Etiket: adana idare avukatı

Meslekten çıkarma cezası dava dilekçesi, örnek dilekçe, yürütmenin durdurulması talepli dilekçe, polis, idari dava disiplin cezası iptal davası avukat adana

Meslekten Çıkarma Cezası Dava Dilekçesi Örneği

Bu makalemizde meslekten çıkarma cezası dava dilekçesi örneğine yer vereceğiz. Daha önceki makalemizde memuriyetten çıkarma cezası ile ilgili ayrıntılı bilgi vermiştik. Bilindiği üzere meslekten çıkarma cezası, polis memurları için en ağır disiplin yaptırımı olup, ancak açılacak iptal davası ile itiraz edilebilir bir işlemdir. Meslekten çıkarma cezası dava dilekçesi yürütmenin durdurulması talebini içerebilir. Meslekten çıkarma cezası iptal davası dilekçesi içeriğinde yapılan işlemin neden usul ve yasaya aykırı olduğu ayrıntılı biçimde anlatılmalı, Danıştay içtihatları ile desteklenmelidir. Aşağıda yer verdiğimiz dilekçe örnek mukabilinde olup meslekten çıkarma cezası dava dilekçesi nin alanında uzman bir idare hukuku avukatı tarafından hazırlanması en önemli tavsiyemizdir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, özellikle disiplin cezaları alanında, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

Meslekten çıkarma cezasının iptali konusunda paylaştığımız bir emsal Danıştay kararına buradan ulaşabilirsiniz.

Meslekten Çıkarma Cezası Dava Dilekçesi Örneği

…………….. NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACILAR : …………………………..

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

DAVALI : T.C. İçişleri Bakanlığı 

TEBLİĞ TARİHİ : …/…./…….

KONU : Davalı idare Yüksek Disiplin Kurulu’nun ….. Karar, …. Dosya numaralı ve …/…/…… tarihli kararı ile müvekkile tecziye edilen MESLEKTEN ÇIKARMA disiplin cezasının ÖNCELİKLE YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA ve dava sonucunda İPTALİNE karar verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Müvekkil ……, ……. yıllık polis memurudur ve yaklaşık ….. yıldır ……. Şube Müdürlüğünde görev yapmaktadır. Bugüne dek disiplin cezası almak bir yana dursun amirlerinden sözlü bir uyarı dahi almamıştır, sicili temizdir. Müvekkil hakkında usule ve esasa aykırı biçimde yürütülen disiplin soruşturması nedeniyle …… İl Polis Disiplin Kurulu’nun …/…/….. tarih ve …… sayılı kararı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun ….. Karar, ….. Dosya numaralı ve …/…/…… tarihli kararı ile “…………….” suçunu işlediği gerekçesiyle MESLEKTEN ÇIKARMA CEZASI tecziye edilmiştir.

2. Söz konusu karar müvekkile …/…/….. tarihinde tebliğ edilmiş olup, dosya içeriği ile verilen kararın birlikte değerlendirilmesi neticesinde;  idari işlemin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve dava sonunda da iptali için iş bu davayı açmak zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

3. Yapılan işlem ve müvekkile verilen meslekten çıkarma cezası usul ve yasaya aykırıdır, şöyle ki; …………………………………………………………………………………………………………………………………….

4. ……………………………………………………………………………………………………………………………………………..

……………………………………………………………………………………………………………………………………….

5. Tesis edilen meslekten çıkarma cezasının bu anlamda müvekkilin kendisi ve ailesi için TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLARA NEDEN OLACAĞI açıktır. Ayrıca yapılan işlem AÇIKÇA HUKUKA AYKIRIDIR.  Bu doğrultuda iş bu davayı açmak ve Sayın Mahkemenizden 2577 sayılı yasanın 27/2. maddesinde öngörülen şartların açıkça ortada olduğundan yürütmenin durdurulması istemimizin kabulüne karar verilmesini talep etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER :
1. Soruşturma dosyası,
2. ………………………
3. ………………………
4. Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenler ve Sayın Mahkemeniz’ce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, Davalı idare Yüksek Disiplin Kurulu’nun ….. Karar, …. Dosya numaralı ve …/…/…… tarihli kararı ile müvekkile tecziye edilen MESLEKTEN ÇIKARMA disiplin cezasının ÖNCELİKLE YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA ve dava sonucunda İPTALİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye tahmiline, karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Adana İdare Hukuku Avukatı

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

 

görevden alınma işleminin iptali, danıştay, görevden alınması yolunda tesis edilen işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı, iptal davası,

Görevden Alınma İşleminin İptali İşlemin Kamu Yararı ve Hizmet Gereklerine Uygun Olmadığı

Danıştay 2. Dairesi, davacının görevden alınması yolunda tesis edilen işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmadığı kararını vermiş ve davacının görevinden alınarak başka bir göreve atanması işleminin iptaline karar vermiştir. Görevden alınma işleminin iptali kararında; “Davacı hakkında davalı idarece tesis edilen işlemler, bu işlemlere yönelik yargı süreçleri ve verilen kararlar birlikte değerlendirildiğinde davacının görevden alınması yolunda tesis edilen dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gerekleri ne uygun olarak tesis edilmediği sonucuna varılmıştır. Öte yandan; davacının görevinden alınmasını gerektirecek, görevinde yetersiz ve verimsiz olduğuna ilişkin hukuken geçerli somut bir bilgi ve belgenin de davalı idarece sunulmadığı görülmekle, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının daire başkanlığı görevinden alınarak yüksekokul sekreteri olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı” hususu vurgulanmıştır. Kararın tam metni makalemizin devamında mevcuttur.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

DAVACININ GÖREVİNDEN ALINMASI YOLUNDA TESİS EDİLE İŞLEMİN KAMU YARARI VE HİZMET GEREKLERİNE UYGUN OLMADIĞI

DANIŞTAY
2. DAİRESİ
Esas Numarası: 2020/1124
Karar Numarası: 2020/3558
Karar Tarihi: 17.12.2020

İçtihat Metni”

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava Konusu İstem : Dava; ………. Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan davacı tarafından, ……… Üniversitesi …. Meslek Yüksekokuluna Yüksekokul Sekreteri olarak atanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, üst düzey kamu yöneticilerinin, kamu kurum ve kuruluşlarının geleceğe dönük planlarını ve politikalarını saptayan, bu plan ve politikalardaki hedefleri gerçekleştirmek için gerekli kaynakları ve bu kaynakların kullanım yerlerini belirleyen ya da bu kişilerin emir ve direktifleri yönünde uygulamayı yapan veya onlara yardımcı olan kişiler oldukları; ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda atama yapma ve görevden alma konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin bu tür kadrolar için daha geniş olduğunun kabulü gerektiği; bu görevlerden başka görevlere atanmaya ilişkin işlemlerin kazanılmış hakları veya genel olarak hukuk güvenliği ilkesini ihlal eden bir yönü bulunmadığı, üniversite daire başkanlığı görevinin sınavla atanılan ve dolayısıyla kazanılmış hak mahiyetinde bir görev de olmadığı ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; davacının üniversite daire başkanlığına devam etmesi durumunda kamu hizmetinin verimli ve etkili sunulmasında eşgüdümün sağlanması ve devamının mümkün olamayacağı; dolayısıyla davacının daire başkanlığı görevine devam etmesinin davalı idarenin ifa etmekte olduğu kamu hizmetini sekteye uğratacağının anlaşılması nedeniyle dava konusu işlemin hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varıldığı; öte yandan, her ne kadar davacı tarafça, dava konusu işlem nedeniyle kazanılmış hak aylık ve derecelerinden mahrum kalınacağı iddia edilmiş ise de; davacının kazanılmış hak aylık ve derecesinin korunmuş olduğu, davacının uğradığını iddia ettiği maddi kaybın ise kazanılmış hak ve aylık derecesi nedeniyle değil, üniversite daire başkanlığı kadrosuna özgü ödemelerden kaynaklandığı ve 657 sayılı Kanun’a tabi görevlerde iken bulundukları kadrolardan diğer kadrolara naklen atananların kazanılmış hak derecelerinin korunması gerektiği belirtilmiş olmakla birlikte, anılan kamu görevlilerinin eski görevlerinin ek göstergesine sahip bir göreve atama zorunluluğuna ilişkin bir hükme yer verilmediği anlaşıldığından davacı tarafın bu iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararla; davacının istinaf başvurusunun kesin olarak reddine hükmedilmiş, anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı kararıyla; 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak verilen karara karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle, anılan Kanun’un 48. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

Anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26/09/2019 günlü, E:2019/2487, K:2019/4504 sayılı kararıyla; davacının, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi kapsamında, daire başkanı olarak görev yapması nedeniyle, Bölge İdare Mahkemesince verilen karara karşı temyiz yolunun açık olduğu gerekçesiyle İstinaf Mahkemesinin temyiz isteminin reddi yolunda verdiği karar bozulmuş, bozma kararı üzerine … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesince dava dosyası, temyiz isteminin esastan incelenebilmesi için Dairemize gönderilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu işlem ile davacının cezalandırılmaya ve istifaya zorlanmaya çalışılmasının sebebinin, rektörün kendi eşini kurumlararası naklen atama yolu ile ……….. Üniversitesine ataması ve bu atamanın ulusal medyada gündem konusu olarak yoğun eleştiriye maruz kalması olduğu, bu gündemin faturasının kin ve garez güdülerek, görevlendirme işlemleri ve dava konusu atama işlemi ile davacıya yansıtılmaya çalışıldığı, işlemin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68, 72 ve 76. maddeleri ile 2547 sayılı Kanun’un 52/a maddesine aykırı olduğu, tenzili rütbe şeklinde cezalandırma uygulanmak suretiyle atandığı, …… Meslek Yüksekokulu Müdürlüğünün, yüksekokul sekreteri atanmasına ilişkin rektörlüğe yaptığı bir öneri ve talep olmadığı, öneri ve teklifin 2547 sayılı Kanun’un 52/a bendine aykırı olarak, Personel Daire Başkanlığı tarafından yapıldığı, kazanılmış aylık derecesinden dava konusu atama ile mahrum kaldığı, ……. ve …l ilçesi arasındaki mesafenin yaklaşık 80 km olduğu, söz konusu işlemin, davacının aile birliğine, huzuruna ve ailenin ekonomik bütünlüğüne zarar verdiği ve kamu yararı gözetilmeksizin tesis edildiği ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından, her iki görevin de genel idare hizmetleri sınıfında olduğu, her iki unvanın kadro derecesinin aynı olduğu ve davacının kazanılmış hak aylığının korunduğu, davacının Yönetim Kurulu Kararı ile Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına atandığı, yine aynı yol ile Yüksekokul Sekreteri kadrosuna atamasının yapıldığı, 657 sayılı Kanun’un 76. maddesi ve 68. maddesinin (b) bendinin son fıkrasındaki düzenlemeler ışığında davacının yürüttüğü Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı görevine ait ek göstergenin kazanılmış hak oluşturmayacağı, bu hususun Danıştay kararlarında da yer aldığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hizmetin korunması, kamu görevinin etkin ve güvenilir biçimde devamının sağlanması yönünden dava konusu işlemin tesis edildiği, 28/05/2018 günlü, 19 toplantı sayılı Yönetim Kurulu Kararında atama işleminin gerekçesinin somut ve gerçek biçimde açıklandığı, davacının aynı görev ve kadroda yer alma isteğinin kabul edilebilir nitelikte olmadığı, tüm yasal ve yönetsel düzenlemeler, yargı kararları ve hizmet gerekleri yönünden idareye tanınan takdir yetkisine dayanılarak tesis edilen işlemin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından verilen 03/06/2020 günlü, E:2020/2286, K:2020/2202 sayılı gönderme kararı ile Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY : ……. Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan davacı tarafından, ……… Üniversitesi …. Meslek Yüksekokuluna Yüksekokul Sekreteri olarak atanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Atamalar” başlıklı 52. maddesinin (a) bendinde; “Genel Sekreter ile daire başkanları, müdürler, hukuk müşavirleri ve uzmanlar, yükseköğretim üst kuruluşlarında ilgili kuruluşların görüşü alınarak Yükseköğretim Üst Kuruluşunun Başkanı, üniversitelerde ise yönetim kurulunun görüşü alınarak rektör tarafından atanır” hükmü yer almaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Memurların Kurumlarınca Görevlerinin ve Yerlerinin Değiştirilmesi” başlıklı 76. maddesinde; kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden, kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, ancak bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu, anılan yetkinin, belirtilen ilkeler gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun, dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.

Dava dosyasına sunulan belgelerin incelenmesinden; uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare tarafından, … günlü, … toplantı sayılı Yönetim Kurulu Kararında, ”28/12/2016’da Öğrenci İşleri Daire Başkanı olarak atanan ve Genel Sekreter Yardımcısı olarak görevlendirilen davacının, görev yaptığı süre içerisinde yönetim ile uyumsuz çalışmaya başlaması ve hakkında açılan farklı disiplin soruşturmaları bulunması sebebiyle görev yerinin değiştirildiği, görev yerlerinde de kendisine verilen görev ve sorumlulukları ihmal ettiği gerekçesiyle daire başkanlığı görevini sürdürmesinin mümkün olmadığı…” yönünde yer alan değerlendirme neticesinde dava konusu işlemin tesis edildiği ileri sürülmüş ise de; …… Üniversitesine bağlı ….. Yüksekokulunda Yüksekokul Sekreteri olarak görev yaparken, davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/A-a maddesi uyarınca “Uyarma” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ……… Üniversitesi Rektörlüğünün … günlü, …sayılı işleminin iptali istemiyle açtığı davada, …İdare Mahkemesinin … gün, E:… ve K:… sayılı kararı ile “Olayda, her ne kadar davacıya, … Meslek Yüksekokulu ve … Meslek Yüksekokuluna yapılan görevlendirmeleri kapsamında hazırladığı fizibilite raporlarının ciddiyetten uzak ve özensiz olduğu gerekçesiyle uyarma cezası verilmiş ise de, disiplin cezasına konu görevin davacının görev tanımına uymadığı, yapılan görevlendirme kapsamında istenilen fizibilite raporlarının şablonunun ve hangi kriterlere göre hazırlanması gerektiğinin belirtilmediği, yine de davacının elinden geldiği ve bilgisi elverdiği ölçüde çalışmasını yaparak verilen süre içerisinde istenen fizibilite raporlarını hazırlayarak idareye sunduğu, nitekim bu hususların davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan soruşturma raporlarında da açıkça belirtildiği, soruşturmacının hazırladığı 04/04/2018 tarihli soruşturma raporunda ve 17/05/2018 tarihli ek soruşturma raporunda davacıya ceza verilmemesi gerektiği yönünde teklifte bulunulmasına ve davalı idarenin soruşturma raporundaki teklifle bağlı olmamasına rağmen; davalı idarenin, yeniden rapor hazırlaması için soruşturma dosyasını iki defa soruşturmacıya iade ettiği, soruşturmacının soruşturmadan çekilme istemini de kabul etmediği, soruşturmacıyı davacı hakkında disiplin cezası teklif etmesi için adeta zorladığı, bu haliyle davacının üzerine atılı fiillerin sübut bulmadığı anlaşıldığından, davacıya uyarma cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… ve K:… sayılı karar ile reddedilerek kesinleştiği, yine davacının, …….. Üniversitesi … Meslek Yüksek Okulunda Yüksekokul Sekreteri olarak görev yapmakta iken, hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/B-d maddesi uyarınca “Kınama” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin …… Üniversitesi Rektörlüğünün … günlü, …sayılı işleminin iptali istemiyle açtığı davada, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:… ve K:… sayılı kararı ile; “Olayda, öncelikle her ne kadar soruşturma raporunda davacının yetkisiz tahsilatta bulunduğundan bahsedilmişse de davacının fiilinin yetkisiz bir şekilde kamu adına tahsilatta bulunma fiili değil, yine 5018 sayılı Kanun’un 72.maddesi uyarınca ilgilisi hakkında idari işlem yapılacağı belirtilen, yetkisiz bağış toplanması fiili kapsamında sayılabilecek nitelikte bir fiil olduğu görülmüş olup, davacının söz konusu parayı/bağışı iyi niyetli olarak ihtiyaç sahibi öğrencilere yardım etme amacıyla aldığı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıttığı anlaşılmakla beraber, bir kamu görevlisi olarak, kamu görevi ifa ederken yapılan söz konusu bağışın, davacının kamu görevlisi olmasına ve idari bir makamda bulunmasına binaen ve fakat herhangi bir şahsi menfaat saiki olmaksızın, eğitim kamu hizmetiyle ilişkilendirilerek yapıldığı, bu sebeple davacının, söz konusu bağışın, ilgili mevzuat uyarınca, görev yaptığı kurum tarafından belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılmasını temin etmesi gerekirken, doğrudan söz konusu bağışı kabul etmesi sebebiyle yetkisiz bağış toplama fiiinin sübut bulduğu, ancak söz konusu fiili hizmet dışında değil hizmet içinde gerçekleştirmiş olması ve bu fiiliyle, görev yaptığı kurum tarafından bağış kabul edilmesi hususunda belirlenmiş usul ve esaslara aykırı hareket ettiği anlaşıldığından, davacının söz konusu fiili tipiklik unsuru bakımından, 657 sayılı Kanun’un 125/B maddesinde sayılan fiillerden olmamasına rağmen, aynı Kanunun 125/B-d maddesine dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde, konu unsuru bakımından, hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, ceza zamanaşımı süresi içinde, davacının yukarıda nitelemesi yapılan söz konusu fiiline, tipiklik bakımından uygun olan Kanun maddesine dayanılması suretiyle yeni bir disiplin cezası tesis edilebilmesi davalı idarenin takdirindedir.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvursunun, …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, öte yandan, davacı tarafından kendisine mobbing uygulandığından bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık olmak üzere 1.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacıya geçici görevlendirmeleri kapsamında geçici görev yolluğu ödenmediğinden, davacının 1,000,00-TL maddi tazminat isteminin kabulü; davacının ifa ettiği kamu görevinin niteliği ve davacı ile davalı idare arasında yaşanan ve yargıya intikal eden ve etmeyen hukuki süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece davacıya belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan işlemler tesis edildiği, sürekli yerinin değiştirildiği, davacının yersiz soruşturmalara maruz bırakılıp haksız disiplin cezaları verildiği, bu haliyle davacıya manevi taciz (mobbing) uygulandığı, bu durumun ise davacıyı manevi olarak elem ve kedere uğrattığı ve yıprattığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin 10.000,00-TL’lik kısmının kabulü yolunda …İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:.., K… sayılı karara karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun, …Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesinin … günlü, E…., K…. sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; davacı hakkında davalı idarece tesis edilen işlemler, bu işlemlere yönelik yargı süreçleri ve verilen kararlar birlikte değerlendirildiğinde davacının görevden alınması yolunda tesis edilen dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak tesis edilmediği sonucuna varılmıştır.

