Etiket: adana ağır ceza avukatı

Silahlı Terör Örgütü ve Etkin Pişmanlık

Silahlı Terör Örgütü ve Etkin Pişmanlık

Fetö etkin pişmanlık. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2018/2771 E, 2018/3107 K. 08.10.2018 T. sayılı fetö etkin pişmanlık kararında; “…Sanığın Yakalandıktan Sonra Samimi Olarak Beyanda Bulunarak Örgütün Kullandığı Haberleşme Aracı Olan Bylock Programını Kullandığını Kabul Etmesi, Pişmanlığını Dile Getirerek Örgütte Kaldığı Süre ve Konumuna Uygun Bilgiler Verdiği – Sanığın Suçun Aydınlatılmasına Katkıda Bulunup Samimi Olarak Pişmanlık Duyduğunun Anlaşılması Karşısında, Hakkında Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği…” nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

FETÖ/PDY ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASINA DAİR KARAR ŞU ŞEKİLDEDİR:

YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ, 2018/2771 E, 2018/3107 K, 08.10.2018 T.

SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇUNDA ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ

Özeti: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında hüküm kurulan sanığın yakalandıktan sonra samimi olarak beyanda bulunarak örgütün kullandığı haberleşme aracı olan Bylock programını kullandığını kabul etmesi, pişmanlığını dile getirerek örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgiler vermek suretiyle suçun aydınlatılmasına katkıda bulunup samimi olarak pişmanlık duyduğunun anlaşıldığından,hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

53/1-2-3, 58/9, 63. maddeleri gereğince mahkumiyetine dair istinaf başvurusunun esastan reddi 

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; 

Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; 

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş ise de; sanığın yakalandıktan sonra samimi olarak beyanda bulunarak örgütün kullandığı haberleşme aracı olan Bylock programını kullandığını kabul etmesi, pişmanlığını dile getirerek örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun bilgiler vermek suretiyle suçun aydınlatılmasına katkıda bulunup samimi olarak pişmanlık duyduğunun anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 221/4-2 cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekirken dosya kapsamı ile uyuşmayan, hukuki ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma sebebi ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre nazara alınarak sanığın 5271 sayılı CMK’nın 109/3-a ve b maddesi gereğince “yurt dışına çıkmamak” ve duruşmalarına katılmak adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değil ise derhal salıverilmesine için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 08.10.2018 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.

Fetö yargıtay kararı olarak yayınlanan ve Bylock, Mor Beyin ve CG-NAT Kayıtları nın incelendiği bir diğer makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Emsal bylock kararı için buraya tıklayınız. 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz. 

Fetö Yargıtay Kararı Emsal Bylock Kararı

Fetö Yargıtay Kararı Emsal Bylock Kararı

Fetö Yargıtay Kararı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017/4305 E, 2018/1212 K. 05.04.2018 T. sayılı emsal bylock kararında; “…Sanığın bylock kullanıcısı olduğuna dair ayrıntılı tesbit ve değerlendirme tutanağı getirtilmeden sanığın bylock kullanıcısı olduğuna dair Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen yetersiz belgeye dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması…” nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Emsal kararşu şekildedir;

YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ 2017/4305 E, 2018/1212 K. 05.04.2018 T.

Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;  Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

I-Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edilmesi karşısında, suçun sübutu açısından belirleyici delil niteliğinde bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığından yahut bağlı bulunduğu İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünden sanığın bylock kullanıcısı olduğuna dair ayrıntılı tesbit ve değerlendirme tutanağı getirtilmeden sanığın bylock kullanıcısı olduğuna dair Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen yetersiz belgeye dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

II-Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK’nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması.

III-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanığın yakalandığı tarih olan “27.07.2016 ve öncesi” yerine “15.07.2016 ve öncesi” olarak yazılması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kanun maddesinde öngörülen ceza miktarı ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre gözetilerek sanığın tutukluluk halinin devamına, 05.04.2018 tarihinde I nolu bozma yönünden Üye … ve Üye …’ın hükmün onanması yönündeki muhalefetleri ve karşı oylarıyla oyçokluğu ile, diğer yönlerden oybirliğiyle karar verildi.

Fetö yargıtay kararı olarak yayınlanan ve Bylock, Mor Beyin ve CG-NAT Kayıtları nın incelendiği bir diğer makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz. 

