hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açık olup, sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetiminde, Anayasa’nın 51. maddesi kapsamında Anayasa’nın 13. maddesi ve ülkemizin taraf olduğu sözleşme hükümlerindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 26. maddesinde; “Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipte Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır.” kuralına yer verilmiş, 125/C-b maddesinde ise; “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” aylıktan kesme cezasını gerektiren eylemler arasında sayılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; öğretmen olan davacının üyesi bulunduğu sendikanın Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bazı il, ilçe ve mahallelerde uygulanan sokağa çıkma yasağını protesto etmek amacıyla aldığı 22/12/2015 tarih ve 92 Sayılı karara uyarak 29/12/2015 tarihinde özürsüz olarak işe gelmediğinden bahisle hakkında soruşturma başlatıldığı, soruşturma sonucu sübuta erdiği belirtilen fiili karşılığı 657 Sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nun 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması yönünde teklif getirildiği, anılan teklif doğrultusunda davacının dava konusu işlemle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, davacının göreve gitmediği hususunda ihtilaf bulunmamasına karşın, üyesi bulunduğu sendikanın çağrısı üzerine göreve gitmemesinin 657 Sayılı Kanun’un 125. maddesinde belirtilen “özürsüz olarak gitmeme” olarak sayılıp sayılamayacağı, diğer bir ifadeyle sendikal faaliyet olarak belirtilen eylemin anılan madde kapsamında mazeret olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışılması gerekmekte olup, bu tartışma somut olayda, sendika hakkının sınırlandırılabilir olup olmadığını belirleme açısından önem kazanmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına bakıldığında, Mahkemece; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin nitelikli haklar olarak adlandırılan 8-11. maddelerinin ikinci paragraflarında yer bulan haklara yönelik sınırlama veya hakka müdahale, kanunla düzenlenip düzenlenmediği (yasallık) açısından irdelendikten sonra meşru bir amaca yönelik sınırlamanın, demokratik toplumda gerekli olup olmadığı hususu sıkı bir şekilde denetlenmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Handyside/İngiltere davasında uygulanan “demokratik toplumda gerekli olma” testinde, “gereklilik” kavramının “faydalı” ya da “istenilir” olma kavramları gibi esnek olmadığı, “zorlayıcı bir toplumsal neden”i karşılaması gerektiği, demokrasinin yapıtaşlarının çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik olduğu, hakka yönelik herhangi bir sınırlamanın hedeflenen meşru amaçla ölçülü olması gerektiği vurgulanmış, Stankov ve Ilinden Birleşik Makedonyalılar Örgütü /Bulgaristan kararında da, Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinin hakka müdahale ve hakkı sınırlamayla ilgili ikinci fıkralarında geçen “gereklilik” kavramının “zorlayıcı bir toplumsal neden”i ifade ettiği, bu durumda sendika hakkına yargısal veya idari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıp karşılamadığına bakılması gerektiği, bu çerçevede meşru amaçla orantılı olması yanında müdahalenin haklılığı için kamu makamlarının gösterdiği gerekçelerin konuyla ilgili ve yeterli olmasının zorunlu bulunduğu belirtilmiştir.

Anayasa Mahkemesine yapılan başvurularda da, Mahkemece, müdahaleye neden olan gerekçelerin sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük” ilkesine uygun olduğunun inandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı değerlendirilmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından; Kaya ve Seyhan/Türkiye davasında; Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, KESK’in çağrısına uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle 11/12/2003 tarihinde göreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının “acil bir sosyal ihtiyaca” tekâbül etmediği ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı belirtilmek suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinin ihlal edildiği yönünde hüküm kurulduğu görülmektedir.

Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından incelenen Satılmış ve diğerleri/Türkiye davasında; KESK, kamu sektöründe çalışan personele ilişkin kanunun Meclis gündemine taşınması nedeniyle 2 Mart 1998 tarihinde ulusal düzeyde bir eylem yapma kararı almış, 07.00-15.00 saatleri arası ile 15.00-23.00 saatleri arası çalışan başvuranlardan iki grup, çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla iş yavaşlatma eylemi çerçevesinde üç saat süreyle görev yerlerini terk etmişler, bu eylem sırasında araçlar gişelerden para ödemeden geçmiştir. Devamında, idare eylem nedeniyle uğradığı zararı tazmin için başvuranlara dava açmış ve aleyhlerine hukuk mahkemesinde tazminata hükmedilmiştir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinin hangi koşullarda grev hakkı tanıdığı ve bu madde çerçevesinde bu hakkın tanımının ne olacağı hususlarına değinmeksizin başvuranların işlerini üç saat süreyle yavaşlatmalarının, sendikal hakların kullanımı bağlamında toplu eylem olarak değerlendirilebileceğine kanaat getirmiş ve alınan tedbirin örgütlenme özgürlüğüne müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin; 06/01/2015 tarihli, 2013/8516 başvuru numaralı ”M. Çağdaş Serttaş” kararında; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıfta bulunularak; sendikal faaliyet kapsamında bir gün iş bırakma eylemi nedeniyle verilen uyarı cezasının, “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan” kaynaklanmaması nedeniyle “demokratik toplumda gerekli olmadığı” sonucuna varıldığı, bu sebeple başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar verildiği, 18/09/2014 tarihli, 2013/8463 başvuru numaralı T. C. kararında ise; Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılmakta olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması ve Tasarı’nın geri çekilmesini sağlamak amacıyla, üyesi olduğu Eğitim Sen Yönetim Kurulu kararına uyarak, 28/29 Mart 2012 günlerinde tüm Türkiye’de 2 günlük işe gelmeme eylemine katılması sonucu verilen uyarma cezasıyla ilgili olarak; başvurucunun sendika faaliyetleri çerçevesinde işe gelmemek şeklindeki eylemine verilen disiplin cezası nedeniyle müdahale edilen sendika hakkı ile disiplin cezası ile ulaşılmak istenen kamu yararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezası verilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkin gerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucuna varılabileceği vurgusu yapıldıktan sonra, gerek idarenin olağan uygulamasında ve gerekse de idari yargının yerleşmiş içtihatlarında başvuru konusu olayda olduğu gibi sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini kullandığı kabul edildiği ve disiplin soruşturması açılmadığı, ne var ki sendika üyelerinin sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinli sayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına rağmen, idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak mevzuat düzenlemelerinin bulunmadığı, başvurucunun bir devlet okulunda öğretmen olduğu göz önüne alındığında devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrum bırakılamayacaklarını da not etmek gerektiği, bununla birlikte, demokratik bir toplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazı sektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesinin mümkün olduğu, başvurucunun bu türden sınırlamalara tabi tutulmasını gerektirecek bir görevde bulunduğunun ileri sürülmediği, her ne kadar hafif bir ceza olsa da şikâyet edilen uyarma cezasının “toplumsal bir ihtiyaç baskısına” tekabül etmemesi nedeniyle “demokratik toplumda gerekli olmadığı” sonucuna varıldığı, bu sebeple başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar verildiği görülmektedir.