Öte yandan; davacının görevden alınmasını gerektirecek, görevinde yetersiz ve verimsiz olduğuna ilişkin hukuken geçerli somut bir bilgi ve belgenin de davalı idarece sunulmadığı görülmekle, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak davacının daire başkanlığı görevinden alınarak yüksekokul sekreteri olarak atanmasına ilişkin dava konusu işlemde sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki …Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,

2. … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,

3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi, … İdari Dava Dairesine gönderilmesine,

4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na 6545 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/12/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

 

Kadroya atanma talebinin reddi, kadroya atanma talebinin reddi işleminin iptali, iptal davası, kadro davası avukatı, kadroya geçirilme talebinin reddi

Kadroya Atanma Talebinin Reddi İşleminin İptali

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, kadroya atanma talebinin reddi işleminin iptali talebiyle açılan davada emsal bir karar vermiştir. Görülen kadroya atanma talebinin reddi işleminin iptali davasında. “Davacının öğrenim durumu itibariyle ihraz ettiği teknisyen unvanına ilişkin davalı Bakanlık bünyesinde atanabileceği boş teknisyen kadrosunun varlığı, davalı idare tarafından davacının bu unvanda hizmetine ihtiyaç duyulduğunu gösterdiği dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu başvuru üzerine kurumun ihtiyaç durumu değerlendirilmek suretiyle teknisyenlik unvanına ilişkin boş kadrolardan herhangi birine davacının atanması gerekirken davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” denilerek kadroya atanma talebinin reddi işlemi iptal edilmiştir. Kararın tam metni şu şekildedir:

Kadroya Atanma Talebinin Reddi İşleminin İptali

İZMİR BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

1. İDARİ DAVA DAİRESİ

Esas Numarası: 2020/481

Karar Numarası: 2020/747

Karar Tarihi: 03.11.2020

KADROYA ATANMA TALEBİNİN REDDİ İŞLEMİNİN İPTALİ

BAKANLIK BÜNYESİNDE DAVACININ ATANMASINA UYGUN BOŞ MESLEKİ KADRO BULUNMASINA KARŞIN BAŞVURUNUN REDDİNİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞU

İSTEMİN ÖZETİ : İzmir Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde Bilgisayar İşletmeni olarak görev yapan davacının, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesi uyarınca Teknisyen kadrosuna atanma talebiyle yaptığı 26/11/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 27/11/2019 tarih ve E.5148 Sayılı işleminin iptali istemiyle açtığı davada; “… 3795 Sayılı Bazı Lise, Okul ve Fakülte Mezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun’un “Unvanlar” başlıklı 3.maddesinde teknisyen unvanının hangi durumlarda kazanılacağına ilişkin düzenleme getirilmiş, bu düzenleme ile mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara teknisyen unvanı verileceği öngörülmüştür. Dava dosyasında mevcut 30/06/1997 tarihli diploma nüshasından, davacının Afyon Ticaret Meslek Lisesi’nin muhasebe bölümünden mezun olduğu anlaşılmaktadır. 3795 Sayılı Kanun uyarınca davacının meslek lisesinden mezun olmakla teknisyen unvanını kazandığı açık olmakla birlikte, hangi bölümden mezun olanların hangi teknisyenlik unvanlarını kazandığı hususunda herhangi bir düzenlemenin getirilmediği görülmektedir.

Bununla birlikte, tüm meslek lisesi mezunlarının her türlü teknisyenlik ünvanını ihraz ettiğinin kabulü de mümkün değildir. Aksi düşünce, meslek lisesi mezunu olmakla birlikte bir kişinin hiç bir eğitim almadığı unvanlara ilişkin kadrolara atanmasını ortaya çıkarabilir ki, bu durum eğitimde branşlaşmayı da ortadan kaldırır.

Bu durumda, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16.maddesi uyarınca fiilen görevde bulunanların kurumların kadroları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ihraz ettikleri unvanlara atanabileceklerinin düzenlendiği, davacının teknisyen unvanı kazanmakla birlikte bunun herhangi bir teknisyen kadrosuna atanması sonucunu doğurmayacağı, davacının Afyon Ticaret Meslek Lisesi’nin Muhasebe Bölümünden mezun olduğu dikkate alındığında, teknisyen kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun muhasebe teknisyeni kadrosu bulunmadığından bahisle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle davanın reddine karar veren İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin 13.05.2020 gün ve E:2019/1686, K:2020/504 Sayılı kararının; teknisyen unvanını ihraz ettiği, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesindeki şartları sağladığı, Muhasebe Bölümü mezunu olduğu gerekçe gösterilerek aleyhe durum yaratılmasının 2828 Sayılı Kanun’un amacına ve ruhuna aykırı olduğu, her meslek lisesi mezununun her türlü teknisyen unvanını ihraz etmediği şeklindeki değerlendirmenin hatalı olduğu, konu ile ilgili emsal yargı kararlarının bulunduğu, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından 06.08.2019 tarih ve 2019/11271 Sayılı karar ile dostane çözüm kararının verildiği ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : İdare Mahkemesi kararında da açıkça tespit olunduğu üzere, orta öğrenimini Ticaret Meslek Lisesinde tamamlayan ve İşletme Bölümünü bitirerek Teknisyen kadrosuna atanmak isteyen davacının talep ettiği “Muhasebe Teknisyeni” kadrosunun Sağlık Bakanlığı Taşra Teşkilatı Kadro Standartları ile Çalışma Usul ve Esaslarına Dair yönerge ile belirlenen kadrolar arasında yer almadığı, tesis edilen işlemde mevzuata aykırılığın söz konusu olmadığı, Mahkeme kararının usule ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; İzmir Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde Bilgisayar İşletmeni olarak görev yapan davacının, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesi uyarınca Teknisyen kadrosuna atanma talebiyle yaptığı 26/11/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 27/11/2019 tarih ve E.5148 Sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun Ek 1. maddesinde; “Bu Kanun veya 5395 Sayılı Kanun uyarınca haklarında korunma veya bakım tedbir kararı alınmış olup fasılalı olarak geçen yararlanma süreleri dâhil iki yıldan az olmamak üzere, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının sosyal hizmet modellerinden yararlanan çocuklardan reşit olduğu tarih itibarıyla bu hizmetlerden yararlanmaya devam edenlerin işe yerleştirilmeleri aşağıdaki usul ve esaslar çerçevesinde yapılır.” hükmüne yer verilerek devamında bu usul ve esaslara yer verilmiş, aynı Kanuna 21.03.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7103 Sayılı Kanun’un 25. maddesiyle eklenen Geçici 16. maddesinde ise; “Bu Kanunun ek 1. maddesi kapsamında ataması yapılan ve fiilen görevde bulunanlar kurumların kadroları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ve öğrenim durumları itibarıyla ihraz ettikleri unvanlara atanırlar.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahibi olanlardan daha önce istihdam hakkından yararlanmamış olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde Bakanlığa başvurmaları halinde Ek 1. maddede yer alan istihdam hakkından maddede belirtilen diğer şartları taşımaları kaydıyla yararlanabilirler.” hükmüne yer verilmiştir.

12/6/2014 tarihli, 29028 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler Kanunu Kapsamında Tanınan İstihdam Hakkının Kullanımına İlişkin Yönetmeliğe dava konusu işlemin tesisinden sonra 20.11.2018 tarih ve 30601 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik Değişikliği ile eklenen “Görevde olan hak sahiplerinin unvanlarına atanması” başlıklı Geçici 2. maddesinde; ”(1) 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun ek 1. maddesi kapsamında ataması yapılan ve fiilen görevde bulunanlar görev yaptıkları kurumların kadro durumları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak Kanunun geçici 16. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla öğrenimle ihraz etmiş oldukları unvanlara atanırlar. Bu maddeye ilişkin bütün iş ve işlemler ilgili kurumlarca yapılır. (2) Bu maddeye ilişkin başvurular ilgililerce yazılı bir dilekçeyle görev yapılan kuruma yapılır. (3) Bu kişilerin atanmasında ilgili kurumca mevcut kadro durumu, ilgililerin öğrenim durumu itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlar ve kurumun hizmet ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacak değerlendirme esastır. (4) Kişilerin gördükleri öğrenim dolayısıyla unvan ihraz edip etmedikleri hususunda tereddüt hasıl olması halinde ortaöğretim düzeyi için Milli Eğitim Bakanlığından, ön lisans ve lisans düzeyi için Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından görüş alınır. (5) Hak sahiplerinin öğrenimle ihraz ettikleri unvanlara ilişkin kadroların görev yaptıkları kurumlarda bulunmaması, öğrenimle ihraz ettikleri unvanlara ilişkin kadroların görev yaptıkları kurumlarda bulunmakla birlikte bu unvanlarda boş kadro bulunmaması veya kurumca kurum ihtiyaçları dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde ilgili unvanda hizmete ihtiyaç bulunmadığı sonucuna varılması halinde bu kişilerin atamaları yapılmaz. (6) Kanunun geçici 16. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce yerleştirmesi yapılmış olup da güvenlik soruşturmasının tamamlanamaması gibi idareden kaynaklanan sebeplerle göreve başlatılamayan kişiler bu madde hükümlerinden yararlandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, 3795 Sayılı Bazı Lise, Okul ve Fakülte Mezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun’un “Unvanlar” başlıklı 3. maddesinde, “Gördükleri mesleki teknik öğretim alanlarına göre; a) (Değişik: 2/12/2016 -6764/50 md.) Mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlar ile denkliği Millî Eğitim Bakanlığınca kabul edilen diğer mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlar ve bu okullara denk mülga okullardan mezun olanlara “teknisyen” (…) unvanı verilir.” hükmü düzenlenmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; Afyon Ticaret Meslek Lisesi mezunu olan davacının koruma ve bakım altında iken 2828 Sayılı Kanun’un Ek 1 maddesi kapsamında davalı Kurum bünyesinde “Bilgisayar İşletmeni” olarak göreve başladığı, halen İzmir Çiğli Bölge Eğitim Hastanesinde görev yaptığı, 01/6/2019 tarihinde Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olduğu, 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesi kapsamında, teknisyen kadrosuna atanma talebiyle 10/04/2019 tarihinde yaptığı başvurunun reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre ihraz etmek; kazanmak, elde etmek, erişmek anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, uyuşmazlığın karara bağlanabilmesi için öncelikle Genel İdare Hizmetleri sınıfında görev yapmakta olan davacının, 27/03/2018 tarih ve 30373 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve yukarıda açık hükmüne yer verilen 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun Geçici 16. maddesi uyarınca, maddenin yürürlüğe girdiği tarih ve öğrenim durumu itibarıyla teknisyen unvanını ihraz edip etmediği, diğer bir ifadeyle teknisyen unvanını elde edip etmediği ve elde etmiş ise davalı Bakanlık bünyesinde boş bulunan teknisyen kadrolarına atanıp atanamayacağı değerlendirilmeli, bu doğrultuda yapılacak değerlendirme neticesinde davacının atanma talebinin reddine dair dava konusu işlemin hukuka uygun olup olmadığı saptanmalıdır.