Dolandırıcılık Suçu ve Cezası

Dolandırıcılık Suçu ve Cezası

Dolandırıcılık suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157., 158. ve 159. maddelerinde düzenlenmiştir. TCK’nın 157. maddesinde dolandırıcılık suçunun basit şekline (basit dolandırıcılık), 158. maddesinde dolandırıcılık suçunun cezasını ağırlaştıran hallere (nitelikli dolandırıcılık) yer verilmiştir. Kanunun 159. maddesinde ise dolandırıcılık suçunun bir hukuki ilişkiye dayalı alacağın tahsili amacıyla işlenmesi durumu ve cezası açıklanmıştır.

Basit dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre;

“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.”

Buna göre, basit dolandırıcılık suçunun üç temel unsuru bulunmaktadır;

  1. Failin hileli davranışlarda bulunması gerekir.
  2. Mağdurun bu hileli davranışlarla aldatılması gerekir.
  3. Aldatma sonucu mağdurun malvarlığının zarara uğraması ve failin bu azalıştan fayda elde etmesi gerekir.

Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıdır. Bu bakımdan dolandırıcılık suçu, kişilerin malvarlığına karşı işlenen bir suçtur. Söz konusu suç tanımı ile kişilerin sahip bulunduğu malvarlığı hakkının korunması amaçlanmıştır. Ayrıca, bu suçun işlenişi sırasında hileli davranışlar ile kişiler aldatılmaktadır. Aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyi niyet ve güven ihlal edilmektedir. Bu suretle kişinin irade serbestisi etkilenmekte ve irade özgürlüğü ihlal edilmektedir.

Basit dolandırıcılık suçu cezası bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıdır.

Dolandırıcılık suçu ancak kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun faili, mağdurun malvarlığındaki eksilmenin mağdurun gördüğü zararın kendi hileli davranışları sonucunda meydana geldiğini bilmektedir.

Dolandırıcılık suçunun 157. maddesindeki basit dolandırıcılık suçuna dair yargılama Asliye Ceza Mahkemesinde, 158. maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçuna dair yargılama Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yapılır.

Hem basit hem nitelikli dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, faile verilecek ceza yarı oranında artırılır. Yine dolandırıcılık suçunun suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda faile verilecek ceza bir kat artırılır.

Anayasamızın 76. maddesine göre dolandırıcılık suçu işlemiş olanlar suç affa uğramış olsa bile milletvekili seçilemezler. Ayrıca Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesine göre dolandırıcılık suçundan mahkum olanlar avukatlık mesleğine kabul edilmezler.