Yukarıda değinilen açıklamalara göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından sendika hakkına müdahalenin sınırı dar bir şekilde çizilmiş, “demokratik toplumda gereklilik” kriterini taşımayan sınırlama ve müdahalelerin hak ihlali oluşturduğu yönünde kararlar verilmiştir.

Uyuşmazlık konusu olayda; davacının, bir devlet okulunda öğretmen olduğu ve kamu görevlisi sıfatıyla üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan bir günlük iş bırakma eylemi çağrısına uyarak 29/12/2015 tarihinde göreve gelmediği, bu fiilin çalışma hayatında, gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse ulusal mevzuatta yerini bulan sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, zira eylem daha önce duyurulduğu halde idarece eyleme katılmanın, millî güvenliğe, kamu düzenine, suç işlenmesinin önlenmesine, genel sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasına zarar vereceği şeklinde herhangi bir itirazın yapılmadığı, söz konusu sendika kararının suç teşkil ettiği veya yasaklanan bir faaliyete ilişkin olduğu yönünde adli veya idari makamlarca alınmış bir kararın bulunmadığı, eylemden sonra verilen disiplin cezası gerekçesinde de bu hususların üzerinde durulmadığı görülmüş olup, bu durumda üyesi bulunduğu sendika ve konfederasyonun aldığı karar doğrultusunda hareket eden davacı açısından özürsüz olarak işe gelmeme eyleminden söz edilemeyeceğinden, niteliği ve süresi de dikkate alındığında Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bir hakkın kullanımı çerçevesinde disiplin suçu teşkil etmeyen fiili nedeniyle davacı hakkında aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, istinafa konu mahkeme kararının gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, dava konusu işlemin iptaline ve tazminat isteminin kabulüne ilişkin anılan kararda sonucu itibariyle isabetsizlik görülmediğinden istinaf isteminin reddi gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesine göre yapılan inceleme sonucunda, mezkur karar sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE, posta giderinden ibaret olan 63,75.-TL yargılama giderinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davacının yatırdığı posta avansından harcanan 14,00.-TL’nin davalı idarece davacıya ödenmesine, posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesince re’sen yatırana iadesine, 2577 Sayılı Kanun’un 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 09.06.2020 tarihinde oy çoğunluğuyla karar verildi.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki Değişiklikler, 2021 devlet memurları disiplin yönetmeliği, yeni disiplin yönetmeliği, adana idari dava avukatı

Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki Değişiklikler

30.04.2021 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği ile Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. Bu makalemizde de devlet memurları disiplin yönetmeliğindeki değişiklikler hakkında kısa bir bilgilendirme yapmayı uygun gördük. Yayınlanan yeni yönetmelik ile disiplin mevzuatında pek çok olumlu olumsuz değişiklik yapılmıştır. Makalemiz devamında 2021 Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki değişiklikler hakkında kısa başlıklar altında bilgi verilecektir.

Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki Değişiklikler

Yönetmeliğin bazı maddelerinde zaten hali hazırda var olan düzenlemelere yeniden değinilmiş, bazı maddeleri ile köklü değişiklikler yapılmıştır. Devlet memurları disiplin yönetmeliğindeki değişiklikler dendiğinde en dikkat çekeni Yönetmeliğin “Disiplin Amirleri” başlıklı 5. maddesi ile  657 sayılı Kanun ve bu Yönetmelik kapsamında disiplin hükümlerinin uygulanması bakımından Cumhurbaşkanının tüm kamu idarelerinin disiplin amiri olmasıdır. (m.5/1-a) Soruşturma yapılmadan disiplin cezası verilemez kuralı Yönetmelikte vurgulanmıştır. (m. 28/1) Yine başkaca Kanunlarda da düzenlenen isimsiz imzasız, belli bir konuyu içermeyen dilekçelerin işleme konulamayacağı kuralına da bu Yönetmelikte yer verilmiştir. (m.38)

Disiplin Amirleri

Disiplin amirlerine eski Yönetmelikte de olduğu gibi mevzuatta belirtilen süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatmak ve gerekli cezayı uygulayarak disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek yükümlülüğü de yinelenmiş, disiplin amirliği yetkisinin devredilemez bir yetki olduğu eski Yönetmelikten farklı olarak açıkça düzenlenmiştir. (m. 7/5)

Yine yönetmeliğe göre  uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını vermeye disiplin amirleri yetkilidir.  Disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme disiplin cezasına karşı yapılan itirazın disiplin kurulu tarafından kabulü hâlinde, kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilme veya tamamen kaldırabilme yetkisine da sahiptir. (m.7) Yine disipline aykırı fiil veya hâlin işlendiği sırada memurun görev yerindeki disiplin amiri uyarma, kınama ve aylıktan kesme disiplin cezası gerektiren fiil veya hâli bulunan memurlar hakkında disiplin soruşturmasını açmaya ve ceza verilmesi yetkisine sahiptir. (m.24)

Disiplin Kurulları ve Yüksek Disiplin Kurulları

Disiplin kurulları ise kademe ilerlemesinin durdurulması cezası teklifini değerlendirecek; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye yetkilidir. Disiplin kurullarının ayrı bir ceza tayinine yetkisi olmadığı Yönetmelikte vurgulanmıştır. Yine disiplin kurulları kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının özlük dosyasından çıkarılması talepleri hakkında mütalaa vermeye de yetkili kılınmıştır. (m.14) Disipline aykırı fiil veya hâlin işlendiği sırada memurun görev yerindeki disiplin kurulu kademe ilerlemesinin durdurulması cezası teklifini ve uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye yetkilidir. (m. 25)

Yüksek disiplin kurulları ise Devlet memurluğundan çıkarma cezasını vermeye ve Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye yetkilidir. Yüksek Disiplin Kurullarının da tıpkı Disiplin Kurulları gibi ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. (m.18) Memurun bağlı bulunduğu kamu idaresinin yüksek disiplin kurulu,  Devlet memurluğundan çıkarma cezasını vermeye ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazları değerlendirmeye yetkilidir. (m.26/1)

Ancak devlet memurları disiplin yönetmeliğindeki değişiklikler kapsamında,  Belediyelerde çalışan kamu personeli için Devlet memurluğundan çıkarma cezası Belediye Disiplin Kurulu tarafından verilirken, yeni Yönetmeliğe göre artık bu cezayı vermeye İçişleri Bakanlığı yüksek disiplin kurulu yetkilidir. (m.26/2)