Davacının mezun olduğu lisans bölümü nedeniyle “teknisyen” unvanını ihraz etmediği, dolayısıyla teknisyen olarak atanmasının da mümkün olmadığı görülmektedir.

Öte yandan, 3795 Sayılı Bazı Lise, Okul ve Fakülte Mezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun’un “Unvanlar” başlıklı 3. maddesinde teknisyen unvanının hangi durumlarda kazanılacağına ilişkin düzenleme getirilmiş, bu düzenleme ile mesleki ve teknik öğretim veren ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara teknisyen unvanı verileceği öngörülmüştür. Dava dosyasında mevcut 30/6/1997 tarihli diploma nüshasından, davacının Afyon Ticaret Meslek Lisesinin Muhasebe Bölümünden mezun olduğu anlaşılmaktadır. 3795 Sayılı Kanun uyarınca davacının meslek lisesinden mezun olarak teknisyen unvanını ihraz ettiği açık olmakla birlikte, hangi bölümden mezun olanların, hangi teknisyenlik unvanlarını kazandığı hususunda herhangi bir düzenlemenin getirilmediği de görülmektedir.

Bununla birlikte, tüm meslek lisesi mezunlarının her türlü teknisyenlik ünvanını ihraz ettiği kabulü de mümkün değildir. Aksi düşünce, meslek lisesi mezunu olmakla birlikte bir kişinin hiç bir eğitim almadığı unvanlara ilişkin kadrolara atanmasını ortaya çıkarabilir ki, bu durum eğitimde ve kamu personeli istihdamında branşlaşmayı da ortadan kaldırır.

Diğer taraftan, davacının, atanma talebiyle davalı idareye başvurduğu tarih itibari ile davalı idare bünyesinde atanabileceği boş teknisyen kadrosunun bulunduğu ve bu kadroların eğitim ve istihdam alanı (ziraat, sağlık, elektrik vb.) belirtilmeksizin davalı idareye tahsis edilmiş kadrolar olduğu görüldüğünden, davacının bahsi geçen teknisyen kadrolarına atanmasında herhangi bir engelin bulunmadığı açıktır.

Bu durumda, davacının öğrenim durumu itibariyle ihraz ettiği teknisyen unvanına ilişkin davalı Bakanlık bünyesinde atanabileceği boş teknisyen kadrosunun varlığı, davalı idare tarafından davacının bu unvanda hizmetine ihtiyaç duyulduğunu gösterdiği dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu başvuru üzerine kurumun ihtiyaç durumu değerlendirilmek suretiyle teknisyenlik unvanına ilişkin boş kadrolardan herhangi birine 2828 Sayılı Kanun’un Geçici 16. maddesi uyarınca davacının atanması gerekirken davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin 13.05.2020 gün ve E:2019/1686, K:2020/504 Sayılı istinaf başvurusuna konu kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 393,90.TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00.TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yatırılan posta giderinden artan miktarın Mahkemesince yatırana iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45/6 ve 46. maddeleri uyarınca kesin olarak, 03/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Davacının öğrenim durumu itibariyle ihraz ettiği teknisyen unvanına ilişkin bakanlık bünyesinde atanabileceği boş teknisyen kadrosunun bulunduğu, idare tarafından davacının bu unvanda hizmetine ihtiyaç duyulduğunu göstermesi karşısında. Uyuşmazlık konusu başvuru üzerine kurumun ihtiyaç durumu değerlendirilmek suretiyle teknisyenlik unvanına ilişkin boş kadrolardan herhangi birine davacının atanması gerektiğine karar verilmiştir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları nelerdir, disiplin soruşturmaları, üniversite öğrencilerinin disiplin cezalarının iptali, adana idare avukatı

Üniversite Öğrencilerinin Disiplin Cezaları

Bu makalemizde üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları ile ilgili genel bilgi vermeye çalışacağız. Üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları da üniversite öğrencilerini disiplin soruşturmalarının usulü de Kanun ile belirlenmiş haldedir. Kanun’a aykırılık halleri üniversite öğrencilerinin disiplin cezalarının iptali sonucunu doğurur. Üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları denildiği zaman ilk bakacağımız yer Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği‘dir.

Üniversite Öğrencilerinin Disiplin Cezaları

Üniversite öğrencilerinin disiplin cezaları da tıpkı devlet memurlarında olduğu gibi işlenen suçun ağırlığına göre kategorilere ayrılmıştır. Bunlar uyarma, kınama, bir haftadan bir yıla kadar uzaklaştırma, bir yarıyıl için uzaklaştırma, iki yarı yıl için uzaklaştırma ve yükseköğretim kurumundan çıkarma dır. Yönetmelikle disiplin suçları ve disiplin suçlarının karşılığı cezalar aşağıda yer verildiği gibi belirlenmişse de, kurumdan uzaklaştırma ve çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları dışında, uyarma ve kınama cezası verilmesini gerektiren eylemlere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı türden disiplin cezaları verilir.

Üniversite Öğrencilerinin Uyarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Uyarma cezasını gerektiren eylemler; Yükseköğretim kurumu yetkililerince sorulan hususları haklı bir sebep olmadan zamanında cevaplandırmamak, tesbit edilen yerler dışında ilan asmak ve  Yükseköğretim kurumunun izniyle asılmış duyuruları, program ve benzerlerini koparmak, yırtmak, değiştirmek, karalamak veya kirletmektir.

Üniversite Öğrencilerinin Kınama Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Kınama cezasını gerektiren eylemler; Yükseköğretim kurumu yetkililerince istenilen bilgileri eksik veya yanlış bildirmek, Ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atölye çalışması, bilimsel toplantı ve konferans gibi çalışmaların düzenini bozmak, Yükseköğretim kurumu içinde izinsiz olarak bildiri dağıtmak, afiş ve pankart asmak, Yükseköğretim kurumunca asılmış duyuruları, program ve benzerlerini koparmak, yırtmak, değiştirmek, karalamak veya kirletmek ve Sınavlarda kopyaya teşebbüs etmektir.

Üniversite Öğrencilerinin Bir Haftadan Bir Aya Kadar Uzaklaştırma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Yükseköğretim kurumundan bir haftadan bir aya kadar uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler;  Öğrenme ve öğretme hürriyetini engelleyici veya yükseköğretim kurumlarının işleyiş ve huzurunu bozucu eylemlerde bulunmak, Disiplin soruşturmalarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesini engellemek, Yükseköğretim kurumundan aldığı kendine hak sağlayan bir belgeyi başkasına vererek kullandırmak veya başkasına ait bir belgeyi kullanmak, Yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak, Yükseköğretim kurumu personelinin, kurum içinde ya da dışında, şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak, Yükseköğretim kurumunda alkollü içki içmek ve Yükseköğretim kurumuna ait kapalı ve açık mahallerde yetkililerden izin almadan toplantılar düzenlemektir.

Üniversite Öğrencilerinin Bir Yarıyıl İçin Uzaklaştırma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Yükseköğretim kurumundan bir yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler şunlardır; Yükseköğretim kurumu personeli ve öğrencilerini tehdit etmek, Yükseköğretim kurumlarında işgal ve benzeri fiillerle yükseköğretim kurumunun hizmetlerini engelleyici eylemlerde bulunmak, Kurum personeli ve öğrencilerine fiili saldırıda bulunmak, Yükseköğretim kurumlarında hırsızlık yapmak,  Yükseköğretim kurumu bünyesinde mevcut bina, demirbaş eşya ve benzeri malzemeyi tahrip etmek veya bilişim sistemine zarar vermek, Sınavlarda kopya çekmek veya çektirmek, Seminer, tez ve yayınlarında intihal yapmak, Yükseköğretim kurumundan uzaklaştırma cezası almış olmasına rağmen, bu karara uymamak.