Basit Dolandırıcılık Suçu İle İlgili Yargıtay Kararları

  • “…Sanığın, müştekinin bankadan çıktığı esnada önüne daha önceden planladığı şekilde mendil içerisinde para attığı, hemen akabinde de yere eğilip mendil içerisindeki parayı yerden alıp yerde bulmuş numarası yapıp para bulduğunu söyleyerek onu lafa tutmaya başladığı, onunla paylaşmak istediğini söyleyerek ilgisini çektiği ve onunla konuşmaya başladığı, bu sırada yanlarına gelen kimliği tespit olunamayan üçüncü bir şahsın parasının kaybolduğunu söyleyerek sanık ve müştekiye parasını bulup bulmadıklarını sorduğu, müştekinin para bulmadığını kendi parasının olduğunu söylemesi üzerine bu şahsın parayı kontrol edeceğini söyleyerek müştekiden parasını isteyip aldığı, parayı kontrol ederken el çabukluğu ile bu parayı gazete kağıtları ile değiştirdiği şeklinde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2017/3806 E, 2017/8608 K, 04.04.2017 T.)
  • “…Somut olayda; müşteki İ.. K..’nın babası M.. K..’nın işportacılık yaparken daha önce tanıdığı sanık E.. E.. ile karşılaştığı, sanığın kendisini …… Belediyesinin İmar Dairesi Başkanlığında çalıştığını söyleyerek belediyeye 60 işçi alınacağını, bunlardan bir tane kontenjanı olduğunu, onu da oğlu müşteki İ.. K.. için kullanacağını söylediği, M.. K..’nın da bu duruma inandığı ve sanığın müşteki İ.. K..’dan başvuru evrakları ile ilgili masraf olarak 250 TL istediği, müştekinin yanında bulunan 230 TL’yi verdiği, daha sonra müştekinin babasının yaptığı araştırma sonucunda sanığın Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmadığının anlaşılması şeklinde gelişen eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir….” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2015/14130 E, 2015/30763 K, 04.11.2015 T.)
  • “…Katılanın sahibi olduğu 50 adet küçükbaş hayvanı 2.000 TL kısmını peşin vermek, 10.000 TL kısmı için ise çek keşide etmek üzere toplam 12.000 TL’ye satın almak konusunda sanık Paşali C..le katılan N.. T..’in anlaştıkları, akabinde sanığın Mera Hayvancılık Tarım Ürünleri Ticaret Ltd. Şirketi’ne ait Akbank Beykoz Şubesi nezdindeki 0019307-8 numaralı hesaptan şirket yetkilisine atfen Z3913484 numaralı çeki, kendi yazısının çirkin olduğunu söyleyerek boş kısımlarını katılana yazdırdıktan sonra kendisi imzalayarak sanığa verdiği, bilahare 50 adet hayvanı sanığa teslim ettiği, sanığın ilerleyen tarihlerde anlaşma gereğince pesin olarak vermesi gereken 2.000 TL tutarı katılana vermemesi üzerine katılanın söz konusu çekin sağlam olup olmadığını araştırdığı ve bankasından çekin çalıntı olduğunu öğrendiği olayda; 10.01.2007 keşide tarihli 10.000 TL bedelli çalıntı çekin 6762 sayılı TTK’nın 692/5. maddesinde öngörülen zorunlu biçimsel ögelerden “keşide yerini” içermeyen; dosyadaki mevcut çek fotokopisinde keşidecinin ismi yanında da herhangi bir yer belirtilmemesine göre; resmi belge niteliğini taşımayan belgeyi sanığın aldığı hayvanlara karşılık imzalayıp vermesi eyleminin özel belgede sahtecilik ve 5237 sayılı TCK’nun 157/1 maddesinde tarif edilen dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından hüküm verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına, sahtecilik suçu yönünden oybirliğiyle, dolandırıcılık suçu yönünden ise oyçokluğuyla karar verilmiş…” (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/15-833 E, 2014/356 K, 11.07.2014 T)

Adana ceza avukatı olarak, Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Ceyhan Ceza Avukatı

Ceyhan Ceza Avukatı

Ceyhan Ceza Avukatı

Ceza Muhakemesinin nihai amacı sanığın üzerine atılı suçun sabit olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.  Bu doğrultuda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak ve bozulan kamu düzeninin yeniden kurulması sağlanır. 

Masumiyet Karinesi diğer bir ifadeyle Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesine göre; ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından herhangi bir soruna dair kuşkunun sanığın yararına değerlendirilmesi gerekir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. 

Kovuşturmanın Kamusallığı İlkesine göre, ceza kovuşturması yetkisi kamu adına sadece cumhuriyet savcılarına verilmiştir.

Halka Açıklık İlkesine göre, kural olarak soruşturma aşamasının gizli, kovuşturma aşamasının aleni biçimde yürütülmesi gerekir.

Silahların Eşitliği İlkesine göre, savunma ve iddia makamı eşit imkanlara sahip olarak savunma ve iddiada bulunabilmelidir.

Adil yargılanma hakkı, herkesibağımsız ve tarafsız bir mahkemece, makul süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak yargılanmayı isteme hakkına sahip olması olarak tanımlanabilir. Buna göre herkes kendisine yöneltilen suçlama hakkında en kısa sürede ayrıntılı olarak haberdar edilmelidir. Ayrıca savunma hakkı kapsamında herkese savunmasını hazırlamak için gerekli zaman verilmeli, gereken kolaylık sağlanmalıdır.