Muhakkik ve Muhakkikin Çalışma Usul ve Esasları

Yine muhakkikin hakkında soruşturma yapacağı memurdan hiyerarşik olarak alt seviyede olamayacağı kuralı da Yönetmelikte yerini bulmuştur. (m.28/3) Muhakkikin çalışma usul ve esasları ile ilgili de genel bir düzenleme Yönetmelikte düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre muhakkik, savunma isteme ve disiplin cezası verme yetkisi hariç olmak üzere soruşturma konusuyla sınırlı olarak kendisini görevlendiren disiplin amirinin bütün yetkilerini haiz olup bu kapsamda her türlü evrakı incelemeye, hakkında inceleme yapılan memurun ifadesini almaya, memur tarafından gösterilen veya bilgisi olabileceğini değerlendirdiği kişilerden bilgi istemeye ve/veya bunları dinlemeye yetkilidir. Muhakkik, soruşturma konusu fiil veya hâl dışında disipline aykırı yeni bir fiil veya hâl tespit ederse kendiliğinden soruşturma yapamaz. Durumu disiplin amirine yazılı olarak bildirir. Kendisine yazılı olarak ek soruşturma görevi verildiği takdirde bu konularda da soruşturma yapabilir. Muhakkik, “Giriş bilgileri”, “Maddi delil ve belgeler”, “İfade ve bilgisine başvurulanlar”, “Konuya ilişkin mevzuat”, “Değerlendirme ve kanaat” ile ihtiyaca göre oluşturulan diğer bölümlerden ibaret bir “Muhakkik Raporu” düzenler ve gizli yazıyla kendisini görevlendiren disiplin amirine sunar. Muhakkik, hazırladığı raporda atıf yaptığı belgelerin asıllarını ya da onaylı örneklerini eksiksiz olarak soruşturma dosyasına ekler. Dosyadaki her sayfa ve belgeyi numaralandırarak dizi pusulası hazırlar.

İsimsiz İmzasız, Somut Bir Konu İçermeyen, Somut Delile Dayanmayan Dilekçeler

Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğindeki değişiklikler den bir diğeri de  Başbakanlığın 15/11/2002 tarih ve 2002/51 sayılı Genelgesi ileMemurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılan ihbar ve şikayetlerde, soyut ve genel nitelikte olanlar, somut olay veya kişi belirtmeyenler, isim ve imzası bulunmayan veya hayali isim ve imza taşıyan ihbar veya şikayet dilekçelerinin işleme alınmaması”  hususundaki düzenlemeye yer verilmiş olmasıdır. Yönetmeliğin  “İşleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler” başlıklı 38. maddesinin 1 fıkrasında;  belirli bir konuyu içermeyen veya somut delile dayanmayan Başvuru sahibinin adı, soyadı, imzası ve adresi bulunmayan, daha önceden şikâyet konusu yapılıp sonuçlanan hususlarda yeni delil içermeyen,  Akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alınanlar veya henüz vesayet altına alınmamış olmakla birlikte bu hastalığa dûçar oldukları sağlık kurulu raporu ile belirlenenlerce verilmiş olan ihbar ve şikayetlerin işleme konulmayacağı düzenlenmiştir.

Buna göre yetkili amirlerce, kendilerine intikal eden dilekçeler öncelikle şekil yönünden incelenmelidir. Soyut ve genel nitelikte olduğu, somut olay ve kişi belirtilmediği açıkça görülen, isim ve imza bulunmayan veya hayali isim imza taşıdığı anlaşılan ihbar veya şikâyet dilekçeleri işleme konulmamalıdır. Aksi durum anayasal bir hak niteliği taşıyan şikâyet hakkının kötüye kullanılmasına sebebiyet verecek, yine anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali söz konusu olacaktır. Ancak maddenin 2. fıkrasında her ne kadar başvuru sahibinin adı, soyadı, imzası ve adresi bulunmayan dilekçelerde yer alan ihbar ve şikayetlerin somut delillere dayanması durumunda konu hakkında disiplin soruşturmasına başlanacağına da yer verilerek bu hususta önemli bir istisna getirilmiştir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Tahdit kodunun kaldırılması davası, tahdit kodu nedir, tahdit koduna itiraz, tahdit kodu ile sınır dışı kararı iptal davası, itiraz,deport, avukat dava

Tahdit Kodunun Kaldırılması Davası

Bu makalemizde tahdit kodutahdit kodunun kaldırılması davası ve buna bağlı olarak verilen sınır dışı kararları hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Bilindiği üzere ülkemizde bulunan yabancılar hakkında tahdit kodları konabilmekte ve uluslararası koruma talebinin reddi veya sınırdışı (deport) kararlarında bu tahdit kodları esas alınmaktadır. Tahdit kodları durumun özelliğine göre; V-69, V-71, V-70, G-87,  Ç-114, Ç-116, Ç-117, Ç-118 gibi isimlendirmelere tabidir. Söz konusu tahdit kodlarından özellikle genel güvenlik açısından tehlike arz eden kişiler için (G-87), haklarında adli işlem yapılanlar için (Ç-114), genel ahlak ve kamu düzenini tehlikeye atan yabancılar için (Ç-116) verilen kodlarda idarenin çoğunlukla somut verilere dayanmadığı görülmektedir. Bu durumda ihtimal, sezgi veya kaynağı belli olmayan istihbari bilgiye dayanan tahdit kodunun kaldırılması için dava açılabilmektedir.

Haksız şekilde konulan tahdit kodları ve bu tahdit kodları doğrultusunda yapılan işlemler için de (sınır dışı, koruma talebinin reddi vb) tahdit kodunun kaldırılması davası açılabilmekte, idari dava yoluyla konulan tahdit koduna itiraz edilebilmektedir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları, idari para cezalarından kaynaklanan davalar, disiplin soruşturmaları, idari sözleşmelerden kaynaklanan davalar, idari mercilere müracaat yolları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir. 

Tahdit Kodu Nedir?

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu‘na göre yabancılar hakkında tahdit kodu işlenmesi suretiyle işlem yürütülebilmektedir. Aşağıda ayrıntılı biçimde açıklayacağımız, Kanun’un 64. maddesine göre yapılan uluslararası koruma talebinin reddi, 54. maddesine göre yapılan sınır dışı edilme gibi işlemlerde bu tahdit kodları esas alınmaktadır.

Tahdit kodları çok çeşitli olup, başlıcaları şu şekilde sayılabilir; ikamet izni iptal edilenler için V-69, adresinde bulunamayanlar için V-71, sahte evlilik halinde V-70, 10 gün içinde ikamet izni alma koşuluna bağlı olarak giriş yapanlar hakkında V-84, genel güvenlik açısından tehlike arz eden kişiler için G-87, yasadışı giriş çıkış yapanlar için Ç-113, haklarında adli işlem yapılanlar için Ç-114, ceza evinden tahliye olanlar için Ç-115, genel ahlak ve kamu düzenini tehlikeye atan yabancılar için Ç-116, kaçak çalışanlar için Ç-117, ikamet izni iptal edilenler için Ç-118, vize veya ikamet ihlalinden kaynaklanan para cezasının ödenmemesi halinde Ç-120, yabancılar ve uluslararası koruma kanuna aykırı davrananlar için Ç-135 tahdit kodları mevcuttur.