Üniversite Öğrencilerinin İki Yarıyıl İçin Uzaklaştırma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Yükseköğretim kurumundan iki yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler şunlardır; Yükseköğretim kurumu görevlilerine karşı cebir ve şiddet kullanarak görevin yapılmasına engel olmak,  Öğrencilere karşı cebir ve şiddet kullanarak yükseköğretim hizmetlerinden yararlanmalarını engellemek, Suç sayılan eylemleri işlemek veya bir kimseyi veya grubu, cebir veya tehditle suç sayılan bir eylemi düzenlemeye veya böyle bir eyleme katılmaya zorlamak, Yükseköğretim kurumları içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak, taşımak, bulundurmak, Sınavlarda tehditle kopya çekmek, kopya çeken öğrencilerin sınav salonundan çıkarılmasına engel olmak, kendi yerine başkasını sınava sokmak veya başkasının yerine sınava girmek, Yükseköğretim kurumlarında cinsel tacizde bulunmak, Yükseköğretim kurumlarında 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla mermilerini ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri taşımak ve bulundurmak, Yükseköğretim kurumunun bilişim sistemine girerek kendisine veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamaktır.

Üniversite Öğrencilerinin Kurumdan Çıkarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren eylemler şunlardır; Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olmak kaydıyla, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, böyle bir örgütü yönetmek veya bu amaçla kurulan örgüte üye olmak, üye olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak veya yardım etmek, Yükseköğretim kurumlarında uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri satmak, satın almak, başkalarına vermek ve ticaretini yapmak, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna aykırı olarak ateşli silahlarla, mermilerini ve bıçaklarla saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletleri, patlayıcı maddeleri kullanmak, Kişilerin vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunmak suretiyle cinsel dokunulmazlıklarını ihlal etmektir.

Adana İdare Hukuku Avukatı

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu , idare hukuku avukatı ve idari dava avukatı olarak, Türkiye’nin neredeyse tamamındaki İdare Mahkemeleri ve Danıştay’ da açılacak iptal ve tam yargı davaları hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. İl dışından gelen görüşmeler zoom, google meet veya başkaca telekonferans yöntemleri ile gerçekleştirilebilmektedir.  

İdare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı ise şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Akademik kadro bilim sınavına itiraz ile ilgili makalemize buradan,
  • Akademik kadro sınavına itiraz ve iptal davası ile ilgili detaylı bilgiye buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Disiplin soruşturmasına savunma örneğine buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Ödeme nedeniyle takibin iptali dilekçesi, ödeme nedeniyle takibin iptali, itfa nedeniyle takibin iptal edilmesi, dilekçe örneği, adana avukat

Ödeme Nedeniyle Takibin İptali Dilekçesi

Bu makalemizde ödeme nedeniyle takibin iptali dilekçesi örneğine yer verilecektir. İcra İflas Kanunu’nun 33. Maddesi İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir hükmüne amirdir. Dolayısıyla ödeme yapılan bir borçtan dolayı ilamlı icra takibi başlatılması ve icra emrinin tebliği üzerine ödeme nedeniyle takibin iptali davası açılarak gönderilen icra emrine itiraz edilebilir. Ödeme nedeniyle takibin iptali takibin yapıldığı yer icra mahkemelerine aşağıda örneğini verdiğimiz ödeme nedeniyle takibin iptali dilekçesi  ile yapılabilir.

Ödeme Nedeniyle Takibin İptali Dilekçesi

ADANA NÖBETÇİ İCRA HUKUK MAHKEMESİ’NE

İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR

İcra Dosya No : Adana …. İcra Müdürlüğü 

ŞİKAYET EDEN  BORÇLU :

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

ALACAKLI :

VEKİLİ :

KONU : Adana … İcra Dairesi’nin …../……. E. sayılı ilamlı icra takibinin, takip dayanağı olarak gösterilen ilamda yer alan alacakların ödenmiş olmasından dolayı usule ve yasaya aykırı mükerrer ödeme talebi içeren takibin iptali isteminden ibarettir.

TEBLİĞ TARİHİ : …/…./…….

AÇIKLAMALARIMIZ

1. Alacaklı tarafından Adana … İcra Dairesi’nin …./….. E. sayılı dosyasına binaen Örnek No: 4-5* icra emri düzenlenmiş olup …/…./…… tarihinde tarafımıza tebliğ edilmiştir. Bahsi geçen icra emri, ilamların yerine getirilmesine ilişkin olup, takip dayanağı ilam niteliğinde belge olarak da ……….. Mahkemesi’nin …./……. E. Ve …../…….. K. Sayılı kararı gösterilmiştir. (Ek-1: İcra emri) Ancak Adana … İcra Dairesince yapılan işlem usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki;

2. Takibin dayanağı ilam niteliğinde belge olarak gösterilen ilam ……….. Mahkemesi’nin …./……. E. Ve …../…….. K sayılı kararıdır. (Ek-2: A ……….. Mahkemesi’nin …./……. E. Ve …../…….. K sayılı kararı) Kararda, ……. TL alacak bedelinin, …… TL vekalet ücretinin ve …….. TL yargılama giderinin müvekkilden alınarak davalıya ödenmesine hükmedilmiştir. Başlatılan icra takibi de bu alacaklara ilişkindir.

Müvekkilin alacaklı görünene borcunu ödemiştir. Bu nedenle ödeme nedeniyle takibin iptali talep etmek zorunlu olmuştur.

3. Bu doğrultuda, 4….. TL alacak bedelin, …… TL vekalet ücreti ve ……….. yargılama gideri kararda davalının web sitesinde ve ödeme sisteminde de bulunan ve aktif olarak kullanılan …………….. IBAN nolu hesabına takipten önce …./…./….  tarihinde toplam ……… TL havale edilmek suretiyle ödenmiştir. Ödeme dekontunda da “ ……….. Mahkemesi’nin …./……. E. Ve …../…….. K gereği alacak, yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemesi” olduğu açıklaması belirtilmiştir. (Ek-3: Ödeme Dekondu)

4. İcra İflas Kanunu’nun 33. Maddesi İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir hükmüne amirdir. Bu doğrultuda borcun ödenmiş olması sebebiyle müvekkil aleyhine başlatılmış olan Adana … İcra Dairesi’nin …../……. E. sayılı ilamlı icra takibi usule ve yasaya aykırı olup söz konusu takibin iptalini talep etme zaruretimiz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER :
1. Adana … Dairesi’nin …./…… E. sayılı Dosyası,
2. …………….. Mahkemesi’nin ……/…….. Esas, …../….. Karar sayılı kararı,
3. Ödeme belgesi,
4. Yargılamanın işine yarayacak her türlü delil.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah etmiş olduğumuz tüm bu sebepler ışığında müvekkil şirket aleyhine başlatılan Adana … İcra Dairesi’nin …./…… E. sayılı icra dosyasına istinaden gönderilen Örnek 4-5* icra emrinin usul ve yasaya aykırı olmasından dolayı, öncelikle İCRA DOSYASININ TEDBİREN DURDURULMASINA, İlamlı icra takip işlemi ve İCRA EMRİNİN İPTALİNE yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Şikayet Eden Borçlu
Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

EKLER :
Ek-1: İcra emri
Ek-2: Adana 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2021/75 Esas, 2021/37 Karar sayılı kararı
Ek-3: Ödeme Dekondu

Borca itirazın süresinde ve usulüne uygun biçimde yapılmasında, bir adana icra avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Takibin iptali dava dilekçesi örneği, icra takibinin iptali dava dilekçesi örnek dilekçesi, adana avukat, icra takibinin iptali ilamlı icra, tedbir talebi

Takibin İptali Dava Dilekçesi Örneği

Bu makalemizce icra takibin iptali dava dilekçesi örneğine yer verilecektir. İcra takibinin iptali dava dilekçesi olarak kullanılabilecek dilekçe örnek niteliğinde olup, somut olaya göre uyarlanması gerekmektedir.

Takibin İptali Dava Dilekçesi

ADANA NÖBETÇİ İCRA HUKUK MAHKEMESİ’NE

İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR

İcra Dosya No : Adana …. İcra Müdürlüğü 

ŞİKAYET EDEN  BORÇLU :

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

ALACAKLI :

VEKİLİ :

KONU : Adana … İcra Dairesi’nin …../……. E. sayılı ilamlı icra takibinin, takip dayanağı olarak gösterilen ilamın menfi tespit kararı olmasından dolayı usule ve yasaya aykırı takibin iptali isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALARIMIZ

1.Alacaklı tarafından Adana …. İcra Dairesi’nin …./…… E. sayılı dosyasına binaen Örnek No:4-5* icra emri düzenlenmiş olup …/…/….. tarihinde tarafımıza tebliğ edilmiştir. Bahsi geçen icra emri, ilamların yerine getirilmesine ilişkin olup, takip dayanağı ilam niteliğinde belge olarak da …………… Mahkemesi’nin …../…….. E. Ve ……/…….. K. Sayılı kararı gösterilmiştir. Ancak Adana …… İcra Dairesince yapılan işlem usul ve yasaya aykırıdır. Aşağıda izah edilen nedenler dahilinde takibin iptali dava dilekçesi ni Sayın Mahkemenize sunmak zarureti doğmuştur.

2. TAKİP DAYANAĞI İLAM MENFİ TESPİT KARARI NİTELİĞİNDE OLUP KARAR KESİNLEŞMEDEN İCRA TAKİBİNE KONU EDİLMESİ USULE VE YASAYA AYKIRIDIR.