Ceyhan Ceza Avukatı Ceza Yargılamasına ilişkin olarak;

  1. Ceyhan Ceza Avukatı olarak davanın her aşamasında müşteki ve sanık vekilliği.
  2. Ceza Mahkemelerinde sanık ve müdahil vekilliği.
  3. Suç duyurusunda bulunulması.
  4. Hazırlık soruşturması sırasında dosya takibi.
  5. Ve Kanunlarla düzenlenen cezai yaptırımlar için dava takibi yapar.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Adli Kontrol Kararına İtiraz Dilekçesi

Adli Kontrol Kararına İtiraz Dilekçesi

Adli kontrol kararına itiraz ve adli kontrol şartları Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 109 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Adli kontrol itiraz dilekçesi örneği yazımız devamında paylaşılmaktadır. Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 267 vd maddelerine göre, adli kontrol kararına itiraz 7 gün içinde yapılabilir.

ADANA (…) SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

Dosya No :2019/…. Sorgu

ADLİ KONTROL KARARINA İTİRAZ EDEN ŞÜPHELİ : ………………

MÜDAFİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : Adana … Sulh Ceza Hakimliği’nin 2019/…. Sorgu sayılı dosyasından haksız ve hukuka aykırı biçimde, hatalı olarak verilen adli kontrol kararına karşı itiraz dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Adana … Sulh Ceza Hakimliği’nin 2019/…. Sorgu sayılı ile müvekkilin üzerine atılı “………” suçu dolayısıyla KONUTUNU TERK ETMEMEK suretiyle ADLİ KONTROL ALTINA ALINMASINA karar verilmiştir. Verilen adli kontrol kararı usule, yasaya ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırıdır. Şöyle ki;

Müvekkil gerek ifade tutanağında gerek sorgusunda bildirdiği üzere, günlük işlere giderek evinin geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Evli ve 3 çocuk babasıdır. Eşi çalışmamaktadır. Uygulanan konutunu terk etmemek suretiyle uygulanan adli kontrol kararı nedeniyle müvekkil çalışamayacağından, söz konusu karar eşi ve ailesinin mağduriyetine sebep olabilecek niteliktedir.

Arz edilen nedenler ile adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ederiz. Verilen adli kontrol tedbiri şüphelinin mağduriyetine neden olacağı tartışmasıdzır.

Şüpheli; sabit yerleşim yeri sahibidir. Kaçma ihtimali bulunmamaktadır. Şu ana kadar herhangi bir suça karışmamıştır ve herhangi bir sabıka kaydı bulunmamaktadır. Suça ilişkin olan bütün deliller toplanmış ve muhafaza altına alınmıştır. Delilleri karartma şüphesi bulunmamaktadır. İlgili suçta tek başına şüpheli durumunda olup şüpheli konumda olan başkaca bir suç ortağı da bulunmamaktadır.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden dolayı; Adana …. Sulh Ceza Hakimliği’nin 2019/…. Sorgu ve …/…/2019 tarihli ADLİ KONTROL KARARININ KALDIRILMASINA karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Adli Kontrol Kararına İtiraz Dilekçesi

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi

Tutuklamaya itiraz ve tutuklama şartları Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 100 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Tutuklamaya itiraz dilekçesi örneği yazımız devamında paylaşılmaktadır. Tutuklamaya soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 267 vd maddelerine göre, tutuklamaya itiraz 7 gün içinde yapılabilir.

Tutuklamaya itiraz dilekçesi örneği;

ADANA (…) SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

Dosya No :2019/…. Sorgu

TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ EDEN ŞÜPHELİ : ………………

MÜDAFİ : Av. Selce MARAŞ BÜKEN

KONU : Adana … Sulh Ceza Hakimliği’nin 2019/…. Sorgu sayılı dosyasından haksız ve hukuka aykırı biçimde, hatalı olarak verilen tutuklama kararına karşı itiraz dilekçemizdir.

AÇIKLAMALARIMIZ

Adana … Sulh Ceza Hakimliği’nin 2019/…. Sorgu sayılı ile müvekkilin üzerine atılı “………” suçu dolayısıyla TUTUKLANMASINA karar verilmiştir. Müvekkilin  delilleri karartma şüphesini bulunmaması, sabit ikametgah sahibi olması ve EN ÖNEMLİSİ SOMUT OLAYDA TUTUKLAMA NEDENLERİNİN BULUNMAMASI NEDENİYLE verilen karar usule, yasaya ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırıdır. Şöyle ki;