Tahdit Kodunun Kaldırılması Davası

Tahdit kodunun kaldırılması davası açılarak yetkili idari yargı merciinden, yabancı hakkında tutulan tahdit kararlarının kaldırılması talep edilebilir. Tahdit kodunun kaldırılması davası açılırken yürütme durdurma talep edilebilir. Dava sırasında davalı idare ilgili kodun hangi gerekçe veya bilgilere dayalı olarak konulduğunu açıklamalıdır. Yine yabancı hakkındaki istihbaratın somut bilgi belgeye dayanıp dayanmadığı da önemlidir.

Tahdit Kodu ve Sınır Dışı Kararı

Yine tahdit kodunun kaldırılması davası yanı sıra yabancının söz konusu tahdit kodları nedeniyle sınır dışı edilmesi söz konusu ise, bu duruma sınır dışı kararına karşı da ayrı bir dava açılmalıdır.

Nitekim  6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesine göre; Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananmak,  Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlamak, Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturmak, Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşmak, vizenin iptal edilmesi, ikamet izninin iptal etmesi, ikamet izni süresini on günden fazla ihlal etmek  gibi durumlar  yabancının sınır dışı edilmesini gerektirir ve bu durumda bulunan yabancılar hakkında sınır dışı kararı alınır. Görüldüğü üzere 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinde sayılan sınır dışı etme kararına dayanak durumların her biri yukarıda saydığımız çeşitli tahdit kodları ile de sınıflandırılmıştır. Tahdit kodu ile sınır dışı edilme olarak bilinen bu durumlarda, tahdit kayıtlarına bağlı bu gibi işlemler nedeniyle tahdit kodunun kaldırılması davası nın yanı sıra bu tahdit kodları sebebiyle verilen sınır dışı kararının iptali davası nın da açılması gerekebilmektedir.

Sınırdışı kararına itiraz dilekçesi örneği, sınır dışı edilme kararına itiraz, özellikle deport kararına itiraz, sınırdışı etme kararının iptali

Sınırdışı Kararına İtiraz Dilekçesi

Bu makalemizde sınırdışı kararına itiraz dilekçesi örneği ne yer vereceğiz.  6458 sayılı Kanun’un 52 ve devamı maddelerinde sınırdışı edilme ve sınırdışı edilme kararına itiraz hususları düzenlenmiştir. Aşağıda verilen sınırdışı kararına itiraz dilekçesi örnek mukabilinde olduğunu hatırlatırız. Bu yüzden özellikle deport kararına itiraz gibi durumlarda çılacak davalarda ve yapılacak idari başvurularda alanında uzman bir adana idare hukuku avukatı ndan yardım almanızı tavsiye ederiz.

Sınırdışı Kararına İtiraz Dilekçesi

…………… NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ’NE

DAVACI : …………………….
ADRES : …………………….

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : …………………….
ADRES : …………………….

TEBLİĞ TARİHİ : …../…../……….

KONU : Müvekkil ……. Hakkında …….. gerekçesiyle verilen ……….’nın ……. Sayı ve …./.…/…… tarihli sınırdışı kararına itiraz ve müvekkil hakkında verilen sınırdışı etme kararının iptali talebimizi içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

  1. Müvekkil ………… ……. , yabancı uyruklu olup, ……. tabiiyetindedir. Müvekkil …/…/….. tarihinden bu yana, almış olduğu çalışma iznine istinaden Türkiye’de ……….. işinde çalışmaktadır. Ancak müvekkilin çalışma izni …… Valiliği’nin …/…/….  Tarih ve ….. sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Tarihinde iptal edilmiştir. Bunun üzerine yapılan başvuruda müvekkilin çalışma izni süresi, 1 (bir) yıllık kanuni çalışma süresinden sonra, aynı işyerinde  çalışmak üzere …. yıl kadar uzatılmıştır.
  2. Ancak verilen çalışma iznine aykırı biçimde müvekkile ülkeyi terk etmesi için … gün süre verilmiş olup, bu sürenin bitiminde yakalanarak ülkesine iade edilmek üzere sınır dışı edilmiştir.

HUKUKİ DELİLLER: …/…/….. Tarihli çalışma izni belgesi,  …/…/….. Tarihli …. Valiliği iptal kararı, …/…/….. Tarihli çalışma süresinin uzatılmasına dair belge, yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenler ve Sayın Mahkemeniz’ce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, davalı idarenin, ……….. tarih ve ………….. sayılı sınırdışı edilme kararının İPTALİNE, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye tahmiline, karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Disiplin cezasına itiraz anayasa mahkemesi kararı, ihlal kararı, bireysel başvuru, adana idari dava avukatı, disiplin cezası anayasa mahkemesi başvuru

Disiplin Cezasına İtiraz Anayasa Mahkemesi Kararı

Bu makalemizde disiplin cezasına itiraz anayasa mahkemesi kararı na yer vereceğiz. Anasaya Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararında disiplin cezasına itiraz konusundaki başvuruyu “disiplin cezasına yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın itiraz hakkında henüz bir karar verilmediği ve bu sebeple kesinleşmiş bir disiplin cezasının bulunmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiştir” gerekçesiyle kabul etmiştir. Aşağıda yer verilen disiplin cezası anayasa mahkemesi başvuru sunda ihlal kararı verilmiştir.

Disiplin Cezasına İtiraz Anayasa Mahkemesi Kararı

İlgili kararda tüm sonuçları ile disiplin cezasına itiraz anayasa mahkemesi kararı nda açıklanmıştır. Kararda başvuruda davanın incelenmeksizin reddi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı belirtilmiştir. Kararda Danıştay Onikinci Dairesinin 7/12/2015 tarihli ve E.2012/9275, K.2015/6564 sayılı kararın, Danıştay Beşinci Dairesinin 28/11/2019 tarihli ve E.2016/57046, K.2019/6302 sayılı kararı ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/3/2019 tarihli ve E.2017/853, K.2019/1129 sayılı kararlarına yer verilmiştir.

Danıştay’ın bu kararları ve 657 sayılı Kanun’un 135. maddesi ile disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazın süresi bakımından özel bir düzenleme getirildiği, yapılan itirazların itiraz mercileri tarafından otuz gün içinde sonuçlandırılmasının zorunlu olduğu belirtildiği, bu kurala uyulmaması hâlinde disiplin cezası işleminin uygulanıp uygulanmayacağına, kesinlik kazanıp kazanmayacağına ve ilgililerin dava açmak için ne kadar süre beklemek zorunda olduklarına dair hüküm getirilmediği ayrıca dava açma haklarını kısıtlayıcı herhangi bir hükme de yer verilmediği belirtilerek; disiplin cezasına itiraz anayasa mahkemesi kararı nda itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın itiraz hakkında henüz bir karar verilmediği ve bu sebeple kesinleşmiş bir disiplin cezasının bulunmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.

Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Bekçilerin sağlık raporu nedeniyle atanmaması, sağlık koşullarını taşımayan kişinin bekçi olamaz raporunun iptali, görme kusuru, adana idari dava avukatı

Bekçilerin Sağlık Raporu Nedeniyle Atanmaması

Bekçilerin sağlık raporu nedeniyle atanmaması hali ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Nitekim Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği bekçilere Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelin okullara girişlerinde olduğu gibi A dilimi sağlık şartlarına uygun olmak zorunluluğu getirmektedir. Bu doğrultuda bekçi adaylarının giriş raporlarında A dilimi sağlık şartlarına uygunluk yoksa, bekçilerin sağlık raporu nedeniyle atanmaması durumu ile karşı karşıya kalınabilir.

Danıştay 12. Dairesi bekçilerin sağlık raporu nedeniyle atanmaması ile ilgili olarak verdiği emsal kararında.  “Her ne kadar Yönetmelikte gözlerin görme gücü ile ilgili düzeltmelere cevaz verildiği anlaşılmakta ise de, bu düzeltmenin davalı idarece davacının sevk edildiği hastanede sağlık durumunun tespiti amacıyla muayenesi ve sonucunda düzenlenecek sağlık raporu öncesi yapılması gerektiği sonucuna varıldığından İdarenin davacının görme gücünün düzeltilmesi öncesi halinin Yönetmeliğe uygun olmadığından bahisle çarşı ve mahalle bekçisi olamayacağı yönünde tesis edilen dava konusu işleminde hukuka aykırılık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, Kanunda yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğuna karar verilmiştir.”  diyerek, bekçilerin görme kusuru ile ilgili sağlık raporu nedeniyle atanmaması konusunda yeni bir karar vermiştir.

Yani Yönetmelikte görme gücü ile ilgili düzeltmeler kabul edilmekteyse de, bu düzeltme sevk edilen hastanede alınacak sağlık raporu öncesi yapılmalıdır. Aksi halde bekçilerin sağlık raporu nedeniyle atanmaması  ortaya çıkabilir. Danıştay 12. Dairesi de sağlık raporu öncesi yapılmayan düzeltmenin kabul edilmeyeceğini , görme gücünün düzeltilmesi öncesi halinin yönetmeliğe uygun olmadığından bahisle çarşı ve mahalle bekçisi olamayacağı yönünde tesis edilen dava konusu işleminde hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir. Kararın tam metni şu şekildedir.

Bekçilerin Sağlık Raporu Nedeniyle Atanmaması

DANIŞTAY
12. DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/2773
Karar Numarası: 2020/2887
Karar Tarihi: 22.09.2020

SAĞLIK KOŞULLARINI TAŞIMAYAN KİŞİNİN BEKÇİ OLAMAZ RAPORUNUN İPTALİ İSTEMİNDE, GÖRME GÜCÜNÜN TAKDİR YETKİSİ GEREĞİNCE YÖNETMELİKLE BELİRLENEN KOŞULLARA UYGUN OLMAMASI NEDENİYLE İŞLEMİN HUKUKA UYGUN OLDUĞU

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarihli ve E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 48. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca verilen temyiz isteminin reddine ilişkin kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem : 2018 yılı 1. dönem çarşı ve mahalle bekçiliği sınavında başarılı olan davacı tarafından, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin EK-3-7-A maddesinde belirtilen koşulu sağlamadığından bahisle “Çarşı ve Mahalle Bekçisi Olamaz” kararı verilmesine ilişkin 03/01/2019 tarihli ve 11075 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık Daire Başkanlığıişleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin verilen … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararda; Gazi Üniversitesi Hastanesi’nin 13/05/2019 tarih ve … sayılı durum bildirir sağlık kurulu raporu göz önüne alındığında, davacının, çarşı ve mahalle bekçisi adayı olmasında sakınca bulunmadığı anlaşıldığından, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin Ek-3-7-A maddesi uyarınca, çarşı ve mahalle bekçisi adayı olamayacağından bahisle davacıya ait adaylık dosyasının işlemden kaldırılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı, öte yandan, davalı idare tarafından, davacının işlemden sonra lazer ameliyatı olduğu ve işlem tarihinde bu göreve uygun olmadığı iddia edilmekte ise de, yukarıda anılan Yönetmelikte, gözlerin görme gücü ile ilgili düzeltmelere cevaz verildiği ve bu düzeltmenin davalı idarece davacının sevk edildiği hastanede sağlık durumunun tespiti amacıyla muayenesi ve sonucunda düzenlenecek sağlık raporu öncesi yapılması gerektiği yönünde açık bir kısıtlayıcı hüküm bulunmadığı gibi dava konusu işlemin kesinleşmesinden evvel (işlem hakkındaki yargılama bitmeden önce) davacının görme gücü ile ilgili düzeltmeler yapıldığı dikkate alındığında, söz konusu iddianın yerinde görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararıyla; her ne kadar Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde gözlerin görme gücü ile ilgili düzeltmelere cevaz verildiği anlaşılmakta ise de, bu düzeltmenin davalı idarece davacının sevk edildiği hastanede sağlık durumunun tespiti amacıyla muayenesi ve sonucunda düzenlenecek sağlık raporu öncesi yapılması gerektiği sonucuna varıldığından Emniyet Genel Müdürlüğü Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlık Komisyonu’nun davacının görme gücünün düzeltilmesi öncesi halinin Yönetmeliğin Ek-3-7-A. maddesine uygun olmadığından bahisle çarşı ve mahalle bekçisi olamayacağı yönünde tesis edilen dava konusu işleminde hukuka aykırılık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; temyizin kesin bir karar hakkında olması halinde kararı veren mercinin, temyiz isteminin reddine karar vereceğine ilişkin düzenleme uyarınca davacının temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, bölge idare mahkemesince verilen kararın kesin olmadığı, temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, yerel mahkemece yerindelik denetimi yapılarak karar verildiği, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hâkimi …’nün açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

  1. Davacının temyiz isteminin reddine,
  2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle temyiz isteminin reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarihli ve E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı temyize konu kararın ONANMASINA,
  3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
  4. 2577 sayılı Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Disiplin soruşturmasında savunma süresi, Disiplin soruşturması savunma süresi ne kadardır, süre verilmezse ne olur, muhakkik, adana idari dava avukatı

Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi

Bu makalemizde disiplin soruşturmasında savunma süresi konusunu inceleyeceğiz. Disiplin soruşturması savunma süresi ne kadardır? disiplin soruşturmasında savunma süresi verilmezse ne olur gibi sorulara Danıştay kararları çerçevesinde cevap arayacağız.

Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi

Disiplin soruşturmasında savunma süresi verilmesi, Anayasal bir hak olan “Savunma Hakkı”nın en temel görünümlerinden biridir.  Anayasa’nın 129’uncu maddesinin 2’inci fıkrasında;‘Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.” düzenlemesi ile disiplin soruşturmalarında memura savunma hakkı tanınması Anayasal bir düzenlemeye tabi tutulmuştur.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 130.maddesinde; “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla memura disiplin soruşturmasında savunma süresi tanınmaması halinde disiplin cezası verilemez. Veya tanınan savunma süresinin 7 günden az olması halinde verilen disiplin cezası hukuka uyarlı değildir. Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez konulu emsal karara ulaşmak için buradan ilgili makalemize ulaşabilirsiniz.

Disiplin soruşturmasında savunma süresi bazı özel kanunlarda da düzenlenmiştir. Örneğin 2547 sayılı Kanun’da savunma süresi  “Soruşturulana, iddialar hakkında savunma imkânı tanınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte geçerli bir mazereti olmaksızın savunmasını yapmayan, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.” hükmü ile düzenlenmiştir. Yine savunma süresi 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 40. maddesinde “İsnat olunan hususlar ile savunma için verilen süre açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirilir. Üç iş gününden az ve on iş gününden fazla olmamak üzere verilecek süre içinde savunmasını yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Savunması istenen kişinin talebi hâlinde, toplamda on iş gününü geçmeyecek şekilde savunma için ilave süre verilebilir.” düzenlemesi ile yer bulmuştur.

Disiplin Soruşturmasında Savunma Süresi Danıştay Kararları

Danıştay 10. Daire, 1984/943 Esas, 1985/405 Karar, 05.03.1985 Tarihli kararında bu duruma dikkat çekilmiş ve verilen soruşturmacı tarafından davacıya 7 günden az olmamak üzere savunma süresi verilmemesi nedeniyle disiplin cezası iptal edilmiştir: “….Dosyada mevcut belgelerin incelenmesinden disiplin kovuşturması sırasında gerek soruşturmacı gerekse disiplin cezasını vermeye yetkili disiplin kurulunca, yukarıda hükmü yazılı maddeye uygun olarak davacının yedi günden az olmamak üzere süre verilmek suretiyle yazılı savunmasının alınması yoluna gidilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle, davacı hakkında yasaya aykırı olarak verilmiş bulunan disiplin cezasına ilişkin kararın iptaline karar verildi.”

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2007/1846 Esas, 2011/66 Karar, 11.10.2016 Tarihli kararında; “…Davalı idare tarafından, davacının savunmasının istenilmesine ilişkin yazının bilinen adresine tebliğ edilmeye çalışılmasına karşın tebliğ edilemediği, bu nedenle idarenin savunma hakkı tanınması konusunda üzerine düşen görevi yaptığı ileri sürülmekte ise de, verilen disiplin cezasının bildirilmesine ilişkin davalı idare yazısının çok kısa bir süre sonra aynı adrese tebliğ edilmiş olduğu anlaşıldığından davalı idarenin bu iddiasına itibar edilmemiştir. … Bu durumda, savunma alınmadan verildiği anlaşılan disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Aylıktan kesme cezası iptal davası nasıl açılır, aylıktan kesme cezası iptal davası örnek dilekçe dava dilekçesi, adana idari dava avukatı, adana avukat

Aylıktan Kesme Cezası İptal Davası

Daha önceki makalemizde aylıktan kesme cezası ile ilgili genel bir bilgi vermiştir. Aylıktan kesme cezası iptal davası ise bu makalemizde ele alınacaktır. Ancak aylıktan kesme cezası iptal davası dilekçe örneği konusuna geçmeden önce kısa bir bilgilendirme yapmayı faydalı buluyoruz.

Aylıktan kesme cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125 maddesinde sıralanan disiplin cezalarından biridir. Aylıktan kesme cezası memurun brüt aylığının 1/30’u ila 1/8’i arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezası gerektiren haller Kanun’nun 125/C maddesinde sıralanmıştır. Ancak Kanun’da sayılan fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verileceği de unutulmamalıdır.

Aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Yine cezanın tebliğinden itibaren 60 günlük süre içinde aylıktan kesme cezası iptal davası açılmalıdır. Süresinde idari başvuru yoluna gidilmemesi veya idari başvuru yoluna (aylıktan kesme cezasına itiraz) gidilmesine rağmen 60 günlük süre içinde iptal davası açılmaması halinde aylıktan kesme cezası iptal davası reddedilecektir.

Aylıktan Kesme Cezası İptal Davası

…………….. İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI : …………………………

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : …………………………

KONU : Davalı idarenin …/…./…… tarih ve…….. sayılı yazısı ile müvekkile bildirilen; müvekkile “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle tecziye edilen 1/8 ORANINDA AYLIKTAN KESME cezasının İPTALİ talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkil …………….., davalı idarenin ……………..,’nde …………….., olarak görev yapmaktadır. Meslek hayatı boyunca hakkında tek bir şikayet dahi bulunmayan müvekkil sicili temiz ve yılda iki defa kademe ilerlemesi alacak kadar başarılı bir personeldir.

2. Müvekkil hakkında, …………….., ve …………….., günlerinde izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gitmediği iddiası ile müvekkilin husumetli olduğu amiri ……………..,’nin bildirimi üzerine davalı idare tarafından disiplin soruşturması başlatılmıştır. Soruşturma sırasında cereyan eden müvekkilin savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelen pek çok usul hatası sonucunda, davalı idare tarafından en üst hadden ceza öngörülerek müvekkile “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle 1/8 ORANINDA AYLIKTAN KESME cezası tecziye edilmiştir. Disiplin cezasının tecziyesine ilişkin davalı idarenin …/…/…….. tarih ve …………….., sayılı yazısı ekte arz edilmektedir.

3. Ortaya konan idari işlemde müvekkilin savunma hakkının kısıtlanması, 7 günden az olmamak üzere savunma süresi verilmemesi, müvekkilin özürsüz olarak işe gelmediğini, hasta olduğunu, hastaneye gittiğini, doktor raporu bulunduğunu, kaldı ki o günlerde hastaneye gitmek için izin talebinde bulunduğunu, izin talebinin …/…/….. günü mesai bitiminden hemen sonra reddedildiğini, mesai bitiminde reddedilen izin talebinden haberdar olmadığını ve izinli olduğunu düşünerek geçerli özür/mazereti de bulunduğundan …/…/…… ve …/…./…… günlerinde işe gitmediğini, yapılan işlemin kendisine kurulan bir komplo olduğunu, ……. kayıtlarının incelenmesini istediğine ve amiri ile husumetli olduğuna dair savunmaları hiç değerlendirilmeden cezanın tecziyesi sırasında “ölçülülük ilkesi”ne riayet edilmeden en yüksek hadden ceza verilmesi ve dilekçemiz devamında açıklayacağımız nedenler dahlinde dava açılması gerekmiştir.