 Alacaklı davalı tarafın menfi tespit davası olarak açmış olduğu ve takip dayanağı olarak gösterdiği Adana………….. Mahkemesi’nin …../…….. E. Ve ……/…….. K. Sayılı kararı ile; “Davanın kabulü ile, Davacının Ankara ….. İcra Müdürlüğü’nün …./…… E. Sayılı takip dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine” karar verilmiştir. Ancak söz konusu mahkeme kararı tarafımıza henüz tebliğ edilmemiş olup KARAR KESİNLEŞMEMİŞTİR.

Takibe dayanak mahkeme kararı tespite ilişkin hükümleri kapsadığından MENFİ TESPİT DAVASIDIR. Tüketici tarafından menfi tespit davası sonucunda verilen karar kesinleşmeden müvekkil aleyhine icra takibine konu edilmiştir. Dava dosyasının celbi ile menfi tespite ilişkin kararın henüz kesinleşmediği anlaşılacaktır.

2. İLAMIN ESAS HAKKINDAKİ HÜKMÜ KESİNLEŞMEDEN VEKALET ÜCRETİ VE YARGILAMA GİDERİNE İLİŞKİN BÖLÜMÜ AYRICA İNFAZ VE İCRA TAKİBİNE KONU EDİLEMEZ. 

Takip dayanağı menfi tespit konulu kararın İİK 72. Maddesi gereğince kesinleşmeden icra takibine konulması mümkün değildir. İlamda yer alan eklentiler de aynı kurala tabi olduğundan müvekkil aleyhine başlatılan icra takibi usul ve yasaya aykırıdır.

İlamın esas hakkındaki hükmü kesinleşmeden vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin bölümü ayrıca infaz ve icra takibine konu edilemez. (Yargıtay HGK 05.10.2005 tarih ve 2005/12-534 E. 2005/554 K. Sayılı kararı)

Yukarıda da ifade etmiş olduğumuz üzere; müvekkil aleyhine başlatılmış olan Adana …. İcra Dairesi’nin …./….. E. sayılı ilamlı icra takibi usule ve yasaya aykırı olup söz konusu takibin iptalini talep etme zaruretimiz hasıl olmuştur.

HUKUKİ DELİLLER :

1.Adana …. İcra Dairesi’nin ……/….. E. sayılı Dosyası
2. ………….. Mahkemesi’nin …../…….. E. Ve ……/…….. K. Sayılı dosyası
3.İcra Emri tebliğ mazbatası sureti vs her türlü yasal deliller

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah etmiş olduğumuz tüm bu sebepler dahilinde; öncelikle İCRA DOSYASININ TEDBİREN DURDURULMASINA, İlamlı icra takip işlemi ve İCRA EMRİNİN İPTALİNE
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

Şikayet Eden Borçlu Vekili
Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Borca itirazın süresinde ve usulüne uygun biçimde yapılmasında, bir adana icra avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

İcra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi, ilamsız icra takibinde yetkili icra müdürlüğü ve yetkiye itiraz nasıl yapılır, yetkiye itiraz dilekçe örneği, adana icra avukatı

İcra Takibinde Yetkiye İtiraz Dilekçesi

İcra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi, takibin yapıldığı ilgili icra müdürlüğüne hitaben yazılır. Ancak icra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi örneği ne geçmede önce, yetkili icra müdürlüğü nasıl belirlenir sorusuna cevap vermek istiyoruz. İlamsız icra takibinde yetki genel hükümlere göre belirlenir. Nitekim İcra İflas Kanunu’nun 50. maddesine göre; “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.” Buna göre; ilamsız icra t10akiplerinin borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu icra müdürlüğünde yapılması gerekir. Aksi halde icra takibi yetkisiz icra müdürlüğünde yapılmış olacağından, icra takibinde yetkiye itiraz yani icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilebilir. İcra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi, tıpkı borca itiraz dilekçesi gibi ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 gün içinde verilmelidir.

İcra Takibinde Yetkiye İtiraz Dilekçesi

………… İCRA MÜDÜRLÜĞÜ’NE

DOSYA NO : ……./………

BORÇLU GÖRÜNEN : …………………………………..

VEKİLİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : Müdürlüğünüzün yukarıda esas numarası verilen icra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi nin arzıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ

Müdürlüğünüzün ……./……… sayılı ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emri müvekkile …/…./….. tarihinde tebliğ edilmiş olup; yetkisiz icra müdürlüğünde yapılan icra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi ni arz etmek zorunluluğumuz hasıl olmuştur.

ZİRA AÇILAN TAKİPTE …………….. İCRA MÜDÜRLÜKLERİ YETKİSİZDİR. BU NEDENLE YETKİYE İTİRAZ EDİYORUZ.

Müdürlüğünüzün ……./……… sayılı icra takibi ilamsız nitelikte olup, söz konusu icra takibinde borçlunun, Türk Medeni Kanun gereğince ikametgahı sayılan yerdeki icra daireleri görevli ve yetkilidir. Nitekim müvekkilin ikametgah adresi “……………………………….. Seyhan/ADANA” adresi olup, takibe yetkili icra müdürlüğü ADANA İCRA MÜDÜRLÜKLERİDİR. Müvekkil, hayatının hiçbir döneminde İzmir İcra Müdürlüklerinin yargı çevresi içinde yerleşimi olmamıştır, dolayısıyla takibin İzmir İcra Müdürlüklerinde başlatılabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu icra takibi yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılmış olup, bu nedenle icra takibinde yetkiye itiraz ediyoruz.

Borçlu Vekili
Av. SELCE MARAŞ BÜKEN

Borca itirazın süresinde ve usulüne uygun biçimde yapılmasında, bir adana icra avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Yürütmenin durdurulması kararı nedir, yürütmenin durdurulması şartları, iyuk, karara itiraz, adana idare avukatı, yürütmenin durdurulması talebi

Yürütmenin Durdurulması Kararı Nedir?

Bu makalemizde yürütmenin durdurulması kararı İYUK kapsamında açıklamaya çalışacağız. Yürütmenin durdurulması kararı nedir, idari yargıda yürütmenin durdurulması şartları nelerdir gibi sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

Yürütmenin Durdurulması Kararı Nedir?

Hukuk devleti ilkesinin en önemli gereklerinden biri de idarenin işlemlerinin yargı denetiminden geçmesidir. İdarenin ortaya koyduğu her türlü idari işlem ve eylem yargısal denetime tabidir, iptal davasına konu edilebilir. Dolayısıyla idarenin bu şekilde yargı denetimine tabi tutulması sağlanmış olur.

Hukuka uygunluk karinesine göre, idari işlemler hukuka uygun olarak kabul edilirler. Dolayısıyla bir idari işlem mahkeme kararı ile iptal edilinceye dek uygulanmaya devam eder.  Bu nedenle bir idari işlem hakkında sırf iptal davası açılmış olması, o idari işlemin icra edilebilirliğini ortadan kaldırmaz. İdari işlem dava açılmış olsa dahi uygulanmaya devam eder.

Nitekim 2577 s. İYUK’un 27. maddesinin 1. fıkrasına göre;  “Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz”

Bu nedenle iptal davalarında yürütmenin durdurulması talep edilerek, idari işlemin yürütmesinin durdurulması yani icra edilebilirliğinin durdurulması sağlanabilir. Yürütmenin
durdurulması kararı ile henüz mahkeme dava konusu işlem hakkında iptal kararı vermemişken, sanki iptal kararı verilmiş gibi bir durum ortaya çıkar. İptali istenen işlemin icrası durdurulur ve idari işlemin tesisinden önceki hukuki duruma geri dönülür.

Yürütmenin Durdurulması Şartları Nelerdir?

Yürütmenin durdurulması şartları İYUK’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında yer verilmiştir. Düzenlemeye göre, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, yürütmenin durdurulması kararı verilebilir. Bu doğrultuda yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.

Dolayısıyla bir idari işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için işlemin hem telafisi güç veya imkansız zararlar doğurması hem de açıkça hukuka aykırı olması gerekir. Her iki şartı da sağlamayan idari işlemler hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilemez. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. Aynı sebebe dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması talebinde bulunulamaz.

Yürütmenin Durdurulması Kararına İtiraz

Yürütmenin durdurulması talebi mahkeme tarafından kabul edilebilir veya yürütmenin durdurulması şartlarını görmezse reddedilebilir. Her iki durumda da kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde yürütmenin durdurulması kararına itiraz edilebilir. İdare mahkemeleri tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararına itiraz Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılır. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararına itiraz dilekçesi örneğine buradan ulaşabilirsiniz.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması en önemli tavsiyemizdir.

Adana idare hukuku avukatı ve adana idari dava avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Disiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

Makalelerimiz her geçen gün güncellendiği için ayrıntılı bilgi için lütfen sitemizde arama yapınız.

Öğretmenlerin Kurs Seminer Ek Ders Ücreti, ek ders ücreti nedir, ek ders görevi, danıştay kararı, kurs ek ders ücreti, adana idare avukatı, iptal davası.

Öğretmenlerin Kurs Seminer Ek Ders Ücreti

Danıştay 12. Dairesi, öğretmenlerin kurs seminer ek ders ücreti istemiyle açılan davada, kursiyer olarak katılan öğretmenin ek ders ücretine hak kazanamayacağına karar vermiştir.