SOMUT OLAYDA TUTUKLAMA NEDENLERİNDEN HİÇBİRİ BULUNMAMAKTADIR.
  1. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesine göre;
    “a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa,
    b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa” tutuklama nedeninin bulunduğu var sayılabilir.
  2. Somut olayda tutuklama nedenlerinin hiçbiri bulunmamaktadır. Müvekkil sabit ikametgah sahibidir.  Bugüne dek hiçbir suça karışmamış olup sicili temizdir.  Soruşturulan suç ……. olup, toplanması gereken tüm deliller toplanmıştır, dolayısıyla müvekkilin delilleri karartabilmesi de mümkün değildir. Ayrıca müvekkilin delileri yok etmesi, gizlemesi, değiştirmesi, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunması mümkün değildir.
  3. Tutukluluk soruşturma-kovuşturma aşamasında ANCAK ŞARTLARININ VAR OLMASI HALİNDE . ALINABİLECEK BİR TEDBİRKEN, SOMUT OLAYDA TUTUKLULUK HALİ BİR CEZAYA DÖNÜŞMÜŞTÜR.
  4. CMK’nun 101 maddesine göre, tutuklama kararında adli kontrol uygulamasının neden yetersiz kalacağı hukuki ve fiili nedenleriyle birlikte belirtilmelidir. CMK 109’daki koşullara uymamanın neden yetersiz kalacağı açıkça ve tüm hukuki gerekçeleriyle birlikte; ayrıca bu gerekçeler de somut olgularla desteklenerek belirtilmesi gerekir. Ve ancak somut olayda TUTUKLAMA YERİNE ADLİ KONTROL HÜKÜMLERİNDEN HERHANGİ BİRİNİN “ÖRNEĞİN EV HAPSİNİN” UYGULANMASI HALİNDE DE, TUTUKLAMA KARARINDAN BEKLENEN FAYDA SAĞLANABİLECEKTİR.
  5. Unutulmaması gerekir ki, TUTUKLAMA BİR TEDBİRDİR. Tedbir olarak uygulanabilecek bir kurumun CEZAYA DÖNÜŞTÜRÜLMEMESİ TUTUKLAMA KARARININ ÖLÇÜLÜ OLMASI GEREKMEKTEDİR. Verilen karar ile ölçülülük ilkesi aşılmıştır.
  6. Unutulmamalıdır ki kişinin Özgürlük ve Güvenlik hakkı hem Anayasa (m.19) hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İLE (m.5) teminat altına alınan temel haklardandır. Tutuklama işlemleri bir tedbir niteliğindedir. Tutuklama koşulları yok ise tutuklama şüpheliye verilen bir ceza olarak kabul edilmektedir.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen göz önünde tutulacak nedenler dahilinde, Adana … Sulh Ceza Hakimliği’nin 2019/… Sorgu ve …/…/2019 tarihli tutuklama kararına itirazlarımızın kabulüne, BİHAKKIN TAHLİYESİNE, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise ADLİ KONTROL HÜKÜMLERİNDEN bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasına karar verilerek SERBEST BIRAKILMASINA karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. 

Av. Selce MARAŞ BÜKEN

 

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ceyhan Boşanma Avukatı

Adana Ceza Avukatı

Avukat denildiğinde özellikle de bir ceza davası söz konusu olduğunda bulunulan yerdeki en iyi ceza avukatı ile çalışma isteği doğal olandır. Bu nedenle özellikle internette adana ceza avukatı, adana en iyi avukat, adana en iyi ağır ceza avukatı gibi aramalar yapıldığı göze çarpmaktadır. İşte bu noktada, ceza davalarının hassasiyeti ve hürriyeti bağlayıcı müeyyideleri karşısında aslında en iyi avukat değil, alanında uzmanlaşmış bir adana ceza avukatı ile birlikte çalışmanın daha doğru olduğu kanaatindeyiz.

Ceza yargılaması; suçun işlenmesi. suçun failinin kim olduğu. failin ceza sorumluluğu var ise, cezasının türü ve miktarının belirlenmesi amacıyla yapılan bir dizi faaliyetten oluşmaktadır. Ceza yargılamasında temel amaç suç işlenerek bozulmuş olan sosyal barış yeniden sağlanmasıdır.

Her ne pahasına olursa olsun faili cezalandırmak değil sanığın haklarına saygılı biçimde maddi gerçeğe ulaşmak, sanığın ıslahını ve topluma kazandırılmasını sağlamak ve sosyal düzeni yeniden sağlamaktır.