4. …………………………………………………………………………………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

5. …………………………………………………………………………………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

HUKUKİ DELİLLER :

  1. Müvekkilin özlük dosyası,
  2. Müvekkilin olumlu sicil raporları,
  3. Müvekkilin disiplin soruşturması dosyası,
  4. Müvekkilin husumetli amir ……….. ile ilgili şikayet dilekçeleri,
  5. Personel izin defterinin kayıtları,
  6. Soruşturma Raporu,
  7. Savunma yazıları,
  8. Davalı idarenin …/…/….. tarih ve ……………. sayılı yazısı,
  9. Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenler ve Sayın Mahkemeniz’ce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, davalı idarenin, …/…/….. tarih ve ……………. sayılı yazısı ile müvekkile bildirilen; müvekkile “Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle tecziye edilen 1/8 ORANINDA AYLIKTAN KESME cezasının İPTALİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye tahmiline, karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Aylıktan kesme cezası nedir, zamanaşımı, nasıl hesaplanır, aylıktan kesme cezası ne zaman uygulanır, nasıl uygulanır, kaç yıl sonra silinir, adana idare hukuku avukatı, gerektiren haller nelerdir, dava dilekçesi, itiraz

Aylıktan Kesme Cezası Nedir?

Bu makalemizde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında aylıktan kesme cezası nedir, aylıktan kesme cezası zamanaşımı süresi nedir, aylıktan kesme cezası nasıl hesaplanıraylıktan kesme cezası ne zaman uygulanır, aylıktan kesme cezası nasıl uygulanır, aylıktan kesme cezası kaç yıl sonra silinir, kaç yıl sonra siliniraylıktan kesme cezası gerektiren haller nelerdir gibi sorulara cevap arayacağız. Yine aylıktan kesme cezası iptal davası ne zaman açılmalı, aylıktan kesme cezası dava dilekçesi nde bulunması gereken unsurlar vb konulara da kısaca değinmeye çalışacağız.

Aylıktan Kesme Cezası Nedir?

Aylıktan kesme cezası, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125 maddesinde sıralanan disiplin cezalarından biridir. Aylıktan kesme cezası memurun brüt aylığının 1/30’u ila 1/8’i arasında kesinti yapılmasıdır. (657 s. DMK 125/C) Aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından verilir. (657 s. DMK m.126/1)

Aylıktan Kesme Cezası Gerektiren Haller Nelerdir?

Aylıktan kesme cezası gerektiren haller Kanun’nun 125/C maddesinde sıralanmıştır. Ancak Kanun’da sayılan fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verileceği de unutulmamalıdır.

Aylıktan kesme cezası gerektiren haller şu şekildedir;

  • Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,
  • Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,
  • Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,
  • Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,
  • Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,
  • Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak, Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

Aylıktan Kesme Cezası Ne Zaman Uygulanır?

Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Bu durum aylıktan kesme cezası için de geçerlidir. Bir memur aylıktan kesme cezası ile tecziye edildiği zaman cezanın tebliğini izleyen aybaşında uygulanır. Aylıktan kesme cezası yalnızca bir kez uygulanır. Yani örneğin 20.12.2020 tarihinde 1/30 oranında aylıktan kesme cezası tebliğ edildiyse, ceza 15.01.2021 tarihinde alacağınız brüt aylığın 1/30’unun kesinti yapılarak maaşınızın yatırılması suretiyle uygulanacaktır. 15.02.2021 tarihinde ikinci defa aynı kesinti yapılmaz. Ceza bir kereliktir.

Ancak şunu da unutmamak gerekir ki; aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamazlar.

Ayrıca aday memurların aylıktan kesme cezası alması halinde disiplin amirlerinin teklifi ve
atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir.

Aylıktan Kesme Cezası Nasıl Hesaplanır?

Memura disiplin amiri tarafından aylıktan kesme cezası verildiği zaman, cezanın verilmesine ilişkin kararda ne oranda kesinti yapılacağının kesin olarak belirtilmesi gerekir. Zira Kanun 1/30 ila 1/8 arasında bir kesinti yapılmasını öngörmüştür. Hangi oranda kesinti yapılacağını idare belirler. Aylıktan kesme cezası nasıl hesaplanır sorusunun cevabı ise memurun brüt aylığı üzerinden kesilecek miktar hesaplanmalıdır.

Aylıktan Kesme Cezası Ne Zaman Silinir? 

Aylıktan kesme cezası ne zaman silinir sorusunun cevabını Kanun’un 133. maddesi vermiştir. Buna göre . aylıktan kesme cezası, cezanın uygulanmasından 10 sene sonra silinebilir. Memur bu süre geçtikten sonra  atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir.

Aylıktan Kesme Cezası Zamanaşımı

Aylıktan kesme cezası zamanaşımı süreleri de Kanun’da açıkça düzenlenmiştir. (657 s. DMK m.127) Düzenlemeye göre; Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, başlanmazsa idarenin disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Yine aylıktan kesme disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin amirleri aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar. (657 s. DMK m.128/1)

Aylıktan Kesme Cezasına İtiraz

Aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Aylıktan kesme cezasına itiraz edilmezse disiplin cezası kesinleşir. Ancak aylıktan kesme cezasına itiraz edilmesi ile aylıktan kesme cezası iptal davası aynı şey değildir. Süresinde idari başvuru yoluna gidilmemesi veya idari başvuru yoluna (aylıktan kesme cezasına itiraz) gidilmesine rağmen 60 günlük süre içinde iptal davası açılmaması halinde aylıktan kesme cezası iptal davası reddedilecektir. Bu nedenle idari yargıda bir davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde adana idare hukuku avukatından destek ve hukuki yardım alınmasını tavsiye ederiz. Aylıktan kesme cezasına itiraz için kullanabileceğiniz dilekçe örneklerine buradan veya buradan ulaşabilirsiniz.

Aylıktan kesme cezası iptal davası dilekçe örneği başkaca bir makalemizde ayrıca paylaşılacaktır.

Aylıktan Kesme Cezası Danıştay Kararları

  • “Davacının ek ödemeden yoksun bırakılmasına ilişkin işlemin, bu işlemin nedeni disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmiş olması gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ise de; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bir çok kararında belirtildiği üzere, dava konusu ek ödeme personelin almakta olduğu aylığın önemli bir parçası olup, herhangi bir disiplin cezası alanlara ayrıca belirli bir süre ek ödemeden yararlandırmama veya ek ödeme tutarından kesinti yapma yoluna gidilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Esas Numarası: 2006/886, Karar Numarası: 2008/1370, Karar Tarihi: 29.05.2008
  • “Müsteşar yardımcısı olan davacının, “uygun görüşle arz” yazısı ve ilgili onaydaki parafının bulunmasının yalan ve yanlış beyan olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle de 657 sayılı Kanunun 125/c-d maddesi gereğince aylıktan kesme cezası verilemeyeceği hakkında…” Danıştay 12. Daire, Esas Numarası: 2002/2363, Karar Numarası: 2004/1846, Karar Tarihi: 25.05.2004
  • “Davacının brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesine ilişkin kararının iptali istemine ilişkin incelemede; yetkisi olmadığı halde disiplin kurulunca soruşturma dosyasının iadesi yoluna gidilmesi ve davacının aleyhine olacak şekilde itiraz ettiği cezadan daha ağır bir cezayla cezalandırılması karşısında, davacının üç yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, ancak öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir .Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.” Danıştay 5. Dairesi, Esas Numarası: 2016/13633, Karar Numarası: 2019/311, Karar Tarihi: 15.01.2019

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

İdare Mahkemesi disiplin cezasına itiraz dilekçesi örneği, disiplin cezasına idare mahkemesine itiraz dilekçesi, adana idare hukuku avukat, disiplin soruşturması

İdare Mahkemesi Disiplin Cezasına İtiraz Dilekçesi

Daha önceki makalelerimizde disiplin cezasının ne olduğuna, hangi hallerde memurlara hangi disiplin cezalarının verilebileceğini irdelemiştik. Bu makalemizde idare mahkemesi disiplin cezasına itiraz dilekçesi örneği  vereceğiz. Ancak öncelikli olarak disiplin soruşturması sürecinden ve disiplin cezası ile karşılaşan memurun ne yapması gerektiği hakkında kısaca bilgi vermek istiyoruz. Açıklamalarımızın ardından idare mahkemesi disiplin cezasına itiraz dilekçesi makalemizin devamında yer almaktadır.

Disiplin Cezasına Nasıl İtiraz Edilir?

Bir memur disiplin cezası ile tecziye edildiği zaman kendisine yapılacak bir tebligatla durum bildirilir. Bu Bu tebligat ile öncelikle disiplin cezasına itiraz süreci başlar. Disiplin cezasına itiraz 657 s. DMK‘nun 135. maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre; Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.

Disiplin cezasına itiraz hakkında ayrıntılı bilgi verdiğimiz makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Yine buradaki makalemizde ise disiplin cezasına itiraz dilekçesi örneği yer almaktadır.

İdare Mahkemesi Disiplin Cezasına İtiraz

Her ne kadar makalemizin başlığı idare mahkemesi disiplin cezasına itiraz dilekçesi olsa da, görüldüğü üzere itiraz Kanun’un 135. maddesi kapsamında idari mercie yapılır. Disiplin cezasına idare mahkemesine itiraz dilekçesi verilmez. Disiplin cezası alındığı zaman idare mahkemesine sunulacak dilekçe bir dava dilekçesidir.

Memulara verilen disiplin cezasına açılacak iptal davası ile ilgili ayrıntılı bilgiyi buradaki makalemizde vermiştik. Ancak kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse, idare mahkemesi disiplin cezasına itiraz dilekçesi olarak bilinen dava dilekçesi 2577 sayılı İYUK‘nun 3. maddesine uygun biçimde hazırlanmalı ve 7. maddesine uygun biçimde 60 gün içinde İdare Mahkemesi’ne verilmelidir. 60 günlük süre kararın tebliğini izleyen günden itibaren başlar.

İdare Mahkemesi Disiplin Cezasına İtiraz Dilekçesi

…………… NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ’NE

DAVACI : …………………….
ADRES : …………………….

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : …………………….
ADRES : …………………….

TEBLİĞ TARİHİ : …../…../……….

KONU : Davalı idarenin ………… tarih ve …………. sayılı yazısı ile müvekkile bildirilen; müvekkile “…………………” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle tecziye edilen ………………….. cezasının İPTALİ talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkil hakkında, ………………….. suretiyle …………… iddiası ile davalı idare …………… Başkanlığı’nın ………. tarih ve …………. sayılı yazısı ile disiplin soruşturması başlatılmıştır.

2. Soruşturmaya başlanmasına esas olay ………….. olup; soruşturma sırasında cereyan eden müvekkilin savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelen pek çok usul hatası sonucunda, müvekkile “……………………..” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle …………………. cezası tecziye edilmiştir. Disiplin cezasının tecziyesine ilişkin davalı idarenin ………. tarih ve ………….. sayılı yazısı ve tebliğ tebellüğ belgesi ekte arz edilmektedir.

3. Ortaya konan idari işlemde müvekkilin savunma hakkının kısıtlanması, 7 günden az olmamak üzere savunma süresi verilmemesi, şikayetçi ile akrabalığı bulunan bir kişinin muhakkik olarak atanması; “tarafsızlık ilkesi”ne gölge düşmesi, cezanın tecziyesi sırasında iyi hal değerlendirmesinin hiç yapılmaması, “ölçülülük ilkesi”ne riayet edilmemesi ve dilekçemiz devamında açıklayacağımız nedenler dahlinde dava açılması gerekmiştir.

4. Nitekim disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılması da isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Soruşturma emri verilmesi; bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, soruşturma sonucunda bir rapor hazırlanması ve bu raporda; olayın değerlendirilmesi soruşturmacının kanaat ve teklifini belirtmesi ve raporun ilgili makama sunulması, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olmasının, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de gereğidir. Ancak eldeki soruşturma dosyasında bu temel ilkelerin neredeyse tamamı çiğnenmiştir.

5. …………………………………………………………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………………………………….

6. …………………………………………………………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………………………………….

7. Somut olayda; ……………….. gibi nedenlerden ötürü; ………… tarih ve ………….. sayılı yazısı ile müvekkile bildirilen; müvekkile “……………………” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle tecziye edilen …………….. cezasının İPTALİ için Sayın Mahkemenizde dava açmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER :

  1. Müvekkilin özlük dosyası,
  2. Müvekkilin olumlu sicil raporları,
  3. Müvekkilin disiplin soruşturması dosyası,
  4. Soruşturma Raporu,
  5. Savunma yazıları,
  6. ………… tarih ve …………… sayılı yazısı,
  7. Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenler ve Sayın Mahkemeniz’ce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, davalı idarenin, ……….. tarih ve ………….. sayılı yazısı ile müvekkile bildirilen; müvekkile “……………………” suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle tecziye edilen …………….. cezasının İPTALİNE, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye tahmiline, karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana İdare Hukuku Avukatı

Adana disiplin soruşturması avukatı müvekkillerimize disiplin soruşturmalarının her aşamasında hukuki destek sağlamaktayız. Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak dbilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.