Danıştay 12. Dairesi ÖĞRETMEN VE YÖNETİCİLERİN EK DERS ÜCRETİNDEN YARARLANABİLMELERİ İÇİN, KURS VE SEMİNERLERE KURSİYER OLARAK DEĞİL, YÖNETİCİ VEYA ÖĞRETMEN OLARAK KATILMASI GEREKTİĞİ konulu kararında özetle;

Öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, 19/12/2016 – 30/12/2016 tarihleri arasında “Sınıfında Yabancı Uyruklu Öğrenci Bulunan Öğretmenlerin Eğitimi Kursuna” kursiyer olarak katılması nedeniyle kendisine ek ders ücreti ödenmesi için yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın kanun yararına temyiz isteminin değerlendirilmesinde.

Eğitsel gezi, konferans, kurs veya seminerlere kursiyer olarak katılan öğretmen ve yöneticilerin ek ders ücretinden yararlanabilmeleri için, söz konusu kurs ve seminerlere kursiyer olarak değil, kendi kurumları ile ilişiği kesilmeksizin yönetici veya öğretmen olarak katılmaları gerektiği açıktır.

Bu duruma göre, davalı idarece düzenlenen Sınıfında Yabancı Uyruklu Öğrenci Bulunan Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Eğitimi Kursuna yönetici veya öğretmen olarak görevlendirilmeden, “kursiyer” olarak katılan davacının, kursta bulunduğu sürece ilgili düzenlemelerde belirtilen şekilde ek ders görevi yapmış sayılmasına ve bu süreler için ek ders ücretinden yararlanmasına olanak bulunmadığından, başvurusunun reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Öğretmenlerin Kurs Seminer Ek Ders Ücreti Danıştay Kararı

DANIŞTAY 12. DAİRESİ
Esas Numarası: 2018/3723
Karar Numarası: 2019/1931
Karar Tarihi: 13.03.2019

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince; dosya incelenerek, İstanbul 8.İdare Mahkemesi Hakimliğinin 19/10/2017 tarih ve E:2017/1004, K:2017/2094 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından, kanun yararına temyizen incelenerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü;

Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Fatih İlçesi, … İlkokulu’nda öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, 19/12/2016 – 30/12/2016 tarihleri arasında “Sınıfında Yabancı Uyruklu Öğrenci Bulunan Öğretmenlerin Eğitimi Kursuna” kursiyer olarak katılması nedeniyle kendisine ek ders ücreti ödenmesi için yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada.

İstanbul 8.İdare Mahkemesi Hakimliğinin 19/10/2017 tarih ve E:2017/1004, K:2017/2094 sayılı kararı ile öğretmen olarak görev yapan davacının 19/12/2016 – 30/12/2016 tarihleri arasında sınıfında yabancı uyruklu öğrenci bulunan eğitim programına kursiyer olarak katıldığı.

Anayasanın 18. maddesinde, kimsenin zorla çalıştırılamayacağı ve angaryanın yasak olduğu, 55. maddesinde ise, ücretin emeğin karşılığı olduğu kurallarına yer verildiği.

Olağan dönemlerde Devletin çalışanlara herhangi bir ücret ödemeksizin onları istihdam etmesi olanağının bulunmadığı, kural olarak çalışma saatlerinin mesai saatlerini aşmayacak şekilde belirlenmesinin gerekeceği, ancak hizmetin özelliğinin gerektirmesi durumunda bu günlere de çalışma konulmasına olanak tanındığı, esasen istirahat saatlerinde idarece görevlendirme yapılmak suretiyle kamu personeline görev verilmesi durumunda bu göreve yönelik olarak personele ödeme yapılması gerekeceğinden, davacıya anılan görevlendirme nedeniyle ek ders ödemesi yapılması gerekirken davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, 2577 sayılı Kanun’un 45/1. maddesi uyarınca karara karşı itiraz/ istinaf/ temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak karar verildiği anlaşılmaktadır.

Danıştay Başsavcılığı, İstanbul 8.İdare Mahkemesi Hakimliği kararının; yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi nedeniyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı Kanun’un “Kanun yararına temyiz” başlıklı 51. maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın kanun yararına bozulacağı. bu bozma kararının daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, bozma kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa gönderileceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacağı kuralına yer verilmiştir.

439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun’un, 03/04/1998 tarih ve 4359 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değişik ek 1. maddesinin birinci fıkrasında;

Anaokullarında, anasınıflarında, yetiştirme yurtlarında, okuma yazma kurslarında, gezici köy kurslarında görevli öğretmenler ile ilköğretim kumullarında görevli sınıf öğretmenlerinin aylıkları karşılığında haftada 18 saat, şube öğretmenlerinin 15 saat ders okutmakla yükümlü oldukları, bunlara; kanun, tüzük, yönetmelik ve eğitim programlarında verilen görevlerin yerine getirilebilmesi için zorunlu olarak ek ders görevi verileceği.

İkinci fıkrasında, belirtilen kurumlarda öğretmen ve yönetici olarak görev alanlarla diğer eğitim kurumlarında ve Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görev alanlardan kimlerin zorunlu ek ders görevi alacağı ve haftalık çalışmalarının ne kadarının zorunlu ek ders görevinden sayılacağı; birden fazla sınıf okutan öğretmenlere verilecek haftalık zorunlu ders görevinin sayısı, öğretmen ve yöneticilere haftada verilecek zorunlu ek ders sayısı ve diğer hususların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca düzenleneceği kuralına yer verilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 30/05/1974 tarih ve 12 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 89. maddesinde, her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebileceği. ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususların ilgili Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile tespit olunacağı düzenlemesine yer verildiği. 99. maddesinde, memurların haftalık çalışma süresinin genel olarak 40 saat olduğu. bu sürenin Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenleneceği, ancak özel kanunlarla yahut bu kanuna veya özel kanunlara dayanılarak çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma sürelerinin tespit olunabileceği kuralı yer almaktadır.

Aynı Kanun’un 176.maddesinde ise; “Bu Kanunun 89. maddesine göre kendilerine ders görevi verilenlere, ders saati başına gündüz öğretimi için 140, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yarıyıl ve yaz tatillerinde, cumartesi ve pazar günleri ile saat 18.00’den sonra başlayan öğretim faaliyetleri için 150 gösterge rakamının bu Kanuna göre belirlenen aylık katsayısı ile çarpımından oluşan miktar üzerinden ek ders ücreti ödenir.” düzenlenmesi yer almıştır.

Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 89. maddesinin verdiği yetkiye istinaden Bakanlar Kurulunca hazırlanan ve 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan 01/12/2006 tarih ve 2006/11350 sayılı “Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararın 1. maddesinde. bu Kararın amacı, Millî Eğitim Bakanlığının yönetici, öğretmen, uzman ve usta öğreticileri ile diğer görevlilerinin aylık ve ek ders ücreti karşılığında okutacakları ve okutmuş sayılacakları haftalık ders saatlerinin sayısını ders görevi alacakların niteliklerini ve diğer hususları düzenlemek olduğu. “ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller” başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasında, Bir öğretim yılında 90 günü geçmemek üzere, bu Karar kapsamında bulunan personelden.

a)Bakanlıkça veya verilen yetki uyarınca valiliklerce yurt içinde düzenlenen her türlü eğitsel gezi, konferans, kurs ve seminerlerde görevlendirilenlerin; fiilen yerine getirdikleri bu görevleri süresince, görevlendirildikleri tarihte kendilerine verilmiş ek ders görevleri varsa bu görevlerini yapmış sayılacakları ve buna ilişkin ek ders ücretlerinin kadrolarının bulunduğu kurumca ödeneceği; hükmüne yer verilmiş; “Görevin fiilen yapılması” başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrasında ise, Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı haller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşmasının şart olduğu kurala bağlanmıştır.

Ek ders görevi; öğretmenlerin aylıkları karşılığında okutmakla yükümlü oldukları ders saati sayısının, ders müfredatında belirtilen ders saati sayısını karşılamaması halinde, ihtiyaç duyulan branşlardaki ders saati açığının ilgili branş öğretmenince kapatılması için mevzuatta belirtilen üst sınırı aşmamak üzere söz konusu öğretmenlere ders görevi dışında “ek ders ücreti karşılığında” verilen bir görevdir.

Ek ders ücreti ise, bahse konu ek ders görevini fiilen yerine getiren öğretmenlere emekleri karşılığında ödenen ücrettir. Bir başka ifadeyle, “ek ders ücreti“nin amacı, öğretmenlerin mali haklarının iyileştirilmesi değil, eğitim öğretim hizmetinin sürekli ve kesintisiz bir şekilde yürütülmesi amacıyla ders görevi dışında “ek ders görevi“ni yerine getiren öğretmenlerin, bu hizmetlerinin karşılığının verilmesidir.

Dava konusu olayda, İstanbul ili, Fatih ilçesi, … İlkokulu’nda öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, 19/12/2016 – 30/12/2016 tarihleri arasında ders saatleri ve mesai dışında Sınıfında Yabancı Uyruklu Öğrenci Bulunan Öğretmenlerin Eğitim Kursuna katılmasından dolayı ek ders ücreti ödenmesi talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

Yukarıda açık metinlerine yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün halinde, değerlendirildiğinde, eğitsel gezi, konferans, kurs veya seminerlere kursiyer ( bu faaliyetlerden yararlanacak kişi) olarak katılan öğretmen ve yöneticilerin ek ders ücretinden yararlanabilmeleri için, söz konusu kurs ve seminerlere kursiyer olarak değil, kendi kurumları ile ilişiği kesilmeksizin yönetici veya öğretmen olarak katılmaları gerektiği açıktır.

Bu duruma göre, davalı idarece düzenlenen Sınıfında Yabancı Uyruklu Öğrenci Bulunan Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Eğitimi Kursuna yönetici veya öğretmen olarak görevlendirilmeden, “kursiyer” olarak katılan davacının, kursta bulunduğu sürece ilgili düzenlemelerde belirtilen şekilde ek ders görevi yapmış sayılmasına ve bu süreler için ek ders ücretinden yararlanmasına olanak bulunmadığından, başvurusunun reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu nedenle, İstanbul 8 İdare Mahkemesi Hakimliğince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüyle, İstanbul 8. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 19/10/2017 tarih ve E:2017/1004; K:2017/2094 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına, kararın birer suretinin Fatih Kaymakamlığı ve davacı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasına, 13/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”

Danıştay 12. Dairesinin öğretmenlerin kurs seminer ek ders ücreti ile ilgili verdiği karar bu şekildedir. Danıştay, kursa kursiyer olarak katılan davacının öğretmenlerin kurs seminer ek ders ücreti alamayacağına hükmetmiştir.

Adana idare hukuku avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Sisiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması faydalı olacaktır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Meslekten Çıkarma Cezasının İptali, meslekten çıkarma cezası, Danıştay bozma kararı, adana idare hukuku avukatı, disiplin soruşturması, iptal davası.

Meslekten Çıkarma Cezasının İptali

Danıştay 5. Dairesi, meslekten çıkarma cezasının iptali istemiyle açılan iptal davasında, idare mahkemesi tarafından davanın reddi yolundaki kararını bozmuştur.

Danıştay 5. Dairesi meslekten çıkarma cezasının iptali istemi konulu kararında özetle;

“Dava İl Emniyet Müdürlüğü emrinde 3. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının Şube Müdürü olarak görev yaptığı dönemde bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak” suçunu işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Adli ve idari soruşturma sürecinde elde edilen deliller değerlendirildiğinde, davacının, sadece suçu bilen veya gören kişi konumunda olmadığı, işlenen suçlara iştirak ettiği, yani suçun faillerinden biri olduğu anlaşılmaktadır.

Davacının, kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanması hukuken mümkün olmadığından, işlediği fiilin, “bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak” fiili kapsamında değerlendirilmesi de hukuken mümkün değildir. Bu durumda, davacıya, iştirak ettiği, dolayısıyla faillerinden biri olduğu suçlar nedeniyle, disiplin cezası verilmesinde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

Meslekten Çıkarma Cezasının İptali Danıştay Kararı

DANIŞTAY 5. DAİRESİ
Esas Numarası: 2016/51087
Karar Numarası: 2018/18647
Karar Tarihi: 20.12.2018

İstemin Özeti:  ……İdare Mahkemesinin …… sayılı kararının,dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince gereği görüşüldü:

Dava …….İl Emniyet Müdürlüğü emrinde 3. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının,……. İl Emniyet Müdürlüğü emrinde ……. Şube Müdürü olarak görev yaptığı dönemde bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak” suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/14. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …..Yüksek Disiplin Kurulunun ……sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

………. İdare Mahkemesinin ….. tarih ve E:……, K:… sayılı kararıyla; davacı hakkında dinleme kararı bulunduğu, elde edilen delillerle, yabancı kadınların sınırdışı edileceklerini, soruşturmanın şüphelileri olan A.Y. ve A.O.D’ye bildirmek suretiyle gizliliğin ihlali suçunu işlediği sonucuna varılarak “suç işlemek için kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” ve “kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” fiillerinin kanunda suç olarak tanımlanmaması nedeniyle beraatine. “gizliliğin ihlali” eylemi ile ilgili olarak ise para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği. Davacının fuhuş için aracılık etme suçundan hüküm giyen A.Y. isimli şahısla yaptığı telefon görüşmeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, anılan şahısla yakın irtibatlı olduğu, mesleği ile ilgili bazı konularda A.Y. ve A.O.D’ye bilgi verdiği ve yardımcı olduğu ve fuhuşta kullanılan evlere gittiği anlaşıldığından, bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak eyleminin subuta erdiği sonucuna ulaşıldığından, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Anayasanın 38. maddesinde, “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.” hükmüne yer verilmiştir.

Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/14. fıkrasında eyleminin meslekten çıkarma cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden;

  • ……. İl Emniyet Müdürlüğünde …. emniyet müdürü olarak görev yapan davacının,…….il Emniyet Müdürlüğü emrinde …. Şube Müdürü olarak görev yaptığı dönemde. ….. İl Emniyet Müdürlüğü …. Şube Müdürlüğünce organize fuhuş faaliyetlerine yönelik olarak yürütülen operasyon kapsamında şüphelilerin teknik takiplerinin yapıldığı.
  • Teknik takip çalışmalarında, davacının da fuhuş örgütü ile irtibatlı olduğu yolunda emareler elde edildiği, bunun üzerine davacı hakkında dinleme kararı alındığı. Dinleme sonucunda, örgüt üyesi kişilere yakalanan bayanlarla ilgili bilgi verdiği. örgüt üyesi olan kişinin yurt dışından getirmeyi düşündüğü bayan ile ilgili iş ve işlemlere yol gösterip yardımcı olduğu.
  • Fuhuş amacıyla kullanıldığını bildiği ve gördüğü yerler hakkında suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimlerde bulunmadığı. Fuhuşta kullanılan evlere gittiği yönünde tespitler yapıldığı ve soruşturma başlatıldığı.
  • Soruşturma sonucunda düzenlenen raporda davacının  Şube Müdürü olarak, fuhuş suçundan yakalanıp haklarında sınırdışı işlemi yapılacak yabancı uyruklu bayanlar ile ilgili olarak A.O.D. ile yaptığı görüşmede, kadınların evde erkek müşterilerle yakalandığı bilgisini aktararak operasyonun içeriğine dair aktarılmaması gereken bilgileri aktardığı.
  • Suç örgütü üyesi A.Y. ile arkadaşlık ilişkisi kurup, yurt dışından getireceği kadının işlemleri ile ilgili olarak yol gösterdiği. A.Y.’nin çok sayıda suç kaydının olduğu. Buna rağmen irtibatını kesmeyip kendisi ile buluşarak fuhuş yapılan evlere birkaç kez gittiği.
  • Böylece işlenmekte olan suçlara vakıf olmasına rağmen suçluların yakalanması amacıyla gerekli işlemlerin başlatılması girişiminde bulunmadığı. Dolayısıyla “bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak” suçunu işlediğinin sübuta erdiğinden bahisle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği.
  • Bu teklif doğrultusunda tesis edilen davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/14. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasının iptali ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davacı hakkında, aynı fiil nedeniyle yapılan ceza yargılamasında “…….kamu görevlisinin suçu bildirmemesi….” fiili nedeniyle açılan davada , ……Asliye Ceza Mahkemesinin …… tarih ve E:…,K:…… sayılı kararıyla; “……suça konu eylemler nedeniyle sanık hakkında da soruşturma başlatıldığı ve sanığın da bu soruşturmanın şüphelilerinden birisi olduğu, herhangi bir suç nedeniyle hakkında soruşturma yapılan şüpheliye suçu bildirmemek yükümlülüğünün yüklenemeyeceği ve bu nedenle kamu görevlisinin suçu bildirmeme suçunun unsurlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, yüklenen eylemlerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın beraatine karar vermek gerekmiştir” hükmü kurularak bu suç nedeniyle beraatine karar verilmiştir.

Yukarıda özetlenen adli ve idari soruşturma sürecinde elde edilen deliller değerlendirildiğinde, davacının, sadece suçu bilen veya gören kişi konumunda olmadığı, işlenen suçlara iştirak ettiği, yani suçun faillerinden biri olduğu anlaşılmaktadır.

Anayasanın yukarıda anılan 38. maddesi gereğince, davacının, kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanması hukuken mümkün olmadığından, işlediği fiilin, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/14. maddesinde belirtilen “bildiği veya gördüğü bir suçun izlenmesi ve suçlunun yakalanması için gerekli girişimde bulunmamak” fiili kapsamında değerlendirilmesi de hukuken mümkün değildir.

Bu durumda, davacıya, iştirak ettiği, dolayısıyla faillerinden biri olduğu suçlar nedeniyle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü 8/14. maddesi hükmü kapsamında, disiplin cezası verilmesinde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, …… İdare Mahkemesinin …. tarih ve E:…..,K:…… sayılı kararının;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun geçici 8. maddesi gereğince uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 20.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 5. Dairesinin meslekten çıkarma cezasının iptali ile ilgili verdiği karar bu şekildedir. Danıştay, davacının üzerine atılı disiplin fiilini tüm yönleriyle değerlendirmiş ve meslekten çıkarma cezasının iptali gerektiğine hükmetmiştir.

Adana idare hukuku avukatı olarak bilgilendirme yapmak amacıyla paylaştığımız makalelerin bir kısmı şu şekildedir;

  • İptal davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Tam yargı davasının incelendiği makalemize buradan,
  • Memur disiplin cezasına karşı açılacak iptal davasının incelendiği makalemize buradan, 
  • Memur disiplin cezasına itiraz konusunun ayrıntılı incelendiği makalemize buradan
  • Sisiplin soruşturmasında soruşturma usulünün incelendiği makalemizi buradan
  • Soruşturma izni verilmesi itiraz dilekçesi örneğini buradan okuyabilirsiniz.

İdari yargıda davanın usulüne uygun biçimde yürütülmesinde bir adana idare hukuku avukatı ndan destek ve hukuki yardım alınması faydalı olacaktır.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.