Nitekim Anayasamızın 38. Maddesine göre, “Hiç kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez…”

Adana Ceza Avukatı Ceza Yargılamasına ilişkin olarak;

  1. Adana Ceza Avukatı olarak davanın her aşamasında müşteki ve sanık vekilliği.
  2. Sulh, Asliye ve Ağır Ceza mahkemelerinde sanık ve müdahil vekilliği.
  3. Suç duyurusunda bulunulması.
  4. Cumhuriyet Savcılığı hazırlık soruşturması sırasında takip edilmesi.
  5. Sabıka kayıtlarının silinmesi talepleri.
  6. Ve Kanunlarla düzenlenen cezai yaptırımlar için dava takibi yapar.

Ceza yargılamasında;

  1. Şüpheli/sanığın tutuksuz yargılanabilmesinin sağlanması.
  2. Savunmasının planlanması.
  3. Savunma stratejisinin belirlenmesi ve savunma temelinin sağlam oluşturulabilmesi.
  4. Toplanan delillerin incelenmesi,
  5. Yüklenen suç ile ilgili delilerin sağlanabilmesi.
  6. Aleyhe olan deliller kadar lehe olan delillerin toplanması.
  7. Duruşmalarda sözlü savunmanın belirleyici rolünün bulunması. gibi hususlar göz önünde tutulduğunda bir ceza avukatının değerlendirmesinin ve hukuki yardımının hayati öneminin olduğunu belirtmek gerekir.

Adana ceza avukatı ücreti ise, her olayın somut şartlarına ve verilmesi gereken emeğin niteliğine göre belirlenmektedir.

Büken Hukuk & Danışmanlık Bürosu, TCK ve diğer ilgili kanunlarda düzenlenen suçların soruşturma aşamasından infaz aşamasına kadar tüm işlemlerine ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Boşanmada Fiziksel Şiddet Görenin Tazminat Talebi

Bylock, Mor Beyin ve CG-NAT Kayıtları

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2018/187 E, 2018/1462 K sayılı ve 27.03.2018 tarihli kararı ile Mor Beyin CGNAT kayıtlarıyla FETÖ/PDY ByLock kullanımının tespitinde, sadece Bylock sunucusuna bağlantı yaptığının tespit edilmesinin yeterli olmadığı, CG-NAT kayıtlarının yanısıra girdiğinin ve bu sistemi kullandığının, User-ID, şifre ve grup elemanlarını içerir ByLock tespit değerlendirme tutanağı da ile de ortaya konması gerektiğine karar vermiştir. Kararda sanığın programın sunucularına bylock mor beyin vb tuzak yöntemlerle yönlendirilmiş olabileceği sonucuna da ulaşılabileceğinin altı çizilmiştir.

YARGITAY

16. CEZA DAİRESİ

Esas Numarası: 2018/187

Karar Numarası: 2018/1462

Karar Tarihi: 27.03.2018

SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇUNDA BYLOCK PROGRAMININ İNDİRİLMESİ Ancak Operatör Kayıtları ve User Id Eşleştirmesi Doğru Yapılabilen Kişilerin Gerçek Bylock Kullanıcısı Oldukları – Kişinin Örgütsel Gizliliği Sağlamak ve Haberleşmek Amacıyla Bylock Sistemine Girdiğinin ve Bu Sistemi Kullandığının, User Id, Şifre ve Grup Elemanlarını İçerir Bylock Tespit Değerlendirme Tutanağı ve Cgnat Kayıtlarını İçeren Belgeler İle Kesin Olarak Kanıtlanması Gerekir

OPERATÖR KAYITLARI VE USER ID EŞLEŞTİRMESİ DOĞRU YAPILABİLEN KİŞİLERİN GERÇEK BYLOCK KULLANICISI OLDUKLARININ KABULÜ GEREKİR Bylock Kullanıcılarının Tespitleri Açısından Operatörler Tarafından Tutulan Cgnat (His) Kayıtları Bir Çeşit Üst Veridir – Cgnat Kayıtları Özet Veriler Olması Nedeniyle Bir İz ve Emare Niteliğinde Olduğundan Tek Başına Kişinin Gerçek Bylock Kullanıcısı Olduğunu Göstermez – Kişiler İradeleri Dışında Bylock Sunucularına Yönlendirilmiş Olabilirler

Özeti: Operatör kayıtları ve User-ID eşleştirmesi doğru yapılabilen kişilerin gerçek ByLock kullanıcısı olduklarının kabulü gerekeceğinden, kişinin örgütsel gizliliği sağlamak ve haberleşmek amacıyla ByLock sistemine girdiğinin ve bu sistemi kullandığının, User-ID, şifre ve grup elemanlarını içerir ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtlarını içeren belgeler ile kesin olarak kanıtlanması zorunludur. Erzincan İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeye dayanılarak, ByLock kullanıcısı olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilen sanığın kimlik bilgilerinin istinaf aşamasından sonra Erzincan İl Emniyet Müdürlüğünün “mor beyin”  listesinde yer aldığının bildirilmiş olması karışışında hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;

Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine güre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi,

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere; ByLock iletişim sistemi FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgülünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacaktır.

ByLock uygulaması programını indirmek, mesajlaşmak/haberleşmek için yeterli değildir. Öncelikle kayıt esnasında kullanıcının bir kullanıcı adıyla parola üretmesi, mesajlaşma için ise kayıt olan kullanıcılara sistem tarafından otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik) numarasının bilinmesi ve karşı tarafça onaylanması gerekmektedir.  Karşılıklı ekleme olmaksızın iletişime geçme imkanı bulunmamaktadır.

ByLock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle gerçekleştirildiği ve içeriğinin ne olduğu tespit edilebilmektedir. Bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlanıldığının belirlenmesi. kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterlidir. Haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve içeriğinin ne olduğunun saptanması ise kişinin örgüt içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgilerdir.

ByLock kullanıcı tespitleri ByLock sunucusunda kayıtlı IP adresleri üzerinden tespit edilebilmektedir. ByLock sunucusunda kaydı olan kullanıcıların User-ID(Kullanıcı No) tespiti yapılabilmekte ve mesaj içeriklerinin çözümü gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle ByLock tespit değerlendirme tutanağında yer alan User-ID(Kullanıcı No), şifre ve gruba kayıtlı kişilerin tespiti bu kişilerin birbirleriyle olan ilişki ve irtibatlarının ortaya konulması sanığın hukuki durumunun belirlenmesi bakımından önemlidir.

ByLock kullanıcılarının tespitleri açısından operatörler tarafından tutulan CGNAT (HIS) kayıtları bir çeşit üst veridir. CGNAT kayıtları özet veriler olması nedeniyle bir iz ve emare niteliğinde olduğundan tek başına kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğunu göstermez. Kişiler iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirilmiş olabilirler.

Nitekim Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen ve BTK tarafından yapılan teknik çalışmalar sonucunda iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirildikleri saptanan 11.480 kişinin tamamının CGNAT kayıtlarının olduğu ve tespit edilen CGNAT kayıtlarına göre ByLock uygulamasının IP’lerine bağlantıya yönlendirildikleri belirtilmektedir.

Kişinin User-ID ve şifrelerinin belirlenememesi ve fakat CGNAT kayıtlarıylaByLock sunucusuna bağlantı yaptığının tespit edilmesi halinde, kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğu ancak henüz User-ID ve şifresinin tespit edilemediği anlaşılabileceği gibi; ByLock sunucularına tuzak yöntemlerle (mor beyin vb.) yönlendirilmiş olabileceği sonucuna da ulaşılabilir.

Bu nedenle ancak operatör kayıtları ve User-ID eşleştirmesi doğru yapılabilen kişilerin gerçek ByLock kullanıcısı olduklarının kabulü gerekeceğinden, kişinin örgütsel gizliliği sağlamak ve haberleşmek amacıyla ByLock sistemine girdiğinin ve bu sistemi kullandığının, User-ID, şifre ve grup elemanlarını içerir ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtlarını içeren belgeler ile kesin olarak kanıtlanması zorunludur.

Somut olayda; Erzincan İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 21.06.2017 tarihli belgeye dayanılarak, ByLock kullanıcısı olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilen sanığın kimlik bilgilerinin istinaf aşamasından sonra Erzincan İl Emniyet Müdürlüğünün 28.12.2017 tarihli “mor beyin” listesinde yer aldığının bildirilmiş olması karışışında hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 27.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz.